Yılın Son Sabah Gevezeliği

Sabah Metos'u uyandırıp, ütülerimi yaptıktan sonra annemle yürüyüşe çıktık. Mahallenin sessiz sokaklarında tur atıyoruz arada. Teftiş yapıyoruz :D


Çiçekçime uğradım o arada. Siftah yapsın dedim. Kokina alacaktım ama fulyaları görünce gözüm döndü :)


Eve dönerken fulyalarımı çekeyim dedim.


Şansıma tam o sırada biraz önce görüp de yakalayamadığım sığırcık sürüsü belirdi gökyüzünde :)


Çocukları okula götürürken çok geçerdim bu sokaktan, bu noel baba senelerdir pencereye asılır :)


Eve döndüm, kütüphanemin fotoğrafını çektim. Fulyaları minik şişelere yerleştirmek  için çok uğraştım. Bayağı söylendim.


Çünkü bugün yapacak milyon işim yok, gereksiz işler icad etmeliyim. 


O arada güneş çıktı. Mis kokularını çektim içime.

İşte böyle bir sabahtı.

Şimdi sizi kuşlarla bırakıp ben mutfağa kaçıyorum. Akşam annemin apartmanının bahçesinde buluşacağız.  Hamburgerlerimi hazırlayayım yavaştan.

2021'de kuşlar uçsun yüreğinizde. Harika bir yıl olsun. 

Tam 365 yeni sabah hediye edecek bize, her birinin tadını çıkartalım sağlıkla, huzurla, keyifle...



Not: Fotoğraflara nostalji bıraktım :)

Ortaya Karışık

Dün Metos'la Kadıköy'e indik, bir kaç eksiğim vardı, erkenden gidip dükkânlar boşken hemen hallettik. Tam dönüş yolundayken, "Aaa, denizi görmeden, bir özçekim yapmadan mı döneceğiz?" dedim, yolun karşısına geçip beş dakika deniz havası alıp döndük :D

Bu fotoğraf da bu sabahki mahalle yürüyüşünden. Bahar gibi bir gün bugün,  güneşli, ılık. 


Bu dünya tatlısı maskeleri de sevgili Evde Yazar göndermiş . Biraz önce geldi. Yarın anneme uğradığımızda takarız diye düşünüyoruz  :) Tekrar teşekkürler. 


Bu geçen hafta uğradığım arkadaşımın bahçesinden. İnsan iki yaşından beri aynı mahallede olunca kendisi gibi aynı mahallede yaşayan çocukluk arkadaşlarının keyfini çıkartabiliyor. Soğuk,puslu bir gündü, kapısının önünde kahve içerken yüreğimiz ısındı.



Dün Kadıköy'e indiğimde Şekerci Cafer Erol'a uğrarım diyordum. Ayın onunda gittiğimde bomboştu, mis gibi alış veriş yapıp çıkmıştım, dün sabah kapının önündeki kuyruk öyle uzundu ki, neyse canım yemiştik biz zaten diyerek geri döndüm :)

Bugün detoksun 7. günü. Açım :D Hani ola ki tokum sanmayın diye söylüyorum.  Sabah tartıldım, onca açlığa pek de kilo vermemişim ama yine de benim 1400 kalorili diyetlerimde hiç kilo veremediğimden mutlu oldum. Midem dolduğunda yine eskisi gibi gözükebilir gerçi, bunu cuma sabahı anlayacağız :D Yine de glutenli ve karbonhidratlı şeyler yemediğimde çok daha dinç hissediyorum,  bu da bir şeydir. Ama ne yazık ki o şeyleri hayatımdan tamamıyla çıkartmaya hazır değilim. Sabah aldığım simiti yememek çok acı vericiydi :D Evi yoğurt ve yumurtayla doldurdum,  neyse ki onları da çok seviyorum. Hoş, düşününce yemeği sevmediğim bişey yok. Tek şansım şu ki, açken canım hiç tatlı çekmez. Ama toksam tutmayın beni :D

Evet, günlük yememek muhabbetiğimi de yaptığım, o arada biten makinadaki çamaşırları da astığıma göre gidip biraz uyuklayabilirim. Sonra mutfağa gireceğim. Zaten çıkalı beş dakka olduydu :D

Mutfaktan Kış Sezonu Açılmıştır

Kış sezonu resmen açılmıştır. Ben taaa üniversitedeyken, bir ama yeşil mercimek fazlası vardı ve tv de sürekli mercimek yemeği tarifleri veriliyordu. O zamandan kalma bir tarif. Normal ıspanaktan daha çok sevdiğim için hep bunu yaparım.

Soğan,  sarımsak,  yağda kavrulur. Üzerine salça. Ispanak, haşlanmış yeşil mercimek (buzluğumda hep olur), pirinç, limon, nane. Biraz su. İşlem tamam :)

Ispanak yapmayı en üşendiğim yemektir. Saat tuttum 45 dakika sürdü ayıklayıp yıkayıp ocağa koymam. Çok da fazla değilmiş.

Haa,  ayıkladıktan sonra önce sirkeli suda tutuyorum. Hatta o beklerken soğanını doğrayıp kavuruyorum, zamandan kazanılıyor (Çünkü yüksek mühendislik böyle ayrıntıları hesaplamak gerektirir 😂) Üzerindeki çamurlar suda kalınca yıkama işlemi kısa sürüyor.

Tarifi daha önce de vermiştim ama bu sefer çok muhteşem videomda daha anlaşılır oldu :P

Evet, açım, aklımda hep yemek var, gelmeyin üzerime :D Neyse itiraf ediyorum, ilk günlere göre daha az açlık hissediyorum.  Ama sürekli hissediyorum. Sanırım kilo almamak için aç olmam şart. Neyse siz videoya bakın, ben yemeği karştırmaya gideyim :)


Pencereye Gözüm İlişti Az Önce

Balkona çıktım sonra . 

Yağmurlu, puslu bir günün akşamında tablo gibi bir kapanış.

Durdum ve izledim. Derin derin havayı içime çektim.

Evet sinemaya, tiyatroya, sergilere,  konserlere gidemiyor olabiliriz ama her gün hemen önümüzde gerçekleşen doğanın sanat eserlerinin tadını çıkartabiliriz.

Kendimize beş dakika ayırabiliriz durmak için.


 Not: Fotoğraflarda şarkı gizli :)

Bir de Tokken Yazayım Bari :D

Saat 13.06. Dün akşam 19.00 yediğim zeytinyağlı fasülye ve yoğurt ikilisinden beri ilk öğünümü yedim. 


Sabah yedi buçukta kalktım. Oğluşların kahvaltısını hazırladıktan sonra sekiz buçuğa doğru dışarı çıktım. Kargo yollayacaktım, derdim postaneyi boş bulmak :) Boştu :) Paketlerimi yolladım. Oradan pazara geçtim. Demiştim herhalde, nihayet pazar günü kurulan pazarımızı pazartesiye çevirdiler,  iyi oldu. Gerçi bütün tezgâhlar dolu değil,ama daha güzel, sosyal mesafeli gelişiyor. Tabi saat dokuzda gidersen zaten kimsecikler olmuyor. Alış verişimi yapıp eve döndüm. Spora on dakika kalmış.

Üstümü değiştirip pilatese geçtim. 

Mide boşken spor daha rahat yapılıyor, karın hareketlerinde yediklerin ağzına çıkmıyor :D

Spordan sonra yine giyinip sokaklara vurdum kendimi, anneme birşeyler bıraktım, onunla mahalle turu attık. Bir iki iş hallettik.  Yolda kalori hesaplama programım hâlâ yediklerinizi girmedini uyarısı verdi. Yemedim gardaş, mideme taş bastım dolanıyorum diye söylendim ona.

Eve döndüm. Doğru mutfağa attım kendimi. Fotoğraftaki tabağımı hazırladım. Bir rezene çayı yaptım. Şu an tabağı yalasam mı modundayım :D

Pazardan alınan yerleşecek ama kılımı kıpırdatasım yok şu an. Pert oldum. Enerjisi hiç bitmeyen insanları kıskanıyorum, bnim bi atımlık barutum var.

Neyse dolapta kalanlarla oğlanlar öğle yemeklerini yediler. Bu et suyunun eti yok mu sorularını duymazdan geldim :D Akşama Allah kerim. 

Haa, hâlâ masa toplanamadı. Ne ara toplanabilecek diye ben de meraktayım.

Akşam iki saat bilgisayar oyunu oynamayı iş yapmaya tercih ettim. Pişman değilim :D


Çok zayıflamışım di mi, dört günde bi formda gözüküyorum :D Bu arada odanın düzeltilmiş hali nasıl?  Buna da şükür diyorum, sabah adım atacak yer yoktu içinde.

Şimdi bir çay keyfi yapayım. Yeşillikler az biraz daha beklesin.


Hâlâ Açım :D

Dün gece hayatımın açlığını yaşadım sanırsam. Uykum da gelmedi aksi gibi. İnat ettim ekstra bir şey yemeyeceğim diye ama akşam yemeği bir elma olunca cidden zorlandım. Neyse arada damarım tutar, su içe içe geçirdim geceyi. Bu da sabaha kadar tuvalete gidip gelerek ekstra spor yapmamı sağlamış olabilir :D

Sabah altı gibi kalkıp Can'a kahvaltı hazırlayıp yeniden yattım. Dokuz gibi uyandım. Bir haşlanmış yumurta,  domates ve biberi yarama bastım :D

Evin dandini hali hâlâ devam ediyordu. Bilgiç kavga gürültü bilgisayar odasına dağıttıklarını topladı. Ama ne kavga, ne sayıp sövmeler. Yapması gereken şeyi yapıp bitirdiğinde ise o canavar gidip yerine şeker bi tip beliriyor.. 

Metos evi süpürdü. Evi süpür dediğimde içine yatak odaları ve banyonun da girdiğini keşfetmesi onun için acı oldu ama.

Buzlukta fasülye vardı. Çiğden ayıklayıp koymuştum. Onu çıkartıp haşlayayım dedim. Hazır ayıklanmış fasülye soğan doğrayayım da  yemek olsun diye düşündüm sonra. Hiç daha önce buzluğa fasülye atmamıştım, hem de çiğden. Bir de haşlamak için düdüklü tencereye koymuştum, deneysel takılıyorum madem hadi düdüklüde pişsin dedim.

Beş dakikada pişti, kapağını erken açsaymışım iyiymiş. Görüntü ve tad güzel, sadece yumuşak olmuş azıcık. Valla akşam yemeğine haşlanmış sebze yerine onu yerken bana enfes gözükeceğine eminim :D

Köfte yoğurdum, pilav yaptım. Öğlene kadar mutfaktaydım anlayacağınız.

Benim öğle yemeğimse içine muz, elma doğranmış süt :/ Baktım evdeki adı B ile başlayan süt canavarı yine bitirmiş sütleri,  göndereyim alsın bari dedim. Sonra kendim gitmeye karar verdim. Yemek vaktini biraz daha ileri atmış olurum diye :) Bir saat yürümüşüm boş sokaklarda. Mahalledeki bütün marketlerin önünden geçtim. Bir tane yeni açılan carrefour express var. Hep bomboş, bir de düz ayak geniş kapıdan giriyorsun falan,  son zamanlarda oraya uğruyorum arada. Bizim sitenin kapısındaki Migros çok minik ve çok kalabalık oluyor. 

Eve döndüm, enfes yemeğimi yedim. Saat şu anda üç. 

Dün kart işlerimi tamamlamıştım. Ama masanın üzerini toplama işim

Şuradan


Şuraya gidebilmişti.


Şu anda da böyle


Bu konu üzerinde yoğunlaşayım diyorum.  Midemde süt lıkır lıkır edip uykumu getirmese yaparım belki :D


Midem Yapıştı Sanırsam

Detoksun üçüncü günü. Limonlu suyumu içmiş kahvaltı için biraz daha vakit geçirmeye çalışıyorum. Kahvaltı dediysem limonlu iki havuç.  Öğk. Dört kilo almış olmamın dayanılmaz ağırlığı ile başlamış olduğum detoksu en azından bir hafta devam ettirebilme azmim bakalım ne kadar sürecek. Bu kadar az yiyebilme kapasitem olduğundan haberim yoktu. Bütün gün açım diye dolanıyorum etrafta :D 

Neyse bugün salondaki dağınıklığı toparlayıp,  kartlarımı hazırlayıp,  paketlerimi kapatıp pazartesi sabahı postalamaya hazır hale getirmeyi plânlıyorum. Telefonun başından kalkabilirsem yapacağım inşallah.

Sonra dünkü bol rüzgârlı havayı fırsat bilip yıkadığım çamaşırları ütülemeliyim. Gerçi çoğunu katladım. Ütüsüz kıyafet beni çok rahatsız etse de dirseğim daha çok rahatsız ettiği için, yükünü azaltayım diye uğraşıyorum.

Yemek ne pişireceğim bilmiyorum. Dün haşlama et ve makarna vardı. Azıcık kaldı geriye. Makarnaya peyniri dayayıp verebilirim bugün. Ayy ağzımın suyu aktı şu an. Havuç ne yaaaa.




2020 Yıl Sonu Raporu

2020 Yıl Sonu Raporu (Mimlendim #42)

    Sevgili Belle’nin Kütüphanesi güzel bir mim başlatmış. (buradan)   Sevgili Şule de beni mimlemiş. (şuradan) Bakalım 2020 nasıl geçmiş.

1) 2020 senin açından nasıl geçti?

Değişik bir deneyim oldu diyebilirim.  Üç erkekle bir eve kapatılma halleri,  7/24 aynı dört duvar arasında kalmak düşündüğümden başarılı geçti. Can'ın maaşı yarı yarıya düştü ama çalışma satleri de çok düştüğü için bunu çok dert etmedik. O evde durup dinlendiği için Bilgehan'la araları düzeldi bi tık. Zira yeterli sabrı ve sakin kalacak enerjisi vardı. İyi ki ev almamışız dedik. Bir ara kredi çekip ev alsak ya modundaydık ama karı koca bi türlü krediye iyi bakamadığımızdan yapmamıştık. Kredi ödüyor olsaydık maaş yarıya indiğinde ciddi stres yaratırdı. Ev genel itibariyle dandini ve pasak. İlk günler bana yardım etsinler diye pek üsteliyordum ama sinirimi zıplatmak dışında bir işe yaramadığını görünce vazgeçtim. 

Yazın üç günlük deniz kaçamağı bünyeme çok iyi geldi. Metos'la sabah yürüyüşlerimiz, deniz kenarında çay keyiflerimiz iyi geldi. Tam depresyona girdim çıkamıyorum derken karavan alma kararı vermemiz harika geldi. Hazır Can çoğunlukla evde ve yapacak bişeyler arayıp dururken hem onu oyaladı, hem beni oyaladı. Depresyonum geçti. 

2)Yıl boyunca yapmayı en çok özlediğin şey nedir?

Sevdiklerime sarılmayı özledim en çok. Bir de bilmediğim diyarlara yolculuk etmeyi. Müze gezmeyi. Konserleri. Arkadaş buluşmalarını.

3) Biraz da olumlu yönden bakalım. 2020'de güzel geçtiğine inandığın veya  2020 şu yönden uğurlu geldi dediğin bir durumla karşılaştın mı?

Karavannn :D 

Hep hayalimde olan bir şeydi ama pandemik haller olmasaydı alacağımızı hiç zannetmiyorum. O bit kadar yere ailece doluşup macera yaşamak öyle güzel ki :)

4) Karantina süresinde veya bulabildiğin boş vakitlerde kendine zaman ayırabildin mi? Ayırdıysan neler yaptın? (Örneğin yeni bir hobi edinme, önceki alışkanlıklara daha çok vakit ayırabilme vb.)

Mutfaktan çıkamadığım için ekstradan boş vaktim olmadı sanırım. Yapboz yapıp kitap okumak dışında bir şey yapmadım. Bir de bookstagram hesabı açtım. 

5) Son olarak 2021 yılından beklediklerin neler?

 Her sene beklediklerimden farklı değil. Karşıma ne çıkarsa çıksın ayakta duracak kuvvet, güzellikleri görebilecek bakış açısı, yaşayacak enerji istiyorum.  Seneler sadece birer rakam. İçini nasıl doldurduğumuz bize kalmış. Şükredecek çok şeyim var. Sağlığımız, huzurumuz, sıradan günlerimizin dayanılmaz hafifliği :)

  • Cumartesi, Aralık 26, 2020
  • 7 Yorum

Uykum Var

Bu sabah zor kalktım. Bir kaç gündür gıpraşasım pek gelmiyor. Salondaki masa hâlâ dandini. Kartlar hâlâ tamamlanmadı. Hediyeler postaya verilemedi. Ben telefonda oyun oynayıp duruyorum.

Spor günüm değildi. Yürüyüşe de çıkasım hiç gelmedi. Oğlanlara kahvaltı hazırladım. Ben de yaptım. Ama rejime başlamaya karar verdiğim için pek mutsuzum.  Yine almış başını gidiyor kilolar. Metabolizmam yediklerimi yakmıyor. Spor mpor kilo vermeme yaramıyor. Neyse en azından salmış sarkmış hallerimi toparlıyor.

Gidip yine kıvrılsam diyordum. Sonra öğle yemeği telaşına gireceğim diye gidip yemek yapayım dedim.


Dün akşam kıyma çıkartmıştım. Buzlukta artan dolmalık biber kalıntılarım vardı. Biber dolması yaptım. (Bakınız şurada en sonunda bloggerı paralayacağım bir tarif verme denemem var, tıklayınız)  Makarna haşladım. Geçen hafta aldığım yeşilliklere baktım, saklama kabında pırıl pırıl duruyorlardı. O zaman bizimkilere o yeşillikleri yedirmek için sinsi planlarımdan birini devreye sürdüm.

O arada nasılsa şöyle bir görüntü oluşmuş. Mutfakta işler bir an evvel bitsin modunda olduğumdan çok pis çalışırım. Nasıl böyle yapmışım anlamadım. Bu tarihi ânı kaydedeyim dedim.


Eldeki verilerle ne yapacağımı buldunuz mu bakiim? 

Saat 12.07 olmuş. Sabahın sekizinden beri uykum bi gıdım açılmadı. Metabolizmamın ne olduğu ortada.

Şimdi bizimkilere yemeklerini vereyim. Sonra artık kıvrılayım bir köşeye. Aç midem izin verirse uyuklayayım azıcık. Kalktığımda kartların hepsini bitirip postaya hazır hale getireyim. 

Bir de market alış verişi yapsam mı acaba? 

Neyse sonra düşünürüm bunu.

Bugün

Gece geç yattım, sabah yedi buçukta kalktım.

Oğlanlara yumurtalı peynirli ekmek hazırlayıp fırına sürdüm.

İnternette dolandım. Ne zamandır ihmal ettiğim kitap hesabım için video kaydedip yayımladım.

Spor saatim geldi. 24 saat içinde üçüncü sporum oldu :D

Cumartesi akşamı canlı yayında pilates vardı. Kollara yüklenen bir programı yaptıracak diyerek katılmadım. Zira hâlâ dirseğim sakat. Sonra ne göreyim, başka hareket yapmış. Pazar öğleyin o hareketleri yaptım. Akşam yine bakmıyorum. Tam yemeğe oturdum Zeynep telefon etti, hadi gel, senin katılmayacağın dersi değil başkasını yapacağım diye :D Kendim gibi çatlak bir pilates hocasını nereden bulduysam ben.  Yemeği bırakıp derse katıldım. Bu sabah zaten normal dersimiz vardı. 24 saatte üç ders. Homili gırtlak yiyor olmayaydım şimdiye zayıflamıştım ama nerdeee, kilo alıyorum yine .  Neyse. 

Spor sonrası açlıktan ölüyordum. Simit peynir çay keyfi yaptım.

Annemle mahalle içinde tur atmaya çıktık. O arada pazara uğrayıp onun istediklerini aldım. Neyse,  nihayet pazar günü kurulan pazarımızı pazartesi günü açmaya karar verdiler. Hem bütün tezgâhlar açılmadığı için sıkış tıkış da olmuyor. Yalnız bir kilo domates, bir kilo salatalık, yarım kilo sivri biber, maydonoz, dereotu, yeşil soğan ve kıvırcık. 70 TL.  Yuh artık. 

Eve döndüğümde pilim bitmişti. Biraz uyuklayayım dedim ama öğle yemeği vakti gelmişti. Evde kalan ıvır zıvırları iki çocuğa paylaştırdım.

O arada market alış verişim geldi. Balkona attım. Yaşasın kışşşş. Her şeyi yıkayıp durmaktan kurtuldum. Balkona atıyorum,  soğukta,  bozulma derdi de yok.

Kışın dışarıda dolaşmak da daha rahat, fazla kimse olmuyor. Harika :)

Biraz uzanmaya gittim. Doğrusu uyudum mu bilmiyorum. Bir saat sonra kalktım. Masamın üzeri geçen gün hazırladığımız kartlar nedeniyle tam bir karmaşaydı. Kartları zarflara koydum ama yetmediler. Daha yazmamız gerekecek. İnstagramda söyleyince kart yapıyoruz diye bir çok akraba  biz de bekliyoruz dedi. Hahaha. 


Daha ben kendi kartlarımı ayarlayacağım. Onları yazmadım. 

Kart yazmak,  hele çok kişiye olunca bayağı uğraştırıyor. Bir de kendimiz yapalım dediğimiz için her yer batıyor :D Olsun. Kirlenmek güzeldir :)


Akşam yemeğini yedik. Bu gece ağaç süsleme gecesi. Nardoğan Bayramı. Fırına bir browni sürdüm. Onca işin arasında,  hem de daha önce hiç yapmadığım bir şeyi nasıl pişirdim ben de bilmiyorum ama biz ağaç süslerken abur cubur yemeği severiz :) Gayet de güzel olmuş. 


Şimdi Can depodan ağacı getirdi. 2000 yılından beri bizimle olan küçük ağacımız :) Metos süsleri çıkarttı. Bilgiç arkadaşıyla bir yarışma için Miku'ya kıyafet tasarlamayı bitirdiğinde süslemeye başlayacağız. Sonrasında da The Christmas Chronicles 2 filmini izleyeceğiz.

Aralık ayını çok seviyorum. Çok yorucu ama bir o kadar da mutluluk dolu geçiyor.




Hepinizin Nardoğan Bayramı kutlu olsun :)


Geçen Seferki Gibi Çamura Bulanmadık

Ama bu sefer kesin nazar değdi gibi bence sanki :D

Karavana balkondan bakıp durup bi yerlere gidememek pek komik. Can'ın uçuşları çok az ama kendisini boş hissetmesin diye (!) sürekli evde bekleme nöbeti var. Ya da uçuşu bir gece önce belli oluyor. 

Metos çok yoğun bir haftadaydı, sınavlar, ödevler falan. 

Sonunda dün Can'a uçuş çıkmayıp Metos'un da son iki sınavı bitince bir gecelik kaçamak daha yapalım dedik.


Bu sefer parasını verip kamp yerine gitmeye karar verdik. Zira evden de geç çıkacağımız için yer arayıp da bulmamız zor olacaktı.

Yalnız İstanbul içi fiyatlar uçuk. Karavan'la gidiyoruz,  kişi başı 70 lira. Çadır 50 liraymış. Komik bir şekilde girerken çocuklar çadır kuracak dediğimiz için 40 lira eksik verdik. Yani çadır yerine de yayılırsak daha ucuz oluyor, bir karavanlık yer kaplarsak daha pahalı. Laz mıydı kamp sahibi acaba :D


Akşam beşe doğru kampa vardık. Hafta içi olduğundan bir kaç çadır dışında kimsecikler yoktu. Nefis bir alana kurulduk. Gerçi oldukça rüzgârlıydı, karavanı rüzgârı engelleyecek şekilde yerleştirsek de dışarıda oturamadık. Yine de mangalımızı yaktık ama:)

Karavanı açtık, içine girdim. O da ne,  elektrik çalışmıyor. İki gün önce çalışıyordu. Hava kapalı olduğundan güneş panelinden şarj olamadıysa bile akünün dolu olması gerekiyordu. 

Aydınlatma işini portatif lâmbayla yapması kolay da elektrik yoksa pompa çalışmadığından su da olamıyor. Neyse ısıtıcının ateşleme sistemi elektrikli değilmiş, hatta ocağınki de değilmiş.

Kampta olmanın ayrıcalığıyla Can elektrik kablosu çekti,  durumu düzelttik. İşin ilginci dün gece dışarıdan elektrik alan sistem bugün eve geldiğimizde onu da almadı, tamamıyla devre dışı. Yine Allah'ın sevgili kuluymuşuz da dün çalışmış.


Can elektrikle uğraşırken Metos mangal başındaydı. Yemekten sonra çay kek keyfi yaptık. Üzerine pis yedili oynadık, onları duman ettim.

Gece dalga sesleri ile uyuduk.

Sabah erkenden bizimkiler uyurken kendimi dışarı attım. Fotoğraf çekip deniz havası aldım. 







Geri dönüp kahvaltı sofrası hazırladım. Mangal yakmaya hiç üşenmeyen kocam sayesinde sucuklar pişti. Hatta dün aldığım simitler de fırından çıkmış gibi oldu.



Kahvaltı sonrası geçen sefer yapamadığımız bütün karavan ve kamp geyiklerini yaptık :)


 

Son olarak günün kısa bir özetini de buraya koyayım.


İşte isimsiz karavanın ikinci macerası da böyle sona erdi. Şimdi elektrik sistemi ile uğraşacağız. Bir de plastiklerin hepsini kaldırdım, doğru dürüst bir çatal bıçak takımı alacağım. Onun dışında hemen hemen yerleştik sayılır.

Bu ay başka kaçamak yapamayız gibi duruyor. Bilgiç'in şubat tatili, Can'ın kış izni ve Metos'un dönem arasının ortak paydada buluştuğu günler olursa önümüzdeki ay plân yapabiliriz belki :)

Küçük Güzel Şeyler

 Bunların hepsini Migros Sanal Market'ten aldım. Hepsi de çok cici. Hadi,  içinize biraz yılbaşı ruhu kaçsın. 


Hayır, kesinlikle 2020 'de değildi suç. Onun için bitsin gitsin moduna girmenin bir alemi yok. 2021 de daha farklı olmayacak. Ama bu yaşadığımız bir seneyi daha kutlamamızı engelleyecek bir durum değil.




Yılbaşı belki sıradan bir gün senin için. Yine de sıradan günlerin de kutlama değer olduğunu unutma. 




Bizim bu ay çok işimiz var.

Bu haftasonu yılbaşı kartlarımızı hazırlayacağız. Pullarımı aldım bile.

21 inde,  yılın en uzun gecesinde ağacımızı ve evimizi süsleyeceğiz. Nardogan bayramımızı kutlayacağız o sırada.



Sevdiklerimize gönderilecek hediye paketleri hazırlayacağız. Belki alış verişe çıkmadığımız için geçen senekiler kadar dolu dolu olmayacak ama yine de mutluluk taşıyacağına eminim.

Çekiliş hediyelerimizi paketleyeceğim. Kimisinin içinden mutfak süngeri çıkacak 😁


Belki bir araya gelemeyeceğiz, belki küçük kaçamaklarla geçireceğiz ama olsun.

Hayır 2021 de her şey bir anda değişmeyecek. Ama gülümseyerek karşılamanın bize hiçbir zararı olmaz.

Gıpraşın bakiim 😁 Bezginlikle elde edilebilen hiçbir şey yok benim bildiğim.


Oradan Buradan

Ne zamandır gevezelik yapmamışım, Hayalperest söyleyince fark ettim :)


O arada ne yaptım diye düşünüyorum . En değişik olarak iki kere Kadıköy'e indim. Sabah erkenden gidip dükkânlar boşken biraz hediyelik şeyler baktım. Bir kere gidecektim ama aldığım şeyin aynısını internette yarı fiyatına bulunca bir de iade etmeye gittim. 



Karavan'ın kırık döküklerini tamir ettik ama neyse çoğu kırık dökük değilmiş :D Biz şabalakmışız. Bir açılıp bir akmayan dış duşun açma kapama düğmesi sağ sol ve yukarı aşağı oynuyormuş meğer :D Biz yukarı aşağı bastığımızdan habersiz bozuldu diyomuşuz. Sıcak su ise şofbenden çok termosifon gibiymiş. 



Hemen hemen her şeyi yerleştirdik karavana. İsim hâlâ bulamadık. En son hayal etmekten Hayalet mi desek dedik ama bir türlü hah tamam diyemiyoruz. 


 Bu fotoğrafları bu sabah çektim. Saçlar beyaz olunca pek soluklaşıyorum. Spor sonrası duş alınca biraz renkleneyim dedim. Gerçi pek renklenmedim ama :D 



Bu aralar huzur doluyum. Evdeki işleri yaparken nefret etmiyorum, hayatımı olduğu gibi kucakladım. Her şeyi aheste aheste yapıyorum. Bitse de gitsem modunda değilim. Umarım böyle devam edebilirim.

Aralık ayını hep çok sevmişimdir. Bol bol yeni yıl temalı şeyler aldım. Hatta Migros'tan buldum bir sürü şeker şey. Bu sene annemde toplanmamız zor gözüküyor ama bu yine de mini hediyeler hazırlayıp çekiliş yapmamıza engel olmamalı. Kapı kapı dolaşıp yapabilirim :) 

Şimdi gidip sudaki maydonozları yıkayayım. 
 
Siz de megolaman fotoğraflarımdan birisine tıklayın da geceye bıraktığım şarkılardan alın. 

Çüüüzzz.