Doğaya Küçücük Bir Katkı da Bizden Olsun..


Pazar filesini seviyorum ama bizde kese kâğıdı kullanılmadığı için içindekiler göründüğünden pek hoş durmuyor. Ama bu çantalar çok tatlı. Penti mağazalarından 5 liraya bulabileceğiniz bu çantalar küçücük olup çantanızın bir köşesinde duruyorlar. İhtiyacınız olduğunda büyüyerek kocaman oluyorlar. Hem de içleri gözükmüyor.
Herkese lâzım.
  • Perşembe, Temmuz 29, 2010
  • 3 Yorum

Budur...


Gözlerini kapatıp şükrettiğin bir andır. Hayatın için, sevdiklerin için. Dışardan gelen sesler için. Yapacak çok işlerin olduğu için. Yapabildiğin için.


Bir mutluluk belirir, damarlarında dolaşır, dudaklarına ulaşıp bir gülümseyişe dönüşür.


Sıradan bir gündür. Koşturmaların arasında bulduğun beş dakikadır sadece. Ama o beş dakika sonsuzdur. Bir bütün olduğunu hissedersin rüzgârla, bulutla, ağaçla, dünyayla.


Bir andır. Derin bir nefes aldığın, "Oh" çekerek bıraktığın.


Budur.


Başka istenecek hiçbirşey yoktur hayattan...

~

İki gündür çok sıcak, bu şehre geldiğimden beri ilk defa klimayı böylesi çalıştırıyorum. Nem insanı boğuyor. Yağmur yağsa şöyle bardaktan boşanırcasına :)

Fasulyeler döktü. Her gün topluyorum. Bamyalar da vermeye başladı yavaştan. Bahçenin otları biraz temizlenince minicik fideler de kendilerine geldiler. Ama o minicik fideler ne zaman domates, biber, patlıcan olabilecekler henüz belirsiz. Olsun. Toprakla uğraşmak insana huzur veriyor. Ve eğer emek veriyorsan o da karşılıksız bırakmıyor hiç.

Gelenler, gidenler, mangallar, çaylar, sakin huzurlu bir yaz geçiyor. Bir diğer taraftan soru işaretleri ve belirsizlikler aklımızda uçuşuyor ama şimdilik sadece sabırla beklemek ve yazın keyfini çıkartmak zamanı.

Şimdi gidip canım annemle balkonda çay keyfi yapayım biraz. Bir de hazır o buradayken dolaplarımı döksem, bir sürü yükten kurtulsam çok güzel olacak.

Herkese günaydın. Deniz kokulu, serin rüzgârlı, harika bir güne açılsın sabahımız...

Yatsam, kılımı kıpırdatmasam bütün gün...

Sobelenmiştim :)

Sevgili Aysema beni sobelemişti. İşte soruların cevapları:

*Hangi işleri yarım bırakırsın, ya da yarım bıraktığın neler var?

Bitiririm başladığım işleri çoğunlukla. Bir tek ördüğüm şeyler uzar da uzar :D Bir sonraki kışa yetiştirsem de onlar da biter sonunda ama :D

*Yakın zamanda kaybettiğin biri var mı?

Yakın bir zamanda yok Allaha şükür.

*En ağır bulduğun, sana dokunan yemek var mı?

Midem pek hasas, meyveler, sebzeler, baklagiller... Neyse ki ben midem kadar hassas değilim de yine de yiyorum :D

*Cinsellik ve aşk anlamında unutamadığın biri var mı?

Ha, ha ,ha, adamım her daim yanımda unutmama imkân yok yani :D (Maşallah diyelim :)

*Çocukken sevdiğin çizgi filmler?

Heidi, Vikingler, Jetgiller, Taş Devri... Büyükken sevdiklerim de Afacan Luie, Winnie The Pooh, Bobby'nin Dünyası :D

*Blogger'e ne zaman kayıt oldun, kim vesile oldu, nereden duydun?

Mayıs 2005. Hürriyet gazetesindeki bir röpörtaj nedeniyle o dönem benim gibi çok kişi kayıt olmuştu :D Hımmm, beş sene olmuş :D

*Çok paran olsa ne yapardın?

Çok param biraz zor olur benim ya :D Sevdiklerimle ve ihtiyacı olanlarla paylaşırdım muhakkak.

Cevaplar bunlar. Şimdi gelelim sobeleme kısmına : (Alfabetik sırayla :)

Banu
İçim
Katre
Özii
Özge

Sobeeee :)
  • Perşembe, Temmuz 15, 2010
  • 3 Yorum

İyi ki Doğdun Bilgehan



Ailemizin en küçük üyesi olmuş olabilirsin ama bu sesinin en az çıktığı anlamına gelmez :D

Arada bizi çileden çıkartsan da biliyorum ki hayatta tuttuğunu kopartacaksın.

Tıpkı sana "Hayır oğlum" derken "Bir cevap bekliyorum anne" dediğin gibi hayata da hiç aldırmadan alacaksın kendi istediğin cevapları :)

Daha az sinirli, daha çok keyifli harika nice yıllar geçir benim Bilgiç oğluşum. Seni çok seviyoruz...
  • Pazartesi, Temmuz 12, 2010
  • 6 Yorum

Evim Canım Evim :D

Ne güzel şey uzun bir tatilin ardından evine gelmek ve koltuğa atmak- yok yok düzeltiyorum- kendi tuvaletine atmak kendini :D

Uzuun konser dizileri bitti, yazacağım son bir festival kaldı :D Zaten onca konser de oradan gelmişti aklıma.

Dur baştan başlayayım. Mart ayında canım kardeşimden "Abla haziranda festival var, Metallica, Manowar, Megadeth, hepsi geliyorlar" şeklinde bir telefon aldığımda haziran ayı ile ilgili herşey belirsizdi hayatımızda. Belki Can'ın eğitimi olacaktı, belki tatil planımız, belki boş olacaktık. Ama bu da festivaldi tabi. Herşeyden önce gelirdi. Zaten Metallica'nın en son gelişinde kesin gözü beni aramıştırdı ve buna da gitmezsem küserdi :D

Kürşad biletimi aldı. Hatta anneler günü hediyesi olarak verdiler bana "Hala 'KAYA' gibi olan anneler için" diyerek içimi bir hoş ettiler :D Derken haziran belirmeye başladı. Önceden rezervasyon tatilimiz çıktı ortaya. Can'ın işleri mayıstan bitti. Eeee. Gidilmesi ayarlanmış bir tatil ve bir konser aynı zamana çakıştılar :) Böylece erkeklerim ilk bensiz tatillerine gitmiş oldular :D İnsan biraz üzülür falan değil mi ? Nerdeeee... "Özgür tatil" çığlıklarıyla yağmur altında ayrıldığımızda onlar tatile ben konsere gidiyordum :D

İstanbul'da üç gün içimizi dışımızı müzik doldurup, daha önce hiç dinlemediğimiz bilimum gurupla bile eğlendik. Sesimiz kısılana kadar şarkı söyleyip, zıpladık. Harikaydı.

Gecenin saat ikisinde, bizimkilere katılmak üzere bindiğim otobüste Nurten'le tanıştım. Şimdiye kadar hiç otobüste yanımda oturanla konuşmamıştım ama üzerinde Metallica tişörtü vardı. Bir konserin konser kadar güzel tarafı nedir? Ardından onunla ilgili konuşmak. Neredeyse gün ağarana kadar konuştuk. Gözlerimi kapatmadan önce Richard Bach'ın BİR indeymiş gibi hissettim kendimi. Sanki Nurten benim farklı bir boyuttaki hayatım gibiydi. [Umarım U2 da buluşuruz arkadaşım :D ]

Ardından 5-6 gün Gümüldür, deniz, uzun süredir görmediğimiz arkadaşlar, tekne gezisi, bol tembellik şeklinde geçti. Tatil nedir? Tatil bir annenin ne pişireceğim diye düşünmemesidir bence :D

Gümüldür'den dönerken bir yol ağzına vardık. Sağ taraf bizim eve sol taraf Antalya'ya gidiyordu. Biz uzun yolu seçtik :D

Ablamız, yeğenler, yine uzun süreden beri göremediğimiz arkadaşlarla geçen 4-5 günden sonra artık tatile doymuş olarak evimize geldik.

Ha bir de gelirken yolda uğradığımız alışveriş merkezinde başımıza gelen vardı ki anlatmadan olmaz:

Artık nasıl yorgun inmişsek arabadan. Tam birşeyler yerken bizim arabanın anonsu yapıldı. "Ne oldu ki" diyerek arabanın başına giden Can şok şekilde döndü :D Birşey olmamış Allahtan ama arabamızı anahtar da üzerinde ve motor çalışır şekilde bırakmayı başarmışız :D Neyse ki gören varsa da "Bu bir kamera şakası olmalı" diyerek dokunmamış.

İşte böyle arkadaşlar.

Geri döndüm ki bahçem ottan gözükmüyor. Şimdi onu toparlamaya çalışıyorum. Yine de azimle otların arasından veren fasulyelerime teşekkür ediyorum.

Pek yakında fotoğraflarımı yükleyeceğim.

Herkese iyi pazarlar :D

Not: Yaz başında leylekleri havada görmüştüm ya hani, o günden beri dolaşıp duruyorum. Dönüş yolunda da gördüm. E, tamam gezmeyi severim de biraz da başkalarının tepesinde uçunuz sayın leylekler lütfen :)

Konser Hatıraları: Bölüm 13

Arada unuttuklarım da vardır kesin. Bon Jovi'ye de gitmiştik mesela. Scorpions'a sonra. Bunlarda pek olay yaşamamışım, sıradan konser olmuş işte :D

Fish konserinde adamın giydiği tütüyü hatırlıyorum.

Pentagram konserinden sonra 3 gün kulağım duymamıştı. O konserde Şebnem Ferah'ı da çıkartmışlardı. Henüz adı sanı çok duyulmamış birisiydi o zamanlar.

Yngwie Malmsteen'in Türk olan eşine gıcık kaptıydık. Zaten konserde doğru dürüst birşey de çalmadıydı.

Şimdilik aklıma bunlar geliyor :D

Tatilden döndüğümde yeni maceramı da anlatacağım. Heyecanla bekleyin anacım :D

Herkese harika bir gün diliyorum.




  • Perşembe, Temmuz 08, 2010
  • 4 Yorum

Konser Hatıraları: Bölüm 12

Rocker havam bozulacak ama bu macerayı da anlatmam lâzım muhakkak :)

Tarkan- 2000 bilmemkaç.

İzmir'e geldi. Biz de gidicez tabi. Ben, Hande ve Hande'nin annesi teyze. Epey önceden konser alanına geldik. Hande rejim yapıyormuş. Onca saat güneşin altında orada beklemenin ardından konserin başlamasıyla ortaya çıkan izdihamın ortasında kötüleşmez mi? Neyse çömeldi, bir sakız bulduk şekerli onu çiğnedi falan tam kendine gelip ayağa kalktı ki annesi bu sefer kötü oluyorum demesiyle bayıldı! Allahım ne yapacağız? O zamana kadar da önümüzde dans edip duran iki adam var biz onlara gıcık kapmış durumdayız dağıtıklıklarından dolayı. Bakışlar öldürse katil olucaz o seviye yani. Adamcağızlar ( he canım bir anda gözümüzde yüceleştiler :) sağolsunlar teyzeyi kaldırdıkları gibi doğru sağlık ekibinin olduğu yere götürdüler. Konserin kalanını ben sahada, Hande sahne gerisinde, teyze sağlık kabininde bitirdik :D

Neymiş, konsere aç gidilmezmiş :)
  • Çarşamba, Temmuz 07, 2010
  • 0 Yorum

Konser Hatıraları: Bölüm 11

Metallica 2008

Alırız, alırız diyerek erteleyince en sonunda bilet bulamayıp ööle kalakaldığımız konser :) Sanki herkes sizin gibi üçüncü kez gidiyordu, bitirmişler işte bileti :( Ben kös kös evime döndümdü de Kürşad kapı önünden bilet bulmuştu sonradan.

Konser Hatıraları: Bölüm 10

Manowar 2005

Bir gece çocuklarla Can'ı evde bırakıp İzmir'den İstanbul'a gidip, akşam konseri izlemiş sonra hemen otobüse binip sabaha İzmir'e geri dönmüştüm. dönmesine de o kadar kolay olmamıştı. Konser Yedi Kule Zindanları'ndaydı. Ama bunu konsere gidenler dışında bilen sanırım yoktu. Çıkışta bir sürü insan orada kalakaldık. Ne bir vasıta ne birşey. Herkes otostop yapmak zorunda kalmıştı. İşin içinde bir de otobüse yetişme telaşı olunca... Neyse o gece yolda bizi alan arkadaşı arada anıp iyi dileklerimi gönderirim. O bizi Taksim'e götürdüydü de ben de otobüsüme yetiştiydim :D
  • Pazartesi, Temmuz 05, 2010
  • 2 Yorum

Açıklama

He canım tatildeyim, onun için sesim çıkmıyor. Yazıları önceden yazmıştım. Siz şimdilik onlarla idare edin, ben çok yakında döneceğim arkadaşlar:D

Konser Hatıraları: Bölüm 9

Megadeth 2005

Taaaaaaaaaa Kilyos'a kadar gittiğimiz bir konserdi. Hakkında hatırladığım başka acayip bir olay yok. Ha, bir de az kalsın yine gidemeyip saçımı başımı yolacaktım. Zaten ilkine gidememiş ve Kürşad yıllaca ne güzel olduğunu söyleyerek beni çatlatmıştı. Neyse sonunda vuslata erdiydim.

Konser Hatıraları: Bölüm 8

Sebastian Bach 2005

Annem zaten iki çocukla birkaç gün sonraki Megadeth konserinde yalnız kalacağı için Kürşad da anneme yardım amaçlı evde kaldığından ve benimle gidecek bir arkadaşımı bile bulamadığımdan yalnız gittiğim yegane konser olur kendisi. Saçlarım sarı, annemden aldığım Benetton t-shirtüm pembe :D Pek rocker havam yoktu ama :D

Konser çıkışında Barış Akarsu'yu görmüştüm. Ne tatlıydı.

Ha bir de Sebastian Bach da benim kadar kilo almıştı, pek memnun ayrıldım oradan o gece :D
  • Cumartesi, Temmuz 03, 2010
  • 0 Yorum

Konser Hatıraları: Bölüm 7

Bak bunu atlamışım, araya kaynak.

Alphaville 1995 miydi neydi.

İzmir fuar alanında olacaktı konser. Neyse bu sefer işim gereği İzmir'deydim zaten. Bir - iki gün önce bilet almaya gittiğimiz fuar alanında ne bilet, ne konser yeri bulabilmiştik. Bir de hava karardıktan sonra oraya girilmeyeceğini öğrenmiştik. Neyse ki konser günü insanlar vardı da biz de gittik.

Konser Hatıraları: Bölüm 6

Metallica 1999

Konserden bir hafta önce safra kesesi ameliyatı olmuştum. Kollarımla karnımdaki dikiş yerlerini koruyarak -yine saha içinde- konserime gitmemi engellemedi tabi bu :D
  • Perşembe, Temmuz 01, 2010
  • 0 Yorum