Ay Bir Aktörden Daha Bahsedeyim Bari :)

Gary Oldman en sevdiğim aktörlerdendir. Her filmde başka bir role bürünmesine hayranım. Uyuşturucu taciri,katil,sapık tipler nasıl yakışıyorsa dürüst, romantik, harika insan rolleri de yakışıyor adama. Hiçbirisi mi sırıtmaz. Ki biz buna rol yapma yeteneği de diyor olabiliriz tabi :)

Yıllar yıllar önce sinemada istediğimiz film yerine yanlışlıkla başka filme bilet kesilmesi sayesinde izledik bu İmmortal Beloved'ı. İyi ki de öyle olmuş :)

(Hoş aynı sinemadaki aynı kız bir sonraki gitiğimde de yine yanlış filme kesmişti bileti ama bu sefer içeri girmeden uyandımdı, o kadar da değil :)

İşte oradan bir sahne ve en sevdiğim sonat :)



Şurada da filmin sonlarından 9.Senfoni var... Sahneye çıkıp harika seslerin ortasında hiçbir şey duyamadığı o sahne çok hüzünlendirir beni..
  • Cumartesi, Şubat 28, 2015
  • 6 Yorum

Liverpool mu Dedin:-)

Ben aslında Fenerbahçeliyim, ama yükselenim Çarşı.

Dün geceki maçı izlemedim, annem bittiğinde arayıp haber verdi:-) Ne güzel bir mutluluk :-)

Sonra bugün de tenisçimiz Marsel İlhan'ın Dubai tenis turnuvasında çeyrek finalde Djokovic'e elendiğini öğrendim. Çeyrek finale çıkmış, inanılmaz dedim.

Sonra düşündüm dünyada spor iyi ki var...

İyi ki...

Her bunaldığımda spor kanalları açarım ben. Kayakla slalomlar, tenis oynayanlar, yüksek atlayanlar, hizlı koşanlar, ne bileyim aklına ne gelirse.. Her bunaldığımda, insanın tutkularının, kazanma arzusu, avlanma güdüsü ne dersen de artık bütün bu hırsının en güzel halini izlerim. Güzellik ve iyilikle çevrili sağlıklı ve eğlenceli..

İyi ki spor var...

Keşke herkes spor yapıyor olsaydı...

Bu Hafta Filmlerden Gittim:-)

Bugün aktörlerin en sevdigim hallerine bakmaya karar verdim. Ne bileyim işte, üşenmezsem bakıcam, üşenirsem sadece Tom Kruyz ile idare edeceksiniz:-)

Şarkı söyleyen bir sürü aktör var bildiğim. Johnnyciğimin de onlardan biri meselâ. Russell Crow, Antonio Banderas, Bruce Willis falan. Ama doğrusu Tom Cruise'un şarkı söyleyeceğini, üstelik de bu kadar karizmatik bir şarkıcıyı canlandıracağını söyleseler hayatta inanmazdım:-)

Bir de vampir halini çok sevdiğim bu amcanın şarkısıyla sizi başbaşa bırakırken unutmayın bugün Yaşasın Cuma diyorum:-)

Derin bir nefes alın. Papatyalar çimenlerin arasından çıkmaya başlamış, erikler çiçekte, dünya umudun var olduğunu hatırlatıyor yine kendine has yöntemiyle:-)

Günaydın:-)

Seyretmediyseniz bu çıtır çerez tadındaki bol rock dolu filmi de kaçırmayın:-)

Kendimle Konuşma

Biliyorsun, sen hâlâ sensin.. Eksiğin yok yirmi yıl önceki halinden.

Evet biraz yorulmuşsun, umutların kırılmış, dargınsın dünyaya azıcık..

Hemen heyecanlanamıyorsun her gördüğüne.

Belki kalkman daha uzun sürüyor yere düştüğünde..

Ne bileyim elin kolun bağlı gibi hissediyorsun.

Hayat üzerine geliyor gibi.

Topluyorsun, çıkartıyorsun tutmuyor..

Ama hâlâ sensin . Eksiğin yok yirmi yıl önceki halinden.

Sakın unutma...




We're right
We're free
We'll fight
You'll see
  • Perşembe, Şubat 26, 2015
  • 8 Yorum

Amma İzlemişim Haaa :)

Bu aralar, kardı kıştı tatildi derken çok film izledik. Geçen gün bir kaç tanesinden bahsetmiştim, bugün de diğerlerini anlatayım kusur kalmasın :)


Transcendence'de (Evrim) Johnny Depp oynuyor olmasaydı merak edip de neymiş diye bakar mıydım bilmiyorum ama iyi ki bakmışım. Oldukça sürükleyici bir bilimkurguydu. Şaşırdım bile diyebilirim ki 6.His'den beri pek fazla şaşırdığım söylenemez filmlerde :)


The Man From Earth (Dünyalı) Kürşad'ın tavsiye ettiği bir filmdi. İyi ki de tavsiye etmiş, rastlama ihtimalim pek düşüktü her halde. Sekiz kişi bir odada geçiyor ama sonuna kadar keyifle izlettiriyor kendisini.


Gone Girl (Kayıp Kız) da gizemli ve hafif gerilimli filmleri sevenler için iyiydi. Sonlarına doğru ne zaman bitecek bu artık moduna girsem de siz bana bakmayın, ondan önce de üç saatlik bir Tarantino filmi izlememin dimağdaki etkisi de olabilir.


Ütülenecek beş makina çamaşırım olmasa izler miydim bilmem:) Django 165 dakika boyunca ütü filmi olarak bana eşlik etse de iki oscarlı bir filmmiş, Tarantino sonuçta, bol kanlı, esprili, sürükleyici :)


Cumartesi akşamı arkadaşım Gün , haydi sinemaya gidelim, keyifli romantik bir film izlemek istiyorum dedi. Erkeklerimi başbaşa bırakıp kızkıza kaçtık, uzun zaman sonra :) Paris Je T'aime ve New York I Love You gibi bunu da keyifle izledim. Farklı yönetmenler, küçük aşk hikâyeleri ve şehrin manzaraları eşliğinde bir buçuk saatin nasıl geçtiğini anlamadım bile. İçine vampir kattıkları hikâye dışında hepsi güzeldi .


Bu da Kürşad'la gittiğimiz bir film. Kocaman dev perdeli bir salonda ileri teknolojinin keyfini çıkartarak izledik ki yakıştı filme :) Tek anlamadığım B Planı oldu.. Açıkçası biz hayattaki insanlar kurtulamayacaksak başka bir yerde dondurulmuş hücrelerle insan soyunu sürdürmeye çalışmanın ne anlamı var bilmiyorum..


Flipped (İlk Aşk) 'ı geçenlerde tv de izledim, çok hoş, keyifli bir aşk hikâyesiydi. Bir kızın bir erkeğin bakış açısından izlerken eğlendim :)


Family Weekend (Ailemle Haftasonu) yine tv de görüp seyrettiğim filmlerden. Anne babalara kendilerine biraz çeki düzen vermelerini öğütlemek açısından iyi :) Başınıza ne geleceği belli olmaz :)

Heh işte canım, akşama ne izlesem diye düşünenlere çeşit çeşit film sunmuş durumdayım. Seç beğen al anacım :)

Bu kadar fimin sonuna oscarlı bir film müziği yakışır değil mi? Bu filmi de ağlamak istediğim bir gün izleyeceğim.. Ağlamak isteyeceğin gün olur mu demeyin, bazen kaskatı kesildiğinizde, çok iyi geliyor...

Oscar Gecesi :-)

Can, neden sabahlayacaksın ki nasıl olsa sabah yeniden yayınlarlar dediğinde aynı şey değil dedim. Bu başka.. Sadece gecenin sessizliğinde oturursun , sevdiğin oyuncular geçer önünden. Kıyafetleri eleştirirsin, sevdiklerin sevmediklerin. Peri masalı gibi .

Son yıllarda filmleri izleyemiyoruz ne yazık ki. Hele benim gibi internetten film izlemek gibi bir alışkanlığınız yoksa hiç şansınız yok. Dolayısıyla favori filmim şu diyemeyeceğim. Bakalım neler varmış..

Yalnız abur cuburları bırakırsam hemen uyuyabilirim. Ağzım durmuyor hiç:-)

Sabaha en sevdiğim kıyafetler burada olacak:-)

Diyorken tam,Reese Witherspoon kıyafetleri bırakıp biraz da yaptığımız işleri konuşalım dedi. Ne tatlı kadın. Şimdi de Jennifer Lopez ve dekoltesi geldi. Iıh, sevmedim :-)

Bir de şu kırmızı halıdaki sunucu hatunlar çok uzun olarak mı seçilmiş, oyuncular mı çok kısa anlamadım ama hemen hepsi röpörtaj yaptıkları kişilere tepeden bakıyorlar.

E, hadi başlasın artık tören..

Falan Filan

Dün gece erkenden yatıp sabah da yedi gibi kalktığım halde neden uykum var biri bana söylesin. Hep uykum var hep...

Epeydir kitap okumuyorum. Kürşad Başar'ın Yaz'ına başlamıştım, sürükleyiciydi de ama daha elime almadım.

Karman çorman mutfak manzarası olan yeni bir yapboza başladım. Kolay gibi gözüküyordu ama bin beş yüz parça olunca içinden parça bulmak zor oluyor. Daha sadece çerçevesi yapıldı.

Bu hafta bir sürü film izledik.

X Man bilmem kaçı seyrettik. Mistik kızın yeni halini hiç sevmedim.Mavi makyajın altından bile değişik olduğu belliydi. Nerde diğerinin zerafeti nerede bu.

PK'i izledik. Din şarlatanlıkları üzerine bir komedi ama uzaylı rolündeki Aamir Khan'ın gözlerini açmış duruşu ve sürekli ağzı doluyken konuşması içime fenalık getirdi.

Çocuklara Truman Show'u gösterdik. Onlar da çok sevdiler.

Yine Forrest Gump ' a rastlayıp sonuna kadar bırakamadım.

İz Peşinde ne zamandır merak ettiğim bir filmdi. En sonunu gereksiz buldum ama beğendim.

Big Hero 6 çok güzel bir animasyondu:-) Kucaklanası Baymax'i Bilgiç'e benzettik:-)

Heee, neden kitap falan okuyamadığım belli oldu:-)

Çamaşır yıkanıyor. Ütü yine birikti tabi. Evin süpürülmesi gerek. Canım hiçbir şey yapmak istemiyor.

Sanırım, arada, sadece kendimden sorumlu olduğum günleri özlüyorum...

Sanki Oturduğum Yerden Bir Gösteri İzliyorum :)


Sabah saat altı buçuk. Henüz hava aydınlanmamış. Sokak lâmbasının ışığında savrulan taneleri izlemeyi seviyorum. 




Saat yediye yaklaşırken mutfak penceremden karların arasında ufukta ışıldayan denizi görünce dayanamayıp balkona çıkıyorum hemen.


Her yer kapalıyken büyülü gibi ışıltılı bir nokta :)


 

On beş yirmi dakika sonrası. Kar durmuş, gün doğuyor.. Ufukta hafif bir pembelik var.


Sabahçı kuşlar dolaşıyorlar sürüler halinde. Fotoğraf makinama ancak belli belirsiz yakalanıyor  hızlı dansları..


Yarım saat sonra, martılar onlardan nöbeti devralmış..


Bulutlar hafiften parçalanmış, deniz artık görülüyor..


Harika bir renk cümbüşü var. Yine balkonda Handan :)



Derken her yer bulutlanıyor ama güneş duruyor henüz..


Gökyüzünin yarısı kararmış, inadına evler pırıl pırıl.. Bacalardan dumanlar yükselmeye başlamış..




Ve biraz önceki son durum, yeniden gözgözü görmüyor..


Başımı kaldırdığımda karları izlemek bulutların üzerinde uçmak gibi..



Peri masalı ...

Tam da ihtiyacım olduğu bir zamanda, gelip sarıp sarmalıyor beni...

Şimdi Mevsimi

Şebnem beni mimlemiş:-) Kitaplı mimler en sevdiklerim sanırım:-)
1- Kışın okumalık favori kitabın var mı?

Kışlık-yazlık kitabım yok. Ama sobanın başında beyaz dizi okuduğum ilk gençliğim gelince aklıma içim sımsıcak olur:-)

2- Kapağı mavi olan bir kitap ?


Kapağı mavi olan bu kitabı hiç okumadım. 30 Ocak 1993 tarihi var üzerinde. Can'la elele Beyoğlu'nda dolaştığımız günleri hatırlıyorum ona baktıkça. Sokak satıcısından almıştık. Sararmış sayfalarıyla çok güzel. Kim bilir belki bir gün ingilizcesini anlarım, ama şimdilik bloğumun isim babası bu kitabın türkçesini tekrar tekrar elime alıyorum:-)

3- Yılbaşı ağacında yıldız olarak kullanabileceğin bir kitap ?

Sanırım oraya Küçük Prens yakışır en çok:-)

4- Kış tatili için mükemmel olan kurgusal bir dünya ?

Heidi'nin köyü güzel olurdu doğrusu. Hani büyükbabayla kışın gidip kaldıkları.

5- Birlikte kış tatiline gideceğin bir kitap karakteri ?

Ha ha ha, Pinokyo'yu alayım ben, işime yarar üşürsem falan:-) ( Biraz kötü müyüm ne:-)

6- Bu sene için listende olan bir kitap ?

Blog arkadaşlarımın kitapları:-)

7- Favori tatil içeceğin, atıştırmalığın ve filmin ?

Çay, mısır cipsi, tahıl bar, o da yoksa evde ne varsa:-) İçimi sıcak yapacak, mutlu sonla biten bir film:-)

Çam Sakızı Çoban Armağanı


Yılbaşında kupaları boyarken aklıma gelmişti ailece süsleyip kupa hediye etmek fikri:-) Tabi bir de resim yapma yeteneğimiz olsaydı daha güzel olabilirdi:-) Aklımıza gelenleri resmedemezken bari birimiz yapabilseydi diye az söyenmedik değil. Ama çok eğlendik.

İçlerine de birer çikolata , işte tamam:-)

∞♥♥∞


Geçen sene şöyle demişim :-) Kendim yazdım diye demiyorum, çok güzel demişim:-)

Önceki sene sevmek üzerine yazdıklarımı toparlamışım şurada. Sevdiğim fotoğraflarla birlikte. O da hoşuma gitti:-)

Daha devam edecektim ama bu ikisi yeterli:-) Gidip bir bakın bence:-)

Hepinize günaydın.

Seni seviyorum dediğiniz insanlar hep yanıbaşınızda olsun. Ah, hemen yanıbaşınızda değilseler de üzülmeyin, bakışlarındaki sevgiyi hatırladığınız sürece sizinleler:-)

  • Cumartesi, Şubat 14, 2015
  • 4 Yorum

Sevgülüler Gününde Biz :-)

Yapacağımız bir şey olaydı eğer söylerdim tabi:-)

Benim sivrisinekler peşini bırakmayasıca kocam Maldivler üzerinden ismini şimdi hatırlamadığım başka bir sıcak ülkeye, mayomu koydun mu, karpuz da vardır orada diye sulana sulana gittiğinden, bizim kutlama 15 Şubat'ta pek kırmızı ( kanlı) bir şekilde icra edilecek:-)  Şimdilik kliman bozulsun da gece sıcaktan uyuyama inşallah diyerek sevgililer günü dileklerime nadide bir tane ekliyorum. Denizde peşine köpek balığı düşesice adam, otelde yan odanda beş çocuklu aile kalsın, karpuzun ekşisin şeklinde devam ederkene asla kıskanç olmadığımı ekliyorum:-)

Neyse biz de çocuklarla çılgın kutlama yaparız artık:-)

Pek Önemli İşler

Dün yaptığım pek mühim işler:


Oyuncak kutularına oyuncakları sığdırmak için bir bir yerleştirmek.


Deterjan kutusunu boyayarak oyuncak kutusu haline getirmek.


Babacığımın yokluğunda hiç yapılmayan Ayşe'nin lastiklarini yenilemek. Bakınız başını dik tutabiliyor artık:-)

Bakayım bugün ne gibi abudik gubidik işlere saracağım...

Rüzgârla Uçuşan Düşünceler

Eee, biz bu çocukları daha yeni okula postaladıydık :-)

Dışarda fırtına var. Bu sene itinayla kar yağıyor ama tutmuyor. Tam biraz tutar gibi oluyor hop eriyor. Nasıl iş bilmem.

Bir senesinde , sanırım ben orta sonda falandım, bir aydan fazla sürmüştü şubat tatili. Ama ne yağmıştı. Sobanın başında, bir odadaydık. Babam arabalara motor takardı. Kablolu uzaktan kumandalı olurlardı. Balkona koyardık onları. Karda yürütmeye çalışırdık.

Leğen kar doldururdu annem, eriyene kadar oynardık.

Minik bir sehpam vardı, sevdiğim şiirleri yazardım defterime. Dergilerden kestiğim fotoğraflarla süslerdim.

Sobanın üzerinden mandalina kabuklarının kokusu yükselirdi. Arkasında duran şişe kardeşimin su şişesiydi.

Arada sobaya uzanan ayaklar fazla temas edince çorapların altı sobada kalırdı :-) Babaannem bize artık yünlerden rengârenk çoraplar örerdi. Altı delindikçe o kısmı söküp tekrar örerdi.

Bizim odamızın altı boş olduğundan evden daha da soğuk olurdu. Bazen sokağa çıkar kadar çok giyinirdim yatarken:-)  Annem ranzanın altında yatan Kürşad üşümesin diye pikeler asardı ranzanın üzerinden aşağı, çadır gibi korunaklı bir köşe:-)

Ekmek almaya koşardı herkes kar yağdığında. Sokaklar naylon torbalarıyla çocuklara kalır. Geceler de çocuk ruhluların kahkahalarıyla dolardı. Bir de bozacı geçerse sokaktan, tamamlanırdı sahne.

Nereden nereye...

Bu kadar beyaz ve soğuk bir şeyin insanda bu kadar renkli ve sımsıcak his uyandırabilmesi ne tuhaf değil mi?

Hepinize günaydın.. Karla gülümseyen şanslılardan olduğumuz için şükrettiğimiz sımsıcak bir güne açılsın sabahınız.. ( Tamam karışık bir cümle oldu ama anladınız siz ne demeye çalıştığımı:-)

  • Çarşamba, Şubat 11, 2015
  • 9 Yorum

Geçen Perşembe Bahar Gibi Bir Gündü

Hava da güzel, babamız da evde, tam gezmelik bir gün :) Karaköy'e gideceğiz ama vapurun kalkmasına yirmi dakika varmış. O zaman biz de Eminönü'ne gidip oradan geçeriz dedim, köprü üzerinden poz vere vere geçtik karşıya :)



Bizimkileri Namlı'da doyurmadan ilerlemek imkânsız tabi, sahilde bir şeyler yedik oradan İstanbul Modern'e keyifli bir yürüyüş :)



İstanbul'da her gördüğün güzelliği gezmeye kalksan vakit hiçbir şeye yetmez. Şöyle bir fotoğraflarını çekerek ilerliyorum :)








Evet, nihayet içerdeyiz. Sanmayın herkes benim kadar mutlu. Biz resimden ne anlarız, hiç bir mana veremezken bunlara niye geldik ki modunda olanlarımız da yok değil.

Ben de anlamıyorum... Olsun.. Üst kattaki sergi gayet eğlenceliydi. Anlamadığımız şeyleri okurken anladık, ya da anlamadık çok güldük, ya da yok artık dedik, ya da biz de yaparız ki bunu dedik :)







Bu köpek balığı bizi en çok şaşırtanlardandı. Harika gözüküyor değil mi? (Ya da harika korkunç mu demeliydim:)


Yaklaş yaklaş.. He canım, senin benim kaşındırıyor diye kesip attığımız şeylerle yaratıcı olanlar neler yapıyor :)


Bu bir hava şehri :)



Üst kattaki kafeteryada çay tatlı ve deniz keyfi yaptıktan sonra alt kata indik. Ki inmeseymişiz de olurdumuş :) Kütüphanenin önündeki bu manzara dışında hoşuma giden hiçbir şey çıkmadı :) Manzara güzeldi de o kitaplara acımadım desem yalan olur..

Resim ve fotoğraflar benim zevkime hitap etmiyordu. Resim deyince içimde mutluluk uyandıranları seviyorum sanırım, ne olduğunu anlayayım ya da anlamayayım fark etmez, baktıkça içim açılsın. Karamsar şeylerden hoşlanmıyorum. Baktıkça kararıp durmamın bir alemi yok di mi :)

Ha ha ha ,resim otoritesi Handan konuştu :)

Neyse..

Dönüşte Kabataş'a yaptığımız yürüyüşte baba oğul bir muhabbet, ana oğul başka bir muhabbetle iki grup halinde ilerledik. Akşam döndüğümüzde yorgun ve fakat keyifliydik :)