...

Doğumgünü partisi hazırlıkları, parti, parti sonrası mutlu yorgunluk ardından da bahar temizliği derken bugün olmuş. Bir ara üşenmeyip parti fotoğraflarını yayınlayacağım. En az çocuklu partimiz bu oldu. Hastalıklar ve çıkan işler çocuk sayımızı azaltsa da hemen anne olarak gerekeni yapıp aktivitelere ithal büyük getirerek sayıyı tamamladım. Any, Kuzen ve Müzoş ile sayıları eşitlenen küçük ve büyüklerden en gürültücü olanı büyüklerdi :D Any'nin de dediği gibi uçamayan kuş, zıplayamayan kurbağa, yüzemeyen yelkenli gibi çok eğlendirici aktivitelerimiz oldu. Arada sırada kendi aramızda origami partisi yapmaya karar verdik, çok dinlendirici çünkü. Bir kaç saatliğine de olsa kafamızdaki tüm sıkıcı düşünceler uçtu bütün derdimiz kurbağayı zıplatabilmek oldu :D

Şimdi bugün tertemiz evimin keyfini çıkartırken bir yandan da Metehan'ın performans ödevi olarak yapmamız gereken ısı yalıtımlı ev modelini düşüneceğim.

Herkese günaydın.

Huzurlu bir güne açılsın sabahımız.

İYİ Kİ DOĞDUN METEHAN

Metos'un doğum, benim anne, Can'ın baba, annemin anneanne, babamın dede, Kürşad'ın dayı olma günü kutlu olsun :D

12 yıl geçmiş mi? Daha dün gibi minik topböceğimi kucağıma alışım. İyi ki doğurmuşum :)

Ne zaman ocağı güzelce temizlemiş olsam bir şeyler taşar. Mörficiğim sağ olsun.

Origami




Kağıtlar kesiyor, katlıyor,çiçekler, hayvanlar, gemiler falan yapıyoruz. Haftasonu origami - krigami (Kâğıt kesme sanatı:)  partimiz var. Bayağı ilerlettim kağıt katlama sanatımı :) Artık kanatlarını oynatan kuşları bir çırpıda yapıveriyorum :)
  • Çarşamba, Mart 23, 2011
  • 0 Yorum

Düşünceler...

Belki de iki çift ayakkabıyla yetinmeyi bilmemiz gerekirdi. İki ya da üç çanta işimizi görmeliydi. Belki de kış deyince yünlülere bürünmeliydik eskisi gibi incecik tiril tiril gezeceğiz diye ısıtmamalıydık dünyayı. Ne bileyim, bir televizyonun başına toplanmalıydık, her odaya bir tane olsun diye uğraşmamlıydık.

Belki de bir parçası bozulan eşyalar tamir edilebilir olmalıydı. Tamiri yenisinden pahalıya gelir diye atılmamalıydı. Sırf moda değişti diye herşey yenilenmemeliydi. Toprakta kendi zamanlarında özgürce büyüyen sebze meyveler ellenmemeliydi. Kış ortasında domates bu kadar çok yenmemeliydi.

Ne bileyim. Sigara içeceğim ya da temiz havada duracağım diye bahçelere sobalar kurulmamalıydı. İki adım öteye gitmek için bile arabaların koltuğuna oturulmamalıydı.

Ne yaptığımızı bilmeliydik. Aldığımız , yaptığımız, kullandığımız her gereksiz şeyde başkalarından çaldığımızı, dünyadan çaldığımızı, çocuklarımızdan çaldığımızı anlamalıydık.

Sevgili Evren'in bloğunda görür görmez hemen benim de yapasım geldi. Budanmış dalları suya koyarak çiçeklendirmişti, ben de buradakilerden hemen alıp suya koydum. Bunlar son halleri.

Eee, ne zaman açılıyor bu bloglar, kırmızı yazıyı görmekten sıkıldım artık ben.

?!?!!

Aygaz tüpü de tehlikeli arkadaşlar, risk almayan yemeğini pişiremez netekim, di mi? Tı tı tı. Siz de hiçbir şey bilmiyorsunuz valla...

Başlarına nükleer santral düşesiceler.

Bazen gerçekten çok ama çok umutsuz hissediyorum kendimi.

René François Armand Prudhomme (Sully PRUDHOMME)(16 Mart 1839- 7 Eylül 1907)

KIRIK VAZO

Menekşenin solduğu şu billûrdan vazocuk
Yelpazenin ucuyla birdenbire çatladı;
Hafiften mi, hafiften dokunmuştu fiskecik,
Gözle görmek bir yana, ses bile duyulmadı.

Açılan hafif çatlak gerçi küçük bir şeydi,
Fakat ince billûru günden güne yiyerek
Sinsi bir yürüyüşle boyuna ilerledi.
Kuşattı her yanını yavaşça kemirerek.

Vazodaki taze su boşaldı damla damla
Menekşe çiçekleri kurudukça kurudu,
İlgilenmedi kimse bu küçücük olayla,
Dokunayım demeyin, billûr vazo kırıldı.

Seven el de çok defa, sevdiğini okşarken,
Farkında olmıyarak, kalbinde yara açar.
Kırılır kalp sessizce, hiç mi hiç sezdirmeden,
Sevginin çiçeği kısa zamanda solar.

Kimsecikler göremez olup biten bu işi,
Yara büyür gizlice, işler hep daha derin,
Kahredici derdine deva bulmaz o kişi:
Billûr gönül kırıldı, dokunayım demeyin.

Sully PRUDHOMME
Çeviri: İhsan AKAY
  • Çarşamba, Mart 16, 2011
  • 0 Yorum

Düşünceler...

Herkeste bir koşturma herkeste bir telaş... 30 sn yeşil ışığın yanmasını bekleyemeden yollara atıyoruz kendimizi.. Sanırsın yolun karşısına 30 sn erken geçince dünyayı kurtaracağız.

Devamlı konuşuyoruz, yollar, otobüsler kendi kendine konuşan kişilerle doluyor. Hani eve kadar sabredemeyecek kadar önemli işlerimiz.Yoldaki zamanı çok iyi değerlendirmeliyiz ki eve gittiğimizde önemli buluşlarımızı gerçekleştirecek zamanımız bize kalsın.

Hele kimileri, başlarını kaldırıp gökyüzünü, bir ağacı , denizi, serçeyi görmeyeli ne kadar oldu acaba? Onların telefonları ellerinde, yolda giderken bile sürekli yazıyorlar. Yazar olduk hepimiz.

 Durup bakıyorum üzüntüyle koşuşturan kalabalığa.

Hareket çok ama elle tutulur hiçbirşey yok; ne zaman bu kadar kendimizi kaybetmişiz?
  • Çarşamba, Mart 16, 2011
  • 0 Yorum

3.14

Üçüncü ayın ondördü neydi bakiim?

Herkese günaydın.

Bütün soruların cevaplarını böyle şıp diye bilebileceğimiz bir haftaya açılsın sabahımız :D

Pi Günü

3. ayın 14 ü (3.14) Pi günü olarak kutlanmaktadır.

Tarihi M.Ö. 2000 yılına dayan Pi, bilindiği gibi büyüklüğü ve küçüklüğü fark etmeyen her çemberde ya da daire de görülen bu matematik sabiti, çemberin çevresinin çapına bölümüyle elde edilir.

Çekiyorum Gülümseyin :)

Hava birkaç gün önce yağan kar, esen rüzgâr sanki rüyaymışçasına güzeldir. Tabii ki evde durmak çok ayıp olacaktır. Milyonlarca hatıra barındıran Fenerbahçe Parkı'na kaçamak yapılır. Makinanın pili bitene kadar fotoğraf çekilir :) Işık, dallar, tomurcuklar gülümsedikçe hayata gülümsenir :)

Sabah

Güneşli bir havada yapılan bir yürüyüşün ardından, fırındaki harika poğaça kokularına karşı koymayı başarmış olarak eve gelmek :D

Şimdi çay demleniyor. Yumurtalar haşlanıyor. Domates doğranmayı bekliyor. Kahvaltılıklar sofrada. Çocuklar yataklarında kitaplarına gömülmüş, baba birazdan başına üşüşeceklerinden habersiz uyuyor.

Günlük hayatın ortasında sıradan bir sabah. Ama şöyle bir pencerenin dışına çıkıp içeri baktığında masal gibi geliyor insana.

Herkese günaydın.

Yaşamımızdaki güzellikleri görebildiğimiz ışıl ışıl bir güne açılsın sabahımız...

.

Bugün yaşasın cuma :)

Buraya gelip okumayı başaran herkese  

GÜNAYDIN.

Rengârenk bir haftasonuna açılsın sabahımız...

Kar Manzaraları


Bu pencerenin önü masal gibi. Gündüz gece çayımı kaptığım gibi oradayım :)


Konser

Duman

Yer: Olimpia Event Hall
Tarih: 11.03.2011 21:00
Telefon: 0212 244 04 42
Adres: İstiklal Cad. Acara Sok. No: 2 (Yapı Kredi Kültür Merkezi Yanı), Galatasaray Beyoğlu İstanbul
Bilet Ücreti: 39,50 TL
Nereden Alırım: Biletix.com, Biletix Gişeleri, Biletix Çağrı Merkezi: 0216 556 98 00, Olimpia Event Hall

Oh :D

Sonunda kar keyfi yapabildik biraz. Önce büyük oğluşla okula , sonra da küçük oğluşla ekmek almaya giderken kartopu oynadık. Sabaha göre şu anda eridi çoğu ama hâlâ yağıyor.

Herkese günaydın.
  • Çarşamba, Mart 09, 2011
  • 4 Yorum

Tral La La La

Bu eve taşındığımızdan beri şu manzaranın hayalini kuruyordum :)

Dünya Kadınlar Günü

8 Mart 1857 tarihinde ABD'nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı.

26 - 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka'nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart'ın "Internationaler Frauentag" (International Women's Day - Dünya Kadınlar Günü) olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.

İlk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştı ve değişen tarihlerde fakat her zaman ilkbaharda anılıyordu. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921'de Moskova'da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı'nda gerçekleşti. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde anılması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960'lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri'nde de anmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart'ın "Dünya Kadınlar Günü" olarak anılmasını kabul etti.

Kızlar......

GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN :)


(Herkes işi bıraksın, bugün keyif yapacağız anacım :)



İnsanın bu garip ortamlarda sinirlenmekten canı birşey de yazmak istemiyor .

Roka Salatası

İstanbul'da pek roka yoktu ben evlendiğim zamanlar. İzmir'de gördüm ilk. Acı tadı nedeniyle yemeklarin yanında sade sunumunu pek sevmemiştim ama bir gün arkadaşımda salatasını yediğimde fikrim değişti. İnce doğranan roka, sarımsak, bol limon, tuz ve zeytinyağı ile harika bir salata oluyor. İstenirse yine ince doğranmış domates, salatalık da katılabilir.

Afiyet olsun :D

Hımm bir girebiliyorum bir giremiyorummuş.

Şimdi ben anlamadım birşey, bloğumu göremiyorum ama yazabiliyor muyum? Daha da komiği ne zamandan beri bunu yapabiliyorum?

Herkese günaydın.

Şu beklediğimiz haberin geldiği bir haftaya açılsın sabahımız. (Farkındayım biraz öznel bir dilek oldu ama napalım bu hafta böyle. Başka günlerde de sizin dileklerinize yer veririm efem:)

Pek sessiz kalmış takvim bugünlerde.

http://www.blogumadokunma.com/

Herkese kocaman bir günaydın...

Bilimum saçma yasakların kalktığı, pırıl pırıl bir haftasonuna açılsın sabahımız...

BLOĞUMA DOKUNMA

Depremden Korunma Yolları

PLANLAMA:
Yaşadığınız / bulunduğunuz mekanı inceleyin. Korunma için bulunacağınız yeri ve muhtemel kaçış yolunu belirleyin.

Eğer bulunduğunuz noktadan kendinizi 10-15 saniye içinde bina dışına çıkartacak ve güvenli bir açık alana ulaştıracak pozisyonunuz varsa bu yolu saptayın. (Bu yöntem sadece giriş altı, giriş ve birinci katta olanlar için geçerlidir.)

Deprem sırasında ilk 10-15 saniye binayı terk edebilmek açısından çok önemlidir. Binalarda yıkıma yol açan unsur, hissettiğiniz ilk sarsıntı değil, binanın rezonansa girmesidir. Bu da size 10-15 saniyelik süre kazandırmaktadır. Bu süre içinde kaçma eylemini gerçekleştirebilecek bir yöntem bulduğunuz taktirde tatbik ederek zamanı saptayın. Böylelikle hem kesin kaçış sürenizi öğrenebilir, hem de bu süreyi daha da kısaltacak yöntemler geliştirebilirsiniz.

(Devamı dersimiz.comda )

Günün Falı

(İlk gelen alır)

Kendine zaman ayırmalısın, yoksa kimseye bir faydan dokunmamaya başlayacak...

Alain (3 Mart 1868 – 2 Haziran 1951)

Ünlü Fransız filozofu.

"Hafif bir yağmur yağıyor,sokaktasınız,şemsiyenizi açarsınız olur biter. " Yine mi şu pis yağmur " demenize ne lüzum var? Su damlalarına, bulutlara, rüzgara bunun bir tesiri olmaz ki.Neden " Aman ne güzel yağmur " demiyorsunuz? Biliyorum bunun da su damlalarına bir tesiri olmaz,doğru, ama sizin için iyi; bütün vucudumuz hareket edecek,gerçekten kızışacak; neşe veren en küçük hareketin neticesi böyledir işte;yağmur altında kalıp da nezle olmamak için bu şekilde hareket etmektir.

İnsanları da yağmura benzetin.Kolay değil diyeceksiniz.Kolay hem de yağmurdan çok daha kolay.Çünkü gülümsemeniz yağmura tesir etmez,ama insanlara fazlasıyle tesir eder;hatta sırf taklit yüzünden,daha az üzüntülü,daha az can sıkıcı bir hal alırlar.Üstelik,siz kendi içinize bakarsanız,onlarda bir sürü mazeret bulmakta güçlük çekmezsiniz. Marcus Aurelius her sabah " Bugun kendini beğenmiş boş bir adamla,bir yalancıyla,doğrulukla ilgisi olmayan bir insanla, can sıkıcı bir geveze ile karşılaşacagım;onlar cahil oldukları için böyledirler ",dermiş."

Oyun

Geçen gün çocuklarla oynadığımız oyunu sizlerle paylaşmak istiyorum:

Haritada başkent bulma oyunu.

Dünya atlasından bir bölgenin siyasi haritasını seçtik. (Biz ilk olduğu için Avrupa'yı tercih ettik, daha bildiğimiz ülkeler var diye) Sonra birbirimiz ülkelerin başkentlerini sorduk. Tabi bu arada ülkelerin de yerini bulmak gerekiyordu. Çok eğlendik. Gelgelelim onlar İsviçre, İsveç, Danimarka ve Finlandiyanın başkentini ezberlediler, ben Litvanya, Letonya gibi çocukluğumda olmayan ülkelerinkini bir türlü aklımda tutamadım :)
  • Çarşamba, Mart 02, 2011
  • 0 Yorum

Yeşilay Haftası

Yurdumuzda alkollü içki ve uyuşturucu madde kullanmaya karşı olanlar 5 Mart 1920 tarihinde Hilâli Ahdar Derneğini kurdular. Hilâl – ay , ahdar – yeşil anlamındadır. Hilâli Ahdar, daha sonra Yeşilay adını aldı. Yeşilay Derneğinin kuruluş tarihini içine alan 1 – 7 Mart arası ülkemizde Yeşilay Haftası olarak kutlanır. Yeşilay Haftasında alkollü içkilerin, uyuşturucuların topluma, aileye, bireye zararları anlatılır. (Memocal'dan alıntı)
  • Çarşamba, Mart 02, 2011
  • 0 Yorum

"Hafif bir yağmur yağıyor,sokaktasınız,şemsiyenizi açarsınız olur biter. " Yine mi şu pis yağmur " demenize ne lüzum var? Su damlalarına, bulutlara, rüzgara bunun bir tesiri olmaz ki.Neden " Aman ne güzel yağmur " demiyorsunuz? Biliyorum bunun da su damlalarına bir tesiri olmaz,doğru, ama sizin için iyi; bütün vucudumuz hareket edecek,gerçekten kızışacak; neşe veren en küçük hareketin neticesi böyledir işte;yağmur altında kalıp da nezle olmamak için bu şekilde hareket etmektir.

İnsanları da yağmura benzetin.Kolay değil diyeceksiniz.Kolay hem de yağmurdan çok daha kolay.Çünkü gülümsemeniz yağmura tesir etmez,ama insanlara fazlasıyle tesir eder;hatta sırf taklit yüzünden,daha az üzüntülü,daha az can sıkıcı bir hal alırlar.Üstelik,siz kendi içinize bakarsanız,onlarda bir sürü mazeret bulmakta güçlük çekmezsiniz. Marcus Aurelius her sabah " Bugun kendini beğenmiş boş bir adamla,bir yalancıyla,doğrulukla ilgisi olmayan bir insanla, can sıkıcı bir geveze ile karşılaşacagım;onlar cahil oldukları için böyledirler ",dermiş."

Alain

(Takvimin Biri için buldum bu yazıyı, ama iki gün daha sabredemeyip hemen buraya alıyorum :)
(Bugün doğanlar kısmına koyacağım da onun için iki gün daha sabretmem gerekiyor :)

Karnıbahar

Başta potasyum minerali olmak üzere, beden için yararlı önemli besin maddelerini bolca içermesinin yanı sıra;

o Karnıbahar, kansere yakalanma rizikosunu aza indirger. Özellikle kalınbağırsak ve mide kanserlerine karşı etkilidir.

o Antioksidan madde yönünden de zengin olduğu için kalp hastalıklarına yakalanma, kalp krizi geçirme ve katarakta tutulma rizikosunu da azaltır.

o Karnıbahar, demir minerali oranı yüksek olduğu için kansızlığı önler.

o Potasyum minerali yönünden zengin olduğu için de yüksek tansiyonu düşürür, tansiyonu belli düzeyde tutar.

Dikkat: Bu etkilerinden yararlanmak için karnıbahar haftada 2-3 kez yenilir. Ancak bedenin iyot emilimini azaltır, özellikle içme suyunda iyodun az olduğu yörelerde sıkça karnıbahar yiyenler iyotlu besinler ya da iyotlu tuz almaya özen göstermelidir. (Bknz)