28

Elektriksiz ikinci günde ev iyiden iyiye soğuduğundan kimse odasına çıkmak istemiyordu .

- Bakın şöyle yapalım , bu koltuklar tek tek hepinize yetmez ama birleştirip kocaman bir yatak yaparsak bir şekilde sığarsınız diye düşünüyorum. 

- Kalabalık akraba ziyaretlerinde yapmadığımız bir şey değildi küçükken.

- Odama çıkmaktansa Aja ile yatmayı bile tercih ederim doğrusu.

- Ne varmış benle yatmakta, haaa ?

- Çok konuşuyorsun, uyutmuyorsun insanı.

- Dinleme sen de. Cevap yetiştirmeye çalışmasan uyursun.

- Hadi hadi, ben mi iteceğim koltukları, birleştirin şunları.

Kafasını kaldırdığında Sal 'ın gülümseyen bakışları ile karşılaştı. Yine ipleri eline almasına gülüyordu genç adam. Yerinden kalkıp koltuklardan birisine ilerlerken 

- Bu kız benden de dişli çıktı arkadaşlar, dediklerini yapacağız mecbur. Grubun yeni lideri olacak biraz daha şu kar kış devam ederse, hahaha 

- Onu oraya değil şuraya çeksek daha güzel bir alan açarız .

- Sin mantıklı bir şey söyledi, öyle yapalım.

- Çok ağır buuuu

- Çekil ben yaparım .

- Aja abim benimmm

- İki dakka önce lâf söylüyordunuz.

- Hava kararmadan yataklarınızdan yastık, yorganlarınızı alıp gelin de , sonra lambalarla zor olur.

- Elisa önceki hayatında imparatoriçe falan mıydın sen ?

Curcuna ile yatak hazırlandıktan sonra akşam yemeklerini yerken yeniden başlayan kara bakıyorlardı. 

- Yarın bizim ekip bir şekilde gelir bence, çatladılar bizi yalnız bıraktıkları için.

- İzlenmeden geçen iki gün bile ne iyi geldi ha.

- Yarın sabah dans salonuna soba götürelim de çalışalım biraz .

- Gelirlerse bizi yatarken bulmasınlar diyorsun sanırım.

- Hayır, sıkıldım otururken. Gece de erken yatıyoruz, enerji patlaması yaşamak üzereyim.

- Çıkıp kar küre o zaman .

-Hey bakın bakın.

Hepsi kıza dönüp gösterdiği yere baktılar. 

Camdan görünen gökyüzünde bulutlar aralanmış, aradan dolunay ışıl ışıl parlamaya başlamıştı. Aynı anda kar da yağmaya devam ediyordu. Kalkıp bahçeye çıktılar. Soğuktan birbirine sokulmuş dokuz genç, karın sessiz büyüsünü bozmamak için çıt çıkartmadan ay ışığının altına uçuşan taneleri izlediler .

....

-Elisa bunlar harika. 

- Satarım diye düşündüm ama nasıl yapacağım kısmını düşünmemişim. Neyse ipleri satan adam aldı bir kaç tanesini , bazen soruyorlar bileklik nasıl oluyor diye , gösteririm böylece dedi. Sanırım o bile halime acıdı, gidip gelip üç beş tane ip alıyorum adamdan.

- Anne nasıl satacağımızı biliyorum. Haftaya okulun ilk haftası ya, kermes düzenlerler hep ihtiyacı olan çocukların yararına. Elisa için bir tezgâh alalım, orada satsın.

-  Bakarız elbet ama daha kesin olmasa da  ben sana bir iş buluyor gibiyim . Bir arkadaşımın gözlerden uzak konaklamak isteyenler için , özellikle sanatçılar falan için hazırladığı evi var. Oraya altı yedi aylığına bir grup gelecekmiş. Grup kendi ekibini getiriyor ama arkadaşım evde duracak kendi ekibinden birisi de olmasını istiyor. Aynı zamanda da o kadar uzun süre pek de önemli olmayan bu işe fazla ödeme yapmak işine gelmediğinden bahsederken ben de işi yapacak eleman bulabileceğimi söyledim. Hem gelenlerin dillerini de biliyorsun. Yedi ay güzel bir süre. Fazla ödeme yapmayacak..

- Ah burada durup beklemektense ne olursa olsun çalışmayı tercih ederim. Gidip gelmek zor olur mu?

- Orada sana oda ayarlanacak. Mutfakta duracaksın. 

- Yemek mi yapacağım ?

- Hayır hayır, evle ilgili ihtiyaçlar, çay kahve belki, ne bileyim, aslında öyle belirgin bir şey yok, sadece evde kendi elemanı olsun istiyor. Daha kesinleşmedi. Geleceklerle konuşup onayını alması gerek. Anladığım kadarıyla gizlilik anlaşması falan bayağı bir işi var , sana bildireceğim belli olunca.

- Umarım olur. 


Diğer bölümler için tıkla.


Kitap Salı 2024/1

Obaraaa, bir senedir kitap salı yapmamışım. İnstagramdaki kitap hesabımı da sonlandırdığıma göre buraya daha çok yazayım artık. Oraya yazmayı bıraktım zira hem o kadar kitap okumuyorum, hem de orada yazılanlar kuyuya atılmış gibi gelmeye başladı. Dönüp de bir kitabı bulmaya olanak yok. Arayıp duruyor insan. Günlük olarak yazıyorsun ve bitiyor. E ben kitabı aradığımda bulamayacaksam niye yazıyorum. Burada hiç olmazsa aratınca çıkıyor ortaya.


Neyse giriş çok uzun oldu. Yazının kendisi ne kadar uzar bilmiyorum zira bir senedir yazmamış olabilirim ama okuduğum , başlayıp bitirdiğim kaç kitap var bilmiyorum , çok olmasa gerek. Şimdi biraz eşeleyeyim bakayım, bulabilecek miyim okuduklarımı:


Ateş / Buket Uzuner

Serinin son kitabı. Yine Büyük bir keyifle okudum Defne Kaman'ın maceralarını. Zaten Buket Uzuner kitaplarının hepsi güzel ama bunun da yeri başka . Hem polisiye hem de dünyanın iklim krizi üzerine düşündüren ,karakterlerin hepsi birbirinden güzel , duygusal, insancıl,çok sevdiğim bir seri oldu.


🔥Sakın korkma kuzucuğum. Korkmak , olacağı değiştirmez.

🔥En tehlikeli cehalet yarım bilgidir.

🔥Neden insan hayatı, huzurun ve barışın kısa ama kötülüğün ve savaşın uzun sürdüğü bir yolculuktu ?

🔥Gençken , gezmek veya göçmek için yeni bir şehre gitmek , yeni insanlarla tanışmanın ve yeni hayata kapı açmanın umutlu heyecanı demektir. Yaşlıyken yeni bir şehre gitmek , tanışacağı her yeni insanı birkaç dakikada çözmek ve çözdüğü, gördüğü her yeni hayatı birkaç kez yaşamış olmak bıktırıcı olabilir.

🔥Hiç kimsenin önünde eğilmeyen baş, sadece sevdiğini kaybetmemek için eğilirse bunun adı aşktan başka ne olur ki ? Meğer ki sevdiceğin senin inceliğini, jestini anlayabiliyorsa, gerektiğinde o da seni ortalık yerde , hak ettiğin zamanlarda bile rezil etmez.

🔥Kendi acısına ağlamaktan gözleri başkasınınkine kör olanlara bencil denir Semahat . Öyle bencillerdir ki kendilerinden başka hiç kimsenin hayatında felâket yaşanmamış sanacak kadar aptallaşırlar.

🔥"Zaten rüya dediğin nedir ki evlâdım?" diye içini çekerken gülümsedi Umay Nine. "Uyanıkken yaşadıklarımızı uyurken seyretmekten başka bir şey değildir ,rüyalar. Gece ve gündüz düşleri, hepsi aynı beynin aydınlık ve karanlık yüzleridir."

🔥Fakat her şeyden önemlisi kızım, insanın merakını kaybetmemesidir. Merak hayatın ateşidir.

🔥Aslında hayatın kendisi yolculuktur. Duran hikâye, hareketsiz hayat olmaz, biter.

🔥İnsanın vicdanı gerçek, tutkusu sahiciyse kaybolmaz.

🔥Bir kişiye kendisine dair sorulacak tek soru "Nasılsın?"dır. Gerisini ancak o istediğinde anlatır .

🔥Her şey bir gün değişir, mutlaka değişir. Çünkü hiçbir şey durağan değildir, herkes ve her şey daima hareket eder. Bu yüzden her derdin ve zulmün de sonu vardır.

🔥Okumuş kadın olduğun belli. Kadının okumuşu adamın gözünün içine hiç çekinmeden bakar.

🔥Böyle ağlarsan hiçbir sıkıntını çözemezsin. Çünkü insan ağlarken aklındaki terazi ıslanır ve bozulur.

🔥Aslı şudur ki, insan türü teknoloj ve bilim dışında hiç gelişmemiştir.

🔥İnsan ,yaşarken başkalarına yararlı olabiliyorsa o kendisine yeter. Hayattan beklentiler biriktirmek yerine yola devam etmek önemlidir.

Nezaket Kuralları (Amor Towles)

Akıp giden bir kitap olduğunu hatırlıyorum. 1930'lu yıllar Amerika'sı arka planda aslında. Çok da arka planda değil bayağı ön planda bir taraftan da . Bir sergide rastladığı bir fotoğrafla zamanda geriye gidip hatıralarına gömülen bir kadının hikayesini okuyoruz. Çok zaman geçti hakkında söyleyebileceğim fazla bir şey yok ama keyifle okudum hatırlıyorum.


🍁Gene de düşüncelerimin geçmişe kaydığını fark ettim. Bugünün sağlam ve somut güzelliklerine sırtlarını dönüp , mazinin tatlı belirsizliklerini ve rastlaşmalarını - olduğu anda şans eseri ve heyecanlı gelen ama zamanla kadere benzer bir hal alan rastlaşmaları- araştırıyorlardı.

🍁104 . sayfadan başlamak Hamingway'in üslubunu olduğundan daha hareketlendirmişti. İlk bölümler olmadan , bütün olaylar skeçlere, bütün diyaloglar da kinayelere dönüşmüştü. Küçük karakterler kahramanların eşit düzeyde duruyor ve tarafsız bir sağduyu ile onları alt ediyorlardı. Başkahramanlar direnmiyorlardı. Öykülerin zorbalığından kurtuldukları için rahatlamışlardı.

🍁Hayatında ne kadar güçlükle karşılaşırsa karşılaşsın, olaylar ne kadar yıldırıcı ve ürkütücü olursa olsun, sabah uyanıp da günün ilk kahvesini içmek için sabırsızlandığı müddetçe üstesinden gelemeyeceği hiçbir şey olmadığını bildiğini söyledi.

🍁İlk gördüğüm andan tibaren sende bir sakinlik görüyordum; hani kitaplarda yazılan, ama neredeyse hiç kimsede olmayan türden bir iç huzuru. Düşünüp duruyordum: Bunu nasıl başarıyor ? Ve anladım kiancak hiç pişmanlığın yoksa ulaşabilirdi insan böyle bir huzura; seçimlerini bir duruşa ve amaca göre yapmışsa...

🍁İyi ya da kötü, insanı kendine gülen biri kadar yumuşatabilen çok az şey vardır.


Kırık Kanatlar / Halil Cibran

Bu kitabı hala bitirmedim aslında. Küçük de bir kitap ama sanırım öyküsünün hüzünlü olmasından dolayı devamını okuyasım gelmedi başucumda bitirmemi bekliyor. Nedense bu aralar kitaplar Beni üzecek gibi olurlarsa devamını okuyamıyorum.


⚜️Yaşlı insanlar , bir yabancının ülkesine geri dönmek istemesi gibi , gençlik günlerini hatırlamaya bayılırlar.

⚜️Birkaç gün sonra , yalnızlık çökti üstüme. Ciddi ve sıkıcı kitapların ortasında varoluşumun tekdüzeliğinden sıkılmıştım.

⚜️Bulutların üstüne yükselmek için gerekli olan iki şeye, şiirden kanatlara ve düşlerden oluşan bir mizaca sahip gençlik! İnsanları gökkuşağının renklerinden bir ışığın arasından gören, hayatın da onun ihtişamına ve yüceliğine övgüsüne kulak veren gençlik! Kanatları çok geçmeden felâket tufanlarıyla parçalanacak, insanın kendini küçülmüş ve çirkinleşmiş gördüğü tuhaf bir ayna olan bu gerçeklik dünyasına fırlatılacak gençlik.

⚜️Selma'nın güzelliği onun altın sarısı saçlarında değil, onları sarmalayan erdem ve saflık haresindeydi; onun iri gözlerinde değil o gözlerinden yansıyan ışıktaydı ; onun lal dudaklarında değil, sözlerinin tatlılığındaydı ; onun fildişi bıynunda değil, alnının hafif kavsindeydi.

⚜️Acılı bir ruh, yabancı diyarda yakınlarından biriyle karşılaşan yabancı gibi , kendine benzeyen, aynı duyarlığı paylaşan bir başkasıyla birleşince huzura kavuşur.

⚜️Sessizlik bizi kendimizden ayırır ve tanrılara yakınlaşmamız için ruhun gök kubbesinde dolaştırır. Sessizlik bedenimizin hapishane hücrelerinden daha değerli olmadığını ve bu dünyanın bizim için bir sürgün yerinden başka bir şey olmadığını algılamamızı sağlar

⚜️Bu dünyada güzel ya da büyük her şey, sadece insanın düşüncesinden ya da duygularından doğar.

⚜️Bir insanın ağzından çıkan tek bir kelime bahtınızın rengini pekâlâ değiştirebilir.


Meleğin Oyunu / Carlos Ruiz Zafon

Unutulmuş Kitaplar Mezarlığı Serisi'nin ikinci kitabını büyük bir heyecanla elime aldım ama bu da bitmeyen kitapların arasında . Bir ara bütün bitmeyen kitapları önüme yayıp da bitirmeye çalışayım bari. Siri diyoruz ama aslında kitaplar birbirinden bağımsız yine de ortak karakterlerle bir öncekinden bazı Seri diyoruz ama aslında kitaplar birbirinden bağımsız .Yine de ortak karakterlerle o bağ kurulmuş tabii benim gibi bütün kitabı unutursanız o bağı yeniden kurabilmek için bayağı bir uğraşıyorsunuz bu kimdi şu kimdi diye ama olsun. Eğer ki hafızanız kuvvetliyse gayet güzel oluyor diğer taraftaki kahramanlarla burada rastlaşma.


🪽O zamanlar ölüm henüz belirsiz bir şey değildi, daha günah işlemeye fırsat bulamamış gencecik ruhları yutan ölüm her yerde görülebilir, kokusu alınabilirdi.

🪽Her şey bir hikâyedir Martin. Neye inanıyorsak, neyi biliyorsak, neyi hatırlıyorsak ve hatta neyi hayal ediyorsak hepsi bir hikâyedir .

🪽Doğduğun zekâ basitce cephanendir. Bununla bir şeyler yapabilmek için zihnini hassas bir silâha dönüştürmen gerekir.

🪽Sessizlik ,aptalları bile bir dakikalığına akıllı gösterir.

🪽Bir kötü adam olmasını özledim . Çoğumuz, farkında olmasak da , kendimizi bir şeyin veya birinin lehine değil de bir şeye veya birine karşı tanımlarız. Tabiri caizse, harekete karşı tepki vermek, harekete geçmekten daha kolaydır. Hiçbir şey dogmanın coşkusunu iyi bir düşman gibi körüklemez.

🪽 Gerçekliğin herhangi bir şekilde yorumlanması veya gözlemlenmesi kurgudur. Bu durumda sorun, insanın ahlâksız bir evrende terk edilmiş ve sınırlı bir varlığa mahkûm edilmiş , türün doğal döngüsünü sürdürmekten başka bir anlamı olmayan ahlâki bir hayvan olmasıdır. Uzun süreli bir gerçeklik durumunda hayatta kalmak , en azından bir insan için imkânsızdır. Hayatımızın büyük bir bölümünü, özellikle uyanıkken rüya görerek geçiririz. 

🪽Kıskançlık vasatların dini gibidir. Onları rahatlatır, onları içten içe kemiren endişeleri yatıştırır ve nihayetinde de ruhlarını çürütür, anlamsızlık ve açgözlülüklerini erdem sayıp haklı çıkarmaya çalışırlar ve cennetin kapılarının ancak kendileri gibi mutsuzlar için açılacağına inanırlar, oysa onlar yaşamları boyunca arkalarında, sırf varlıklarıyla onların ruhundaki, zihinlerindeki ve yüreklerindeki sefillikleri ortaya çıkaranları dışlamak,mümkünse yok etmek ve başkalarını küçüksemek için aldatıcı girişimlerinden başka hiçbir iz bırakmazlar. Ne mutlu böyle ahmakların havladığı kişiye, çünkü onun ruhu asla ahmaklara ait olmayacaktır.

Kralların Yolu / Bradon Sanders

Brandon Sanders sevdiğim bir yazar. Arada sıradan olanlar olsa da gayet güzel macera kitapları var. Kralların Yolu Fırtınaışığı Arşivi Serisi'nin ilk kitabı . Bin sayfa falandı herhalde. Zaman zaman temposu düşse de keyifle okudum ,sonrasında hemen ikinci kitaba geçtim.  Ama araya biraz kitap alayım bari dedim çünkü baktım bunu okurken ben başka hiçbir şey okuyamıyorum . Şimdi yeniden diğerini elime alacağım güzel bir kitaptı farklı bir dünyası vardı severek okudum.


⛩️Kötülük iyilikten daha sık geri ödenir .

⛩️Kişi insanlar söz konusu olduğu zaman mantığı mutlak şekilde uygulayamaz. Bizler sadece düşünsel varlıklar değiliz.

⛩️Saygının gübre gibi olduğunu düşünüyorum. Gerekli olduğu yerde kullanırsan büyüme artar. Ama ortalığa çok fazla yayarsan etraf kokmaya başlar.

⛩️Bazen dört elle sarıldığımız özellikleri başkalarında kabullenmek bize zor gelir.

⛩️Her ne kadar pek çoğu hayatlarından nefret ediyor olsalar da hayata hâlâ dört elle sarılıyorlardı.

⛩️İnsanlar pek çok konuda  güvenilmezler. Ama güvenebileceğin bir şey varsa o da açgözlülükleri.

⛩️Güçlü olmak için güç ? Bununla bir şey yapmıyorsan gücün ne faydası vardı ki ?

⛩️Çünkü bazı insanlar bilgiden korkar.

⛩️Eğer kazandığımız tüm o bilgiyle bir şey yapmıyorsak o zaman araştırmamızı boşa harcamışız demektir. Kitaplar bilgiyi bizim yapabileceğimizden çok daha iyi bir şekilde saklar; bizim yapıp kitapların yapamadığı şey bunu yorumlamaktır. Yani eğer kişi sonuçlara varmayacaksa , o zaman bilgiyi metinlerde bıraksa da olur .

⛩️"Ama neyin doğru olduğunu Yaradan belirler !"
"Doğrunun doğru olabilmesi için illa birilerinin, görünmeyen bir şeylerin, ilân etmesi mi gerekir ? İnanıyorum ki benim sadece kendi gönlüme uyan ahlâkım, sadece cezalandırılmaktan korktukları için doğru davrananların ahlâkından daha gerçek ve sağlam."

⛩️Berrakbey Wistiow insanların ne isterlerse onu yapmalarına izin verirdi. Ve böylece onu görmezden geldiler. Roshone ise onları daha aşağı gördüğünü bilmelerine izin veriyor. Ve bu yüzden onlar da onu memnun etmek için çırpınıyorlar .

⛩️Bunu öğrenmen gerekecek, Kal. İnsanlar dünyanın doğru olduğunu düşündükleri zaman hâllerinden memnun olurlar . Ama eğer bir delilik , bir kusur görürsek, bunu doldurmak için çabalarız.

⛩️Geç saate rağmen, yol kalabalıktı ve burada yürümekte olan adamların pek çoğu geceyi içlerinde taşıyormuş gibi görünüyorlardı. Daha hırçın , daha gölgeli yüzleri vardı.

⛩️Ne kadar yaşlanırsak, basit cevapları reddetmeye o kadar meyilli oluruz .

⛩️O asla iyimser biri olmamıştı. Dünyayı olduğu şekilde görür ya da en azından görmeye çalışırdı. Ancak gördüğü gerçek bu kadar korkunç olduğu zaman, bu bir sorun oluyordu.

⛩️Sende bir münzevi havası yok. Konuşurken o kadar rahatsın ki .
Öyle olmak zorunda kaldım. Çocukluğumun büyük kısmını kendi kendimin eşliğinde geçirdim ve sıkıcı konuşma arkadaşlarından nefret ederim.

⛩️Ölüm geliyor , diye fısıldıyorlardı. Ölüm her şey için geliyor. Ama yaşam önce geliyor. Değerini bil.

⛩️Hedef ölüm. Ama yolculuk, o hayat. Önemli olan oydu .

⛩️Göründüğü kadar kötü değil Kaladin , dedi kardeşi uzanarak kolunu tutarken. İşler asla göründüğü kadar kötü değildir. Göreceksin.

⛩️Görüyorsunuz, benim tecrübem o ki nereye gidersen git, gücünü istismar edecek birilerini bulacaksın.

⛩️Bir olumsuzluğu kanıtlamaya çalışmak aptallıktır. Bırak Vorinler neye inanırlarsa inansınlar; aralarında akıllı olanlar inançlarında iyilik ve teselli bulacak, aptallar ise neye inanırlarsa inansınlar aptal olacaklardır.

⛩️"İyi," dedi Teft. "Eh, sen buna meyilli gibi görünmediğine göre ben gözümü şuradaki arkadaşımız "Shen"üstünde tutacağım. Onun sırtına bıçak saplamasını engelledikten sonra bana teşekkür edersin. 
"Endişe etmemiz gerektiğini sanmıyorum."
"Sen gençsin" dedi Teft. "Ben ise yaşlıyım."
"Ve bu da herhalde seni daha bilge yapıyor?"
"Cehennem adına, hayır, " dedi Teft. "Bunun kanıtladığı tek şey benim hayatta kalmada senden daha çok tecrübem olduğu."....

⛩️Hedefin bir önemi var mı ? Yoksa seçtiğimiz yolun mu var ? Ben diyorum ki hiçbir başarının, ona ulaşmak için kullanılmış olan yol kadar büyük önemi yoktur . Bizler hedeflerin varlıkları değiliz. Bizi şekillendiren şey yolculuktur. Nasırlı ayaklarımız, yolculuklarımızın yüklerini taşımaktan güçlenmiş sırtlarımız ,yaşanılan tecrübelerin taze sevinçleriyle açılan gözlerimiz. Son olarak eğri yollarla hiçbir doğruya varılamayacağını söylemem gerekiyor. Çünkü varlığımızın esası başarıda değil yoldadır. Bir hükümdar bunu anlamak zorundadır; başarmak istediği şeye, gözünü ona ulaşmak için geçmek zorunda kalacağı yoldan ayıracak kadar fazla odaklanmamak zorundadır.


Koş Melos / Osamu Dazai

Bu yazarın iki kitabını okudum. İlki buydu. Yedi tane hikayeden oluşuyordu. Yani ne sevdim ne sevmedim arasında kalınca bir başka kitabını daha okumak istedim. Çok depresif iki kitabı da. Ama bu daha depresifti sanırım . Aslında pek de şaşırmamak gerekiyor çünkü yazar zaten bilmem kaçıncı denemesinde intihar etmeyi başarmış bir adam olduğuna göre hezeyanları kitabıdır yansıyacaktı. 

🥀Yavaş yavaş büyüdükçe temkinli bir olup çıktım. Özgünlüğümü gösteren şeyleri gizlice seviyorum, ancak sevmeye devam etmeyi istesem de kendime ait bir şey olarak kimliğime bürünmesinden korkuyorum. Her zaman herkesin iyi bir kız olduğumu düşünmesini isterim. Bir sürü insan bir araya geldiğinde ne kadar da itaatkâr olurum. Söylemek istemediğim, hissettiklerimle hiç alâkası olmayan şeyler hakkında yalan söyleyip gevezelik ederim. Böylesinin benim kazancıma , benim yararıma olacağını düşündüğümdendi. Bence bu kötü bir şey. Umarım bir an önce ahlâk kurallarının tamamen değişeceği zaman gelir. Böylelikle itaatkâr olmaktan da kendi iyiliğim için değil , insanların beklentileri için her gün aheste aheste yaşamaktan da kurtulurdum belki.

🥀Neden bizler sadece kendimizden memnun olup hayatımız boyunca yalnızca kendimizi sevemiyoruz?

🥀Şimdi denen an ilginç. Şimdi , şimdi, şimdi , diye parmağımla tutmaya çalışırken bile , şimdi çok uzaklara uçup gidiyor ve yeni "şimdi" geliyor.

🥀Sadece izlemek zorundaydım. Acı çekenler acı çekecekti. Düşenler düşecekti. Benimle bir ilgisi yoktu. Dünya böyleydi. Zorla kayıtsızlığa bürünüp onları yukarıdan izledim, ancak ben de oldukça acı çektim.

Batan Güneş / Osamu Dazai

O kitap diğerine göre daha az depresifti diyebilirim. Savaş dönemi japonya'sını da göz önüne seriyordu biraz. Ama yine daha çok insanların psikolojisi üzerineydi. Kısacık bir kitap olmasına rağmen okumamı düşündüğümden uzun sürdü.


🏯Annem yüzünü diğer yana çevirerek kendi kendine konuşur gibi "Dünyayı anlamıyorum," dedi.

"Ben de anlamıyorum. Anlayabilen herhangi bir insan var mı ki? Sonsuza kadar hiçbir şeye anlam veremeyen ufak çocuklar olarak kalacağız."


Dünyasızlar / Kaan Murat Yanık

Evet yine sonunu getirmediğim bir kitapla karşınızdayım. Başı çok iyiydi ama geri dönüş hikayesinde biraz koptum. Bazen geri dönüş hikayeleri beni yoruyor yani hani sonunu bildiğim şeyi okumak. Aslında bu da çok ilginç geldi bak şimdi ,ben kitapların sonuna bakarım ve gene keyifle okurum demek ki mesele bu değil. Sanırım yine mesele hikayenin üzgünç olması ve benim üzgünç bir hikaye çekecek ruh halimde olmamış olmam. Devamını sonra okuyacağım ama şimdilik bıraktım.


🌍 Allah ,insana inanır. Yoksa yaratmazdı ki .

🌍 Anlama. Dünya anlamak isteyenlere düşmandır. Anladıkça kaybolursun


Panzehir / Oliver Burkeman

Değişik bir kişisel gelişim kitabıydı. Şurada arkadaşım Ayşe'nin videosu var, o mis gibi anlatmış, ben de oradan izleyip merak edip almıştım. 


🌋"Başka her şey olmaksızın "siz" olamaz ve birini diğerinden yalıtarak düşünmeye çalışmak anlamsızdır.

🌋Kendinize mutlu olup olmadığınızı sorarsanız ,mutluluğunuz sona erer.

🌋Sözgelimi, eğer en nihayetinde mutluluğa gõtürüyorsa bir duygu veya bir durum gerçekten "olumsuz" mudur? Eğer "olumlu olmak" sizi mutlu etmiyorsa, onu "olumlu olmak" diye nitelemek doğru mudur? Eger mutlulugu olumsuzluģa alışmak olarak yeniden tanımlarsanız o halâ mutluluk mudur? Ve böyle devam eder. Bu soruların hiçbiri derli toplu biçimde çözüme bağlanamaz.

🌋İyi ya da kötü diye bir şey yoktur düşüncelerimiz onlara böyle yapar.

🌋"Dünyadaki en şașılacak sey nedir?" diye sorar ruh Yudhisthira'nın yanıtı şiirin en ünlů dizelerinden biri olmuştur: "Dünyadaki en șașılacak sey, her gün sayısız canlı Ölüm'un evine gittiği halde, insanın hâla ölümsüz olduğunu düşünmesidir."

🌋Öleceğinizi akılda tutmak , kaybedecek bir şeyleriniz olduğunu düşünme tuzağına düşmemeniz için bildiğim en iyi yol. Zaten çıplaksınız..


Sabahtan Akşama / Jon Fosse

Bu kitabı da yine Ayşe'nin bloğunda görüp de merak edip almıştım. O sırada kuzey ışıklarını görmeye gidecektim ve kitabın yazarı da Norveçliydi ve orada geçiyordu. Dolayısıyla tam orada okumalık bir kitap olduğunu düşünüp aldım. Bir adamın dünyadaki ilk ve son gününü anlatıyordu kitap ve severek okudum.


Kuru Kız / Ayfer Tunç

Ayfer Tunç kitaplarını hiç düşünmeden aldım yazarlardan bir tanesi . Bunda da pişman olmadım. Yine Norveç'te okuduğum bir kitaptı, malum orada saat öğlen 14.30'da hava karardığı için kitap okuyacak çok uzun süre kalabiliyordu. Umut dolu bir kitaptı, seviyorum umut dolu kitapları.


🌱Hayat karşısına herhangi bir fırsat çıkarmadı, aksine her dönemeçte elini ayağını bağladı, sürekli sırtına yük yükledi, onu olduğu yere mıhladı. Şimdi dünyanın sonuna gelmiş olması ona sunulmuş bir armağan sayılmaz, hayat yine bir fırsat sunmadı, bağlarını inatla ve cesaretle çözen kendisi oldu.

🌱Herkes ne çok yalan söylüyordu. Sürekli yalan söylüyorlardı. Kocalarına, karılarına, çocuklarına, akrabalarına, komşularına , patronlarına, çalışanlarına. Yakalandıkları zaman da utanmadan inkâr ediyorlar ya da yeni bir yalan söylüyorlardı.

🌱Hayatı küçüktü, dardı ama kendi elindeydi. İçli dışlı olunca insanlar hayatını elinden alıyorlardı.

🌱İyilikle kötülüğün nerede başlayıp nerede bittiği konusunda kafası hep karışıktı.

🌱Çocukken iyiliğin içinde bir nebze de olsa kötülük olduğuna inanıyordu, bu yüzden tam saygı duyamıyordu iyiliğe.

🌱Komşularına çok basit şeyler dışında soru sormazdı. Soru sormak akıl belirtisiydi çünkü, bu belirtiyi göstermek istemezdi.

🌱Aptal olmak üzücüydü ama aptal görünmek özgürlüktü .

🌱Dünyanın böyle hızlı nereye koştuğunu kimse bilmiyordu. Ama onun hayatı çok yavaştı ve çok yavaş geçmesi yaşayacağı yılların azaldığı gerçeğini değiştirmiyordu.

🌱Zor bir hayat yaşadıkları için düşüncelerinin de küçük olduğunu söylüyordu. Bu konuda tanrısıyla anlaşamıyordu. Kendisi de zor bir hayat yaşıyordu ama onlar gibi değildi. Onların böyle olmak için sebepleri yoktu, sadece kötüydüler. Kötüydüler. Nokta.

Dolunay Operasyonu / Gayle Lynds

Kitabı okuduğumu bile unutmuşum. Şimdi yazarını araştırırken konusunu gördüm de hatırladım. Güzel bir polisiye kitabıydı.

💥Zafer öldürülenlerin değil, korkutulanların sayısıyla kazanılır.

Kazanan Yalnızdır / Paulo Coelho

Cannes Film Festivali'nde geçiyor kitap. Bir yandan polisiye bir olay devam ediyor diğer taraftan da bu parıltılı dünyanın arkasındaki gerçekliği döküyor yazar .  Ünlü olmaya çalışanlar, mankenler, oyuncular ,içi içini yiyenler ,nasıl başarılı olacağını bulmaya çalışanlar, bulup da onu nasıl devam ettireceğini düşünenler, insanın hırsı gözümüzün önüne seriliyor. Yalnız bir tane bile alıntı yazmamışım bir tarafa kitaptan yeniden bakıp bulunca yazacağım. 


Neyse çatlamadan bitirdim biraz derme çatma ve baştan sağıma olduğunu farkındayım Ama yapacak bir şey yok bundan sonrakileri birbiri yazarım Hatta en son kitabı yazmadım ona ayrıca yazayım bari ya da dur ya onu da yazayım bitirdim sonuçta.

Aklından Bir Sayı Tut / John Verdon

Geçenlerde Instagram'da kitap önerileri alırken en çok bu yazarın polisiyeleri önerilmişti .Ben de bir taraftan başlayayım dedim. Bu okuduğum ilk kitabı ,beğendim.  Bazı polisiyeler çok iç karartıcı ve aşırı derecede detaylı bilgi veren kitaplar oluyor- bakınız Garange mıdır nedir o- onları sevmiyorum . Ya da Sherlock Holmes gibi kitapta hiçbir ipucu vermeyip de sonra Holmes her şeyi ortaya dökünce gördüğümüz şeyleri de sevmiyorum . Üzerinde düşünecek bir veri olmayınca hoşuma gitmiyor.  Burada hem psikolojisi hem olayların gidişi, bulmacası hepsi  dengeliydi sevdim, yazarın diğer kitaplarından da okuyacağım herhalde.

🧩Geçmişin onda merak uyandıran yanı tam da buydu işte bir yerlerde sessizce görünmez bir şekilde neredeyse orada değilmişçisine bekler artık unutulduğunu yok olduğunu düşünmeye bile başlarsın derken tıpkı saklandığı yerden birden havalanan bir zulüm misali bir ses bir renk hareket patlaması ile ortaya çıkar öylesine canlıdır ki.

🧩Sana yüzlerce örnek verebilirim en basiti kendimize bakışımızla başkalarına bakışımız arasındaki çekişmedir. Örneğin ,şu an seninle tartışıyor olsak ve sen bana bağırsan ben bunun senin öfkeni kontrol edememenden kaynaklandığını düşünürüm.  Ama ben sana bağırsam buna öfkemin değil senin kışkırtmalarına neden olduğunu ileri sürerim. Dolayısıyla da bağırmamı sana verdiğim gayet yerinde bir tepki olarak algılarım.

🧩Çalışmak ve içine kapanmak nokta yaşamın küçük ve soğuk anlamını nasıl da izah ediyordu Bu iki kelime nokta bir insanın tüm yaptıklarının bu kadar küçük bir cümleye sığ vermesi ne kadar da açıklıydı.

🧩Bunun yorgun beyninin kendisini oynadığı bir oyun olduğunu bilmekse hissine inandırıcılığını zerre kadar azaltmıyordu.










27

Sahneden çevresindekilere gül atan Sal'ı izlerken yine zamanda yolculuk yaptı. 

O gün, karların arasında oturup ona hikâyesini anlattığı sabah bir yerden burunlarına harika bir koku gelmişti. Evden sesler yükselmeye başlayıp içeriden onlara seslendiklerinde ellerini bırakıp sessizce kalkarken gözlerine bir dal ilişmişti. Bir dal ve ucunda beyaz gül. Bahçenin en uzak köşesinde , çalıların arkasında kaybolmuş beyaz gül. Baş döndürücü kokunun sahibi . Sal onun yanına ulaşıp kopartmıştı o dalı. Önce koklayıp sonra da kendisine uzatmıştı. Hâlâ yatağının başucunda duruyordu o gül. O günün hayalinin bir ürünü olmadığına inanmak için bakıyordu . 

Yine yan yana otursak, saatlerce anlatsam onu nasıl hiç unutmadığımı, benim için çok özel olduğunu, her gördüğümde midemde kelebekler uçuştuğunu, en zor günlerimde ona tutunduğumu, rüyalarımda el ele tutuştuğumuzu, içim cız ederek uyandığımı . O bahçeye çıksak, ellerimizde çaylarımız. Sonra kendisine bile ilk defa itiraf ettiği duygularını saklamak için derin bir nefes alıp izlemeye devam etti. 

....

İpleri alıp masasına oturdu. İnternetten gördüğü videoyu açıp baka baka bileklik yapmaya başladı. Annesiyle böyle şeyler yaparlardı küçükken. Sonra annesi onları satardı sokaklarda. Videoyu görünce o aklına gelmişti. Keşke malzeme alabilsem de yapsam, böyle vakit geçmiyor diye düşünürken kulaklarına gitmişti eli. Sahip olduğu tek değerli şeyler minik altın halka küpeleriydi. İlk evlendikleri zaman almıştı ona eşi. Sonrasında hiç çıkartmamıştı kulağından, öyle ki varlığını bile unutmuştu. Altın diye biliyordu ama emin de değildi tabi. Hayatının o dönemiyle ilgili hiçbir şeyden emin değildi artık. Hemen sokağa fırlayıp bir kuyumcu bulmuş, küpeler gerçekten altın çıkmışlardı. Fazla bir değerleri yoktu ama beş on bileklik yapacak ipi alabilmişti. Bunları satabilirsem devamını getiririm diye düşündü. 

İlk satışını sığınma evindekilere yaptı. Marry kızına aldı. Nelly yeğenine. Kendisine iyilik olsun diye aldıklarını biliyordu ve onlara minmettardı. Zira gerçekten de bir şeyler yapıyor olmaya ihtiyacı vardı. Gidip kendisine yeniden ip aldı o iki bilekliğin parası ile. Böylece daha kalın ve renkli yapabilecekti. Tatilden döndüklerinde İnanve Min 'e hediye etmeyi de düşünüyordu. 

Düşüncelere gömülüp bir yerlere varamadığı günlerden sonra iyi gelmişti bu uğraş ona. Küçücük de olsa bir çaba , sürekli plân yapmaktan faydalıydı. Üstelik yaparken keyif de alıyordu. 


Diğer bölümler için tıkla.

İnsan Sevdiği Şeyi Yaparken Güzelleşiyor


Şu elbise ile poz verdiğimde şöyle gözüküyordum. Tabi yine bir avize kurbanı da olmuşum o ayrı. Can Metehan'ın odasına aldığı sorgu lâmbasını antreye taktığından direk tepeden üzerime vuran sorgulama ışığı iyice beter gösteriyor.



 Dans videosundan çıkarttığım fotoğraflar da bunlar. Arada bir yirmi yaş oynamış neredeyse :D

Yirmi yıl önce aldıydım elbiseyi, o günlere dönüşüm:D

Elbise esnek , ve giyerken çatur çatur sesler çıktı anacım, nasıl sığdın diye sormayın:D İçimdeki korseyi sonuna kadar sıkmışken bile göbeğim fırtlamıştı ama önden belli olmuyor tabi . O şekilde dansı yapmayı başardım ya , hahaha.

Dansı da şurada bulabilirsiniz .

Hepinize mutlu pazarlar. Bende bugünün en büyük amacı Can'ı uyandırmadan akşam ezanına ulaşmak. Oruç tutmaya karar verdi, çok gerginim :D Açken inanılmaz sinirli bi tip olduğundan genelde oruç tutma diyorum, bugünü kazasız belasız bitirirsek iyi .


Pi Günü'nüz Kutlu Olsun

 Sonsuza uzanan benzersiz sayının dayanılmaz güzelliği beni her defasında heyecanlandırıyor. Bir bensem, iki ailem, üç bizi çevreleyen her şey olsun meselâ, yıllar içinde bunlar oturmuş yerine, hayat durulmuş, sanki sıkıcı olacakmış, her gün birbirinin aynı olacakmış gibi görünüyor. Sonra bir virgül ile ayrılıyor günlük ıvır zıvırlar. İşte o virgülden sonrası almış başını gitmiş. Hayatım yerine oturmuş ama devinimi süregelmiş, ayrıntılar sarıp sarmalamış, benim onları farkındalığım artmış. Üç deyince bitmemiş, gökten çoklarca elma yağarken, yakaladığım kadarının tadını çıkartmak da bana düşmüş. 







Fotoğraflara nostaljik şarkılar sakladım, tıklayıp almayı unutmayın .

26

Kendisini sesli kitaplara verdi Elisa. Ne bulsa dinliyordu. O arada yarım bıraktığı orta okul ve lise derslerini nasıl bulacağını araştırıyordu. Bir de para kazanması gerekiyordu. Mahkeme sürüp giderken yaşadıkları ise kâbus gibiydi. Bütün hayatı didik didik karıştırılırken öyle utanıyordu ki, o günlerde ne yapacağını bilemiyordu. Kocasıyla yüz yüze gelmesi gerektiğinde içinde beliren korkunun boyutlarına ise ayrıca şaşırıyordu. Yaşarken alışmış mıydı, böyle olması gerektiğini mi zannediyordu ya da tanıdığı insanlar arasında hâlâ en iyisi olduğunu düşündüğü için miydi bilemiyordu ama böyle korkmamıştı sanki. Ya da korkunun ne olduğunu da mı yeni öğreniyordu. Yaşadığı o duyguların korku olduğunu mu bilemiyordu. 

Zor zamanlardı. Hele İna tatilde ailesini görmeye ülkesine gittiğinde hepten eli ayağı birbirine dolandı. Kadın hem mesajlarıyla,hem  aramalarıyla onu yalnız bırakmamak için elinden geleni yapmıştı ama . 

....

O gece elektrik kesildi. Isıtıcının çalışması durunca sabah içerisi hemen soğumaya başlamıştı. 

- Hepimiz salona gelsek en iyisi olacak sanırım. Burada tüplü sobayı yakarız. Telefonları da acil durumlara saklayalım. Jeneratör var ama ne kadar gider bilemiyorum o yüzden sürekli çalışmasın.
- Telefonsuz nasıl vakit geçer ki .
- Ne o tatil modu hemen bitti mi ?
- Brovni mi yapsam bugün acaba .
- Fırın elektrikle çalışmıyor mu akıllım.
- Haaa. Doğru ya.
- Ocakta yapılacak birşeyler bulalım o zaman.
- İyi fikir.
 Hepsi mutfağa doluşmuşken onları kameraya çekti Elisa. Tam bir curcuna hakimdi mutfakta. Buradan bir yemek çıkacak mı acaba diye düşünürken gülümsüyordu.

- O kadar ince ayrıntıları düşünüp plânlıyorsun ki, seni bizim ekibe alsak ne güzel olur diye düşünürken buluyorum kendimi sık sık. 

Sabah erkenden karlar içindeki bahçeye ellerinde kahveleriyle çıkmışlardı yine. Bata çıka bankın olduğu köşeye ilerleyip orada orada kendilerine oturacak yer açmışlardı. Hiçbir yer görülmüyordu oturduklarında. Etrafta kar sessizliği vardı. Ve kokusu. Ne kadar masalsı bir an diye düşünürken Sal'ın konuşmasıyla şaşkın şaşkın ona baktı. Sonra başını eğdi hemen . Onun bakışlarıyla uzun süre karşı karşıya gelememişti. Öyle içten ve derin bakışları vardı ki ruhuna kadar okuyormuş gibi geliyordu. 

- Teşekkür ederim. Ne güzel olurdu. Ama benim devam eden mahkemelerim elimi kolumu bağlıyor  .Pasaportum bile yok zaten.
- Ne mahkemeleri. Gittiğinde hep merak ediyorum ama hiç sorma fırsatım olmadı.
- Oh , uzun hikâye .
- Eh, uzun zamandan sonra ilk defa vaktim bol. İstemezsen anlatma tabi ama.
- Yoo , anlatabilirim . Sanırım. Doğrusu ben de yapabilir miyim bilmiyorum. Ama sana anlatmak isterim.

O soğukta neredeyse bir saat bahçede durdular. Kendisi de inanamıştı bu kadar anlatabildiğine. Kendisine bakmakta olan gözlere bakamadan anlatıyordu. En sonunda bitirdiğinde ellerini tuttu genç adam. Öyle şaşırdı ki ellerine bakakaldı. 

- Çok büyük şeyler atlatmışsın. Biz de zorlu zamanlar geçirdik ama hiçbiri senin yaşadıklarında karşılaştırılamaz. 
- Ah , kendimi bu işi bulduğum ve sizlerle tanıştığım için çok şanslı hissediyorum. Hayatımda hiç arkadaşım olmamıştı , ilk defa sizi izlerken arkadaşlığın nasıl bir şey olduğunu öğrendim.

Elele orada otururken ne kar ne soğuk hissediyordu Elisa, sadece bu an hiç bitmese diye düşünüyordu. 

Diğer bölümler için tıkla.

Sabahın İlk Saatleri

Ramazanın ilk günü pek başarılı geçmedi. Sinirim tepemdeydi. Sinirlendiğim şeyler mantıksız değildi. Çaresizlik ve umutsuzluk içermekteydi bolcana ama yine de daha sakin kalmayı isterdim. 

Tuttuğum oruç da tam bir muamma :D Şimdi ben ramazan geliyor heyecanından regl olduğumu unutmuşum, hahaha. Ama sağ olsun bedenim hemen olaya adapte olup pazar günü erkenden kesti . Ben de oruca başladım ama dün akşam yine başlamaya karar verdi. Amaaan senle mi uğraşıcam diye görmezden geliyorum onu şu an. 

Bu çok önemli bilgilerden sonra biraz da yeni moda fotodamp yapayım bari. 


Arkadaşım Gülden'den bahsetmiştim. Emekli olduktan sonra sadekârlık öğrendi, hatta kültür bakanlığı sanatçısı oldu. Daha önce Metehan'ın hayalindeki yüzüğü yapmıştı, şimdi de bize bileklik tasarlamasını istedik ondan. Bu güzel bileklikler çıktı ortaya. 


Geçen gün sergiye gittiğim orta okul arkadaşlarımla içine daldığımız bir otelin lobisinde :)



Dünya kadınlar gününden .


Bu da Mauritius arkadaşlarımla buluşmadan. Geçen sene Mauritius 'ta tanışmıştık. Uzun kalmalı uçuş olunca ve de vize istemeyen bir yer , uçuş ekibi yakınlarıyla gelmişti. Bir arada üç gün geçirmiştik.


Bu da şeker Stay buluşmasından.


Yine sergi gününe dönüyoruz.


 
Abla  kardeş bitirelim yazıyı.

Hepinize günaydın. Harika bir güne açılsın sabahınız.


Bu da Burada Hatıra Dursun


 Geçen pazar Bilgehan'la staylarin buluşmasına gittik. (Stray Kids fanlarına Stay deniliyor ) Yazdan beri takip ettiğim çok tatlı bir fan sayfası vardı. Videoları çeviriyor, gaberleri veriyor falan. Malûm, kimseyle konuşamayınca insan ilgilendiği şeyleri, konuşacak birilerini arıyor. Ben de pek konuşmasam da izliyordum onları. Ama hesabın sahibiyle arada muhabbettimiz olmaya başladı dm den. Hatta meşhur dans videomu ( 1.900.000 gösterimi olmuş, inanılır gibi değil ) ilk ona göstermiştim. Neyse işte o, arada böyle toplantılar düzenliyor, grup üyelerinin ilgi alanlarına göre birşeyler yapıyorlar. En son kedi evi yapmışlardı meselâ, bu sefer resim yapmak için toplanıyordu. Baktım müsaitim, ben de gideyim dedim. Çok keyifli bir gün oldu. Onların ışıltılı gençlik enerjileri beni sarıp sarmaladı. 

Şurada instagramda hazırladıkları reels var, günün tatlılığını oradan görebilirsiniz :)


Ben Emekçi Davasına Bi Takılıp Dururum Her Sene

Benim günüm değil mi bu şimdi? Her kadın emekçi değil mi ? Niye bir günde bile ayrıştırma yapıyoruz, niye kadınlar günü demiyoruz?

Neyse, iki saat uğraşıp sevdiğim kadın filmlerini topladım, şuracıkta dursun, aklıma gelen olursa eklerim yine. Sizin de aklınıza gelen varsa söyleyin.