Dünya Kupası

Ben kendimi bildim bileli Dünya Kupası'nı seyrederiz. Onun için Dünya Kupası denilince içim sıcacık olur. Hepimizin farklı takımı olurdu ki maçlar keyifli olsun, takım tutmadan maç seyretmek pek yavan geçer yoksa. Annem, babam ,kardeşim, ben.

Evlendiğimizden beri bu üçüncü kupa. İlkinde tatildeydik Can'la (Sanırım çocuksuz son tatilimizdi:) televizyonu güzel olan yerlerde yemek yemiştik hep. Geçen sefer Bilgehan'a hamileydim. Hatta Brezilya maçında ilk gol atanın ismini Bilgehan'a koyalım demiştim :) Herkes "Ee Brezilya atarsa, Ronaldo mu koyacaksın" diye sormuştu. Yok canım gol yeseydik, Rüştü koyacaktım ismini :) Tabi çocuğa bunu açıklamak zor olabilirdi ama zaten gerek de kalmadı, Hasan attı ilk golü. İşte Bilgehan'ın ismi o yüzden Bilgehan :) Ha ha ha.. Hasan 'la Teoman çarpışınca Bilgehan çıkıyor ortaya.

Aman, Dünya kupasından da çocuklarıma geldim ya. Neyse devam edeyim.

Bu sene malum tatil yüzünden ilk maçları kaçırdık, bir haftadır seyrediyoruz. Ama geçen kupanın heyecanından sonra çok yavan kaldı sanki. Artık başka takımları tutmak beni kesmiyor. Ben her dakikasında ölüp dirildiğim maçlara çabuk alışmışım. Kendi takımımızı görmek istiyorum. İçim cız ediyor.

İşte böyle. Güzel, rüzgârlı, serin bir sabah var İzmir'de. Çayım demlenmiştir artık. Bahçede simit, peynir, domates keyfi yapacağım. Gelmek isteyen varsa buyursun efendim :)

Herkese keyifli bir gün diliyorum.

GÜNAYDINNNNN ...

Yok Başlık Maşlık :)

Kardeşim hep "Abla 2 günlüğüne bir yere gidip 12 gün anlatacak şeyi nasıl buluyorsun bilmem" derdi ama bu özelliğim sadece anlatmak için geçerli herhalde iş yazmaya gelince bulamıyorum birşey.

Bu sene ilk defa bir şezlongum oldu deniz kıyısında, oturabildiğim. Metehan nihayet tatilin son günü yüzmeyi öğrendi. Bilgehan belindeki can simidini çıkartıp sadece kolluklarıyla yüzmeye başladı. Ben dubaya gidiyorum siz gelmeyin diyerek çekip gidiyordu arkadaş. Ah, soğuktan birbirimize sokulmuş bir açık hava sineması maceramız vardı ki sormayın gitsin. En son battaniyelere sarılmış durumdaydık. Çocuklarımızı sevmekten pek filmle ilgilendiğimizi söyleyemeyeceğim.

Yıllar sonra ilk defa bir tatilden dinlenmiş olarak dönüyoruz demek böyle bir duygu da varmış :)

Herkese günaydın, huzurlu bir haftaya açılsın sabahımız.
  • Pazartesi, Haziran 26, 2006
  • 8 Yorum

Günaydın

B-Ayıcıklarım beni çok özlemişlerdir anne , eve dönünce onlara anlatacağım tatili.

M-Ben de ayıcıklarım ve eeme anlatacağım.

C-Hamağım beni çok özlemiştir hayatım :)

H- Ütü ile çamaşır makinası da benim yolumu gözlüyordur tabi. Süpürge, bulaşık makinası, ocak da cabası, ne çok özleyenim var.

Eve oryantasyon aşamasındayım, gelicem :)Gerçi sağolsun Beriş , geldiğimizin akşamı bizi bir güzel sofra ile ağırlayıp peşinden mutfakta dağlar gibi tencere yıkatarak ( Yapsa bi çorba ile makarna olmazdı sanki, o kadar kap kirletecek ne vardı, tı tı tı) hızlandırılmış bir oryantasyona soktu beni , fazla zorlanmıyorum şimdi.

Bakalım kim önce fark edecek döndüğümü :)
  • Cumartesi, Haziran 24, 2006
  • 8 Yorum

Tatil



Herkese bu güzel, serin, pırıl pırıl sabahtan günaydın :)



Çok üzüleceksiniz biliyorum ama (tevazu:) yokum bir müddet. Pazartesiye kadar hazırlıklarla uğraşacağım, sanırım burayla ilgilenemem. Ondan sonra da tatil sezonunu açmak için kendimizi feda ederek yollara düşeceğiz.

Ben yokken gelenler için mini bir konser hazırlıyorum, umarım dönene kadar idare eder .

Kendinize iyi bakın.

Görüşmek üzere...

Rain

RainBy Terence Trent D'Arby

BestAudioCodes.com

Perşembe akşamları nedense pek keyiflidir. Yarın yaşasın cuma ne de olsa. İşte bir nostaljik şarkı daha buldum, bloğuma da girmeyi başardım :)

İvriz sağolsun bir adres söyledi, hazine hazine , tam benim kuşağa göre :)

Dans edebilenler etsin, diğerleri parmak tıkırdatsın.

Dur bir de güzel gün batımı fotoğrafı koyayım şuraya. Tam olsun .

İyi akşamlar....

  • Perşembe, Haziran 08, 2006
  • 2 Yorum

Bitki Bilimi - Ders Bilmem Kaç

Eveet, kabak ve salatalık çiçeklerini öğrendiğimiz ilk derslerden sonra bugünkü dersimizin konusu şu :

Bakalım kimler bilecek :)

Bu arada domatesimin son durumu, ne güzel gözüküyor değil mi? Hayır efendim tabii ki yemeyeceğiz onu :)


Ah, bir de annelerinin çiçekleri var ki, bütün çiçeklere bedel onlar.



  • Çarşamba, Haziran 07, 2006
  • 7 Yorum

...

Bazen düşünüyorum da, günü yakalamak, tadını çıkartmak, hayata dışarıdan bakıp elimdekilerin farkına varmak derken, sanki hayatım film oluyor ben de onu seyretmeye başlıyorum.

Böyle olmamalı sanki...

Dağınık

Annem telefon ettiğinde mutfakta , yıkadığım çay kabını kuruluyordum. "Ben hâlâ yatağımı yapamadım" dedi bana. " Ben yatağımı yaptım" derken aklıma geldi ki hayır yapmamıştım. Evet o odaya girdim, yatağı yapmak için. Sonra komidinin üzerindeki oyuncağı Metehan'ın odasına götürdüm. O sırada yerdeki kıyafetlerini gördüm, alıp onları çamaşır odasına gittim. Oradaki ütülenmiş çamaşırlarla geri dönüp Bilgehan'ın dolabına onları yerleştirdim. O sırada Bilgehan kitabına yapıştıracağı çıkartmaları sordu, ona yardım etmek üzere salona yöneldim. Dönüşte banyo kapısı açıktı, çamaşırsuyu dökeyim lavaboya dedim. Oradaki boş sıvı sabun kabını görünce çevredeki diğer boş kapları topladım atmak için. Mutfağa gidip onları koyacak torba alacakken, dün yaptığım alışveriş sonrası aldığım çayları gördüm. Bunları da boşaltayım hepsini atarım diye aklımdan geçirdim. Onları boşaltacakken, çay kaplarını yıkamaya karar verdim.

:-)

GÜLÜMSE...

Hatıra


Turfanda meyveleri sen alırdın önce. Kaşar peynir de sende olurdu. Hemen sofra kurulurdu kim gelirse gelsin evine. Bayramlarda mahallenin çocukları tekrar tekrar çalardı kapını.

Geldiğinde bilirdik ki çikolatamız var çantanda. Yine bilirdik ki fazla oturmadan gideceksin.

Gözlüğünü takıp gazetelerin bulmacalarını çözmen gözümün önünde. Yatağını yapışın, sanki bir dakika sonra yatmayacakmışsın gibi, özenle.

O kadar çok şey geliyor ki aklıma seni düşününce. Bak saçlarım kısacık senin sevdiğin gibi. Küçükken sana aldığım kolonyanın şişesi vitrinimde. Kulağımda sesin.

Pamuk anneannem benim. On sene geçmiş yanımızdan ayrılalı, seni çok özledim.
  • Pazartesi, Haziran 05, 2006
  • 5 Yorum

...

"Neredeyim?" sorusunu sorana kadar kaybolmamıştık aslında.
  • Pazartesi, Haziran 05, 2006
  • 0 Yorum

Ah Ah...

Gitti gitti....

Ühü ühü ühü...

Bir senedir ne uğraşlarla uzattığım caanım saçlarım yine gitti. Yok, şöyle upuzuuuun saçlı birisi olamayacağım hiç ben :(

Neyse en azından kumral oldum, turuncu değil artık. Ona da şükür :)
  • Cumartesi, Haziran 03, 2006
  • 6 Yorum

Günaydın

Oooo biz bahçede kahvaltı keyfimizi yaptık bile, siz hâlâ uyanamadınız mı?
  • Cumartesi, Haziran 03, 2006
  • 7 Yorum

Yaz Geldiii

Birden farkına vardım, yaz geldi :D

Şöyle bir araştırma yaptım neler oluyordu yaz gelince diye.



Kumdan kaleler. (Gitgide yeteneğim ilerliyor bu konuda)



Denizdeki keyifli oğluşlar.



Yüzmeler :)



Dalgalar.


Deniz.



Huzurlu akşamlar. (Yani aralarda kaçamak beş dakika falan. Yoksa akşamların geneli "anneee" ve "babaaa" sesleri eşliğinde geçiyordu ama)

Hımm, düşünmesi bile güzel.

Umarım sıcağı gönlümüzde, ılık esintisi ruhumuzda, güneşi gözlerimizde olur ...

Günaydın

Bir sabah da kalkayım da uykum olmasın, uff ya...