Bir gün bizimkilere şunu yapmak istiyorum:
Kıymayı güzelce yoğurup yemekte önlerine koyacağım.
Hani bu pişmemiş derlerse.
Bayağı yaptım işte, siz de çok nankörsünüz diye çemkireceğim.
Bir gün bizimkilere şunu yapmak istiyorum:
Kıymayı güzelce yoğurup yemekte önlerine koyacağım.
Hani bu pişmemiş derlerse.
Bayağı yaptım işte, siz de çok nankörsünüz diye çemkireceğim.
Dün göz doktoruna randevu aldım. Gözlük camlarımı yenilemem gerekiyordu, o arada bir baktırayım da öyle yenileyeyim dedim. İyi ki öyle demişim.
Çok komik. Şu anda ben yakını gözlükle görememeye başladım. Gözlüksüz görüyorum. Doktor sizin göz numaranıza özgü bu, büyük ihtimal gerekmeyecek yakın gözlük demişti. İlk başladığında çok can sıkıcıydı zira masanın üzerini gözlüklü de gözlüksüz de göremiyordum. O kör nokta yüzünden yapboz yapamaz hale gelmiştim. Neyse zaman içinde hipermetrop ilerledi. Bu bağlamda benim miyopumu geriletti. Ve şu an masanın üzerini rahat görüyorum. Mutfakta iş yaparken tezgâhı da gözlüksüz güzel görüyorum. Dolayısıyla gözlük genelde sağda solda beni bekliyor. Evdeki televizyon kocaman. Zaten çok izlediğim de yok. Sadece geçen aylarda sinemaya gittiğimde hafif rahatsızlık hissettim. Sanki gözlüğümü biraz öne alınca daha rahat görebiliyorum da almazsam beni rahatsız ediyor gibiydi.
Neyse doktor şu mu iyi, bu daha mı net gibi insanı deli eden soruları sorarak numaramı ölçtü. Sizin şimdiki numarayı açayım bir de dedi. Anaaaa. E ben körmüşüm ya :D bir anda bütün yazılar yok oldu.
Hahaha. Şüphelendiğim gibi gözlük numaram küçülmüş. Ama benim tahminimden çok daha fazla küçülmüş. Bir ara gidip yeni numarayla camları yaptıracağım.
Uzun zamandır kitap almamıştım, Nezih'den bunları aldım. İkinci kitaba yüzde elli indirim kampanyası vardı.
Bütün tişörtlerimi bir şekilde siyah beyaza çevirmeyi başarmışım. Renkli birşeyler baktım. Pembe bir atlet gördüm. Bildiğin atlet gibi yani. Gömleklerin içinde güzel olur diye elime aldım. İki yüz bir şey lira, iyiymiş dedim. Bir daha baktım basamaklar biraz fazla gibi geldi. İki bin küsürmüş. Anacım atlet yaaa, ne koydunuz içine ,altın iplikle mi diktiniz ?
Neyse pek renkli olamasa da uçuk sarı ve lila nispeten normal fiyatlı ve incecik iki tişört buldum.
Orada kahvaltımızı yapıp. Öğlenin sıcağında eve kadar yürüdük. En son yokuşu nasıl çıktım bilmiyorum:)
Bu sabah omzum biraz daha iyi. En azından başıma kadar kolumu kaldırabiliyorum.
Akşam konsere gideceğiz. Yine Life Park'da. Yani şu yerde bu kadar konser olması beni deli ediyor. Git git, dön dön bitmiyor. Bir de hafta içi. Metro kapanmadan yetişelim, yok marmaray kapanmadan binelim derken hepten sinir bozucu.
Neyse. Gidip giyineyim de yürüyüşe erken çıkayım.
Evim de öyle berbat halde ki. Temizlemem lâzım. Bilmiyorum yapar mıyım.
Güzel bir gün olsun hepimize.
Ya dans ederken sesi çıkmıyor , sonradan bir naz bir tafra. Madem sakatlanacaksın dans sırasında ağrı falan , ben de anlayayım derdini. Yok. Zaten dans da bir şeye benzeyemedi.
Neyse, geçer elbet. Daha önce yaşamadığım bir şey değil.
Sabah heyecanla belimi , kalçamı ölçtüm. Bir santim incelmişim. Bir kilo da vermiş gözüküyorım ama o sürekli değiştiği, her saat başı farklı bir sonuç verdiği için bir haftanın sonunda ölçüleceğim demiştim. Yağlar gitmiş biraz. Kramplar da geçti çok şükür.
Bir hafta boyunca sadece iki kaşık siyaz unundan makarna ile, iki kaşık şu ünlü mantıdan yemiştim. Başka pilav, makarna, ekmek ve hatta simit yemedim. İki üç tane karabuğday patlağı bana yetti.
Hehehe böyle deyince de sanki bir şey yememişim izlenimi verdim. Yok öyle bir şey. Tatlı, pestil, canga, dondurma , arada sağlıklı çiyalı meyveli yoğurt falan götürdüm. Kızartmalar yedim. Kalori hesabı falan yapmadım. En çok istediğim her şeyi yedim. Sadece yemesem de olur dediklerimi bıraktım.
Ve tüm hafta dans çalışıp video çekmekle geçtiği için bol kalori harcadım.
Şansıma sevdiğim gruplar yeni şarkı çıkarttılar o hevesle yerimde duramadım.
Geçen hafta Aynur'un doğum günü için çıktığımız gün sayılmazsa evde ve tembel geçti. Nasıl iyi geldi anlatamam. Hormonlarım normaldi. Ve ben kendimi hatırladım. İnsanın kendisine ulaşamaması ne kötü bir şey. Göğsümdeki öküz kalkmış, sakin, huzurlu bir hafta oldu. Çok şükür.
Bu da instagramda tanıştığım birisinden aldığım gelincik tablosu. Dizi sakatlanıp evde kalınca buna merak salmış. Gerçekten çok yetenekli. Yalnız ertesi gün duvardan düşüp çerçevesi kırıldı. Nazar attım diyelim.
Yarın göz doktoruna gideceğim. Gözlüklerimin camları berbat. Onları değiştirmeden bir kontrol ettireyim dedim. Film izlerken sanki net değil gibi geliyor. Gerçi yakını görmek için çıkarttığım gözlüğü takmayı o kadar unutuyorum ki böyle yarım görerek dolaşmaya da alıştım :D
Oradan çıkışta da Capitol'e gidip dolanırız biraz diye düşünüyorum.
Şimdi gidip maç izleyeyim. Dünya Kupası bitince ne yapacağız akşamalrı bilmem.
Can'ın midesinin kötü olduğu günlerde mantı pişiriyorum. Yoğurtlu falan iyi geliyor ona. Tabi ben mantı açmadığım için piyasadaki bilimum mantıyı deniyoruz.
Geçenlerde kocaman bir pakette Çorum mantısı diye bir şey almıştım. Kurutulmuş paket gibi. Bugün onu yapayım dedim.
Ama bu arada da kendim hamur yemek istemiyorum. Sabah pazardan istridye mantarı almıştım. Evde de geçen gün pişirdiğim karnıyarıktan kalan iç kıyma var. Bir an kavrulmuş mantar üzerine o kıyma ve sarımsaklı yoğurt falan harika bir fikir olarak gözüktü gözüme, hevesle onu hayal ettim.
Akşam mantıyı pişireceğim. Kaynamış suya attım. O sırada dur bir pakete bakayım da bu kuru mantı belki haşlama süresi değişiktir dedim. Hahaha. Hazırlama tarifinde kıyma kavur diyor. Nasıl yani ? Yanlış mı okuyorum dedim. Yooo.
Ay o aldığım hamurmuş sadece. Kıymayı kavurup içine atıp pişiriyormuşuz.
Mucize gibi evde hazır kavrulmuş kıyma var.
Onun dediği gibi yapamasam da makarna gibi haşlayıp üzerine kıymamı dökerek hazırladım.
Yani bu kadar denk düşer.
Kıymam olmasa sadece yoğurtlu makarna olarak yiyecektik artık :D
Evet mantar üzerine de harika oldu bu arada.
Allahım, dilimi ısırayım bu hafta göğsümdeki öküz kalkmış, bana biraz nefes bırakmış. Yapacak işim, plânım falan da yok. Cennette gibiyim.
İki gündür söylediğim gibi yediklerime dikkat ediyorum. Az yemiyorum kesinlikle. Doyana kadar keyifle yiyorum. Sadece sağlıklı sevdiğim şeyleri seçmeye çalışıyorum. Kahvaltıda ekmek yemiyorum. İlk gün devasa bir kâseye iki yumurta, domates, salatalık, peynir, ceviz, zeytin doldurdum yedim. Dün kırmızı pancarın yeşilliğini kavurmuştum. Ona iki yumurta kırdım. Evde patates salatası vardı. Yanına onu aldım. Peynir. Zeytin. Bu saydıklarımın sayısı falan yok. Doyana kadar. Aslında peynir de yememek iyi geliyor ama onu yapasım yok.
Pazartesi akşamı dışarıda yedik. Tavuklu bir salata aldım. Ama yanına annemin patates kızartmaları, Can'ın haşlanmış mısırından da yedim.
Dün de bir tabağa beş altı köfte, haşlanmış börülce (üzerine nar ekşisi) ve patates salatasının dibini aldım.
Bu arada hafta sonu arkadaşım nefis sütlü tatlı yapmıştı, bol bademli kayısılı. İki gündür onu yiyorum her öğün :D
Cips atıştırıyorum bir kaç tane. İstediğim kadar.
Yediklerimi sonsuz yeme iznimi kendime verdiğimden beri doyuyorum ben. Cips paketlerini de dört beş günde bitirir oldum. Zira yetince bırakıyorum. Sırf bu güzel duygu geçmesin diye katı rejime yeniden dönmek istemiyorum asla.
Tartı bir kilo eksik gösteriyor. Ama o pek bir şey sayılmaz. Zaten ilk gün çok şişmiştim. Haftaya belimin ve bacaklarımın ölçüsüne bakacağız.
Akşam sekizden sonra öğlen on ikiye kadar bir şey yemiyorum.
Karnım acıkırsa derin bir nefes alıp kendime soruyorum. Yiyeceğin şey çektiğin ağrılara , kramplara değer mi ?
Şu an saat on bir buçuk.
Yumurta haşladım. Üzerine yoğurt ve sos döküp cılbırımsı bir şey yapacağım. Peynir. Domates. Güzel lavaşlarım var. Arasına peynir koyabilirim. Ama bakıyorum çok da istemiyorum, istediğim zaman yerim diye bırakıyorum. Karabuğday patlaklarım var. Doymazsam onlardan yiyorum. Dün kahvaltıda bir tane yedim.
Dans çalışmaya başladım. Pazartesi ve bugün pilates yaptım. Dün akşam maç izlerken de aldım ağırlıkları elime. Çok bir şey yapmadım ama (tenisçi dirseği oldu olacak gibi kolum, ağrıyor, o yüzden zorlamıyorum) yine de boş oturmaktan iyidir elimde tutmak. Mutfakta müzik açıp dans ederek iş yapıyorum. Aklıma geldikçe hareket etmeye çalışıyorum işte.
Bu arada, hamile değilimdir di mi :D Burnum sızlardı hamile olsaydım. Ay hadi nur topu gibi menopoza geçeyim artık ben. Perisi beni delirtti.
Ben vermedim de kramplar verdi. 83 kilo olmuşum nur topu gibi. Burnum tıkanıyor, horlamalarım arttı, sol kalçamdaki kist ağrımaya başladı ve gece yatakta bacağıma kramp giriyor. Bedenim beni hafiflet diye inlemekte.
Ama ben rejim yapmamaya yeminli olduğumdan yediklerimi sağlıklı yapıp son zamanlarda savsakladığım hareketlerimi arttırarak bir şeyler yapmaya çalışacağım.
Tabi bunu hormonlarından az biraz başını kaldırmış Handan söylüyor. Yarın yine batsın bu dünya moduna geçebilirim. Belli olmaz.
Bu sabah ekmek simit falan yemeden kendime koca bir kâse kahvaltı salatası yaptım. Yani kahvaltılıkları doldurdum kâseye:D Yerken tadını çıkarttım.
Şu an hastanede tahlil sonucu çıkmasını bekliyoruz. Normalde kahve yanına çikolata yerim. Çikolatam yanımda. Ama baktım canım istemiyor, yemedim.
Sadece ve sadece sıkıntıdan yediklerimi elesem , bir de ekmeği kessem işe yarar diye düşünüyorum.
Pilates yaptım sabah. Akşam eve kadar yürürüz. Yarın dans çalışmaya başlayacağım yeniden.
Bakalım. Umarım işe yarar.
Onun yanından dönerken mahalledeki başka arkadaşıma uğradım. Bahçesinden dut topladık. Biraz oturdum, eve döndüm.
Yemek yedik . 3. oğlum evine dönüyordu. Metehan'da arkadaşına gidecekti ama o sırada telefon geldi. İzmir'deki bir arkadaşının İstanbulda'ki kız arkadaşının kalbi durmuş . Geleceğim oraya,sizde kalabilir miyim dedi.
Perşembe salonun camlarını ve çocukların odalarının umumi helâdan beter gözüken kapılarını silerek geçti. Cidden kapılar hani 70 li yıllarda uzun şehirler arası yol giderken girmek zorunda kaldığımız tuvaletlerin dokunamadığımız kapıları vardı ya, tam öyleydi. Kendime not bir daha kapıları su bazlı boya ile boyatma, yağlı boya iyidir. Silmeye çalışması dert, silerken soyulması dert..
Peşinden evi süpürüp sildim.
Akşam Can'ın yeğeni yemeğe çağırmıştı, oraya gittik. Bu arada 3. oğlum eve geldi.
Bugün testembel bir gündü. 3. oğlum da burada Brezilya dizilerini aratmayan tuhaf aile ilişkileri ile boğuşup, kız arkadaşını görmesi de mümkün olmayınca evine döndü.
Ben de sabahtan beri kaç posta uyudum bilmiyorum. Birazdan Fenerbahçe 'ye gideceğiz arkadaşlarımızla.
Yarın ilaç günü.
Sanırım gelecek hafta biraz sakin geçer. 1 Temmuz'a kadar gideceğim konser de yok :D
Yazımı bitirmeden bu hafta biraz nefes almama izin veren hormonlarıma da teşekkürü borç bildiğimi söylemek isterim. Patlama moduna geçmeden , az biraz iş yapmayı başararak geçirtmeyi başardı bana. Çok şükür.
Can'ın en güzel güldüğü fotoğrafının bu olması bile babalığının göstergesi bence .
Kutlu olsun babalar günün Cancım.
Bugün Can'la bir fotoğrafımızı paylaştım instagramda. Bugünlerde danslarım falan son zamanlarda en fazla 2K gösterim alırken bizim fotoğraf 21K olmuş.
Uleyn Can, seninle fotoğraf koydum 21K gösterim almış dedim.
Yanımda sen olmasan 40K alırdım demek dedi.
Hahahaha.
Şımarttı instagram onu iyice.
Bir de hesabı olsa napcaz bilmem :D
Sabah eklemesi 40K olmuş :D Demek yanında ben olmasam tam viral olacakmış :D