Ninni


- The funniest videos clips are here

Göçmen kuşlara bakarken dilime bu şarkı dolandı. Melihat ablanın sesinden dinlemeye değer doğrusu.

Dilime de dolanacak daha hüzünlü bir ninni olamazdı herhalde :)
Göçmen kuşlardan garip kuşlara atlayan akıl işleyişime söyleyecek bir söz bulamadığımı da bildiririm :)
Allah çocuklarımıza analı babalı büyümek nasip etsin. Amin.

  • Çarşamba, Eylül 30, 2009
  • 2 Yorum

""

Bazen kocaman dünyanın ortasında minicik kalırsın.

Bazen dünya senin ellerinde minicik kalır.

Gece gökte yıldızları görmediğin zaman "yıldızlar kaybolmuş" demezsin. Bilirsin ki bulutların arkasında , her zamanki yerlerinde duruyorlardır onlar.
  • Perşembe, Eylül 17, 2009
  • 1 Yorum

Günbatımı



Katre'de gördüm gün batımı fotoğrafı, hemen kendiminkini de koyayım dedim. Gerçi bilgisayarda günbatımı adı altında gayet kabarık bir dosya var ama bu en son çektiklerimden.

Her yer dağınık. Mutfak karman çorman. Çamaşır makinası susmuş ilgi bekliyor. Ütü desen öyle. Yemeğim de yok henüz. Öğlen için evdekilere uyduruk yemekler yaptım. Yarın iftara misafirim var. Bir taraftan da ona hazırlanmaya çalışıyorum.

Koşturuyorum :D
  • Pazartesi, Eylül 14, 2009
  • 2 Yorum

Pek Özlü Söz

Hayallerini gerçekleştirebilirsin ya da gerçekleştiremezsin o önemli değil de hayal kuramamak pek kötü oluyor.

Bence orta yaş krizinin ana nedeni budur :D

Yağmur

Ne güzel yağmur yağdı...

Ne güzel yağmur yağdı diyebilen insanlardan olabilmek ne güzel...

Balkonda, kucaklarımızda çocuklarımız, yanımızda çaylarımız, yanan mumlarımız eşliğinde uzaktaki şimşekleri seyredip keyif yapabilmek ne güzel.

Sonra sıcacık evimizde sıcacık yataklarımıza gömülüp uyuyabilmek de ne güzel...
  • Çarşamba, Eylül 09, 2009
  • 2 Yorum

Mutluluk

"Öyle Farsçaya veya eski kelimelere olan hayranlığımdan değildi "Handan" a düşkünlüğüm. Gerçi kulağımda güzel bir ahenk oluşturan kelimeleri seviyordum fakat ona olan tutkum ünlü uşşak şarkının sözleriyle başlıyordu :" Cânâ rakibi handan edersin"

Lügata "Handan"ın anlamını öğrenmek için ilk baktığım yıl zannedersem 1960'tı. Müzikalitesi gibi aydınlık manasıyla henüz 18 yaşımda gelecekteki kızımı hayal ettirdi bana. Gülen aydınlık yüzüyle ve mutluluk veren varlığıyla Handan'ı.

Tam on yıl sonra yani 1970 Ekiminde ona kavuştum. Görele Lisesinde bir pazartesi günü... Öğleyin başlayan ilk dersten çıkıyorum, bir sigara içimi teneffüs için öğretmenler odasına giriyorum. Acele ile eşimin küçük yeğeni Mehmet geliyor yanıma. Belli ki koşarak gelmiş, yanakları ateş gibi. Çocuk telaffuzuyla "Müştemi isterim enişte" diyor ve devam ediyor " Bir kıjın oldu" Akşam paydosunu zor ediyorum. Eve döndüğümde sancılar içinde bıraktığım eşimin yüzünde geniş bir rahatlık ve yanıbaşındaki beyaz kundağın içinde minik bir kız karşılıyor beni.

İlk geceler saat başı soluklarını kontrol edip koklamaya doyamadığımız, küçük bir rahatsızlığında İhsan Doğramacı'nın kitabına başvurduğumuz; güldürmek için maskaralıklar yapıp vaktinden önce konuşturmak için usanmadan uğraştığımız saatler daha dün gibi. Henüz dün gibi "Anne, baba" sözcüklerini ondan ilk kez duyduğumuz günlerin heyecanı.

En değerli eşyalarımızı hırpalayıp kitaplarımızı karalayışına severek göz yumduğumuz, isteklerini gerçekleştirebilmek için imkansızlıklarla boğuştuğumuz; sağlıklı olabilmesini sağlayabilmek, eğitimini eksiksiz tamamlayabilmek, gülücüklerini sürekli kılabilmek amacıyla çırpındığımız günler çabucak geldi geçti... Otuz yıl öncesinin bir makaralı teybinde onunla yaptığımız baba-kız söyleşilerinin kayıtlarında duran zaman albümündeki siyah-beyaz fotoğraflarda gülümsüyor.

Oniki yıl öğretmenlik yaptığım Kadıköy Kız Meslek lisesinde onun geleceğini gördüğüm öğrencilerime bağlılığım, yine onun sayesinde hoca-talebe ilişkisinin boyutlarını zorlayarak baba-kız yakınlığına dönüştü. Yüzlerce Handan'da izlediklerimle on çizdiğim yol, onda hissettiklerimle öğrencilerime geri döndü.Sevgiyi bizim kucağımızda, bilginin görkemiyle yücelten yüzünü Sevgi öğretmende öğrendi. Örnek bir öğrenci, örnek bir evlat oldu. Uzun yıllar süren öğretmenliğimden elimde kalan tek kızım oldu.

Kucağımda uyurken fotoğraflanan küçük kız; şefkate çok ihtiyaç duyduğum hastane günlerimin avutan, destek veren, kucaklayan büyük kızı oluverdi. Saçlarıma akları, yüzüme derin çizgileri yadigâr bırakıp geçerken onu büyüten, alıklı ve akıllı gençkız yapan seneler için ne söyleyeceğimi bilemediğim bugün garip bir boşluk içindeyim.

Teliyle duvağıyla 7 Eylül günü yuvadan uçup giden birtanemin yokluğunda tek avuntum, adı gibi handan olan çehresinin gönlümde bıraktığı aydınlık ve mutluluk olmaktadır."

Fethi Karamahmudoğlu
  • Pazartesi, Eylül 07, 2009
  • 4 Yorum

Kahve Falı

Kime kahve falı baksam acaba.

İsteyenler söylesin.

Sonra noter huzurunda yapılacak bir çekilişle kime bakacağımı bulayım ben.

He canım, kocamaan bir hafta sonu var önünüzde.

Öyle kuru kuru istemek de yok hani. Beğendiğiniz güzel bir sözü de yazacaksınız yanında.

Hadi hadi, pamuk parmaklar klavyeye :)