Gemini Allah'a emanet et fırtanaların nasıl durduğuna şahit olacaksın diye yazmış birisi. Canım dedim sen olayı çok yanlış anlamışsın. Gemiler zaten Allah'a emanet , fırtınalar da onun eseri. Öyle onu ona ver bunu kap diye işlemiyor bu hesap. Sen hepsinin bir amaca hizmet ettiğini algılayabilirsen değişir ancak. Fırtınalar hiç bitmeyecek. Sadece senin algın açıldıkça gemin fırtınanın sonsuza kadar sürmeyeceğini bilerek üzerinden su gibi akıp geçecek.
13 Eylül 2024 Cuma
18 Mayıs 2024 Cumartesi
Biz Kadınlar Karışırız Bazen
Geçen yaz çok ağladım, çok dağıldım, çok karıştım. Öyle dağıldım öyle karıştım ki anlatamam..
Hiçbir nedeni yoktu üstelik. Nedeni olsa çözümü bulursun, benimkisi bir anda üzerime çöktü hiç yoktan. Nefes alamadım, her şey üzerime üzerime geldi. Olduğum kadından sıkıldım, nefret ettim ama onunla yaşamam gerekiyordu. Sonra kendimi saldım. Bana ne olduysa dışarıdan değil kendi vücudumdan olmuştu. Hormonlarım değişiyordu. Vücudum başka bir döneme hazırlanıyordu. Bu arada beyin kimyam karışmıştı. Her ne kadar kendimizi pek bir şey sansak da beynimizin iki maddesinin değişmesi bütün karakterimizi yerle bir edebiliyor.Durdum. Bıraktım. Ağladım ağladım ağladım. En çok da bu şarkıyla ağladım. Ne ağladım. It's all good now dediği yerde başka ağladım. Kulaklığımı taktım, Stray Kids 'i açtım, dinledim, yattım. En elzem şeyleri yapıp yatmaya devam ettim. Bu bir koza Handan dedim kendime. Bu bir koza ve sen harika bir yere çıkacaksın buradan.
Yarım yüzyılı geride bıraktığında sanki yaşanacak her şeyi yaşamışsın gibi bir his geliyor üzerine. Gelmesin. Öyle masalsı bir şey ki hayat, hâlâ bir sürü güzel heyecanlar seni sarıp sarmalayabilir.
I was afraid of letting go of you
But I had to let go of you
It's all good now
Sana da anlatmak istedim bunları. Belki ergensin ve kendine ne olduğunu anlayamıyorsun, bir kozadasın ve başkalaşıp çıkacaksın, belki menopoza girmek üzeresin ve kendine ne olduğunu anlayamıyorsun, bir kozadasın ve başkalaşıp çıkacaksın, belki hayatın seni sürüklediği yerde kayboldun, durup yüreğine bak , yolunu bulacaksın, belki gürültüler arasında kendi sesini kaybettin, durup yüreğine bak duyacaksın.. En kayıp olduğun zamanlarda en sevdiklerine tutun. Müzik, kitap, doğa, uyku, sevgilin, çocukların, resim, gezi , arkadaşların, neyse o. Belki de bilmiyorsundur hâlâ kendi sevdiğinin ne olduğunu, dene bir bir ve keşfet ruhuna giden yolu .
Ben buldum mu her şeyi ? Hayır tabii ki. Ama çok kaybolduğumda durup kendime, hayır kaybolmadın, olman gereken yerdesin, burası seni gideceğin yere götürecek diyorum. Hayat hâlâ önünde serili ve çok güzel.
Yine çok uzattım. Buraya kadar okumayı başardıysan bana bir çiçek ver, sana kocaman sarılacağım 🌷
Not: Bu sabah instagrama yazdığım yazı burada da dursun istedim. Şarkıyı merak edenler fotoğrafıma tıklayarak ulaşabilirler. Türkçe altyazı seçeneği de var videonun. Ben sözleri olanı paylaştım ama siz videoklibini de bulup izleyin, harika bir klip.
24 Haziran 2023 Cumartesi
Sabah
Ve öyle bir yaşa geliyorsun ki gençliğinde sıkıldığın o sessiz sakin hiçbir şey yapmadan geçen anlar nimet oluyor.
10 Ocak 2023 Salı
Hadi
Bugün ağzımızdan dökülecek eleştirileri yutup sadece güzel şeyler söyleme günü olsun mu ? Samimi olmadığımız insanlarla olan ilişkilerimizdeki nezaketi yakınlarımıza da gösterelim meselâ. Ağzımızdan dalga dalga boşalmasın aklımızdan geçenler. Süzelim onları. Güzellerini ayıklayıp özenle verelim en sevdiklerimize.
Bugün çocuklarımıza bin bir direktif sıralamayalım da meselâ günaydın yavrum diyerek kocaman öpücüklerle sarılalım. Onun güzelliği, ne çok sevdiğimiz dışından hiçbir şey düşünmeden yapalım bunu. Dersleriymiş, giyinmesiymiş ayrıntıları hiç ortaya koymadan birlikte sohbet ederek kahvaltı yapalım. En sevdiğimiz yemekten bahsedelim meselâ, kendi komik çocukluk anımızı anlatalım, gelecek tatil hayalleri kuralım.
Eşimizin dağınıklığını görmeyiverelim örneğin. Biz de atlayalım üstünden. Bir kahve yapıp huzurla içelim. O sırada yapılması gerekenleri , işleri falan atalım aklımızdan. Hayallerimizi anlatalım, en son okuduğumuz kitabı paylaşalım. Telefonu da uzağa koyalım bi zahmet :)
Annemizi - babamızı ilacını içtin mi , tansiyonunu ölçtün mü diye değil de canım annem-babam nasılsın bugün diyerek arayalım. Seni seviyorum diyelim. Çayı demle simitleri alıp geliyorum diyelim.
Velhasıl, bugün sırf sevgimizden yaptığımız bıttırı bıttırıları bırakalım. Bırakalım da sırf sevgimiz kalsın.
18 Eylül 2022 Pazar
Anne Olmak
Onlar kendi yollarına gidecekler. Ben hayatlarının içinde bir deniz feneri gibi ışıldayarak durup kendilerini kaybettiklerinde her patikanın yüreklerine çıktığını hatırlatacağım.
Onlar kendi yollarına gidecekler. Ben hayatlarının içinde bir köprü gibi durup üşüdüklerinde çocukluklarını bugünlerine taşıyarak içlerini ısıtan gülümseyişleri hatırlatacağım.
Onlar kendi yollarına gidecekler. Ben hayatlarının içinde sevgi yumağı gibi durup mutluluklarında üzüntülerinde kazandıklarında kaybettiklerinde koştuklarında düştüklerinde hep ama hep sarıp sarmalayacağım.
Onlar kendi yollarına gidecekler.
24 Ocak 2022 Pazartesi
Hayatın Küçük Keyifleri
Hayatın küçük keyifleri var. Öyle küçük ki her istediğin zaman yapabileceğin şeyler. Kalkıp yapayım demene bakan şeyler. Ama bazen büyük maceraları bekler, büyük mutluluklar hayal ederken burnumuzun dibinden geçip giden o çok değerli anlar değerlenemeden kaybolur.
Şu şekeri şu çöpe takıp ateşe tutmak öyle kolay ki. Kıkır kıkır gülüp çizgi filmlerdeki gibi eğlenmek de. Yeter ki o şekeri alıp o ateşi yak. Neleri yapamayacağına odaklanma, neleri yapabileceğine bak. O kadar.
Sucuk ekmekleri göstermiyorum, hehee:D Üç şekerle doyacak değildik herhalde.
Tatile gidemiyorsak tatili arka bahçeye getiririz dedik, fena mı ettik. Aferim bize.
24 Eylül 2021 Cuma
Kendi Hayatımızı Seyretmek
13 Ağustos 2021 Cuma
İsyandayım
Ağırlaştıkça ağırlaştı ruhumuz. Başına iş gelmeyenler kendimizi o kadar suçlu hissediyoruz ki gülümsemeye bile hakkımız yok gibi geliyor. Yaşam akıp gidiyor. Her sabah bugün nereden vuracaklar acaba diye düşünmekteyiz. Plân yapamaz olduk başımıza ne geleceğimi bilmediğimizden. Evimizde sıkıntıdan patlamaya bile şükretmekteyiz. Düşmemek için çabalamaktan bir adım ileri atmayı hayal bile edemiyoruz. Çaresizlik hissi sarıyor dört bir yanı. Biz gülümsemedikçe daha çok sarıyor. Biz suçlu hissettikçe daha çok sarıyor.
Bir tuhaf dönemlerden geçiyoruz. Ya da giriyoruz bir tuhaf zamanlara. Her şey geçsin de öyle rahatlayayım demekten vaz geçip her nefesin hakkını vermemiz gerekiyor sanki. Her şey geçmiyor hiç, hep yeni şeyleri beraberinde sürüklüyor. Yüzüm asılıkça daha da asılıyor. Sustukça daha da susuyorum. Ağladıkça enerjim akıp gidiyor.
Ben çok sıkıldım. Çok sıkıldım bütün bu herşeylerden.
Yapamayacaklarıma üzülmeyi bırakıp yapabileceklerime odaklanmayı seçiyorum. Vahlanmayı bırakıp silkinmeyi seçiyorum. Ağlamayı bırakıp avaz avaz şarkı söylemeyi seçiyorum.
Ve bütün siz kötü insanlar, kan emiciler, gözü para hırsından dönmüşler işte tam buradayım. Bir mavi denize bir temiz havaya bir rüzgâra bir yeşile karşı geçip musmutlu olabiliyorum. Ne kadar düşsem de kalkabiliyorum zira sırtımda binlerce insanın ahı yok. Hiç biriniz beni yıkamazsınız. Bir yudum suyu içip yine haykırmaya başlayacağım :
Acımadı kiiii acımadı kiiii.
Ve ben kazanacağım...
Towandaaaaa...
24 Şubat 2021 Çarşamba
Belki Fakında Bile Değiliz Ama
Bazı özel cümlelerimiz var özel insanlarla paylaştığımız. Başka kimse onların içinde saklı olanı bilemez.
Gerçek anlamı ne olursa olsun bizim için bir kahkaha, bir gözyaşı, bir sızı, bir gülümseyiş olan cümlelerimiz onlar. Paylaştığımız insan olmayınca öksüz kalıp boynu bükülür bir köşede.
Not: Ceren'in Bakış yazısının aklıma getirdikleri.
20 Şubat 2021 Cumartesi
1 Ocak 2021 Cuma
Bir
Basit, küçük keyifleri var hayatın. Ama kendiliğinden olmaz. Ateşi sen yakarsın. Yakmakla da bitmez beslemen gerekir özenle. Suyunu doldurursun çaydanlığın. Kestaneleri bir bir çizersin dikkatlice. Tek tek çevirirsin zamanı geldiğinde. Çayın demini ayarlarsın. Bardağa tam kıvamında doldurursun.
Basit, küçük keyifleri var hayatın, ama kendiliğinden olmaz. Herkes üzerine düşeni yerine getirir. Plânını programını ayarlar. Parçalar birleşir, büyük resim belirir. Kâh yorulursun, kâh tartışırsın, kâh sesin yükselir, kâh kahkahalar çınlar. Bilirsin yanındakinin kalbindeki güzelliği. O da seni bilir. Her şey geçer, sevgi ve mutluluk dolu hatıralar kalır geriye.
Basit, küçük keyifleri vardır hayatın. Ama sen sırtını yaslanıp beklersen gelmez. Bekleyen ve bir şey yapmayan insan yutan elemanıdır hayatın. "Herşey"i "Hiç"e çevirir. Yalnızca silkinip, bir adım atanların yolları açılır.
10 Ekim 2020 Cumartesi
Kendime Hatırlatma
Geçsin diye baktığın her dakikanın hayatın olduğunu unutma. Bitsin diye baktığın günler, haftalar hayatın.
Şimdi, tam burada, avuçlarının arasında. Yalnızca şimdi mi? "Yarın"lar bugünün içinde. "Sonra"lar da bu anda.
O bitsin bu geçsin diye bekleme. Otomatiğe bağlayıp geçirme günü. Akşam olduğunda hiçbir şey hatırlamadığın bir çöp olmasın.
Yaptığın her iş senin hayatın. Aceleye getirme, tadını çıkart. Tadını çıkart elinin kolunun, tadını çıkart seslerin, tadını çıkart kokuların. Bak, gör.
Akşamı, sabahı, gelecek ayı, bir sonraki seneyi hayal etme, ümit etme. Onların hepsi, hepsi bugünde.
Not: Fotoğraflara şarkı sakladım, tıkla al :)
29 Mayıs 2020 Cuma
Vize Onur Tevafuk Minnettar Sevgi
Daha kaç yara kabuğu, kaç diken batığı, kaç hayal kırığı, kaç göz yaşı damlası gerekiyor huzura vize almak için?
Çok büyük kelimelerimiz vardır, onur gibi, cesaret gibi, gurur gibi. Söylemesi kolay, taşıması zordur. Diline dolamakla olmaz gönlüne sarman gerekir.
Her şey bitti derken önümüze serilen yollar, üşümüş ellerimize uzanan eller, kurumuş dudaklarımıza yağan yağmurlar var. Büyülü, gizli tevafuklarla dolu yaşamak.
Hayat, bana verdiğin bütün güzellikler için, annem için, babam için, kardeşlerim, sevgilim, çocuklarım için, sabah uyandığım, akşam yatağımda huzurla uykuya daldığım için, doya doya içtiğim su, aldığım nefes, teklemeden çarpan kalbim için, yüreğimdeki sevgi, dudaklarımdaki gülümseme, ruhumdaki müzik için, ellerimi tutanlar, sımsıkı sarılanlar, arkamda duranlar için, koskocaman öpücükler, neşeli kahkahalar, şarkılar türküler için, güzel kokular, ahenkli sesler, sıcacık dokunuşlar için minnetarım.
Dünyada yapıcı, onarıcı, mutluluk verici, yardım eli uzatan, pozitif ne kadar eylem varsa hepsi sevgi dolu kalplerin ürünüdür.
Teşekkür ederim verdiğiniz kelimeler için, epeydir yazmayı hayal ettiğim cümleleri bulmamı sağladınız :)
Katakulli Tabak Yaz Diğergam
Bin katakulli ile sıyrıldı herkesin arasından, nasıl da kurumlanarak gidiyor. Hey gidi hey. Gece yastığa koyunca başını uyku tutmuyorken, kafandaki tilkiler koyun saymana izin vermiyorsa kazandığım ne diye sormaz mısın hiç kendine?
Ne deniz, ne kumsal, ne sıcak, ne güneş, ne tiril tiril kıyafetler, ne dondurma ne buz gibi limonata, en çok özlediğim şey kokusu. Biraz deniz, biraz kumsal, biraz sıcak biraz rüzgâr, biraz gece biraz sabahla karışık o yaz kokusu...
Diğergam gece, gündüzün yorgunluğunu almak için usulca süzülüyor yıldız yıldız. Diğergam gündüz, gecenin karamsarlığını geçirmek için ruhuna sızıyor huzmelerlyle. Yaşamak böyle dengede kalıyor, herkes diğerinine el verdiğinde, böyle büyüyüp kocaman oluyor hayat : senin derdin benim de yüreğime düştüğünde.
(Bilemiyorum kelimenin böyle kullanımı ne derece doğru oldu ama anafikri anladınız siz)
Gönderme Umut Hayal Güzelim
Ah be umut, ne kadar kırsak da kolunu kanadını, bir dal hanımeli olup konarsın yine masama sen. Yine köklenirsin, yine yeşerirsin, pes etmeden.
Eğer bir gün duruverirsem güzelim, gidecek yollarım kapandığındandır. Kapılarım açılmıyorsa zil seslerine, gelecek bir dostum olmadığındandır. Eğer bir gün susarsam güzelim, insanların sağırlaşmasındandır.. Gözkapaklarım kapanıyorsa istemsiz, bu hayatın ağırlaşmasındandır.
15 Mayıs 2020 Cuma
On Beş Ha, Vay Be
Derken blog denen şeyi keşfettim. Gazetenin pazar ekinde karşıma çıktı. Hayatı boyunca günlük tutmuş, yazı yazmayı çok seven birisi olarak cazip gözüktü gözüme.
Açtım bloğumu . Şimdiki gibi herkese hemen ulaşılamıyordu. Kendi kendime yazdım bir müddet. E kendi kendime defterime de yazıyordum ben, insan birileri arıyordu.
İlk yorum geldiğinde ne mutlu olmuştum.
Derken blog topluluğuna üye oldum. O sayede bir kaç blog tanıdım. Hayatıma yeni insanlar girdi. Sonra çıkıp gittiler. Üzüldüm arkadaş benimsediklerimin ardından. Sonra başkaları geldiler. Kimisini sanki mahallede çocukluğumdan beri arkadaşımmış gibi sevdim. Kimi kapı komşumdu. Kimi karşılıklı kahve içtiğim, kimi birlikte ağaçların altına uzanıp yaprakları izlediğim, kimi film izlediğim kimi kitap değiş tokuş ettiği bir sürü arkadaşım oldu.
Yazma şeklim değişti . İlk günlerin özenli, seviyeli, çoğu karamsar yazıları ben kendimi yeniden bulmaya başladıkça yumuşadı, her telden dolaştı. Ben karışık bir insandım çünkü, o da karıştı.
Çocuklarım büyüdüler. Yeniden kendime vakit ayırabilir hale geldim. Tek başıma evden çıkmak, sinemaya gitmek, oturup saatlerce kitap okumak gibi lükslerime kavuşmaya başladım bir bir.
Arada bloğu kapatmak da istedim. Kendi kendime aynı yerde sayıyormuşum gibi geldi. Ama düğümleri inatla açan, yapbozları inatla bitiren bir kadının sabrı vardır bende. Nasıl bir tanecik hayatımı yaşamaktan vazgeçmiyorsam bloğumu da bırakmadım.
Şimdi geriye dönüp sayfalarında kaybolmak hoşuma gidiyor. Oğluşlarımın da bunu keyifle yaptığını görmek de bambaşka bir mutluluk. Unuttuğum anlarıma rastlayıp gülümsüyorum, dün gibi zannettiğim anların ne kadar geride kaldığını görüyorum.
Bir fotoğrafa ihtiyacım olduğunda baktığım ilk yer burası :D
Kendimi tabii ki hâlâ tam bulamadım. Zaten sanırım hayata sınav denmesinin de nedeni bu, hep çabalama hep bir arayış içinde. Yine de otuzlu yaşlarımın girdabından geçip kırklı yaşlarımda kendimi öğrenmeye başlamak çok iyi geldi.
Hayat minik güzel anlar biriktirebildiğimiz sürece güzel. Her şey geçiyor. İyisi de kötüsü de. Blog benim yaşam parçacıkları topladığım yer. Bir günbatımı, bir çiçek tomurcuğu, kocaman bir kahkaha, isyan bazen, bazen huzur. Heybeme koyuyorum. Gelen, okuyan herkese huzur versin, onları gülümsetsin , zaman zaman da düşündürüp kendisini bulmasını sağlasın istiyorum.
Yazı dolu nice yıllara..
26 Ocak 2020 Pazar
Öyle İşte
29 Kasım 2019 Cuma
Balkonda
Mevsime dumanı tüten çay yakışıyordu. Ben soğuk yeşil çayımı alıp çıktım balkona. Az önce yağmur dökülüp geçmişti. Rüzgâr yaprakları hışırdatıyor, geveze saksağanların sesi geliyordu uzaktaki dalların arasından. Bir ambulans sireni bozuyordu havayı. Bir varmış bir yokmuşluğumuzu anımsatırcasına.
Balkon benim huzurlu sığınağımdı. Sanki locaya oturmuş izliyordum dünyayı. Ağaçlar, kuşlar, bulutlardan oluşuyordu dünya. Pencereler uzaktaydı. Hava karardığında içimi ısıtan sarı ışıklarını yakmak için oradaydılar sadece. Ambulansın sireni hâlâ yankılanıyordu. Bir varmış bir yokmuşluğumuzu hatırlatırcasına.
Her geçen gün daha anlıyordum. Her geçen gün daha anlaşılmaz olduğunu. Toplayıp, çıkartıyor, çarpıyor, bölüyordum. Mühendis kafam bir işe yaramıyordu. Bir minik serçe cıvıldıyordu karşı çatıda . Bir baştankara en üst dallarda saklanıyordu. Rüzgâr kokuları ve sesleri taşıyordu. Dün, bugün, yarın havada aslılı. Bir çöp kamyonunun hırıltısı sardı ertafı. Bir varmış bir yokmuşluğumuzu hatırlatırcasına.
Yaşamak, başı sonu bilinmez bir macera. Her anını içime çekmeye çalıştığım. Bilinmezliğin heyecanı ve korkusunu taşıyoruz her adımda. Bir karga çığırıyordu diğerine. Uzaktan martılar kahkaha atıyorlardı. Çöp kamyonu tüm hırıltısıyla uzaklaşıyordu. Bir varmış bir yokmuşluğumuzu hatırlatırcasına.
Soğuk çayım içimi ürpertiyordu. Ve ateşini alıyordu aynı anda. On dakika durup sadece bakmak istemiştim ama kelimeler durmuyordu. Kelimeler hayat, kelimeler yoldu bana. Yaşadığımı yazarak mı sağlama alıyordum yoksa kendime mi bakıyordum satırlarda bilinmez. Saklanmış baştankaraların sesleri gelmeye başlıyordu Bir kırmızı araba geçiyordu sokaktan. Bir varmış bir yokmuşluğumuzu hatırlatırcasına.
12 Ekim 2019 Cumartesi
Işığa Döndüm Yüzümü
Bana hep hediye bu güzel sonbahar sabahı, insanın içini aydınlatan güneşi, bir ağacın dallarının altında yaprakların parıldayışını izlemek, yüzüme vuran ışık ve gölgeleri hissetmek.
Bana hep hediye, gün doğumları, gün batımları, yağmur damlaları, kar taneleri, saçımı savuran rüzgârlar, parlayan yıldızlar, gülümseyen aydede.
Bana hep hediye, çiçek kokusu, ağaç kokusu, toprak kokusu, deniz kokusu, fırından çıkmış ekmek kokusu, kitap kokusu.
Bana hep hediye kar beyazı, gök mavisi, ağaç yeşili, gül pembesi, ateş kırmızısı, leylak moru, güneş sarısı.
Bana hep hediye dalga sesi, rüzgâr sesi, yaprak hışırtısı, kuş cıvıltısı, sevdiklerimin kahkahaları,. Bana hep hediye şarkılar, türküler, filmler, kitaplar, oyunlar.
Bana koskocaman bir hediye hayat. Öyle güzel, öyle çılgın, öyle belirsiz, öyle başsız sonsuz, öyle cıvıl cıvıl.
Her anını içime sindirdiğim, iyisini kötüsünü mutluluğunu hüznünü kucakladığım, her gün kendime yeni birşeyler katmaya çalıştığım, güzelliklerini görmek için her duyumu sonuna kadar kullandığım, şükrettiğim, tepe taklak ettiğinde sabırla al baştan yaptığım, her sabah yeni yeniden aldığım .
Not : Fotoğraflara sakladığım şarkılar da benden size hediye olsun :)
11 Ağustos 2019 Pazar
Bayram Sabahı
Ben küçükken burası dünyanın en büyük balkonuydu :) Ramazan akşamları masamızı kurardık. Sahnede olduğumu hayal edip konserler verirdim mahalleye :) Lise yıllarım boyunca her gece yanımda defterim ve radyomla burada otururdum.
Yaşadığımız her anın tadını sonuna kadar çıkartıp, dönüp baktığımızda özlem dolu olsa da sımsıcak anılara sahip olmak en büyük bayram.
Bugün annemle babamın ellinci evlilik yıldönümleri.
Bugün Salise Teyzemin doğumgünü, aynı zamanda aramızdan ayrıldığı gün.
Bugün aklımdan geçenler karman çorman.
Hayatta gelenler olacak, ne yazık ki gidenler de hep olacak. Bunu durdurmanın, önüne geçmenin imkânı yok.
Yapabileceğimiz tek şey elimizdeki güzelliklere doya doya bakmak. Söylemek istediğimiz güzel sözleri sonraya bırakmamak. Kocaman sarılmak, bol bol öpmek. Sahip olmadıklarımıza odaklanmak yerine elimizdekilerin tadını çıkartmak. Durup bakmak, görmek, koklamak, tatmak.
Yapabileceğimiz tek şey içinde bulunduğumuz zamanı yaşamak.


































