Güllü


Görmemiş elmalı tart yapmış, böyle olmuş :) Ha ha ha, üzerindekiler yamuk yumuk duruyor ama ortasına gül yapacak kadar da süslüpüslüyüm hani (He canım, onlar gül).

Hep annemin suçu. Yok aslında hep Kürşad'ın suçu. O elmalı pasta istemeseydi, annem bana söylemeseydi, benim canım çekmeseydi, annem için internette tarif bakarken "hımm ben de yapabilirim bunu herhalde" demeseydim, dün akşam bir sürü kalori almamış olacaktık.

Ama görüntüsü biraz yamuk yumuk olsa da tadı enfesti, yine yapar yine yerim, pişman değilim hakim bey :)

Mutlu Yıllar

Hediyeyi aldığım zaman vermek için gününü bekleyemem hiç, hemen vermek isterim sahibine. Şimdi de öyle oldu. Yılbaşı ve bayramda burada olmayacağımız için sizlere bu hediyeyi hazırlamıştım. Şu anda Metehan'ın midesi kötü, yani yola çıkmama ihtimalimiz yüksek ama hazırladım bir kere ya, yılbaşına kadar bekleyemeyeceğim.

Hem hediye, hem oyun olsun istedim. Aşağıdaki sevimli yüzlerden birisini seçin bakalım size ne çıkacak :)

Ama tabi bir şartla, oyuna katılmayana hediye yok !(Ha ha ha, nasıl takip edeceksem artık, olsun ben görüyorum hepinizi.)(Esneme, esneme...)

Yılın son gününde ne oyunu olur? Tabii ki dilek oyunu. Haydi herkes kendisinden sonra gelen için bir dilek dilesin.

İlk dilek benden.

Dilerim gülümseme eksik olmaz yüzünden.

İyi ki...

Hani dün yazdığımız ya da yazmayıp da aklımızdan geçirdiğimiz "keşke"ler vardı ya. İşte onların hepsini itinayla toplayıp çöpe atıyoruz bugün.

Atın atın atın... Tutmayın hiçbirisini..

Şöyle güzel bir "İyi ki" ile güne başlayalım şimdi.
Customize your blog


İyi ki varım di mi :)

MySpace
  • Çarşamba, Aralık 27, 2006
  • 5 Yorum

...

Geçen bahsettiğim "Evet Virginia, Noel Baba Var" adlı filmde, editörün Virginia'ya verdiği cevabı geçen sene bu vakitlerde bloğa yazmışım. İşte şurada, bir kere daha okumaya değer bence.

Biliyor musunuz?

Ses Bilgisi: Fonetik
Şekil Bilgisi: Morfoloji
Türeme Bilgisi: Etimoloji
Anlam Bilgisi: Semantik
Cümle Bilgisi: Sentaks

Bu iyiliğimi de unutmayın. Bir gün bir yarışma programına katıldığınızda da bu soruyu sorarlarsa Handan dediydi dersiniz :)

Hey

Dolap düzeltme işi devam ederken 20 Aralık 1986 tarihli Hey dergisine rastladım. (Benim değil Can'ın dergisi. Benimkiler itinayla kesilip odamın duvarlarına asılıyordu zira:)

20 yıl mı? İnsan inanamıyor.

Kapağında Paul Young var. Harikalar Diyarında olduğunu söylüyor. (Ben o şarkısını pek sevmem ama, bunu severim. )

TopGun İstanbul'da.


Pierre Cosso, Sophie Marceau.



Dokken grubunda hayat var.


Duran Duran 3 kişiye düştü.


Madonna.


Cyndi Lauper.



Ah, bir de derginin en arka sayfasında George Michael'ın kaşları :)

O dergilerin verdiği keyifi bir daha hiçbir dergide bulamadım herhalde. Onlar mı sihirliydi, onaltı yaş mı acaba :)
  • Pazartesi, Aralık 25, 2006
  • 6 Yorum

?

Kitaplığımı düzeltirken Turganyev'in Babalar ve Oğulları'ndan iki tane olduğunu fark ettim. (He canım, kitapları alıp biriktiririm ben, okumam) Birisini kütüphaneye vermeye karar verdim, ama hangisi? Yabancı yazarları okurken, tercüme edenin dili de çok önemli olduğundan, hangisi daha akıcıysa onu kendimde tutayım dedim. Birinde çeviren Nilgün Temren diğerinde Sibel Akyüz gözüküyor. Ama kitaplar kelimesi kelimesine aynı. Eeee, nasıl oluyor bu?
  • Pazartesi, Aralık 25, 2006
  • 4 Yorum

Mektup

Sarı ikiye katlanmış bir müsvedde kâğıdının bir yüzünde yazan:

Handancığım;
Sana bu mektubu karışık bir ortamdan yazıyorum.. Tencerede et pişmeye çalışıyor. 2- Barbunya fasulyesi pişecek.. Makinaya bulaşıklar yerleştirilecek.. (cek.. cak..) Vakit de çok çabuk geçiyor..

Hem gazete masuscuktan yazmış sinema haberlerini, yarın başlıyormuş. Başka zaman gideriz. N’olur. N’olur. N’olur.. (Bu aspiratörün sesi de)

Yemeğin hazır. Sana çay demlim mi?

Satırlarıma burada istemeyerek son verirken evvelâ mahsusen selâm eder, yanaklarından öperim.

Seni ebediyen seveceğim.

Annen.

25.03.1994


Arka tarafı:

Sevgili anneciğim…

Mektubunu aldım. Pek bi sevindim desem yalan olur. Galiba beni ekiyorsun. Bir genç kızın duygularıyla oynuyorsun.(Bu Nesli’nin de bir soru çözebildiği yok. Bir an evvel bitirse diye gözünün içine bakıyorum.. Yok..)

Valla çaya hayır demem canımcım. Belki kırılan umutlarımı sıcacık çayla tamir edebilirim. Bu arada barbunya mı demiştin?

Neyse canım anneciğim. Yine de seni seviyorum. (Çoooooooooooook) (Bi Dakka şu kız bana bişi soruyor) (Hah, tamam geldim.) Kendine iyi bak canım…Ben hep arkanda(Sağında, solunda, önünde)yım Bay bay.

Biricik kızın.

Güzel annem benim. Senin gibi bir annem olduğu için çok şanslıyım. Bir anda 13 sene öncesinden yanıbaşıma geldin. (Bu arada mektubun tarihine dikkat ettin mi? O mektuptan tam 5 sene sonra anne oldum ben de:) Seni seviyorum. Dur arayıp da söyleyeyim.

Not : Dün her bulduğumu giyip denemekten işim zor bitmişti bugün de her bulduğumu okumaktan bitmiyor:)

Temizlik

Dün çok acı bir gündü benim için. Gardrobumu düzenledim. Uzun süredir rafların arkasında saklamakta olduğum bütün kıyafetleri çıkarttım. Bayağı boşaldı dolap. Artık , boş hayalleri bırakıp bedenime uygun kıyafetler alırsam sanırım kendimle barışık yaşayabilirim. (Cancım, alışveriş zamanı:)

Bugün de gömme dolap temizliklerim devam edecek. Yeni yıla ferahlamış olarak girmeyi planlıyorum. Yalnız evde 7 gömme dolap olduğu göz önüne alınırsa işimin zor olduğu anlaşıyor. Ama hayatta zorlukların üzerine gitmek gerek değil mi? (Yok, bu felsefe değil, bilinen gerçeklerin belirtilmesi)Eh, o zaman gidiyorum ben.

Ben yokken siz de bunu dinleyin. Ama önce çayınızı alın, şöyle huzurlu bir ortam bulun, gözlerinizi kapatın. Çayı kapalı gözle içerken yakmayın sağınızı solunuzu ama. Gülümseyin.

Günaydın.

BUGÜN NE RENKSİN?
  • Perşembe, Aralık 21, 2006
  • 8 Yorum

Sabah

Kapalı bir hava var İzmir'de. Oğluşu yolcu ederken yağmur yağıyordu usul usul. Kendimi dışarı atıp yağmur altında yürümek istedim hemen. Onu yapamadım ama, birazdan açık bir pencerenin önünde kahvaltı keyfi yapacağım toprak kokusunu içime doldurarak.

Hımmm, sabah keyfi diye ben buna derim :)

Noel Baba Var mı?

Yılın bu zamanında canım hep yılbaşı filmleri istiyor. Nedense içimi sıcacık yapar bu tür filmler benim. Hiç sıkılmam.

Geçen sene yılbaşında çocuklar yattıktan sonra Can'la "It's A Wonderful Life"ı seyretmiştik, çok güzeldi.



Örneğin. Sen Uyurken de sıkılmadan defalarca izlediğim filmlerden.



"Yes Virginia, There Is a Santa Claus" diye bir film vardı, bilmiyorum izleyen oldu mu. Bulursanız kaçırmayın bence.



Eminim düşününce daha çok film çıkacaktır.

Yılbaşı zamanını seviyorum. Yılın herhangi bir günü olabilir belki ama büyüleyici yine de.

Ah, evet bence Noel Baba var.

Tı tı tı

Aman be, birşey bulamadım yazacak, şeyin trene baktığı gibi bakıyorum ekrana.

Şimdi git sonra gel.
  • Pazartesi, Aralık 18, 2006
  • 4 Yorum

Duyamadım Kaç Dedin :)


Doğumgünü çocuğu, seni seviyorum.
İyi ki doğdun, iyi ki benim arkadaşımsın.
Nice güzel senelere.
  • Cumartesi, Aralık 16, 2006
  • 1 Yorum

Sabah Sabah

Ocağın altını temizlemeye çalışıyordum. Yağ sökücüler, kireç çüzücüler, kaynar sular denedim olmadı. Sonunda kazımaya başladım. Tabi güzel olanlara kıyamadığımdan hiç kesmeyen bir sebze bıçağı kullandım bu iş için. Sonra düşündüm ki; hiçbirşeyi küçümsememek gerek, kör bir bıçak bile işe yarayabiliyor bu dünyada.

Not : He canım, temizlik yaparken bile felsefik düşünüyorum ben.
Not2: Ocağın altı nasıl o hale geldi diye sormak yasaktır. Dikkatimizi son cümlede toplayalım lütfen.
  • Cumartesi, Aralık 16, 2006
  • 3 Yorum

...

"Düşündüğünüzden çok daha büyüksünüz. Şu anda hayatınızda ne yaşıyor olursanız olun, hepsinin iyi olduğuna ve size en büyük yararı sağlayacak şekilde ortaya çıktığına inanın. Belki görünüşleri çok güzel olmayabilir ama büyümeniz, kaderiniz olan kişi haline gelmeniz için ne öğrenmeniz gerekiyorsa, yaşadıklarınız tamamen bunu yansıtır. Hayatınızda olan herşey, sizin insan olarak en ileri düzeyde evriminizi sağlayacak, sizi gerçek gücünüze kavuşturacak şekilde, mükemmel bir biçimde ayarlanmıştır. Hayatın getirdiği dersleri öğrenin ve sizi gitmeniz gereken yere götürmesine izin verin- yaşam en yüksek çıkarlarınızı kollar."
Robin Sharma

:)

Çok girift bir sistem ile belirlemiş olduğum şanslı kişinin ismi kahve fincanının altında efendim :)

Günaydın

Bugün yaşasın cuma ya, benim bir fal bakasım geldi bir fal bakasım geldi sormayın.

Eee, ne bekliyorsunuz, sağdan sayın :)

Not: Kayıtlar saat 2:00 de kapanıyor, sonra şanslı kişiyi seçmeye gelecek sıra.

Zorunlu



Erken kalkmalıyım. Kendime vakit ayırmalıyım. Saçlarımı boyatmalıyım. Hayattan keyif almalıyım. Üzülüp durmamalıyım. İnsanların beni etkilemesine izin vermemeliyim. Onun yerine kilo vermeliyim. Daha çok para kazanmalıyım. Çok su içmeliyim. Hayatın özüne inmeliyim. Varlığımın nedenini bulmalıyım. Plan yapmalıyım. Bu yaz tatilde çok gezmeliyim, çok fotoğraf çekmeliyim. Vizyona giren filmleri kaçırmamalıyım.

Amaaannn. Bırak dağınık kalsın.

Gülümse...

Gülümseyesin yoksa onu da yapma boşver :)
  • Perşembe, Aralık 14, 2006
  • 4 Yorum

Bu, Nedir Bu?


İnsanın bazı arkadaşları varken 100 kilo olmaması bile bir başarı aslında. Tı tı tı. Kimi yemek tarifi verir, kimi tiramisu yapar. Evet yedim. Ağlamak istiyorum. Neyse canım olsun, zaten metabolizmam yavaşlamıştı, şimdi kendine geldi biraz.

Akşama da kargodan "hop hop altıntop" çıkarsa hiç şaşırmayacağım. Belli mi olur azmedip yollar birileri.
  • Çarşamba, Aralık 13, 2006
  • 5 Yorum

Gelecek

-Bugün geleceğin için ne yaptın?

- Hı? Iııııı... Üüüüüü... Bugün geleceğim için ne yaptım ben? Yemek yaptım ama o öğlene ancak yeter. Çamaşır yıkadım ama o da bir iki gün idare eder. Hah, buldum... Bugün de sigaraya başlamadım , daha ne olsun :)

Detoks

Bu haftayı mümkün olduğunca haşlama olarak geçirmeyi düşünüyorum. Tatsız tuzsuz biri olursam benden değil yediklerimdendir haberiniz olsun.

Zaten bu hafta bu blogda tatlı tuzlu ne varsa bahsetmek yasaktır :) Şekerim , tatlım gibi hitaplardan bile uzak duralım lütfen.

Beriş, o tiramisuyu bu hafta yaparsanız çok feci olacak haberin olsun. Tı tı tı.

Not 1: Hayır efendim, kilo filan almıyorum, bu rejim değil ki sadece toksinlerden arınacağız, di mi, niye yanlış anlıyorsunuz bilmem.
Not2: Annecim yok aç kalmıyorum, sen merak etme, hiç senin kızında aç kalacak göz var mı?
Not3: Can, sevgilim, 4-5 zeytin demek 4 ya da 5 zeytin demektir, senin saydığın gibi olmuyor öyle, ona dokuz diyoruz.
Not4: Bu blogda artık pek günaydın demiyorum farkında mısınız? Neden? Cevaplayan sayısı o kadar azaldı ki.
Not5: Ben açken çok çekilmez olurum söylemiş miydim?
Not 6: Bitti, dağılabilirsiniz.
  • Pazartesi, Aralık 11, 2006
  • 3 Yorum

Hadi Beni Güldür Biraz

Aynaya sordular güzel miyim diye
Dedi bırak yüzünü bak şu gözlere
Eğer parıltı varsa, yüreğin çarpıyorsa
Bu dünyada senden güzel mi var
Bu dünyada herşey güzel bir bak

Keyfin kalmadıysa susar bu şarkılar
Giyinip boyansanda renkler solar
Sebebin kalmadıysa var olmak ızdırapsa
Yüzünde maskeyle geçer yıllar

Hadi beni güldür biraz
Hadi beni güldür biraz
Daha yolumuz var daha çocuğuz inan

Hadi beni güldür biraz
Hadi beni güldür biraz
Daha yolumuz var sonuna kadar dayan

Aynayı kırdılar güzel göstermiyor diye
Bölündü parçalar çoğaldılar
Parıltı kalmadıysa, yüreğin çarpmıyorsa
Dünyadan âlâ cehennem mi var
Dünyada hâlâ cehennem mi var

Hayat toz pembe olur sen istersen
Ne ekersen biçersin bu gizemli bağdan
Bir yanın karanlık bir yanın aydınlık
Işık bir yerdense şüphen mi var


Daha önce de yazmıştım bu sözleri ama yeniden yazmak istedim. Son zamanlarda Ogün Sanlısoy'un bu şarkısını seviyorum.

Hadi size bir de cuma sabahı hediyesi olsun, şuradan hemen dinleyebilirsiniz.

Güneşiniz olsun gönlünüzde.

Aranıyor :)

Bu sabah google arama motorundan neyi arayıp da bloğuma ulaştıklarına şöyle bir baktım.Genel olarak bloğumun tipini görebildim. Ha, ha ha çok eğlenceliymiş.

sabahları insanları uyandıran kuş sesleri
behçet necatigilin nilüfer
şiirinin açıklaması
kitap kurdu
ütü vikipedi
vikipedi ışıkyolu
neden yüksünmeden metin altiok
kafamın içini temizlemek
kelebekli animasyonlar
seni seviyorum diyemeyenler
omuzum agriyor
bepanten krem
kadife ipler
Kadıköy'ün Güzellikleri nelerdir?
kıyıyı gözdenkaybetmeye cesaret edemeyen insan yeni okyanuslar keşfedemez
sebzelerle fıkra
annee şiir

(İnsan istemeyegörsün bunlardan şiir bile yazar valla. İnanmayan şuraya baksın canım:)
  • Perşembe, Aralık 07, 2006
  • 1 Yorum

Adı Lâzım Değil

Yok yok yazmadan edemeyeceğim.

Cumartesi gecesi üç hatun sinema kaçamağı yaptık. Aslında gece yarısıydı demek daha doğru. Bir Türk filmi seçtik gitmek için. Ödül kazanmış da, oyuncular yöre halkıymış da, komikmiş de.

Allahım!!! Bir ara uyumaya çalıştım ama adamın konuşmasından uyumak ne mümkün. "Keşke örgümü yanımda getirseydim" dediğimde kızlar diyecek birşey bulamadılar artık :)

Zaten karnım açtı, pizza alalım demiştim, film başlayacak diye apar topar içeri girmiştik. Ve film tam yarım saat sonra başlamıştı. Nefret etmiştim. Gelecek filmlerin fragmanlarını seyretmeye bayılıyorum ama normal reklâmlara gıcık kapıyorum sinema salonunda. O kadar bekleyişin sonunda bu film gelmişti. Film gelmişti ama sonu gelmiyordu bir türlü.

Neyse efendim, filmden çıkarken bir cinnetin herşeyi halledeceğine hepimiz karar vermiştik kesin. Yakamızı bağrımızı yırtmadan filmi tamamladığımız için gururluyuz. Dışarı çıkınca aldığımız derin nefesler de işe yaradı.

Düşününce bile içim sıkılıyor.

Ben gidip biraz su, şeker ve gıda boyası karışımı yemeyi düşünüyorum şimdi.

Hâlâ izleyeceğim yine de ben diyorsanız, gidin canım, ben birşey demiyorum :)

:)

Kadınlar üç kat fazla konuşuyormuş.

Kadınların neden çok konuştuğunu bilmem(!) ama erkeklerin neden az konuştuğunu biliyorum. Karşılarında leb demeden leblebiyi anlayan zeki bir cins var.

Pakize Suda
  • Pazartesi, Aralık 04, 2006
  • 7 Yorum

Ne Güzel Şeydir

Soğuk havada içini ısıtan sıcacık çay içmek ve ondan yükselen buharın rüzgârla dansını seyretmek.
Paket naylonlarının kabarcıklarını patlatmak.
Çıtır çıtır simit.
Su birikintilerine basmak.
Kolanın köpüğünü içmeye çalışmak.
Kuru yaprakların üzerinde dolaşmak.
Ekmek arası kızartma yemek.
Uykudan yeni kalkmış çocuğa bakmak (Tabi dayanamayıp sarılıp öpmek, yumurmak:)
Tuttuğun takımın son anda gol (basket)atması.
Sinemada film beklerken gelecek filmlerin fragmanlarını seyretmek.
Radyoda çok sevdiğin bir şarkıya rastlamak.
Açık pencereden içeri gelen yağmur sesi ve toprak kokusu.
  • Pazartesi, Aralık 04, 2006
  • 2 Yorum

...

Kimse yaralayamaz beni, sevdiklerimden başka.
  • Pazartesi, Aralık 04, 2006
  • 0 Yorum

Sonbahar

Dalından kopmuş sarı bir yaprak gibiyim her rüzgârda biraz daha kaybolan...
  • Pazartesi, Aralık 04, 2006
  • 0 Yorum