Balkonumdan Kareler Eşliğinde Bayram Şekeri Tadında Şarkı Falı

Metehan, bu ne yaa, falları da instagramda yapmaya başladın kaçırıyorum diye söylendi bana. E bi gün boyunca bakmazsan kaçırırsın tabe oğluşum.

İnstagramın günlük gelip geçici olması en sinir bozucu yanı sanırım. O gün bakıyorsun sonra geride kalıyor. Geride kalan bir şeyi bulmak için uğraşıp duruyorsun sonra. Bloğun yeri onun için ayrı. 

O zaman gelsin şarkı falı, neşeli şarkılar derleyeceğim şimdi size. Tıklayın bakalım en sevdiğiniz fotoğrafa :)















 

31

Konserin sonuna yaklaşıyorlardı. Işıklar kapandığında kollarını önündeki korkuluklara yaslayıp benim şarkım yokmuş diye düşünüp hüzünlendi Elisa. Sonra ışıklar açıldı. Hepsi önlerinde mikrofon oturmuşlardı. Bir elleriyle mikrofonlarını tutmuş beklerlerken kamera önlerinden geçip görüntülerini dev ekrana yansıtıyordu. Başını kollarına yaslamış onlara bakarken bir an kalp atışları hızlandı. Öne eğilip gözlerini kısıp iyice baktı. Aynı anda hem çılgınca kahkaha atıp zıplamak hem de haykıra haykıra ağlamak istiyordu.


- Eee bize sevgililer günü hediyesi olarak ne veriyorsun Elisa ?

- Bir şey mi vermem gerekiyormuş ?

- Vermez misiniz burada hediye?

- Bilmem, ben hiç hediye almadım hiç de vermedim. Aklımın ucuna bile gelmedi hediye .

Sabah Dal ile konuşmalarının ardında onlara ne hediye edebileceğini düşünüp durmuştu. Genelde yaptığı gibi özel bir yemek hazırlamak yerine onlara kendisinden bir hatıra bırakmak istiyordu. Sonra aklına yaptığı bileklikler geldi. Hâlâ elinde ipleri vardı. Hem onlara hem kendisine üzerinde kalp deseni olan dokuz tane bilekliği akşama kadar bitirebilirdi. O gün odasına kapanıp hiç çıkmadan uğraşıp tamamladı. Hepsinin odasına gidip baş uçlarına küçük notlar yazarak bıraktı. Gecenin ilerleyen zamanlarında kollarında bileklikleri ağızları kulaklarında salona doluştuklarında nasıl sevilmez bu çocuklar diye düşünüyordu. 

-Neee, sen mi yaptın bunları ?

- Hem de bugün ?

- Daha ne gizli yeteneklerin çıkacak acaba ?

- Ne demek beğendiniz mi ? Bayıldık. 

İşte orada, hepsinin bileğindeydi şu anda. Kırmızı kalpli bileklikler. Ağlamaya başladı.

........


Sabah başının üzerinden gelen seslerle gözlerini açtığında Yeo ve Aja'nın fotoğrafını çektiklerini fark etti önce, sonra da kendisine sımsıkı sarılmış kolları. Aniden fırlayıp kaçma refleksi kendisine sarılan kolların iyice sıkılaşması ile engellenince durup yanındaki yüze baktı. O sırada gözlerini açan Sal ona gizlice göz kırpıp diğerlerine döndü

-Ne yapıyorsunuz siz ?

- Bu büyük aşkı belgeliyoruz.

- Ben de gece sizinkini belgelediydim, göstereyim hatırlatın da .

- Ne belgesi ?

- Şu daracık yerde hayatta kalmaya çalışırken girdiğimiz hallerden bahsediyorum.

- Dönüp de bana sarılaydın o zaman.

- Sen Teu ile sarmaş dolaştın o ara 

- Hiç de bile

- Demek sabah olunca hiç de bile olduk, gece öyle demiyordun ama, alçak

Yavaşça yerlerinden doğrulurlarken hepsi kahkaha atıyorlardı .

- Haydi kalkın da gidip antreman yapalım. O fotoğrafları da sil, saçma sapan başımıza iş almayalım sonra. Bugün hava açıyor gibi.

- Donan kaidem hiç öyle demiyor ama.

- Allahım nereden buluyorsan bu lâfları.. Yürü yürü , donan yerlerini ısıtacağım ben şimdi.

Sonra Elisa'ya döndü.

-Bende böyle yanımdakine sarılma alışkanlığı var, rahatsız etmedim değil mi seni gece .

- Yok, uyumuşum deliksiz.

- İlginç bir şey diyeyim mi, ben de öyle uyumuşum , hayatımda bir ilk olabilir .

Yanından ayrılırken karman çorman duygular içindeydi Elisa. Hem yüreği sıcacıktı hem de çok acıyordu canı. 

Mutfakta kahvaltı hazırlarken elektirik geldi . Herkesten uzak, özgür kısa kaçamağın sonu diye düşündü. Bu iki gece masal gibi gelecekti geriye dönüp baktığında. Kendisine sarılmış kolların sıcaklığını hiç unutmamak mı iyiydi yoksa bir an evvel unutmak mı acaba ?

Ve akşam yolların açılmasıyla hayat kaldığı yerden devam etmeye başladı. İnternetin gelmesiyle telefonuna doluşan mesajlara bakarken Yeo'nun gönderdiği fotoğraflar kalbini hoplattı. Silmeden önce sana yolluyorum, bunları sakla diye yazmıştı altına. Hemen yedek hafıza kartını takıp ona aktardı fotoğrafları. Giderken telefonundaki her şeyi formatlatacaklarını biliyordu o yüzden fotoğrafları direk bu karta attı. Karda bahçede, yatakta hepsi birlikte, yemek yerken çekilmiş bu küçük tatilden bir kaç anıyı saklama hakkı olduğunu düşündü. Sonuncu fotoğrafa uzun uzun baktı, nasıl da huzurlu uyuyorlardı birbirlerine sarılmış. 

Sonrasında günler öyle çabuk geçti ki .. O bitmesin istedikçe hızlanıyordu sanki. Ekip elemanları olmadıkları iki günün acısını çıkartırcasına onları hiç yalnız bırakmıyorlardı. Gerçi kendisine teşekkür etmişlerdi geldiklerinde aldığı tedbirlerden dolayı ama bir yandan da sürekli takiptelerdi. 

...


Diğer bölümler için tıkla.

10.000

Bugün Instagram'da 10.000 takipçim olmasını kutladım. İnanılır gibi değil , değil mi? 


Aslında takipçi sayısına bakmamaya çalışırım çoğunlukla. İnsanın hırsının sonu yok, o sayı asla yeterli gelmez. Ama bu 10 binin içimde bir hikayesi olduğu için benim için farklı bir yeri var. Eskiden 10.000 takipçi olmadan Instagram link vermene izin vermiyordu ya, ben de orada da burada yaptığım gibi şarkı falan yapmak istiyordum. Onbin sayısına bakıp ooo ben oraya ulaşacağım da linki vereceğim de diye düşündüm hatırlıyorum. Neyse sonradan o saçmalık bitti de herkes link verebilmeye başladı ben de istediğim gibi sevdiğim yazılara şarkılara link verebildim. Onun için artık bir önemi kalmadı ama yine de o sayıya ulaşmak bana mucizevi bir şey olmuşmuş gibi hissettirdi :)

30

Sıradaki şarkıyla yine geçmişe savruldu Elisa. Grubun dinlediği ilk şarkısıydı bu. İna'dan gelen telefonu kapattıktan hemen sonra isimlerini unutmadan aratmıştı internette ve karşısına ilk bu şarkı çıkmıştı. Daha çok yeniydiler o zaman, fazla şarkıları yoktu ama dinler dinlemez sevmişti bunu. Ve diğerlerini de .

hala göremediğim  amaçların varlığından korkuyorum, hayır 
Aramaya devam ediyorum ama kayboluyorum, kendime inanamıyorum
Ama yine de hayalime doğru koşuyorum,

O anda kendi duygularını bulmuştu şarkıda. Beni anlatıyorlar diye düşünmüştü. Sonraki günlerde bütün videolarını, şovlarını izlerken daha da yakın hissetmişti onlara. Bambaşka dünyalarda bambaşka yollardan geçerken de aynı şeyleri yaşayabiliyor insan demek diye geçmişti aklından. 

Sahnedekilere bakarken gülümsedi, başardınız işte diye fısıldadı .

O böyle durmuş izlerken yanındaki kızların çekiştirmeleriyle kendisini onlarla zıplarken buldu.

Ya ya ya ...

....

- Gerçekten olur demişler mi ?
-Eveeettt. Önümüzdeki ay geliyorlar, sen de yedi ay orada çalışacaksın. Haftaya gidip işlemleri yapacağız. 
- Maaşı doğru mu duydum, bu kadar olmasını beklemiyordum.
-Doğru duydun. Harika değil mi ?
-Harikadan da öte.
- Bak gelen grubun ismi Numb. Biraz bakarsın kimlermiş diye.
-Hemen bakacağım şimdi. 
- Benim işe dönmem gerek, sonra hangi gün gideceğimizi konuşuruz.
- Tamam, konuşuruz, hoşçakal.

Odasında duramayıp kendisini bahçeye attı. Çok güzel bir sonbahar sabahıydı, sabah güneşi evlerin arasından süzülüp yüzüne geliyordu. Derin bir nefes alıp şükretti. Gözlerinden yaşlar akmaya başladı. Sonunda ayakları üzerinde durabilecek, kimseye muhtaç olmadan yaşayabilecekti. Daha güzel bir duygu yok dünyada diye düşündü. Başı dik bir biçimde yaşamak , korkmadan, ezilmeden, baskılanmadan, aşağılanmadan yaşamak. 

.....

En kenardaki Dal'ın yanına uzanırken herkes ooooo ufaklık, kaptın yine en güzel yeri diye ona takılıyordu. Utangaç gülümsemesiyle beliren gamzelerinden yumurmamak için kendisini zor tutup arkasını döndü hepsine. Bu gece bana uyku yok diye düşünüyordu bir yandan da. 
-Kolunu çeksene 
-Sen göbeğini çek kolumdan
-Göbeğim falan yok benim.
- Heyyy, ayak ucunda yatanlar var, tepişmeyin.
- Cidden çok sıcak oldu burası.
-Yatağıma dönüp donsam daha mı iyi olur diye düşünüyorum.

Bir saat sonra ancak durulup konuşmalar kesilmişti. Olduğu yerde kıpırtısız yatmaya çalışırken gerilen kaslarını biraz kıpırdattı. Sırtını benim sırtıma yaslayabilirsin diye fısıldadı Dal, rahatsız olmam. Olmazsın tabi diye fısıldadı Yeo kıs kıs gülerek. Yeniden başladı kargaşa. En sonunda "Susuuun " diye bağırdı Elisa. 
- Bana bakın uyumayacaksak ben gidiyorum yatağıma, donmayı tercih edeceğim yakında. Pamuk Prenses cücelerle napıyodu acaba , bu kadarı da fazla ...
Hepsi bir an sustular ama Teu ve Eol kahkaha atınca curcuna tekrar başladı.

En sonunda ne zaman uyuyakaldıklarını bilmiyordu genç kadın. Gözünü açtığında Sal ile göz göze geldi. Birbirlerine ne zaman sarılmışlardı, Dal nereye gitmişti. 

-Dal tuvalete gitti, sen de o gidince bu tarafa döndün , geri gelince rahatsız etmemek için ayak ucuna sıkıştı sanırım diye fısıldadı Sal. 

Uyku sersemi öyle bakakalmıştı Elisa. Rüya görüyor olmalıyım diye düşündü Sal onu kendine çekip alnına öpücük kondurunca. 
Haydi uyuyalım, daha sabaha çok var diyerek gözlerini kapattı genç adam. Nasıl uyuyabilirim ki ben böyle diye düşündü . Şu anda zaman dursa, ben böyle kalsam. Birisine sarılıp da uyuyabileceğimi hiç bilmiyordum . Yıllarca ne kadar kızmıştı bana ona sarılıp yatamadığım için. O uyuyana kadar dişlerimi sıkıp dayanıp, uyur uyumaz uzaklaşırdı hep. Şimdi inanamıyordu uyumuş olduğuna. Başını omzuna yaslayıp kokusunu içine çekti. Gözlerini kapatıp öylece durdu. Düşündüğünün aksine hemen uyuyakaldı.

Diğer bölümler için tıkla.

29

Grup üyelerinin üst değiştirmeye gittikleri boşluk ânında yanındaki kızlardan birisi ona bakıp " Aaa Sal'ın pantolonunu giymişsin " demesiyle yüreği ağzına geldi . " Tam konserde yırttığı yerden yırtmışsın bir de, harika yaaa, bayıldım " diyerek devam edince derin bir nefes aldı. Pantolon aslında beline tam da olmuyordu, kenarına ek yaptırtmıştı en sonunda bugün giyebilmek için. Biraz daha dikkatle bakan kız. "Aman Tanrım, sen hepsinden bir şeyler takmışsın, muhteşem" diye bağırdı. Ona gülümserken insanlar kıyafetleri bu kadar ezbere  biliyormuymuş yaa diye geçirdi aklından. 
- Sal'ın pantolonu, Yeo'nun bilekliği, Aja'nın tişörtü, Teo'nun fuları, Eol'un şapkası, Hae'nin yüzüğü, Sin'in hırkası ve Dal'ın kolyesi. Vayyyy.
- Gerçekten de vayyy, hepsini buldun . 
- Hırkayı kendin mi ördün, çok aramıştım ben bundan.
- Evet , iş başa düşünce.

Neyse müzik sesi yükselip ışıklar kararınca konuşmaları sona erdi, daha ne kadar idare edebileceğini bilmiyordu doğrusu.
....

İna'dan haber bekleyerek geçen günlerde vakit geçmiyordu bir türlü. O olmazsa başkası olur kızım, niye geriliyorsun diyordu kendisine ama ne kitap ne film, hiçbirisine dikkatini veremez olmuştu. Cildi de kötüleşmişti iyice. Hah, zaten duba gibiydin bir de bu sivilceler eksikti. Dişlerin de berbat. Nasıl bu hale geldim ben yaaa. En sonunda bir iki ip daha alayım bari, oyalanırım diyerek her zamanki dükkâna gitmeye karar verdi. Üç beş tane çevresindekilere satmıştı ama gerisi duruyordu . Onu görünce dükkân sahibi Karl gülümsedi. 

-Gel gel, sana güzel haberim var. 
 Soru soran bakışlarını görünce devam etti .
- Hani bana bırak bir kaç tane bileklik, bu iplerden nasıl oluyor bileklik diye soruyorlar , gösteririm demiştim ya .
- Evet.
- İşte onlar satıldı. Hahaha. Önce elimdekileri vermek istemedim ama sonra senden yine alabileceğim geldi aklıma. Var mı başka bileklikler, getir buraya , satarız. Al bu da parasını. Hepsi değil tabi, kendime de ayırdım biraz .
Elindeki paraya bakakaldı Elisa.
- Bu ne kadar çok para, üç bileklik bırakmıştım size .
- Eee o kısmı da benim yeteneğim. Ama yine de sana küçük bir sır vereyim, emeğini asla küçük görüp değerlendirme, sen mütevazilik yaparken diğerleri değersiz diye düşünür. 
- Teşekkür ederim. Elimde olanları yarın getireyim mi size , ben zaten satmayı beceremediğimden duruyorlardı.
- Getir getir. Bu arada sana şu değişik ipleri de versem, onlardan da yapar mısın ? Örneklerimi çoğaltayım .
- Tabi , yaparım. 

Dönüşte uzun uzun yürüdü. İşte oyalanacak şeyi çıkmıştı karşısına. Hayat çabalamayı seviyor sanırım diye düşündü, sen çabalayınca çok büyük yollar olmasa bile hemen o yollara çıkan patikalar açılıyor. O patikaları izlemek de yine sana düşüyor tabi. Oturduğun yerden yakınarak hiç bir yola gidilmiyor. 

.....

- Eee sen gelmiyor musun ?
- Yooo, ben yatağımda yatarım, ancak sığacaksınız zaten oraya. Benim odam burada olduğu için sizinki gibi soğuk değil zaten .
- Sen de sığarsııın.
- Ben öyle sıkış tıkış yatamam ki zaten uyuyamam .
- Aaa, ben bayılırım Aja ile Sin'in arasına sıkışmaya.. İtmesene. Gel en köşeyi sana veririz .

Koltuklara sıkışmış tiplere bakarken gülümsedi Elisa. Sığmışlardı gerçekten de. Kendisi iki kişilik yer kaplardı orada. 

- O açtığınız yere benim kolum sığar ancak.
- Yok canım. Sen de kendini dev sanıyorsun herhalde.
-Ne kadar zayıfladığından haberin var mı senin ?
- Ne zayıflaması.
- Kate mum gibi eritti seni.
- İlk geldiğimizde yapılıydın evet ama şu an gayet iyisin. Hiç aynaya bakmıyor musun sen ?
- Yooo, bakmıyorum gerçekten de.
-Tulumlarının kemerlerini ne kadar sıktığını da mı fark etmedin ?

Önüne baktı, gerçekten de kemerlerini sonuna kadar çekmişti. Odadan çıkıp ayna bulmaya gitti. Kapıdaki boy aynasının yanında durdu. Gerçekten de küçülmüştü. O hantal halinden eser kalmamıştı. Ne tartıya çıkmıştı, ne rejim yapmaya çalışmıştı. Sporunu aksatmamıştı ama tek neden o olamazdı. Sonra fark etti nedeni. Mutluydu. 
Mutluyum diye fısıldadı ususlca. Ama buradaki günleri bitmek üzere diye düşündü hemen akabinde. İçini bir hüzün kapladı. Kafasını çevirince hepsinin odadan çıkmış kemdisine baktığını gördü.

-Evet, sığabilirmişim oraya, çekilin , ama en kenara geçeceğim.

Diğer bölümler için tıkla.

28

Elektriksiz ikinci günde ev iyiden iyiye soğuduğundan kimse odasına çıkmak istemiyordu .

- Bakın şöyle yapalım , bu koltuklar tek tek hepinize yetmez ama birleştirip kocaman bir yatak yaparsak bir şekilde sığarsınız diye düşünüyorum. 

- Kalabalık akraba ziyaretlerinde yapmadığımız bir şey değildi küçükken.

- Odama çıkmaktansa Aja ile yatmayı bile tercih ederim doğrusu.

- Ne varmış benle yatmakta, haaa ?

- Çok konuşuyorsun, uyutmuyorsun insanı.

- Dinleme sen de. Cevap yetiştirmeye çalışmasan uyursun.

- Hadi hadi, ben mi iteceğim koltukları, birleştirin şunları.

Kafasını kaldırdığında Sal 'ın gülümseyen bakışları ile karşılaştı. Yine ipleri eline almasına gülüyordu genç adam. Yerinden kalkıp koltuklardan birisine ilerlerken 

- Bu kız benden de dişli çıktı arkadaşlar, dediklerini yapacağız mecbur. Grubun yeni lideri olacak biraz daha şu kar kış devam ederse, hahaha 

- Onu oraya değil şuraya çeksek daha güzel bir alan açarız .

- Sin mantıklı bir şey söyledi, öyle yapalım.

- Çok ağır buuuu

- Çekil ben yaparım .

- Aja abim benimmm

- İki dakka önce lâf söylüyordunuz.

- Hava kararmadan yataklarınızdan yastık, yorganlarınızı alıp gelin de , sonra lambalarla zor olur.

- Elisa önceki hayatında imparatoriçe falan mıydın sen ?

Curcuna ile yatak hazırlandıktan sonra akşam yemeklerini yerken yeniden başlayan kara bakıyorlardı. 

- Yarın bizim ekip bir şekilde gelir bence, çatladılar bizi yalnız bıraktıkları için.

- İzlenmeden geçen iki gün bile ne iyi geldi ha.

- Yarın sabah dans salonuna soba götürelim de çalışalım biraz .

- Gelirlerse bizi yatarken bulmasınlar diyorsun sanırım.

- Hayır, sıkıldım otururken. Gece de erken yatıyoruz, enerji patlaması yaşamak üzereyim.

- Çıkıp kar küre o zaman .

-Hey bakın bakın.

Hepsi kıza dönüp gösterdiği yere baktılar. 

Camdan görünen gökyüzünde bulutlar aralanmış, aradan dolunay ışıl ışıl parlamaya başlamıştı. Aynı anda kar da yağmaya devam ediyordu. Kalkıp bahçeye çıktılar. Soğuktan birbirine sokulmuş dokuz genç, karın sessiz büyüsünü bozmamak için çıt çıkartmadan ay ışığının altına uçuşan taneleri izlediler .

....

-Elisa bunlar harika. 

- Satarım diye düşündüm ama nasıl yapacağım kısmını düşünmemişim. Neyse ipleri satan adam aldı bir kaç tanesini , bazen soruyorlar bileklik nasıl oluyor diye , gösteririm böylece dedi. Sanırım o bile halime acıdı, gidip gelip üç beş tane ip alıyorum adamdan.

- Anne nasıl satacağımızı biliyorum. Haftaya okulun ilk haftası ya, kermes düzenlerler hep ihtiyacı olan çocukların yararına. Elisa için bir tezgâh alalım, orada satsın.

-  Bakarız elbet ama daha kesin olmasa da  ben sana bir iş buluyor gibiyim . Bir arkadaşımın gözlerden uzak konaklamak isteyenler için , özellikle sanatçılar falan için hazırladığı evi var. Oraya altı yedi aylığına bir grup gelecekmiş. Grup kendi ekibini getiriyor ama arkadaşım evde duracak kendi ekibinden birisi de olmasını istiyor. Aynı zamanda da o kadar uzun süre pek de önemli olmayan bu işe fazla ödeme yapmak işine gelmediğinden bahsederken ben de işi yapacak eleman bulabileceğimi söyledim. Hem gelenlerin dillerini de biliyorsun. Yedi ay güzel bir süre. Fazla ödeme yapmayacak..

- Ah burada durup beklemektense ne olursa olsun çalışmayı tercih ederim. Gidip gelmek zor olur mu?

- Orada sana oda ayarlanacak. Mutfakta duracaksın. 

- Yemek mi yapacağım ?

- Hayır hayır, evle ilgili ihtiyaçlar, çay kahve belki, ne bileyim, aslında öyle belirgin bir şey yok, sadece evde kendi elemanı olsun istiyor. Daha kesinleşmedi. Geleceklerle konuşup onayını alması gerek. Anladığım kadarıyla gizlilik anlaşması falan bayağı bir işi var , sana bildireceğim belli olunca.

- Umarım olur. 


Diğer bölümler için tıkla.