BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN...

Özel Sofra


Bu sofra, "Biz akşama kadar da oruç tutarız öğleyin bozmak istemiyoruz" diyerek, dediklerini yerine getiren bu iki delikanlı için hazırlandı özel olarak. Bütün dualarınız kabul olsun benim güzel oğluşlarım.
  • Pazartesi, Eylül 29, 2008
  • 5 Yorum

Ya bu "kokakola ziro"ların neden hep gazı kaçmış gibi geliyor bana?
  • Çarşamba, Eylül 24, 2008
  • 4 Yorum

Onca koşturma,onca uğraş...

Ne kalıyor elimizde?

~

San Francisco'ya gidecek olanlar saçlarına çiçekler takmayı unutmasınlar. Oldukları yerde duranlar, gidin bi elinizi yüzünüzü yıkayın bari kendinize gelirsiniz:)

Günaydın. Huzurlu ve mutlu bir haftaya açılsın sabahınız...

  • Pazartesi, Eylül 22, 2008
  • 0 Yorum

eeeeeeee

Günler su gibi akıp gidiyor. Hele birinci sınıfa başlayan bir çocuğunuz varsa. Sabahları öğlene kadar, akşamları yemekten sonra onunla ödev yaparken daha da hızlı akıp gidiyor. Eeeeeeeeeeee yazarken bir de bakıyorsun saatler geçmiş :)

İşte o yüzden Öziiciğim burayı biraz ihmal etmişim. Ama tüm suç da bende sayılmaz. Geliyorum bakıyorum ne gelen var ne yorum yazan. Bir süre daha idare eder bu yazı moduna giriyorum hemen :)

Bak şimdi bir yoklama yapacağım durumun vehameti ortaya çıkacak.

Sağdan say bakiim :D

Eeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee....

Yeni fotoğraflar çekme vakti gelmiş artık. Buraya koyacak fotoğraf bulamıyorum bir türlü.
  • Çarşamba, Eylül 17, 2008
  • 4 Yorum



Ama ben en son denize girdiğimden beri üç ay geçti. Üstelik sezonu kapatmak adına son denizime de giremedim :( Burnumda tütüyor . Ramazandan sonra soğuk moğuk demeden denize atıversem kendimi.

  • Perşembe, Eylül 11, 2008
  • 2 Yorum

Şimdi Okullu Olduk 2

- 140 beden tişört geldi mi?
-Şu anda yok yarın gelecek.

....

- 140 beden tişört?
-Yok geldi bitti.

....

-140 beden?
-Geliyor bitiyor. Çocuklarınıza söyleyin teneffüste uğrayıp baksınlar.

...

-Oğlum aldın mı kıyafetini?
-Gelmemiş anne.

...

-Hâlâ tişört yok mu?
-Geldi ama yakası defoluydu geri gönderdik.
-Aaaa, ama kaç gündür perişan ettiniz insanı.
-Ne yapsaydım, yok işte.

(Ben ne yapacağımı biliyorum ama neyse, ya sabır)

Sevgili okulumuzun son anda yazlık kıyafete karar verip, 2 liralık değeri olmayan uyduruk, bir yıkamada rengi solan tişörtü 10 liraya satmasına mı kızsam, o tişörtün renginin sarı olarak seçilip daha bir giymede kirleniyor olmasına mı kızsam, sanki okulun mevcudu belli değilmiş gibi kaç tane alacaklarını bilmediklerinden 10 gündür okulun içindeki bir küçük odanın başında gidip gelmemize mi kızsam.

AAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA.....

Yoksa, bu hafta nedense birincı sınıfların son ders yapmaması sebebiyle servis saati uymadığından her gün okul kapısında bekleşmemize mi kızsam, hayır aynı insanların geçen hafta bir saat için bile muhakkak geleceksiniz ben derslere başladım diyerek bizi bir saatlik ders için 4 saat yollara koşmasına mı kızsam.

Bugün saat onbirde olan toplantıya katılmak için saat onda evden çıkmam gerekmesi de cabası. Üstelik veli toplantılarından nefret ederim. Beş dakikada bitecek konular yılan gibi uzatılır da uzatılır saatlerce sürer. Velilerle birebir görüşme olsun öğrencilerin durumu için, geri kalanını da birileri yapsın işte, nasıl olsa toplantılarda karar birliğine varıldığını ben hiç görmedim.

İşte böyle. Bak yazarken yine sıkıntı bastı. Hadi ben gidip defter kaplayayım biraz...
  • Çarşamba, Eylül 10, 2008
  • 9 Yorum

Buena Vista Social Club


Hayatları müzikle geçmiş. Ülkelerinde ünlü olmuş, sonra unutulmuşlar. Derken birisi onları arayıp bulmuş. Hâlâ yaşadıklarını görünce şaşırmış. Bueno Vista Social Club olarak bir araya getirmiş.

Compay Segundo'nun 92 yaşında olduğuna inanamadım. İbrahim Ferrer de zamana meydan okuyordu. Ruben Gonzales'in parmakları piyanonun üzerinde uçuyordu. Unutulup bir köşede hayatlarını sürdürmeye çalışırken de bu kadar genç gözüküyorlar mıydı acaba diye düşündüm. Hiç sanmam. Ama insanın herşeyden umudunu keseceğini düşündüğü yıllarda yaşadıkları bana mutluluk ve yaşama sevinci verdi.

Not: Film 1999 yılında çekilmiş olduğundan haklarında bir araştırma yapmak istedim. Ne komik, türkçe sayfalarda bu saydığım insanlarla ilgili sadece ölüm haberleri bulabilmek.


Geçen gün Click'i seyrettim. Iyk. Midemi bulandıran her tür klişe espri vardı içinde. Hayatın anlamı falan ana tema iyi hoş da filmi bitirebilmek için o kadar kendimi zorladım ki bu kadar olur.
Ama ileri sarmadım :D Sonuna kadar dayandım :)