Mutfakta etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mutfakta etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Nisan 2023 Salı

Lazanya

Ne yiyeceğimi bilememe sonucu markette gördüğüm bilimum değişik şeylere sarmaktayım.

Geçen gün pirinç makarnası denemiştim. Makarnanın bi esprisi yok aslında çok kısa sürede haşlanıyor. İçine de bir sürü sebzeyi kavurup koymuştum.

Dün de lazanya yapayım dedim. Hiç yapmamıştım daha önce.

Pastavillanın lazanyasını aldım. Önceden haşlamak, ıslatmak falan gerekmiyormuş. Sonra evde kara kara onu dizeceğim kap arandım. Bi dikdörtgen borcamım var ama 8x17 cm olan lazanyanın bi tanesi sığıyor içine. Yanlarda da bir sürü boşluk. 

Neyse, şasıma Bilgehan anneannesine gitmişti yemek yemeye. Anneme var mı sende kare borcam diye sordum. Anacım, bendeki kafaya bak. Annem ha babam kocaman bir borcamla yemek gönderir. Aklımın ucuna bile gelmiyor. Valla 20x30 lukmuş o kabı. Benim lazanya içine cuk oturdu.

O arada neyse ki oğlan gelmeden süt olmadığını da hatırladım da gelirken aldı.

Ben de sallana silkine kavuracağım kıymaya katacaklarımı çıkarttım. 


Yarım kilo kıymayı şu fotoğrafta gördüklerinizle kavurdum. Ben önden kıymayı kavurup soğanı sonradan katarım genelde. Böylece daha ekstra yağ koymamış oluyorum kendimce. He , fotoğrafta olmayan bir de domates sosu koydum. Salça diyordu tarif koymadım onu.

Sonra gidip biraz yatayım da kalkınca kalanını yaparım dedim .

Tam yatacağım, anaaa, e benim pilatesim vardı ya diye zıpladım. Bir saat sonra başlayacak . O zaman gidip beşamel sosu da hazırlayayım dedim.

Üç kaşık tereyağ ile yarım su bardağı unu biraz kavurduktan sonra 600ml sütü yavaş yavaş topaklamadan karıştırdım. Höööö. Karıştıramadım tabi.  Nasıl yapıyonuz yavrum siz o işi , ben sütü katıyorum hooop topak. Blanderdan geçirmeden beşamel sos yapabildiğim olmadı.  Neyse ben accık fazla pişirmişim, olması gerekenden yoğun olduğunu lazanyaya sürerken anladım. Çok pişmesine gerek yok. Zaten fırında pişecek.

Bu da bitince. Borcamın altını yağlayıp domates sosu döktüm. Sonra lazanya kıyma beşamel sos lazanya kıyma beşamel sos diye sos bitene kadar sıraladım. En üstte sos oluyo. Onun da üstüne kaşar rendesi. 

O arada baktım spor yapacak halim yok gidip yattım. Yarım saat sonra zımba gibi kalkınca spora da yetiştim. Dedim kızlar bana unutturmayın yirmi dakkaya fırına sürmem lâzım yemeği.

190 derecede yarım saat ağzı folyolu, on beş dakika kadar da folyosuz pişirdim. Üzeri kızarınca kapattım .


Güzel olmuştu ama o kadar malzemeyi ayakkabıya koyup fırına sürsem o da güzel olurdu ihtimal. 

Paketin kalanını bitireyim diye bir kere daha yaparım sanırsam .

Sonrasında kıymalı makarna yapar yerim anacım :D

Daha düzgün tarif istersen ben şuraya bakıp yaptım :)

Afiyet olsun.



17 Eylül 2022 Cumartesi

Çok Şükür Bu Haftayı Atlattım


Bütün işlerin üzerime üzerime geldi, kafamda binbir tilki dolanmak zorunda olan bir haftaydı.


Bir yandan ev işleri bir yandan Metehan'ın gitme hazırlıkları . Ve hiçbirisinin kesin olmayıp hep bir B C D E plânlarının düşünülme durumları.


Gitmeden alınması gerekenler, göz muayenesi, yedek gözlük, vize. Bilgehan'ın sınavları. Eve sipariş ettiğimiz malzemelerin apartmana taşınması, kiracının hâlâ ev bulmaması, Can' ın sürekli değişen uçuş plânı.


Haftanın tek iyi yanı eylül havasıydı. Bugün yerini yine yaz havasına bıraktım ama neyse bugün tembel bir günüm.


Hâlâ ayaktayım, o zaman aferim bana :)


Bu kadar iş arasında peki yememden geri kaldım mı ? Tabi ki hayır, komik olma kuzen larry. Yukarıdaki bir restoranda gördüğüm en masum kahvaltı tabaklarından olabilir. Bir kişinin yiyebileceği kadar, sınırsız çayı da var.


 Bu da her turşu zamanı aklıma düşen yeşil domates kızartması. Valla çıtır pane harcıyla nefis oluyor. Ekşimsi tadı ile harika.


Şu anda Bilgehan ne zamandır beklediği etkinliğe gitti. Dün gece üçe bize ulaşmayı başaran Yaren de çalıştığı etkinlikte. Can Hindistan yolunda , uzuuun bir yatısı varmış orada. Metehan ' la uzun zamandan sonra yapılacak iş olmadan tembelliğin tadını çıkartıyoruz. Yarın çantaları kapatıp, son koşturmaları yapıp yeni macerasına doğru yola çıkacak. Belki bloğuna yazmaya başlar yeniden ve bu sefer dünyanın diğer köşesinden bize haberler ulaştırır, kim bilir.

Bir yanım eksik kalacak o gittiğinde. Ama biliyorum ki o yanım zenginleşip , çoğalıp dönecek. Kim bilir ne güzellikler katacak kendisine. Veya kendisine ait ne güzellikleri keşfedecek.

Ay "yavrııııımmmm" a bağlamadan gideyim ben. Çok tatlı şarkılar sakladım fotoğraflara, tıklayıp almayı unutmayın. 

Ben de gidipne zamandır bakamadığım yorumlarınızı cevaplayayım. Öptüm sizi 

18 Aralık 2021 Cumartesi

Durup Dururken Bir Karavanın Mutfağında Neler Olur ki Diye Soru Belirdiyse Aklınızda, Doğru Yerdesiniz :D

Bu harika videomla sizi aydınlatacağım. Uzun sürmüş biraz ama 1,5 hızla izlerseniz de dediklerim anlaşılabiliyor, çok yavaş konuşmuşum :D 



26 Ekim 2021 Salı

Sarımsaklı Ekmek Hazırlarken Pencereden Vuran Sarı Sıcak Sonbahar Güneşi ve Renkler ve Sesler ve Düşünceler


Oturup bir yerde "ommm" demek bana uymuyor. (Okumakta olduğum kitapta Osho da benimle aynı fikirdeymiş, kendini uyutmak olarak tanımlıyor omlamayı :D)  Şu soralarda bana göre meditasyon bir işi yaparken beş duyumla onunla bütünleşmem. 

Işık oyunları, kokular mutlu ediyordu da seslerin de mutlu ettiğini yeni keşfettim. Dolap kapağı sesleri, karıştırma çıngırtıları, rendeleme hışırtıları, benim o an yaşamakta olduğumu hissettiriyor. Tatmak,koklamak, izlemek. 


Şimdi şu videoyu keyifle izlediniz belki. Oysa mutfakta iş yaparken kendimizi izliyor muyuz, yoksa bitsin de gitsin diyerek koşturuyor muyuz?  Bugün çevrenize instagramın keşfetine düşmüş gibi bakın meselâ. Öyle güzel fotoğraflar, videolar yakalaacaksınız ki...


Şimdi gidip şu sarımsaklı ekmeği yapayım artık. Bilmem fakında mısınız, bende kilolar alıp başını gitmeye başladı,  homili gırtlak yiyip sporu da haftada üç güne düşürmenin metabolizmamdaki etkisi olmalı. 

Haa, sarımsaklı ekmek için, zeytinyağının içine sarımsak rendeleyip, tuz, bilimum baharat atarak karıştırıyorum. Dilimlenmiş ekmeklerin üzerinde gezdirip, en son olarak da biraz parmesan peyniri rendeliyorım. (Bendeki parmesanı alalı beş seneyi geçmiştir herhalde, kuru olduğundan buzdolabında bozulmadan duruyor, arada sarımsaklı ekmek yapmak dışıda kullanmadığımdan bir türlü bitmiyor :D)


29 Aralık 2020 Salı

Mutfaktan Kış Sezonu Açılmıştır

Kış sezonu resmen açılmıştır. Ben taaa üniversitedeyken, bir ama yeşil mercimek fazlası vardı ve tv de sürekli mercimek yemeği tarifleri veriliyordu. O zamandan kalma bir tarif. Normal ıspanaktan daha çok sevdiğim için hep bunu yaparım.

Soğan,  sarımsak,  yağda kavrulur. Üzerine salça. Ispanak, haşlanmış yeşil mercimek (buzluğumda hep olur), pirinç, limon, nane. Biraz su. İşlem tamam :)

Ispanak yapmayı en üşendiğim yemektir. Saat tuttum 45 dakika sürdü ayıklayıp yıkayıp ocağa koymam. Çok da fazla değilmiş.

Haa,  ayıkladıktan sonra önce sirkeli suda tutuyorum. Hatta o beklerken soğanını doğrayıp kavuruyorum, zamandan kazanılıyor (Çünkü yüksek mühendislik böyle ayrıntıları hesaplamak gerektirir 😂) Üzerindeki çamurlar suda kalınca yıkama işlemi kısa sürüyor.

Tarifi daha önce de vermiştim ama bu sefer çok muhteşem videomda daha anlaşılır oldu :P

Evet, açım, aklımda hep yemek var, gelmeyin üzerime :D Neyse itiraf ediyorum, ilk günlere göre daha az açlık hissediyorum.  Ama sürekli hissediyorum. Sanırım kilo almamak için aç olmam şart. Neyse siz videoya bakın, ben yemeği karştırmaya gideyim :)


24 Aralık 2020 Perşembe

Uykum Var

Bu sabah zor kalktım. Bir kaç gündür gıpraşasım pek gelmiyor. Salondaki masa hâlâ dandini. Kartlar hâlâ tamamlanmadı. Hediyeler postaya verilemedi. Ben telefonda oyun oynayıp duruyorum.

Spor günüm değildi. Yürüyüşe de çıkasım hiç gelmedi. Oğlanlara kahvaltı hazırladım. Ben de yaptım. Ama rejime başlamaya karar verdiğim için pek mutsuzum.  Yine almış başını gidiyor kilolar. Metabolizmam yediklerimi yakmıyor. Spor mpor kilo vermeme yaramıyor. Neyse en azından salmış sarkmış hallerimi toparlıyor.

Gidip yine kıvrılsam diyordum. Sonra öğle yemeği telaşına gireceğim diye gidip yemek yapayım dedim.


Dün akşam kıyma çıkartmıştım. Buzlukta artan dolmalık biber kalıntılarım vardı. Biber dolması yaptım. (Bakınız şurada en sonunda bloggerı paralayacağım bir tarif verme denemem var, tıklayınız)  Makarna haşladım. Geçen hafta aldığım yeşilliklere baktım, saklama kabında pırıl pırıl duruyorlardı. O zaman bizimkilere o yeşillikleri yedirmek için sinsi planlarımdan birini devreye sürdüm.

O arada nasılsa şöyle bir görüntü oluşmuş. Mutfakta işler bir an evvel bitsin modunda olduğumdan çok pis çalışırım. Nasıl böyle yapmışım anlamadım. Bu tarihi ânı kaydedeyim dedim.


Eldeki verilerle ne yapacağımı buldunuz mu bakiim? 

Saat 12.07 olmuş. Sabahın sekizinden beri uykum bi gıdım açılmadı. Metabolizmamın ne olduğu ortada.

Şimdi bizimkilere yemeklerini vereyim. Sonra artık kıvrılayım bir köşeye. Aç midem izin verirse uyuklayayım azıcık. Kalktığımda kartların hepsini bitirip postaya hazır hale getireyim. 

Bir de market alış verişi yapsam mı acaba? 

Neyse sonra düşünürüm bunu.

21 Aralık 2020 Pazartesi

Bugün

Gece geç yattım, sabah yedi buçukta kalktım.

Oğlanlara yumurtalı peynirli ekmek hazırlayıp fırına sürdüm.

İnternette dolandım. Ne zamandır ihmal ettiğim kitap hesabım için video kaydedip yayımladım.

Spor saatim geldi. 24 saat içinde üçüncü sporum oldu :D

Cumartesi akşamı canlı yayında pilates vardı. Kollara yüklenen bir programı yaptıracak diyerek katılmadım. Zira hâlâ dirseğim sakat. Sonra ne göreyim, başka hareket yapmış. Pazar öğleyin o hareketleri yaptım. Akşam yine bakmıyorum. Tam yemeğe oturdum Zeynep telefon etti, hadi gel, senin katılmayacağın dersi değil başkasını yapacağım diye :D Kendim gibi çatlak bir pilates hocasını nereden bulduysam ben.  Yemeği bırakıp derse katıldım. Bu sabah zaten normal dersimiz vardı. 24 saatte üç ders. Homili gırtlak yiyor olmayaydım şimdiye zayıflamıştım ama nerdeee, kilo alıyorum yine .  Neyse. 

Spor sonrası açlıktan ölüyordum. Simit peynir çay keyfi yaptım.

Annemle mahalle içinde tur atmaya çıktık. O arada pazara uğrayıp onun istediklerini aldım. Neyse,  nihayet pazar günü kurulan pazarımızı pazartesi günü açmaya karar verdiler. Hem bütün tezgâhlar açılmadığı için sıkış tıkış da olmuyor. Yalnız bir kilo domates, bir kilo salatalık, yarım kilo sivri biber, maydonoz, dereotu, yeşil soğan ve kıvırcık. 70 TL.  Yuh artık. 

Eve döndüğümde pilim bitmişti. Biraz uyuklayayım dedim ama öğle yemeği vakti gelmişti. Evde kalan ıvır zıvırları iki çocuğa paylaştırdım.

O arada market alış verişim geldi. Balkona attım. Yaşasın kışşşş. Her şeyi yıkayıp durmaktan kurtuldum. Balkona atıyorum,  soğukta,  bozulma derdi de yok.

Kışın dışarıda dolaşmak da daha rahat, fazla kimse olmuyor. Harika :)

Biraz uzanmaya gittim. Doğrusu uyudum mu bilmiyorum. Bir saat sonra kalktım. Masamın üzeri geçen gün hazırladığımız kartlar nedeniyle tam bir karmaşaydı. Kartları zarflara koydum ama yetmediler. Daha yazmamız gerekecek. İnstagramda söyleyince kart yapıyoruz diye bir çok akraba  biz de bekliyoruz dedi. Hahaha. 


Daha ben kendi kartlarımı ayarlayacağım. Onları yazmadım. 

Kart yazmak,  hele çok kişiye olunca bayağı uğraştırıyor. Bir de kendimiz yapalım dediğimiz için her yer batıyor :D Olsun. Kirlenmek güzeldir :)


Akşam yemeğini yedik. Bu gece ağaç süsleme gecesi. Nardoğan Bayramı. Fırına bir browni sürdüm. Onca işin arasında,  hem de daha önce hiç yapmadığım bir şeyi nasıl pişirdim ben de bilmiyorum ama biz ağaç süslerken abur cubur yemeği severiz :) Gayet de güzel olmuş. 


Şimdi Can depodan ağacı getirdi. 2000 yılından beri bizimle olan küçük ağacımız :) Metos süsleri çıkarttı. Bilgiç arkadaşıyla bir yarışma için Miku'ya kıyafet tasarlamayı bitirdiğinde süslemeye başlayacağız. Sonrasında da The Christmas Chronicles 2 filmini izleyeceğiz.

Aralık ayını çok seviyorum. Çok yorucu ama bir o kadar da mutluluk dolu geçiyor.




Hepinizin Nardoğan Bayramı kutlu olsun :)


6 Kasım 2020 Cuma

Gözlemeli mi Gözlememeli mi :D

Sabah saatin sesiyle uyandım. Bir mucize. Hep daha önce uyanıp, sonra sağa sola dönüp en sonunda kendimi yataktan atarım. Can yoktu dün gece,  ben yatağa yatmış hiç kıpraşmadan sabah kalkmışım. Tek başına yatmak benim gibi her tıka uyanan bir insan için nimet. Deliksiz uykuya hasret kalıyorum.

Neyse kalktım, hava karanlık. Sallana silkine kahvaltı hazırladım. Gözleme yaparım belki diyordum, hiç gözüm yemedi, sandviçle idare etsinler dedim. Sekizde kaldırdım oğlanları. Bulaşık makinası boşalttım o arada.

Dokuza kadar koltukta tembellik yaptım. Hatta biraz daha çok olabilir.  Baktım sporuma kırk dakika var yerler patlamış mısır kırıntısı en azından şu halıyı süpüreyim spor yaparken ağzıma dolmasın toz toprak derken mutfak, antre de aradan çıktı. Toz aldım biraz. Orta sehpaları sildim.

Spordan sonra saat oldu 11.00.  

Biraz instagram için kitap fotoğrafı çekerek oyalandım. Evde işten bol bişey yok ama kim uğraşacak. Zaten sağ kolum bir şey kaldıramıyor, güç harcayamıyor hâlâ . Ütü yapmak bile azap, çamaşır yıkamıyorum kaç gündür  :)

Saat on ikiye gelirken öğle yemeği yapmam gerektiği geldi aklıma. Gözlemelere üşenmeyeyim artık dedim. Patates soyup haşladım, bol soğanla kavurdum. O arada Metos dolaşıyordu hadi gel sana nasıl gözleme yaptığımk öğreteyim dedim. Bilgiç 'i de çağırdım. Ve fakat ben öğle tatili oldu sanıyorum meğer dersteymiş. Tabi ekranında oyun açık olunca algılamam güö oluyor. Hemencecik geldi maymun. Sorsalar annem çağırdı derse giremedim olur valla.

Sonrası videoda :D


Yemek sonrası koltuğumda tembellik yapmaktayım şu an. Kasap alış verişim gelecek bir ara. Akşama tavuk burger yapacağım. Sonra Metos ile film izleriz. 

Şimdi biraz kitabıma gömüleyim. 


17 Ekim 2020 Cumartesi

Yeşil Domates Kızarttım

Bir kere daha yapmıştım,  hatta blogda da var (İşte şurada). O zaman kalın doğramışım, bu sefer yarım santim kesince daha güzel oldu. 




Ekşi tatları seviyorsanız,  hazır yeşil domates zamanı,  deneyebilirsiniz siz de :)

Şimdi gidip sebzelikte unuttuğum fasülyeyi ayıklayayım. Yarın pazar günü, yer açmak lâzım yeni gelenlere :)

Not: Kızarmış Yeşil Domatesler filmini hâlâ izlemeyen varsa,  tez zamanda izlesin o harika filmi.  Demedi demeyin sonra.


25 Temmuz 2020 Cumartesi

Bir Takım Şaşkınlık Uyandırıcı İşler

Market alış verişini hâlâ yapmamış, gidip bir de uyumuş biri olarak akşam uyanıp,  eee, ne pişireceğim ben şimdi moduna girdim.

Neyse bir makarna haşlayayım, kıyma çıkartmıştım onu kavurayım falan diye mutfağa doğru zorla sürükledim kendimi.

İçeri girdim,  ocağın üzerinde makarna yaptığım büyük tencerem duruyor. Allah Allah tencerede ne var ki, bunu kullandığımı hatırlamıyorum diye düşündüm. Kirli miymiş, üff bir de yıkamak zorundayım ile yok ya kirli olmaması gerekiyordu arasında giden duygularla kapağını açtım.

Da daaam.

Bir tencere makarna ile gözgöze geldim.

Yine beynim hata verdi tabi. Düşünce gücüyle şıp diye makarna yaratmış olabilemeyeceğime ikna ettim kendimi.

Metehan oğluşum pişirmiş makarnayı. Karnı ne kadar acıktıysa artık :D Valla kıvamı harika tutturmuş. Yüzündeki kocaman gülümsemesini sevdiğim. Doyurmuş kardeşiyle kendisini.

Ne mutluluk yahu :)

11 Haziran 2020 Perşembe

Gözleme


Günayın cancağızlarım, bu sabah yine puflayarak kalkmıştım ki vazgeçtim puflamaktan .

Yetti bu kadar puflamak. Sıkıldım kendimden.

O zaman perdeee :)

Yok hâlâ yürüyüşe çıkmadım. Bu sabah yedi gibi bir gözümü açmıştım aslında ama yine kalkamadım. Ve fakat elbet bi sabah kalkacağımdır. Sakin sokakları (mümkünse bizim mahallenin olmayan :) dolanıp kendime geleceğimdir . Dur bakalım.


7 Nisan 2020 Salı

Güneş Yüzünü Gösterdiii :)

Günaydın millet :)

Hava buz gibi ve fırtınalı olmaya devam ediyor ama en azından güneş açtı bu sabah.


Tabii ki her aklı başında ev kadını gibi hemen makinaya çamaşır attım.

Evde durma meselesi bir bu işe yaradı,  bir haftadır ilk defa çamaşır yıkıyorum :) Kimse hiç dışarı çıkmayınca evde serdik iyice :)

Bir haftadır spor yapmıyorum. Nane molla halim geçsin dedim ama geçmiyor. Ateşim 37,5, burnum tıkalı, genzim dolu. Ateşim artmıyor ama düşmüyor da. Kendimi hel sersem sepet hissediyorum. Yarın spora başlamaya karar verdim. Ne bu be. Bari hastalanacaksam tam hastalanırım.


İkinci yapbozu da bitirdim. Bozup tekrar kutuya koydum. Anneme vereceğim. O yapmıştı zaten ama bi daha yapar artık ::


Hemen yenisini açtım. Bundan başka dört tane daha var yapılacak :) Bir ara masa uzaklığını gözlüklü de gözlüksüz de göremediğimden yapboz yapmayı bırakmıştım. Tabi sürekli misafirim olduğundan masam da boş kalmıyordu yapboz için. Annemden gelenler birikmiş.  Bugünler için biriktirmişim :) Ruh sağlığımı yapbozlara borçluyum :)


Seyredecek film bulamıyorum.  Dizi de. Entrikalı, abuk dizilerden bıktım. Geçen akşam film ararken Kör Nokta'yı gördüm. Bir daha izledim. Bayılıyorum bu filme. Çok iyi geldi.


Dün akşam da Rüzgârı Dizginleyen  Çocuk 'u izledik. Ne zamandır aklımdaydı. Ne yaşamlar var dünya üzerinde. Bilgi ne önemli şey. Rüzgâr orada, su kuyuları orada, motoru malzemesi orada ama kimsenin aklına kullanmak gelmiyor.  Parasızlık,  eğitimsizlik, açlık, bir kısır döngü içinde her şey.


Geçen gün yaptığım acı tatlı soslu tavuk çok güzel oldu. Eksik malzemelere vardı ama sosunu istediğimiz gibi yapmayı başardım. Yalnız bir dahaki sefere tavuğu nişastaya bulayıp yapmak yerine yumurta ve una bulayıp kızartacağım.

Sosu için:

1 yk soya sosu
3 yk mirin (bunu koymadım, yerine biraz daha su ekledim)
2 yk elma sirkesi
1 yk acı biber ezmesi ( acı biber salçası + acısso+ pul biber koydum)
3 yk bal
2 tk susam yağı (zeytinyağının suyu mu çıkmış :)
1 yk esmer şeker
1 tk sarımsak ezmesi
1 tk taze zencefil rendesi
Karabiber

Yemeğin tarifi şurada. Tavsiye ederim :)

Eveet,  bugünlük böyle. Gidip Metehan'ın çiyzketkinin üzerindeki sosunu hazırlayayım. Bugün etli dolma yapacağım. Yapbozun başından ayrılabilirsem :)

31 Aralık 2019 Salı

Partiii

Bu seneki partimiz de bol kahkaha ile geçti çok şükür.


Saat yedide dersten çıkıp geç kalacağını söyleyen Any'ye,  sen yedide çıkıp beşte bizde olursun demiştim. Yedi olmadan bize geldi gerçekten de,  üstelik herkesten önce :D


Şu peynir tabağına uğraştığım kadar başka bişeye uğraşmadım. Hep Ayşe'nin yüzünden. Bayılmıştım onun yaptıklarına. Benimki pek bi çirkin oldu ama neyse artık :D


Yemeği yeme hakkı için önce fotoğraf çekmem lâzım tabi. Gıpraşmayııın.



Her sene parti etkinliklerini buraya asarım. Yemek faslından sonra herkes sırayla gelip bir tanesini çeker, içinden ne çıkarsa onu yaparız.

Bazıları her sene aynıdır.


Meselâ "Gülümseyin çekiyorum"  çıkarsa fotoğraf zamanı, "Kahve bahane"  çıkarsa kahve zamanı, "Sarılalım sıkı sıkı" çıkarsa herkes gidip birbirine sarılır, " Yeşil defter" korkulu rüya, taaa 1991 de okulun son yılından kalma defterimiz var, ona yazı yazılır, "Çek Allah çektirmesin" hediye çekilişi ve hediyeleşme zamanı, " Dile benden ne dilersen" dileklerimizi yazıp bizim evin tavanına yapıştırma zamanı :D


Bu sene ekstralarda bardak taşıma yarışması yaptık, ne kıran kırana bir yarışma oldu,  kazanan ikili bir hediye kaptı.

Sonra Metehan'ın hazırladığı "Adı dilimin ucunda" yarışması vardı. Hep duyduğumuz klasik müzik parçalarından çaldı, adlarını  hatırlamaya çalıştık :D  Yükarıdaki ikili shazamla buldukları için elendiler :D


Tuvalet kâğıdı rulolarından bu eserleri yarattık.

Bir de "Bir ki üç tıp" bölümümüz vardı. Belki bundan sonra hep yaparım. Bir şarkı açtım, hepimiz oturup hiç konuşmadan onu dinledik.

Bir de beş sene önceden hazırladığımız zaman kapsülünü açıp içine yazdıklarımızı okuduk. Yenilerini yazıp koyduk.


Bir baktık gece üç olmuş. Biz sürekli aktivite yaparken zamanın nasıl geçtiğini anlamamışız.

(Bunları uzun uzun yazdım belki bu geceyi evde geçirecek olanlar yaparlar.)

Seneye yine hep birlikte yine dolu dolu,  keyifli bir parti geçirme dileğiyle gecemizi bitirdik.

14 Aralık 2019 Cumartesi

Mutfağa Biraz Daha Zaman Ayırsam Keşke.

Valla daha sabah kahvaltıydı, beslenme çantasıydı (evet nihayet Metos'a hazırlamaktan kurtulmuştum ki Bilgiç başladı bu sefer)  derken sabah sekizde mutfaktan bıkmış oluyorum. Bir daha girmesi ölüm. Hiiiç elimi atasım gelmiyor. Kayınvalidem sağken bizde kaldığı aylarda sabahtan akşama kadar neredeyse onbeş öğün hazırlardım, bir tuzlu bir tuzsuz olmak üzere herşeyden iki tencere hem de. Şimdi nerdeeee. Neyse ki sık misafir ağırlıyorum da mutfağa giriyorum mecbur. 

Neyse konu bu değildi aslında. Bugün öğlene doğru kalkan Metehan'a kahvaltı hazırlamak üzere mutfağa gidesim hiç yoktu. Kendisi sandviç yapsın diye geçirdim aklımdan. Sonra geçenlerde Can'ın sipariş edip evin her yerini kaplayan zeytinyağı şişeleri geldi aklıma. Bayat ekmek de vardı. Dur yaaa sarımsaklı ekmek yapayım ben dedim. En son dışarıda yerken evde yapsak ya diye konuşmuştuk. En basit şey aslında da işte sıra hiç ona gelmedi.


Ne zamandır dolapta duran parmesan peyniri de bir işe yaradı. Oğlum tam puan verdi.

Biraz da dereotu karıştırdım. Neredeyse on gün oluyor o dereotunu doğrayalı. Kısır yaparken doğramış fazlasını kapaklı kahvaltı tabağına koymuştum, nasılsa yemyeşil duruyordu. İnanılmaz,  değil mi?

İşte böyle. Mutfağında sürekli mis kokular olan evlere özeniyorum. Benim girmemle çıkmam bir olmalı. Sürekli tezgâh sil, bulaşık kaldır, ocak temizle bayıyor beni. Bir de kimsenin saati kimseye uymuyor. Meselâ biz yemek yedik az önce, Metos oyun oynadığından gelmedi, artık haşlanmış bütün tavuktan kendisi didiklesin. Bilgiç arkadaşındaydı, az sonra gelecek, o oturur sonra.  Tabaklarını da bırakıp giderler.  Allah sizi inandırsın ger defasında tabaklarınızı kaldırın makinaya demekten dilimde tüy bitti. Yok. Bir sonraki öğün yine gidiyorlar. Telefona düşmüş vaziyette olduklarından dünyanın farkında değiller o sırada büyük ihtimal.

Var ya,  liseye kadar telefon almamaya, yine liseye kadar günde iki saat bilgisayar süresine, ilkokuldan beri sabahları yataklarını yapmalarına, oyuncaklarını kendileri toplamalarına uğraşmış olmama acıyorum şu aralar. Çok açık konuşacağım, bi moka yaramadı. Kimse yatak yapmıyor, üstlerinden çıkan o şekilde yerde, tabaklar sofrada, ayakkabılar ortalıkta. Bütün o uğraşlarım bir hiçmiş :(

Hahaha, sarımsaklı ekmek diyecektim bi tek,  noldu bana yav :D

Bi çay alın gitmeden bari.


27 Eylül 2019 Cuma

Son Mutfak Denemelerimden Bahsetmemişim Ben

Öncelikle bir önceki yayındaki geçmiş olsun ve atölye dileklerine çok teşekkür ederim.

Parmağım biraz daha iyi. Dinlendirmeye devam ediyorum. 

Bugün aklıma yapıp da buraya koymadığım iki denemem geldi. Yok üçmüş.

Birincisi nachos.

Oğlanlarla ben çok seviyoruz, markette görünce hemen alıp denedim.


Pratik ve keyifli bir öğün veya ara atıştırmalığı çıkıyor ortaya.


İkincisi ramen.

Noodle yapmışlığım çoktur ama ramen hiç denememiştim. Bilgiç nedense hep ramen ister, içindeki malzemeleri ben yemeğe koysam öğk der ama japonlar yapınca baş tacı :D

Ben de basitinden deneyeyim dedim.


Noodle üzerinde tavuk haşlayıp suyunu ve kendisini koydum. Taze soğan doğradım falan.

Son olarak yine Japon mutfağından onigiri.

Geçen gün Bilgiç ve arkadaşlarına parti hazırlarken aklıma geldi. Noodle yanısıra onigiri de yapamaz mıyım dedim.

Lapa pirinç topu olduğundan yapması basit.

Yalnız bekledikçe güzelleşti. İlk yaptığımda kıvamı çok az yumuşaktı, akşama daha hoş oldu.


İşte içi ton balıklı onigiriler de böyle.

Diğer harika tariflerim için mutfakta etiketine alayım sizleri. Çok komik tarifler var,  bayağı eğlenceli,  tavsiye ederim :)

1 Kasım 2018 Perşembe

Vegan Kek Nasıl Bişidir Merak Edenlere

Dün akşam hiç halim falan yokken nereden aklıma kek yapmak düştü hiç bilmiyorum .

Halim yoktu, evde yumurta da yoktu.

O zaman vegan kek yapayım dedim.

Bir kere daha yapmıştım .

3 bardak un (200ml lik bardak)
6 yemek kaşığı kakao
2 bardak şeker (Çok tatlı olmuştu böyle yerine başka bir şey denedim)
2 çay kaşığı karbonat
1/4 çay kaşığı tuz (Heheh tabii ki yine unuttum koymayı :)
2 yemek kaşığı elma sirkesi
Yarım bardak sıvı yağ
2 bardak su

Kakao sevmediğimden evde bulunmuyor pek. Onsuz yaparım dedim. Sonra iki bardak şekere sıra gelince, çok tatlı olmaz mı ki böyle diye düşünürken (ki blogda yazmışım çok tatlı olduğunu zaten, insan açar bir okur :) aklıma bir zamanlar aldığım keçiboynuzu unu geldi. Şeker ve kakao yerine kullanıldığını hatırladım. Yarım bardak undan bir bardak şeker kattım, daha az şeker bile katılabilirmiş.

Tarifte 180 derecede 40 dakika diyordu, ben minikekler yaptığımdan sanırım 25 dakikada pişti.



Keçiboynuzu tadı oldukça hissediliyordu, ben sevdiğimden hoşuma gitti ama sevmiyorsanız bir bardak şekerle yapabilirsiniz.

Kıvamı ve kabarması harikaydı. Yani sütsüz yumurtasız nasıl kek yapayorlar diyordum, eh, gayet de oluyormuş :)

Sunum tahtam da çok güzel di mi :)  Bana bir arkadaşım hediye etti ama siz satın aldığı yere şuradan bakabilirsiniz , çok hoş şeyler yapıyor :)

Haydi çayla kek var, gelin :)




31 Mart 2018 Cumartesi

Soğan Halkası Denemesi

Şu içi ezilmiş bi şeylerle dolu olan soğan halkalarını ağzıma bile sürmem, hiç sevemedim. Ama kardeşim beni NumNum soğan halkasıyla tanıştırınca ona bayıldım. Keşke tanışmayaydım :D

Bugün canım çekti. Dışarı çıkalım diye düşündüm, Bilgehan nane molla, Metehan evden çıkmak istemiyor. Sipariş vereyim derken dur ben yapamaz mıyım ki tarifini bulayıma dönüştü iş.

Bir bardak un, bir çay bardağı nişasta, iki yemek kaşığı mısır unu, tuz ve karabiber bir şişe soda ile karıştırılıyormuş. Gerçi benimki pek koyu oldu , sanırım bardak ölçüsü 200ml olanlardan kullanılmalıydı. Üzerine su kattım biraz sonradan.


Doğrayıp katmanlarına ayırdığımız soğanları önce hamura sonra galete ununa bulayıp kızartıyoruz.


Tam kalori bombası :D Bir soğan en sağlıksız nasıl yenir :)

2 Mart 2018 Cuma

Bu Sabah Gözüme Takılanlar

Sabah nasılsa uykumu almış kalktım. Hatta saat beşten itibaren her on dakikada bir uyanınca altıda çıktım artık yataktan.

Çocuklara peynir kızarttım. Metehan'a makarna ısıttım, hamburger hazırladım.

Sonra bulaşık yıkarken gözüme takıldı silikon kapak. AA bundan blogda bahsettim mi ki hiç dedim.


Silikon mutfak eşyalarını pek almıyorum. Nedense çok sağlıklı gelmiyor bana. Bilimsel bir açıklaması yok,araştırıp bakmadım yani   . Ama plastikten kaçan bünyem bunu da sevmiyor.

Tavaların üzerine kapatabildiğim bu kapak hariç. Kızartmalarda patlayıp çatlayan şeylerde eskiden kullandığım tel kapağa göre hem daha geçirmez hem de yıkanıp temizlenmesi daha kolay. Çok sıcakta gördüğünüz gibi kenarları biraz karardı ama (yenisini aldım o yüzden, yine de eskisi elimden düşmüyor :) herhangi bir deformasyon olmadı.

Kapak görevi dışında musluğun üzerine oturtup yıkadığım şeyleri üzerine koyabiliyorum .

Tchibo'dan almıştım. Aklınızda olsun.

Çocukları yolcu ettikten sonra yürüyüşe bile çıkmayı başardım  .  Hava dünün aksine oldukça ısınmış. (Yazının bu aşamasında , hava ısınmış, çamaşır yıkanır, e zaten yıkamıştım, aaa onları asacaktım ben düşünceler silsilesinden geçen yazar koşarak balkona gider ;)

Eve döndüğümde ekmek kabındaki yeni keşfim geldi aklıma. Hımm dur ondan da bahsedeyim dedim.


Dün gece karnım acıkmış ve akşamdan yaptığım tonbalıklı (ne denir ona yaaa) şeyi sürecek yer ararken ekmek kabında lavaş gözüme çarptı. Hemen el attım ama o da ne, kurumuş. Yazık, buna da bir şey sürülmez derken fark ettim ki tıpkı tako olmuş bu. Hemen bir tabağa kırdım, sosuma bandırarak yedim. Benim gibi mısır cipsi delilerine nispeten sağlıklı olduğunu düşündüğüm bir seçenek çıktı. Gayet de lezzetli  . Tabi tonbalıklı sosum hariç. Hayır efendim o çoook lezzetli ama mayonez içerdiğinden sağlıklı konusu biraz sallantıda.

Merak edenlere tarifini vereyim. Kerevizin yeşil yaprakları ve iki üç tane yeşil soğanı minik minik doğruyorsunuz. Ton balığı ve mayonezle karıştırıyorsunuz. Kim yese çok beğeniyor . Aslen mayonez olmasa sağlıklı bir salata diyebiliriz :)


Son olarak da sabah instagramda gördüğüm şu harika küpeyi de buraya bırakıyorum.  Karahindiba tohumu var içinde.  Gören olursa bana hediye etmek için alabilir, aklınızda bulunsun :)

Eh instagrama koyduğum fotoğrafı da şuraya iliştireyim madem.


Bakın bir yazı da beş yazılık konu geçtim, beşi bir yerde oldu :D

Unutmayın , bugün yaşasın cuma.

Her şey gönlünüzce olsun. Olmuyorsa da üzülmeyin, daha güzeli geliyordur kesin :)

11 Şubat 2018 Pazar

İnsanın Bir Pazar Günü Olsaydı Bari :)

Neyse en azından beşte kalkmadık, yedide kalkıp Can'ı yolcu ettim.

Metehan'ın da sınavı varmış bugün . Birazdan onu kaldıracağım. Pizzanın pişmesini bekliyorum. (Baktım da pizzamın tarifini yazmamışım bloğa, onu yazayım bir ara. Yalova'da sevdiğim gibi pizza bulamayınca öğrenmiştim yapmasını, Çok güzel oluyor benim tarif :)


Bu arada internette araştırdım (hehehe ilk çıkan sayfayı okudum yani,araştırdım deyince pek havalı oldu amma :) , sabahın köründe hamur mayalayacağım diye çırpınmam gerekmiyormuş , iki üç gün dolapta saklanıyormuş mayalı hamur. Niye söylemiyorsunuz bana :)

Bugün meydan okumamın son günü.

Un bitti .İyi ki tam buğday unu almış birileri de , onu istemeyip yenisini aldığımdan benim iki paket unum vardı evde ilk defa. Hepsini kullandım :) Dün yaptığım mayalı ekmeğimsi poğaçayı falan sevdiler. Demek ki daha çok pişirebilirim böyle şeyler.

Yumurta bitti. E bitmese şaşardım. Yarın ilk iş yumurta alıp, iki tane kırıp yiyeceğim sanırım :)

Diyet sunta bisküviler bitti. Light ekmeğim bitince onlara dadandım.


Süt bitti. Bilgehan iyi dayandı sütsüz :) Sabah ilk defa soya sütü kullanıp pizza hamuru mayaladım. Bakalım neye benzemiş. O sütü de aylar önce merakımdan almıştım, durup duruyordu. Bugün tadına baktım salebimsi bir his uyandırdı bende.

Aslında sütü, yumurtayı alırım diyordum ama vegan tarifleri denerken idare edebileceğimi fark ettim.

Kaşar peyniri ve bilimum şarküteri bitti. Evee iki kalıp beyaz peynir olması şans oldu. Gerçi oğlanlar beyaz peynir yemiyorlar ama peynirli yumurtalı ekmek, milföy böreği falan yaparken kullandım.

Milföy bitti.

Meydan okumaya bir anda karar vermeyip önceden düşünseydim hepsini fazla fazla alırdım herhalde, böyle ani karar olunca eğlence çıktı :)

Bu sabah son malzemelerle pizza yaptım . Yarın sabaha da saklamam gerekiyor bir kaç dilim.

Aslında benim asıl meydan okumam Metehan'ın akşama kadar okulda geçen zamanlarına birşeyler bulmamda oldu. Bu arada pilav, makarna falan götürdüğünde keyifle yediğini öğrendik.

İcetea yerine evde elma kompostosu gibi yapıp içine çay ve limon kattım. Portakal suyu sıktım.

Bütün hafta boyunca bir ekmek iki su almışım. Ama bugün bir ekmek daha almam gerekecek ihtimal. Bir de ilaç aldım. Pazartesi günü alsam da olurdu aslında, unuturum diye korktuğumdan riske giremedim.

Bu hafta hep evde olduğum bir haftaydı. Şubat tatili koşturmalarının ardından çok iyi geldi.

Sürekli mutfak düşünürken kendim de sağlıklı beslendim. Bol bol salata yedim. Güzel tabaklar hazırladım.

Bir karar verdim. Bizim eve çok abur cubur alınıyor. Çocuklara haftalık abur cubur parası vereceğim. İster alırlar ister başka şeylere harcarlar. Ben abur cubur almayacağım. (Tadımcanın fıstıklı barları abur cubur saylanmaz di mi :)

Haa hep mutfaktan bahsediyorum ama bir de çamaşır deterjanını bitirdim tabii ki, hiç şaşırmadınız değil mi ?

İşte böyle.


Ben yazıyı yazana kadar Metehan gitti :) Kendime bir bardak çay koyup kitabıma dalayım. Yolsa olimpiyatları mı izlesem. Hımmm :)