Gülümse

Bugün Yaşasın Cuma :)

Günaydınları alalım. Hatta sırf günaydın olmasın, herkes kendisinden sonra gelene güzel bir dilekte bulunsun...

GÜNAYDINNNNNN.

Cıvıl cıvıl, harika bir güne açılsın sabahımız...

...

"Geldiği yer ,gitmek istediği yer değildi ,yolları karıştırmıştı zahir,
yaşamak istediği yerle olduğu yer aynı değildi,denklemleri tutmamıştı hayata dair,
olmak istediği insanla, olduğu insan aynı değildi ,olasılıkları tutmamıştı kendine dair,
düşüncelerinin değişmesi kendi hızında değildi,ket vuramadığı zaman bile yavaş gelmişti düşüncelerine ...
Dışındaki dünyadan uzak ,dışındaki dünyayla içiçe ,uzak diyarların hayallerini kurup ,kendi düzeninde ağlar dururdu...

yaşlanmak böyle bir şeyse eğer ben bu oyunda yokum..."

any

Not: Any'ciğim, yorumlarda saklı kalmasına gönlüm el vermedi, gün yününe çıkartıyorum yazını. Seni seviyorum. Hep yaz böyle...
  • Çarşamba, Mayıs 27, 2009
  • 2 Yorum

Yeni Durumlar

Metehan'ın "Ovaya kelimesi adın e durumundadır di mi anne?" sorusuyla kafamda bir "Ha????" oluştu. Çok tanıdık birşey ama ne ki o? Sonra bir "Haaaaaa" daha oluştu. "İsmin e hali"nden bahsediyormuş oğluşum .

Kuşaklar arası farkı şimdiden hissetmeye başladım :D

Konuyla Alâkasız Not1: Bugünlerde bloglara girdikten sonra sayfa kapanıyor hemen. Herkeste böyle mi benim Can'ım bilgisayarı yeniden kurarken mi oldu bu. Strese girdim valla her blog açtığımda dang sesi gelecek diye bekliyorum.

Konuyla Alâkasız Not 2: Gamzecim canım, ben asimptotları öğrendim, güzel güzel grafik sorularını çözüyorum :D
  • Çarşamba, Mayıs 27, 2009
  • 4 Yorum

Oradan Buradan Falan Filan...

*Okuma bayramına onbeş gün kaldı, dans gösterimiz umarım güzel olur. Topu topu beş dakikalık bir gösteri için bayağı uğraştım valla. Allah anasınıfı öğretmenlerine yardım etsin.

*Bahçe sürüldü ekilecek. Bu sene alan daha da büyüdü. Ot yolma zamanlarım başlıyor çok yakında.

*Okulların tatil olmasına az kaldı. Sevinsem mi bilmiyorum gerçi. İki hayduta oyalanacak birşeyler bulmazsam mahvederler beni.

*Kilo vermek lâzım, lâzım da ben hâlâ havaya giremedim. Yürüyüşlere başlıyorum kıyısından köşesinden.

* Yaptığım puzzle bitti , kendimi boşlukta hissediyorum, puzzle almış, yapamamış arkadaşlar varsa bir köşede beklemesin onları. Yollayın bana, yaparım ben :)

* Çocuklara mandolin çalmayı öğretmeye karar verdim. Özlemişim mandolini. Ama Bilgehan'a nasıl öğreteceğim ben şimdi. Adam solak. Telleri mi tersten taksam, çalmayı mı tersten öğretsem.

*Eşek maskesi arıyorum. Ay kendi işim yetmiyor başkalarına da el atıyorum.

*Acaba doğumgünü partisi fikirleri diye bir blog açsam mı? (Biz şimdiden gelecek senenin partilerini kararlaştırdık :D ) Para kazanırmıyım ki :)

...

Günlerden pazartesidir. Esas kız öğlene kadar evde koşturduktan sonra çocuklar okula giderken dışarı çıkmıştır. Önce birkaç veli ile buluşup okuma bayramı gösterisi için kızlara kıyafet arayacaktır.(Erkek kıyafeti sorunu yoktur çünki tek erkek onun oğludur.) Sonrasında saçları kestirecek, hâlâ vakit bulursa pazara uğrayacaktır. Hatta arada markete bile gitmeyi planlamaktadır. Netekim azimli kahramanımız hepsini halletmiş evine ulaşmıştır. Şimdi silme, süpürme , ütüleme zamanıdır.

Bakmayın öyle, yok yazacak birşey işte.

İdare ediveriniz.
  • Pazartesi, Mayıs 25, 2009
  • 2 Yorum

Görülmemiş Bir Çiçek Açma

Haykırmak istiyordu
Daha fazla dayanamayacaktı
Sesini duyabilecek kimse yoktu orada
Kimse duymak istemiyordu.
Kendisi de korkuyordu sesinden
İçinde boğuyordu sesini.
Patlamak üzereydi susuşu.
Birden,
Havaya uçtu gövdesinin parçaları
Özenle, sessizce toplayacaktı bu parçaları,
Hepsini bir bir yerine yerleştirecekti
Delikleri kapamak için.
Ve rastgele bir gelincik, bir sarı zambak bulursa,onlarıda toplayacak,
Kendisinin bir parçasıymış gibi gövdesine yapıştıracaktı
Böyleydi,
Delik deşik,
Görülmemiş bir şekilde çiçek açıyordu işte.

Yannis Ritsos

Saygı

-Senin benim fikirlerime hiç saygın yok.
-Senin de benim fikrime saygın olmuyor bu durumda .
-Ben sana saygı duyduğum için günlerdir konuşuyorum .
-Hayır sen bana senin dediğini kabul etmem için baskı yapıyorsun.

Dört

He canım, bir gün bir gazetede okudum, gittim blog açtımgillerdenim ben de. Tam dört yıl, 1771 yazı olmuş. Dile kolay...

Bazı günler dev gibi hissettim, bazı günler karıncadan miniktim. Kimi zaman dünya kaçtı içime, kimi zaman ben kaçtım dünyadan.

Kimi zaman kocaman kahkahalar attım. Kimi zaman kocaman çığlıklar savurdum .

Kimi sabah uzun uzun baktım boş ekrana yazacak birşey bulamadan. Kimi sabah gülümseyerek uzun uzun anlattım.

Yazarak kendimi bulmak istedim. Anladım ki aramakla olmuyor o iş. Kendinsen kendinsin. Çok kurcalamaya gerek yok.

Yazacak nice güzel şeylerin bulunduğu, nice güzel yıllara sevgili günlüğüm.




Dido - Look No Further (New song)
-

Bencilce :)

Sabahın ilk saatlerinde kalkıp sabah keyfi yapayım ama sonradan hiç uykum gelmesin istiyorum.

Çocuklarım sürekli birbirlerine sataşmasınlar ben de basbas bağırmayayım istiyorum.

Çarşıdan aldığım bir kilo çilek bozulmadan yensin buzdolabında unutulmasın istiyorum.

Denizin suyu ne çok soğuk ne hamam gibi serin bir su olsun istiyorum.

Evim güneş alsın dışarıda hava mis gibiyken ben içerde hırkalarla oturmayayım istiyorum.

Koyduğum yerli yerinde dursun hep aynı şeyleri hep aynı yerlere yeniden yeniden koyarak evde dört dönmeyeyim istiyorum.

Enerjik olayım istiyorum.

Kendimi oyalayacak harika şeyler bulayım, yemek yemek aklıma bile gelmesin istiyorum.

Bonus zırttırı pırttırı bana mesaj atmasın ayrıca verdiği bonuslarımı geri almasın istiyorum.

Kızartma yaparken yağ patlamasın, her yer batmasın istiyorum.

Yaz gelsin tatile gideyim, tembel tembel vakit geçireyim istiyorum.

Güneşle hafif bronzlaşayım ama yüzüm yanmasın istiyorum.

E-postama hiç spam gelmesin, bir sürü abidik gubidik şeyle dolmasın istiyorum.

Saçlarım sümsük gibi durmasın ben de onları uzatayım istiyorum.

Ya da yüzüm bu kadar toparlanmasın onları kısacık kestireyim istiyorum.

:)

Şu google earth denilen şey harika birşey valla. Sınav giriş belgem ancak cuma günü elime geçebildi. Güya rahat bulurum diye İstanbul Anadolu yakası demiştim ama Sultanbeyli gibi biryerde çıkınca hayatımda hiç gitmediğim bir yer olduğundan kâğıda bakakaldım. Ama hemen google earth de okulun ismini aratınca nerede olduğunu anladık, sınav sabahı da elimizle koymuş gibi bulduk. Yoksa güzelim cumartesim İstanbul keyfi yapmak yerine yollarda okul aranarak geçecekti.
  • Pazartesi, Mayıs 11, 2009
  • 7 Yorum

ANNEM

Annelerin en güzeli,
Sensin, benim güzel annem.
Ilık esen bahar yeli,
Sensin, benim güzel annem.
Güneş yüzlü, altın kalpli,
Ağır başlı, tatlı dilli,
Meleklerin eşi sanki
Sensin, benim güzel annem.
Açan çiçek, çağlayan su,
Gülümseyen engin duygu,
Evimizin mutluluğu
Sensin, benim güzel annem.

H. Latif SARIYÜCE

Bütün annelerin anneler gününü şimdiden kutlamak istedim.

Anneciğim seni çoook seviyorum. Bak hangi şarkıyı koydum buraya :)

Benim Güzel Annem....Beste: Fethi Karamahmudoğlu

Aklıma Esti Birden

Düşünüyorum da, neden "Bir küçücük aslancık varmış" gibi travmatik bir şarkı sözü yazılmış? Hayır en başı çok güzel, müzik o kadar akılda kalıcı ki bunca yıl sonra hâlâ insanın diline dolanabiliyor. Ama aslancıkın babasından ne istemişler durup dururken? Allah Allah...


Ne güzel hediyeler var dünyanın bize sunduğu... Ne güzel renkler...


  • Perşembe, Mayıs 07, 2009
  • 6 Yorum


Yeni bir fotoğraf makinası aldım. Biraz ben aldım biraz anneler günü hediyesi gibi birşey oldu. Onunla oynuyorum şimdi. Gerçi nefis cannon digital rebel makinamla boy ölçüşemez ama düzgün odaklamayı falan becerebilirsem sanırım cebimize atıp heryerde taşımak açısından kolaylık olacak. Bir de elimde tutmayı başarmam lâzım tabi, ay kayıp gidiyor elden.
Bugün hıdırellez. Dün gece gül ağacına dileğimi asıp, hiç üşenmeden sabah ezanından önce kalkıp aldım onu astığım yerden. Bugün de hava güzel olursa yeni makinamla çıkıp biraz yeşil ve deniz havası almayı düşünüyorum.
Herkese günaydın.
Nefis bir güne açılsın sabahımız.
  • Çarşamba, Mayıs 06, 2009
  • 3 Yorum

Oradan Buradan

Arkadaş bir yapboz getirdi "Benim için yapar mısın" diye, onun tadını çıkartıyorum. Kendime o kadar çok yaptım ki daha almak istemiyorum. Taşınırken çöpe attıklarım bile var. Yaptıktan sonra bozup yeniden kutusuna koydum bazılarını. Dolayısıyla böylesi çok iyi oldu. Hep yapboz yapıyorum hem de benim evimde ilave karışıklık olmayacak :D

Can'la Yüzüklerin Efendisi günlerimize başladık. Her yıl bir kere muhakkak yapıyoruz. Canımız başka birşey seyretmek istemeyince eski dostlarla buluşuyoruz. Kaç defa seyretik bilmiyorum ama hâlâ keyif veriyor :)

Pazardan madımak aldım. Yahu ben bunu haşlayıp da buzluğa koyduğumu hatırlıyorum ama yemek tariflerinde de hiç haşlamaktan bahsetmiyor. Bir bilene sormam lâzım. Zaten bir pazara gidiyorum bildik bilmedik bütün otlara saldırıyorum. Sonra eve gelince yıka dur işin yoksa :)

Bu saat oldu çocuklarım daha uyanmadılar. Hayret!

Bugün kulak burun boğaz doktoruna gideceğiz. Boğazım bir türlü toparlanmıyor. Fazla konuşmamam için hayatın bana bir oyunu mu bu? Hayır öyleyse de pek işe yaramıyor, susabilir miyim ben hiç?

Hava kapalı. Zaten bu sene bahar gelemedi. Herhalde direk yaza geçiş yapacak.

İşte böyle.

Herkese günaydın.

RAHAT

Şu kavga bir bitse dersin,
Acıkmasam dersin,
Yorulmasam dersin,
Cişim gelmese dersin,
Uykum gelmese dersin;

Ölsem desene!

O.VELİ
  • Pazartesi, Mayıs 04, 2009
  • 2 Yorum