:)

Yılın bu zamanını seviyorum. Hediye paketlerini. Kar manzaralı kartpostalları. Süslenmiş çam ağaçlarını. İçinde Noel Baba olan filmleri. Eldeğmemiş sayfalarıyla insana güzel birşeyler olacağı hissi veren takvimleri. Umutları. Başlangıçları. Yeniden başlangıçları. Hep aynı demeden. Sadece farklı olmasını istemekle bile farklı olan yılın bu zamanını seviyorum.

Bu haftayı güzel dileklerimize ayırıyorum :) Herkes kendisinden sonra gelecek olan için cıvıl cıvıl , güzel, ilginç bir dilek tutsun :)

Eeee bayram da bitti.

Neyse canım önümüz yılbaşı :)

Ne çabuk geçti bu yıl da yine di mi? Yaşlanıyoruz valla. Ho ho ho...

Herkese günaydın.
  • Pazartesi, Aralık 24, 2007
  • 1 Yorum

İyi ki Doğdun Beriş...



Valla başka gün olsa hayatta bu şarkı benim bloğuma giremezdi. Başka birşey dememe gerek var mı bilmem :)

İyi ki doğdun canım arkadaşım.

Nice güzel yıllara.

Hadi hadi hadiiiiii....

...



Get this widget Track details eSnips Social DNA


Can'ım bu fotoğraf ve bu şarkı bugün senin için. Ben yazacak birşey bulamazken kendi kendilerine geldiler sanki. Fotoğraf ararken kırmızı uçak beni cezbetti. Uygun bir şarkı ararken Nightwish çıktı karşıma. Biz de birlikte bu kırmızı uçakta düşlerine seyahat eden karışık ruhlar değil miyiz sanki...
  • Perşembe, Aralık 13, 2007
  • 2 Yorum

İyi niyetli olmak iyilik yapmak anlamına gelmiyor...

Şal La Lal La La

Aman Tanrım, gerçekten de oymuş! Yıllar yıllar önce, amcamın kızının bulup bana dinlettiği bir şarkıydı bu. Ama Clint Eastwood'un söylediğine inanamamıştık. Tabi henüz Clint Eastwood kovboydu o zamanlar. Geçen gün tv deki bir programda hemen hemen bütün filmlerinin müziklerini onun yaptığını öğrendiğimde çok şaşırdım. Şimdi, şu sinirimi geçirecek keyifli bir şarkı ararken aklıma geldi . Ve buldum.

Golakcım kulakların çınlasın.

Get this widget Track details eSnips Social DNA

Öf

Şu Bilgiç'in burnu beni deli edecek. Bir hafta sağlıklı dursa bari. Tam düzeliyor , iki gün damla damlatmıyorum, derken yeniden tıkanıyor. Sabah sabah çileden çıktım yine. AAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA....

Bağırmak biraz iyi geldi.

Herkese günaydın. Açık burunlu bir haftaya açılsın sabahımız :)

(Biraz kişisel bir dilek oldu ama , valla dayanılır gibi değil.)
  • Pazartesi, Aralık 10, 2007
  • 6 Yorum



















Yağmur, bulut,rüzgâr, soğuk üşütmesin diye, içimizi sımsıcak yapan şeylerden küçük bir demet hazırladım sizlere...

Güneşimiz olsun gönlümüzde...

5N

Yarın nerede olacaksın?



Yarın ne yapacaksın?



Bunca zamandır yapamadıklarını yarın nasıl yapacaksın?



Yarın ne zaman gelecek?



Neden yarını beklemek zorundasın?
  • Perşembe, Aralık 06, 2007
  • 9 Yorum

Komedya

"Bilmem ki bu garip gülümsemeden
Ben ne kastederim, sen ne anlarsın..."
Orhan Seyfi Orhon

Hayat yanlış anlamalar ve yanlış anlaşılmalar komedisi sanki. Soruları soranların kendi cevapları var, sen ne dersen de birşey fark etmiyor.
  • Perşembe, Aralık 06, 2007
  • 0 Yorum

Boş Sayfa

Sadece yazmak istersin. Sanki birşeyler çırpınıyordur kafanın içinden dışarı çıkmak için. Sanki bir başlasan sonu gelmeyecektir kelimelerin. Sanki varlığının amacı budur.

Ama bütün kelimeler kaçıverirken ellerinden bir türlü başlayamazsın. Kelimeler mi kaçıyordur gerçekten, yoksa sen mi beğenip alamıyorsundur birisini. Yasak kelimeler vardır. İmkânsız kelimeler. Yanlış anlaşılabilecekler. Yazdıktan sonra hemen sildiğin. İddialı kelimeler. Sönük kelimeler. Boş kelimeler. Sen dolduramadıktan sonra. Geriye pek birşey kalmaz elinde.


Açıklayı Not: Günaydın, iyi günler,çaylar kahveler muhabbetlerimden ben bile sıkıldım. Yazı yazmak istiyorum artık. Nokta.

-

(Soundtrack) ABC's...
Uzun zamandır bu şarkı aklımdaydı. Grey's Anatomy nin tanıtım kısmında çalıyordu. Çok beğeniyordum. Nihayet buldum hangi şarkı olduğunu :D (Inara George - Fools In Love) Gerçi en güzel yeri de benim duyduğum giriş kısmıymış ama olsun .

  • Pazartesi, Aralık 03, 2007
  • 4 Yorum


Şimdi indi ocaktan. Sıcak sıcak isteyen var mı :)





Günaydın. Işıl ışıl, harika sürprizlerle dolu bir haftaya açılsın sabahımız.
  • Pazartesi, Aralık 03, 2007
  • 6 Yorum



Önce hoşlanmadım . Bu kablo böyle mutfağımın duvarının ortasından mı geçecek, yere insin dedim. Sonra bir anda mandallarım aklıma geldi :)

Deniz




Nihayet bir kaç fotoğraf çekmeye fırsat bulabildim :)

Günaydın :) Bugün yaşasın cuma. Cıvıl cıvıl bir güne açılsın sabahımız.

Koş Lola Koş :)

Tamam paniğe gerek yok.

Saat ona geliyor. Onbirde öğle yemeği hazır olmalı ki servise yetişelim. Sürekli öksürüp burnu tıkanan küçük oğluşumu okula bırakmalıyım. Okul açıldığından beri henüz tezgâhın üzerindeki şurup şişeleri kalkamadı bir türlü. Sonra dönüp pazara uğramalıyım. 30 çocuğa elma alıp oradan tuzlu pasta bulabileceğim bir pastane keşfedip onları da yüklendikten sonra yeniden okula dönmeliyim. Artık elmaları nasıl yıkarım da veririm orası meçhul. Sonra yeniden pazar. Alış veriş. Saat üçteki vasıtayla eve dönüş. Yarım saat sonra tekrar çıkıp oğlanı okuldan almaya gidiş.

Bu arada sağ kulağım tıkalı. İtinayla öksürüyorum.

Tamam tamam paniğe gerek yok.
  • Çarşamba, Kasım 28, 2007
  • 7 Yorum

><


Harika bir yağmur yağıyor dışarda. Penceremin önünde keyif yapıyorum .
Herkese günaydın.

Yürüyüş

Uzun bir süredir sabah erkenden kalkıp yarım saat yürümek istiyordum. Dün gece yatarken saati biraz daha erkene mi kursam diye düşündüm. Sonra neyse dedim, uyanabilirsem yürürüm. Uyanabildim işin enteresan tarafı. Hemen müziğimi alıp dışarı çıktım. Küçük bir yürüyüş parkuru var sitenin bahçesinde. Bir tarafta gün doğumunun pembe sarı renkleri. Diğer tarafta pırıl pırıl bir aydede. İnsanı zinde yapan bir hava. Kulağımda güzel şarkılar. Gülümseyerek eve döndüm. Keşke her sabah yapabilsem böyle.

Herkese günaydın. Huzurlu , sağlıklı, mutlu, nefis bir haftaya açılsın sabahımız.
  • Pazartesi, Kasım 26, 2007
  • 6 Yorum


İKİ KERE İKİYİ
TÜRLÜ TÜRLÜ BİLGİYİ
ÖĞRENDİĞİM HERŞEYİ
ÖĞRETENE SAYGILAR...
  • Cumartesi, Kasım 24, 2007
  • 2 Yorum



Geçenlerde kendisine şarkı koymadığımı söyleyen bi arkadaşımız vardı :) Bu senin için olsun Katre :)

Günaydın herkese. Pek kimsenin sesini duyduğum da yok ya hadi neyse.
  • Perşembe, Kasım 22, 2007
  • 3 Yorum

Hayat çok mu üzerine üzerine geliyor? Hiç ummadığın yerlerden bile darbe mi alıyorsun? Sızlanıp durarak çözülebilen birşey yok.



Sen de onu sinirlendir. Kalk dikil karşısına en umursamaz tavrınla.



Acımadı kiiiii. Acımadı kiiiii....


Paylaşım :)

Efendim bugün mutfaktaki deneyimlerimden sizi biraz faydalandırayım istedim. Bir değil iki değil tam üç tiyo veriyorum şimdi. Dikkatle okuyun :)

Buzluğa buzdolabı poşetiyle kıyma, domates gibi birşeyler koyarken üzerini bastırarak tüm poşete yayarsanız çıkarttığınızda açılması kısa sürer. Üstelik buz dolabında da daha az yer kaplar.

Çorbaları ısıtırken çırpma teliyle karıştırırsanız ilk piştiği zamanki homojen yapısını alır. (Ay mühendisin mutfak tarifi de böyle olur :)

Vee son olarak da dibi tutmuş çelik tencerelerinin içine çamaşır deterjanı koyup kaynatırsanız (tabi su da koyuyoruz di mi:) dibindeki hiç çıkmayacakmış gibi gözüken kömürleşmiş kısım çözülerek ayrılır. (Yok canım sürekli tencere yaktığımı da nereden çıkarttınız?)

Dur dur bir tane daha aklıma geldi. Onu da paylaşayım. Körleşen bıçaklarınızı porselen tabaklarınızın tabanına sürterseniz yeniden kesmeye başladıklarını görürsünüz... (Tabanına mı nasıl sürteceksin? Önce ters çevirmeyi denesen mesela:)

Eh daha nasıl hizmet vereyim bilmem.

Herkese günaydın.

Şöyle kıpır kıpır yerinde duramayan bir haftaya açılsın sabahımız.

Not: Şöyle kıpır kıpır bir şarkı bulamadım bir türlü. Bu sefer de siz bulun bir şarkı canım, insan hergün de beni uğraştırmaz ki bu kadar :)
  • Pazartesi, Kasım 19, 2007
  • 0 Yorum



Doğum günün kutlu olsun Aylin :)

İyi ki doğdun.
  • Cumartesi, Kasım 17, 2007
  • 3 Yorum



İyi ki doğdun Can.

Cat on a Hot Tin Roof


Margaret "Maggie" Pollitt: You know what I feel like? I feel all the time like a cat on a hot tin roof.
Brick Pollitt: Then jump off the roof, Maggie. Jump off it. Cats jump off roofs and land uninjured. Do it. Jump.
Margaret "Maggie" Pollitt: Jump where? Into what?

Brick Pollitt: What is the victory of a cat on a hot tin roof?
Margaret "Maggie" Pollitt: Just staying on it I guess, long as she can.

Yine keyifle seyrettik bu filmi geçen akşam. Yine çok güzeldi.

-Kızgın damdaki kedinin zaferi ne olabilir ki?
-Sadece durabildiği kadar orada durabilmek sanırım.
  • Perşembe, Kasım 15, 2007
  • 2 Yorum


Canım dayıcığım, seninle sabahlara kadar yaptığımız sohbetleri özledim en çok sanırım. Daha anlatacaklarım vardı sana, sonra konuşuruz demiştik. Yarım kalanların sızısı herşeyden kötü. Hem afacanlarımı görmeden gitmemen gerekiyordu bence.

İyi ki doğdun. İyi ki benim dayım oldun.

Bak senin için çalıyorum bu türküyü.

Seni çok seviyorum.

Get this widget Track details eSnips Social DNA
  • Çarşamba, Kasım 14, 2007
  • 2 Yorum

Dün Gece

Dışarıda rüzgârın önünde hiçbir şey duramıyordu. İçerde ben ayaklarımı uzatmış örgü örüyordum. Vazoda rengârenk çiçeklerim. Başucumda sıcak çayım. Yanımda sevdiklerim. Çocuklarımın odalarından gelen sesleri TV nin sesini bastırıyordu. Ekranda insanlar savaşıyordu, ölüyordu. Fırtınadan kayıklar batıyordu. Kimileri yaşlanmamak için servetler döküyor, kimileri çocukluklarını yaşayamıyordu. Dışarda rüzgârın önünde hiçbir şey duramıyordu.

#

Dışarıdan uğultusu gelirken canım rüzârlı bir şarkı dinlemek istedi :)

Wild Is The Wind.m...


Günaydın. Nefis bir haftaya açılsın sabahımız...
  • Pazartesi, Kasım 12, 2007
  • 3 Yorum

Açıklama :)

Dün gece keyifle FB maçını seyrettik. Maçın 2-0 bitmesinin sebebi itiraf ediyorum benim. Oysa daha çok gol atılabilirdi. Gelgelelim bizim oğlanlar uyuyakaldı. Onun için.

Anlamaz anlamaz bakmayın öyle. Bazı batıl inançlarım vardır benim. Gol atıldığında ne yapıyorsam onu yapmaya devam ederim genelde. Ama dün gece, bir türlü yataklarına yatmayıp konuştukları için odalarına gidip tam çocuklara kızarken- pardon canım nazikçe onları yatırırken:)- gol attık. Geri döndüğümde, ama şimdi bütün gece çocuklara kızmam mı gerekiyor diye söylendim. Birazdan bizimkilerin sesi yeniden yükseldiğinde yine içeriye gittim, derken Can "Gool" diye bağırdı. Ben de ona "Hadi ordan, bu numarayı yemesler" diye cevap veriyordum ki, aaa, Can gülerek bana golü gösteriyor. Şimdi söyleyin bakalım haksız mıyım. Çocuklar uyumasaydı daha çoook gol atardık biz ama, üzgünüm, napalım :)

Yine güneşli ve pırıl pırıl bir sabah. Aylincim valla doğru söylüyorum :D

Herkese günaydın :)
  • Perşembe, Kasım 08, 2007
  • 7 Yorum

~

Güneş bulutların arasından arasıra yüzünü gösteriyor. Pırıl pırıl bir sabah.

Herkese günaydın...

Not: Bloğun sahibi devamsızlık yaparsa devamsızlara diyecek bi sözü bulamaz şimdi di mi? Di. Onun için bu seferlik affettim :)


Foo Fighters - The...
  • Çarşamba, Kasım 07, 2007
  • 3 Yorum

##

Aylincim, özel isteğin üzerine şarkıyı senin için değiştiriyorum.

Bu yağdı yağacak yaşasın cuma gününde, biraz hüzünlü oldu ama, napalım.

Yok yok kanalınızın ayarlarıyla oynamayınız, bu şarkı gerçekten bu blogdan gelmekte :)

Herkese günaydın.

Not: Aşağıdaki yoklama için akşama kadar süreniz var ona göre :)


Get this widget | Track details | eSnips Social DNA

!

Uzun zamandır yoklama yapmıyorum. Dur bir bakayım bloğa devam durumu ne alemde:)

Sağdan say...

İsraf

Ben eskisi gibi uzuun yıllar kullanabilmek istiyorum eşyalarımı.

Cep telefonumu sırf pili bittiği için yenilemek zorunda kalmayayım. Ya da tost makinamın bozulan teflon tabanlarının yenisi olmadığı için bana yeni ürün alırsanız %15 indirimli verebiliriz şeklinde teklif gelmesin. En sevdiğim saatim kayışı kopunca ona uyan bir kayış bulamadığım için çekmecemde kalmasın.

Dünyanın kaynakları bu kadar boşa harcanmasın...

:-)


Sabahın bu saatlerinde oturma odasına dolan gün ışığına bayılıyorum :)

Herkese günaydın.

Işıl ışıl bir güne açılsın sabahımız...
  • Çarşamba, Ekim 17, 2007
  • 4 Yorum

:D


Çok seviliyorum biliyorum ama doğum günüm diye bayram yapılmasına gerek de yoktu canım :) Şeker meker alıp bayram hazırlığı yapmaya gidenler bana da hediye bakmayı unutmasınlar sakın :D
Şimdi yaşımı karıştırmanın bir alemi var mı, tı tı tı...
"29"
Bundan sonra 29 olmaya karar verdim. Hep öyle kalıcam. Keyif benim değil mi ?
Herkese iyi bayramlar.
İyi ki doğdum :D Yani, yarın doğucam iyi ki :)

Ring

Konuşmak suç
Susmak suç
Gülmek suç
Ağlamak suç
Yaklaşmak suç
Uzaklaşmak suç
Açmak suç
Kapamak suç


Köşeye sıkıştırmak diye buna derim ben.

¨¨

Ayşe Teyze, söylesene

Ruhumdaki hüzünleri beni yıpratmadan çıkartacak bir deterjan var mı çantanın içinde?

Çok Faydalı Bilgiler :)


Bugün yazacağım konuyu biliyorum : Hediye kabul etme sanatı.

Bu çoğu insanca bilinmeyen bir sanattır. Netekim, binbir özenle seçtiğiniz hediyeyi karşınızdakine verirken "Ne gerek vardı?" gibi bir cümleyi duyduğunuzda anlarsınız karşınızdakinin bu sanattan haberi olmadığını.

Aslında çok basittir hediye kabul etmek. Hediyeyi alır ve "Teşekkür ederim" dersiniz. Öyle "Zahmet etmişsin", "Hiç gerek yoktu" gibi manasız cümleler sarfetmezsiniz. Ardından da hediye paketini açar, içinden çıkana bakar. Nazik bir iki söz söylersiniz. Hele de gerçekten beğendiğiniz bir şeyse bunu güzelce belirtirsiniz. Evet efendim, hediye paketi açmak görgüsüz bir davranış değildir, aksine açmadan paketi bir kenara koymak öyledir. Bu , aldığın hediye benim için hiç önemli değil mesajı verir. Ama diyelim ki o sırada açamadınız, daha sonra açtığınızda muhakkak ama muhakkak hediye vereni arayıp tekrar teşekkür etmelisiniz ki o da aldığı hediyenin tarafınızdan beğenildiğini bilsin.

Bir de komşulardan gönderilen yemekler falan olur ya. İşte onlarda da yemeği yedikten sonra beğendiğinizi belirtmek için aramak nazik bir davranıştır. Hele ki gönderen kişi kendisi gelmemiş de birisiyle yollamışsa (He canım, çocuğun eline vermiş yollamış işte kadıncağız) muhakkak aramak gerekir.

İşte böyle arkadaşlar. Bakın yine memlekete çok faydalı bir post yazdım :)

Ha, unutmadan. Hediye verirken de "Sana layık değil ama" gibi saçma sapan bir cümle kullanmayın sakın. Layık değilse niye aldın kardeşim, tı tı tı...

Günaydın.

Verilen hediyelerin hepsini görebildiğimiz bir güne açılsın sabahımız...
  • Çarşamba, Ekim 03, 2007
  • 4 Yorum

~

Yok yok durum o kadar kötü değil canım diyerek bu sabah yazacak birşeyler bulmaya karar verdim.

Meselâ en son gittiğim filmden söz edebilirdim. Ailece gittiğimiz köpek balıkları ve filler üzerine üç boyutlu bir film olduğunu hatırlayınca bundan vazgeçtim. Ondan önce Can'la gittiğimiz bir film vardı ama onu da hatırlayamadım bir türlü.

En son okuduğum kitaptan söz edebilirdim. Eeee, çocukluk kitaplarımı çıkartınca onların dayanılmaz cazibesine kapıldıydım. En son okuduğum kitap da Enid Blyton'un "Afacan İkizlerin Yeni Planları" oldu bu durumda. Geçiniz.

En son çocukları parka götürdüydük.

En son domateslerle uğraştıydım.

En son ütüm bozulduydu da bir daha filipis marka bir şeyim bozulduğunda servise vermek yerine atmanın daha iyi bir fikir olduğunu anladıydım.

Eeeee...

Tamam bu konuları kapatalım en iyisi.

Yarın. Yarın birşeyler bulacağıma eminim ...



Siz şimdilik müzikle idare ediverin :)

Have a Nice Day....

Not :Müzik susturulamadığı için kaldırılmıştır :)

Cevapsız

Yazacaklarımın hepsi bitti mi acaba gerçekten? Yazıyormuş gibi yapmaktan öteye geçemiyor muyum? Kendini tekerrürden ibaret mi hayat? Konuşmalar aynı, hareketler aynı.

Bakıp duruyorum boş sayfaya. Bir ay daha bitmiş. Bir yenisi başlamış. Bir hafta bitmiş. Bir yenisi başlamış. Bir insan bitince ne oluyor acaba? Bir yenisi mi başlıyor aynı bedende? Hiç sanmam. Biz bitirip sürüklüyoruz kendimizi.

Amaan. Boş ver bunları.

Günaydın. Güzel bir haftaya açılsın sabahınız...

Bir


Pentagram- Bir

Haydi uyanın bakalım :)

Herkese günaydın. Nefis bir güne açılsın sabahımız ...

:)


Domateslerle haşır neşir bir haftasonundan sonra etrafı bu şekilde görüyorum artık :)

Herkese günaydın. Huzurlu, güzel bir haftaya açılsın sabahımız.

Not: Ben anlamıştım zaten "stereogram "ın normal bir resim olmadığını. Meğer "şaşı bak şaşır"mış. Hemen domateslere şaşı baktım. Ne bileyim ben domates derken sayfama başka bir şey koymuşumdur falan. Netekim koymuşum. Ama güzel birşey koymuşum. Bakalım domateslerin ardında ne olduğunu bulabilen olacak mı?
  • Pazartesi, Eylül 24, 2007
  • 8 Yorum

Da Daaammm :D

Ha ha ha, çok karamsar bir yazı kalmış burada son olarak :) Oysa bir açıklama yazım vardı ama koşuşturmalarda unuttum onu koymayı. Gelip yorum yazan herkese teşekkür ediyorum :) Yok öyle bunalım falan değilim. Bunalacak zamanım bile yok :D

Efendim, uzun zamandır Katre'nin denizini kıskanıyordum. Biz de , şöyle deniz kıyısında küçük bir kasabaya yerleşelim dedik :) Ama tabi, küçük bir kasabaya yerleşince, çocukların okul sorunu büyük oluyormuş. Bir yandan kolileri açıp yerleşmeye çalışıp, bir yandan okul yollarında gidip gelmek derken, sürekli bir hareket halindeyim. Henüz deniz kıyısında oturup keyif yapmak nasip olmadı :D

Şimdi işlerimin başına dönüyorum.

Herkese günaydın, ışıl ışıl , gülümseyen bir güne açılsın sabahınız.

(Aylin canım, bir telefon ettin, adsl açıldı, korktular senden valla:)

...

Ne anlamsız geliyor eski sinirlenmeler.

Sıkıntılar. Üzüntüler.

Gelgelelim insan devam ediyor yenilerini üretmeye,

Bile bile...

?

İp ince
Sap sarı
Fındık kabuğuna girer
Kale kapısından geçmez...
  • Pazartesi, Ağustos 27, 2007
  • 9 Yorum

File (Yok fayl değil, file canım, pazar filesi :)






"Alışverişe çantasız gitme!"







Ben en çok bir file bulup da almak istiyorum. Bir de eskiden deri cüzdan görüntüsünde çantalar vardı. Fermuarını açınca bir anda koskocaman kumaş çanta haline dönüşüyorlardı. Onlardan bulursam üzerine atlayacağım hemen.

#

Hadi hadi, pazartesi sendromu geçti artık. Herkes işinin başına :)

Canı çok sıkılanlar, gizlice bir aynanın karşısına geçip kendilerine gülümsesinler :)

İçimizdeki ışıltı hiç sönmesin.

Amiin :)

Not: Müziği değiştirecektim ama çok hoşuma gitti dinlemek :) Biraz daha böyle devam etsin bakalım .

Not2: Herkesin çayı servis edildi. Hayır efendim, bayatlamadı o çaylar, taze demledim ben :)

Not3: Yok öyle bir not. Yazacaklarım bitti ama yazı yazmak fiili hoşuma gittiği için devam ediyorum öyle ben. Siz bana bakmayın, işinize devam edin anacım. Havalar da sıcak zaten. Ter boşanıyor insanın üstünden. Çocuklar hayvan kutusunu çıkartmamızı istiyorlar. Odada adım atacak yer yok . Ama çok güzel bir oyun kuracaklarmış. Annemle iki senedir ilerletemediğim yapbozun (daha doğrusu yapbozmanın) neredeyse yarısına ulaşmış bulunuyormuşuz. Ooo saat onbire geliyormuş. İşlerim varmış benim. Gidiyormuşum. Falan filan...

Keyif


Yemekten sonra, şöyle bir çay keyfi harika gidiyor gerçekten de .



Tamam canım, ben hazırlığımı yaptım , isteyene çay servisimiz mevcuttur :)
  • Çarşamba, Ağustos 15, 2007
  • 11 Yorum

:)


İyi ki doğdun Any.

İyi ki o gün tatlı yemeğe gitmişiz birlikte. İyi ki kalmışız sosyolojiden bütünlemeye :)

İyi ki benim arkadaşımsın.

Seni seviyorum.

06 - The Red Hot C...

""


Bu sıcaklarda ne güzel olurdu şimdi kendini denize atmak. Düşünmesi bile güzel :)
  • Perşembe, Ağustos 09, 2007
  • 6 Yorum



Doğru dürüst boya yapamayan kuaförlere rest çeken annemin saçlarının son hali :)
  • Çarşamba, Ağustos 08, 2007
  • 8 Yorum