Şerefe

Aslında ne yalan söyleyeyim şarap fabrikası denilince eski usul fıçılar falan hayal etmiştim. Gel gelelim üzümün salkımını koyunca tanelerini ayıran makina bile yapmışlar azizim. Şarapla aramız pek iyileşmedi, ne kadar denesem de beğenemedim bir türlü. Ama isteyenler buyursun doya doya içsinler anacım :D


Şarap olunca Hayyam olmaz mı orada?

"Bulut geçti, gözyaşları kaldı çimende
Gül rengi şarap içilmez mi böyle günde?
Bugün bu çimen bizim, yarın kim bilir kim
Gezecek bizim toprağın yeşilliğinde. "
Ömer Hayyam

Sağlığa, mutluluğa, dostluğa, sevgiye, anlayışa, güzelliğe, doğaya, şerefe :)

Not: Çekimi taaa Fransada'yken yapmıştım. Ama cep telefonunu yamuk tuttuğum için koyamamıştım bloğa. Neyse ki benim gibi aklı bir karış havadalar için youtubecuğum onu düzeltiyorumuş :)
  • Çarşamba, Kasım 30, 2011
  • 2 Yorum

Hasta Pasta

Bir doktora gitsem iyi olacak ama doktora gitme özürlüyüm ben. Gerçi gitmeyi başardığım zamanlarda da aldığım cevaplar pek iç açıcı değil:

  • Ayak parmağımda bir sorun vardı 20 sene önce. Yoktu sorun falan aslında bir gece yattım ertesi sabah topallayarak kalktım. Üç doktora gittim, hepsi farklı şey söyledi. Sonuncusu kesip biçmiyor diye onun dediğini uygulamaya karar verdim. Aslında en verimli doktor randevum bu oldu. En azından bir cevap aldım :)

  • Yıllar içinde biraz toparlanmış olan aynı parmağı 10 yıl sonra, sahilde kuma gömülmüş bir taşa çarpmak suretiyle yine harab ettiğimde rontgene bakan doktor bunda birşey yok diye tutturdu. Allah Allah, ayağımın üzerine basamıyorum, nasıl birşey yok?

  • Dizime arada bıçak sokuluyor diye gittiğimde, buz koy cevabını aldım.

  • Elim tutmuyor, anahtarla kapı bile açamıyorum, birşey tutamıyorun sol elimle dediğimde "Neden solu kullanıyorsun?" sorusuyla karşılaştım. Neyse kan testleri falan sonunda romatizma olmadığımı öğrenerek eve döndüm. (Sorun mu neymiş, ne bileyim ?)

  • Bacağımda zona çıktığında, ne olduğunu anlamayıp ama inatla beni cildiyeye sevk etmeyen doktorun kafadan yazmış olduğu bir ilaç için bunu kullan geçmezse sevk ederim sözü üzerine ilaç milaç kullanmadan geçmesini bekledim.

Şimdi de bacağım kasılıyor, yegâne keyfim olan hızlı yürüyüşleri bırak yavaş bile zor yürüyorum. İhtimal belimde bir sorun var. Ama hiç doktora gidesim yok...

Uçuşma

Uzun bir süredir rüzgârda dökülen yaprakları çekmek istiyordum. Tam eve dönerken bir baktım yapraklar uçuşuyor. Tabi harika bir çekim olmadı ama şimdilik beni idare eder :)

Işık

Sadece markete gidiyordum ama ışık ve renkler beni kendimden geçirdi yine :)


Güneş de vurunca nasıl göz alıcı bir hale geliyorlar. Gülümseyerek seyrediyorum :)


Yerdeki cümbüş ise başka bir güzel.
Gel keyfim gel :) Güneş bulmuş, sıcak bir köşe bulmuş, insan hayatta başka ne ister? Özendim pisipisiye :)
Burası parkın kuş lokantası bölümü. Gün 24 saat yiyecek birşeyler oluyor, onlar da gün 24 saat yiyorlar :)
Her renk baştan çıkarıcı.
Eeee içine dalmadan zevki çıkmaz :)
Yapraklarının kenarı oyalı gibi sararan atkestanesi ağaçları.

Ve yeşilin her tonu.

Ah Bir Ataş Ver

Sabah sabah canım bu türküyü dinlemek istedi. Bu haftayı türkü haftası mı yapsam acaba ?

Bizim Evin Halleri

Ağabeyine söz vermiş bir gün önceden bir oyunu oynamak için. Ama tabi cıvızlıyor bugün. Tiz ve oldukça rahatsız edici sesi ile yemek masasında mızıldanıp dururken "Yemeğinizi yer misiniz?" diye (Tabi bu kadar nazik bir biçimde değil:) olaya müdahale etme gereği duydum. Gel gelelim bir iki dakika sonra yeniden başladı mızıldanmalar. Durum uzayınca Metehan olaya el attı:

Metehan- Tamam şimdi bunu konuşmayalım yemeğimizin tadını çıkartalım.
Bilgehan- Yemeğin tadı mı var ki zaten.

(Ispanak yiyorlardı da:)
  • Pazartesi, Kasım 28, 2011
  • 3 Yorum

Denge

Terazi burcuyum, elimde değil her şeyim belli bir dengededir. Biliyorum. Ama geçenlerde internette dolanırken rastladığım beyninizin hangi yarısını kullanıyorsunuz testinde, her iki yanı dengeli kullanıyorum çıkınca pes dedim artık :D
  • Pazartesi, Kasım 28, 2011
  • 2 Yorum

Yanlış Anlaşılmasın

Aşağıdaki yazıyı yazar yazmaz aklıma gelenleri aktarıyorum :

Ben ağrıyan yerlerimi yazdım, şimdi onlar iyileşip de diğer yerlerim de ağrımasın.

Yemek yememi tamamıyla kendi isteğimle, sağlıklı bir şekilde keseyim, öyle iştahım falan kesilmesin.

Uykusuz bir şekilde dolanmayayım, geceleri güzel uyuyayım yine, sadece gün içinde uyuklamayayım.

Can sıkıcı şeyleri bilimum ayrıntıyı falan hatırlamak değil derdim, güzel şeyler öğrenip onları aklımda tutabileyim, ya da mutfağa gidince ben ne yapacaktım burada diye boş boş bakmayayım.

Açığa kavuşturayım da yanlış mesaj gitmesin :D

Çok Şey İstiyorum

Belim, başım, bacağım, kolum ağrımasın istiyorum.

Yemek yememi keseyim, bu kadar kiloyu üzerimde taşımayayım istiyorum.

Enerjik olmak, sürekli uyuklama modunda dolanmamak istiyorum.

Hafızam balıklaşmasın istiyorum.

Çok şey istiyorum.

Hepsini istiyorum.

Hemen istiyorum.

Bu kadar...

Süslü

 Aklıma gelecek de , oje süreceğim de, kuruyana kadar bozmayacağım da, suya sokup sağa sola saldırırken hemen çıkartmayacağım da... Ölme eşeğim ölme. Tarihe geçsin diye çekmişim fotoğrafı. Şimdi dikkatle bakıyorum da hiç de güzel sürememişim :D

Bu da tatilin birinde, hep kalemle elime çizdiğim şeklin hint kınası ile yaptırdığım hali :)
  • Cumartesi, Kasım 26, 2011
  • 2 Yorum

Sepak Takraw

Geçenlerde spor kanallarında seyredecek bir şeyler ararken rastladım. Türkçesi "Ayak Voleybolu".(Bknz)

İnanılmaz hareketler yapıyorlar. İnanmayan seyredip görsün :D

Sonbahar

Ben her gün büyülenmiş gibi bu sarının ve yeşilin her tonunu seyrediyorum :D

Yaşamak o kadar basit ve güzel bir şey ki aslında.

Yürürken elimi değdiriyorum gövdelerine.

Yaprakların üzerine basıyorum.

Çıtır çıtır, hışır hışır, cıvıl cıvıl...

Derin bir nefes çekiyorum içime. Soğuk hava uyandırıyor uyuyan hücrelerimi.

Yaşamak o kadar basit ve güzel bir şey ki aslında.

Bitti artık dediğinde bile yeniden başlayacağını bildiğin.

Sararan bir yaprak olup sürüklenmeye izin ver arada kendine. Emin ol yeniden filizleneceksin...

Ziller Çalacak

Zil çalacak...
Sizler derslere gireceksiniz bir bir
Zil çalacak, ziller çalacak benim için,
Duyacağım evlerden, kırlardan, denizlerden;
Ta içimden birisi gidecek uça ese...
Ama ben, ben artık gidemeyeceğim.


Zil çalacak...
Siz geminize, treninize gireceksiniz bir bir
Zil çalacak, ziller çalacak benim için,
Duyacağım iskelelerden, istasyonlardan bütün;
Ta içimden birisi koşacak ardınızdan....
Ama ben, ben artık gelemeyeceğim.


Sonra bir gün bir zil çalacak yine
Hiç kimseler kimsecikler duymayacak,
Ne sınıflar, ne iskeleler, ne istasyonlar, ne siz...
Ta içimden birisi kalacak oralarda
Ben gideceğim.


Zeki Ömer DEFNE
  • Perşembe, Kasım 24, 2011
  • 1 Yorum

Sıkıntıya Birebir

Puzzle yap. Bulmaca çöz. İnsanın aklı sadece çözdüğü şeye odaklandığı için gereksiz düşüncelerden kurtuluyor.

Fotoğraf makinanı alıp yürüyüşe çık. Sadece yürüyüş yaparken insan yine de işlerine , kafasındaki düşüncelere hapsolup kalabiliyor. Oysa bir fotoğraf makinası ile çiçek, böcek, küçük detaylar, büyük manzaralar çekmeye koyulursan bıdı bıdı konuşan beyin biraz susturulabiliyor :)

Keyifli bir film izle. Karayip Korsanları gibi mesela, hem komik, hem heyecanlı, seni gündelik hayattan alıp sürükleyen bir film.

Ya da kitap oku. Üzüntüyü Bırak Yaşamaya Bak gibi olumlu düşünceler, ilham veren kitaplar harika bu günler için.

Dans et. Aç müziğin sesini, kıpır kıpır şarkılar bul, bırak içindeki enerji çıksın ortaya.

İşteyim, sıkıştım kaldım, nasıl yapacağım o dediklerini diyorsan, tüm dikkatini işine ver. Yani gerçekten çok yapmak istiyormuşsun gibi. Negatif her türlü düşünceyi silip aklından sadece yap. 15 dosya nasıl bitecek deme örneğin, sadece al önüne birer birer. Düşündüğünden çok daha çabuk bittiğini göreceksin.

Arada küçük kaçamaklar yap. Pencereyi aç derin bir nefes çek içine. Bir bardak çayını, bisküvini tadını çıkartarak ye. Hişşt, güzel şeyler düşün, yediğinin tadını çıkart, akşam yemeğinde ne pişireceğini düşünerek harcama o çok değerli dakikaları :)

Çocuklarınla oyun oyna. Onları öp, kokla, sarıl. Boyama yap, şarkı söyle.

Geceleri uykunu iyi al. Bebeğin varsa o uyur uyumaz bırak bulaşığı, ütüyü sen de hemen yat.

Yapmayı çok istediğin bir şeyi seç ona odaklan. Negatif anlarında kafanda evini dekore et yeniden meselâ, gitmeyi istediğin tatili hayal et, yeni planlar yap.

Hayat çok kısa.

Düşüncelerin sonu yok.

En büyük dinlence yaşamak.

Birşeyler yapmak.
  • Çarşamba, Kasım 23, 2011
  • 6 Yorum

Çok Hoşuma Gitti

"Şunu anlatacak bir kelime olsa:
Karşıdan karşıya geçerken, yoldan gelen araba durup durmamaya, yaya da geçip geçmemeye karar veremediğinde oluşan tereddüt atmosferinin ardından, önce her ikisinin de geçmeye, sonra her ikisinin de durmaya davranması üzerine her iki tarafın yaşadığı yarı şaşkınlık yarı öfke hali."

Pek Sosyalim

Perşembe kitap fuarı.

Cuma akşamı Fatih Erkoç ve Kerem Görsev Üçlüsü konseri.

Cumartesi ve Pazar sabahları arkadaşlarımızda kahvaltı.

Pazartesi sinema kaçamağı.

Yok, bugün şuradan şuraya gitmem daha :)

....


Bir yumurta savaşı bile çocuklarımız için harika bir eğlencedir.

Bol kahkahalı, bağrışlı, keyifli bir başlangıçtır güne.

Çok değil minik bir yumurtadır seni mutlu eden.

Birlikte olmak.

O anı yaşamaktır.

Başka birşey istemez aslında çocuklar...

Açık Mektup

Aylinim balım. Nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum. Ama en son senin telefonun kaydettiydim ya yine hani, hani sen "Ne diye her defasında tanımaz tanımaz buyrun diyorsun" dedikten sonra, hah işte o numara bende var mı bilmiyorum. Ama olayı çözdüm. Bak şimdi, ben zırt pırt telefonumu suya düşürüyorum da ölüyor ya - en son satıcı kıza sordum o özellikleri boş verin su geçirmezi yok mu bunların diye, bana manasızca baktı, uzatmadım artık- kaydettiğim numaralar da hep telefon hafızasında durduğu için kayboluyor. İşte o yüzden ben kartı her yeni telefona geçirdiğimde hooop eski numaralar hortluyor.

Bu açıklamayı yapıyorum zira bloğuna giremiyorum davetsiz girilmez diyor, maillerin arasında hangisi işleyor bilmiyorum, ay çatlayacağım, nerdesin kızım?

Neyse, konunun özüne gelirsek:

İYİ Kİ DOĞDUN. NİCE HARİKA SENELERE CANIM....
  • Perşembe, Kasım 17, 2011
  • 0 Yorum

İYİ Kİ DOĞDUN CAN

Oooooo, bu birlikte kutladığımız 20. doğumgünün olmuş :) Birincisi daha dün gibi aklımda :)

  • Çarşamba, Kasım 16, 2011
  • 6 Yorum

Bulaşık :)

Öyle durup durduğun yerde oturmakla olmuyor, arada sağa sola bulaşmak lâzım.





  • Çarşamba, Kasım 16, 2011
  • 0 Yorum

Oh

Dün akşam UB40'nin Red Red Wine'ı çıktı radyoda. Kürşad'la dinlediğimiz başka bir şarkısı olduğunu hatırladık ama ne olduğunu çıkartamadık önce. Bir tek siyah beyaz pervane görüntüsü geldi gözümün önüne. Sonra o melodiyi buldu. Deminden beri de hangi şarkı olduğunu arıyorum. Bir kelimesi bile gelmedi aklıma. Nı nı nı nı nı diye de şarkıyı bulamıyorsun ki. Sonunda bana manalı gelebilen bir cümle yazdım veee : Da daamm. Gelgelelim şarkıda o cümle hiç geçmiyormuş, nasıl çıktı ben de bilmiyorum valla :D

Olsun.

Oh... Şimdi tekrar tekrar dinleyeyim.

Çalıyor işte, siz de dinleyebilirsiniz.

Günaydın,

Bol kahkahalı bir güne açılsın sabahımız :D
  • Çarşamba, Kasım 16, 2011
  • 2 Yorum

Issız Adaya Düşersem

Yanıma alacağım şeyleri daha önce yazdıydım bu blogda, bulursam nerede olduğunu link veririm hatırlamıyorum şimdi.  (Şuradaymış) Ama aradan geçen senelerde daha mantıklı bir liste hazırladım.

1- Patates

2- Tavuk

3- Meyve ağacı fideleri

(Balık balık nereye kadar kardeşim, bayar o artık :)

Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi

"Kapıldığı yaşlılık korkusunun nedeni, Yarın başlayacağım, yakında yapacağım, daha zaman var, bugün, yarın.. diye diye ertelediği şeylerin hiçbirini yapamamış, hayallerinin birçoğu için zamanın geçmiş olduğunu, sanki zihninde bir şimşek çakmış gibi birdenbire ve kesinlikle anladığı halde inkâr etmiş olmasıydı."

Ayfer TUNÇ

Şu anda bu kitabı okuyorum. İnsan eline aldığı andan itibaren sürüklenerek gidiyor.

İki Çocuk Annesi

İkisine de eşit davranmaya çalışmak değil zor olan, asıl mesele ikisine de farklı davranmak gerekmesinde ...
  • Pazartesi, Kasım 14, 2011
  • 2 Yorum

Üç Boyut

Dışarda yürürken aklım hep havada oluyor benim. Ağaçların yeni çıkan yaprakları, yeşil yaprakları, sararmak üzere olanlar, sade dallar... Rüzgârda oynamaları, sesleri, yağmurda damlaların süzülmesi. Her mevsim, her an başka güzel oluyor.






Bir düşünüyorum bazen;üç boyutlu gözlükleri takıp Avatar filminin nefis ortamından etkilenen kaç kişi dünyamızdaki bu güzellikleri fark ederek yaşıyor. İşe giderken, bakkaldan dönerken, okul bahçesinde, mutfak penceresinin önünde... Her an elimizin altında. Çok boyutlu. Elini uzatıp dokunacağın kadar yakın. Hemen orada ....



  • Pazartesi, Kasım 14, 2011
  • 6 Yorum