Şubat Ayı Özeti

Kısa zamana pek çok şey sıkıştırmışız :)

Ankara'dan, Niğde'den akrabalarımız gelmiş.

4-5 kere misafir ağırlamışım, 2-3 kere de biz gitmişiz.

Rumeli Hisarı, Ortaköy, Itü Bilim Merkezi'ni gezmişiz.

Çoluk çocuk Pentagram konseri izlemişiz, dinlemişiz, hoplamışız falan :)

Dişçi yolları devam etmiş.

Fotoğraf makinam yapılmış, hemen çekmeye koyulmuşum.

Kart etkinliği yapmış, kitaplardan alıntılar yollamışım herkese.

Limon Masası, Gölgelerin Efendisi, Cherub okumuşum.

Daha ne olsun :)
  • Perşembe, Şubat 28, 2013
  • 3 Yorum

Aldığı Kadar Un

Dediği an tarif benim için bitiyor :)

Şimdi benim gibi hamur işlerinden anlamayan bir şahıs için soru işaretleri beliriyor hemen. Ne kadar alır bu? Bana kalsa kabı doldurana kadar aldırırım ben onu.

Sonra bir de kulak memesi kıvamı var ki bir elim kulağımda bir elim hamurda.

Yok yok ben kendime başka bir tarif bulayım en iyisi:)


  • Pazartesi, Şubat 25, 2013
  • 6 Yorum

Kırmızı Halıdan Bildiriyorum

Gerçi bu saatte kırmızı halıda kim olacak ancak temizleyip toplayanlar bulunur ama orasını karıştırmayalım şimdi :)

Önce en beğendiklerimden başlayayım.


Helena Bonham Carter'ın elbisesi çok hoşuma gitti. Kendisine çok yakışmış bence, onun giyebileceği tarzda birşey.

Jennifer Lawrence'in elbisesi de biraz fazla kabarık olmakla birlikte güzeldi. Straplez kıyafetleri çok sevmem aslında ama bunun duruşu hoşuma gitti.



Adele'in kıyafeti de zarifti. Kıyafet elinden geleni yapmış doğrusu .


Sandra Bullock'un kıyafeti benim en sevdiğim silüet.


Stacy Keibler'in kıyafeti kemersiz daha hoş dururdu gibime geliyor ama yine de güzel tabi.


Lara Spencer'in modeli de güzel.



Octavia Spencer'in kıyafetinin rengi tenine çok yakışmış. Aynı zamanda zarif de.



Gelelim ne düşündüğümü bilemediklerime :) (Eh bilmiyorsun o zaman sus di mi, olmaaz :)



Charlize Theron'a bu saçlar çok gidiyor. Elbise benim zevkime uygun değil ama çirkin de diyemem şimdi. Gerçi bu hatun çuval geçirse üstüne güzel gelir ya...


Catherine Zeta-Jones'unki zırh gibi geldi bana. Şimdi burada bakınca pek fena durmuyor gerçi ama.

Nicole Kidman'ın kıyafetini , yok ya bunu beğenmedim ben işte. Zaten siyah üzerine sarı şeylerden hoşlanmadığımı dün gece fark ettim :) Daha ihtişamlı birşeyler giymeliydi.


Naomi Watts da simetri hastalığım yüzünden burada , sol kolu da olsaymış ne güzel olacakmış :D (Biraz daha bakarsam fotoşopla ekleyeceğim o kısmı:)

Gelelim beğenmediklerime.


Anne Hathaway'in önden iş önlüğü arkadan parti elbisesine benzettiği elbisesini beğenmedim.



Halle Berry'nin Bond Kızı kıyafetini de zebramsı buldum, hoşuma gitmedi.


Kıyafetini ulaşılmaz adlardan değil de bilindik bir markadan (Ben bilmiyorum ne olduğunu gerçi ) alıp giyen Helen Hunt ütületseymiş iyi olabilirmiş.

Bak buradan hepinize sesleniyorum kızlar, kırmızı halıya gelirken giydiğiniz o ihtişamlı kıyafetler arabadan indiğinizde kırış kırış gözüküyorsa hiç işe yaramıyor anacım. Şunları kırışmayan birşeylerden yaptırıverin bi zahmet.


Reese Witherspoon'un kıyafeti de tipik göğüsleri sarkmış gösteren straplezlerdendi, ııh olmamış .

Bir de kırmızı halı sırasında internet başında duran üçlünün en sağındaki hatuna bir Allahın kulu o kıyafet de ne öyle dememiş mi?
Dur bir arayayım bulabilecek miyim.

Hah buldum.

Brandi Glanville'mış. Kimse o artık...


Haksız mıyım Allah aşkına, bu , nedir bu?
  • Pazartesi, Şubat 25, 2013
  • 2 Yorum

Doğumgünü Davetiyesi Fikirleri



Bu, kızılderili partimizin davetiyesiydi. Aşağıdaki gibi sazlardan yaptığımız okların üzerine sararak vermiştik.


Bu, orman partimizindi. Fotoğrafı yok ama çam kozalaklarına bağlayıp vermiştik.

Bu, dedektif partimizin davetiyesiydi. Büyüteç şeklinde kestiğimiz kartona yapıştırıp hazırlamıştık.

Bu, kukla partisinin davetiyesiydi, açıldığında kukla sahnesi çıkıyordu. Bayağı hesap kitap yaptıklarımdan biriydi.


Bu, bilim partisinin mütevazi davetiyesiydi. Ama parti öyle değildi :)


Ünlü ressamların resimleri ile hazırlanan ressam partisi davetileri.


Bu en çok uğraştıklarımızdan. Bütün parçaları kesmek, yapıştırmak, ayakkabıcıda perçinletmek. Ama pek güzel olmuştu.



Bu da balıkçı partisinin davetiyesiydi. O yelkenliyi yapması, üstüne bir de yazıyı yerleştirmesi mühendislik bilgilerimi kullandırmıştı :)

Bir de kola şişelerinin ucuna yerleştirdiğimiz korsan parti davetiyesi vardı fotografı yok ne yazık ki. (O sırada bloğum yoktu:)

Fikir versin diye hepsini bir araya toplayayım dedim.

Partiler doğumgünü etiketinin altında merak edenler bakabilir.



Hadi Vapurla Karşıya Geçelim :)


Önce üst arka açık kısmına çıktım vapurun.


Uzakta sisler içinde kız kulesi görünüyordu...


Ve tabii ki martılar uçuşuyordu..



Bu minik ziyaretçi birşeyler bulmuş karnını doyuruyordu.



Yan taraftan bir motor kalktı.. Giden gemilerin , motorların ardında uçuşan martıların güzelliğini sizinle paylaşmak istedim.



Ve bu da özellikle Any için...Sabahları 7:45 vapuruna son anda yetişip, turnike önünde çılgınca vapur kartını arayan. Her defasında kesin unuttum diye söylenip en sonunda bulan. Benim henüz çene motorların ısınmamışken "Çok komik birşey oldu" diye başlayıp Beşiktaş'a varana kadar hiç susmadan anlatan canım arkadaşım, özlemiştir diye çektim...

Bir fırsat yaratsan da gidip şu diplomaları alsak diyorum huuu... Sen seninkini kullan nerede kullanacaksan ben benimkini altın varaklı çerçeveyle duvara asıcam ki ilkokul mezunu gibi hissettiğim anlarda hatırlatsın bir zamanlar neler yaptığımı bana :D

Neyse bu özel nottan sonra dönelim gezimize..

Kışsa eğer, vapurun en güzel yeri alt arka açık kısmıdır. Oraya hiç rüzgâr gelmez çünkü. Motorların gürültüsünde köpüklere dalıp gidersin...

İyi seyirler :)
  • Cumartesi, Şubat 23, 2013
  • 5 Yorum

Şişli'den Beşiktaş'a Turist Gibi Yürüdüm :)

Bugün fotoğraf makinamı da aldım yanıma, yol boyunca büyük bir keyifle seyrettiğim evleri sizinle paylaşmak istedim. Gerçi hava biraz güneşli olsaydı çok daha güzel çıkardı ama olsun :)


Kendisi böyle...

Arada sıkışmış hali de böyle. Bu eski binaların üzerlerine de kat çıkmışlar. Pek acıklı halleri var...
Şu güzelliğe bakar mısınız..


Arada sıkışmış bir ikili daha. Kocaman binaların arasında hemen dikkat çekiyorlar.








Nişantaşı'na geldik :)



Bu binanın bir öyküsü vardı, üniversitede hocamız anlatmıştı ama tam hatırlamıyorum. Yalnız sırf yeşil olanın önünün kapatmak için yana doğru bir duvar örülmüş onu biliyorum.










Maden fakültesine geldik bile :) Şimdi maden fakültesi değil ya olsun benim için hep öyle kalacak..


İşte Maçka'nın en güzel binası :) Kimse kusura bakmasın. Hayatımın en güzel 7 senesini yaşadım ben orada :D

Koşturmadığım bir gün gidip kalan bir iki hocamın çayını içeyim.. Benim zamanımın asistanları prof olmuştur herhal şimdi.

Akaretler biz okurken terk edilmiş yapılardı. Hep hayal ederdik oralar yapılsa da biz de otursak :)
İşte iskele de gözüktü.

Buraya kadar benimle gelebileni tebrik ediyorum :) Videolar yüklensin, bir sonraki yazımda vapurun alt arka açık tarafından bakacağız martılara :D