Ortak

Ortak nokta bulmuş olmanın sevinci içerisindeydim. O beni anlayacaktı, ben onu. Hemen kartımı çıkarttım, tanıdı beni. "Türkçe mi İngilizce mi" diye sordu önce. İngilizcem de ikinci anadilim gibidir ama ukalâlık etmeyeyim diye "Türkçe" dedim. Yani demedim, hafifçe bastım. Ne olduysa o anda oldu. Ekran değişti. Kartımı dışarı verdi. Uzun bir tırrrrrrrrrrrrrr sesinden sonra, korku dolu bakışlarım altında 20 YTL lerden oluşan kalın bir tomar geldi. Öylece bakakalmışım. Bu yabancı banka ATM leri sanırım tipinize bakıp, "Hımmm, bunun paraya ihtiyacı var." diyecek kadar ileri teknoloji ürünleri. İyi hoş da, hadi aklımı okuyup para çekeceğimi anladın, bari önce bana kaç lira istiyorsun diye bir sorsaydın.
  • Çarşamba, Ocak 31, 2007
  • 5 Yorum

Bulun Bakalım







Bunlar hangi filmlerden?
Düşünürken bir yandan da şuradan harika bir sonat dinleyebilirsiniz.

.

Burnum akıyor. Boğazım acıyor. Ses tonum dayanılmaz boyutlarda :) Şimdi bağıracağım kulaklarınızı tıkayın.

GÜNAYDINNNNNN....

Axel Maxel

Avrupa Artistik Buz Pateni Şampiyonası'nın gösteriler bölümünü seyrettik dün gece. Zamanda yolculuk yaptım sanki. Renkli televizyonumuzu aldığımız ilk gün geldi aklıma. O gece yine patinaj vardı ve ilk defa renkli izleyeceğimiz için pek mutluydum. Gelgelelim elektrik kesilmişti.
Her sene büyük bir keyif olmuştur seyretmek bu yarışmaları. (Gerçi biz spor adına ne varsa seyretmişizdir hep) Oradaki yarışmacılar bize misafir olmuşlardır sanki. Bu sene kırmızı yanaklı kızla oğlan yoktu ya içim sızladı biraz örneğin. Miniciklerdi ilk karşılaştığımızda. Her sene alışmıştık onları görmeye.

Gösteriler genel olarak pek de istediğim gibi kıpır kıpır geçmedi. Canlı, cıvıl cıvıl birşeyler istiyor insan gösterilerde. Aklıma eski yıllardan Katarina Witt geldi. Hem çok güzeldi hem de gösterileri eğlenceli geçerdi.
Düşündüm ki bir çok klasik müzik parçasını da onları seyrederken öğrendim. Beethoven'ın Ayışığı sonatı örneğin. Jayne Torvill & Christopher Dean'in muhteşem danslarından sonra Ravel'in Bolerosu aklımdan hiç çıkmadı.
Eskiden buz dansı danstı gerçekten. Seyretmesi çok keyif verirdi. Şimdi akrobasiye döndü, ne yazık ki artık estetik azaldı akrobatik hareketler yapmaktan. Bunun yanısıra tek erkekler, tek bayanlar çok daha keyifli, göz hitap eden bir hal aldı.

Hem son yıllarda insan kendi bayrağını görünce pek memnun oluyor :) Bu sene Tuğba Karademir'in başarısı ise çok hoşuma gitti. (Ne yaptı diye merak eden ismine tıklayıversin) Her sene kendisini geliştiriyor.

İşte böyle sevgili okurlarım. Bu çok önemli konularda üstün bilgi dağarcığımdan size biraz bulaştırmak istedim.

Güzel, ışıl ışıl bir haftaya açılsın günümüz.

Akıllı Bıdık


Canımın içi, yüzün hep böyle gülsün, hayat hep güzellikler getirsin sana. Annen olmak çok gurur veriyor.

Yorgun


Sadece çok yorgunum. O kadar yorgunum ki... Göremiyorsun. Sallanan sandalyeye otursam, sallanıp dursam, bir ileri bir geri. Hayat hep böyle değil mi? Bir ileri bir geri. Takılmış bir plâk gibi kalakaldık. Gitgide daha çok çiziliyoruz. Yaşamak böyle olmamalıydı belki. Belki de sadece bundan ibaret...

Sadece susmak istiyorum. Bu konuşmaklar hiçbir yere varmıyor. Gözlerimden umutsuz bir hüzün taşıyor.Boşluk sanıyorsun. Zormuş bir toplama işleminde etkisiz eleman olmak. Ne kadar çırpınsan da bir şey anlatamamak.

Sadece çok yorgunum. Çevrem sürekli değişiyor. Bir şeker pembesi, bir kömür karası. Başım dönüyor... Şöyle uzansam bir köşeye, kapatsam gözlerimi, öylece kalakalsam .

Amaaannn...

Yazacak birşey bulamadım. Arada bak şunu yazarım dediğim şeyler oluyor ama nedense buraya gelince hepsi uçup gidiyor aklımdan. Ben en iyisi mutfağa gidip yemeğimle ilgileneyim.

Ebe

Aslı ebelemiş beni :)Hakkımda bilinmeyen 5 şey. Hakkımda hâlâ bilinmeyen şeyler var mı bi düşüneyim önce.

1/Yazmayı öğrendiğimden beri günlük tutarım. İlkokul birinci sınıfta öğretmenimizin verdiği bir yaz tatili ödevi olarak başlamıştım buna. Bütün yaz tatili boyunca "Bugün sokağa çıktım oynadım, çok mutluyum" , "Bugün evdeydim, canım sıkıldı, çok mutsuzum" şeklinde gelişen bu ilk günlüğümün ardından yazdıklarım çok da değişmedi aslında. Hani filmlerde falan olur, bir günlükleri vardır insanların, yazılar, yapıştırılanlar. Şöyle eline alınca dolu dolu gelir. Hep özenmişimdir ama hiç beceremedim. Benimkiler genelde havada asılıdır. O gün birşey olmuş, orasını anlarsın ama ne olmuş o belirsiz. Arada hepsini yakmayı planlamakla birlikte yine de kıyamıyorum onlara.

2/Şimdi de basılıyor mu bilmiyorum ama eskiden Beyaz Dizi serisi vardı. 15 günde bir perşembeleri 3 kitap halinde çıkardı. İşte onlara bayılırım ben. Düşününce içim sıcacık olur. Çoğu deli saçması gibi olup sonuna kadar okunmasa da hâlâ sevdiklerimi saklarım. Bir kenara kıvrılıp okumayı düşünmek bile gülümsetiyor beni.

3/Uğuldayan rüzgâr, şimşekler, bardaktan boşalırcasına yağan yağmur... Bu sesler sıcacık evimin içindeyken huzur verir bana. Şu anda ben buraya yazarken rüzgâr uğulduyor dışarıda, birazdan çayımı alıp pencerenin önüne yerleşeceğim. Dışarıyı seyredip, kısa bir keyif kaçamağı yapacağım.

4/Dans etmeyi çok severim. Yerimde duramam hoşuma giden bir müzik çaldığında. Toplantılarda kolamı koklayıp içinde alkol olup olmadığına bakmaya çalışanlara alıştım artık. Alkol almama gerek yok ki :)

5/Walkman olmadan dışarı çıkmam. Çevremdeki insanların aralarında geçen manasız konuşmalara gıcık kaptığımdan kimseyi duymamaya çalışırım. Okulda arkadaşlarım kulaklıklarla kulaklarımın evrimleşip birleşeceği anı bekliyorlardı. Neyse ki minicik mp3 çalarlar çıktı şimdi. İlk zamanlarda kulağıma takmış olduğum devasa radyoyu görseniz inanmazdınız . Anteni bile vardı :)

Sanırım 5 maddeyi tamamlayabildim :)

Hımm,Aylin,Zehra ve Angel ben de sizleri ebeleyeyim.
  • Çarşamba, Ocak 24, 2007
  • 6 Yorum

Hayat Bu

Olması gerekenlerin, olması gerektiği gibi olması gerekmiyor...

Şşşt

Ne o arkadaşlar, pek sessiz gördüm sizi bugünlerde:)

Sessizce bi bakıp çıkalım, çocuklar uyuyor olabilir mi deniliyor ne?

Günaydın

Cd lerimi karıştırırken uzun süredir dinlemediklerime rastladım. Bu türküler çok hoşuma gidiyor benim. Hemen bir tanesini paylaşmak istedim.

Bugün yaşasın Cuma. Keyifli bir güne açılsın sabahımız.

04-evlerinin önü m...

Almanak



2006 nasıl geçti diye bir özet çıkarttım :)

Cinderella Man


Russel Crowe hayranı olmama rağmen pek de seyretmek istememiştim bu filmi. Sıkıcı olacağını düşünmüştüm. Sıkıcı olacağını düşünüp de beğendiğim film sayısı pek azdır. Bu da onlardan biri. Başından sonuna kadar keyifle, biraz hüzün biraz tebessümle seyrettim.

" Ringe çıkmama izin ver, en azından kimin vurduğunu bilirim."

Grey's Anatomy



En keyifle seyrettiğim dizi film Golden Globe'da Drama dalında en iyi dizi ödülü almış. Bence de almalıydılar. (Merak edenler şuraya)

.

Beriş, işte istediğin burada :)
  • Çarşamba, Ocak 17, 2007
  • 2 Yorum

Arkadaş

Kötü haberi nasıl vereceğini düşünürken finalden kaldığın kişidir.

Bir anda kalkıp, önceki gün pişirdiği karnıbaharı tatmaya gittiğindir.

Uzun yoldan dönerken bana sofra hazırla diye telefon ettiğindir.

İlk işine başlama heyecanını seninle paylaşandır.

Gecenin bir yarısı bile olsa yürüyüş yapalım diye dışarı sürüklediğindir.

Sana telefonda kötüyüm dediğinde evine koştuğundur.

İlk konuşmanda kurufasulye tarifi verdiğindir.

Nikâhına hazırlanırken sana saç spreyi yetiştirendir.

Merhaba bile demeden aklındaki soruyu sorabildiğindir.

Değişik bir ortama ilk girdiğin gün, yanına gelip sana hoşgeldin diyendir.

Karşılıklı, hiçbirşey yapmadan konuşmaksızın vakit geçirdiğindir.

Sana çok kızdığında bile başkalarının yanında bunu belli etmeyendir.

Sınava girerken kaleminin yarısını kırıp verendir.

Telefonu bir türlü kapatamadığındır.

Ne kadar işi olursa olsun sana vakit ayırandır.

Aradan yıllar geçmiş olsa da sohbete kaldığın yerden devam ettiğindir.

Mektup yazdığındır.

Bir şarkı duyduğunda hatırlayıp aradığındır.

Düşündüğünde içini sımsıcak yapandır.

Yaşamak, sizlerle çok güzel, iyi ki varsınız :)

?


En son ne zaman yaprakların ışıkla dansını seyrettin? Ne zaman yağmurda şemsiyesiz yürüdün? Ne zaman rüzgâra döndün yüzünü, içinden geçip seni arıtmasına izin verdin?

Bir düşün.

En son ne zaman gerçekten konuştun çocuğunla. Ne zaman annene onu sevdiğini söyledin? Ne zaman hiçbir sebebi olmadan yalnızca istediğin için bir hediye verdin sevdiklerine.

Koşuşturmaların arasında kaybolma.

Arada durup nefes almak gerek bu kısacık hayatta.

Serhe :)



30 sene ha?

Ama sen hâlâ benim küçük kardeşimsin :)

Sen olmasan bana kim cetvel alacaktı? Kime yedirecektim sulu bisküvileri. Kimin küçük annesi olacaktım?

6 uzun sene bekledim senin için.

İyi ki doğdun Ömel Kiltat.



(Uzun zamandır dinlememişsindir diye düşündüm:)

İş-Güç

Çamaşır yıkamam lâzım. Ütü yapmam lâzım. Dışarı çıkıp işlerimi ayarlamam lâzım. Yemek hazırlamam lâzım. Evi toparlamam lâzım.

Eee, ne işim var benim burada?

Kaçtım ben, yerime siz burayı idare ediverin bugün.

Liste

Sezen Aksu'dan Masum Değiliz,

Yeni Türkü'den Bana Bir Masal Anlat Baba,

Teoman'dan İstanbul'da Sonbahar,

Nilüfer'den Acılara Son,

Mahsun Kırmızıgül'ün (pek dinlemem ama )Cem Karaca'yla düet yaptığı Hayat Ne Garip,

Duman'dan Yanıbaşımdan.

Bazı şarkılar insanı yüreğinden vuruyor sanki.
  • Çarşamba, Ocak 10, 2007
  • 1 Yorum

Benim Güzel Annem

İyi ki doğdun anneciğim.
Her adımımda beni desteklediğin,
her ağlayışımda kucakladığın,
yalnız hissetiğimde yanımda olduğun,
güzellikleri görmemi sağladığın için teşekkür ederim.
İyi ki benim annemsin.
Seni çok seviyorum.

Bayram (Bana Hergün:)

Kurban Bayramında bazı animasyonlara rastladım. Zavallı kuzular, aman da kesilmişler ,sevdikleri onları özlüyor falan gibilerinden. Sanki dersin, yıl boyunca kimse kesmiyor bu koyunları, biz onları büyüsün, evlensin, çoluğa çocuğa karışsın , mutlu yuva kursun diye yetiştiriyoruz. Sonuçta hiç et yemiyor musunuz da kurban kesimi bir vahşet oluyor?

Bu bayramla ilgili benim üzüldüğüm şey farklı.

Kurban kesmek amacından sapmış artık. Efendim herkes etleri saklamak için sucuk yaptırıyormuş.Ben işte bunu anlamıyorum hiç. Bu etler dağıtılmıyor mu? Kendine saklamak için kesiyorsan ne diye uğraşıyorsun, git al kasaptan. Ama kurban kestim gibi bir fikre de kapılma, bence hiç de öyle olmuyor.

Neyse ben anlamam böyle yazılardan, bu Daisy'nin uzmanlık alanına girer :) Ama üzülüyorum bunları gördükçe. İçimde kalmasın, söyleyeyim de rahatlayayım dedim.

Konu açılmışken hepinizin geçmiş bayramını kutluyorum. Yolculuktu, hastalıktı derken dağılmışım kutlama yapmaya sıra gelmemiş.

Gezdik Gördük 2

İşte gezimiz devam ediyor. (Bir gün gezdik ya 1 yıl yazarım artık:)

Konya'da Çatalhöyük evleri.
Bu, yanlış hatırlamıyorsan Van'da Akdamar adasında bulunan kiliseydi.
Divriği Ulu Cami'nin bir kapısı. Sivastaymış bu cami. Bu yapı 1229 da yapılmış, eski eserlere bakınca gördüğümüz incelik neden şimdi yok, nasıl bu kadar uzaklaştık estetik duygusundan.



Bu fotoğrafları da koymaya korkuyorum, şimdi birisi (Bilir o kendini) gelip İstanbul'a geldin de söylemedin haaa diye yakama yapışır diye :) Yok valla bunlar gerçeği değil, taklit taklit.

Reklâmlar :)

Sayın Koska yetkilileri, küçük boy tahin helvalarını piyasaya sürdüğünüz için (Zira helva bitene kadar bana ekmek arası helvadan başka yemek yok, şimdi miniciklerden alıyorum kararında oluyor) ,ah, bir de dondurma külahları için,

Sayın Sakıpağa yetkilileri, paketteki nefis kaşar peyniri için (Gerçi bu bir yukarıdaki maddenin faydasını yok edecek kadar peynir yememe yol açıyor ama olsun)

Sayın Cif yetkilileri, (zaten ürünleriniz çok güzeldi ama) şu cif power bir harika olduğu için,

Sayın Digitürk yetkilileri, gönderdiğiniz esprili tepsi için,

Sayın VH1 yetkilileri, cuma geceleri rock night yaptığınız için,

sizlere teşekkürü bir borç bilirim.

Tamam şimdilik aklıma gelenler bu kadar, diğerleri sıralarını beklesinler.

Gezdik Tozduk :)

Yeniyılın ilk sabahında Nemrut dağının tepelerinde gün doğumunu seyrettik demek isterdim ama nerdeee , biz oraya varana kadar güneş battıydı , ona bile yetişemedik :)
Aspendos. Yıllar önce fotoğraf makinamızı çaldırmıştık da gitmişti oralarda çekilen 4-5 makara filmimiz.
Bu da kapı . Bizim evin kapısı değil elbet, Hadrian kapısı, Antalya'da.
Malabadi Köprüsü tabii ki. Diyarbakır'da efendim, bilmiyorsanız söyleyeyim ben.
Meryem Ana Evi. Tam bana göre bir yer doğrusu, hep böyle küçük şirin bir ev istemişimdir.

Upsss :)
Eveet, tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkânıdır tabii ki :)

Not: Daha çok güzel fotoğraflarım var ama ağır geldi yüklemiyor blog, onlar da daha sonraya artık :)

Dönüş

Geldim geldim. Yani geliyorum gibi.

Çılgın yeni yıl kutlamalarımızdan sonra kendimi toparlamaya çalışıyorum hâlâ. Yoksa siz hasta çocuklarla mı uğraştığımı sanıyordunuz? Yok caaanıımmm.

Amaaan, yıl yeni ama içerik pek değişmiyor mu ne :)

Not: Yılbaşı ve çılgın Türkiye turu fotoğrafları azzz sonra...