:)

Kardeşim geldiiii. Aynur geldiii. Akşama annem gelecek....

Bilmem, anlatabiliyor muyum :)
  • Cumartesi, Temmuz 28, 2007
  • 8 Yorum

~

Siz siz olun, anneniz size "Handan, pamukları makinada yıkayıp yeniden doldurabilirsin yastıklara" derse, sakın birden yastıklarınıza saldırmayın.( Gerçi adı Handan olmayanların böyle bir cümle duyma olasılığı yok ama olsun.) Parmak falan kalmadı bende. Yalnız, dün gece, ekşın film seyrederken pamuk yolma işinin çok güzel yapıldığını fark ettik Can'la. Hatta o, bir ara o kadar kaptırmıştı ki kendisini, yastık pamuk değil kuş tüyü gibi birşey oldu şu anda :)

Dün akşam, akşam serinliğinde bir yerlere gidip yemek yiyelim dedik. Tabi evde iki klima çalışırken, insan öyle bir hayale kapılıyor. Dışarı çıkınca, akşam serinliğini bırak gece serinliği diye birşey bile olmadığını fark ediyorsun acıyla. Yok yok, ne deniz kıyısı ne bahçe, kapalı alışveriş merkezlerinden başka gidilebilecek bir yer yok.

Konuyla - daha doğrusu konularla- alâkasız ama, yıllardan sonra ilk defa fotoğraf bastırdık. Şu fotoğrafları ele alıp bakmak ne güzel bir duygu. Hepsi bildiğim fotoğraflar olduğu halde defalarca baktım :)

İşte buralarda durum böyle. Şimdi arka bahçede hamağa serdiğim pamuklarla ilgilenmeye gidiyorum ben :)

Haaa, çok enercikim, çok zayıfım, metabolizmam da o kadar hızlı ki sormayın gitsin. ( Secret :)
  • Çarşamba, Temmuz 25, 2007
  • 9 Yorum

Reklâm

Şu "Sütaş ayran" reklâmına bayılıyorum. Şu "sen iste kobim" diyen reklâma da gıcık kapıyorum. Bu kadar mı kötü olur .

Geldim :)

Aslında böyle gizlice gitmek gibi bir amacım yoktu. Yani geçen sefer hepimizin hasta olması dolayısıyla kesinlikle bir batıl inanca sahip olmadım. Koşuştururken uğrayamadım sadece. Zaten tam 15 gün sürekli ertelendiği için inanamadım gidebildiğimize.


Sonuçta , günde toplam 10 15 adım attığımız tembel bir tatil daha geçti. Ve normalde el bile yıkayamayacağım kadar soğuk suda da denize girebildiğimizi öğrendim. Hem de daha çok giriliyormuş. Malum, bir kere girmeyi başarınca insan hemen çıkmak istemiyor. Üstelik ısınabilmek amacıyla da sürekli yüzmek durumundasın.

Ama tatil çabuk bitiyor:) Bu sabah ise bir uyandım karşımda deniz yok. Kahvaltıyı nereden veriyorlardı burada diye şöyle bir düşündüm. Neeeee kahvaltı yok mu? Garson yok mu? Oda servisi yok mu?

İşte böyle arkadaşlar. Gelen, hatır soran, merak eden, fırça çeken, ilk defa yolu düşen herekese teşekkür ederim :)

Ha, bir de tatilde "Sır" ra vâkıf oldum. E ben zaten biliyormuşum da uygulamada ufak hatalarım oluyormuş. Zamanı yavaşlatabilirim meselâ. Sonra, insanın gerçekmiş gibi içini sıcacık yapan hayallerin gerçekleşeceğini de bilirim. Ayrıca, tatile giderken yanıma tedbir olsun diye ilaç, şurup falan taşımam hiç, bunun hastalığı çağıracağını düşünürüm. Ama hep de oluruz nedense :D Meğer ben hasta olmayalım diye düşündüğümden oluyormuşuz. Oysa hepimizi sağlıklı hayal etmem gerekiyormuş. Dur bakayım şu sırrı bir deneyeyim dedim. Bilin ne oldu. O akşam günlerdir sonlarda süründüğüm pis yedilide nihayet yendim. Gerçi oyun tam bitmedi, bozuldu, yarım kaldı. Bundan sebep arkadaşlar bu sayılmaz dediler ama. Bence durumum kötüye giderken evren işe müdahale edip benim birinci olacağım yerde durdurdu oyunu :)

Yani uzun lâfın kısası:

Gülümseyin :D

Sağlıklıyız, enerjikiz, güçlüyüz, mutluyuz, güzeliz :)

Ay daha ne olsun.

Sürpriz

Şimdi özel sürprizime gelelim. Oyuna katılan arkadaşlarım için küçük açıklamalarım olacak.





Zehracım, zambak, lale, yani çiçek, içerisinde bulunduğunuz sıkıntılar kısa süre içinde bitecek demektir. Hiç merak etme. Karpuz, ise öğle sıcağında aklına düşen kelime olduğundan , git bir bardak su iç anlamına geliyor :) (Aaa, o da sıkıntılardan kurtulacaksınız anlamına geliyormuş, ilginç :) Tirbüşon, senin eline düşen kurtulamaz kızım demek. Daha ne diyeyim, git fincanı yıka hemen :)




Gülçin canım, sende bir tatil havası sezdim. Yemyeşil çimenlere uzanıp çiçeklerin arasında dolaşan kelebekleri seyretmek falan. Siz bu hafta sonu şöyle güzel bir yere pikniğe gidin bence :) Bir de falda kelebek sakın dost gibi gözükenlere güvenerek riskli işlere atılmayın demektir onu da söylemeden geçmeyeyim.(Felsefe ile ilgili söylenecekleri söylemişsin, o konuda yorum yapmıyorum :)


Aslıcım, kısa bir araştırmayla zümrütün metafizik ve psikolojik etkilerini öğrendim :

Arkadaşlık, evlilik ve aile bağlarını güçlendirir.
Başarı ve doyum duygularını belirginleştirir. Yetersizlik duygusundan kurtarır ve yaşama karşı duyulan minnet duygusunu güçlendirir.
Kişiye sevgi duygusu verir. Yaşama sevincini artırır.

Yani gördüğün gibi çok faydalı bir taşmış. Bir nevi zaruri bir ihtiyaç, hepimizin sahip olması gerek muhakkak.



Gece canım, 26 eylül- 6 ekim arasında Nepal'e bir tur varmış. Bak ayrıntılar burada. Valla bence kaçırılmaması gereken bir geziye benziyor. Hatta içim gitti. Akşama Can'a söylemeyi düşünüyorum. Beni de götürsün.




Katrecim, Elif demek başlangıç demektir. Yeni bir şeylere başlayacaksın. Bak ben sana nefis bir şey buldum. İşte şurada. Neye başlayacağına karar verirken keyifle dinle.

Herkese günaydın. Pırıl pırıl bir güne açılsın sabahımız...

~

Tamam yaz sıcakları vurdu başıma biraz. Bir de tatil ya , uzuun zamandır ilk defa çocuklarla saat dokuza kadar uyuyoruz. Gerçi dün halime çok güldüm, yataktan bir fırlayışım var saat dokuz buçuk olmuş diye, gören de öğlen oldu zanneder.

Hadi biraz oyun oynayıp, kendimize gelelim. Klasik bir oyun. Çocukken çok oynadıklarımızdan. Herkes, kendinden öncekinin yazdığı kelimenin son harfiyle yeni bir kelime yazacak. Anlaştık mı? Bak üşenmek yok.

İlk kelimeyi veriyorum.

YAZ

#

Şöyle uzun uzun yazayım dedim. Daha yazarken sıkıldım.

Herkese günaydın.

Çok güzel bir haftaya açılsın sabahımız.
  • Pazartesi, Temmuz 09, 2007
  • 7 Yorum

Günaydın



Bugün yaşasın cuma. Bundan sonra kaç yaşasın cuma daha geçireceğimizin garantisi yok. Ona göre aklımızı başımıza toplayıp çeki düzen verelim kendimize .

Yaşamak dediğin bir varmış bir yokmuş. O kadar işte...

*


İncecik ipler üzerinde hayat.

Dengede kalabilmek için bütün uğraşımız.

Düşmek herşeyin sonu değil ama.

Yeniden tırmanacak gücü bulabilmekte tüm mesele.
  • Çarşamba, Temmuz 04, 2007
  • 2 Yorum

Aslında dünya hâlâ bizimle konuşuyor. Yalnızca biz dolambaçlı yollara sapmaktan onun sade dilini unuttuk.





Söyleyecek bir şey bulamıyorum. Umarım bir mucize olur.
  • Pazartesi, Temmuz 02, 2007
  • 7 Yorum


Aynaya baktığında ne görüyorsun?
  • Pazartesi, Temmuz 02, 2007
  • 4 Yorum

""

İnsanın kendini kaybetmemesi o kadar zor ki bu koskoca dünyada.
  • Pazartesi, Temmuz 02, 2007
  • 0 Yorum