Huh



Sesi (Sadece sesi yani:) harika.



Gözlükleri güzel:)



Komik.



Çikolata...



Matematik profösörü:)



Ayışığı sonatı...

Huh... Oldu mu kızlar? Haydi ben bu kadar fotoğraf buldum. Siz de birinciyi seçiniz. Bir iki yorum görelim bundan istifade biz de.

(Ama Cancım valla ben yapmadım, kışkırttı bu Aylin beni:)
  • Perşembe, Kasım 30, 2006
  • 5 Yorum

Gözümüz Gönlümüz Açılsın :)



Bu hatunun ele avuca sığmaz hali çok güzel.



Bu hatunun ışıl ışıl gözlerine bayılıyorum. Bir de kısa dalgalı saçlı haline.



Bu hatunun aslında daha çok hüzünlü fotoğraflarını seviyorum. Bir de kıyafetleri çok hoşuma gidiyor.



Ama sanırım en çok bunu seviyorum.

DVD

Ben bir DVD seyredeceğim zaman hemen başlatabilmek istiyorum. Menü kısmında yaptıkları animasyonlar ya da ne deniyorsa onlara sinir oluyorum. Filmi başlat seçeneğinin çıkabilmesi için bekle dur işin yoksa.

Sonra bir de bazılarında dili seçtikten sonra ana menüye dönülüyor. Kardeşim bir bekle, sor bakalım altyazı istiyor muyum. Yeniden setup a girip altyazıyı aramak zorunda mıyım? Evet, zorunda oluyorum.

Neyse konuyla ilgili söyleyeceklerim bu kadar. Çekilebilirsiniz Sebastiyanlar. (Sebastiyan ve Manfiyi benden başka hatırlayan var mı bu arada )

4 Mevsim





Bir ağaç bu kadar mı güzel olur her mevsim.
  • Cumartesi, Kasım 25, 2006
  • 3 Yorum

Kitap Kurdu

-Ya annecim başkalarının anneleri kızlarına bir sürü şeyler örüyorlar, dikiyorlar. Benim annem ne yapıyor, aynı anda 5-6 kitabı okumakla meşgul. Ne işime yarıyor senin okuduğun kitaplar, ha? İnsan birşeyler örer, bak atkılar varmış yeni moda (Kızda da iş yok gerçi, modadan haberi mi var) renkli renkli örsen bana. Ya da oğluşlara kazak falan ör.

- Ben sana bir örgü kitabı alayım en iyisi bebeğim.

-**?!?**

Yoga

Kötü bir sabahtı. Herşeyden uzaklaşıp bir köşede ağlamak istiyordum sadece.

On gündür sabahları Show Plus'ı açıp 20 dk yoga 20 dk pilates yapıyorum. 20 dk deyip geçmemek gerek gerçekten faydası oluyor. Fiziksel olarak oluyor olmasına da psikolojik olarak bu kadar işe yaradığını hiç fark etmemiştim. Hiç yapasım olmamasına rağmen hareketlere başladım ve negatif duygular gerçekten akıp gittiler sanki, sakin ve huzurlu oldum bir anda.

Rainbow Eyes
By Rainbow

Duvar

Kapılar kapanmış dışarda kalmışım...
  • Çarşamba, Kasım 22, 2006
  • 1 Yorum

Şablon

Şablonlar arasında dolanıp duruyorum ne zamandır. Mevcut arka planlar, benim oluşturduklarım, fotoğraflar derken baktım olmadı. Ben yine eski halime döndüm. Sonra süslü bir başlık yaparım belki.

Bizim Evin Metos Halleri

Soru - Problemin çözümünü nasıl yaptınız? Açıklayın. Çözümü yaparken neler hissettiniz?
Cevap- Önce hepsinin fiyatlarını yazdım sonra da topladım ve yazdım ve hiçbirşey de hissetmedim.

Soru - Yanıtı kontrol etmenin önemli olduğunu düşünüyor musunuz? Neden?
Cevap- Evet, çünkü yoksa gülen yüz alamam.


Sabah Metehan'ın ödevinden gözüme takılanlar :)

Günaydın

Aklıma yazacak birşey gelmedi. Okuduğum bir kitaptan alıntı yapmak için onu aradım ama bulamadım. (Ayşegül, kitabın kaybolmasın diye nasıl sakladıysam artık, bulamıyorum bir türlü.)En iyisi kalkıp işlerime koyulayım , zaten güç kaynağıyla uğraşırken çok vakit kaybettim.

Şimdi ben mutfağa gidiyorum, oradan da çamaşırlara. Metehan'ın odasına girdiğimdeyse nasıl kurtulurum oradan bilemiyorum.

Kimsenin sesi çıkmıyor. Günaydınları duyalım bakalım....
  • Pazartesi, Kasım 20, 2006
  • 4 Yorum

Ufff

Burnumun akması azaldı ama şimdi de bu öksürük rahat bırakmıyor bir türlü. İçim dışıma çıktı öksürmekten. Yapılması gereken bir sürü iş var kılımı kıpırdatasım yok. Metehan'la ödevini yapabilsek mutlu olacağım.

Salep


Salep çok severim. Havanın buz gibi olduğu günlerde vapurun üst arka açığında Boğaz ve İstanbul manzarası seyrederek içtiğim saleplerin tadı çok başka olsa da şimdi de soğuk havalarda bu keyfi evde yapabilmek güzel oluyor.

Bakınız şimdi size salep için çok özel sırlarımı vereceğim. Bir kenara yazınız. Yok canım, evde salep nasılır yapılır nereden bileyim ben, hazır salep sırları benimkisi. Efendim, eğer kutuda ısıtılıp içilecek saleplerden alırsanız, cezvede ısıtmaya kalkmayın, hiçbirşeye benzemez, altı yanar üstü ısınmaz, tavaya döküp orada karıştırarak ısıtın. (Benim gibi tavadan bardağa sıvı dökme özürlüsüyseniz normal miktardan fazla fazla ısıtmayı unutmayın) Yok eğer, toz salep yapacaksanız süt tam kaynayıp taşma noktasına gelince dökün fincana aksi halde salep kıvamı olmuyor.

Fincana koyduktan sonra üzerine tarçının yanında kırmızı biber de serperseniz eminim hoşunuza gidecektir.

Not : Nezleyken salep yapmaya kalkmayın, kokuyu alamayınca hiçbirşeye benzemiyor . Zaten hâla tarçın mı döktüm yoksa yeni bahar mı o konuda emin değilim.

Hasan Lâmi Ergül

Ne olur anla beni
Koma bu canla beni
Onmaz yaralarım var
Acıma dağla beni

Ben sevdalar çölüyüm
Keder, mihnet gölüyüm
Yaşayan bir ölüyüm
Kerem et sağla beni

Kapına kul olayım
Dilersen kahrolayım
Ellerinde solayım
Umuda bağla beni

Ben sevdalar çölüyüm
Keder, mihnet gölüyüm
Yaşayan bir ölüyüm
Kerem et sağla beni
H.L.E.

Bugün doğum günün. "Yavrucuğum" diyen sesin kulaklarımda. Daha anlatacağım o kadar çok şey vardı ki sana... O kadar çok şey... Sen benim arkadaşımdın. Sırdaşım. Akıl hocamdın. Sadece benim mi? Hepimizin. Bütün dünyadan haberin olurdu. Yaşama bakışın bize kuvvet verirdi. Gülümseten anıların vardı. Hiç bıkmazdık sohbetinden.



Ne zaman bunalsak senin yanımızda olduğunu bilirdik.


Dayıcığım.


Hepimiz seni çok özledik.

Zaman

-Saatler kendi kendilerine mi giderler anne? Peki neden bu kadar yavaş gidiyorlar?

diye soruyor şu anda yanıbaşımda Bilgehan. Bilgisayar oynama saatini bekliyor sabırsızlıkla.

Bütün dakikalar farklı değil midir birbirinden? Saatler, günler aynı uzunlukta olmaz söylediğimizin aksine.

Aslında içimizde bir saat var, tüm zamanlar bağımsız, tüm saatler ona hizmet ediyor. O saati ayarladığımızda, bütün işlerimiz tam zamanında halloluyor. Bazen o kadar imkânsız gözüken anlara o kadar uzun işler sığdırmışımdır ki sadece bitiş saatini diye planlayarak, inanamazsınız .

Kölesi değil efendisi olmak gerekiyor herhalde zamanın.
  • Pazartesi, Kasım 13, 2006
  • 5 Yorum

Zamanda Yolculuk

Kamerayı ilk aldığımızda gezdiğimiz yerleri çekiyorduk sessiz sessiz. Sonradan fark ettik ki manzara çekmenin bir albenisi yok, onlar fotoğrafta güzel duruyor. Kameraya hareket gerek.

Geçen gün bir kaset geçti elime, bir anda 10 yıl öncesine yolculuk yaptım. Kuşadası, Çeşme, Bodrum, İzmir'deki otel odam, İstanbul'da evin balkonunda annemlerin evlilik yıldönümü, şöyle güzel sesli bir araba bulmaya çalışan Emir, Commodor 64 le futbol maçı yapan Emrah ve Kürşad, Bağdat Caddesi ve İstiklâl Caddesinde Kürşad'la çektiğimiz tanıtım belgeseli (!) , mutfakta annemle teyzem, karlar altında Abant, şömine başı, kameraya merakla bakan babaannem...



Derken bütün ekranı kaplayan babamın yüzü.

- Ben kızımı çok seviyorum.
-Ben de babamı çok seviyorum.
-Ağzını burnunu seveyim. Bıdı bıdı...
-Canım babam benim.

İçimde bir sıcaklık aynı zamanda sızı, dudaklarımda gülümseme, bakakaldım.

Canım babam benim.

Güneşin Olsun Gönlünde



Ve herşey güzel olacak :)

Işıl ışıl bir güne açılsın sabahımız.

Günaydın...

Aç Parantez (İngilizce Öğretmenim Mrs.G'nin kulakları çınlasın, sabah uykulu uykulu otururken sınıfa girer, büyük bir enerjiyle "Good Morning everybody..." diye bağırırdı, tabi bizde pek cevap olmazdı.Bir sabah yine bu manzarayla karşılaşınca dayanamadı artık: "Good Morning dedim be everybody yahu, bi cevap versenize..."

Bu da böyle bir anıydı işte. Kızım sana diyorum :)

Kapa Parantez )
  • Perşembe, Kasım 09, 2006
  • 7 Yorum

Yaş

Kendini 50 yaşında gibi hissettiğini düşündü. Sonra 50 ne ki dedi 60 yok yok 80.

Birden anlayıverdi , yaşlı hissetmenin yaşla bir alâkası yoktu. Umutlarını tüketip hayallerini kaybedince yaşlanıyordu insanlar.
  • Perşembe, Kasım 09, 2006
  • 2 Yorum

Sadece Bir Adım Daha Atmak

FRP kitapları çok severim. (Yüzüklerin Efendisi tarzı yani) Beni masalsı bir dünyaya taşırlar. Günlük hayattan uzakta keyifli bir yolculuk olur.

Bu kitaplarda kahramanlar hiç bırakmazlar ipin ucunu. Her yol kapalı olsa da ilerlerler. Hiç umut olmasa da harekete geçerler. Yorgundurlar, üzgün, umutsuz, aç... Karanlıktır, soğuktur... Ama durmazlar hiç. Bir adım daha atarlar yaşadıkları sürece.

Çıkmaz sokağın sonunda küçük gizli bir patika vardır belki. Belki gün doğumuyla bambaşka bir çözüm çıkacaktır ortaya. Kim bilir , bir kuş kanadına alacaktır hiç ummadığın anda. Ya da korktuğun yağmurlar sel olup taşıyacaktır seni istediğin yere....

Fotoğrafların içine gömülmüş bloğun arkaplanını daha iç açıcı hale nasıl getiririm diye uğraşırken Ayşem sana şablon yolladım diye haber vermiş. İnsan daha önce yollar da ben de uğraşıp durmam di mi? Tı tı tı...

Gerçekten bayıldım şablona, hemen kullanıyorum.

İnsanın kendisini tanıyan arkadaşları olması ne güzel.Teşekkür ederim Aylin.

Tamam duygusallaşmaya gerek yok, çekilebilirsin artık :) Ho ho ho...

Hey, hava soğuk, kendinizi denize atmaya kalkmayın, ama sahilde oturup dalgaları seyredebilirsiniz :)
  • Pazartesi, Kasım 06, 2006
  • 1 Yorum

Çocuklarla

Baktım ütünün biteceği yok. Ev süpürülecek. Öğle yemeği vakti geliyor. Ev kadını olmanın en zor tarafı paydos saati olmaması sanırım. İşler bitsin de şunu yapayım derseniz hiç şansınız yok iş bitmiyor. Bitmiyor...

Neyse, ütüyü fişten çektim, çamaşır selesini ve top haline gelmiş çorapları alıp çocukların yanına gittim.

"Beş dakika mola veriyorum, kim benimle çorap basketbolu oynamak ister?"

Cevap gülümseyen yüzlerde belliydi zaten.

Her zaman düşündüğüm gibi, kocaman modern oyuncaklar değil çocuklarımızın istediği aslında.

Çok eğlendik o kısacık sürede.

Ama söylemedi demeyin, bu küçük kaçamaklardan önce oyun bittiğinde çocuklara sunacak cazip bir seçeneği de bulmanız gerek. Örneğin ben "Molam bitti şimdi size üç boyutlu film açmamı ister misiniz?" dedim böylece "Biraz daha oynayalım..." , "Gitmee..." gibi karşılıklı sinirlerimizi bozup tadımızı kaçıracak manzaralar olmadan oyunumuz tamamlandı.

Daha Dun Annemizin...

Ben biraz daha yanimda kalsin diye burnumun ucundan ayirmak istemezken, kucuk oglusum krese gidecegim diye tutturdu resmen. Her sabah benim kresim acilmadi mi anne diye soruyor, krese gotureceklerini cantasina koyuyor. En sonunda pes ettik. Bugun okuluna gidiyor oglusum.

Annelerin minik ogluslari ne kadar da cabuk buyuyor canim.

konuyla alakasiz not : Cannnn bu bilgisayarin turkce karakterlerine ne yaptin bakiimm....(Unlemi de bulamadim)

Hadi Kalk :)

Uyandırma servisimiz burada , çat diye çatlamak üzere olanlar için ilaç gibi :)

GÜNAYDIN...
  • Çarşamba, Kasım 01, 2006
  • 8 Yorum