Onun yanından dönerken mahalledeki başka arkadaşıma uğradım. Bahçesinden dut topladık. Biraz oturdum, eve döndüm.
Yemek yedik . 3. oğlum evine dönüyordu. Metehan'da arkadaşına gidecekti ama o sırada telefon geldi. İzmir'deki bir arkadaşının İstanbulda'ki kız arkadaşının kalbi durmuş . Geleceğim oraya,sizde kalabilir miyim dedi.
Perşembe salonun camlarını ve çocukların odalarının umumi helâdan beter gözüken kapılarını silerek geçti. Cidden kapılar hani 70 li yıllarda uzun şehirler arası yol giderken girmek zorunda kaldığımız tuvaletlerin dokunamadığımız kapıları vardı ya, tam öyleydi. Kendime not bir daha kapıları su bazlı boya ile boyatma, yağlı boya iyidir. Silmeye çalışması dert, silerken soyulması dert..
Peşinden evi süpürüp sildim.
Akşam Can'ın yeğeni yemeğe çağırmıştı, oraya gittik. Bu arada 3. oğlum eve geldi.
Çıkışta arabayı otoparktan çıkartabilmemiz bir saatten uzun sürse de her ânına değdi.
Bugün testembel bir gündü. 3. oğlum da burada Brezilya dizilerini aratmayan tuhaf aile ilişkileri ile boğuşup, kız arkadaşını görmesi de mümkün olmayınca evine döndü.
Ben de sabahtan beri kaç posta uyudum bilmiyorum. Birazdan Fenerbahçe 'ye gideceğiz arkadaşlarımızla.
Yarın ilaç günü.
Sanırım gelecek hafta biraz sakin geçer. 1 Temmuz'a kadar gideceğim konser de yok :D
Yazımı bitirmeden bu hafta biraz nefes almama izin veren hormonlarıma da teşekkürü borç bildiğimi söylemek isterim. Patlama moduna geçmeden , az biraz iş yapmayı başararak geçirtmeyi başardı bana. Çok şükür.





































