Hamile etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hamile etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Şubat 2012 Pazartesi

Şunu da Anlatacaktım

Şimdi güya yediklerime dikkat ediyorum ya aklıma hep yemekli şeyler geliyor haliyle :)

Hamileyken genelde yemek konusunu abartmamaya çalıştım. Ama bir gün var ki , evlere şenlik :)

DİKKAT bu kısımdan sonrasını hamileler ve rejimdekiler okumasın, olacaklardan sorumlu değilim :)

Ben masum masum bir krep yapıp Hülya'yı çağırmıştım. O sırada o hamileliğin  9. ayında ben de 6 dayım. Dağlar gibiyiz ikimiz de. O normalde manken boyutlarındadır, bir ümidim hamileyken yanyana fotoğraf çekilip intikam almaktı ama kader izin vermedi bu zevki bana :) Neyse konuyu dağıtmayalım.

Yemeğimizi yiyip sohbet ederken Can'ın az yemekten ne anladığını bir örnekle anlatmak gafletinde bulundum. Yarım ekmek arası patates kızartması koyunca az yediğini zannetmesine güldük. Güldük ama tabi bir hamileye bundan bahsetmemem gerektiğini düşünemedim o sırada.

Ertesi gün telefonum çaldı. Arayan Hülya'ydı.

- Handan, dün aklıma ekmek arası patates kızartmasını düşürdün, şimdi gelip benimle birlikte bunu yiyeceksin !

Tabi itiraz etmeyi aklımdan bile geçiremeden kuzu kuzu gittim.

İkimize de yarım ekmek arası bir kilo patates falan kızartmıştı sanırım. Bir litrelik bir bardakta ayran. Ayrıca bunların yanında sağlıklı da olalım diye mi yoksa çok sevdiğimizden mi bilinmez birer kâse salata. Ama her birimizin kâsesi dört kişilik bir sofraya yetecek kadar.

Bir saat kadar sonra artık patlayacak şekilde sandalyelere sığmaya çalışıp, onca ekmek ve ayranın üzerine hâlâ salatalarımızı bitirmeye uğraşıyorduk.

Ben mideye böyle eziyet görmedim :D

Bu da böyle bir anıydı netekim.

İki gün sonra tartılacağım, ibre zırnık oynamamışsa, bak buraya yazıyorum, aynı tabağı hazırlamazsam kendime bana da Handan demesinler :D

13 Şubat 2012 Pazartesi

Bunu da Anlatayım

Metehan 2,5 yaşına gelmişti. Dünyanın en akıllı, sakin, büyümüş de küçülmüş çocuklarındandı. Ben de harika bir anne olduğumu düşünüyordum tabi :D (Ho ho ho)

Selmacığım ikinci çocuk istiyordu. Aylarca onun ikinci çocuk lafını dinledikten sonra nihayet hamile kaldı :) Hülya'ya dedim ki , sakın şu sıralarda çocuk doğurmaya kalkma, bir hamile yeter bize. Yok ben öyle dememişim, o da hamile kaldı. Şöyle bir baktım sağıma soluma, bu kadar hamileyle ben nasıl başa çıkarım.

Diyorum ya melek gibi de bir oğlum var. O sırada diğerini görmediğim için 3 çocuk istiyorum zaten :) İşten ayrılmışım, 5 oda bir salon , tek katlı bir evde oturuyorum. Bütün durumlar müsait yani. Haydi biz de ikinciyi düşünelim bari dedik.O arada Metehan 4 yaşına falan gelir diye planlamıştık ama 9 ay sonra Bilgehan bey yanımızdaydı :)

Kaç etti? 3 hamile. (Sonradan 4. de eklendiğinde bulaşıcı birşey olduğuna iyice karar getirmiştik)

3 tip, sabah kahvaltı yapmak üzere buluşur. Kahvaltıdan sonra herkesin tansiyonu oynadığı için biraz soluklanalım diyerek bir yere yayılır. Sonra kendimize hamile olmayan bir arkadaş bulmalıyız diyerek söylene söylene sofra toplamaya çalışır... Çok komikti halimiz çok...

Ama çocuklar doğduktan sonraki içler acısı halimizle karşılaştırılırsa son rahat anlarımızı yaşıyormuşuz da haberimiz yokmuş o başka :D

Daha anlatmam diyordum ama başka bir anım daha geldi aklıma. O da bir dahaki sefere kalsın artık :)

Herkese günaydın.

Gönlünüzden geçenlerin gerçekleştiği, büyülü bir haftaya açılsın sabahınız...

10 Şubat 2012 Cuma

İlk Hamilelik

Metehan'a hamile kaldığımı anlamayı başardığımda 2 ayı geride kalmıştı :D O sırada müfettiştim, Adapazarı'nda kalıyordum. Uzun bir müddet Adapazarı'nın ıslama köftesinin bana dokunduğunu düşünmüştüm. Burnum sızlıyor, bütün kokular dokunuyor, kendimi çok kötü hissediyordum. Hatta uzun bir süre Adapazarı deyince burnum sızladı. (Bak şimdi bile oldu) Nihayet test yapmayı akıl ettiğimde sıcak bir Ağustos günü otel odasında tek başıma şaşkın şaşkın kalakalmıştım.

Hamileliğimin ilk ayları uzun otobüs yolculuklarıyla geçti. İstanbul, İzmir, Ankara, Adapazarı falan. Metehan'a dedim ki - o sırada ona "Mikrop" demekteydim gerçi ismi yoktu henüz- " Bak Mikropcum (Çok da hassasım bak çocuğa Mikrop diyorum ama pek nazikim konuşurken:) senin annen şimdilik böyle dolanıp duracak yavrucum, yapabileceği pek birşey yok. Onun için gardını al, oralara sıkı tutun, hayat böyle, her zaman kendini kollamak durumundasın, göreyim seni..." Bunu söyledikten sonra, artık her kendimi biraz enerjik hissettiğimde "Aman Allahım bebeğe birşey mi oldu yoksa" hissinden kurtulduğumu hatırlıyorum. Oğluşum da beni kırmadı, o kadar sıkı tutundu ki 9,5 ay sonra doktor artık sezaryenle almak durumunda kaldı. Normal doğum yapma heveslisi olan annesinin de hevesi kursağında kaldı. Aslında doktorun dediğini kolay kolay yapmazdım ben ya kadıncağız bana söz geçiremeyeceğini geçen aylarda öğrendiğinden "Ya sezaryen yaparım ya kendine doktor ararsın" şeklinde rest çekmek suretiyle olaya son noktayı koymuştu :D En azından epidüral ile oldu da doğum kısmında karnımdan çıkarttıklarını falan hissettim bu da birşeydir.

9 Şubat 2012 Perşembe

Hamilelere Yer Verelim...

İnsan kendisi hamile kalana kadar anlamıyor. Hamileleri şişman, sevimli, badi badi yürüyen kişiler olarak görüyor. Sadece doğum kısmını düşünüyor. Oysa doğum dediğin nedir ki dokuz aylık hamileliğin ardından :D

Çok iyi hatırlıyorum, sürekli hasta gibi hissettiğim, tüm kokulardan tiksindiğim, yazı yazmaya çalışırken arada harfleri atlayıp durduğum, sadece uyumak istediğim ilk aylardan sonra "Allahım doğumdan korkuyordum ama şimdi anlıyorum ki o harika bir kurtuluş anı, şu dokuz ayı bir atlatayım, asıl korkunç olan oymuş" diye düşünmüştüm :D Neyse ki 5. aydan itibaren kendime gelmiştim de karnımdan nefes alamadığım son iki aya kadar biraz düzelmiştim :D

Hamileliğin son aylarından yakındığım sıralarda bir arkadaşım "Yooo, ben hiç de zorlanmadım" demişti. Allah Allah ben iki hamileliğimde de en fazla 14 kilo almama rağmen zorlandım, zaten yüz üstü yatmayı seven birisi olarak azaptayım bir de kramplar, nefes alamamalar falan, nasıl o kadar rahat olduğunu düşünüyordum ki uyandım, "Kızım sen hep 7,5 aylık doğurdun, ne konuşuyorsun?" :D

Bak konuyu dağıtıp duruyorum ama ben hiç hamileyken blog yazmadım anacım, insan özeniyor, idare edeceksiniz biraz :)

Metehan'a hamileyken çalışıyordum. Çalıştığım yer banka olunca doğum iznimi doğumdan sonraya saklayabilmek adına 3 hafta kalana kadar işe gitmeye devam ettim. Evim Çiğli'de işim Alsancak'taydı. İlk zamanlar idare ediyordum ama son aya girdiğimde artık pek ayakta kalamamaktaydım. Gelgelelim diğer şehirleri bilmem ama İzmir'de hamileysen ve otobüste ayakta kalmışsan sana yapılan yegâne iyilik inen birisinin yerini göstermeleriydi, kimse kalkıp yer vermezdi. Ben de pek dinç görünüyordum herhal.

Bir sabah Karşıyaka'dan Konak'a giden motorda yer bulamamış ayakta giderken ve kesin artık bir yere yığılma noktasına gelmişken çocuğun birisi kalkıp bana yer vermişti. Aradan geçen 13 seneye rağmen hâlâ aklıma geldikçe onun için dua ederim. O çocuk o gün ne büyük iyilik ettiğini asla bilememiştir, kadın olmadığına göre bilemeyecek de ihtimal. Ama ben hamileliğimde onu anladım ki muhakkak hamile birkadına yer vereceksin kardeşim, ne kadar iyi gözükürse gözüksün.

İşte böyle.

Hoşuma gitti bu muhabbet daha anlatacağım sonra :D