İzliyorum muyum ki Karıştım da Biraz

Sevgili arkadaşlarım, cep telefonumdan blogger arayüzünde izlediğim bloglar kısmını göremediğim için çoğunlukla kısa yol yaratarak izliyorum blogları.  Arada bilgisayara girince düzenliyorum izlediklerimi. Dolayısıyla sizi izlemiyor gözüküyorsam, büyük ihtimal arada kaynamıştır, gelip haber verin anacım. Teogdu çekilişti ( Hâlâ çekilişe katılmayanlar var, görüyorum bak, sizi şuraya alalım :) derken son hafta hepten karıştım. Gerçi dolaşıp izlediğim bellidir, yorum yazarım genelde ama demin Derya'yı hâlâ izlemiyor olduğumu görünce  bi açıklama yapiim dedim.

Açıklama bitti, dağılabilirsiniz anacım, çüüz 👋

Paris'te Satori


Paris'te olmasından mı, kitabın tanıtımından mı çok seveceğimi düşünerek aldığım bu kitabı eğer bitirdiysem kısa olması bir de kitap okuma şenliği için şimdi yeniden kitap almakla uğraşamayı istememem dışında bir nedeni yok. Oysa ne hayallerle almıştım. Yokuş aşağı düşen bir kayayla sağa sola çarpa çarpa gidiyormuşum da yol bitse artık diyormuşum dışında bir his yakalayamadım.  Satori'nin japoncada ani aydınlanma anlamına geldiğini öğrenmemi saymazsak hiçbir şey bulamadığım bir kitap oldu bu.

İşte o yüzden kitapları bitirmeye çalışmanın bir anlamı yok anacım :)

Neyse bu mühim bilgiyi paylaştıktan sonra şimdi gidip de şu evimi toparlamalıyım şimdi. Günlerdir dışarılardayım, eve döndüğümde yerimden kalkamıyorum. Bugün de çıkacağım, bari çıkmadan iki iş yapayım :)

Hepinize günaydın :)
  • Cumartesi, Nisan 30, 2016
  • 9 Yorum

Haftanın Bloğu Olmuşum :)

Sevgili Derya haftanın bloğu seçmiş beni. Ona kocaman teşekkür ediyorum.

Sevgili Nesrin'i de eklemeden geçmeyeyim bu arada, o da seçmişti,  ben o sırada ne koşuşturmasındaydım gene bilmem buradan teşekkür etmemiştim.

Bloğuma yeni gelen herkese hoşgeldiniz diyorum :)

Pek yakında on bir yılı dolduracağım. Kendim gibi karman çorman bir blog burası. İlk zamanlar düzenli olmaya çalışıyordum ama sonra bıraktım dağınık kalsın :D

Hepinize günaydın :)


Kuş seslerini duyup çimlerin arasındaki minik çiçeklerin farkına vardığınız harika bir güne açılsın sabahınız.

Bol bol gülümseyin, bol bol sevdiklerinize sarılın ve aynadaki aksinize göz kırmayı unutmayın :D


İnsan Niye Yaşlanıyorum Moduna Girer

Boşuna girmiyoruz herhalde anacım.

Yok, yaşgünümde üflediğim mum sayısıyla alâkalı değil.  Mum dediğin nedir ki, zaten hepi topu yirmi beş tane :P

Ağrıyan dizler, hemen tükenen enerjiler falan haydi yoruldum, hastayım diyerek idare edilir. (Yersen)

Ama yatmadan önceki seranomi. İşte bana en büyük darbeyi o vurdu.

Bak şimdi.

Benceğiz kişisel bakın ürünlerinin dibine düşmüş bir şahıs olmadım hiç. Puhahahah el kremlerini bile son kullanma tarihi geçtiği için atmak zorunda olan bir kadın olarak dibine düşmeyi bırak pek kapağını açmışlığım bilem yoktur.Du. Yokturdu yani.

Akşam dişlerimi fırçalayıp yüzümü yıkayıp yatağa atardım kendimi.

Ne güzel günlerdi.

Şimdi yüzümü yıkıyorum. O da ne kaşlarımın üzeri kepek gibi bişeylerle dolu. Haydiii, kremliyorum.

Gözlerim batışıyor. Göz damlası.

Kulağım kaşınıyor. İlacı.

Burnum tıkanıyor. Tuzlu su.

Uykum kaçacak biraz daha uğraşırsam neredeyse diye söylene söylene çıkıyorum banyodan.

Heh, gel de genç moduna tutun bakalım şimdi.

Ah, ah...

Neyse Marian Abi söylüyor, gidip biraz ona takılacağım. İstersen sen de gel. Foreeeever Young I Want To Be...

İyi geceler herkese :)

Oradan Buradan

Salı gününden beri üzerimden tır geçmiş gibi dolaşıyorum. Sanırım üşüttüm. Ama daha da çok Bilgiç'i sınav öncesi hasta mı edeceğim stresi beni yerle bir etti gibi geliyor.

Haydi az kaldıydı, olduydu derken sınav bitti. Onun özgür ruhunu kalıplara sokmaya çalışmak ikimizi de yıprattı.

Saçımı boyatmıştım güya ama hiç beğenmedim, kapatamamışlar beyazları. Üfff gidip yeniden oturmak o koltuğa sinir.

O koltuk deyince dişçi geldi aklıma. Daha uzuuun bir süre uğramam diyordum ama kaplamanın altı ağrıyor sanki, bir üfff de buna.

Yarın uzay kampı için başvuruda bulunmalıyım, indirimli ön ödeme şansını kaçırmamak için son gün.

Haftasonları boşaldığına göre bir de spor bulmalı oğluşa yaptıracak. Oturup abur cubur yemekten şişmanladı çok.

Kalkıp mutfağa gitsem de biraz açılsam bari. Önce bir c vitaminli asprin alayım ben.

Hâlâ çekilişime katılmayanlar var. Bak erteliyosunuz bi ara katılırım diye, unutcaanız sonra. Ne demiş atalarımız üşenme,erteleme,vazgeçme :p Linki yanda duruyor ama telefondan girenler için bi daha vereyim. İşte şurada.

Çamaşırları makinaya koyduydum da çalıştırmış mıydım onu ben sorusuna cevap aramak üzere gidiyorum şimdi ben.


Ama Listedeki Kitapları Bitiremiyorum ki

Mevlâna 'dan Mesnevi 'ye başladığımda kısa hikâyelerin hoşuma gideceğini düşünmüştüm. Ama kim derlediyse bana çok antipatik geldi. Hikâye sonlarındaki açıklama cümleleri,  hı, ne alâka şeklinde kafamda dolanırken Mevlâna ile tanışmamın başka bir çeviriye kalmasına karar verdim.  Eee güya liste hazırladıydım ben, şimdi daha önce okumadığım bi adam bulmam lâzım, neyse diğer kısımdaki kitabı buraya alırız.

Michael J Fox'un çerez bir otobiyografi kitabı olması gerekirken kendimi kök hücreleri üzerine demokratlar ve cumhuriyetçiler üzerine uzun politik cümleler içinde buldum. Neyse o bölümü atlatınca aile ve din kısmı iyiydi. Sanırım bitirebileceğim.

Kayıp Hizmetçi Vakası güzel bir polisiyeydi ama içinde geçen hintçe kelimeleri kitap sonunda sözlük şeklinde vermeselerdi iyiydi en sonunda arkaya bakmaya isyan ederek o kelimeleri atlayarak okudum. Kitabı sevmesem hiç şansı yoktu hemen burakırdım sırf o yüzden.

Bir de çok kitap okuduğumda hayatımı kapatıp edilgen gibi hissetmeye başlıyorum kendimi. Ne manası var bu kadar okumanın moduna geçmeye başladım. Belki ingilizce ve fransızca falan okusam en azından dil öğrenirim. Hoş o da ne işime yarayacaksa.

Neyse, yarıda bırakmazsam yeni kitabım var şimdi sırada.

Şöyle maceradan maceraya koşacak dünyamı değiştiren bir şey seçeyim bari.

Bu arada çekilişimi unutmadınız di mi?  Şuraya isminizi bırakın, kitaplarımdan birisi sizin olsun :)

  • Perşembe, Nisan 28, 2016
  • 6 Yorum

Gelin Arabası Gibi Olmamış mı?


Erguvan ağacının altında süslenmiş :)

Ağaçlar bir bir marifetlerini sergiliyorlar. Leylaklarla morsalkımlar yerlerini filbahrilere bıraktılar.  Ihlamur kokuları akasyalarınkine karışıyor. Yaseminler desen başka bir harika. Portakal greyfurt ağaçlarından baş döndüren kokular yükseliyor.

Bahardaki uyanış kadar insana iyi hissettiren bir şey var mı?

Bilgiç Oğluşum

İsterdim ki hayatının bu en zor çağında, çocuklukla gençlik arasında yolunu bulmaya çalıştığın anlarda sınavla yatıp sınavla kalkmak yerine bambaşka şeylerle ilgilenebilseydin.  Yine de elimizden geleni yaptık değil mi oğluşum. Sen kendine göre enn çok çalıştın ben kendime göre enn gevşek durdum. Aynur Ablan aramızda enn pes etmeyen oldu :)


İşte geldik.

Yarın sabah  iki günlük sınav koşusuna başlayacaksın.  Hiç endişelenme. Derin bir nefes al ve sakince cevapla sorularını.

Unutma sonuç ne olursa olsun sen benim akıllı, zeki, iyi ve tatlı harika oğlum olmaya devam edeceksin.  Ve hayatta elinden hiçbir şeyin kurtulmayacağından eminim.  Yeter ki iste.

O okul olsun bu okul olsun fark etmez, içinde olan güzellikten önemlisi yok.

Biliyorsun her an sizin gibi çocuklarım olduğu için şükrediyorum.

Benim akıllı bıdıkım, taklitçi yengecim, hiç susmayan gevezem.

Seni çok seviyorum.

Hepimiz çok seviyoruz,  şeytan tüyü mü var ne :)

İliklerimize Kadar Islandık

Beş dakikada. Minibüs yoluna on dakika mesafe olduğunu duyunca Bilgiç'le yürürüz dedim. Onun hiç yürüyesi yok ama yüz kilo olmasına da az kaldı.

Çıktığımızda hava kararıyor gibiydi. Haydi sabret azıcık dedim ama beni dinlemeyip iki dakikaya yağmaya başladı ama ne yağmak, kovayla başımızdan su boca ettiler.

On dakika sonra durağa vardığımızda güneş açmıştı ama biz iliklerimize kadar ıslaktık.

İlk gelen minibüse bindik. Capitol'e gittik. Aslında eve gideydik daha iyiydi ya. Tchibo'ya daldık. Yarım saat sonra katalog mankeni şeklinde dolaşmaktaydık. Sanırım taksi tutsaydım çok çok daha ucuza gelirdi ama o zaman bu harika pantolon ve blüzü aşamamış olurdum ki bilen bilir çok ihtiyacım olmadığı sürece alış veriş yapasım hiç gelmez


Saç baş bir yerde beyaz üç parmak çıkmış olduğundan buğulu cam ardından gösteriyorum, imajım şoolmasın sonra :D


Bloğumun Doğumgününe Az Kalmış, Küçük Bir Çekiliş Yapsam mı Ne :)

Tamam, tamam geçen seneki gibi altı ayda göndermeyeceğim hediyeleri. Hazırladım hepsini :)

Zaten hemen hemen aynı konsepti uyguladım.

Benim okuduğum kitaplardan on bir tanesi, eh bir de ayraç olsun yanlarında, küçük not defterleri ve son olarak da otizmle ilgili bir dernekten aldığım yine otistik bir çocuğu olan annenin yaptığı anahtarlıklar.

Geçen sene kitapları paketledikten sonra şansınıza ne çıkarsa diye bakmadan göndermiştim, bu sene herkes istediği kitabı seçsin diye düşündüm. Çekilişe katılırken kitapların içinden istediklerinizi yazarsanız onları da çekiliş sırasına göre herkese dağıtmaya çalışacağım.

Bak on iki on üç kişi katılmasın çekilişe sonra hediye gönderemediğim iki üç kişiye üzülüyorum :) O kadar izleyici var göya, sanırsın borç istiyoruz, hiçbiri yok ortada :)

Gelelim şartlara her sene olduğu gibi (Tamam bu üçüncü çekilişim ama olsun :) beni uzaydan takip etmeniz, mekikten çekilmiş bir blog fotoğrafını noterde tastik ettirdikten sonra. Hahah hâlâ okuyorsan bloğa daha yeni geldin demektir, eskiler  biliyor aşağıya katılıcam çekilişe yaz yeter :D Oradan buradan duyurup izliyom izliyom diye bağrınmana gerek yok, bizbize çekiliş yapıyoruz işte.


Kitaplar bunlar.
Bu da başka açıdan halleri :)

Eveeet kitap isimleriyle çekilişe katılacakları yorumlara alalım.

14 Mayıs akşamı çekiliş sonlanacak, 15 Mayıs'ta bloğumun on birinci doğumgününde kazanan on bir kişiyi duyuracağım :)

İyi şanslar :)

Sabah Sabah Hiç Gözlerini Açmak İstemezken Dünya Sana Gülümser Bazen :)

 Önce bulutlar ne güzel duruyorlar, sanki orada peri ülkesi var diye düşündüm.
 Fotoğraf makinamı alıp balkona çıktığımda gerçekten de peri ülkesine giden bir yol gördüğümü fark ettim. Rengârenk, harika bir yol :)
 Beş dakika sonra yol gitgide uzadı.
Sabah sabah bu harika manzara beni canlandırdı :)

Canlandırdı da yapmam gereken işleri bırakıp sanki gazeteye haber yetiştirecekmişçesine buraya koşmam iyi olmadı tabi :)

Ben hemen kaçıyorum.

Hepinize günaydın.

Rengârenk bir haftaya açılsın sabahınız :)

Teşekkürler Çağla


Şampiyon olman çok güzeldi. Ama daha da güzeli neydi biliyor musun, o küçük kıza başarılı olmak için gerekenleri söylediğin zamandı.

"Önce iyi bir insan ol ve çok çalış"

Önce iyi insan olmak.

Ne güzel :)

Ana Oğul Koleksyonlarımıza Daldık

Baktım kitabım nihayet bitti (22 Nisan gece yarısı, 23 Nisan'a geçerken. Kendim de dahil olmak üzere tam tahmin edebilen yok sanırım :) epeydir yığın halini almış biletlerimi klasöre koymaya karar verdim.

Teker teker her bilet için şeffaf naylon kesip cep hazırlamak biraz uğraştırıcı olduğundan pek elim gitmiyordu.

Bilet koleksyonu nasıl bir şey mi diyorsanız işte şöyle bir şey :)


 




Yalnız bu festival biletleri elimde kalacak sanırım. Bunları ciltletsem mi ne :)


Can dünyanın çeşitli ülkelerini dolaşıp durduğundan bizim oğlanların da bozuk para koleksyonları oldu. Geçen gün Nezih Kitabevi'nde bu defteri görünce biraz pahalı gelmekle birlikte almaya karar verdim.




Bizim paralara bir tane yetmeyecek ihtimal ama bu da bir başlangıçtır :)

Koleksyon yapmak çok keyifli ve dinlendirici bir uğraş :)

♥Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı♥

Çocuk şenliği değil bir bayram olduğunu unutmayalım

Ne yazık ki bayram kutlamaları hayatımızdan çıkartılmaya çalışılıyor. Hiç kimse kusura bakmasın ben bayramımı kutlarım :)


Metehan 'ın ilk bayramı. Henüz bir aylık değil :)

Ve seneler içinde katıldığımız bütün bayramlar. Kimi zaman gösterilerde, kimi zaman sadece seyirci olarak, zaman zaman stadlarda (Ah, ah..) , yürüyüşlerle, Atamızın huzurunda, şenliklerde geçirdik bayramlarımızı. Bayramlar hiç bir zaman tatil günü olmadı , bu yurdu bize verenler nasıl tatil yapmadıysa, yıl içerisinde onları anabileceğimiz bu özel günler de bizim için tatil olmamalı diye düşünmüşümdür hep.





































Bu fotoğraflarla bayram coşkusunu bloğuma taşırken zamanda da yolculuk yaptım :)

Her ne kadar kimin kim olduğu belli olmasa da Metehan 'ın folklor gösterisi ile sonlara yaklaşalım.



İstiklâl Marşımız'la da bitirelim



♥Bayramınız kutlu olsun ♥