Öyle seviyorum ki gençlerle birlikte olmayı. Onların heyecanları, enerjileri bana bulaşıyor sanki. Kendi gençliğime dönüveriyorum.
Bugün Japon Restoranına gideceğimizi söylemiştim. Bilgiç'in arkadaşları da bizimleydi.
Biliyor musunuz ortaokul boyunca yalnız olan oğluşlarımın lisede arkadaşları olduğundaki mutluluğum bambaşkaydı benim. Benimkiler gibi dizi izlemeyen, kitap okuyan ve futbolla hiç alâkası olmayan oğullarınız olunca yalnız kalıyorlar . Bu yalnızlığa ne kadar çare olmaya uğraşsak da anne baba olarak yeterli gelemiyoruz tabi. Neyse ki çocuklar büyüyüp kendilerine yol çizmeye başlayınca ortak ilgi alanları onları yakınlaştırıyor.
Neyse konuyu dağıtmadan günümüze dönelim.
Taksim Meydanı'na çok yakın olan restoran çıkışı hadi İstiklâl Caddesi'nde yürüyüp de Tünel'den dönelim dedim.
Meydana gelince geçen ay tur ile gezimizden çok sevdiğim sarnıçı onlara göstermek istedim.
Ben geldiğimde 1918 gazeteleri vardı sergide bu sefer 'Hal Beden Zihin" adlı bir sergiye denk düştük. 12 ülkeden 37 kadın sanatçının eserleri.
Sarnıç bina olarak çok güzel. Sergiler de ücretsiz gezilebiliyor. Taksim'e yolunuz düştüğünde uğrayın bence.
Yine bir sürü fotoğraf çekmişim içeride.
Bu oldukça düşündürücü sergiyi gidemeyenlere bir parça getireyim. Ama gidebilenler görsünler gidip.
Sergi çıkışı hemen yandaki küçük maksime (su taksimi yapılan yer) girdik. Burası İBB beyaz masa bürosu ama içeri girdiğinizde size su taksimini anlatıyorlar, ayrıca İstanbul haritası , kart postal ve su hediye ediyorlar.
Daha sonra Japon anime meraklısı bizimkiler orada Japon Kültür olduğunu duymuşlar, haydi gidip oraya bakalım dedik. Küçük bir kütüphanesi vardı. Bıraksam kitaplara saatlerce bakacaklardı sanırım :)
Salt'ın önünden geçerken ona uğramamak olmazdı tabi. İçeride sergi yoktu ama ilginç bir çalışma vardı. Biz bakamadık ama aklınızda bulunsun.
Ama kış bahçesinde kısa bir selfi molası verip oradan da Robinson Crusoe 389 Kitabevi'ne uğradık.
Bu köşe harika değil mi, söz de öyle .
Şu söze de bayılıyorum.
İçeride oturmuş yanımdaki raflara bakarken bu almanak dikkatimi çekti.
Bir senede ne çok iş kazası ne çok ölüm olmuş, sayfalarca.
Caddenin sonuna doğru bu vitrin bizi cezbetti ve içeri girdik.
Şu kitaplar nasıl da güzeller.
Fiyatları 2000 ile 4500 lira falandı.
Fotoğrafı fiyatlarını görmeden önce çekmiştim aksi halde elleyemezdim :D
Metos'la şu haritalara uzun uzun baktık.
En güzel yanı da sahibi onu ellemeyin buna dokunmayın demedi bize hiç. Öyle dedikleri zaman çok gerilip çıkıyorum . Burada doya doya baktık herşeye.
İşte böyle bir gün geçirdik.
Yediklerimiz dışında cebimizden hiç para çıkmadı. Yani insan isteyince bir sürü güzel şey var para harcamadan yapılabilecek.
Ve İstanbul hâlâ çok güzel.