19 Nisan 2018 Perşembe

Bilgisayarı Kapmak Aklıma Gelince Ne Zamandır Yüklemeyi Düşündüğüm Videoyu Yükledim (Ne Biçim Bir Cümle Oldu Buuu:)


Eylül ayında Çayın Tadı Sergisi'ne gittiğimde bu ilginç çay evinin fotoğraflarını göstermiştim. Çektiğim videoyu telefona aktaramadığımdan onu yükleyememiştim.


Paslı metal levhalara delik açıp birleştirmek suretiyle yapılan bir gecekondumsu yerin içi ancak bu kadar büyüleyici olabilirdi. 

 Dışarından baktığımızda derme çatma

Kapıyı araladığımızda içeride sanki evren var.


Orada saatlerce durabilirdim.



Dışarısı çok sessiz olmasına rağmen içeride levhaların rüzgârla çıkarttığı ses vardı. Sanki uzaydaydım.



Biliyor musunuz resimden, heykelden falan hiç anlamam, bu seneye kadar modern sanat karman çorman bir şey gibi geliyordu. Ki açıklama yazıları olmadığında benim için hâlâ muamma içerikleri. Ama kimilerinin güzellikleri, kimilerinin çok basit şekilde kocaman şeyler anlatılmasının mükemmelliği ile insanı düşündürmesini çok sevdim.

18 Nisan 2018 Çarşamba

23 Nisan "Mutluluk Bayramı"na Siz de Katılmak İster misiniz?

Sevgili Tülin her sene hiç üşenmeden, yorulmadan harika şeyler yapıyor. Bloğundaki yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bu seneki etkinliğe ben geç kaldım, ilk yollayıp ayağımı sürüyordum hep, başaramadım. Yazısındaki son tarih 15 Nisan dese de yarın göndereceğim aldıklarımı.

Siz de katılmak isterseniz hemen hazırlayabilirsiniz bir şeyler. Hem yetişmesi de önemli değil bence Tülin yıl boyunca o kadar çok yeri sevindiriyor ki, gönderdikleriniz boşa gitmeyecektir . (Bakınız)

Teşekkürler canım arkadaşım , sayende biz de kıyısından köşesinden birşeyler yapmış oluyoruz. Kolay gelsin sana.


Çalışkan Çarşamba

Ansiklopedinin sayfalarında dolaşırken ismini bilmediğim bir kuş türüne rastladım. İnternetten onunla ilgili araştırma yaparken ise evrim teorisi ile karşılaştım :)

Hangi kuş mu ?

Kitapta Hoazin internette Hoatzin yazıyor.


Güney Amerika'da yaşayan bu kuşun hangi kategoriye girdiği uzun süre bulunamamış. Ansiklopedide  Cuculidae familyasına alınmış yazsa da ( yirmi küsür senelik ansiklopedi tabi) internette sadece kendisine has Opisthocomiformes   takımına alındığı belirtiliyor.


Fazla uçamamasının yanı sıra sindirim sistemi kuşlardan farklı olup sadece yapraklarla besleniyor ve bu besin diğer kuşların aksine taşlıkta değil kursakta sindiriliyor.

Evrim teorisine gelirsek.

Bu kuşların yavruları kanatlarında ağaçlara tırmanmalarını sağlayan pençelerle doğuyor. Sonradan bu pençeler tüye dönüşüyormuş.


Kanatlarında pençeli fosili olan bir dinozor türünün kuşların dinozora dönüştükleri şeklindeki evrim teorisine karşı olanların bakın hâlâ kanadında pençe olan kuş var ve bu bir kuş , dinozor değil demelerini sağlamış. (Bunu diyen sitede (sitelerde, hepsi aynı yazıyı yazmış) kuşun avustralyada yaşıyor olduğu söylenmesi konuya pek vakıf olmadıkları hissi uyandırdı bende)

En son okuduğum sitede buna karşı bir açıklama var. (Bakınız)

Doğrusu ben nerden geldik nereye gidiyoruz konularından pek sıkıldığım için öyleymiş böyleymiş ilgilenmemekteyim. Evrim teorisine karşı değilim, dini inançlarıma ters düştüğünü düşünmüyorum . Haa, savunmuyorum da zira konuyla ilgili bir bilgim yok.

Ama kanadında eli olan bir kuş türü ilginç geldi. Onu kuş dağarcığıma eklemek istedim. İsim şehir oynarken horoz yerine yazarım, fena mı olur :D

Son olarak da su üstündeki dallara derme çatma yapılan yuvalarından sıklıkla suya düşen yavrular için kanattaki pençelerin ne işe yaradıklarını görelim. Çok ilginç, değil mi ?



Bu haftalık da bu kadar. Bakalım haftaya karşımıza ne çıkacak.

17 Nisan 2018 Salı

Festival Bittiii

On bir gün içinde Küba, Sovyetler Birliği, Rusya, Uzay, Teksas, Gürcistan, Pakistan, Kanada, Norveç, Kolombiya, İrlanda, Filistin, Bulgaristan, İngiltere, Fransa , Slovakya ve Letonya gezmiş gibi oldum. İki kere aynı yere gitmeden nasıl bu kadar homojen dağıtabilmişim hayret :)

Sergio & Sergei, Baba, Ona İyi Bak, Düğün Davetiyesi  ve Radiogram en sevdiklerim oldu. Sağlam Şarkı en sevmediğim.

Bu sene hem film rekorum hem de birlikte gittiğim arkadaş rekorumu kırdım :) Yorulsam da çok mutlu zaman geçirdim.  Darısı gelecek senenin başına :)


İstanbul Film Festivali 11 / Dışarıda

Bu sene de festivalin sonuna geldik. 11 filmle kendi rekorumu kırdım. Bugün Dışarıda'yı izledim. İşten çıkartılan bir adamın Slovakya'dan Letonya'ya iş bulmak için gelme macerası. İlginç insanlarla karşılaştığı,  ilk defa deniz gördüğü, balık tutmaya çalıştığı bir macera. En sonunda balıkçı teknesinin peşindeki martılar için bile izlemeye değerdi :)



Çalıştığı elektrik santrali kapanınca ellilerindeki Ágoston, kimsesiz, faydasız, amaçsız ve işsiz, belki bir iş bulmak belki de balık avlamak için Slovakya’dan Doğu Avrupa’ya doğru yola çıkar. Letonya’ya varana dek karşısına canayakın bir kadından sevimsiz bir Rus adama ve doldurulmuş bir tavşana, birçok tuhaf şey çıkar. Adını kahramanının git gide toplumdan “dışarı çıkmasından” alan Dışarıda, absürt bakış açısıyla harika manzaraları Avrupa’nın yabancı korkusuyla birleştiren, mizahı da göz ardı etmeyen bir yol filmi. Tıpkı Ágoston gibi Slovakya’da doğmuş bir Macar olan yönetmen György Kristóf’un kendi yaşamından esinlenerek senaryosunu yazıp yönettiği ilk filmi, ilk gösterimini Cannes Film Festivali’nde Belirli Bir Bakış bölümünde yaptı. (İksv sayfasından)

Kitap Salı

Tam tahmin ettiğim gibi bu hafta kitap bitiremedim. Hem sürekli dışarı çıktığım için ama daha da hem okuduğum kitap Sofi'nin Dünyası olduğu için. Dolu kafayla okunmuyor :)



Felsefe tarihini akıcı bir anlatım, güzel bir hikâye eşliğinde öğrendiğimiz kitapla ilgili yorumumu henüz 200 sayfasını okuduğumdan sonraya bırakıyorum.

" Şu an dünyadaydı  işte ve garip değil miydi , böyle müthiş bir masalda yaşıyor olması."

"Sofi çakıl taşlı yolda durup düşünmeye daldı. Hep varolmayacağı düşüncesini unutmak için varolduğunu düşünmeye çabalıyordu, ancak yapamıyordu. Varolduğu düşüncesine yoğunlaşabildiğinde hemen aklına hayatın sonu geliyordu. Ve tersi : bir gün gelip yokolacağını düşündüğünde, yaşamın ne kadar değerli olduğunu anlıyordu. Madeni bir paranın bir ön bir arka yüzünü döndürüp duruyordu sanki. Bir taraf ne kadar büyük ve belirginse,  öbür taraf da o kadar büyük ve belirgin oluyordu. Yaşam ve ölüm madalyonun iki yüzüydü. 

Ölümün farkında olmadan yaşadığını anlamak olanaksız diye düşündü. Yaşamın ne muhteşem ve garip bir şey olduğunu düşünmeden ölümü düşünmek de olanaksız."

"Sokrates de kendisine düşen şeyin insanların doğruyu 'doğurmasına' yardımcı olmak olduğuna inanıyordu. Çünkü gerçek kavrayış insanın içinden gelir . Başkaları tarafından öğretilmez. İnsanın içinde kavradığı şeydir gerçek bilgi"

Bu haftalık da bu kadar. Haftaya daha çok bir şeyler okuyabilirim diye düşünüyorum. Ama belli de olmaz, Ramazan gelmeden gezmeye tozmaya verebilirim kendimi :D