Bulaşık makinamdan gelen yanık kablo kokularından sonra artık gidip yenisini almaya kesin karar vermek zorunda kaldık :D 100den ağzım yandı ya bu sefer en fazla dört programlılara baktım. İnternetten araştırdım. İstediklerimi veren bir iki kaliteli marka var.

Dün sabah gidip yetkili satıcılara bakayım dedim. Bir tanesiyle aramızdaki konuşma şu şekilde geçti:

-Bu madelin fiyatı ne kadar.

-1050 ytl

-Neden öyle hepsiburada'da 739 ytl idi.

-Biz de veririz o kadara o zaman.

Eh yani, gel de güvenip al o yerden birşey şimdi. İnternetten bakmasam, bu adam bana indirim yapıp 900 liraya falan satardı ben de mutlu olurdum herhalde.

Neyse. Yeni makinam dün akşam geldi. Kuruldu. Açılış törenini yapacağız yakında :D



Şimdi ben gidip yaklaşan 12 Temmuz nedeniyle yapacak olduğumuz kukla partisi için davetiye planlamalıyım. Sonra süsler, yün bebeklerden kuklalar falan filan. Ayarlanacak çok şey var.



Herkese günaydın.


Huzurlu bir güne açılsın sabahınız...

  • Pazartesi, Haziran 30, 2008
  • 2 Yorum

+++

Hayat ne kadar hızlı geçiyor. Yaşasın Cuma gelmiş bile.

Nefis bir sabah. Günler uzayınca evim biraz güneş alır oldu. Sabahları ışıl ışıl oluyor balkonum. Birkaç saat sonra ise artık sabah kahvesi için hazır bir hale geliyor. Ve taaa akşama kadar gölgede kalıyor :)

Şimdi ben çayımı alıp balkon keyfime gidiyorum :D

Herkese günaydın...

İngilizce hocam Mrs G nin kulakları çınlasın. Sabahları "Good morning" ine cevap alamayınca. "GOOD MORNİİİNG DEDİM EVERYBODY YAHUU" diyerek uyuklayan bizleri yerinden sıçratırdı :) Bu da böyle bir anıydı netekim :) Nerde kalmıştık? Haa..

Herkese günaydın :) Nefis bir güne açılsın sabahımız...


KIRMIZIIIII BEYAAAZ





Kötü oynasaydık bu kadar üzülmezdim belki. Kazanabilirdik...

Olsun, gelecek sefere artık .

Milli Takımımızı tebrik ediyorum. Bize yaşattıkları bütün güzellikler için teşekkür ediyorum.
  • Perşembe, Haziran 26, 2008
  • 4 Yorum

Aaah tatil :D

Gecenin bir yarısı varabildiğimiz otelimizde sabah kalktığımda bu manzara karşıladı beni :)


Hemen fotoğraf makinamı kapıp dışarı çıktım. Bundan güzel bir pencere olabilir mi?



Bodrum Bodrum...




Meşhur mağaramız da burasıydı. Oylat Mağası.


Biraz da gece ve sanatsal çekimlerimize göz atalım :D











Şimdilik bu kadar :)

Herkese günaydın. Keyifli bir güne açılsın sabahımız...

Not: Akşamki maç için havaya sokma müziğim nasıl ama :D

Milli Takim - Tarkan
  • Çarşamba, Haziran 25, 2008
  • 3 Yorum

#

Hımmm nerden başlasam.

* Geleneksel bilmem kaçıncı Bodrum gezimizle yaz tatilinin açılışını yaptık.

* Yıllardır aynı yere gitmenin tekdüzeliğini kırmak için Can "Hayatım bak buradan gidelim mi daha kısa gibi gözüküyor" dediğinde olur dedim. Oysa ki yıllar önce ıhlara vadisinde yaptığımız piknikten dönerken denediğimiz başka bir kısa yolun yarısının kar sularına kapılıp gittiğini gayet de iyi hatırlıyordum ama düşündüm ki nasıl olsa yaz. Eğer haritada düz bir yol görüyorsanız sakın kanmayın, o düz yol sağa sola giden dolanbaçların iz düşümü gibi bir şey. Sonuçta bizim kısa yol 130 km (4 saat kadar) uzun sürdü :)

* Ama bu arada yolda giderken kocamaaan bir mağara keşfettik. "Aaa bir mağara varmış hadi çocuklara gösterelim" diye çıktığımız yolun sonunda ulaştığımız mağara daha sonra internetten yaptığımız araştırmalara göre ülkemizdeki en büyük üçüncü mağara mıymış neymiş :) Başka zaman buraya geliriz diyerek yolumuza geri döndük tabi .

* Memleketimizde ne çok kaplıca varmış. Adım başı kaplıca levhasına rastladık.

* Tatil boyunca karı koca her akşam scrabble oynamayı başardık. Sevgilim yenildiği zamanlarda cıvızlasa da çoğunlukla beni gıcık etti. Bir gün aynı harfleri çekerek oyun oynayacağız, böylece şans faktörü ortadan kalkıp gerçek bir düello olacak. Ama henüz ikimiz de buna cesaret edemedik.

*Kaldığımız yerde çoğunlukla yaşlılar oluyor. Can'ın biraz içi sıkılsa da ben halimden pek memnunum :D Başka nerede çocuk gözüyle bakılacak bana :) Yani, birilerinin konuşmasına kulak misafiri oluyorsun, anlattığı şey 70 lerde falan geçiyor :D Oysa o hain Antalya Dedeman'da fıstık gibi hatunlar dolanıyordu. Hayır genç kız diyeceğim ama yanlarında da çocukları. İnsan otomatikman demoralize oluyor.

* Küçük oğuluşum kolluksuz yüzmeyi öğrendi. Zaten kolluğun havasını o kadar indirmiştik ki artık kolunda süs olarak duruyordu neredeyse :) Büyük oğluşum da boyuna kadar gelen yerlerde dalıp yerden kum çıkartmaya başladı. Dizine kadar gelen sudan ileri götürebilmek için ne diller döktüğümü hatırlıyorum da :)

* Sahilde ağaç olması kadar güzel bir şey yok. 10 gün boyunca ağacın altındaki bir şezlonga uzanıp deniz sesi (ve bol bol Metehan sesi) eşliğinde kitap okudum.

* Cuma gece yarısı galibiyetle beraber kendimizi dışarı attık. Bodrum sokaklarında kornaya basıp dolaştık. Hemen evdeki bayraklardan birisini arabaya koymaya karar verdim.

* Türk Milli Takımının maçlarında ne zaman dışardan odaya dönsek gol atmaya başladık. Uğurlu odamızda biraz daha kalsaydık iyi olacaktı. Gerçi eve döndüğümüzde odanın anahtarlarından birisinin bizde kaldığını fark ettik. Bu iyiye işaret :D

*Çok güzel fotoğraflar çektim ama henüz bakmaya fırsatım olmadı.

* Evimize bir döndük ki bahçemizdeki kabaklarımız olmuş. Domatesler çıkmış. Yakında pazara gitmeme gerek kalmayacak :D

İşte böyle :)

Herkese günaydın. Harika bir haftaya açılsın sabahımız...
  • Pazartesi, Haziran 23, 2008
  • 5 Yorum


Sana sımsıkı sarılabilseydim şimdi babacığım. Öpseydim öpseydim...

Babalar günün kutlu olsun...

DO

Dün sabaha karsı kendimle konuştum
Ben hep kendime çıkan bir yokuştum
Yokusun basında bir düşman vardı
Onu vurmaya gittim kendimle vuruştum

ÖZDEMİR ASAF



Şimdi ben bugün pikniğe gidiyoruz desem ayıp olur mu acaba ? Yok yok demeyeyim en iyisi :)
  • Perşembe, Haziran 05, 2008
  • 5 Yorum

Şar Şur

Dıtdırıdırıdıt lay lom lay lom çıkıçık hık pık tırım tıs...

Meali: Biz havuz problemlerine çalışıyoruz sessiz olunuz...

Zardanadam playlist

Not: Şarkı seçimiyle uzaktan yakından alâkam yoktur. Seçen sınava girecek netekim, normal kabul etmek lâzım :D
  • Çarşamba, Haziran 04, 2008
  • 0 Yorum

Hımmm.. Neyse devam sayısı çok berbat değilmiş.

Bu haftayı piknik ve türevleri haftası olarak geçirmiş bulunuyoruz.

Öncelikle perşembe günü bir sinema kaçamağı yaptık Can'la. İndiana Jones her zamanki gibi keyifliydi. Ama bir taraftan da yetmişine yaklaşan bir erkek hâlâ macera filmleri çevirebilirken aynı yaştaki kadınların ancak babaanne rollerini alabilmeleri konusu , hayatın kadınlara karşı bu acımasızlığı yine içimi burktu biraz.

Neyse. Cuma günü hem Metehan'ın hem de Bilgehan'ın sınıfı bizim buraya pikniğe geldiler. Gelmişken Bilgiç'in doğum günü de kutlandı. Yok, gerçek doğumgünü değil. Anasınıfında her cuma çocuklardan birisinin doğumgünü kutlanıyordu. Bizimkisi Temmuz olduğundan bu güne denk düştü.

Öğretmeniyle birlikte pastasını keserken pek de ciddiydi canım :)

Eeee. Cumartesi mangal günüydü :) Dayımlarla birlikte keyifli bir mangal yaptık sahilde. Tabi silip süpürdükten sonra fotoğraf çekmek aklımıza geldi. Sofradaki mercimek köfte ve yaprak sarmayla uzaktan yakından alâkam yoktur. Onlar yengemin marifeti :) (Bitmesinler diye kapaklarını sonradan açtıydım. Sadece bana kaldı :D Ho ho ho...)


Bu sabah, o da ne, piknik varmış. Çocuklara eğlence falan. Biz de günlerdir evde kapalı. Yazıııık.

Halat çekmeden, yoğurt yeme yarışına kadar bilimum yarışlara katıldı maymunlarım. Onları seyretmek çok keyifliydi.







Peki bu dans eden delikanlı da kim? Benim oğluşum mu ? Aman Tanrım :D


Les Jours Tristes (Instrumenta - Yann Tierson