Ben, Şahsım, Bizzat Kendim

Bugün kendim hakkında bilgilendirici yazı yazmaya karar verdim. Bu bilgilerin ışığında gününüz daha bi harika geçecek eminim.

* Uykum çok hafiftir. Her daim uyuyabilien birisi olarak. Handan'ın sonu gelmeden gözümü açmış olurum. Onun için çocuklarla aynı odada yatarsam hiç uyuyamam. (İkisi de doğar doğmaz kendi odalarına gittiler, hiç aynı odada yatmadık :)Çocuklar küçükken de bebefonu kapatmaya karar vermiştim en sonunda. Zira ben bebefondan önce sesi duyup kalkıyordum, o sonradan ses çıkartmaya başlıyorudu :D

* Yüzyıl dursam neskafe içmek aklıma gelmez. Bitki çaylarını da sevemedim bir türlü. Ama çay günün her saatinde olmalı. Gelgelelim taze demli falan aramam, sabahki çayı akşama kadar içebilirim gidip gelip.

* Kalan pasta, börek, tatlı vs ne varsa gözümü kırpmadan çöpe dökebilirim de salata ve çaysa elim bir türlü gitmez. Sanki çöpe mücevherat atıyorum. Öyle zorlanırım.

* Salatalıkları dikine dörde bölmeyi severim. Enine dilimlemekten hiç hoşlanmam.

* Sıcak simite hayır diyemem. Pasta börekten bile güzeldir benim için.

* Kulağımda müzik olmadan evden dışarı çıkmam. Yine şimdi mp3 çalarlar küçüldü iyice, bir ara kafamda kocaman radyo taşıyordum. Bir ara da cd çalarla geziyordum.

* Kahkaha atarım. Hıhıhı, hehehe diye falan gülmem, kelimenin tam anlamıyla hah hah hah diye heryeri çınlatan kahkaha atarım.

* Ne kadar çok gülecek şey buluyorsam o kadar da çok ağlayacak şey bulurum. Reklâmlara bile ağlayabilirim yeri geldiğinde.

* Beni en mutlu eden şey güzel bir yazı yazmaktır. Üç cümle de olsa sevdiğim birşey yazarsam kendimi tamamlanmış hissederim.

* Bu yaşıma geldim, hâlâ büyüyünce ne olacağımı bulamadım. Şu sıralar bir kütüphane görevlisi olma çok cazip geliyor. Ya da kitapçı.

* Bir de Can'ı arabasından ayırabilirsem sadece yürüyerek tatil yapmak istiyorum. Likya yolunu kat etmek istiyorum en başta.

* Sık sık bütün eşyaları atıp ferah ferah yaşamayı hayal ediyorum.

* Kılık kıyafet, ayakkabı mağazalarından çok kitapçı, dvd ci, oyuncakçı ve dekorasyon mağazalarını gezmeyi severim.

* 80 lerin müziğine bayılırım.

*Sevdiğim kitabı beş kere okuyabilirim. Sevdiğim filmi de defalarca seyredebilirim. Her defasında farklı bir yanını keşfederim.

Ay amma uzattım. Pek havaya girdim :D

Bugün Yaşasın Cuma :)

Harika bir güne açılsın sabahımız...

Bitene Kadar Bitmiş Olmaz

Dün Biatlon koşusunda Fransızlar üçüncü durumdaydılar. Kaçıncı turdu hatırlamıyorum, atışlarda Fransız hatun iki tane kaçırdı ve 2 ceza turu attı. Zaten herkesin burun buruna gittiği bir yarışta iki ceza turuyla yarıştan koptu derken nasıl canını dişine takıp koştuysa, kendi sırasının sonunda arkadaşının yanına ulaştığında yeniden üçüncü sıraya gelmişti.

Bitti artık diyerek bırakabilirdi de...

Ama onlar yarışın sonunda ikinci oldular...
  • Çarşamba, Şubat 24, 2010
  • 0 Yorum


Her Ikea'ya gittiğimde bir iki tane alıyorum bu çiçeklerden :)

~


Zayıflamak değil derdim, üzerimdeki ağır yükten kurtulup hafiflemek istiyorum...


Not: Fotoğrafı şuradan aldım.

Küçük Mutluluklar

Çocukları eğlendirmek için küçücük şeyler yeterli oluyor çoğunlukla.

Sabah kahvaltısında yapılan yumurta savaşı.

Ardından annenin kazanan yumurtasına kondurduğu birincilik kuşağı :D





Sünnet fotoğraflarını düzenliyorum da :)
  • Çarşamba, Şubat 17, 2010
  • 2 Yorum


Güzel olmak için ille de gül olmak gerekmiyordur belki de....

Kaçamak

Yok, valla yağmur yağmıyordu ben kendimi dışarı attığımda. Daha yeni fotoğraf makinası almışım. Harika bir güneş açmış. Hava pırıl pırıl. Durabilir miyim, yemek yapılması, ütülerin bitirilmesi gereken evde. Durmam tabi. Üşenmeden çıktım. Güneşliydi diyorum...



Kapıdan çıkıp biraz ilerlemeye başlamıştım ki. Güneş ortadan kaybolmaya başladı... Güneş olmayınca fotoğrafın da bir anlamı kalmıyor malum. Yeniden açar mı diye düşünürken bir de gök gürlemeye başladı... Geri dönmeye karar verdim ben de...



Neyse, dönüşte rastladığım bir su birikintisi biraz fotoğraf çekme isteğimi tatmin etti:



Yağmur da biraz ortama hareket kattı.




Eve dönerken, ıslak fakat mutluydum.



Hımmm. Bu makina da fena değil ama sevgili pröfösyönel makinamdan sonra hiçbirisinin çektikleri beni kesmiyor, anladım artık bunu.


  • Pazartesi, Şubat 15, 2010
  • 4 Yorum

Herkese günaydın...

Enerjik ve keyifli bir haftaya açılsın sabahımız...



Reba_0001
  • Pazartesi, Şubat 15, 2010
  • 0 Yorum

Olimpiyat



Sanki ben yarışacağım. Bir mutluyum bir mutluyum..

Artık kâh sporcularla heyecanlanıp kâh arka plandaki kar manzaralarına dalıp giderek tv başında bir 15 gün geçiririm. Bitince de sanki evimde kalan dostlarım gitmiş gibi bir boşluğa düşerim.

Seneye Erzuruma gitmeyi umut ediyorum. Bir nebze kar ve olimpiyat sevdamı tatmin edebilirim belki :)

Oradan Buradan Falan Filan

Matematik sorusu çözmeye zaten bayılıyordum da dün akşam bilimum ingilizce yazılmış fizik sorularıyla uğraşırken de keyif aldım. Elektrik devreleri, gezegenlerin hareketleri falan derken bütün geceyi geçirmişiz.Evet evet pek normal değilim ben, kesin üniversitede kalmam gerekirmş. Tek sorun şu ki, artık hiç unutmam dediğim şeyler aklımda kalmıyor.

Şimdi bir hafıza testine takıldım. Şekiller ve rakamları aklında tutmaya çalışıyorsun. Beyne de jimnastik yaptırmak gerek nitekim.

Bir tembelim bu aralar, sorma gitsin. Sadece kitap okusam, puzzle yapsam, örgü örsem istiyorum.

Bir de yemek yesem yesem yesem de hiç kilo almasam ne güzel olurdu.

Dün patlama noktasındaydım. Sahilde arkadaşlarla yaptığımız aylık simit partimizde açıldım biraz. Dönüşte de 10 dakikalık yolu aheste aheste yürüyerek, içime derin nefes çekerek geldim. Mutlu oldum.

Bu sabah hava çok güzel gözüküyor.

Eee, Ne de olsa bugün yaşasın Cuma :) Herkes harika haftasonu geçirir umarım.

Sihirli Okul Otobüsü



Güya çocuklara aldım ama kendim de büyük keyifle okuyorum.

Benim bulduğun sekiz tane kitap var.

Hepsi de çok eğitici, heyecanlı ve keyifli :)

  • Çarşamba, Şubat 10, 2010
  • 4 Yorum

Görünenleri görmezden gelerek dolaşan görünmez insanlarla dolu ortalık...
  • Çarşamba, Şubat 10, 2010
  • 0 Yorum

Pek Pembeyim Bu Sıralar....

Bir ara turuncuydum. Fıstık yeşiliyle birlikte. Şu sıralar pembeyim. Ayran gönüllüsün diyor annem. Haklı valla. Bir ay sonra bir bakmışsınız mavi olmuşum.

Teraziyim işte. Dokunmayın :D



Not: Fotoyu kadın sanat 'tan aldım. O da şuradan almış. Orada daha bir sürü harika pembe var. Ay ben kıskanırım güzel fotoları :)

Pembe deyince bir beyin fırtınasıyla bu şarkıda buldum kendimi :)


Pink - So What (AOL Sessions)
. -

Buluşma

Hafta sonu arkadaşlarımız geldiler. Bir aile Ankara'dan ,bir aile Eskişehir'den. Birinci geleneksel toplantımızı yaptık :) Bunun Ankara ve Eskişehir ayaklarını da ilerleyen günlerde yapmayı düşünüyoruz.

Toplantılar en iyi nerede yapılır? Masa başında :)

Çocuklar buluşmalarıyla birlikte oynamaya başladılar. (Ay hiç oynayan çocuk fotoğrafı da yok. Niye? Çünki annelerin elleri kirliydi o sırada :)



Anneler daha mutfakta çocukların yemeklerini hazırlarken.


Babalar masaya kurulmuşlardı bile. (Neden hep böyle oluyor bilmem:)

Uzun zamandır bir araya gelmemizin hasretine uzuun uzuun oturulan, keyifli bir gece oldu. Sabahında yine cümbür cemaat bir kahvaltının ardında onları yollarına uğurladık.

Ama önce geleneksel köşemizde, geleneksel toplu fotoğrafımızı çektirdik.


Ne kadar kalabalık olmuşuz böyle :D

Ne iyi ettiniz de geldiniz arkadaşlar.

En kısa sürede yine görüşmek üzere ...

Not: Yarencim, fotoğrafın flu çıkmış, bir dahaki sefere başkalarının fotoğrafının önüne atlarken çok hareket etme de net çıksın :D

  • Pazartesi, Şubat 08, 2010
  • 0 Yorum

Duygusallaşmak :)

Eski mutfak robotum küçücük birşeydi. Çocuklar küçükken az kullanmadım onu. Hele Bilgiç yemekleri sadece çekilmiş yediği için sürekli işbaşındaydı. Rende ve katı meyve sıkacağı da vardı ama hepsinin parçaları ayrı olduğu için üşendiğimden onlar dolapta duruyordu boşyere.

Şöyle herşeyi üzerinde, kolayca rende yapmak için falan kullanacağım bir model arıyordum bir süredir. Nihayet buldum. Gerçi, çok mu büyüktü, alsam mı falan diye kesin kararımı verememişken Can oldu bittiye getirdi ya (Nedense kendisi aylarca didik didik inceler birşey alacaksa, ben bakarken hemen alır düşünmeme izin vermez bir türlü) (Ha , ha , ha, herkes eşinin almamasından şikâyet eder, benimki alıyor diye dertliyim. Öyle demeyin ama bazen sinir bozucu olabiliyor durum:)neyse, şimdi mutfakta eskisi ve yenisi duruyor.

Eskisini güzelce temizledim, kaldıracağım, kaldıracağım da, ben bu kadar duygusal olmak zorunda mıyım bilmem. Ona baktıkça içim sızlıyor. En yakın dostumdan ayrılıyor muşum gibi geliyor. Kabını falan da yeni değiştirmiştim. Pırıl pırıl. Küçük. Zarif. Ay ağlayacağım utanmasam.

Neyse, işte bu da böyle bir duygu.

Bugün yaşasın cuma.

Herkese günaydın.

!

Çocuklarım keyifle Shrek'i bekliyorlardı. Günlerdir bangır bangır pazartesi şu, salı bu film diye sıralayıp duran kanalımızın karşısına geçmişlerdi ki bambaşka bir film ile burun buruna geldiler.

Ayıp ama...


NOT: AYNI ŞEYİ BUGÜN DE YAPAN SHOW TV'YE İYİ DİLEKLERİMİZİ İLETİYORUZ.

Küçük Mutluluklar

"Küçük mutluluklar denilen şeyleri doğru dürüst değerlendirmesini bilirseniz, bunların aslında büyük, hem de çok büyük mutluluklar olduğunu anlarsınız. Örneğin, bütün bir yaz gününü, Anadolu yollarında toz toprak içinde külüstür bir otobüste geçirdikten sonra, akşamleyin küçük bir kıyı kasabasına varmışsınız. Ucuz bir pansiyonda soğuk bir duş yapıp, kumsaldaki kır gazinosuna gidiyorsunuz. İki ayağınız suya değecek biçimde masanızı denize doğru çekiyorsunuz. Garson, beyaz peynirinizi, kavununuzu ve rakınızı getirdikten sonra, hiç kimse görmeden usulcacık ayakkabılarınızı çıkarıp, bütün gün sıcaklıktan pişen ayaklarınızı bileğinize kadar serin denize sokuyorsunuz. Ve güneş karşınızdan batarken rakınızı yavaş yavaş içiyorsunuz. Sorarım size, büyük bir mutluluk değil mi bu küçük mutluluk?

Bunca felâket, bunca zulüm, bunca haksızlıkla dolu bir dünyada köpekler gibi mutsuz olmanın kolaylığını bildiğim için, mutsuzluklarıyla övünenlere fena halde bozulurum.Mutsuz olmak bir marifet değildir. Çektiğin acıları gözler önüne sermemek, büyük kişisel mutlulukların peşinden koşmak ayıbından vazgeçip, küçük mutluluklara sığınmak, onlarla yetinmektir asıl marifet.

.......

Doğa herkese, özellikle acı çekenlere mutluluk sunmaya hazırdır her zaman. Yeter ki, benliğimizin kafesinden, herbir yanı kapalı o daracık, o kapkara kafesten çıkabilelim. Derin bir nefes alıp çevremize şöyle bir bakabilelim. Kör olmayalım, sağır olmayalım doğaya."

Mina URGAN
Bir Dinozorun Gezileri