............

"....

Ve Türkiye dün gece itibarıyla laik kimliğini terk etti...

Dünyanın hiçbir yerinde, okullarında çocuklara Kuran kursu verilen ve tüm okullarında imam yetiştiren bir ülkeye “laik devlet” demezler...

Bilişim çağında, çağdaş dünyanın çocukları müspet bilimlerin en küçük hücrelerine kadar yolculuk ederken... Bütün okullarımızı birer Kuran kursu ve imam eğitim merkezine çevirmeyi planlayan zihniyet ne yazık ki durmadı...

Durmuyor...

*

Bu millet laikti, layık oldu kısacası...

Adı demokrasi olan bu soytarılıkta, canı yanan aydınlık insanlarımızın yapacakları çok şey yok ne yazık ki...

O zaman...

Babalar, anneler birer okul olun...

Okul artık sizsiniz...

Çocuklara laik cumhuriyeti, cumhuriyet sevdasını, cumhuriyet devrimlerini öğretin...

Mustafa Kemal’i anlatın...

Unutmasınlar..."


Bekir Coşkun'un yazısından...

Kendimle Gurur Duyuyorum :)

Geçen akşam kutuda kalan pastanın dibini yemeyip hemen yok ettiğim için kendimle gurur duyuyorum :)

Geceyarısına doğru çok acıktığım halde su içip yattığım için kendimle gurur duyuyorum :)

Can'ın geçenlerde aldığı kolum kadar çikolatadan hiç tatmadığım için kendimle gurur duyuyorum :)

Geçen gün gittiğimiz pizzacıda herkes pizza yerken buğday salatası yediğim için kendimle gurur duyuyorum :) (Ama bir daha orada buğday salatası yemem içinde bir kilo ceviz vardı herhalde, ıyk, çoğunu yanımdakilere verdiğim halde ağır geldi.)(Yok cevizi severim de tatlılarda bir de yoğurtlu salatalarda kıvamınca)

Hiçbir diyete bakmadan kafama göre takılıp sabah tartıda beş kilo eksildiğimi gördüğüm için kendimle gurur duyuyorum.

Beş kilo , ho ho ho, ağzım kulaklarımda :D

Yarısı gitti, yarısı kaldı ...

Ha gayret..

13

Bu ay kendimi Megadeth ile ödüllendirdim :) Belki konserine giderim hazırlıklı olmak lâzım.



İlk dikkatimi çeken albümün bu son parçası oldu. Hımmm, harika :)

Kül Tablası Sorunsalı

Sigara içme yasağından sonra masalardan yok olan kül tablalarını şiddetle aramaktayım. Sanki bu alet sırf kül için imal edilmişti.

Lokantaya gidiyorsun, herşey pırıl pırıl. Elini siliyorsun, ıslak mendil atacak birşey yok. Peçete keza elinde kalıyor. Artık masanın pek göze çarpmayan bir köşesine sıkıştırmaktan başka çaren yok. Bir garson gelecek de onları toplayacak götürecek. Hem görüntü faul hem hiç hijyenik değil.

Geçen gün gittiğim yerde masada bunu görünce bir mutlu oldum ki anlatamam.


Bu kadar basit bir şey işte.

Bütün yemek yerlerinde aynı görüntüyü görmek istiyorum...

Çok Yoğunum Çok

Bir yanda tenis turnuvası bir yanda buz pateni şampiyonası, bildiğin gibi değil nasıl yoğunum.

Pazartesi başladığım tembellik işini fazla abarttım, bugün o ütüler bitecek artık. Bir de evi süpürsem iyi olacak.

Bugün yaşasın cuma :)

Herkese günaydın. 

Huzurlu bir haftasonuna açılsın sabahımız...

Ayakkabı Bağı Sorunsalı

Teknoloji ilerliyor ama nedense bu ayakkabı bağlarına negatif olarak yansımakta.

Ne kadar sıkı bağlanırsa bağlansın kendi kendine çözülen ayakkabı bağlarını protesto ediyorum.

Bu ne ya?

Nasıl bir mantığı vardır, benden başka kimse bundan rahatsız olmaz mı, hayır bunun özel bir bağlama tekniği var da ben mi bilmiyorum. Meselâ yarım saatlik bağlıyorsundur, eve döndüğünde otomatik çözülmüş buluyorsundur falan. Anlamadım gitti...

Bir de hazır konu açılmışken şunu da söylemek istiyorum.

Elinizde hangi senenin verileri var bilmiyorum ama bu yüzyılda bu çocukların ayakları palet kadar. Mesela ben oğluşlarıma 8 yaşından beri çocuk reyonundan alamıyorum ayakkabı. "Eee?" diye sorarsanız, eeesi hiç cırtcırtlı bir ayakkabı bulamadığımızdan, iki büklüm ayakkabı bağlamaktan helak olmaktayım. Üzerine bir de biraz önce söylediğim bağcık sorunsalı eklenince "Homur homur" dolaşmaktayım.

Bi zahmet yapın yeni bir araştırma, üzmeyin biz kocaman ayaklı çocukların annelerini.

Okul Yolunda 2

Bu sefer fotoğraf makinamı alıp gittim :)











Herkese günaydın, pırıl pırıl bir güne açılsın sabahınız ...
  • Çarşamba, Mart 28, 2012
  • 0 Yorum

Ha ha ha

Dün yine doğumgünü kutladık dedim ya onu Metehan'a sürpriz yaptım.

O bir gece öncesinden gelen kuzeni ile vakit geçirirken ben mutfağa girdim. Hummalı bir çalışma içindeydim. Sonra anneannesi geldi bana yardıma. Ev toparlandı. Sofra hazırlandı. Tek tek misafirler gelmeye başladılar. Oğluşum hepsini karşılıyor, hoşgeldiniz diyor, sonra pır oyuna devam . 

En sonunda herkes tamamlanınca, "Eee Metehan'cım doğumgünü partine gelmeye niyetin yok mu bakiim senin" diyerek girdim odasına. "Doğumgünü partim mi var?" dedi haliyle. O kadar hareket telaşta hiç uyanmamış benim oğluşum.

Sonra düşününce fark ettim ki, geçen hafta pazar günü misafirim vardı, önceki hafta pazar günü misafirim vardı , önceki hafta pazar günü keza, velhasıl çocuk için gayet doğal salonda sofra kurulup gelen misafir olması :D

Not1: Bir de Can'a yaptığım sürpriz doğumgünü partisi vardı bir gün de onu anlatırım.
Not2: He canım beni anam doğumgünü partisi hazırlayayım diye doğurmuş :)
Not3: Benim Bilgiç oğluşum da sürprizimde bana yardım edip ağabeyine açık vermeden odalarını topladı, yerim ben onu .
Kendime Not: Evi süpürdün yeter o kadar, artık tembelliğe başla Handan.

Oradan Buradan



Dün bir de aile arasında doğumgünü partisi yaptık, sanırım 16 kişiydik. Uzun zamandır görüşemediklerimizle bir araya geldik.  Cıvıl cıvıl bir gündü.

Dün sabah bozacağım diyetimin bilinciyle tartıldım. Bir kilo daha gitmiş -son 24 saatte eğer geri almadıysam- toplamda 4 kilo oldu. Ağır ağır hafifliyorum :D

Bugün bir türlü uyanamadım. Akşam da erkenden tuş olmama rağmen sabah gidip bir posta daha uyumuşum. Oğluşu okula bırakıp evi biraz toparladıktan sonra ders vermeye gideceğim. Ama akşam altıdan sonra kimse bana dokunmasın, süper tembel bir akşam geçirmeyi planlıyorum. Yoruldum yahu :)

Derken telefon çaldı, dersim iptal oldu. Şirinay nom :)

Yeni programımı açıklıyorum: Süper tembel bir gün geçirmek.

Bak ciddiyim Handan, sağa sola saldırıp hazır boşken şunu da yapiim falan istemiyorum bozuşuruz ha...

Selmacım



Senin de doğumgünün kutlu olsun :D

Nice harika yıllara arkadaşım.

İyi ki Doğdun Metehan :)


 Karayip Korsanları seyredecek olan oğluşların parti öncesi havaya girmeleri :D


Önce pizza, mımmmm kısmında karnımızı doyurduk.


Film sonrası (O sırada nedense fotoğraf yok hiç:) past faslı.


 Kardeşinden mumlarını kurtarmaya çalışan bir Metehan :)

Biraz da oyun oynayalım :)


13 yıl olmuş top böceğimi ilk kucağıma aldığımdan bu yana.





















Nice harika senelere...

Papatya


Papatyayı mı daha çok seviyorum yoksa yeşil yapraklarının kokusunu mu bilmiyorum. Otobanın kenarında görünce dayanamadım kopardım, içime çektim kokusunu mutlulukla...

Not: Evrencim bunlar da koyungözü değil di mi?

Al Baştan Yeniden

Gerçi biliyordum ben başıma geleceği de bile bile lades oldum...

Durum şu ki bizde klasik bir tartı vardı. Tabi bu klasik tartı ancak kilo bazında tartabilmekteydi. Yine tabiidir ki ben bu iştahla öyle kilo kilo zayıflayamamakta ancak gram gram verebilirsem vermekteydim. Bu bağlamda tartıya çıktığımda ibre 72 çizgisinin üzerinde mi yoksa çizginin altına mı düştü şeklinde miyop gözlerimle görmeye çalışmaktan yorularak en sonunda isyanları oynadım. Sevgili Cancım zaten birşey almak konusunda gördüğüm en hızlı insanlardan biridir. Ertesi gün yağ mağ bilimum şey ölçen bir cihazla geldi eve.

Buraya kadar bir sorun var gibi görünmüyor değil mi? Ama benim kilo kilo gösteren milattan önceden kalma sevgili eski tartım eksik tartmaktaydı. Bunu biliyor ama belli etmiyordum. Gelen yeni tartıya çıkmamla birlikte ibre tırrrrtt 75 e gitmez mi... (İbre gitmiyor tabi rakam şeyediyor, anladınız siz onu)

Ay ben haftalardır o kiloları vereceğim diye ne hallerde yaşamıştım, hepsi geri döndü :D

Benim Gibi

Küçükken nazar değmesin diye kulağının arkasına mavi kalemle çizik atılan kimse var mı cok merak ettim :)

Meselâ

Meselâ kimse tıkış tıkış dolu minibüslere binmese, insanın içini dışarı çıkartan taksi şöförlerine "Sağa çek, iniyorum" dense....

Meselâ kimse hamsi kadar çinekopları satın almasa, kış vakti patlıcan musakka pişireceğim diye tutturmasa...

Meselâ herkes yanında kumaş çanta taşısa, sadece cam kavanozlara bütün eller uzansa...

Meselâ çocuklara üzeri baskılı boyalı ne olduğu belirsiz şeyler giydirilmese, ellerine nereden geldiği belli olmayan oyuncaklar tutuşturulmasa...

Meselâ 10 dakikada yürünecek yerler için arabaya binilmese, hiçbiryere sığmayan kocaman benzin içiciler galerilerde kalakalsa...

Meselâ çok titiz anneler dakika başı çamaşır makinası çalıştırmasa, yıkanılan ıspanağın suyu çiçek saksılarında can olsa...

Ne güzel olurdu....

Doğumgünü Hazırlıkları

Aslında bu sıralar benim doğumgünü uğraşlarında olmam gerekiyordu. Korsan , kızılderili, orman, dedektif, bilim, uzay, origami partilerinin hepsini ogluşlarla keyifle hazırlamıştık.(Şimdi Bilgiç bunu okursa benim partilerim diye sorar hemen onları da yazayım, örümcek adam, arabalar, kukla, ressam, balıkçı, müzik partilerini de onun için hazırladık:) (Doğumgünü etiketinden bakabilirsiniz)

Ama bu yıl beni abi oğluşum, japon balığım, top böceğim okul arkadaşları ile kutlayacak. Gerçi yine bir konsept bulduk, film izleme partisi yapacağız. Cuma günü okul çıkışı ilk genç partime adım atacağım :)

Eğlenceli bir davetiye hazırladık. Arkadaşlarımızı bekliyoruz :)
  • Çarşamba, Mart 21, 2012
  • 2 Yorum

Bilin Bakalım

Epeydir Toulouse`dan bahsetmemiştim, hemen bu açığı gideriyorum. (Iyi ki fazla tatil yapamıyorum ha yoksa ne yapardınız bilmem :)

Neyse soruma geleyim ben. Tur rehberinin bu cümlesinin anlamı nedir. ?

Zizizizauz

Kelimeleri ayırmadım ki ilk duyduğumdaki komediyi siz de yaşayın :)

Alayım cevapları..
  • Çarşamba, Mart 21, 2012
  • 9 Yorum

Ekinoks

Verdiklerim oldu ve aldıklarım...
Kaybettiklerim oldu ve bulduklarım...
Acılarım oldu ve mutluluklarım...
Özlediklerim oldu ve kavuştuklarım...
Unuttuklarım oldu
Unutamadıklarım
Yaşadıklarım oldu
Yaşayamadıklarım
Ulaştıklarım oldu
Ulaşamadıklarım

Durdum.

Öyle bir gündü ki

Gece gündüze eş

Bir tarafımda ay
Bir tarafımda güneş....
  • Çarşamba, Mart 21, 2012
  • 3 Yorum

Yazmak Için

Biraz motivasyona ihtiyacım var, yoklama yapayım o zaman :)

Sağdan say bakiim.

Herkese günaydın.

Bahar gibi bir güne açılsın sabahımız:)

~`~`~`~

Belki tropikal bir adada tatil yapamayabilirsin ama deniz kıyısında oturup suda taş sektirme keyfini hiçbirşeyin kaçırmasına izin verme.

Belki çok lüks bir restorana gidemeyebilirsin ama bir çay bahçesinde simit keyfini hiçbirşeyin kaçırmasına izin verme.

Belki uzuun uzun dinlenecek zaman bulamayabilirsin ama arada 10 dakika bile olsa derin nefes alıp kendini dinlendirme keyfini hiçbirşeyin kaçırmasına izin verme.

Belki kendini vuramayabilirsin dağlara kırlara ama bir ağaç altında yaprakları seyretme keyfini hiçbirşeyin kaçırmasına izin verme.

Herşey bir yana;

Belki gerçekleştiremediğin bir sürü hayalin vardır ama bunun gerçekleştirdiklerini görmeni engellemesine izin verme.

Bardak asla tam dolmayacak, nereye bakacağına iyi karar ver...

Iııh Hiç Kıskanmam :)

Evrencim hemen kaptım fotoğraf makinamı, balkona attım kendimi. (Çok yakında polis gelecek evime ben çiçek böcek peşinde koşarkan karşı apartmandakiler kesin huylanıyorlardır :)

 Bu sana daha önce söylediğim çiçek açan ağacımız. Sanırım şeftali, çok emin değilim ama erik değil kesin.
 Ne yazık ki güneş batmak üzereydi papatyalar kapanmıştı çoğunlukla..
 Bu penceremden gördüğüm ağaç, ne ağacı canım söyle bakiim... Tomurcuklar yakında sapsarı toz olarak dağılacak her tarafa. Hele rüzgârda seyretmesi pek keyifli oluyor. Masaların üzerindeki hali pek güzel olmuyor ama boşveer :)
 Bu da aynı ağacın diğer taraftaki kardeşleri. Güneşli bir saatte çekersem papatyalar kendilerini daha bir gösterecekler .
 O sırada uçuşan bu güzellikleri de görmezden gelemezdim :) Ben çektim diye demiyorum karganın flu fotoğrafına bayıldım,  :D
İşte böyle canım. En kısa zamanda soğuk moğuk demeyip bir fotoğraf turuna çıkacağım, bakalım başka neler uyanıyor kış uykusundan :D