Bunu Sevdim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bunu Sevdim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ekim 2017 Cumartesi

Pascal Champion (Kültür Sanat Mevsimi 10)

Beğendiğin bir karikatür, illüstrasyon ( Ben bunun ne olduğunu yeni öğrendim iyi mi, o kadar da meraklıyımdır bu konulara :) veya çizimi paylaş maddesini görünce internet teyzeye başvurayım dedim. Pascal ile de bu şekilde tanışmış oldum. İnsanın içini sımsıcak yapan illüstrasyonlarına bayıldım. (Bloğu da varmış, şurada)



Bizim kapı eşikleri de hep boy çizelgeleriyle doludur :)


Bir ailenin en güzel zamanları bu değildir de nedir?  Birlikte birşeyler yapmak ve gülmek...


Can ile buz gibi havalarda buluşup  böyle birbirimize sokularak dolaştığımız zamanlar ne güzeldi.


O dolaştığımız zamanlar çok uzun sürünce bütün hayalimiz bir evimiz olsun ve yanyana oturup televizyon izleyelime dönüşmüştü. Ki bak bunu hâlâ yapıyoruz :)

Teşekkürler Pascal bana bu anları hatırlattığın için.

Hayatın küçük, sıradan anlarının eşsiz güzelliklerini hep görebilmemiz dileğiyle :)

(Kültür Sanat Mevsimi nedir? )

22 Haziran 2017 Perşembe

Ayna Dergisi Aralık 1970 Sayısı :)

Annem gösterince bayıldım, hemen fotoğraflarını çekip yayımlamak için el koydum :)


350 kuruşa dolu dolu bir dergi.



Sizi bilmiyorum ama ben eski reklâmları çok seviyorum :)


Vaaav, yeni teknolojiii.


Aşk her şeyi affeder miiii :)


Geniş konu yelpazesi her yöne ulaşıyor.



Bu sayfaya bakarken bilgisayara Roma yazıp da milyonlarca fotoğrafa ve yazıya ulaşamadığımız günler geldi aklıma. Roma'yla ilgili tek bilgimizin böyle bir dergi ya da ansiklopedi sayfasında sınırlı olduğu günler.

Şarkıların sözlerini öğrenmek için Hey dergisini beklediğimiz günler. Kimileri yabancı dergileri alabilirdi, onlarda çok daha güzel resimler olurdu :)


Aşktan ressamlara, ressamlardan şehirlere, şehirlerden tarihe :)


Biraz da hayat bilgisi :)



Bu dergiyi okuyanın öğrendiği şeylerin çeşitliliğine ve güzelliğine bakar mısınız?



Falsız da olmaz tabi :)



Dilimizi düzgün kullanalım köşesine de bayıldım.


Gazeteleri eleştirmişler.





Ve yine reklâmlar :)

Resimli romanlar, dergiler, dil kursları. Sigorta reklâmı bile nasıl eğitici :)

91 sayfalık dergi, zamanda yolculuk yaptırdı bana :)

10 Haziran 2017 Cumartesi

Siz Hangisinde Kalmak İsterdiniz?


Eski bir gözetleme kulesinin üzerine gezginler için barınak yapılmış. Güzelliğe bakar mısınız :) (Fotoğrafa tıklayarak iç mimarlık dergisinin sayfasına gidip diğer fotoğraflara bakabilirsiniz)



Peki bu hobbit evine ne demeli. Çok küçük olduğundan içinde yaşamak ister miydim bilemiyorum ama her bir detayı harika. (Fotoğrafa tıklayarak iç mimarlık dergisinin sayfasına gidip diğer fotoğraflara bakabilirsiniz)



Ve son olarak da bu konaklama kitaplığına bayıldım. Ben de orada kalmak istiyorum ben de :)  (Fotoğrafa tıklayarak iç mimarlık dergisinin sayfasına gidip diğer fotoğraflara bakabilirsiniz)

12 Mayıs 2017 Cuma

Birşeyler Hoşuma Gidince Hemen Paylaşasım Geliyor :)

Bugün arkadaşlarımla buluşmaya Palladium AVM'ye gittim. Doğrusu pek avm meraklısı olmadığımdan evimin yakınındaki iki tane dışında  gitmiyorum oralara ama çok vaktimiz olmadığından en orta yer orada oturalım dedik.

Neyse velhasıl ilk defa gitmiş oldum.

Oturacak ferah bir yer ararken Ve Cafe diye bir yeri beğendik.

Yemekleri falan lezzetliydi ama benim asıl hoşuma giden şu kısım oldu.

Bakar mısınız?

Çocuklar için şöyle bir köşe yapmışlar. İçinde kitaplar ve tabletler varmış. (Hoş tablet olmasaydı da olurdu da) Koza gibi görüntüsü ile pek keyifli değil mi?




23 Şubat 2017 Perşembe

Spotify

Benim gibi yeniliklere geç adapte olan birisini bile cezbetti bu program.

Cep telefonlarında bir sürü uygulama var ama ben bir fotoğraf (Pxlr) bir karikatür ( moment cam),  hesap makinası,  kitap ve sözlük dışında bir şey kullanmıyorum.

Müzik dinlemeyi çok sevdiğimi herkes biliyor sanırım. Kulağa takılan devasa radyoyla başlamıştım dışarıda müzik dinlemeye :) Walkman, discman, mp3 çalar derken telefona kadar geldik :)

Telif haklarına saygım olduğundan cd olarak almaya çalışıyorum sevdiğim albümleri (Özellkle Türkse) sonra onları mp3 e çeviriyorum. Ama her albümü bulamıyorum tabi.

Geçenlerde Rumjacks, Omnia gibi grupları keşfetmiştim yutuptan, arıyorum arıyorum albüm yok. İnternetten indireyim bari dedim, o da yok.

Metehan'ın arkadaşlarıyla kahvaltı ederken Tarık ben spotify kullanıyorum dedi. Duymuştum onu ama düşünmemiştim indirmeyi. Bak bakalım şu grupların albümü var mı dedim. Aaa, hepsi var!

Uygulamanın bedava ve aylık üye olunan iki tipinden bedava olanda sadece internet bağlantısıyla dinleyebiliyorsunuz, bir de şarkılar kendi kafasına göre karışık çalıyor. Aylık on beş lira gibi bir rakama istediğiniz albümü indirip offline da dinleniyor, listeler oluşturabiliyorsunuz, hangi şarkıyı isterseniz onu ekleyebiliyorsunuz. Bir de aile paketi var,aynı adresten beş kişi daha sizinle birlikte üye olmuş oluyor,  o da aylık yirmi bir lira. Aile kısmında aynı adreste oturduğumuzu nerden anlıyor bilmiyorum ama biz ondan üye olduk.

Bu sanırım benim para verdiğim ilk uygulama :D

Ama sonuna kadar hakkediyor. İstediğim her sanatçı var :)

Bu yazıyı ilginç Omnia grubundan bir şarkı ile bitirelim.

Yüreğinizdeki müzik hiç susmasın,  olur mu :)

21 Ocak 2017 Cumartesi

Siz Boğatepe Köyü'nü Biliyor muydunuz? Ben Bugün Öğrendim.

Hayalimdeki köy Kars'taymış.



Yanından geçip gider, hiç de görmezdim.

Eğer Ankara'dan trene giderken ilk otobüse binemeyip eşyalarımız onda biz diğer otobüste kalmasak, Metos'un yanındaki koltuktakiler peynir müzesinden bahsetmeseler, Kanada'dan döndüğünden beri orada çedar yemekten bıkmış olan oğlum peynir delisi olmasa ve o müzeye gidelim mi demese hiç haberim olmayacaktı.

Bir gün Ani Harabeleri bir gün Çıldır Gölü planlamıştım bu haftasonu için, bir taksiyle anlaştık, ikisine bir gün yeter dedi. İkisine bir gün  yeterse müzeye de gitsek mi dedik. Şöförümüz meğer peynir müzesinin olduğu köydenmiş.

Öğle yemeğinden sonra Çıldır'da balık tutamayacağımızı anlayıp atlı kızağa da binesimiz gelmeyince baktık daha vakit var, hadi köye gidelim o zaman dedik.


Fotoğraftaki Zümran Hanım benim kahramanım oldu. Bizi görünce geldi müzeyi anlattı.

İsviçre'li bir işadamı Rusların elindeki bu bölgeden  atlı tranvay ile geçerken gece konaklıyor, ertesi gün etrafa bakarken İsviçre'ye benzediğinden burada peynir üretebileceğini düşünüyor. İşte müze binası bu ilk peynir üretilen yer.

Hikâyenin kalanını şuradan okuyabilirsiniz. Ben o kadar ayrıntılı yazamayacağım.

Ben Zümran Hanım'a hayran oldum. Bütün bitkilerin faydalarını adı gibi bilmesinin yanı sıra, duruşu, kadının eşi yanında yürümesi gerekliliği bilincini çevresindeki kadınlarla paylaşması ve Atatürk sevgisi beni benden aldı.

2 bin 200 metre rakımdaki Boğatepe köyünde Doğu Anadolu'nun ilk tıbbi aromatik bitkilerinin bulunduğu 'Yaşam Bahçeleri'nin sayısı 1 yılda 36'ya ulaştı. Köy kadınları şu ana kadar 25 bitkinin özelliklerini ve yararlarını öğrendi. Kadınlar dedikoduları bir yana bırakıp eğitimlerde aldıkları bilgileri kapı sohbetlerinde konuşarak birbirine aktarıyor. Eğitim çalışmaları devam ederken Boğatepe köylüleri boş durmuyorlar. Bitkilerin kurutma ve paketlemelerinin yapılacağı ön işleme atölyesi çalışmaları da başladı. Artık Boğatepe çeşitli uzmanların uğrak yeri haline geldi. Onların rahat konaklamalarını ve çalışmalarını sağlayacak konukevi köylülerin elbirliği ile tamamlandı ve hizmete açıldı. Bütün eksikler bir bir gideriliyor. Eksikliklerin giderilmesi için köylüler tek yumruk olmuş durumda. Yaşlı-genç herkes üzerine düşeni yapıyor. Öğretmenler çocuklara bitki sevgisini aşılıyor, kadınlar ise dedikodu yerine bitkilerin faydalarını birbirine anlatıyorlar. 

(Yazının tamamı şurada.) 

Köyde bir misafir evi yapılmış. Gelenler orada dere ve kuş sesleriyle geleneksel bir köy hayatını yapıyorlarmış.  (Hep düşündüğüm,köylerimizde olsa dediğim şey) Kış şartları nedeniyle biz göremedik ama Zümran Hanım 'la ilgili internete bakarken şu yazıya rastladım.  Lütfen gidip bir okuyun.

Fransa'dan aileler gelip kalıyormuş köyde. Bunun için öncesinde fransızca dersi almışlar. (Şurada anlatılmış uzun uzun.) Onlardan çok şey öğreniyoruz diyor Zümran Hanım.

O anlattı ben hayran hayran dinledim. Gözlerim yaşarmış da olabilir biraz.

Kendi küçücük ama içinde kocaman işler barındıran bu müzeye iyi ki gitmişiz dedim. İyi ki gidip görmüşüz. Tanışmışız.  Yüreğim sıcacık oldu bu karlar altında buz gibi diyarlarda :)
















Bir yaz günü ansızın gelebilirim diyerek ayrıldım oradan, bizim oğlanlar Zümran Hanım'ın küçük oğlu ile ata binerken ben de çiçeklere bitkilere dalıp bol bol fotoğraf  da çekerim ,  belli mi olur.

Bu arada bütün bu çalışmaların mimarı İlhan Koçulu'ya da teşekkür etmek istiyorum.

Son olarak bir küçük bilgi, gravyer peyniri yemeklerden sonra bir dilim yenildiğinde ağız içinde sağlıklı bakteri üremesini sağlayıp bütün sindirim sistemine yayılıyormuş. Vücuda çok faydalıymış, aklınızda olsun :)