Bir Sus Bi Sus

Kendimi rahatlatmam ve bırakmam lâzım.

Kafamın içinde bin bir düşünce. 

Hazırlanacak çantalar, alınacak biletler, gidilecek yollar ve bu arada araya giren diğer plânlar.

Dört günlük iki tatil için yollarda geçecek zamanları düşünüp, bir yandan da tam yemek modumu biraz düzenlemiştim şimdi yeniden salmasam bari , oydu buydu derken gerildim iyice.

Tatil dediğin sakinlik ve huzur olmalı oysa ki..

Derin bir nefes...

Her şey yoluna girer, her şey yapılır, 

Çantalar hazırlanır, yollar açılır. Çok uzun olmasına gerek yok, huzurlu iki günde bile tatil keyfine varılır...

Zaten hepi topu bir kilo hafifledin, kilo alır mıyım kısmını hiç düşünmene bile gerek yok.

Hade bakiim..


Dün Gece Saat Dörtte

Sıcaktan bunalıp da kapattığım klimayı açmaya kalktığımda karşılaştım onunla. Batmak üzereydi, turuncu renkli.

Hiç kaçırmam :)




Not :Turuncu ay bana İçimdeki Çocuk filmini hatırlattı. İzlemediyseniz bir bakın derim :)

Gel Pisi Pisi :-)


Bu sabah yürüyüş yaparken bu şekerle karşılaştım. Yok aslında her sabah karşılaşıyorum da bu sefer çıktığı yer itibariyle burun buruna geldik:-)

Üşnmeden durup , cep telefonumla çektim fotoğrafını. Tabi çok net değil ama gülümsetmeye yetiyor :-)


Hepinize günaydın :-)

Sinir Bozucu

İnternette baktığım sayfaların daha sonra reklâm olarak her sitede karşıma çıkması tüylerimi ürpertiyor.

Sıcak...

Bizim evde ilk defa klima çalıştı bu sene. Zaten geçen beş senede toplamda beş kere çalışmıştır.


  • Çarşamba, Temmuz 29, 2015
  • 9 Yorum

Yaz Etkinliği

Şenay ebelemiş beni, yaz sıcağında pelteleşmiş beyinlere bu mimler iyi geliyor:) ( Yine ben yazamadan Prenses de ebelemiş, hızlı bu hatun:-)

1. Klasik bir soruyla başlayalım: senin için 3 kelimeyle yaz mevsimi neyi ifade ediyor?
- Sıcak, karpuz, deniz

2. Yaz aylarında ne sıklıkla kitap okuyorsun?
- Kitap okuma modum mevsime göre değişmiyor. Bazen kitap elinden düşürmeyip bazen de yüzüne bakmayan bir tipim zaten.

3. Yaz aylarına daha uygun olduğunu düşündüğün kitap türleri var mı?
- Sanırım daha hafif kitaplar iyi gidiyor. Sıcaktan bunalırken bir de konudan bunalmanın alemi yok :)

4. Plajda kitap okuyanlardan mısın? Eğer öyleyse en son hangi kitabı okudun?
-Plajda kitap okuyanlardanım. Fonda "anneee anne bak" sesleri eşliğinde okuduğumdan hafif şeyler iyi oluyor. Agatha Christie kitaplarını çok severim meselâ.

5. Ve son sorumuz; senin için yaz mevsimi hangi renktir?
Mavi - beyaz. Deniz ve köpük :)

Ben deee Burcu, Şebnem ve Devrim'i ebeleyeyim:-) Ebe :-)

  • Çarşamba, Temmuz 29, 2015
  • 6 Yorum

Günah Çıkartmam Gerek:-)

Ama Aynur çok güzel şeyler yapmıştı ve ona ayıp olmasın diye mecburen (!) hepsinden de yemem gerekti tabi. Oğluşumun yaptığı çızkeyki ne ara bitirmişim bilmiyorum hakim bey. Ben suçsuzum :-)

Hem metabolizmamı hızlandırmam gerekiyordu, yemedikçe yatıyor benim metabolizma.

Üstelik şu an o kadar açım ki sanırsın başkası yedi benim tabaktakileri.

Yetkililere soruyorum, mide küçülmesi nassı bişeydir, bu mide bir hafta yemeyerek çekmez mi hiç, neden kendini işkembe sanmaya devam eder? Bi zahmet yanıtlayıversinler bu sorularımı.

Şimdi ben su içmeye gidiyorum.

Yaz Okulu mu, Yok Ben Almiim ..

Yalova'da iki sene bir aylık yüzme kursuna göndermek dışında yaz okullarıyla pek işim olamadı. Zira bizim ne zaman plân yapıp yollara düşeceğimiz belli değil hiç. Yüzme kursu da sabahtan öğlene sürüyordu, iki günde bir. Gayet eğleniyorlardı.

Geçen yıl çocuklar evde oturmaktan turşu olacaklar diyerek evin yakınındaki yaz okullarını araştırdık. Baktık bir tanesi çok güzel. Bisiklet, tenis, yüzme, basket, futbol, drama, kitap falan filan. Çocuklar yürüyerek de gidebilecekler. Dokuzdan dörde kadar.

Ah, dedim, ne harikulade, bizimkiler ister istemez kıpraşıp hareket edecekler.

Bir gün gittiler.

İkinci gün olmadı zaten.

Burunlarından soluyarak geldiler.

Bir tur bisiklet için yarım saat bekledikten sonra, bir saat dinlence. Tenis raketini eline almak için yarım saat bekledikten sonra bir saat dinlence. Dinlence de bütün çocukların koşturup armut koltuk kapma savaşı yaptıktan sonra vıdı vıdı halleri oluyor.

Daha ayakkabılarını çıkartmadan bana anlattıkları bu tabloya ben de sinir olduğumdan. Ertesi gün, almak zorunda olduğumuz kıyafetin parasını vererek iptal ettik okulu.

Benim çocuklarım zaten evde oturup kitap okuyorlardı. Hem de sakin ve kavgasız. Üzerine para verip de kalabalık ve gürültülü bir salonda gün boyu oturmaya gitmelerine hiç gerek yoktu tabi ki..

Sonra oraya giden diğer çocuklara üzüldüm. Aileleri çalışıyor olduğundan akşama kadar bırakabilecekleri bir yer ayarlamışlardı. Kış boyunca zaten etüd merkezi, okul arası mekik dokuyup bir an bile ev havasında yatıp uzanamadıkları yetmiyormuş gibi yazın da yine kalabalıkta bir oraya bir buraya savruluyorlardı. Sonra sınıf anneliği yaptığım dönemde gözlemlediğim sinirli, aşırı uçlarda, nereye saldırıp ne yapacağını bilmeyen bir sürü çocuk dolaşıyor ortalıklarda.

Benim verdiğim yaz okulu çok lüks bir şey değildi, tabii ki daha iyileri vardır. Ama çok ucuz bir şey de değildi.

Benden size öneri, çocuğunuzu muhakkak yaz okuluna yazdırmanız gerekiyorsa, bir sürü şeyi bir anda yapıyorum diyenlere değil, bir iki şey üzerine yoğunlaşanlara yollayın hiç olmazsa. Diğerleri sadece göz boyama, fikir çelme. O uzun uzun yazdıkları aktivitelere ayrılan zaman günün %20 sini bile kapsamıyor.


Aferim Bana Yine :-)

Bak şimdi, Günaydın'da tombik döner diye bir şey var, hımm nefis. Yemedim. Köfte aldım, yanına sadece domates ve biber istedim. Çayla birlikte çok sevdiğim minik eklere de elimi sürmedim.

Eve geldiğimde devasa bir şeftaliye yulaf karıştırıp yemese miydim diyeceğim ama aksi halde sonradan saldıracaktım bir şeylere..

Bu kadar tantanaya da bir kilo gibi bir şey verdim sanırım ama o da bir şeydir, napalım:-)

Yalnız şu an Metos cheesecake yapıyor. Yarın pek çok tehlike beni bekliyor :-)

Bir Naylon Torba Koleksyonu Yapmadığım Kaldıydı Zaten :-)


Metos'un İngiltere'de tanıştığı Hong Kong'lu arkadaşının ona gönderdiği hediyenin torbası. ( Ha ha ha, ne dediğimi anlayan varsa beri gelsin:-)


Baktıkça hayyallerimi gerçekleştirdiğimi gördüğüm Roland Garros hediyelik eşya torbası.


Eyfel'in altındaki hediyelik eşya mağazasının torbası.


Yıl başında Mudo'dan aldığım bir şeyin torbası, insana mutluluk veriyor üzerindeki dileği okumak.


Çok iyi çıkmamış ama Beyaz Fırın'ın masal gibi torbası.


Film festivali günlerinde Beyoğlu'nda turistlik yapmamdan kalan bir hediyelik eşya torbası.

Malum torbalar eriyip gidiyor artık, bu güzellikleri bloğuma saklayayım dedim. Yenilerini budukça eklerim :-)

Var mı sizin de sevdiğiniz torbalar?
  • Pazartesi, Temmuz 27, 2015
  • 6 Yorum

Where Did All the Love Go ?

Bu sabah hiç rejim modunda değilim, daha şimdiden bir sürü şeye saldırdım, haydi hayırlısı...Domatesli , naneli, rokalı, reyhanlı sandviç iyiydi de ondan sonra yediklerim olmayaydı..

Ütü yapacağım. Dün üç erkek nerflerini alıp dısarı çıktıklarından ben ütüleyemeden yeniden kirLi sepeti doldu tabi. Neyse, o kısmı düşünmüyoruz şimdi.

Beklediğimiz kargo gelse artık, bir hafta olacak neredeyse yahu.

Haftaya tatile gideceğiz. Yani Can uğraş didin dört-beş gün izin aldı , o. Peşinden de dört gün dört hatun çocuklarla bir kaçamak plânlıyoruz. Ama bunların hiç birisini yapamayabiliriz de.. Her zamanki gibi Handan a,b,c,d,e,f... plânları oluşturmak durumunda.

Bizim ev bile sıcak, sanırım İstanbul gerçekten yanıyor.

Rüyamda f-16 lar uçuyordu evimizin üzerinden. Allah ülkemizi gözünü manasız hırs bürümüş insan müsveddelerinin şerrinden korusun...

İşte böyle bir pazartesi.

Hepinize günaydın.


Aferim Bana :-)

Evet, dün sinemaya gittiğimizde bir whopper yemiş olabilirim ama yanındaki patateslere ve Can'ın aldığı devasa patlamış mısıra elimi bile sürmedim , yaa:-)

Bu tehlikeyi de minimum hasarla savuşturduktan sonra önümüzdeki meydan okumalara bakacağız artık.

Bu arada bol bol su içmeyi unutmuyoruz. Yemeğimizin tadını çıkartarak uzun uzun çiğniyoruz. Malum hemen mideye gönderince tadına doymak için daha çok yeniliyor :-)

Dün Şehir İçinde Tatil Kaçamağı Yaptık :)


Bu ağaçların altında oturup


Bu manzaraya bakarak yemek yedik, çay içtik :)


Teyzemin kızı ve çocuklarıyla havuzda geçen günün ardından mangal yaparak akşam yemeği.. ( Bu çocuklar ne zaman büyüdüler bu kadar, ben evlenirken minicik bebek olan barbunyam üniversiteye gidiyor , inanılmaz :-)


 Derken yine deniz kıyısına dönüş.


Ay dede ve yakamozu seyrederek günü sonlandırış :)


Bir gün bile insanı kendisine getirebiliyor, ne güzel :-) 

  • Cumartesi, Temmuz 25, 2015
  • 2 Yorum

Hayır Uyuyakalmadım , Hatta Kalkıp Sabah Yürüyüşümü Bile Yaptım:)

Mahallede bir teyze var, sürekli etrafta dolaşırken görürüm.Sürekli ama. Sabahları yürüyüşe giderken bir köşeden o çıkar karşıma falan.

Biraz önce ben eve dönerken yine karşılaştık. Yine sessizce yanından geçecektim ki yürüyüş mü yapıyorsun diye sordu. Başımı salladım. Devam etti :

Gez tabi, gezen güzel oturan gazel olur..

:)

Hepinize günaydın, bol gezmeli bir haftasonuna açılsın sabahınız :)
  • Cumartesi, Temmuz 25, 2015
  • 6 Yorum

Uykucu Mimi -Yok Pardon Uykucu Mim Değil Ben Oluyorum- Uyku Mimi :)

Sevgili Burcu beni ebelemiş.

Sıradan bir günde kaçta yatıp, kaçta kalkıyorsun?

Hangi yatıp kalktığımdan bahsedeyim :) Gece bir gibi yatıyorum genelde. Okul zamanı altı buçukta , tatilde yedide kalkıyorum. Ama tabi o kadar saat uyku bana asla yetmez, gün içinde bir ara kıvrılırım bir köşeye :)

Kendiliğinden mi uyanırsın, yoksa uyandırılır mısın?

Çok hafif uykum vardır. Bizimkiler bebekken yanlarına koyduğum bebek telsizi çalışamadan seslerini duyup gittiğimden en son kaldırmıştım onu :) Ama tabii ki sabahları saat kullanıyorum. Rock FM e ayarlı, mis gibi şarkılarla kalkıyorum.

Uykuya dalmadan evvel ne düşünürsün?

O günün konularını bırakıp güzel ve huzurlu bir hayal kurarım.

Kafanı yastığa koyar koymaz uyuyanlardan mısın?

Aklımı taktığım bir şey yoksa ve hava sıcak değilse çoğunlukla. Ha bir de sivrisinek olmamalı, zira varsa Can kalmış ve tepemde zıplıyor olduğundan uyutmuyor beni. Diyorum ki ona, yat sessizce, soksun sinekler, neden beni uyandırıyorsun :D

Uyuyabilmek için koyun saymak gibi bir yöntemin var mı?

Yok, bir şey saymaya başlarsam o iş bitmez. İstatistikçiyim, başlarım aritmetik ortalaması, koyun başına zıplama yüksekliği, standart sapma hesaplamaya falan :)

Rutin yatış pozisyonun nasıldır?

Ah, ah.. Şimdi ben bu konudan çok dertliyim. Aslen yüz üstü yatmaya bayılırım. Hatta hamileyken bile uzunca bir süre başarmıştım bu işi ama şu anda burnum tıkanıp duruyor, yan yatmak zorunda kalıyorum. Bu sefer de omzum ağrıyor sabahları.

Uyuyakalıp da kaçırdığın/geciktiğin en büyük şey neydi?

Geciktiğim bir şey yok sanırım. Ama bir keresinde vize haftası günde iki saat uykuyla durunca son vizeden önceki gece dakikada milyonlarca rüya görüp, eyvah, uyuyakaldım diye fırladığımı biliyorum. Uyanık kalmam da işe yaramamıştı zaten kitaptaki dalga hareketi yapan kelimeleri okuyamayıp sınavdan da zayıf aldıydım :)

Şimdiye dek yattığın en rahatsız yatak /gece hangisiydi, neredeydi?

Geçen sene gittiğimiz ağaç ev :) Yatak yirmi derece kadar eğimliydi. Bir de tahtaların arasından buz gibi dere havası içeri girmeye başladığındaki iliklerimize kadar donmamız ile olay iyice kâbusa çevrilmişti :)

Sorular bitti ama bir de ayakta uyuduğum zamanı da anlatmadan geçemeyeceğim.

Kış günü, akşam iş çıkışı nihayet kendimi lojmana atmış evime doğru yürürken bir gariplik fark ettim. Durdum. Derken gözümü açtım. He canım, ciddi ciddi gözlerim kapalı uyuklayarak gitmekteymişim. İyi kenardaki su kanallarının içine düşmemişim.

Ayakta uyudum deyimini bizzat gerçekleştiren bir arkadaşınız olarak bu mimi de sonlandırırken huzurlarınızdan saygıyla ayrılıyorum. İyi uykular:-)

Sil Baştan Yaptım :-)

Tableti sıfırladım, artık sürekli kilitleniyordu. Bilgiç'in eline vermezsem sanırım bir müddet daha idare edebilir. 

Kısa yollarım gitti diye onunla uğraşırken klavyem tuhaflaşmış. Google klavyenin son halini hiç sevmiyordum. Bir önceki sürümü çok daha pratik, harflerin üzerine uzun basılı tutunca istediğim türkçe karakterlere dönüşebiliyor. Eyvah dedim, şimdi yeni sürümle uğraşacağım. Neyse uğraşmayacakmışım Eski sürüm duruyor. Ciddi ciddi mutlu oldum yalnız:-) :-) 

Şimdi hızlı ve sadece bloğa adanmış tabletimle mutlu mutlu oturuyorum. Candy Crush yüklememeyi de becerirsem benim için bayağı iyi olacak. 
  • Perşembe, Temmuz 23, 2015
  • 6 Yorum

Hakkımda Bilmediğiniz 11 Şey - Ya da Belki Biliyorsunuzdur Ne Biliim :)

Şebnem beni ebelemiş :)

1.Elinizde sihirli bir değnek olsa neyi veya neleri değiştirmek isterdiniz?

Gözünü hırs bürümüş duygusuz, akılsız , manasız insanlara biraz akıl fikir ve dinginlik verirdim. Bir de gökyüzüne ulaşan bütün çirkin yapıları yok edebilirim.

2.Mesleğinizi değiştirmek isteseydiniz hangi meslek dalını seçerdiniz veya ne olmak isterdiniz ?

Orman korucusu :)

3.Bir gün boyunca aç kaldınız (Ramazanda olduğu gibi ) ilk ne yemek isterdiniz ?

Pirinçli terbiyeli bol tavuklu çorba :)

4. Bir dalga olsaydınız nereye vururdunuz ?

Sahilde oynayan çocukların ayaklarına. Kahkahaları her şeye bedel :)

5. Issız bir adada kalsanız yanınıza alacağınız 3 KİŞİ ?

Bu soruya cevap verebilen oldu mu bilmiyorum.. Üç kişi seçemem sevdiklerimin arasından. Ama ıssız adaya düşerken yanıma alacaklarımın listesini şurada yazdıydım bir ara , bakabilirsin:)

6. En çok görmek istediğiniz Şehir veya Ülke ?

Alaska.

7.Asla giymem dediğiniz renk hangisidir ? Neden ?

Her rengi giyerim ama her tonu  sevmiyorum tabi. Gelgelelim onların isminin ne olduğu hakkında hiçbir fikrim olmadığından açıklayamayacağım sanırım. Kapkehverengi , türbe yeşili falan desem anlaşılır mı ki:-)

8.Bayram da ne yapacaksınız ? Bu soruyu bu yaz ne yapacaksın diye değiştirelim, malum bayram geçti...

Yine her zamanki gibi aralarda bulduğum bir iki günlük boşluklarda bir şeyler yapmaya çalışacağım.

9.Ölmeden önce yapılacaklar listesine eklediğiniz 3 şey ?

Bol bol gezmek, bol bol okumak, bol bol sevdiklerime sarılmak.

10.Bir uçurumun kenarındasınız tam atlayacaksınız o an aklınıza bir şey geldi o gelen şey nedir ?

İnsanın hayatta nerelere geleceği hiç belli olmuyormuş demek ki, ne işim var ki benim burada derim ihtimal.

11.Yerde 50 TL bulsanız ne yaparsınız ?

Sahibini bulamayacağım bir elli liraysa alıp ihtiyacı olan birilerine veririm.
  • Perşembe, Temmuz 23, 2015
  • 4 Yorum

Senin Rejimini de Şimdi Diyen Okumasın Anacım:-)

Rüzgârlı ve güzel bir sabah. Balkon kapılarından birisini kapattım üşüdüğümden :-) Yaz günü nasıl bir mutluluktur bu :-)

Çocuklar annemde, Can henüz dönmedi. Evim dün temizlendi. Tam sabah keyfi yapmalık. Arada böyle tek başıma anlar beni kendime getiriyor. Çok uzarsa da kendimden götürür eminim :-)

Dün o pizzadan minicik bir parça bile almamayı başardım. Ama sonrasında o kadar çok bir şeyler yedim ki, pizza yiyeydim daha mı iyi olurdu bilemiyorum şu an:-)

Şimdi gidip yulaf kepeğiyle kocaman bir omletimsi şey yapacağım. Yanına da bir sürü domates , salatalık. Mutfaktaki baklava ve şekerpareyi de görmezden gelebilirsem , tamam:-) Aslında o tatlıları hâlâ yememiş olmam rejim yapabildiğime dair bir umut barındırmama sebep oluyor. Zira ben açken tatlıya dönüp bakmam, tokken yumulurum. Demek tok hissetmemişim kendimi:-)

Hepinize günaydın:-)

Huzurlu bir güne açılsın sabahınız:-)




Boşluk - 19


Akşam mutfakta yemek yerken yeni keşfini anlattı Metin Bey'e.

- Fransızca biliyormuşum. Hem de gayet akıcı olarak konuşabildim. Sanırım ingilizce de biliyorum.
- Ooo, edebiyat öğretmeni olunca nedense başka dil bileceğinizi düşünemezdim.
- Ben de. Ama kendiliğinden geldi. Yemek hazırlarken yabancı şarkılar çalan bir kanal açtım radyoda, iki dili de rahatlıkla anlıyorum. Sanki yurt dışında yaşamışım gibi.
- Yaşamış mısınız, biliyor musunuz?
- Paris Günlüğüm, Ben Londra'dayken gibi bloglarım yok ama bilemiyorum artık.

Gülümsediler.

-İçimden bir ses her şey yoluna girecek diyor Lerzan Hanım. Bence hatırlamaya başlayacaksınız.
-Umarım.
-Şunu da söylemeliyim ki yemek konusunda hiçbir şey unutmamışsınız, yemek çok lezzetliydi.
-Basit bir şeylerdi ama daha karışığını da yapabilirmişim gibi gelmiyor zaten. Bazen kafamda oluşturduğum kendimle ilgili fikirlerimin hepsi yanlış olabilir mi diye düşünüyorum. Malum, kişiliğimizle ilgili sarsılmaz dediğimiz şeylerin temelinde beyin kimyamız olduğu söyleniyor ya. Şu anki beyin kimyamla duygu ve düşüncelerim tamamıyla değişmiş olabilir mi acaba?
- Şu anki beyin kimyanız bence o kadar güzel ki değiştiyse bile fena olmuş diyemeyeceğim. Keşke sizi daha önceden tanıyor olsaydım, sorularınıza verebilecek cevabım olurdu o zaman.
- Bence daha önce arkadaş olmamamız bile benim eski beyin kimyamın farklı olduğuna bir delil olabilir.
-Bence kimyanızı bilmem ama zekânız ve olayları değerlendirişiniz hayranlık uyandırıcı.

Sofrayı birlikte toplayıp bulaşıkları kaldırdıktan sonra Metin Bey izin isteyerek ayrıldı. Onu yolcu ettikten sonra bahçedeki şezlonga oturarak yıldızları izlerken aklındaki bin bir düşünceden uzaklaşarak sadece gecenin keyfini çıkartmaya çalıştı. Su geçirmez bölmelerde yaşamak lâzım demiyor muydu Carnegie.

Sadece şu an. Havadaki bahar kokusu, gökyüzündeki yıldızlar, ağaç yapraklarının rüzgârla şarkısı... Elimizde başka hiçbir şey yok ki aslında diye mırıldandı..

Hikâye
  • Çarşamba, Temmuz 22, 2015
  • 4 Yorum

Kendime Not

Finish'in sıvı bulasık makinası deterjanını indirimde görüp de üzerine atlama bir daha. Hatta bedava verseler de alma. Fincanların dibindeki ve kaşıklardaki çay lekeleri olduğu gibi duruyor... En sonunda elde yıkamak zorunda kalıyorsun..
  • Çarşamba, Temmuz 22, 2015
  • 6 Yorum

Nerde Kalmıştım:-)

Açlıktan ölmedim , yok:-)

Zaten dün akşam su böreği yiyerek rejimime devam ettiğimden o beni bayağı tuttu:-) Ama içtiğim sular yarıyor olmalı ki daha kilo vermemişim:-)

He canım, benim hain arkadaşım almış su böreğini gelmiş. Allahım, sana sığınıyorum dedim kutuyu görünce :-)

Bir kibrit kutusu kadar yedim artık, bak tam diyet ölçülerinde.

Hocam, şimdi su böreği yemişsek diyet bozulur mu diye Karatay'a sorsam mı diyorum emmeee:-)

Neyse, panik yok, zaten ondan sonra gece yarısına kadar hiç susmadan konuştuğumuz için zannımca çene kaslarımızla iyi bir kalori harcamışızdır :-)

Eminim buna:-)

Gelelim bu sabaha. Bizim evde temizlik var, haliyle sabah gayet iyi bir kahvaltı sofrası kurmak durumunda kaldım. Vallahi sınanıyorum. Neyse diyet ekmek, domates, yumurta derken olayı atlattım. Tabi tek başıma olsam daha iyi atlatırdım ama yapacak bir şey yok. Şimdi mecburen camları ben silmeliyim ki harcansın bu yediklerim.

Ah, ah, zor işler bunlar, zor :-)
  • Çarşamba, Temmuz 22, 2015
  • 8 Yorum

Aklıma Yemek Düştükçe Yazı Yazsam mı Acaba Dedim Ama Bloggerda OKadar Yer Var mı Bilmiyorum:-)

Plânlarım tamamdı. Çocuklar bugün anneme gidecek. Ben çamaşır, ütü ve dağınıklık toplamayı bitireceğim. Sofra kurmayacağımdan yemek kısmına dikkat edebileceğim.

Hah!

Annem dedi ki Hülya Ablan geliyor, sen de gel. Bu ne demek, sofra demek. Ama ama.. Hülya Ablamın tuzu kuru tabi, daha bir gram aldığını görmedim, olan bana olacak...

Sonra ortaokuldan arkadaşım Sevgi ile konuştum. Buluşmak için gün ayarlamaya çalıştık, bugünden başka gün yokmuş. Akşama da o gelecek:-) Neyse o kısmı bol konuşmalı az yemeli halledebilirim sanırım:-)

Şimdi kalkıp tez zamanda bol ütü yapma vaktidir.. Belki terlerim de üç gram gider :-)

Su içmeye devam...

Nihayet Moda Girdim

Eski bir yazıyı yeniden yürürlüğe sokma zamanı gelmiş de geçiyor..

İşte şu yazıyı :)

Sabah tartıldım, Bilgiç'i doğurduğum kiloya az kalmış. Metos'u doğurduğum kiloyu geçeli de çok olmuş..

Evdeki tatlı stoğunu tez elden gözümün önünden kaldırıp, o kadar oruç tutarken hiç küçülmemiş olan mideme bir ayar çekmem lâzım.

Bol su şart !

Belki ideal kiloma ulaşabilmek için yirmi kilo vermemin pek bir imkânı yok ama 9 kilo giderse de ben mutlu mesud yaşayabilirim, dizlerim de ağrımaz, Sürahi Nine gibi yürümekten kurtulurum.

Tamam mı :D


(Bu fotoğrafı da ilham versin diye buraya koydum ama şimdi yirmi kilo versem de bu hale gelmemin imkânı yok, moral bozucu oldu biraz neyse artık :)

Tatil Müzikleri Mimi

Sevgili Bahar beni mimlemiş. Bir kitaplı bir de müzikli mimlere dayanamıyorum :)

(Ben yazana kadar Prenses de mimlemiş, a ha ha , çok yavaşım anacım:

1- Haziran ayında en çok dinlediğiniz müzik ? 

Haziran ayında diğer aylardan farklı bir şey dinlemedim sanırım :-) Zaten müzik listem pek değişmiyor. Ne bileyim benim için en son albümlerden biri Santana'nın Supernatural'ı o da 16 yıllık olmuş. Dur dur en yeni albümüm Megadeth'in 13 'ü. O da 2011 de çıkmış :-)




2- Rock mı, Jazz mı ? 

Rock. Her ne kadar bu sene caz festivaline gitsem de her daim rock :-) 


3- Kitap okurken en çok hangi tür şarkılar dinlersin ? 

Dinlemem. Kitap okurken dışarıdan soyutlanırım. Dolayısıyla fonda bir şey çalması benim duymayacağım başka bir gürültü tipi etkisi yapar sadece.

4- Hangi şarkı seni huzura çağırır ? 

Ruh halime göre değişir. Zaman zaman en çılgın şarkılar bana huzur verirken bazen de sakinlere yönelirim. Haydi buraya sakin bir tane koyayım :)




5- Bu yaz ayını hangi şarkıyla anlatırsın ?

Yaz benim için yeni başlıyor ama bahar ayı için gittiğim festival filminin şarkılarını söyleyebilirim. Dusokute  dinlediğim ender yeni şarkılardan. 



Bir de  şu şarkı var ki sanırım bu yaz sonunda onu çok söyleyeceğim. 




6- Bir sokakta yürürken en çok hangi şarkı tempona arkadaş olur ? 


Sokakta yürürken en güzel Manowar dinlenir. Omuzlar dikleşir, yürüyüş hızlanır, dünyanın üzerine üzerine gidilir :-) Meselâ şöyle bir şey :-)



Şimdiii, kimleri mimlesem acaba ?

Şenay, Kadriye, Şebnem, Nesrin, mırıldanın bakalım iki nota :)

Not:  Bu güzel mimin sahibini merak edenler de şuraya:-) 


Bayram Harçlığı :-)


Paranın şekli ne kadar değişirse değişsin bayramda harçlık almanın bir çocuğa verdiği keyif asla değişmiyor :-D

Ah. Nasıl da


Kendimi küçük bir kıyı kasabasına atıp sahilinde dolaşasım var.. (Eski Foça)


Gün boyu dalgaların, köpüklerin büyüsünde  kaybolup


Güneş batarken bambaşka bir hayale ulaşasım var. (Gemlik)


Huzur dolu akşamları


Huzur dolu sabahlara bağlayıp (Ağva)


Doğanın baş döndürücü kokusunda kaybolasım var.. (Adana)


Sokaklarda gezerken saklı güzelliklere rastlayıp


Sessiz bir köşede mola vererek sudaki ışık oyunlarını izleyesim var.. (Danimarka, Kopenhag))


Hiç beklemediğim anda bir hikâye kahramanıyla karşılaşıp, (Danimarka, Billund)


Masallardaki şatoların güzelliğini yaşayasım var.. (Londra)


Bir anda zamanda yolculuk yapıp


Tüy gibi hafiflemiş olarak


Yeniden günümüzün renklerine ulaşasım var..


Ah, bir bilsen, kendimi nasıl yollara vurasım var...

Aklımdan Geçenler..

Yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik ramazanın, artık haftaya oğluşlarla gezme tozma plânları yapma zamanıdır:-) Zaten Bilgiç'in okulu ağustos sonunda kapanıyor, Metos da ayrı hikâye..

Toprak'ı okumaya devam ediyorum. Bu akşama bitiririm belki.

Markete gidip bir şeyler almalıyım. Akşama çıtır tavuk yapacağım. Ay yaşasın akşama ne pişireceğimi buldum:-)

Dün oğluşun yaşgününü kardeşimde kutladık. Bilgiç uzun zamandır oynamak istediği oyunları dayısı, babası ve ağabeyiyle oynadı. Aynur da bize harika bir sofra hazırladı. Nasıl güzel geldi anlatamam:-)

Gezme tozmanın haricinde evde yapılacak şeylerimiz de var. Üşenmesek de yapsak.

* Metos notaları öğrenip gitar çalmak istiyor. Gitardan pek anlamam ama notaları gösterebilirim.

* Akşamları bir iki sayfa birlikte kitap okumalı. İngilizce belki de.

* Oyuncakları dizerken ne kadar çok olduğunu gördüğüm kutu oyunlarını birer birer oynarız.

* Elektroniksiz bir gün geçirebiliriz.

* Çocuklara bir yemek pişirmeyi öğretebilirim.

Aklımdan geçenler bunlar ama bakalım:-)


  • Pazartesi, Temmuz 13, 2015
  • 8 Yorum

İyi ki Doğdun Bilgehan :-)


Beş aylıktın daha passaparola yarışmasının kızlarını dans ederken izlerken. Elimi önüne koyardım eğilip de bakardın. Müzik hep içinde oldu senin :-)


Afacandın. Sürekli keşif halindeydin. Bizimle ilgilenmezdin pek, o kadar çok dikkatini çeken şey vardı ki. Özgür ruh, dönüp bakmazdın bile geliyorlar mı diye, alıp başını giderdin:-)


Tek bir gülümsemeyle bizi tavlardın yine de :-)


Biberonla, emzikle işin olmadı pek. Daha bir yaşında sekiz dişin çıkmıştı, dişli olduğun oradan belliydi. Bir keresinde çay bardağıyla su vermiştim de çatır diye ısırdındı bardağı. Ha ha ha, ödüm koptuydu:-)


Ev misafirle dolu, yemek hazırlığındayız. Siz kapının önündeki parka gittiniz. Derken o koşuşturmanın arasında kapıdan içeri çimentoya bulanmış böyle bir tip gordi. Gülsem mi ağlasam mı:-) Nasıl rahatsız olduysan artık gıkını çıkartmadan duruyordun. Ki durmak pek yaptığın şeylerden değildi doğrusu:-)



Sen önden ben arkandan koşarak geçirdik uzun bir zamanımızı :-)


Becerikli ellerin hep bir şeyler yarattı. Minicikken bile sürpriz yumurtadan çıkan oyuncakları kendin yapmak isterdin. Hiçbir şey seni çok oyalamazken bile yapbozları muhakkak bitirirdin. Bulmacalar daha o zamandan ilgi alanındı.


Çok tatlıydın. Sana baktığımda ne yorgunluk kalıyordu ne bir şey:-)


Silindirlerin üzerine kulesini devam ettirecek kadar da yetenekliydin:-)


Bu kutu senin oyuncağındı ilk. Bebek şeyleri de neymiş:-)



Sen beni iki çocuk annesi yaptın. Size her baktığımda içime mutluluk doluyor ve şükrediyorum.


Benim küçük aristokrat oğluşum.


Çapkın gülüşlüm:-)

Şeytan tüylüm:-)


Aklında sürekli fikirler uçuşan, deli dolu, çılgın profesörüm:-)

Elleriyle harikalar yaratan yetenekli yengecim.

Anlatacak şeyleri hiç bitmeyen geveze maymunum:-)

Bilgisayar dâhim.

İyi ki doğdun.

İyi ki benim oğluşumsun.

Seni çok seviyorum.