Çok İşim Var Çok...

Zaten hiç azaldığı yok ya bu işlerin.


Ay sadece ev kadınıyım yine de bu hal. Bir de çalışsam herhalde hiçbirşeye yetişemeyecektim artık.


Sokağa çıkma mevsimi açıldı ya artık yıka ütüle dur. Buna bir de bahçe çapalama mevsimi de eklenince benim ütü işim hiç bitmiyor Allahtan.


Yarın Metehan'ın mezuniyet balosu var. Ne anlamı varsa. Biz ilkokuldan mezun olurken ne güzel diploma töreni hazırlamıştık. Rondlar, korolar, folklor gösterisi falan. Hâlâ aklımdadır. Şimdi balo kıyafetleri giyip dolanacak kızlar ve yaşlarından büyük edalarla efelenecek erkekler , bir gece için üç günde büyüyecek kızlara elbise almaya uğraşacak aileler, tabi kuaföre dökülecek paralar falanla mezuniyet olacak... Pöh... Neyse ki oğlum var da kot pantolon üzeri gömlek ve jöle ile masrafsız idare edeceğiz.


Gelibolu'ya gittik Cuma günü. Bir ara fotoğrafları koyarım artık. Gece yolculuğu, bozulup duran araba, her durduğumuz yerde koşturan, uyumayacağım diye direnen 30 çocuk... Daha yorgunluğu atamadım üzerimden. Zaten İzmir'e gideli de fazla olmamıştı. Leyleği havada gördüm diyordum ki gerçekten de gördüğüm geldi aklıma, dur onun fotoğrafını koyayım.


Herkese günaydın.


Enerji dolu bir haftaya açılsın sabahımız...
  • Pazartesi, Mayıs 31, 2010
  • 2 Yorum

Temizlik

Kafamın içindeki bütün olumsuz düşünceler, gereksiz alınganlıklar, üzen hatıralar, lüzumsuz bilgiler ve bir işe yaramaz kompleksleri toplayıp klozete doldurmak istiyorum...

-Anneee bittiiiii...

(Eski yazılarımdan, şu anki hislerime pek uygun diye yeniden yazdım:)
  • Perşembe, Mayıs 27, 2010
  • 2 Yorum

Filbahri


Niçin bu nazlı çiçeğe bu ismi vermişler ki?

Otların Arasında

Annemle küçük bir yürüyüş yaptık elimizde fotoğraf makinası. Uzamış otların arasında, sadece bir benek olarak gördüklerimizi yakın plana aldık.











  • Pazartesi, Mayıs 24, 2010
  • 2 Yorum

Zzzzzzzzzzz....

Yarım saattir ona baktım buna baktım, şarkı aradım, resim aradım, ııh, canım hiçbirisini istemedi.

Bugün bişi yok.

Çekilebilirsin Sebastiyan...
  • Pazartesi, Mayıs 24, 2010
  • 2 Yorum

İzmir...


İnsanın senelerce yaşadığı şehirde turist olması ne tuhaf.

Otelde, körfez manzarası, karşı yakanın ışıkları... Sanki biz orada oturup o ışıkları seyrederken eski evimizdeki bizi görür gibi olmak... Sanki biz hâlâ orada yaşıyormuşuz bir yandan da...

Belki onun içindir, fırsat bulup da evimizin olduğu yere gidemeyişimiz. Orada başkalarını görmek acıtacağı içindir... O evdir evlendiğimiz, eşyaları yavaş yavaş alıp döşediğimiz, karnım burnumda yürüyüşler yaptığımız, oğluşların ilk gülüşleri, ilk adımlarını izlediğimiz... Kapısının eşiğine boylarını çizdiğimiz...

İnsanın senelerce yaşadığı şehirde turist olması ne tuhaf. Sanki hiç ayrılmamışsın oradan ama hiç de yaşamamışsın gibi...
  • Cumartesi, Mayıs 22, 2010
  • 3 Yorum

Bayramımız Kutlu Olsun


O GELİYOR

Yıl 1919
Mayıs'ın on dokuzu.
Kızaran ufuklardan kaldırıyor başını
Yeryüzüne can veren,
Cana heyecan veren
Al yüzlü Oğan güneş.
Takanın burnu nasıl Karadeniz'i yırtar ?
Siz de bir an öyle yırtınız uykunuzu.
Uyanın Samsunlular!
Kurutacak gözlerde umutsuzluk yaşını
Al yüzlü Oğan güneş.
Bugün Çaltıburnu'ndan gülerek doğan güneş.

Yıl 1919
Mayıs'ın on dokuzu.
Uyanın Samsunlular.
Uyumak ölüme eş.
Diriltir ruhunuzu,
Ufukta bir gemi var.
Fakat bu gemi niçin böyle yavaş geliyor ?
Fakat yolu mu az, yoksa yükü mü ağır ?
Bu gemi umut yüklü, insan yüklü, hız yüklü !
İçinde bu vatanın derdiyle yanan bağır.
Kurulacak yarını düşünen baş geliyor.
Bir baş ki, gökler bir küme yıldız yüklü.
Bu gemi onun için böyle yavaş geliyor.

Yıl 1919
Mayıs'ın on dokuzu.
Ufukta duran gitgide yaklaşıyor.
Sanki harlı bir ateş
Yakıyor ruhumuzu.
Beklemek üzüntüsü her gönülde taşıyor.
Üzülmemek elde mi ?
Hız yüklü, iman yüklü, umut yüklü bu gemi.

O umut yayıldıkça ruhlara sıcak sıcak,
O hız, doldukça bütün damarlara kan gibi,
Gizli inleyen her yürek canlanacak.
Ateşler püskürecek uyuyan volkan gibi.
Gittikçe büyükleşen
Gölgene dikilmekten karardı gözlerimiz.
Koş, atıl gemi, sana engel olmasın deniz.
Ak saçlı dalgaları birer birer kes de gel !
Kuşlar gibi uç da gel, rüzgar gibi es de gel !

Celal Sahir EROZAN
  • Çarşamba, Mayıs 19, 2010
  • 0 Yorum

Bu Blog



BEŞ yaşını doldurdu :D
  • Cumartesi, Mayıs 15, 2010
  • 7 Yorum

Yayına geçsem mi acaba?

Havadan Falan :)

Her sene olduğu gibi sıcaklar bir anda bastırdı blogcum. Evin içi buz gibi olduğu için elektrikli ısıtıcılardan medet umarken bir baktım terlemeye başlamışım. Her sene aynı şeyin olması ve her sene bu sene baharı atladık yaza geçtik diye yorum yapmamız ne komik ve ne hoş değil mi? Yok anacım işte bu memleketin bu kısmında bahar böyle. Bir yaz bir kış şeklinde geçer hep. Dolayısıyla bir mevsim normallerinin altında bir üstünde seyreder ki bu sebepten ütürü biz mevsim normalleriyle hiç tanışmayız. Ütopik bir şekilde biliriz sadece :D

Herkese günaydın.

İçimizi ısıtacak (ama çok bunaltmayacak:)bir güne açılsın sabahımız...

Günün Çocuk Oyunu

Çocuklarla oyun oynamaya başlamadan önce yapılması gereken en önemli şey oyun bittiğinde çocuğu oyalayacak konuyu önceden bulmaktır. Sevdikleri bir çizgifilmin başlamasına yarım saat kala oyuna başlanırsa örneğin, bitme zamanı bellidir. Ve çocuk da anne de mutlu olur aktiviteden. Aksi halde oyun bitti dediğinizdeki mızıldanmalar beraber geçen vaktin güzelliğini de götürdüğünden oynadığınıza oynayacağınıza pişman olabilirsiniz :D

Şimdi gelelim günün oyununa.

Çorap toplarını çamaşır sepetine atma oyunu :D

Tarif etmeye gerek yok sanırım. İyi eğlenceler :)
  • Perşembe, Mayıs 13, 2010
  • 0 Yorum

Hayal

Ha ha ha, ben kendime negatifim yine diyordum, herkes benden negatif çıktı. O nasıl kelimeler öyle :D



Yok öyle bunalım yazı yazasım yok, yazdıkça bunalıp bunaldıkça yazma kısır döngüsünü kıralım :D



****************



Küçük bir kafem olsun istiyorum. Sabahları erkenden açayım, çayımı demleyeyim. Domates, peynir , zeytin... Basit bir kahvaltı hazırlayayım. Öyle çok fazla çeşit olmasına gerek yok. Sadece sabahın daha ilk saatlerinde yorgun yüzlerle önünden geçenlere gülümseyen bir günaydın versin yeter. Çok yoğun geçecek günlerinin öncesinde oturup güne merhaba diyecekleri bir yer olsun insanların.



Sabah çok özeldir her zaman. Ne kadar tadını çıkartabiliyoruz ki koştururken? Üzgün gözler geceye teslim etmelidir kendini ve sabaha pırıltılarla açılmalıdır yeniden...



Bilemiyorum, belki bembeyaz örtüleri olmalı masaların. Ya da ahşap, kendi halinde. Ama çay muhakkak tavşan kanı olmalı. Güneş vurduğunda rengi can almalı. İyi hissetmeli insanlar oradan ayrılırken...
  • Perşembe, Mayıs 13, 2010
  • 5 Yorum

Yazı Yazasım Var

Herkes ortaya bir kelime atsın.

Bakalım ne çıkacak?

Hadi hadi üşenmeyin, bir kelime söyleyin.
  • Çarşamba, Mayıs 12, 2010
  • 4 Yorum

´

"Onlara derdim ki, hiç kimse sıradan şeyler arasında kaybolup gitmeyi istemez, ama bu da oluyor çocuklar. Eğer her yaptığınızı düşünmezseniz, her seçiminizi en iyi biçimde yapmazsanız, bu da oluyor."

...

" Şu andaki kişi olabilmek için bir ömür verdim ben! Ödediğim fiyata değdi mi?"

Bir
Richard Bach
  • Çarşamba, Mayıs 12, 2010
  • 5 Yorum

Mağaza Kartı Mı? Yok Almayayım.

Şu mağaza kartları insanlardan cep telefonu numarası almak için yapılan birşey herhalde. Geçenlerde Can'la Teknosa'dayken de aynı şey olmuştu. Mağaza kartı verelim demişler, biz telefon numarası vermek istemeyince de iptal etmişlerdi.

Dün de Mark's N Spancer'da elimdekilerle kasaya gittim. Kız önce, bu ürünün ikincisi %50 indirimli isterseniz birşey daha alın dedi. Genelde bu tekliflere pek atlamam ama iyi dedim. Gidip bir tane daha seçtim. Geldim. Size bir mağaza kartı çıkartayım, hemen olur dedi. İyi bakalım dedim. Cep telefonu numaramı vermek istemeyince kartı da vermedi, indirimli ürün de vermedi. Hadi kartı vermedin. Sen bana dedin mi ki bu ürün kartla sadece indirimde, yoksa değil diye. Hayır. Hiç olmazsa Teknosa'daki hanım, ben size bir kere demiş bulundum, onun için indiriminizi yine de yapacağım demişti. Bunlarda o da yok. Bir de tafra. Vermek zorunda mıyım ki sana cep telefonumu. Zaten Bonus yeterince mesaj kirliliği yaratıyor. Sonra bir de dakika başı senden mesaj gelsin artık.

Aman, neyse...



Herkese günaydın.

Huzurlu, keyifli, cıvıl cıvıl bir haftaya açılsın sabahımız :)
  • Pazartesi, Mayıs 10, 2010
  • 2 Yorum

Bu Çiçekler



Öncelikle canım anneme, sonra annem gibi sevdiklerime, sonra da tüm anne arkadaşlarıma ve anne olmayı gönülden dileyenlere benden hediye :)

Anneler gününüz kutlu olsun :D

UMUT

Yorgunsun uzaklardan gelmişsin
Yitirmişsin ne varsa birer birer.
Bir sağlık,bir sevinç,bir umut
Onlar da nerdeyse gitti, gider.

Dost bildiğin insanların yüzleri
Aynalar gibi kapkara.
Suyu mu çekilmiş bulutların
Dönmüşsün kuruyan ırmaklara.

Taşlara düşen saat gibi
Ne artı ne eksi.
Bir sağlık, bir sevinç, bir umut
Hikaye hepsi...

CAHİT KÜLEBİ

:)

Acaba Yngwie yılın bu günü kimin için çalıyor olabilir?

Tabii ki senin için :)

Emircim iyi ki doğdun. Nice güzel senelere canım. Kocaman öptüm seni benim güçlü yakışıklı koruyucum :)

  • Perşembe, Mayıs 06, 2010
  • 2 Yorum

Cin Fikir :)


Yıkadıktan sonra hâlâ turuncu kalan havuç rendelediğiniz ekipmanı siz ne yapıyorsunuz?

Ben güneşe bırakıyorum. İki saat sonra pırıl pırıl oluyor :)

  • Perşembe, Mayıs 06, 2010
  • 4 Yorum

Hıdırellez


Gecenin bir yarısı gül ağacına dileğimi asmaya ineceğim her sene olduğu gibi.


Dileğim de , resmim de yine aynı olacak.


Gülen bir yüz :)


İnsanın hayatta istediği başka ne var ki zaten ?

  • Çarşamba, Mayıs 05, 2010
  • 2 Yorum

İLK AYŞE´Yİ TANIDIM


İlk Ayşe´yi tanıdım
İlk sözüm ilk neşemdi
Sımsıcak bakışları
İlk sevgi alfabemdi

Ayşe´m köyün yerlisi
Soylunun katmerlisi
Onca en değerlisi
Benden önce ülkemdi

Gözlerimde edası
Kulağımda sedası
Ömür boyu vefası
En büyük hazinemdi

Bir serin güzle gitti
Bir güzel yüzle gitti
En derin izle gitti
Ayşe benim annemdi


Fethi KARAMAHMUTOĞLU
Anneler günü yaklaşırken babamın babaannem için yazdığı bu şiir geldi aklıma. Her okuduğumda da ağlarım nedense.
İkisinin de ruhları şad olsun.
  • Çarşamba, Mayıs 05, 2010
  • 3 Yorum

Yeşillik Suyu Süzdürme Şeysi :D


Annem bana bu şeyi aldığında doğrusu ilk aklıma gelen, onu mutfakta nereye koyacağım olmuştu. Yeşillikleri yıkadıktan sonra suyunu süzdürme şeysiymiş bu. O kadar da gerekli olduğunu düşündüğüm birşey değildi. Ama gerçekten çok güzelmiş. Yıkadıktan sonra burada suyunu süzdürdüğüm yeşillikler çok daha uzun dayanıyorlar. Çilekte de işe yaradı doğrusu. Ve kızartma yaparken. Özellikle patlıcanları sudan aldıktan sonra burada bir çevirince kızartması çok daha kolay oluyor. Milyonlarca kâğıt havlu harcamıyorum :)


Eee, anneler herşeyin işe yarayanını biliyorlarmış netekim :D

  • Çarşamba, Mayıs 05, 2010
  • 6 Yorum

Gardroptayım

Yazlıklar, kışlıklar, yıkananlar, ütülenecekler....

Sonra gelicem anacım :D

Haftasonu Metehan'ın sene sonu balosundaki slayt gösterisiyle uğraşırken öğrendim. Hemen kendi fotoğraflarıma da uygulamalıyım dedim.

Bunca zamandır neden öğrenmediydim ki :)

Haydi, bırakın herşeyi, ikibuçuk dakikayı kendinize ayırın, ruhunuz dinlensin :)

Herkese günaydın.

Güzel bir haftaya açılsın sabahımız...

  • Pazartesi, Mayıs 03, 2010
  • 4 Yorum

Iyk...

Neyse, sıkalım dişimizi, şunun şurasında bir hafta daha anneliğin cılkını çıkartacaklar.
  • Pazartesi, Mayıs 03, 2010
  • 0 Yorum