Yeni Yılda

Dilerim
En çok yapmak istediklerini yaparsın
En çok görmek istediğin yerlere gidersin
En sevdiklerinle vakit geçirirsin

Daha çok gülersin ağlamaktan korkmayarak
Daha çok koşarsın düşmeyi umursamayarak

Daha çok sarılırsın
Daha çok dans edersin
Daha çok şarkı söylersin

Unutmazsın herşeyin ne kadar basit olduğunu aslında

Sonuna kadar tadını çıkartırsın elindekilerin
Korkunun, kararsızlığın, olumsuzluğun işlemesine izin vermezsin içine
Her zaman bir çıkış olduğunu daima hatırlarsın

Dilerim
Her gece günden arınıp huzurlu bir uykuya yatarsın
Ve her sabah yeni bir başlangış yaparsın
Huzurla, sağlıkla, umutla
Her anını dolu dolu yaşarsın...
  • Cumartesi, Aralık 31, 2011
  • 8 Yorum

~^~^~

Uçmama gerek yok yükseklere, gökyüzünün keyfini çıkartmam için.
Ya da inmeye derinlere, denizin tadına varmam için.
Ben öyle uzanırım suyun üzerine,
Kulaklarımda denizin sesi,
Vücudumda dalgaların valsi,
Karşımda gökyüzünün sakinliği,
Içime çekip tüm güzellikleri
Dalar giderim...

Yapacak işlerim bitti diye düşünüyordum ama daha bitmemiş. Paketlenecek çekiliş hediyelerim, gönderilecek postalarım var.

Ardından yemeği de pişirdim mi tamam olacak.

Sonrasında kimse dokunmasın, "Yaşasın Cuma" keyfi yapacağım :)

Herkese günaydın.

Harika bir haftasonuna açılsın sabahımız...

Yılbaşı Eğlenceleri

Yılbaşını evde geçirmeyi severim. Şimdilerde çocuklarla eğleniyoruz en çok. Bunun için çok fazla birşey gerekmiyor aslında, onlarla birlikte ne yapsak çok mutlu oluyoruz.

Başka gelen olmayacaksa sadece çocuk menüsü hazırlıyorum : Salam, sosis , patates kızartması, köfte, pizza, pilav gibi bayıldıkları şeyleri sıralıyorum masaya :-)

Muhakkak hediye çekilişi yapıyoruz. Bunlar genelde marketten alınan ufak tefek şeyler oluyor. Çikolata, bulaşık süngeri, kalem, not defteri gibi hediyeler alıp paketliyorum güzelce, üzerlerine numaralar yazıyorum. Ağacın altına koyuyorum. Nasıl heyecanla bekliyorlar :)

Tombalayı cezasına oynuyoruz, kazanan istediği birisine küçük cezalar veriyor. Mekik çekmek, ördek yürüyüşü yapmak gibi.

Film izliyoruz. Mısır patlatıyorum, kuruyemiş, abur cubur.

Uno, milyoner, scrabble gibi oyunlar .

Bu arada hediyelerini açıyorlar. Onlar oyuncaklarına gömülüyor, biz de çay keyfine.

Gece yarısında muhakkak kapıyı açıp dışarı çıkıyoruz ki bol gezmeli bir yıl olsun:)

Nar patlatıyoruz ki bereketli bir yıl olsun.

Tatlı yiyoruz ki tatlı bir yıl olsun :)

Birlikte, sağlıklı, huzurlu olmaktan daha güzeli var mı ?

Küçücük mutluluklarda gizli herşey.

Onlar da elimizin altında.

Herkese günaydın, yaşamın enerjisini hissettiğimiz bir güne açılsın sabahımız...
  • Perşembe, Aralık 29, 2011
  • 4 Yorum

2011

2011 nasıl geçmiş diye şöyle bir bakmak istedim. İşte bizim (sizin de zaten hepsini bildiğiniz:) almanağımız ...

  • Perşembe, Aralık 29, 2011
  • 0 Yorum

Süs

Bir mağazanın verdiği kartlar vardı, bizde bayağı birikmişti. Onlarla ne yapsam diye düşünüyordum. Önce dileklerimizi yazıp ağaca asalım dedik ama sonradan sadece süs yapmaya karar verdik. Bol simli, yapış yapış, karman çorman bir saatten sonra süslerimiz hazır oldu :)

Yapmayı İstediğim 41 Şey

41 serisi sırasında başlamıştım ama tabii ki 41 şey bulamamıştım yapacak. Bir bakayım dedim, 12 de kalmış listem. Hımmm, bu bir işaret değil de nedir :)

Gelecek sene bu listeden indirim yaparım umarım :)Aynı zamanda umarım ki gelecek sene bu listeye beni heyecanlandıracak bir çok yeni şey de ekleyebilirim, yoksa yandım :D

1- Mors alfabesini ezberlemek. Ne zaman ihtiyacı olur insanın bilinmez. Herkes ezberlemeli bence.



2- Sağır- dilsiz alfabesini öğrenmek. Bununla ilgili kurs falan birşeyler araştırmalı. Hep merak etmişimdir.


3- Likya Yolu'nda yürümek.  Uzun zamandır isteyip duruyorum ama bir türlü ayarlayamadım. Hepsini bir anda olmasına gerek yok, küçük kaçamaklar halinde de yapılabilir.


4- Karavan alıp yollara vurmak. Sadece gitmek ve anın tadını çıkartmak.


5- Roland Garros ya da Wimbledon Açık Tenis Turnuvalarını canlı seyretmek.


6- Kitap yazmak.


7- Fotoğraf gezilerine katılmak, harika fotoğraflar çekmek.


8- Olimpiyat seyretmek. Bir ara İstanbul'da yapılırsa olur belki :)


9- Bungee jumping yapsam bir daha ayağa kalkabilir miyim ki?


10- Bir kırtasiye dükkanı açmak. Kimseye satamasam da ben kullanırım hepsini :)


11- Bahçe içinde küçük bir ev. Az ve öz eşyalı, ferah, bol ışıklı :)


12- Rafting yapmak.

Dilek Ağacı

Insanın başkaları için olan iyi dileklerinin gücüne inanıyorum.

Hadi, herkes kendisinden sonra gelecek olan için bir dilek dilesin.

Klasik şeyler olmasın ama :)

Ilk dilek benden.

Dilerim bu yıl çok daha cesur yaşarsın, sen ve sevdiklerin ertelediklerinizi yaparsınız.

(Bu dilek ağacı hafta sonuna kadar dileklerinize açıktır)

Yılbaşı Filmlerini Söylemesem Olmaz

Listeye pek yeni eklenen bir şey yok ama bu sene de yazmak istedim.























  • Pazartesi, Aralık 26, 2011
  • 0 Yorum

Minik Çanlar

English Home'da gördüm dün, benim için yapılmış olduğuna karar verdim , aldım. 6TL gibi birşeydi. Kurdelesindeki minik toplar, çan. Çok şirinler. Dış kapıya astım ama bizim kapıda pek kendisini gösteremiyor, sanırım içeri alacağım. Beni mutlu edecek bir yere koyup, bütün yıl keyfini sürmek istiyorum :D

Bizim Evin Dilleri

Çocuklardan gelip kullanmaya alıştığımız sözcükler :

-Te te te... (Teşekkür ederim, Metos'tan)
-Pasta oldum. (Hasta oldum, Bilgiç'ten)
-Tatates (Metos) veya Papapes (Bilgiç) (Patates:)
-Isık (Işık, küçükken ş leri s olarak söyleyen Metos'tan)
-Boş veeeer demiş. (Bilgiç'in ilk okumayı öğrendiğinde kitapta , tam da ses tonuyla okuduğu kısım,sıkıldıkça aynı şekilde söyleriz :)
-Hoşçakal du. (Hoşçakal. Metos'un küçükken telefon kapatma sözü, şimdi bize soruyor nereden çıktı diye, hiç bir fikrimiz yok ama annemle hep öyle kapatırız telefonu)
-Lebleble (Leblebi, Metos)
-Şaçrank (Satranç, Bilgiç)
-Bakağsan göğüğsün (Bakarsan, görürsün, "r" leri söyleyemeyen filozof Metos'tan.)
-Onkokuz (Ondokuz, Bilgiç'ten. İşin ilginci dokuzu normal söylüyordu :)


Şimdilik aklıma gelenler bunlar. 


- Tam kıvanda olmuş .( Tam kıvamında olmuş. Daha kıvamı bilmemesi gereken bir yaştaki Metos)
-İstemiyusun, istemiyusun.... (İstemiyorsun . Deniz kıyısında bir çocuğun oyuncaklarıyla oynayan Bilgiç'in, çocuk onları almak isteyince söylediği söz..)
-Yangur yungur (Tangır , tungur. Metos'tan)
-Oş, oş kemir gibi yanıyorum (Of, of kömür gibi yanıyorum. Hamak'ta şarkı söyleyerek keyif yapan Bilgiç'ten)


(Yeni aklıma gelenler :)

Sizin var mı böyle kelimeleriniz ?

Acaba?

Eski bir yazı. İstatistiklere bakarken gördüm, yılın bu zamanı insanlar araştırıyor demek :D

Bir kere daha okunabilir, beni mutlu etmiştir hep okurken. Keşke filmi de bulsam da seyretsem yeniden :)

Şurada işte, bak istersen :D

Daha Bitmedi Ama Dayanamadım


Sevgili Evren bize bu harika yaprakları gönderdiğinden beri onlarla ne yapabileceğimizi düşünüyordum ki sonunda buldum.



Takvim yapıyoruz. Ben ayları ayarladım, oğluşlar da günleri yazacaklar.


Renkleri bile üçer aylık ayırdım, ay isimlerindeki noktaları ayın özelliğiyle uyumle yaptım :) Meselâ Eylül'ün "ü"sü yağmurlu, Ekim'in "i"si mum alevi şeklinde falan, severim öyle ayrıntıları, işin garibi hiç düşünmeden aklıma geliverir :D


Bu magnet klipsi de kullanacak yerim oldu, hepsini tutturup mutfağa asacağım :-)

2012 takvimimiz hazır :)

Yılbaşı Süslemeleri


Bunlar benim kar kürelerim :) Küçükken nasıl büyülenmiş gibi seyrediyorsam hâlâ öyleyim. Ama şimdilerde içine pek az kar koyuyorlar. Simli olanlar nispeten daha uzun dayanıyorsa da onlar da aynı havayı vermiyor. Neyse, gittiğim yerlerde görüp beğendiğim olursa alıyorum. Yılbaşında da süslemelerimiz arasına giriyorlar :)


 Bu sene şekerle süsleriz demiştim ama bir kaç topitop dışında beğendiğim bir şeker bulup almayınca yine tüm süslerimiz astık :D Yılbaşı gecesi şemsiye çikolataları da koyacağız.



Tepe Home'da görüp bayılarak aldım :) Güya yeni süs almayacağım diyorum kendime ama çok şekerdi.






Bunlar da süslemenin keyif kısımları, tarçınlı kırmızı biberli salep (İstanbul bardaklarımda, bu bardaklarda salep ve sütlü kahve sunmayı seviyorum en çok, çünkü üzerlerindeki resim en güzel öyle gözüküyor:) ve abur cubur :)


 Bu şeker saksılıklar da Tepe Home'dan , Ekim ayında almıştım, tam yılbaşı havasına uydular :)



Artık ne bulursak koyarız ağacın altına :)


 Geçen sene İkea'da yılbaşı sonrası indirimindeydi bu süsler, taa o zamandan almıştık. Bütün bir yıl göz önünde durduktan sonra ağacı süslerken unutmuşuz onları. Neyse, ertesi gün hatırladık da bir sene daha beklemek zorunda kalmadık :D Ağaçta da güzel oldular ama epeydir duvara birşey yapmak istiyordum, süsleri birbirine ekleyerek bu hale getirdim, pek mutlu oldum :D


Aklım fikrim süste ya, yürüyüş yaparken yolun kenarına atılmış budanmış dalları görünce aralarından biraz toplayarak geldim :D Bir de kozalak toplamaya gidersek süsleme işi tamam olacak.

Yok, dilek kartları da hazırlayacağız çocuklarla ağaca asmak için. Ondan sonra bitecek :)

Herkese günaydın.

Kışın İlk Günü

Kar yağsa :)

Herkese günaydın.

Bu sabah da sizler söyleyin bakalım, nasıl bir güne açılsın sabahımız?
  • Perşembe, Aralık 22, 2011
  • 2 Yorum

99.900

Olmuş sayaç. 100.000. haber versin ona bir sürprizim var :D

................

Sabah harika bir yağmur yağıyordu. Balkonda yağmur sesi dinleyerek huzur dolu zaman geçirdim. Bütün güzellikler ve büyülü anlar için şükrettim...

Her Zamanki Gibi

Dün sabah azimle hastaneye gittim. Ve her zamanki gibi birşeyim olmadığını öğrenip geldim. Bunda kızacak ne var, ne güzel haber diyebilirsiniz. Kızacak şu var ki : Bir ay doğru dürüst yürüyemedim, hâlâ çok hızlı hareket edemiyorum,koşmaya kalksam bacağım tartmıyor, oturuken bile bütün vücüdüm ağrıyor. BİRŞEYİM YOKMUŞ!! E, yokmuş demek.

Tüm geçti geçti dilekleri için teşekkürler :D

Bu arada 15 gündür kararlı olmaya devam ediyorum. Kendimle gurur duymaktayım. Ayrıca sanırım 2 kilo verdim. İnsan hayatta başka ne ister?

Herkese günaydın.

Tatlı sürprizlerle dolu bir güne açılsın sabahımız :)

İnanamayacaksınız Ama

Birazdan hastaneye gideceğim :D Ağrılarım azaldığı için her an cayabilirim gerçi.

Ayrıca bugün öğleden sonra matematik dersi vermeye gidiyorum. Ayağımı sürterek gideyim de bir iki öğrencim daha olsun. Yapmayı en sevdiğim iş bu, yüksek lisans yıllarımda vardı bir sürü öğrencim, ne keyifti :)

Yalnız pek bir hasta pasta hissediyorum kendimi. Öksürük, hafif ateş falan. Gelen "Geçti geçti" desin.

Selencim falına baktım, yazacak vaktim yok yarına yollarım artık.

İşte böyle . Herkese günaydın.

Sağlıklı bir haftaya açılsın sabahımız :)
  • Pazartesi, Aralık 19, 2011
  • 6 Yorum

Berişim Balım



İyi ki doğdun :)

Reyhan pastası özlemişsindir dedim :) Nice yıllara canım arkadaşım. 

Ben, Şahsım, Bizzat Kendim :D

Dur bakiim ben de hakkımda hâlâ yazmadığım yedi şey bulabilecek miyim?


  1. Çevrilmiş bir sürü cinayetli dizileri seyredip katili tahmin etmeye bayılırım.(%90 tuttururum:)
  2. Kadayıfın üzerine süt döküp yemeyi severim.
  3. Salatalık doğrarken diklemesine dörde bölerim, öyle mutlu olurum , niyeyse.
  4. Ukalayımdır.
  5. Kuaföre gitmekten nefret ederim. Beyaz saçlarım üç parmak uzadı, hâlâ gideceğim. Üstelik de eve beş dakika mesafede.
  6. Beyaz saçlar dediysek, bembeyaz. 20 yaşımdan beri beyazlıyor zaten :)
  7. Çok güzel yemek yaparım :) (Madde 4 te söylediydim ukala olduğumu, bakmayın öyle. :)
İşte böylece sabah sabah sizleri bu çok mühim konularda bilgilendirmiş oldum :)

Herkese günaydın . (Herkes = hindiba , Katre , any,bana dair , Selen , özii , cenebaz  oluyor anladığım kadarıyla :)

Bugün yaşasın cuma :)

Kıpır kıpır bir hafta sonuna açılsın sabahımız...

    Uzun Zaman Oldu

    Devam durumlarına bakmadım ne zamandır. İstatistikler de pek birşey söylemiyor.

    Sağdan say bakiim :)
    • Perşembe, Aralık 15, 2011
    • 7 Yorum

    Yılbaşı Hazırlıkları

    Ayın 21'nin uzun gecesini yılbaşı süslemelerine ayırıyoruz son zamanlarda. Küçük ağacımız çıkıyor kutudan. Gerçi şimdi canlılarını satıyorlar. Onlarda da gözüm var ya bizimki de yıllardır aile bireyi gibi oldu.

    He canım plastik bir ağaca bile bağlanrım ben. Bir yılbaşı akşamı, Alsancak Şube'sinde çalışırken şube müdiresiyle bir çiçekçiye uğrayıp almıştık. O kendisine hazır süslü olan bir tane seçmişti. Düşünmüştüm, insan kendisi süslemeyecekse ne zevki var ki bu ağacı almanın şimdi diye.. Neyse, işte o gün bugündür bizimle ağaç.

    Bilgehan küçükken bahçeye kurmuştuk bir senesinde. Tabi ben onu uzun bir süre kaldıramamıştım. İzmir'e nasıl olduysakar yağmıştı, yukardaki fotoğraf o günden.

    Konu nereye gitti, toparla Handan :D

    Bu sene ağacı şeker ve çikolatalarla süslemeye karar verdik.

    Bir de yeni yıl dilekleri yazıp asmayı düşünüyorum.

    Süsleme gecesinin bizimkiler için en keyifli yanlarından biri de çay ve aburcubur keyfi. Aslında bazen bu aburcubur ziyafetini süslemeden daha çok mu seviyorlar diye düşünmüyor değilim :D

    İşte böyle.

    Nedense yılın bu zamanı sımsıcak yapar benim içimi.


    Herkese günaydın. Küçük ayrıntıların büyük keyifler verdiği harika bir güne açılsın sabahımız...
    • Perşembe, Aralık 15, 2011
    • 0 Yorum

    Duyuru 2 :D

    Kızlar tamam hepinizinkine bakacağım ama ben o kadar kahveyi hemen içemem, biraz zaman alacak :D
    • Perşembe, Aralık 15, 2011
    • 4 Yorum

    Duyuru :D

    Üşenmeyip kahve içer içmez falınıza bakacağım kızlar. Yok ben içerim kahvemi yollarım fotoğrafını diyorsanız o da olur, bana uyar :)

    Katrecim geç kaldın canım o sadece o gün içindi, bak yeterince iyi takip etmiyorsun, cezalısın :D

    Herkese günaydın, iyilik dolu bir güne açılsın sabahımız...
    • Çarşamba, Aralık 14, 2011
    • 8 Yorum

    Yılbaşı Kartları :)

    Evde birikmiş bir sürü yılbaşı kartı bulunca bu sene onları değerlendirmeye karar verdim.

    Hep birlikte oturduk masa başına, önce her birimiz dileklerimizi yazdık içlerine, ardından da üstlerini simlerle süsledik, bizden de birşeyler taşısınlar diye. Yine yer gök sim oldu ama olsun :D

    Bizim Evin Bilgiç Halleri

    Dün akşam Digitürk'te "Bir film hayatınızı değiştirebilir" gibilerinden bir reklâm vardı.

    Bilgehan'a sorduk biz de:

    -Bir film hayatımızı değiştirebilir mi oğlum? 
    -Değiştirebilir bence.
    -Nasıl değiştirebilir?
    -Filmi izlediğimizde bakış açımız değişebilir. Biliyorsun bakış açımız değişirse hayatımız da değişebilir. 

    Mutluluk

    Ütüleri yapılmış yerleşmiş, akşam yemeği planlanmış, silinmiş süpürülmüş, derli toplu bir evde , içeri dolan gün ışığının sıcaklığında, açık balkon kapısından gelen kuş seslerini ama sadece o sesleri dinleyerek çay keyfi yapılmasından başka ne olabilir ki?
    • Pazartesi, Aralık 12, 2011
    • 2 Yorum

    Uyusun da Büyüsün

    Çocuklarım doğdukları günden itibaren kendi odalarında yattılar. Ve kendileri uyudular. Peki bunu nasıl başardım :)


    • Bebekleri kendi yatağında uyutmak için annelere fazladan iş düşüyor o kesin, hazırlıklı olun :)
    •  Bebeklerin sakin ve huzurlu olmasını istiyorsak, muhakkak her ağladığında yanına gitmek ve yanında olduğumuzu hissettirmek çok önemli. Böylece bebek kendini güvende hissediyor. ağlaya ağlaya uyusun mantığında olmuyoruz yani.
    •  Ama ağlaması kesildiğinde uykuya dalmadan yanından yeniden ayrılalım ki kendisi uyumayı öğrensin. (Allah biliyor  yanlarına kaç defa gidip geldiğimi:) 
    • Yanlarına gittiğimizde onunla sakin bir ses tonuyla konuşup sırtını okşamak, kulaklarını kaşımak, ninni söylemek işe yarar .
    •  Yaramıyorsa kucağımıza alıp sakinleşene kadar sarılabiliriz. 
    • Bazen bebekler yatırma şeklinizi beğenmedikleri için yaygara kopartırlar. Bilgiç ben onun yüz üstü yatmayı sevdiğini keşfedene kadar 10 gün yatağına yatmamıştı :)
    Oğluşlarım bu şekilde kendi yataklarında uyudular hep. Bir yere giderken de portatif yatak götürdüm yanımda. Bu yöntemin tek sorunlu tarafı bir arkadaşınıza falan oturmaya gittiğinizde uyutmak zor olabiliyor. En iyi tarafı ise akşamları yatağına bıraktığınız çocuğunuz orada uyuyana kadar siz film seyredip keyif yapabiliyorsunuz :) Bir de benim gibi her sese uyanan anne iseniz aynı odada yatmadığınız için uykunuzu alabiliyorsunuz. Zira aynı odadayken her nefes alışlarına uyanabiliyorum :)

    Önemli olan diğer şeyler :

    Bebeklerin sürekli aynı örtüyü üstlerine örtmemek gerek yoksa her daim o örtünün peşine düşmek zorunda kalabilirsiniz. 40 derece İzmir yazında yün battaniyeye sarılmış Metehan gibi meselâ:)

    Odalarında kendiniz için rahat bir koltuk olsun. Koltuğun kolu da olsun ki emzirirken veya mama verirken rahat edin. Ben kolumun altına yastık koya koya bir hal olmuştum.


    Şimdilik aklıma gelenler bunlar .

    Bak canım bebek sevmek istedi şimdi, gidip içerdeki koca mamunu yumurayım biraz. Çok çabuk büyüyor bunlar her anlarının tadını çıkartmak gerek :)
    • Pazartesi, Aralık 12, 2011
    • 2 Yorum

    İçimden Geldi

    Bu hafta kahve falı bakacağım canlarım .

    İsteyen kaleye mum diksin. 
     
    • Pazartesi, Aralık 12, 2011
    • 4 Yorum

    Kaygana

    Bizim oralarda öyle denir. Şimdilerde krep oldu kendisi :)

    Sabah çocuklara hazırlanacak en güzel kahvaltılardan biri :)

    1,5 bardak un, 1,5 bardak süt ve iki yumurtayı hemen çırpıyoruz. Yağladığımız tavamıza döküp arkalı önlü birer dakika pişiriyoruz. Benim küçük bir tavam var 3 kaşık koymam yetiyor.

    Bu fikri de bir dergide görmüştüm. Kaşığın ucuna mandal takıyorsunuz, sürekli kabın için düşmesine böylece son veriyorsunuz :)




    Arasına ister peynir koy, ister bal, ister pekmez.

    Yanına da elma kabuklarından elma çayı yapabilirsiniz meselâ :)

    Hımmmm...

    Ama tabi biz ne yapıyoruz ?

    Kendimize öncelikle light ekmekten sandviç hazırlıyoruz..Öncelikle diyorum, koktu herhalde hiç yemeyecek değiliz kayganadan :)

    Bir pazar sabahı sabahın köründe uyanan çocuklarımı, yürüyüşten dönünce onlara bunu hazırlayan ve bir de hiç üşenmeden fotoğrafını çekip buraya koyan kendimi kutluyorum valla.

    Bakın bir hafta geçti hâlâ pek enerjiğim :D

    Herkese günaydın... E hadi gelin sofraya :)

    Günün Falı (İlk Gelen Kapar:)

    İş yapma düşüncesi işin kendisini yapmaktan daha yorucu oluyor. Hadi üşenme, kalk kalk, ne çabuk bittiğine inanamayacaksın :)
    • Cumartesi, Aralık 10, 2011
    • 2 Yorum

    \\\\\/////

    Mesela, şöyle tarçınlı cevizli nefis bir kek pişirsek, yanına da taze demli bir fincan çay alsak. En sevdiğimiz tepsimize yerleştirsek onları. Sımsıcak bir battaniyeye sarınıp balkona atsak kendimizi, ya da bahçeye, ya da en yakındaki parka gitsek sımsıkı giyinip. Soğuk hava içimizi açsa, kek kokusu ruhumuza ulaşsa, çay fincanından tüten dumanın büyüsünde adlandıramadığımız güzel bir duygu gelip yerleşse yüreğimize. Derin bir nefes alsak hepsinden karışık.

    Küçük bir kaçamak.

    Başka ne ister ki bir insan hayattan.

    Herkese günaydın. Bugün yaşasın cuma. Sımsıcak bir haftasonuna açılsın sabahımız :)

    Umut

    Yağmurlu bir kış gecesi
    Sokak lambasının ışığında parlayan
    Daldan düştü düşecek bir damla gibi....

    ............

    Aklımdan uçup giden isimler gibi
    Asla unutmadığım hatalar gibi
    Çok önemli saydığım kararlar gibi
    Dönüp de bakmadığım fırsatlar gibi
    Yaşamak...
    Bir varmış hem bir yokmuş
    Hem yokmuş hem de çokmuş....

    Doğumgünü Partisi Fikirleri

    Çocuklara doğumgünü partisi hazırlamaya bayılıyorum. Bazı arkadaşlarım bu işi yapsana diyorlar. Yapayım da benim doğumgünlerimin özelliği harika ve kusursuz olmalarında değil. Özelliği birlikte hazırlık yapmamızda. En az 15 gün öncesinden çocuklarla yaşadığımız heyecanda. Masa başında toplanıp yaratmamızda. Ve bütün bunları elimizdekilerle  yapmamızda.

    Daha bir yıl öncesinden düşünmeye başlarız konsepti. Hoşumuza giden bir fikir olunca neler yapabileceğimizi planlarız bu defa. Ve hemen herşeyi kendimiz yapmaya çalışırız. Duvar süsleri renkli fon kâğıtlarından olur kimi zaman.

    Kimi zaman okunmuş dergilerin renkli sayfalarından.

    Ya da eski CD lerden.

    Bilgisayardan bulduğumuz fotoğraflarla maskeler yaparız bazen.

    Bazen marketlerdeki atık kutulardan araba.


    Davetiyelerimiz için ilginç fikirler bulmaya çalışırız.




    Kâğıttan kuklalar, yünden bebekler. Hiçbirisi mükemmel değildir çünkü biz keseriz, yapıştırırız. Yaptıklarımızı çocuklar asarlar keyifleri nasıl isterse.

    Küçücük ayrıntılar hazırlarız.

    Bulmacalar çözeriz. Hazine avı yaparız meselâ sonunda hediyeler olan.

    Uzun uzun hazırlandıktan sonra. Davetiyelerimizi dağıtırız çocuklarla bir bir.

    En önemlisi de ne biliyor musunuz? Bu parti sadece onlarındır. İçeri gidin oynayın denmez. Anneleri başka birşey meşgul olmaz. Bir bakmışsınız babaları almış eline baltayı, kızılderililieri evin içinde koşturuyor bir uçtan bir uca, bir bakmışsınız anneleri müzik aletlerini almış eline hepsine ritim tutturuyor. Deney yapıyor, sorular soruyor, oyun oynatıyor.


    Apartman girişine resim sergisi açılıyor.


    Pil ve ampullerle el lambası yapılıyor.

    Sonra bütün hazırlananlar gelenlere hediye ediliyor.Çocukların gözlerinde öyle bir ifade var ki sanki onlar kâğıttan yapılmamış da gerçekten korsan olmuşlar. Ya da seferden dönen balıkçı. Ya da gizemi çözen dedektif.

    Benim doğumgünü partilerim böyle olur işte. Bunu başkaları için ben yaparsam partinin bütün büyüsü bozulur.


    Not: Ayrıntılı partiler ve hazırlık kısımları için etiketlerdeki çocuklara doğum günü partisi fikirleri kısmına bakın derim ben :D ( Hatta kolaylık yapayım burayı tıklayın:-)