2 Haziran 2026 Salı

Karga Yavrusu Gördüm İlk Defa

Kargalarla martıların kavgası hiç bitmiyor. Geçen gün yürüyüşten dönerken baktım karga yavrusu yerde yürüyor. Uzaktan videosunu çektim. Hiç yaklaşmadım yanına. Sonrasında eve girene kadar iki kere pike yapıp başımı gagaladı anası. Hey ya Rabbim, çocuğum git de kedileri gözle bana ne saldırıyorsun :D Allahtan atkuyruğuma geldi, valla aksi halde ne olurdu bilmiyorum. 



Galiba bir kaç gün sonra tatile gideceğiz. Biz plânı yaparken Can geçen hafta ilaç almış olacağından kendini toparlar o zamana kadar diye yapmıştık ama araya bayram girince ertelemdi bir hafta. Piyasadaki tüm bulantı ilaçlarını topladık dün, işe yararlar umarım. 

Dün güne iyi başlamıştım bugün yine o patlama hissi içimde sanırım. Ne zaman kurtulacağım ben bu halden, çok sıkıldım artık.

Gidip biraz dans çalışayım en iyisi. 

Size de dün çektiğim fotoğrafları hediye edeyim. İçine şarkı da sakladım, bakmayı unutmayın.








1 Haziran 2026 Pazartesi

Hem Pazartesi Hem Ayın İlk Günü, Başlamak İçin Güzel Bir Gün Yani

Dün akşam Acımadı kiii listemi açmış dinlerken bu şarkı bana ilham verdi. Bugün kendimi toparlamak için çalışmaya başlayayım dedim. 



Çok büyük şeyler yapabileceğimi zannetmiyorum. Öyle hedeflerim falan yok. Belki buraya her gün yazarım. Gelip sizin yazdıklarınızı okumayı başarırım. Belki yapboz çıkarıp onunla oyalanırım. Küçük basit şeyler. 




Dün Bilgehan'la birbirimize girdik. Aslında daha çok ben ona girişip durduğum için isyanları oynadı. Ve haklıydı. 

En çok ona yükleniyorum. Kimseye sesim çıkmıyor. Çığlık çığlığa bağırmak istediğim zamanlarda bile içime atıyorum. Ama o ,son dayanma direncimi kıracak bir şey yapıyor ve ben bağırırken buluyorum kendimi. Sabah erken kalktığı için kızıyorum. Tüm gün uyuyor sonra , gelip benim yalnız zamanıma dalıyor diye. Onun da hep anlatacak bir şeyi oluyor. Yani yürüyüşten döndüğümde hemen sarılmaya kalkıyor diye bile kızıyorum. Bi nefeslenmeme izin ver, hemen gelinmez öyle diye heyheyleniyorum. 

Çocuğum büyümüş.

Kendi sinirine rağmen beni anlamaya çalıştı ve teselli etti. Ağlaştık, kucaklaştık. 

Canım oğlum, büyük, süslü püslü lâflar tükendi bende ama küçük minik adımlarla bir şeyler yapabiliriz belki. Ne dersin ?


Bugün haziranın ilk günü. Karahindiba Şarabı kitabını elime alıp ilk sayfalarını okuma günüm. Sonra büyük ihtimal tüm kitaba gözatıp sevdiğim yerlerini bir daha okurum.

Şu anda elimde Bab-ı Esrar var. Okumaya çalışıyorum. En zor okuduğum Ahmet Ümit kitabı olabilir. Zaten okuma özürlüyüm uzun zamandır. Bu da bir türlü sarıp gitmiyor. Bir de Mevlana ile Şems kitabı okumaktan sıkılmışım artık. Aşk, Semerkant, Kimya Hanım , falan derken yetmiş bana :D 


Bunu instagramda çok tatlı bir kadın var, onda görmüştüm. Yolumun üzerinde kocaman karahindibalar vardı. Eve dönerken toplayıp yapmayı denedim. (Şansıma da ertesi gün orayı temizlediler, hiçbiri kalmadı , tam zamanında toplamışım ) Açmadan , daha kapalıyken toplayıp ipe diziyorsun. Sonra açılmalarını bekliyorsun. Açıldıklarında üzerlerine saç spreyi sıkıyorsun. Doğrusu bu kadar dayanacağını düşünmemiştim. Çok tatlı oldu.



Ben yazıyı yazana kadar arada bir de pilates yaptım. Artık annem neredesin diye arar. Gidip üzerimi değişeyim.

Bugün hastane günü. Bizim için dua edin, olur mu ?

Umarım her gün görüşme üzere.

26 Mayıs 2026 Salı

Hâlâ Kendime Gelemedim

İki sene önce de bütün yaz koltukta kıvrılıp, müzik dinleyip , ağlamıştım. Bu sene de öyle olacak diye korkmaya başladım. Depresyon bir türlü geçmiyor. Ben çabaladıkça daha çok batıyorum sanki. Üzerine Can'ın hastalığı. Üzerine annemin sorumluluğu. Ülke halleri. Derken yüzeye ulaşamamaktayım. Bir yere gidesim yok, arkadaşlarımla konuşasım yok. Battaniyemi kafama çekip öylece yatabilsem belki kendime gelebilirim. Tek başıma biraz kalabilsem. Hayatım zaten yeterince zordu bir de bu ruh hali beni deli edecek. 

Oysa en güzel zamanları İstanbul'un. Güller açtı, filbaharlar, yıldız çalıları. Nereye gitsen mis gibi bir koku sarıp sarmalıyor. Hava nihayet ısındı biraz. Yaz geldi gelecek. Günler uzadı. 














Fotoğraflara baktım da , gerçekten çok çabalamışım . 

Can'la bir gecelik Yalıköy kaçamağı yapmışız, deniz kıyısında bir saat taş topladık.

Kürşad'la Patti Smith konserine gittik. New Model Army de vardı. 

Bol bol çiçek topladım.

Metehan'ın arkadaşları geldi, onlara sofra hazırladım (hepsi ailesinden uzak öğrenci) , salona yayılıp oyun oynadılar. 

Fenerbahçe Orduevi arada gidip deniz izlediğimiz yer haline geldi. Park sorunu yok, sakin ve güzel.

Annemle kuaföre gittik. İki sene sonra falan herhalde ilk defa manikür yaptırdım.

Bırakmamışım kendim. Bırakamamışım ...

Bir sabah uyanayım, göğsümdeki öküz oradan ayrılmış olsun. Ne olur öyle olsun, çünkü gerçekten halim kalmadı .

Gelip hâlâ burayı okuyup, bana yorum yazan herkese çok teşekkür ederim. Ben de dolaşıyorum blogları ara ara ama ağzımı açıp bir şey diyesim gelmiyor. Yorumlara cevap bile veremiyorum. Buraya bile zorla yazıyorum, her şeyi baktığımız yer burası olduğu için dursun, kaybolmasın diye karalıyorum bir şeyler. Biraz kendime geleyim hepinizi bir bir dolaşıp sohbet edeceğim. Seviyorum sizi.

19 Mayıs 2026 Salı

19 Mayıs


Bayram geçti ama burada dursun istedim bu video.

Evde otururken okuldan gelen seslere dayanamayıp gösterileri izlemeye gittim.

Çocuklar 23 Nisan'ı kutlayamadıkları için bu bayrama kaydırmışlar . 

Her zamanki gibi çok güzellerdi.

Umarım stadlarda dolu dolu kutladığımız o günler de geri döner.

15 Mayıs 2026 Cuma

21 Yıl

Ben blog yazmaya başladığımda doğanlar 21 yaşına gelmiş.

21 yıl ...

İnsan düşününce hafzalası almıyor.

Kendimi kaybettiğimi düşünüyordum o zamanlar. Anne olmak yedi yirmi dört vaktimi alıyordu, bir daha kendim olamayacakmışım gibi geliyordu. Kelimelere tutundum. 

Sonra insanlar geldiler. Yalnız olmadığımı hissettirdiler. Ben kapana kısılmışım gibi düşünmekten kurtuldum. 

Buraya yazmaya başladığımda hayatım tepe taklak oldu, bir daha yerine oturtana kadar akla karayı seçtim. Ama kendimi öğrendim, yanlışlarımı fark ettim. Düzeltmeye çalıştım yazacakken şimdi fark ettim. Hayır , çalışmadım, fark ettiğim an düzeldim. 

Bazen çocuklar takılıyorlar anne Truman Show gibi her şeyimiz blogda diye. Ama onlar da ben de burayı açıp zamanda yolculuk yapmayı seviyoruz. 

Türkiye'deki akti olarak açık olan en eski blog. Bir ara bir kaç ay yazmayı bıraktım. Ama o zaman da açıktı. Sonra döndüm.

Hiç çok ünlü bir blog olmadı. İyi ki olmadı. Zamanla beni izleyen akrabalar , arkadaşlar da diğer mecralara yöneldiler, burası bize kaldı. 

Hâlâ benimle olan canım arkadaşlarım, yürekten söylüyorum ki iyi varsınız, iyi ki benimlesiniz. Kiminizle yüz yüze tanışmış olmasak da sanki hepimiz bir arada bir mahallede büyümüşüz de , çocukluğumuzdan beri yan yanaymışız gibi hissediyorum.  

Sizi seviyorum.

Bloğumu seviyorum.

İyi ki yazmaya başlamışım.



11 Mayıs 2026 Pazartesi

Açık Mektup

 Sevgili erkeklerim. Bundan sonra anneler günü, yaş günü , kadınlar günü vs kutlamak istemiyorum. Beni sinirli yapıyor, siz de ne yaparsanız yapın karşınızda sevimsiz bir kadın görüyorsunuz.

Bugün oturdum ,düşündüm. Neden böyleyim ?

Oğluşlarım, siz ilkokula, orta okula giderken benim için masaya iki peynir bir bütün domates koyduğunuz kahvaltı sofraları güzeldi. Miniciktiniz. Elinizden geleni yapıyordunuz.

O zamanlar odanız düzgündü, dağıttıklarınızı topluyordunuz, kıyafetleriniz yerinde asılı, yataklarınız yapılıydı.

Şu an biriniz neredeyse 24, diğeriniz 27. (Sen de 56 sın Cancım 29 yıldır benimle evlisin ve kirliliğe atılacak çamaşırlarını ters çevrilip de öyle atmanı bile öğrenmedin inatla.) Artık arada bir mutfağa girip bu akşam yemek benden olsun, kahvaltıyı hazırlayayım. Hiçbiri olmadı bu akşam bulaşıkları ben toplayayım, dur sofrayı kurayım diyebilirsiniz. Üçünüz de. Onun yerine ben her yemek sonrası tabaklar makineye konsuuuun demek zorunda kalıyorum. 

Odalarımız bizim alanımız modundasınız. Ama burası benim evim. Ve koridorlarda uçuşan tozlar, saçlar, ben ne kadar kalan kısmı süpürsem de o odalardan uçup geliyor. Düzeni ve temizliği seven, öyle ortamlarda ruhu huzur bulan bir kadın olarak sürekli dağınıklık ve kire maruz kalıyorum. Sürekli. Kendi evimde gözlerimi kapatıp yaşamaya çalışıyorum.

Bir gün birisi çamaşırları asayım demiyor. Toplayayım demiyor. Hepsini geçtim klozete dönüp bakılmıyor, umumi tuvalete girmiş gibi hissediyorum. 

Ha ben desem yapıyorsunuz.

Ben demekten yoruldum. Ben herkesi idare etmekten yoruldum. Ben salondaki vitrinin üzerine yığılan elektronik şeylerden yoruldum. Temizlemem gerektiğinde elli parça ortalıkta cimdik cimdik. Temiz çamaşırı çekmeceye yerleştirmek için odaya girmem gerektiğinde adım atacak yer bulamamaktan, çekmecenin önüne yığılanlar yüzünden açılmamasından yoruldum. 

Ben çok yoruldum. Ve bunun burukluğu ne kadar istemesem de size yansıtıyorum. 

10 Mayıs 2026 Pazar

Sanırım Ben Artık Özel Gün Kutlaması Yapmak İstemiyorum

Dünyanın en sevimsiz insanı oluyorum özel günlerde. Ne yapsalar beğenmiyorum. Her şeyin bana sorulması sinirimi bozuyor. İstiyorum ki kimse bana bir şey sezdirmeden bir güzel sofra hazırlasın ayarlasın her şeyi. O sırada banyo temiz miydi, ev düzgün müydü gibi şeyleri ben düşünmeyeyim.

Bu sene dedim ki Can'ın midesi kötü, Metehan hasta, Aynur'la Kürşad yeni iyileşiyorlar halleri yok. Ben sabah annemle yürüyüşe gittiğimde dışarıda kahvaltı yapayım. Ne kimseyi bekleyeyim ne kimse beni beklesin.

Olmadı...

Can ben de geliyorum dedi. Hadi hep birlikte gidelim bari dedim. Demez olaydım. Özel günlerde dışarı çıkmayı zaten hiç sevmem. Ama erken saatte kalabalık olacağı hiç aklıma gelmedi.

Sipariş verdikten kırk dakika sonra e biz hâlâ bekliyorız deyince bir kaç ara sıcak geldi masamıza.  Bir saat sonra çay termosuna kavuşabildik. Her şeyi geçtim. Bir su istedik, o bile gelmedi. Kalkalım diyerek kalktık.

Zaten anne olduğumu falan unuturdum bir günde mazallah, mutfağa daldım. Aynur'la Bilgiç simit almaya gidip tüm pastaneyi alıp gelmişler. 

Çay demlendi, sofra hazırlandı. 

Gerilimli şekilde geçen iki saatten sonra sofraya oturmaya başardık.

Aman daha da istemiyorum kutlama.

İptal ettim bugünü. Her sene bana ekstra gerilim, dolayısıyla bizimkilere sevimsiz bir anne oluyorum. Hiç lâzım değil.


Annemle bir fotoğraf çektirelim dedim, Can'a üç posta çektirttim. Anacım sen bakıyorsun objektiften, çirkin çıkıyorsam söyle de düzeleyim, onu da benim söylemem gerekiyor. Buna bile yorgunum valla.



Sabah oğlanlarla bir fotoğrafımızı bulayım dedim. Yok. Valla instagramdan tanıştığım kızlarımla bi ton fotoğrafım var kendi çocuklarımla yok. Çabuk bir tane çekiliyoruz dedim :D



Mutlu son. 

9 Mayıs 2026 Cumartesi

Selâm Gençler

Bu hafta da sona erdi çok şükür. 

Kadın Doğumda yaptırdığımmtestler temiz çıktı. Kendi doktorumla konuştum bana miyomları eklemeye gerek olmadığını, çok küçük olduklarını söyledi. Benim de işime geldi.

Salı dans videosu çektik sitedeki komşumla. Sonrası da sitenin kapısının önünde açılan kafede çay içerken mahalle arkadaşıma rastladık. On küsür senedir görmemişimdir. Morali bozuktu, onu neşelendirmiş olduk.

Çarşamba ilaç günüydü. Hastanede geçti. Neyse sonunda haba ısınmaya başladı o gün.

Perşembe Metehan 'ın minik bir operasyon geçirmesi gerekiyordu, yine hastanedeydik. Halloldu.

Bütün bu işlerin , yemeklerin, çamaşırların arasında ha babam dans videosu çektim. 

Gerçi instagram hesabıma bişey oldu, kimse görmüyor doğru düzgün, hareketsiz duruyor. Sinir bozucu.

He canım , hayatımdaki her şey düzgün ben ona üzülüyom.

Geçen hafta sonu üniversite arkadaşlarımla Urla'da enginar festivaline gidecektim. Cenaze olunca gidemedim. Sonrasında da Can ve Metehan nezle grip oldular. Bayağı terae geçtim.

Yarın anneler günü. Anne olmaktan yorulduğumu hissediyorum.

Neyse , sabah, sessiz. Kitabımı okuyorum. Birazdan yürüyüşe giderim. Hava yine serinledi gibi, dün akşam yağmur yağmıştı. Ama pek hakında cumburlop yaz gelir.




Az kalsın şu meyve tabağını paylaşmayı unutuyordum. Dün sabah Bilgehan babasına lahvaltı hazırladı. Ona meyve tabağı yapmış. Meyveyse meyve, tabaksa tabak, hazırladım işte diyor :D Bana çok haklı geldi :D

30 Nisan 2026 Perşembe