Sergi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sergi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ekim 2024 Pazar

Zamanın Ardında İstanbul Roma












Diş hekiminden dönerken bir klasik olarak Kalyon Kültür'de sergi gezdik annemle. Bunu 55 yeni listeme ekleyebilirim bence. 

Kalyon Kültür'ün kendi binası da harika zaten. Gıcırdayan ahşap merdivenlerine bile bayılıyorum. Bir de böyle sergiler oluyor. Bedava geziliyor. 

En sondaki fotoğraftaki odadan başlıyordu sergi. Yanımızda duran bir tatlı kız vardı. Dedim serginin açıklama kitapçığı yok mu, ben anlatıyorum isterseniz dedi. İsteriz tabi. Bazıları hızlıca girip çıktıkları için istemiyorlarmış. 

Hızlıca girip çıkmayı da anlayamıyorum. Girip üç fotoğraf çekiyorlar mı napıyorlar ? Ben bir yeri gezerken anlamasam bile uzun uzun seyretmeyi severim :)

Rumeli Caddesi 'ne yolunuz düşerse buraya da uğramayı unutmayın bence. Sanatçı Kenan Işık İstanbul ve Roma'dan yola çıkarak şehirlerin betonlaşmasını çok güzel anlatmış.



5 Mart 2024 Salı

Farz Et ki Sen Yoksun

Arter'de Ömer Koç'un özel koleksiyonundan bir sergi. Bize Abdülmecit Köşkü'ndeki sergileri hatırlattı, oradan parçalar da vardı zaten. 24 yaşının altına bedava, perşembe günleri herkese bedava, normal bilet 100 TL, öğretmen 50 TL. Kapısından Taksim'e kendi servisi var. Biz sesli rehber almamışız, daha doğrusu normalde açıklamaları dinlemeyi değil okumayı sevdiğimden düşünmedim almayı ama açıklama kısmı olmayınca rehber ihtiyacımız oldu. Sanırım saat 12.00 ve 15.00 de rehber eşliğinde gezilebiliyormuş (saatleri kendi sitesinden kontrol etmeli )(Site için tıkla) Bir de Kendi Gölgesinde sergisi vardı, onun tamamını gezemedik, zira geç gitmiştik. Kendi Gölgesinde 7 Nisan'a kadarmış, Farz Et ki Sen Yoksun yıl sonuna kadar . 



26 Mayıs 2023 Cuma

Fabrika Ayarlarına Dönmeye Başladım Neyse

Evet hormonlarım kendime gelmeye başladı. Bir iki güne fabrika ayarlarıma dönerim. Çok şükür bu ayı da atlattık anacım.

Hadi size annemle gittiğimiz sergiden bahsedeyim. Şişli'deki diş hekiminden dönerken Kalyon Kültür'ün önünden geçiyorduk, Kuytu diye sergi görünce haydi gezelim dedim.

Çok tatlı bir rehber eşliğinde kırk dakika kadar sanırım sürdü gezmemiz.

Yolunuz düşerse siz de girin bence. Ücretsiz öyle güzel sergiler oluyor ki koşuşturma aralarında girip gezmek insana çok iyi geliyor.

Ben bu sergiyi gezerken öyle çok blog arkadaşımın kulağını çınlattım ki :)















Evet , şarkı gizli fotoğraflarda. Bakın bakalım size ne çıkacak ;)

10 Mart 2019 Pazar

Dene, Denenmemiş Her Bilgi Doğru İle Yanlış Arasında Asılı Kalır

Cezeri Sergisi'nin en sevdiğim sözüyle başladım yazıma :)


Arkadaşım görmüş bu sergiyi , gidelim mi Handan dedi. Kararlaştırdığımız gün Can ve yarışma sonrası okulundan izinli olan Bilgiç de evde olunca haydi birlikte gidelim dedim onlara da . Böylece dördümüz yola çıktık.

Sergi Uniq Istanbul 'da. Yetişkinlere 34 , öğrencilere 16 lira.


Can'la benim kafamıza takılan bu kadar makinalar icad eden Cezeri'yi şimdiye kadar neden hiç öğrenmediğimiz oldu. Eve döndüğümde Ana Britannica'ya baktım, Yunan makinala düzeneklerini kitaplaştıran bilim adamı gibi bir şey diyordu. Bizdeki olağanüstü makinalar terimi nasıl abartı geldiyse kitaptaki minicik bilgi de pek tatmin etmedi. Sonra Can'a dedim ki içinde bulunduğumuz zamanda neler olduğunu öğrenemiyoruz eskiyi nereden emin olacağız.




Yalnız sevgili Canan'ın oradan aldığı kitabın önsözü beni biraz tatmin etti.

Mehmet Ali Çalışkan okulda Cezeri'nin kitabını duyup nüshalarına ulaşmış. Ama ne ingilizcesi ne de arapçasından bir şey anlayamamışlar. Çok açıklayıcı değilmiş. (Bunu okuduğumda açıklayıcı o kadar değilse nasıl kitap tüm dünyaya yayılmış da herkese ilham olmuş kısmı aklıma gelmedi değil ama neyse. Belki anlatan birileri de vardır ya da makinaları görmüşlerdir) Mehmet Ali Bey babası Durmuş Bey'e göstermiş bu kitabı. Makina mühendisi olan Durmuş Bey 15 yıl kitap üzerinde çalışıp oradaki makinaların teknik resim çizimlerini ve daha da ötesi kendilerini yapmaya başlamış. Ne yazık ki projenin sonunu göremeden geçtiğimiz yıl vefat etmiş.


İşte serginin başlangıç hikâyesi böyle.


Kafamızdaki soru işaretlerini atarsak, sergi büyük küçük herkesin zevk alarak gezeceği bir yer.

Biz oradayken bir çok okul grubu vardı. Onlara anlatan ve gösteren rehberler sayesinde daha çok bilgi edindik.


Büyük makinaların yanında onların iç düzeneklerinin çalışmalarını gösteren küçük parçalarının da olması çok güzeldi.



Hepsini keyifle inceledik.



Meselâ şu üstteki adam içecek ve hatta içecek kokteyli yapıyor. Arkadaki yere dört kap yerleştirmiş. Kapların borularla dolma düzenekleri var. Sırayla doluyorlar. Dolayısıyla her birisine ayrı içecek dolduruluyor. Adamın önündeki ok hangi içecek ya da karışıma getiriliyorsa alttaki karmaşık boru sistemi sadece o içecek akacak şekilde konum aldığından o veriliyor .


Biraz Hugo filmini anımsadım burada dolaşırken. Onda da otomatonlar vardı hatırlarsanız.





15 Haziran'a kadar burada olacak sergiye büyük küçük çocuklarınızı getirin bence. Mekanik ve fizik konusunda çok şeyler öğrenecek ve eğleneceklerdir :)

20 Ocak 2019 Pazar

Altı Yakışıklıyla İstiklâl Caddesi'ndeydim Bugün

Öyle seviyorum ki gençlerle birlikte olmayı. Onların heyecanları, enerjileri bana bulaşıyor sanki. Kendi gençliğime dönüveriyorum.

Bugün Japon Restoranına gideceğimizi söylemiştim. Bilgiç'in arkadaşları da bizimleydi.

Biliyor musunuz ortaokul boyunca yalnız olan oğluşlarımın lisede arkadaşları olduğundaki mutluluğum bambaşkaydı benim. Benimkiler gibi dizi izlemeyen, kitap okuyan ve futbolla hiç alâkası olmayan oğullarınız olunca yalnız kalıyorlar . Bu yalnızlığa ne kadar çare olmaya uğraşsak da anne baba olarak yeterli gelemiyoruz tabi. Neyse ki çocuklar büyüyüp kendilerine yol çizmeye başlayınca ortak ilgi alanları onları yakınlaştırıyor.

Neyse konuyu dağıtmadan günümüze dönelim.


Taksim Meydanı'na çok yakın olan restoran çıkışı hadi İstiklâl Caddesi'nde yürüyüp de Tünel'den dönelim dedim.



Meydana gelince geçen ay tur ile gezimizden çok sevdiğim sarnıçı onlara göstermek istedim.


Ben geldiğimde 1918 gazeteleri vardı sergide bu sefer 'Hal Beden Zihin" adlı bir sergiye denk düştük. 12 ülkeden 37 kadın sanatçının eserleri.


Sarnıç bina olarak çok güzel. Sergiler de ücretsiz gezilebiliyor. Taksim'e yolunuz düştüğünde uğrayın bence.


Yine bir sürü fotoğraf çekmişim içeride.


Bu oldukça düşündürücü sergiyi gidemeyenlere bir parça getireyim. Ama gidebilenler görsünler gidip.






















Sergi çıkışı hemen yandaki küçük maksime (su taksimi yapılan yer) girdik. Burası İBB beyaz masa bürosu ama içeri girdiğinizde size su taksimini anlatıyorlar, ayrıca İstanbul haritası , kart postal ve su hediye ediyorlar.



Daha sonra Japon anime meraklısı bizimkiler orada Japon Kültür olduğunu duymuşlar, haydi gidip oraya bakalım dedik. Küçük bir kütüphanesi vardı. Bıraksam kitaplara saatlerce bakacaklardı sanırım :)



Salt'ın önünden geçerken ona uğramamak olmazdı tabi. İçeride sergi yoktu ama ilginç bir çalışma vardı. Biz bakamadık ama aklınızda bulunsun.




Ama kış bahçesinde kısa bir selfi molası verip oradan da Robinson Crusoe 389 Kitabevi'ne uğradık.


Bu köşe harika değil mi, söz de öyle .


Şu söze de bayılıyorum.



İçeride oturmuş yanımdaki raflara bakarken bu almanak dikkatimi çekti.


Bir senede ne çok iş kazası ne çok ölüm olmuş, sayfalarca.


Caddenin sonuna doğru bu vitrin bizi cezbetti ve içeri girdik.



Şu kitaplar nasıl da güzeller.


Fiyatları 2000 ile 4500 lira falandı.


Fotoğrafı fiyatlarını görmeden önce çekmiştim aksi halde elleyemezdim :D


Metos'la şu haritalara uzun uzun baktık.

En güzel yanı da sahibi onu ellemeyin buna dokunmayın demedi bize hiç. Öyle dedikleri zaman çok gerilip çıkıyorum . Burada doya doya baktık herşeye.


İşte böyle bir gün geçirdik.

Yediklerimiz dışında cebimizden hiç para çıkmadı. Yani insan isteyince bir sürü güzel şey var para harcamadan yapılabilecek.

Ve İstanbul hâlâ çok güzel.