Pamuk İpliği

Pazar sabahı Bilgiç'le  birlikte havaalanında Metos'u beklerken yanımdaki korkuluğa asılı bir çantayla aklıma bir sürü kötü şey gelmişti. İlk olarak annem burada olduğumu biliyor neyse ki dedim (Sürpriz yapacağız ya kimsenin haberi yok),  bu çanta burada patlasa ne kadar yere kaçılır ki dedim, o kadar güvenlikten geçtik saçmalama Handan dedim. O arada bir çocuk gelip çantaya bir şeyler koyup alınca rahatladım ama içimde yine de bir sıkıntı vardı, sırf şunları düşünmek bile ne kötü diye geçirdim aklımdan.

Bu akşam sofradayken Can aradı, ben indim yoldayım diye. İftar zamanı yollar da açıkmış sofraya yetişti ucundan. O yemek yerken arayan bir akrabasıyla haberi aldık. Bir saat geç inse uçağı şu anda ne durumda olurduk düşünmek bile istemiyorum. Bir taraftan da içimdeki rahatlama duygusu kendimi suçlu hissetmeme neden oluyor.

Hayatta insanın başına herşey gelebilir.  Allah'a emanetiz sonuçta ama böylesi zalimliklere isyan etmemek elde değil.

Allah, eylemleri yapanları, onları kukla gibi oynatanları, bunlardan faydalananları, masum insanların kanı üzerinden politika yapanları  kahretsin.

Nasıl bir ülkede nasıl bir dünyada yaşıyoruz?  Nedir bu insanların alıp veremedikleri. Anlayamıyorum, hiç anlayamıyorum.

Kendime Not

Bir daha on aydır evde olmayan oğluşunun gelmesinin ertesi gününe yemeğe misafir çağırma bence. Salondaki dağınıklığı kaldırman ve altı makina çamaşır yıkaman ancak bitti. ( Şansına da güya hava sıcak ama nemden hiçbir şey  kurumadı, her yer kuramayan çamaşır dolu)

Bak Cancağızım

Eğer vade farksız bilmem kaç taksit diye gözünü boyarken peşin ödemede indirim yapıyoruz diyorlarsa o taksit vade farksız değil demektir, kanma anacım :)

Utandım Vallahi

Haftanın bloğu seçilip de görmeyen kör blogger  ödülü almaya hak kazandım sanırım. Oruç başıma vurdu diyeceğim ama ben benim tok hallerimi de bilirim, onun için demiyorum.

Sevgili Zülâl , çok teşekkür ederim.



Bu çiçek de benden sana olsun. Tıkla bakalım ne çıkacak içinden :)

Yaz Tatili Planlarım :)

Düşünmesi bile güzel :)

Ramazan ruhumun da vücudumun da dinlendiği bir ay. İnanılmaz bir koşturmanın ardından ilaç gibi geldi. Keyifli sofralarda cümbür cemaat yemek keyfi de balkonda kurulan masada sakin ve huzurlu yemek keyfi de yaptık bol bol.

Şimdi yavaş yavaş bayramdan sonrasının hayallerine dalmaya başladım :)

🐞 Temmuz sonunda Allah izin verirse izne gideceğiz, yeni yerler harika fotoğraflar planlıyorum, dur bakalım :)

🍒 İstanbul'da yeni restoranlar keşfetmek istiyorum.  Kalabalık saatler hariç dışarıda sakin ortamlar hoşuma gidiyor. Ev yemekleri pek tercih etmiyorsam da ( Onu ben zaten yapıyorum, di mi ama :) özgün şeyleri seviyorum. Günlük koşuşturmalarda bildiğim mekânlara yöneldiğimden değişik yerler bulmayı özel iş edineceğim :)

🏰 Bir müzeye gidip uzun uzun vakit geçirme hayalim de var. Bunu belki de okullar açıldıktan sonra tek başıma yaparım.

🚂 Doğu Ekspresi ile Kars'a gitmek istiyorum. Can da bir kaç gün ayarlayabilirse, yataklı vagonda 24 saat, bol bol dışarıyı izleyerek harika olur :) Gitmişken Ani Harabelerini de gezeriz artık.

🏡 Annem aklıma "Sakin Şehirleri" soktuğundan beri hafiften araştırmaktayım. Taraklı'ya bir ara kaçılabilir mi acaba, hımmm. Yoksa Vize'ye mi. Hepsini görmek istiyorum hepsini :)

🐬Tembellik etmeden havuza da gitsek sık sık.

🎶 İki tane konserimiz var bu arada. İkinciye daha bilet almadım bak, onu da yapmalı.

💞 Sonra Bilgiç İzmir'e kampa giderse bizim Metos'la başımız kel mi, onunla memleketini dolaşırız belki :)

🏛 Ortaokul arkadaşlarımla okullar tatilken rahat rahat buluşup İstanbul'da bir etkinliğe katılmayı düşünüyorduk. Planlamalı.

Vallahi düşünürken mutlu oldum. Bir de gerçekleştirebilsem ne olurum kim bilir:)

Listeye yeni maddeler bulursam Can kendisini balkondan atar sanırsam. Şimdilik daha fazla göz korkutmadan sessizce durayım :)

Futbol, Ramazan ve Nostalji

Ne tuhaf, hayatımın büyük çoğunluğunda diğer mevsimlere denk düşmesine rağmen benim için uzun yaz günleri, balkonda kurulan sofralar ve futbol maçları ile birleşince ramazan tam olması gerektiği gibi :)

İlk orucumu tuttuğumda sekiz yaşımdaydım. Yine böyle en uzuun günlere geliyordu.  Öğleyin bozmayıp akşama kadar dayanacağımı söylemiştim. Saat dört gibi dilim damağım yapışmış ve pes etmiştim ama artık yapacak bir şey yoktu. Babamın elimden tutup bakkala götürdüğü, gazozdan dondurmaya ne istediysem aldığı o akşamı, balkonda ezanı beklediğim uzun dakikaları ve içtiğim suyu unutmam hiç :)

Ramazan yaza geldiyse bir futbol şampiyonasına denk düşecek demektir. Annem de babam da şampiyonaları kaçırmazlardı. Hepimiz farklı bir ülke tutardık ki birbirimizi kızdırabilelim. Tabi o zamanlar Türkiye'yi oralarda hayal bile edemezdik. Babacığım 2002 deki dünya kupasını izleseydi ne mutlu olurdu kim bilir.

Maçlar tam da iftar saatine yaklaşırken başlar, son saatlerin zorluğu maç keyfiyle azaltılırdı.  Tıpkı şu anda olduğu gibi.

Maçı açıp da karşısına geçtiğimde balkondaki açılır kapanır tahta masa, annemin harika sofrası, bizi sahura kaldırmaları için büyüklerin peşinde dolaşmamız, babamın kabak çekirdeği, ilk gençlik yıllarımın hayaller ve yazılarla geçen yaz tatilleri yanıbaşıma geliyor sanki. İçim sımsıcak oluyor.

Televizyondaki muhtelif ramazan programları beni sürekli kızdırırken futbol maçlarıyla huzuru ve ramazan ruhunu bulmam ne tuhaf :)





Bu arada, he canım ben genelde İtalya ve Arjantin'i tutardım, neden acaba :)


Bahar Okuma Şenliği - Bakalım Neler Okumuşum :)

İlk defa katıldığım Puniccia'nın Kitapları'ndaki Bahar Okuma Şenliği bugün bitiyor.

Konularla ilgili kitap bulmanın yanısıra ben sevmediğim kitapları bitirmediğimden onların yerine yeniden bulma kısmı da oyaladı beni :) Bir kaç defa yerlerini değiştirdim. O maddeden diğer maddeye aktardım :)

Sonuçta 30 kitap bitirmişim ki benim için büyük başarı. Hepsi macera kitabı olsaydı bu sayıyı ikiye katlardım bak :)

Şenlik sayesinde güzel kitaplar edindiğimi de belirtmeden geçemeyeceğim. Zweig kitaplarıyla da bu sırada tanıştım. İlk okuyup da çok sevdiğim bir çok yazar oldu. Kimisini zaten okuyacaktım kimisi de karegorilere kitap ararken karşıma çıktı.

Bakalım neler okumuşum.

Kategoriler: 

1. Kategori (10 puan): Olayların bahar mevsiminde geçtiği veya baharı, çiçekleri, börtü böceği çağrıştıran bir kitap.
Bir Mayıs Günü /William Faulkner/59 sf
2. Kategori (10 puan): Bir çizgi roman veya manga veya foto roman.
Tex  338 sf
3. Kategori (10 puan): Yaşanmış bir savaşı anlatan bir tarih kitabı veya olayların yaşanmış bir savaş döneminde geçtiği kurgusal bir roman.
Baraka/Burhan Günel 327 sf
4. Kategori (10 puan): Anti-kahraman bir karaktere sahip bir kitap. 
Kara Kule -Silahşör/ Stephan King 270 sf
5. Kategori (10 puan): Evde okunmayı bekleyen veya elinizde olmasa da okumak isteyeceğin 10 kitaptan kurayla belirleyeceğin bir kitap.
Kün/Sezgin Kaymaz 478 sf
6. Kategori (10 puan): Yasaklanmış bir kitap.

7. Kategori (10 puan): "Kadın" temalı bir kitap.
Lüsyen/Can Dündar 534 sf
8. Kategori (10 puan): İşlenen suçun cinayet olmadığı polisiye/gerilim türünde bir kitap.

9. Kategori (10 puan): Gilmore Girls listesinden bir kitap. (Listeye buradan erişebilirsiniz)
Kendine Ait Bir Oda/Virginia Woolf 127 sf
10. Kategori (10 puan): Normalde okumayacağınız veya uzak duracağınız türde bir kitap.
Saraysız Başkan José Mujika / A.Danza-E.Tulbovitz 261 sf
11. Kategori (10 puan): Mektup veya anı veya biyografi veya otobiyografi türünde bir kitap.
Stefan Zweig 'in Son Günleri/ Laurent Seksik 164 sf

12. Kategori (10 puan): Kitap Ağacı'nın aylık kitaplarından veya herhangi bir Kitap Ağacı Kulübü tarafından Bahar Okuma Şenliği sırasında okunacak bir kitap.

13. Kategori (10 puan): Basılı tek bir kitabı olan bir yazardan bir kitap.

14. Kategori (10 puan): Hayvanların ana karakterlerden biri olduğu bir kitap.
Otostopçunun Galaksi Rehberi /Douglas Adams 700 sf (Beş kitap)
15. Kategori (10 puan): Genç yetişkin türünde bir kitap.
Socorro Köleleri/John Flanagan 501 sf
16. Kategori (10 puan): Olayların Güney Yarımkürede geçtiği bir kitap.
Paula /İsabel Allende 464 sf
17. Kategori (10 puan): Kendi ülkesinde yaşamayan / yaşamamış bir yazardan bir kitap.

18. Kategori (Her kitap 10 puan, 3 kitabı da okuyana ekstradan 20 puan, toplam 50 puan)Olayların geçtiği yerin kitabın isminde yer aldığı üç kitap.
Paris'te Satori/Jack Kerouack 112 sf
İstanbul İstanbul/Burhan Sönmez 228 sf
Venedik'te Aşk Varanasi'de Ölüm/Geoff Dyer 301 sf
19. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 30 puan, toplam 60 puan): Kapağındaki baskın rengin kırmızı ve mavi ve yeşil olduğu birer kitap. (Her renkten bir kitap okumanız gerekiyor).
Son İstanbul/Murathan Mungan 191 sf
İki Dirhem Bir Çekirdek /İskender Pala 212 sf
İflah Olmaz Bir İyimserin Maceraları /Michael J Fox 293 sf
20. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 20 puan, toplamda 60 puan): Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.
Kumru ile Kumru/Tahsin Yücel 308sf
Kayıp Hizmetçi Vakası/Tarquin Hall 340 sf
Erguvan Kapısı/Oya Baydar 557 sf
Lola ve Komşu Çocuk /Stephanie Perkins 320 sf
21. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 80 puan): Ölmeden Önce Okunacak 1001 Kitap Listesinden dört kitap. 
Otostopçunun Galaksi Rehberi /Douglas Adams 700 sf (Beş kitap)
( Dört kitap ve 547 sf bu kategoride bir kitap 14. kategoride)
22. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 80 puan): Kendinizin belirleyeceği bir temaya uyan dört kitap.
Stefan Zweig kitapları.

Satranç /71 sf
Bir Kadının 24 Saati / 72 sf
Montaigne / 115 sf
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu / 62 sf

Toplamda 30 kitap okumuşum 300 puan, son maddeleri tamamladığım için aldığım ekstralarla birlikte 450 puan. Okuduğum toplam sayfa sayısı 6815, buradan da 68 puan.

Hımmm. 518 puanla bitirmişim.

Genelde puanlar nasıl bilmiyorum ama ben kendime aferim verdim :)

Nostaljik Pazartesi


Bu hafta Can'la sözlendiğimiz hafta olduğundan romantik bir yazı paylaşıyorum.

2005 'te buraya yazmışım ama aslı 1992 yılından kalma. Bayağı nostaljik yani, işte tam şurada :)

Baba


Şu dünyada size sarılıp öpen, gözlerinde sevgi parlayan, elleriyle ölmez yılan oynatan,  muhallebi kazanının dibini paylaşan, kırılan şişeleri tamir edip yaş gününüzde bir dal hanımeli getiren babanız varsa eğer, o aranızdan ayrılalı on yedi sene olsa bile sıcaklığı yüreğinizden sesi kulağınızdan bakışları gözlerinizden ayrılmaz...

Şu dünyada babalar kızlarını çok severse o kızları kimse yere yıkamaz, hiç bir şeye muhtaç olmaz, başı dik yürür.

Şu dünyada böylesi kendime güvenli, böylesi huzurlu böylesi kadın olduğum için mutlu bir insansam canım babacığımın bunda katkısı çook büyüktür.

Babacığım..

Teti ba.

Teşekkür ederim bana yaptığın harika babalık için, bütün o sarılışlar, gülümseyişler, şiirler, besteler için, büyüdüğüm huzurlu ve güvenli yuva için, benim babam beni çok seviyor duygusunu bir an bile kaybetmediğim için..

Babalar günün kutlu olsun...


Oradan Buradan

Gündüz kafam işlemiyor gece uyuklama modundayım diye aklımdaki konularımı yazamıyorum bari ortaya karışık atayım :)

Üç kitap bitti, Paula çok güzeldi. Silahşör iç karartıcı olmakla birlikte elimdeki ikinci kitabını da okuyayım dedim. Lola ve Komşu Çocuk,  beyaz dizi havasında ilk gençlik kitabıymış, nereden görüp de alayım demiştim bilmiyorum ama dün gece çıtır çerez okudum :) Üç gün kaldı şenliğin bitmesine bir kitap daha buldum ama bitirebilir miyim bilmiyorum, konusu itibariyle ağır ilerleyebilir.

Aslında futbol ve ramazan gecesi yazısı yazacağım ama bir türlü moda giremedim.

Geçen gece gaz sancısından ölecektim neredeyse. Ellerim dirseklerime kadar karıncalanıp uyuştuğunda tamam dedim şuracıkta yığılacağım, hayatım ##k yoluna tuvalette abuk bir biçimde sonlanacak.

Salata gibi sağlıklı yiyeceklerin bana yaramayıp iftarda uzak durmam gerektiğine kesin eminim artık.

Bu arada dizim ağrımaya başladı, kilo ver sinyalleri geliyor. Aynada kırk yaşını geçmiş gözükmeye başladım. Ramazandan sonra acil bir rejime girmem gerek.

Minik etamin almıştım kendime kitap işi bitsin bir gece onları işleyeceğm.

Yapbozumu da yayacağım masaya.

Ağabey oğluşumun gelmesine az kaldı :) Küçük oğluşumun karmaşık lise tercihlerinin yapılmasına da. Bu sabah okullarında süreci öğrendim. Devlet okullarının en son hallerinden sonra ne yapacağımı bilmiyorum.  Bu arada liseliler sizlerle gurur duyuyorum.




Şimdi gidip süt soğumuş mu bakayım, güllaç yapacağım. Akşam okul arkadaşlarımla iftardayız :)

  • Cumartesi, Haziran 18, 2016
  • 8 Yorum

Sizin Hiç Kızınız

Erkek olmak istedi mi demiş kendini pencereden atmaya çalışan kadın.

Eeee demişim ben de kendi kendime. Bu muydu derdin senin bacım. Dünya üzerinde başka bir şey kalmadı mı aklına takacağın. Kızın hırlı mı hırsız mı, cani mi, psikopat mı, çevresine zarar mı veriyor, yalancı mı? Nedir?

Kızım erkek olmak isterse, oğlum kız olmak isterse veya gay olsunlar falan, ne fark eder?

Anlayamıyorum ki ben bunu.

Vallahi benimkisi istese elimden geleni yapardım. Yok onu evden kovup yok kendimi pencereden atmaya çalışacağıma çocuğuma yardım ederdim.  İyi ruhlu ,güzel ahlâklı,özü sözü bir, çalışkan, çevresine dünyaya saygılı, anın tadını çıkartan, etrafına faydası dokunan bir insan olduktan sonra cinsiyetiymiş, cinsi tercihiymiş bunlar ne kadar ayrıntı şeyler..

Son Üç Kitap


Ayın yirmi birine kadar bu üçünü de bitirebilirsem bahar okuma şenliği için hazırladığım listemi tamamlamış oluyorum.

Aslında Paula ile tamamlayacaktım da son anda elimdeki iki kitabı daha listeye uydurabildiğimi fark ettim :)

Ondan sonra biraz yapbozlarımla ilgileneceğim :)

Alış Veriş Listesi :)

Doktor Who'nun tornavidasını, Hermione'ın çantasını istiyorum. (Her kadına lâzım bence :)




Zaman zaman Thor'un baltası da işe yarayabilir :)


Batmobil de benim olsun.


R2D2'nun ne dediğini anlayabilmek için 3PO da lâzım.


Bunların yanında süper güç olarak kendime ne alırdım, bilin bakalım :) ( Görünmezlik, uçmak falan gibi bir güç)

Not: Fantastik filmlerden beğendiğim ve gerçek hayatta benim olsaydı dediğim şeyleri sıralamıştım. Şimdi fotoğraflarıyla yeniden sıralıyorum belki o zaman daha iyi anlaşılır.

Kimmiş Bu Handan :) ( Dikkat Çok Uzun Oldu Sıkabilir)

Sevgili Simurg mim başlatmıştı, buna göre, kendimizi belli sorulara bağlı kalmadan tanıtıyoruz. O zamandan beri fırsat bulamadım, şimdi yazıyorum. Fazla uzatmam umarım :)


1970 yılının sonbaharında bu evde doğmuşum. En üst katta sağdaki görünen pencerenin olduğu oda :)


Eline ekmek ver yesin demişler görenler :)


Babam hep kızı olsun istiyormuş, ismim de hazır beni beklemekteymiş, işte dünya üzerindeki maceram böyle başlamış :)

Hayattaki ilk büyük şansım annem babamdır. Babacığım erken ayrıldı aramızdan ama biz o senelere o kadar çok sevgi sığdırdık ki hâlâ yanımda olduğunu hissederim. Bestekâr bir babanız olunca zaten her şarkıda birlikte olabiliyorsunuz. Annem de harika bir anne olmasının yanısıra şairdir.  Sanatla içiçeydim hep bu sayede.

Altı yaşında abla oldum. Çok istediğim kardeşim aramıza katıldığında şarkılar söyleyip dolaştığımı hatırlıyorum :) Küçük anneliğim o zaman başladı.



Sevilerek büyüdüm. İlk orta lise hep başarılı bir öğrenciydim. Liseyi birincilikle bitirip üniversiteye başladığımda burada keyfime bakacağım dereceye gerek yok dedim.

17 yaşımdaydım, İTÜ İşletme Mühendisliği'ni kazanmıştım, Maçka'da harika bir yerde olan kampüsümüz küçük ve çok güzeldi. Hocalarımız da öyle. Ve arkadaşlarım. Bak bu konuda da hep çok şanslı oldum. Hafta sonu iftarda buluşacağız mesela üniversite arkadaşlarımla, birbirimizden hiç kopmadık, hepsini bambaşka severim.

21 yaşında mühendis olarak mezun oldum. Yaz tatilinden sonra pasosuz yaşamak çok zor geldi yüksek lisans sınavına girdim :) O Eylül Can'la tanıştık. Ama evlenmeye karar vermemiz için altı yıl gerekti :D

1994 te yüksek lisansı da bitirip İşletme Yük.Müh.  oldum. Öyle bir şey işte. Bak diplomam bile yok sorsalar hahaha. Ama kapı gibi belgelerim var anacım fareler yememiş benimkini :D

Aslında okulda kalmak da cazip bir seçenekti. Not ortalamam yüksek olduğundan sınavsız doktoraya girebiliyordum. O zamanlar her yer dutluk tabe, ales males yok. Ama ben ne yaptım, okumaktan sıkıldım diyerek işe girdim. Hadi okumaktan sıkıldın işe girdin anladık da be akılsız yavrum üç sene daha deli gibi ders çalışman gereken bir işe girmeseydin bari,  ah ah :D

Müfettişlik giriş sınavlarına kendi okulumda girdiğimden pek rahattım. Çıkışta bir arkadaşım psikolojik test için bir müfettiş nasıl cevaplayacaksa öyle cevapladım dedi. Hahaha, ben bir Handan nasıl cevaplayacaksa öyle cevaplamıştım. Ki sınavı ben kazandım :P

İşin garibi burada da harika arkadaşlarım oldu. 13 kişi, devre arkadaşı olarak çılgın ve komiktik. Müfettiş diye bizi nasıl aldılar hâlâ inanamam :)

7997 de evlendim. Evet rakam takıntım vardır :) Evlendiğimizde Can İzmir'de evimizde ben de İstanbul'daydım bir sene. Arada İzmir şubelerini teftişe gidiyordum da buluşuyorduk :) Sonra hamileliğimle birlikte  nihayet İzmir'e tayinimi çıkarttık.

Metehan doğduktan sonra bir sene daha çalıştım. Şube ortamını hiç sevmiyordum, evim uzaktı, oğluşum bensiz büyüyordu,yorgundum. Bir gün öğle yemeğinde  tabağıma düşen damlaların gözyaşım olduğunu fark ettiğimde ( Sıradan bir gündü,  kötü bir şey yaşamamıştım, tabağıma düşene kadar ağladığımın farkında değildim bile) işten ayrılmaya karar verdim.

Çok sıkılırsın dediler. Hâlâ sıkılmayı bekliyorum.

Egom bitaz sarsıldı tabi, bütün kimliklerim ev hanımına dönüştü. Gerçi ben inatla ev hanımlığı değil anneliği benimsedim.

Anne olmak çok hoşuma gitti. Bilgiç de böylece doğdu. O beni ters köşeye yatırmasaydı bir tane daha istiyordum ama hahahah, ancak yetebildim ikisine.

Arada kendimi vasıfsız hissettikçe kendime sınav icad ettim. Üniversite sınavına girdim bir kere,  yine kazandım :D Yalova'da Alese gireyim dedim,  aldığım notla mutlu oldum :)

On sene İzmir'den sonra üç sene Yalova'da yaşadık. 2010 da İstanbul'a döndük :) İlginç olaylar serisi eşliğinde büyüdüğüm mahalleye yerleştik. Hâlâ İstanbul'un bu ender yeşil mahallelerinden birinde oturuyoruz.

Gelelim kişisel özelliklerime :)

Aslında hepsini biliyorsunuz ya, yeni gelenlere kısa özet geçeyim.

Tam bir terazi burcuyum. Hayatta dengeler benim için çok önemlidir. Ama evcimen bir seyahat sever, ud çalan bir metalci, her şeye hemen ağlayabilen kahkahacı, sabahın ilk saatlerini seven gececiyim.

Hayatı ve insanları seviyorum. Bütün insanları mı Handan? Evet, bütün insanları, insan olmak özelliğini taşıyanları, diğerlerine insan diyemeyeceğim.

Kitap okumayı, film izlemeyi, müzik dinlemeyi, fotoğraf çekmeyi ve parti düzenlemeyi severim. Bir de spor karşılaşmaları izlemeyi. Hiç sportif bir tip olmadım ama tenis ve buz pateni başta olmak üzere futbol,basketbol,voleybol, kayak,atletizm,yüzme,  ne bulursam izlerim.

Hayatta en çok parayı kitaba, konsere (Türkiye'ye gelen hemen hemen bütün rock ve metal gruplarına gitmişimdir Guns N Roses 'dan başlayarak stadlarda saha içinde konser dinlemek en büyük zevkim.) , gezmeye (Yeni yerler görmek, oraları içime sindirmek,  aylar öncesinden gezme planları yapmak harika. Kalacak yer olarak temiz bir odadan fazlasını istemem. Bir gün karavanımız olsun hayali kurmaktayım.) ve filme harcıyorum.

Ayakkabı, çanta falan işim olmaz. Gerektiği kadardan fazlası yoktur. Çanta bir tanedir, hep onu takarım. Kıyafet de eskidikçe yenilenir. Modaya da bakmam,bedenime göre giyinirim. Spor ve rahattır giydiklerim. Makyaj pek yapmam, saçlarım bembeyaz olmasa kuaföre de gitmezdim eminim :)

Gevezeyim, ve daha beş sayfa devam edebilirim bunu yazmaya ama şimdiden çok oldu bile :)

Son olarak yeşile ve doğaya aşık olduğumu, hayatta herşeyin bizim iyiliğimiz için yaşandığına inandığımı, pozitif bakış açımı çoğunlukla koruyup hayatımdaki olumsuzlukların güzel olan şeylerin keyfini çıkartmamı engellememesi için elimden geleni yaptığımı söyleyeyim.

Ha bir de yazmayı severim anacım. Tam on bir yıldır bu adresteyim. Üç bloğum daha var. Nasıl yapıyorsun diyenlere feysbuğu, instagramı,tivitırı bir arada sen nasıl götürüyorsan öyle diyorum.  Blog dışında hiçbir yerde yokum.

İşte benim hikâyem :)


Ben İzledim Sen de Kaçırma Listesi

Daha önce çok film listesi yapmışımdır. Kırk birlik listem de işte şurada. İçinde harika filmler var, bir bakmanızı öneririm :)

Geçen gün Bitli Turist ile yorumlaşırken yeni bir liste yapmak istedi canım. Bakayım o zamandan beri yeni neler seyretmişim diye bulmaya çalıştım :)

Filmlerin hepsi de mükemmel değil, sadece seyretmekten keyif aldıklarımı da ekledim arasına. 


Jim Jarmusch'u severim . Dünyada Bir Gece, adı üzerinde dünyada bir gece, beş büyük şehirde beş taksi macerası anlatıyor. Birbirinden güzel bu beş macerayı kaçırmayın derim ben.


Yine aynı yönetmenin Sadece Aşıklar Hayatta Kalır filmi diğeri kadar güzel olmasa da son zamanların cıvığı çıkmış vampir filmlerinden sonra gün ışığında sokağa çıkamayan eski usül vampirleri görmek hoşuma gitti.


Dünyalı, 2007 yapımı bir filmmiş ama Kürşad'ın tavsiyesiyle ben geçen yıl izledim. Tek bir odanın içinde geçen fantastik bir filmdi. En kısa sürede tekrar izlemeyi düşünüyorum.


İyi Bir Yalan, hüzünlü bir öyküyü vıcık vıcık yapmadan anlatabilmiş, yer yer kahkaha atıp yer yer içinizin acıdığı çok güzel bir film.


Onur, eşcinseller madencilere yardım etmek isterse neler oluyor bize onu gösteriyor. Gerçek bir öykü üstelik. İçinde cinsellik olmadığını da söylemeliyim. Kahkahalarla izlerken insan etkilenmeden ve hayran olmadan da geçemiyor.


Çıtır çerez bir film olabilir ama ailelerin izlemesi gerektiğini düşünüyorum. Eee, arada bazı diyaloglar +18, çocuklarla birlikte izleyin demiyorum :) Sağır bir ailenin şarkı söylemeyi seven kızının maceralarını gülerek izlerken düşüneceğiniz çok şey de olacak :) Sondaki şarkısı harika..


Çöplük, nefes kesen bir macera filmi. Geçen gün oğluşla kitabını da okuduk. Brezilya'nın arka sokaklarını gördüğümüz bu filmde, çöplükte çalışırken para dolu cüzdan bulan üç çocuğun başına gelenleri izliyoruz. Cidden gerilmişim film boyunca. Çok güzeldi.


Yalnız bir kadın tek başına hastaneye doğuma giderken taksi şöföründen kendisiyle hastaneye gelip gelemeyeceğini soruyor. Ve sizi yüreğinizden yakalayan Bugün filmi böylece başlıyor...


Aslında filmin de oyuncuların da bir özelliği yok ama seksenli yıllarda çocukluk yaşayanlar için nostaljik bir film. Sanırım sırf o yüzden çok sevdim bunu :)


Kar Pastası'nda yalnız ve sessiz bir adam yolculuk yaparken çılgın, delidolu bir kız ona katılıyor. Yolda yandan gelen bir araç onlara çarparak kızın ölümüne sebep oluyor. Adam arabasının yapılmasını beklerken kızın annesini ziyarete gidiyor. Annesi otistik bir kadın. Yine çok dokunaklı, harika bir öykü. Her rastladığımda izliyorum bu filmi :)


Çok eskilerden bir film. Büyükanne ve büyükbabasıyla tatil geçirmesi gereken çocuğun yaşadıkları. Sırf oyuncular ve göl manzarası için bile izlenebilir.


Paris'te Geceyarısı'nı da Kürşad önermişti. Yine çok ilginç bir fantastik film. Paris sokaklarında gezip ünlü yazarları görmek istiyorsanız kaçırmayın. Çok sevdim bunu da.


İsrail filmi Dağ. Rahatsız edici ve düşündürücü bir şey. Bir mezarlığın yanında eşi ve ailesiyle yaşayan kadının yalnızlığını izliyoruz. Sıradan anlara saklı bir sürü ayrıntı bizi etkiliyor.. Yalnız bu filmde cinsel şeyler çok var. Rahatsız olunabilir. Söylemedi demeyin. Yine de izlenesi bir film.


Vicdanın Sesi.Bir adam gazeteye bağışlayacağı bir paraya ihtiyacı olanların gelip bir adrese başvurabileceğinin ilanını verdikten sonra yaşananları izliyoruz. Paraya ihtiyacı olan iki kadının ve adamın hikayeleri birbirlerine geçmiş bir şekilde anlatılarak yavaş yavaş ortaya çıkarken biz de kendimizi düşüncelere dalmış buluyoruz. Yine çok güzel bir İran filmi.



Ezgiler Ezgisi, sadece görsel şölen için bile defalarca izlenebilecek bir film. Sakın uyduruk bir kopyadan izlemeye kalkmayın, görüntü kalitesi yüksek bir yerden izleyin. Doyamayacaksınız..


Bu da kadınların neler yapabileceğini gösteren inanılmaz bir film. Hristiyan ve Müslüman halkın yan yana yaşadığı bir köyde, köy kadınlarının erkeklerin birbirine girmesini önlemek için yaptıkları harika. İmam ve papaz keşke bütün hepsi böyle olsun diye imrenilesi. Sonu harika. muhakak izleyin dediklerimden.


Bir körler okuluna gelen baston kullanmadan hayatını idame eden bağımsız ruhlu öğretmenin ve öğrencilerinin hikâyesi. Film daha açılış sahnesiyle beni etkilemişti. Kararmış ekranda sadece sesleri dinleyerek geçiyordu ilk dakika. Çok sevdiklerimden.


Bu filmi izlememek için bayağı uğraştım. Beni pek cezbetmemişti konusu. Ama izlemeye başladığımda çok sevdim. Hatta rastladığım zamanlarda yine izlerken buluyorum kendimi.



Leonardo Di Caprio'nun rol yeteneğine hayran olduğum filmdir bu. Bir kasabada aşırı şişman annesi ve biri zihinsel özürlü üç kardeşinin geçimini sağlayan Gilbert'in yaşadıkları .


Biraz da macera yaşayalım. RED ve RED2 yi hâlâ izlememiş olan varsa Aaaaa diyorum :) Çok güzel, heyecanlı ve komik anacım, daha ne olsun :)


Ütü filmi mütü filmi, doksanların rock müziğini seven herkes izlemeli. Çıtır çerez bir aşk filmi. Tom Cruise'den bu kadar harika bir rock yıldızı nasıl olduğuna şaşıp kaldığımı eklemeliyim. Bence bunu da kaçırmayın :)


Her ne kadar üç filme ayrılmasını çok gereksizce uzatılmış bulsam da tabii ki listemde Hobbit olmasa olmazdı. Seviyorum Orta Dünya'yı :)

Filmlerin afişlerine tıklarsanız fragmanlarını izleyebilirsiniz. (Fragmanını bulamadıklarımın yazısı falan var :)

Tam iki saattir bu yazıyı hazırlıyoruz, gidip izleyin işte anacım, bir işe yarasın uğraşım :)