Rumeli Feneri

Cumartesi günü evden dışarı çıkmak istedim. Can da evdeydi, Atatürk Arboretumu'na gidelim dedim. Biliyordum kalabalık olacağını ama o kadarını beklememiştim. Kapısının önündeki trafikte biraz dolaştıktan sonra haftaiçi bir gün gelelim diyerek oradan uzaklaşıp Rumeli Feneri'ne gitmeye karar verdik.

Hayalimdeki gibi bol yapraklı bir gezi olamadı ama deniz havası almak da fena değildi.

İşte oradan topladıklarım. Tabii ki içlerine şarkılar serpiştirdim. En rock olanlarından seçtim. Seçtiğiniz fotoğrafa tıklayın bakalım size ne çıkacak.







Sabah


Bir ağacın köküne oturdum, sırtımı yasladım gövdesine.


Sabahın huzurunu ve umudunu toplamaya geldim.


Yoldan çıktım, zamandan çıktım. Kulağımdaki müziği kapattım, kuş seslerine yer açmak için.


Güneş ışığıyla yıkandım.

Şimdi yazmayı da bırakıp kaybolacağım bir müddet sonsuzluğun ortasında.

Nostaljik Pazartesi

Bu sefer geçen sene bugüne gidiyoruz. Bakalım bayramda ne yazmışım.

Her yerde harika yürüyüş programları var, lütfen akşam bayrağınızı,  çoluğunuzu çocuğunuzu alıp çıkın. Bu yurdu bize verenler hava soğuk, tatile gitsem, dizimi kaçırmayayım dememiş savaşmışlar, onlara saygımızı ve sonsuz teşekkürlerimizi sunmak için biz de oturduğumuz yerden kalkıp en azında kutlamalara katılabiliriz. Yattığımız yerden yüce sözler paylaşmak işin en kolay kısmı.

29 Ekim 2017 Pazar

Aklımdan Geçenler

- İsmet, nedir sizin cephede durum ?
- Valla gayet iyi, bizimkilere bir level atlattım, yan tarafla dostluk kurduk hep beraber yeneceğiz inşallah.
- Ne leveli ne dostluğu?  Ordunun morali ne alemde.
- Moralleri iyi olsun diye her gönderilerini layklayıp duruyorum . Bazen kalp,  çiçek miçek yapıp veriyorum gazı.
-??? Düşman ordularını püskürteceğiz yarın.
- Yarın mı?  Ama yarın dizimin yeni bölümü yayımlanıyor, kaçırmak istemem, öteki güne alsak.
- La havle, ne diyorsun İsmet sen?
- Şu an bir şey diyemiyorum,  karşı taraf tivit atmış da retvitlemem lazım. Dakikada beş tane yaparsak zirveye çıkarız.
- Bilgisayar başından kalkacak mısın artık?
- Dur dur,  çok dramatik videolarım var paylaşacak, gözyaşı garanti. Gurur duyacaksınız izleyince. Onuncu yıl marşını da ekledim mi arkasına, sırtımız yere gelmez.

Dememiş tabi. Hava soğuk da dememiş. O kadar çok düşman var  ki hangi biriyle savaşalım  her gün yeni bir yer çıkartıyorlar dememiş. Ben mi kurtaracağım vatanı dememiş. Yurt dışına kapağı attık mı uzaktan üzülürüm hallerine de dememiş.

İyi ki dememişler.

Başta Atam olmak üzere hepsine binlerce teşekkürler.



Dün Hikâyesi

Sabah keyifsiz kalktı yataktan. Bir gece önce küçük oğluna çok kızmıştı ve bu konuda ne yapabileceğini bilmiyordu.

Bütün bir hafta boyunca toplaması gereken dağınıklığı ellemediği gibi bir de yatmadan önce kendi topladığı yerleri dağıtmış , kalk topla demesine rağmen yerinden kıpırdamamıştı. Bu kadar bencil ve umarsız davranışlar sadece ergenliğe bağlanabilir miydi ? Hiç zannetmiyordu.

Kahvaltı hazırladı. O gün yapması gereken milyon tane iş olması uykusuzluğunu ve can sıkıntısını daha da arttırıyordu. Oğlunu yolcu ettikten sonra biraz daha yatmaya karar verdi.

Uykusunu alırsa her şey kolaylaşacaktı. Derin bir nefes aldı . Koltuğa kıvrıldı.

Saati çaldığında yeni gözünü kapatmış gibiydi. Ama artık tembellik yapacak dakikası olmadığından mutfağa geçti. Bir yandan akşam için yemek hazırlıklarına başlarken bir yandan da uyuyan büyük oğlu ve eşine kahvaltı sofrası kurdu.

Büyük oğlu o akşam kampa gidiyordu. Koskocaman çantası kapının önündeydi.  Son eksiklikler kontrol edilip hazırlıklıkları yapılırken bir yandan da akşamki parti için koşturuyordu. O arada küçük oğlan da sürekli okuldan telefon edip sinirlerini zıplatmaktaydı.

Derin nefes almaya ve dua etmeye devam etti.

O arada annesi yardıma geldi. İkisi evi toparlamaya başladılar . Sanki iki gündür sürekli süpürülmemiş gibi bir görüntüsü vardı yerlerin. İnanamıyordu buna. Artık bir temizlikçi bulabilsem çok iyi olacak dedi kendisine bir milyonuncu defa. Üç pasaklı erkeği paralamadan yaşayabilmek için buna kesin ihtiyacım var. Neden bu kadar zordu ki temizlikçi bulmak.

Biraz gecikmeli öğle yemeği sonrası eşi büyük oğlunu okuluna bırakmaya gitti. Ülkenin neredeyse diğer ucundan başka kamp yapacak yer bulamadılar mı diye düşündü.  Allah'a emanet yolcu etti oğluşunu. Bu arada diğer oğlu hâlâ telefonlarla bir şeyler isteyip durmaktaydı. Ya sabır dedi kendisine.

Akşam yaklaşıyordu. Geleneksel sofrasını hazırlamak için uğraşırken vakti azalmıştı iyice.


Bir saat süpürgeleri yaparken geçti.


Sonra mumyalar fırına girmek üzere tepsiye yerleşti.


Mezarlık da tamamlanınca kıyafetini giymeye koştu.

Çılgın particiler birazdan gelirlerdi.

Son bir koşturma asansöre kar spreyi işe "Korkma Gel"  yazdı.

Her sene çok daha ayrıntılı hazırlanırdı bu partiye ama bu yıl vakti olmamıştı.







Aslında bu kadarı bile mucizeydi.

İlk misafirler gelirken bir taraftan da telefona cevap veriyordu.

Gelenler arttıkça evdeki curcuna da çoğaldı.

Gelen yemekler tabaklara yerleşti. Kostümler tamamlandı. Fonda korkulu müzikler çalarken bir yandan sofra hazırlanıp bir yandan fotoğraf çekiliyordu.







Yemek sonrası çocukların heyecanla bekledikleri oyun kısmı gelmişti. Ne zamandır parti için geriye sayım yapan çocukların en sevdikleri gecelerden biriydi bu gece. Neyse ki bir kaç gün önce yeni bir oyun aklına gelmişti.

Işıklar söndü. Salonun ortasına küçük bir çadır kuruldu. Ama çadıra girebilmek için önce yapılması gereken görevler vardı.

Karanlıkta bulunması gereken objeleri büyük bir cesaretle toplarken hepsi çok heyecanlıydılar.





En sonunda çadıra girildi, eğlence orada da devam ediyordu.





Bu arada evdeki ayak izlerinin nedeni ortaya çıkmış , Koca Ayak gelmişti. Bütün çocuklar çadıra doluşup sessiz durarak ondan kurtulmayı başarmışlardı.

İşte böyle maceralı bir gün geride kalmıştı.  Çok yorulmuş ve bir sürü farklı işle uğraşmak zorunda kaldığından bunalmıştı ama kocaman sarılmalar, kahkahalar ve çığlıklar hepsini geçirmişti.










Güzel anılar emek vermeden, yorulmadan,  uğraşmadan yaratılamıyordu. Dönüp de baktığınız zaman gülümseyeceğiniz anlar için biraz çaba gerekiyordu.

.......

Sevgili Umman'ın başlatmış olduğu mimi bu şekilde yapmış oldum :) Biraz uzun oldu ama umarım sıkılmamışsınızdır. Ayrıntılı bilgi için onun bloğuna şuradan bakabilirsiniz.

Ben de kendi yaşadıkları dün hikâyesini anlatmaları için Sessiz Kaldım, Yıldız ve Şebo'yu mimliyorum.


Sanırım Şu An Tam Anlamıyla Tükenmiş Durumdayım, Daraldım da Diyebiliriz :)

Yapılacak listesi
1. Evi süsle
2. Temizlik yap
3. Çocuklara oynatacağın oyunu bul
4. Patates püresi mezarlık
5. Sosis mumya
6. Peynir süpürge
7. Akşama da yemek yok
8. Metehan'a pantolon alıncak
9. Boğazın için birşeyler iç,  ağrısını geçir, hasta olma.




Allahım şu cuma gecesini de bir atlatsaydım. Koşturmaktan kendi partimle ilgilenemedim hiç. Çocuklar heyecanla bekliyorlar.

Aklım mı Daha Dağınık Evim mi?

Üç gündür evde çılgın tembel moddayım.


Hımm, yok bugün akşama kadar fon kartonu kestim, ama pazar pazartesi tam tembel geçti.

Evime bomba atılmış gibi. Atölyenin eşyaları,  ne kadar düzenlesek de her elimize aldığımızda dağılıyor. Nasıl o kadar dağılıyor hayret.


Yarın arkadaşımın öğretmenlik yaptığı sınıfa gidip bayram için süs yaptıracağız.


Yarın öğleden sonra bir başka arkadaşım bana gelecek .

Cuma akşamı cadı gecesi partimiz var. Eğer hasta çocuklar iyi olurlarsa.



Neyse parti için etkinlik fikrimi buldum. Yani temelini buldum, ayrıntılar için iki günüm var.

Parti öncesi evi temizlemeyerek metruk ev havası yaratmayı amaçlıyorum. Kesinlikle pasaklılığımı gizlemeye çalışmıyorum :D

Şimdi gidip iki şey daha yerleştireyim, cuma gününe kadar masanın üzerini görebilmeyi umut ediyorum .

Metehan'ın arkasındaki alana bakarsanız halimi anlarsınız.

Ha Metehan kendisine uykutulumu, mat ve çanta aldı. Arkadaş kampa daha doğrusu yürüyüşe gidecekmiş de.

Ayyy, nereden yazdırdık şu uçuk okula oğlanı, gülll gibi oğlum kâh dans dersinde kâh dağda bayırda. Tüüü, okusun diye verdiydik o paraları bizzz.

Hahaha, para da vermedik ama neyse :D

Yok spor olarak yine gitsinler klüpler felan da anneler niye gitmiyor , ona gıcıkım :)

Bak lâfı uzattım, o yığın hâlâ duruyor. Gidiyorum bu sefer gerçekten.

The Haunting of Hill House



Bir evi tadilat yapıp satmak üzere alan ve yaz boyu çocuklarıyla orada yaşamayı plânlayan bir ailenin  annelerinin intiharı ile biten olaylar dizisi sonunda oradan ayrılışıyla çocukların hepsi kendilerine bir yol çiziyor. Biz onların seneler sonraki halleri ile ilk tanışıyoruz .

Film boyunca perili evde geçen her olay başka bir aile üyesinin gözünden aktatılarak farklı boyutları gözönüne seriliyor   ve bütün parçalar bir araya geldiğinde neler olduğunu görebiliyoruz.

Her biri bir saat süren on bölümlük diziye başlayınca sonuna kadar bir solukta gidiliyor. Ara ara zıplatan sahneler ve filmin genel karanlık havasına rağmen benim gibi korku filmi sevmeyen birisine kendisini izlettirdi :)  Dün akşam başlayıp bugün bitirdim dersem sürükleyiciliğini daha iyi anlatmış olurum sanırım.

Korsan Partisi

Korsan Partisi kendi oğluşlarıma yaptığım ilk temalı partiydi. Tigger Dergisi'nde görüp,  biz de yapalım demiştik.

Metos'un altıncı yaşıydı. Okuma yazma bilmediklerinden çeşitli yerlere resim saklayarak evde hazine avı yapmıştım.

Arda ve Can'ın beşinci yaş partisini hazırlarken zamanda yolculuk yaptım. Kim bilir bir gün onların dalikanlılıklarını gördüğümde de bu günü anacağım :)