Bayramımız kutlu olsun...

  • Cumartesi, Ağustos 30, 2008
  • 1 Yorum

*

Geçtiğimiz iki güne üç ev gezmesi, bir misafir ağırlaması, bir de piknik sığdırmış bulunuyorum. Süper miyim neyim :D
  • Perşembe, Ağustos 28, 2008
  • 4 Yorum



o Taze ve özellikle kuru incirin yenilmesiyle insan bedeninin hücreleri yenilenir. İncir, içerdiği yüksek oranlardaki protein, vitamin ve minerallerle hücrelerin yenilenmesini sağlayan bir besindir. Sözgelişi, 100 gr. kuru incir yenilirse bedenin günlük gereksinimlerinden kalsiyumun %17'si, demir ve magnezyumun %30'u, fosforun %20'si, B1 vitamininin %5'i ve B2 vitamininin %4'ü alınmış olur.

o İncir, içerdiği yüksek orandaki liflerle bedene giren kolesterolün kana karışmadan atılmasını sağlar.

o Sindirimi kolaylaştıran incirin, bedeni bakterilere karşı koruyan etkileri de vardır.

o İncir içerdiği yüksek orandaki kalsiyum ve fosforla kemik ve dişlerin oluşumu ile sağlıklarını garantiler: incirin içerdiği kalsiyum, diğer besinlerdekine göre daha kolay sindirilir. Süt içemeyen kişilerin incir yemeleri öğütlenir.

o İncir, içerdiği 'benzaldehit' adlı maddeyle kanserli hücrelerin büyümesini önler, kansere karşı etkili olur.

o Kuru incirden hazırlanan infüzyon, özellikle çocuklarda korkusuzca kullanılabilen etkili bir müshildir: Bunun için iki -üç kuru incir doğranır. Üzerine kaynar su dökülerek 10-15 dakika demlendirilip bir infüzyon hazırlanır. Bu infüzyondan günde 2-3 bardak içilir.

o Körpe incir yapraklarının sütü siğile karşı etkilidir: Bu etkiyi sağlamak için körpe incir yaprağından sızan süt siğile sürülür.

o Körpe incir yapraklarının ezilmesiyle hazırlanan yara lapası, çıbanların olgunlaştırılması ve baş verip delinmesinde etkili olur.

Not: Bilgiler sağlık sayfam sitesinden alınmıştır..

Not2: Onu bunu bilmem, çok güzel bir meyva bu, hele de ağaçtan toplanınca. Bir de Aydın civarlarında yol kenarında satanlara rastlarsanız hemen alın. Torbaya değil sepete doldurtun. Bu nefis tadı hiç bozulmadan uzun bir süre yiyebilirsiniz.

Not3: İzmirliler yemiş derler buna. İncir denmez orda. Yemiş derlerse ne yemiş diye soru soran gözlerle bakmayın.

Not4: Ay ne öğreticiyim sabah sabah :)

Rahmi Koç Müzesi












Sabah 10:30 da Üsküdar'dan kalkan Eyüp vapuruna binip limanlara uğraya uğraya Hasköy'e vardık. Kürşad epeydir söylüyordu çok güzel bir müze olduğunu. Dediği kadar varmış. 4 saat dolaştık ama çoğu ayrıntıyı kaçırmışızdır eminim. Hem eğitici hem eğlendirici nefis bir yer . Çocukların çeşitli deneyler yaptıkları bölümler, birbirinden güzel eski otomobiler, içine girilen uçaklar, ses efektleri, ev aletlerinin çalışırken içlerinin seyredilebildiği kısımlar, mini tren gezisi, bahçesinde atlıkarıncası. Akşam eve döndüğümüzde Can'a saatlerce anlattık. Teşekkürler Rahmi Koç.

Not: Müze hakkında daha çok bilgi için şuraya bakınız.
  • Pazartesi, Ağustos 25, 2008
  • 3 Yorum

"Bütün bir hayat yaşayabilmemiz için bağışlamamız gerekir. Bağışlama acılarımızı ve yaralarımızı iyileştirmenin yoludur, karşımızdaki kişilerle ve kendilerimizle bu biçimde yeniden birleşebiliriz. Hepimiz incinmişizdir- acıyı hak etmeyiz ama herşeye karşın yaralanmışızdır. Üstelik doğrusunu söylemek gerekirse, büyük bir olasılıkla başkalarını da incitmişizdir. Sorun bu incinmenin yaşanması değildir, bizim bunu bağışlamamamız ya da bunu unutamayacak olmamızdır. İncitmeye devam eden şey bu acıdır. Hayatı bu acıları biriktirerek yaşarız..."
Yaşam Dersleri
Elisabeth Kübler-Ross
David Kessler

Zu canım, bugün senin yaşgünün şerefine parasail yapıp dünyaya tepeden baktım. Bak ne iyi bir arkadaşım değil mi :D

İyi ki doğdun...

Şöyle bir hesapladım da bu 20. doğumgünü birlikte kutladığımız... Daha nice civalı baharlara :D

Steven senin için söyluyor...

Amazing - Aerosmith
  • Perşembe, Ağustos 14, 2008
  • 0 Yorum

Sofra

Sevdiklerimizle birlikte koskocaman bir sofra keyfi yaşamak ne güzel. Beraber bir kaçamağın tadını çıkartarak. Ve yanımızda olmayanların sevgiyle kulaklarını çınlatarak.




(Pardon bunu sofraya koymayı unutmuşuz :)

  • Perşembe, Ağustos 14, 2008
  • 1 Yorum

08.08.08

Bugün herkes bir dilek tutsun :)

Olimpiyatlar başlıyor :)

Acaba İstanbul'da gerçekleştiğini de görebilecek miyiz?

Bir zamanlar 2000 olimpiyatları İstanbul'da olursa babam gitmeme izin verir mi acaba diye düşünüyordum. Sonra da kendime çok gülmüştüm. Sanırım otuz yaşında artık izin almama gerek kalmaz diyerek :D Ha ha ha. Neyse bu gidişle ben elli yaşıma geleceğim ama hâlâ bir sonrakinin bizde yapılmasını bekliyor olacağız.

Olsun. Televizyon karşısındaki rahat yerimden ne bulursam seyredeceğim önümüzdeki günlerde. Çok meşgulum yani :D

Not: Takımdaki masa tenisçilerimizi nasıl buldunuz? Melek Hu ile Cem Zeng. Ha ha ha :D Nefis isimler.

!

Sevgili tekne turu düzenleyicileri. Bazen, bazı insanlar, tekne turuna göbek atmak, bangır bangır kalitesiz müzik dinlemek için gelmeyebiliyorlar. Şöyle sessiz huzurlu bir ortamda, deniz, güneş, sakinlik, dünyadan kopmak gibi amaçlarla da tekne turuna çıkanlar var. Bilginize....

Yok ben tekne turuna falan çıkmıyorum, evde temizlik yapıp duruyorum ama bu konu epeydir sinirimi bozuyordu. Tatile çıkan arkadaşlar da bol olunca duruma el koyayım dedim :)

Ordan Burdan

Çocuklara acilen bir uğraş bulmalıyım, yaz okulları bittiğinden beri birbirlerine sardılar. Sesim kısılmaya başladı bağırmaktan.

Yazılarıma çeki düzen vermeliyim. Anneme internet bağlanıyor :)

Çocuk odasına girmeliyim. Çok korkuyorum. Evin tüm odalarını tekrar tekrar temizlemeye razıyım ama çocuk odası. Brrr.

Sonra da sırada mutfak var. Aman, temizle temizle sonu yok bunların.

Sabahın altıbuçuğunda yürüyüşe çıkmaya itina ile devam ediyorum. Kahvaltı, bulaşık, blog dedikten sonra dokuzda tekrar horrrr... Bu sabah sporu beni dinç yapmıyor azizim. Yılların birikimi var, ben akşam yürüyüşçülerindenim. Sanırım biraz daha böyle devam ederse madenci
şapkalarından alıp karanlıkta çıkacağım dışarı.

Keşke şu bahçeye fasulye, barbunya, dolmalık biber falan da dikseymişim, şimdi pazara gitme derdim olmazdı ne güzel.

Yapbozumu koltuğun altından masanın üzerine çıkarttım nihayet. Başına da geçsem fena olmayacak.

Kitabım çok güzel. Ursula K. Le Guin'in Yerdeniz Üçlemesi. Şu anda En Uzak Sahil'i okuyorum.

Nihayet aylar sonra kendimize balkon sandalyesi alabildik. Eskileri artık iyice parçalanıyordu. Onları bahçeye çıkarttık. Ama küçük sandalyeleri balkona koyduğumuzdan beri orada çok oturmaz olmuştuk. Sonunda tam istediğimiz gibi olan ama çook pahalı olmayan bir model bulduk. Rahatça oturup başımızı da yaslayınca değmeğin keyfimize :)

Eti Turtinilerden denediniz mi? Biz çok beğendik.

Geçen gün Söz Ve Müzik'i seyrettik. Beklemediğim kadar güldüm.

Herkese günaydın. Çok güzel bir güne açılsın sabahımız...

Diken Çileği


Olur da böğürtlen almaya karar verirseniz, kaç lira isterlerse pazarlık etmeden verin. Yapılacak iş değil, her tarafımı çizdi dikenler. Topladığım da bir avuç birşey.

Herkese günaydın. Harika bir haftaya açılsın sabahınız...
  • Pazartesi, Ağustos 04, 2008
  • 1 Yorum

~


Günaydın...Bugün yaşasın Cuma. Bu haftasonu kendinize küçük bir kaçamak yapın. Şımartın.
Keyifli bir güne açılsın sabahımız....