Çok ilginç bir gün geçirdik.
Can'ın ağabeyi Ankara'da. Kuzenleri de var. Kuzenlerinden biri evlenmişti gidememiştik. Şimdi bir de bebekleri olacakmış. Feçen hafta amcası da yanlarına gelmiş diye duyunca izninin son günlerinde iki gecelik bir tur atalım dedik. Ağabeyiyle falan konuştuk.
Dün öğlene doğru yola çıktık. Yoldan ağabeyini aradık biz çıktık geliyoruz diye. Ağabeyi tamam dedi ama biraz da tereddütlü . Ne oldu diye üsteleyince boğazının gıcıklanmaya başladığını hasta gibi olduğunu söyledi. Evdeki herkesten ona geçmiş, sabah başlamış. Haydaaa. Benim için neyse de on beş gün iznin ardından Can hastalanmasa iyi olacak. Neyse telefonu kapattık. Ne yapsak. Çocuklar küçükken ne zaman hasta birilerine gitmesem peşinden yine de hasta olduğumuz için bende hastalık bulaşmasın kaçınması çok yok aslında. Neyse dedik. Amcayı görürüz. Kuzenleri tebrik ederiz. Amcasını aradık Adana'ya dönmüşler. Aaaa, ne ara ? Kuzeninin de bebeği erken doğmuş olduğundan hâlâ hastanedeler zaten. Birbirinize baktık. Aklımızdaki buluşmaların neredeyse hiçbiri olmayacak. Abisini de yoracağız.
Geri mi dönsek ?
Niye ki ? Hazırlanıp çıkmışız, bari bir yere gidelim bir gece kalalım dedim.
Abant'a gidelim diye düşündük. Mudurnu da ne zamandır aklımdaydı haydi oraya uğrayalım önce dedik.
Gerçi gidene kadar akşam üzeri olduğundan çok dolaşamadık ama olduğu kadarı da yetti bize.
Akşam kapının önünde ateş yaktık. Neyse belki sabah okuyabilirim diye yanıma kitap da almıştım. Onu okudum keyifle.
Kahvaltı beklediğimin ötesinde çıktı. Nefis serpme kahvaltı hazırlamıştı Emine Abla. O arada uzun uzun sohbet de ettik, pırıl pırıl bir insan.
İşte böyle bir gün geçirip evimize döndük .
Bu sabah karavana gittim. Kıyafetlerimizi, bardakları, çatal bıçakları falan alıp eve getirdim, yıkayıp götüreceğim. Kameralardan bakmışlar , hırsız yirmi dakika kadar içeride kalmış, sanırım site güvenliği gezerken korkup içerideki alet çantasını kapıp çıkmış. Ama nasıl çıkmış. Sitenin ana kapısına gidip güvenliğe kapıyı açtırıp çıkmış (bizim sitede bahçe kapısı içeriden de anahtarsız açılmıyor ) . Böyle de sıkı güvenliğimiz var. Neyse her çekmeceyi boşaltamamış en azından. Kıyafetleri dağıtmış. Daha dağıtılacak çok yer vardı. Hayır bulacağı bir şey de yoktu. Dediğim gibi içinde kamp malzemeleri dışında bir şey yok. Can'ın alet çantasını almış. Hiç üzülmedim. Bin defa o çantayı karavanın içine koyma diyordum. Oh oldu.
Akşam annemle Aynur'u yemeğe çağırdım. Pek afili sevgililer günü yemeğimiz vardı. Tarhana çorbası, sote kavurma, keşli erişte, salata :D Valla soğuk kış gününe çok yakıştı bence .
Eveet. Bu yazıyı vakit geçmeden yazmayı başardığım için gururluyum. Meraklılar anlamıştır ama yine de söyleyeyim şarkı yok fotoğraflarda, üşendim o kadar şarkı bulmaya :)
Ama bir şarkı bırakayım şuraya. Sevgililer gününüz kutlu olsun. Sevdiklerinizle birlikte nice güzellikler yaşayın . Öptüm sizi.

















