10 Eylül 2024 Salı

Bu Buluşmaya Katılamasaydım Üzülürdüm


Blog arkadaşlıkları bana sanki aynı mahallede büyümüşüz de şimdi de buradan devam ettiriyormuşuz birlikteliğimizi gibi hissettiriyor.



 

Bire bir buluşmalarım çok olsa da ilk defa bu kadar kalabalık bir buluşmaya katılıyorum. 

Uzun zamandır iyi bir blog okuyucusu olmadığımdan çoğu güzel bloğu kaçırmışım. Uzun zamandır tanıyıp ilk defa yüz yüze buluştuklarım, daha önceden buluşup epeydir göremediklerim yanında ilk defa tanıştığım bir çok arkadaş edindim. Hepinizi gördüğüm için çok mutluyum.

Sevgili Ceren, uzaklardan gelip bizi buluşturduğun için teşekkürler:) 

Daha detaylı anlatım için Ceren'in yazısına şuradan ulaşabilirsiniz .

9 Eylül 2024 Pazartesi

Nişantaşı Üsküdar Arası


Annemle diş hekimine gittiğimiz bir gün. Hayır ona da gidecek olmasak Nişantaşı'na hiç çıkmayacağız neredeyse .



Can zaman zaman yakınlarda bir doktor yok mu , taaa oralara gidiyorsunuz diye söylenir. Ona göre kasabımızı, kuaförümüzü falan da değiştirip hepsini evin sokağında bir yerlerde bulmamız gerekiyor. Tabii ki dinlemiyoruz.



Nişantaşı 'yla hiç fotoğrafımız olmadığını fark edince bu eksiği giderdik hemen. 



Şu önümüzdeki masaya iki kadın oturdular dışarıdaki bütün masalar boşken. Allah Allah gitseler ya başka yere diye söylenirken kalktılar :D On dakika sonra başka iki kadın geldi. Yine beş dakika durup kalktılar :D Nasıl manzara görmek istiyorsam artık, düşünce gücüyle piskürttüm onları :)



Her zaman sergi gezdiğimiz Kalyon kapalı gözüküyordu ama şu resim beni benden alınca bu galeriyi gezdik. Ufff, benim gibi bir tren delisinin duvarında olması gereken bir resim değil de ne. İçeride de birbirinden güzel trenler vardı. Bayıldım. 



Akaretlerdeki favori yerim kitapçı kafede de tatlılarımızı yedik. Herkes dışarıda oturunca ilk defa bu masayı kaptık. Hemen fotoğraf çektirdik. Ana kız kitap kurtları :)





 İşte böyle.

Buralar benim ilk gençliğimin yerleri. Maçka'da okudum yedi sene. İstanbul'un en güzel noktasında okumak, her fırsatta Nişantaşı kaçamağı yapmak, Teşvikiye Camii'nin önünde ikinci el kitap, kopya kaset satanları dolaşmak, ya da Ortaköy'e gidip kumpir yemek, olmadı İstiklâl Caddesi'ne sinemaya gitmek, fındıklı Beyoğlu çikolatası alıp paylaşmak en sevdiğimiz şeylerdi. Zavallı okulum şu anda boşaltılmış durumda. Umarım geriye gelebilir. On yedi yaşındaki Handan Akaretler'ı uça ese çıkıyor hâlâ, iskelede vapur beklerken kahkahalarla yerde kimin seçtiği çöpe daha az vurulacak yarışması yapıyor , karışık doldurulmuş kasetini walkmanin pili bitmesin diye kalem takıp sarıyor, Kral Meze'den içi daha çok olsun diye yarım ekmek arası yerine iki çeyrek ekmek arası yengen alıp da yiyor.. 

Neyse nostaljiyi bırakalım. Ben şimdi fotoğraflara şarkılar saklıyorum, en sevdiğinize tıklayıp alın :) (Her telden şarkı var :)

7 Eylül 2024 Cumartesi

7 9 97


 

Evlilik yıldönümümüzde birlikte vakit geçirmek en sevdiğim şey.  

Bu sene çocuklar konser bileti almışlardı. Biz de baş başa takılırız dedik ama ben birlikte olmak isteyince Can kendisini feda ederek konsere geldi :D

Şu arabada trafikte geçti akşamın çoğu , üzerine konseri beklerken üzerimizden bir kova su dökercesine on dakika yağmur yapdı, iliklerimize kadar ıslandık. Olsun.

Bundan güzel kutlama düşünemiyorum. 

27 seneyi geride bırakmışız. Hayatımın tam yarısı ediyor :)

Canımlı cicimli bir çift değiliz. Sen olmasaydın napardım gibi bir modlara hiç girmeyiz. Zaten bence en güzeli de o değil mi ? Sen olmasaydın da ben yine yapardım ama seninle olmayı seçtim :)

3 Eylül 2024 Salı

Pazar Günü Şöyle Bir Şey Yaptık


 Benimle birlikte dans etmek isteyenlerle buluşma ayarlamalarımmdevam ediyor. Bu sefer ilkinden çok daha kalabalıktık :D

Gelenlerden biri anne kız, çok şekerlerdi. Biri dans ediyor. Diğeri dans edemem ama gelirim demişti. Sonuncusu da Bilgehan 'ın sınıf annesi. Sanırım oğlanlar 7. Sınıfa geçtiğinden beri görüşmemiştik. İnstagramda rastlaştık. O da ben ne anlarım danstan ama oralardayım uğrarım diye geldi. 

Videoda dans kısmı zaten pek olmadığından hepsini kattım :D

Bilgehan da kameraya alma işini yaptı sağ olsun. 

Bu şarkının aslında dansı yok. Kendilerini linçleyenlere karşı tepki şarkısı olarak yapmışlar. Ama sadece bir etkinlikte dans etmişler onun da en basit kısmını aldığımızdan dansı bir kerede çektik. Zaten lunaparkın gürültüsünde ikinci kere çekebilir miydik bilmiyorum. Müziğin sesini duyamayacağımız için ben şarkıyı mırıldandım ona göre dans ettik. Yok böyle olmaz müzik açalım dedik sonra ama baktık, gayet de olmuş. Ritmi tam tutturmuşum :D

Akşam videoyu editlemek çekmekten uzun sürmüş olabilir. Pazar günü olunca çarpışan otolar doluydu tabi. İçinden bizim göründüklerimizi cımbızla ayıklamam gerekti. 

Ama sonucu beğendim :)

Haa. Son kısımda keşke daha çok çekseymişiz, burası çok sıkıcı oldu derken Can kendi video klibinden parçalar eklesene diyerek çok güzel fikir verdi. 

Şuraya da şarkının dansının olduğu ve kendi kliplerini ekleyeyim. 





1 Eylül 2024 Pazar

Eylül

Hayatım boyunca yaz insanı olmadım ama eylül geldiğinde hafif bir hüzün belirir içimde nedense. Okulun açılmasını da dört gözle beklerdim ama yine de ağustos bitip eylül geldiğinde , hava da ânında kapatıp yağmur yağardı ilk gününde, ben hep hüzünlenirdim.


Sabahın ilk saatleri, balkondayım. Dün begonville yasemini ilaçlatıp, budadık, balkon dandini. Her yerlerini bitler kaplamış, yapış yapış olmuşlar, lurumuş kimi yerler, yazın çok sıcaklarında balkonda durma sürem bir dakikayı geçemediğinden anlamamışım. Umarım temizlenmiştir artık. 


Bana şu geveze şey eşlik ediyor. Sabahın ilk saatlerini tek başıma ve huzurla geçirmeyi çok seviyorum. Pazar günleri ise ayrı bir keyif. Yürüyüşe de gitmediğimden öğlene kadar tembellik modunda oluyorum.

Bugün dans videosu çekmek için bir kaç kişi buluşacağız. Geçen sefer altı kişi gelecekken ikiye düşmüştü, bu sefer dört kişi geleceğim dedi, umarım Bilgehan'la başbaşa kalmayız :D 

Şimdi instagramdan arkadaşımın yolladığı gönderiye baktım. Başkaları birbirlerine neler gönderiyorlar bilmem benim arkadaşlarım bana gezilecek yerler, sergiler, yapılacak aktiviteler ve son zamanlarda da bazen dans videosu gönderiyorlar. Arkadaşlarıma bayılıyorum :) Son zamanlarda instagram arkadaşlarım da belirmeye başladı. Güzel insanların hayatıma katılması beni mutlu ediyor. Ve kendimi çok şanslı hissediyorum. 

Saat sekize gelmiş. Manzarama hafiten güneş gelmeye başlıyor .



Kargaların da çenesi düştü. Hâlâ kırlangıçların telaşlı sesleri bizimle . Martı yavruları hiç aralıksız sesleniyorlar. Üç günlük tatil olduğundan sanırım etraf sessiz. 

Sonbaharda İstanbul öyle güzel olur ki şimdi. Bence en güzel mevsimi sonbahar .  Benim mevsimim. 

33 sene önce bugün gençlik filmi izleyip, oradaki aşıklara içim gidip, böyle bir aşk ne zaman yaşayacağım demiştim , ertesi gün vapurda Can ile karşılaştırmıştı hayat beni. Ben kırk yılda bir Eminönü 'ne gidip yıllık tashihi yapmak üzere o vapura binmiştim, o da kırk yılda bir bir Kadıköy'e gidip geleyim diyerek o vapura binmiş, bizim yollarımız kesişmiş. Bak sen şu hayatın işine :)

Hayat... Çok çabuk geçiyor. Sabahları böyle sessizce oturup biraz yavaşlatıyorum. Ama aklımdan yapılacak işler geçerken olmuyor. Hiçbir şey yapmayacağım diye kendimi bıraktığımda uzuyor.

Hepinize günaydın. 

Şimdi kitabıma gömüleceğim biraz. Ama önce fotoğraflara şarkı gizleyeyim :)

25 Ağustos 2024 Pazar

Yaz Bitmeden Bir Akşamı Sahilde Geçirmeyi Başardım

 Bilgehan'a hadi sahile gidip gün batımı fotoğrafı diye sorduğumda evet cevabı almayı beklemiyordum. Hemen hazırlanıp çıktık ama günler çok kısalmış, yetişemedik gün batımına. Olsun. Heybemize bir avuç kızıllık koyduk yine de. Onun fotoğraflarını daha yüklemedik ama bu gece benimkilerle bir şarkı falı güzel olur dedim.













22 Ağustos 2024 Perşembe

Kimliğimi Nasıl Kaybettiler ?

Dün bütün gün evde yatıp , akşama da dolapta bulduğum kalan yemeklere müthiş mutlu olduktan sonra bugün kendime biraz çeki düzen vereyim dedim. Duşa girerek güne başladım. Saçlarımı şekillendirdim. Malum uzayınca toplamaya başladığımdan açtığımda biçimsiz oluyor. Oje sürdüm falan. 

Ne zamandır sadece kadınlara özgü iç çamaşırı almam gerekiyordu. Benimkinin kopçası paslanmış. Mümkün olabilir mi bu ya? Artık nasıl hunharca kullandıysam. (Evet, spor olanları saymazsak sadece bir tane var,  askısız olduğundan hep ona elim gidiyor) Bugün o işe el atayım dedim. Hava da dün inanılmaz nemliyken bugün düzelmişti biraz. 

Annemle avmye yürürken yolumuzun üzerindeki hastaneye üşenmeyip gitmeye karar verdim. Kulağım hâlâ tıkalıydı ve başım dönüyordu. Sanki teknedeymişim gibi bir his. 

Şansımıza hep gittiğim kbb doktorundan randevu da bulduk. Kayıt açtılar, çıkışta gelin onay alacağız dediler. 

Doktor kulağımı temizledi ama o kadar da tıkalı değilmiş. Kulağımın içi yara gibi olmuş. İlaç sürdü. Hâlâ da tıkalı gibi. Ama baş dönmesine yol açacak bir şey yok dedi.

Çıktık oradan. Benim nüfus cüzdanımı bulamıyorlar bir türlü. Neyse ismimden bir kız işlemlere başladı. Bana diyor ki yalnız sigorta şirketi ayağınızı nasıl burktuğunuzun açıklamasını ister. Baktım bir an anlamsızca. Hahahah. Ben kulak burun boğazda muayene oldum ne bileği ne burkması deyince yeniden bakmaya başladı. Kimlik de yok ortada hâlâ. Birisine yanlışlıkla verdiniz o zaman dedim. Bi tafrayla isme bakmadan vermeyiz dediler. Siz emin misiniz almadığınıza falan diye soruyorlar o arada.  Beş dakika sonra ellerindeki kimliklere bakıyorlar Handan bilmem ne. E dedim işte ona vermişsinizdir. Kadını arıyorlar ulaşamıyorlar. En sonunda ben çıkıyorum, telefonunuzu ve isminizi yazın, arayacağım sizi diyerek çıktım hastaneden.

Yarım saat sonra evinize getiriyoruz özel araçla diye aradılar neyse.

Avm de Penti'ye girdim. Üç alana biri hediye kampanyası varmış. Fazladan bir de pijama aldım anneme. Bu arada sütyen için de uzatma kopçası aldım. Bunu da daha yeni keşfettim ha. Benim gibi bedeniniz büyük göğsünüz küçükse kurtarıcı bir şey. Kız kasadan geçirirken dedim ki şimdi onu geçirirseniz bedavaya bana onu vereceksiniz. Onu ayrı geçirin de diğer aldığım şeylerde indirim olsun. Ben demesem geçecek , bir sürü para verdiklerim dururken minicik şeyi alacağım bedavaya. Neyse öyle yaptılar. 

Oradan anneme boya kalemi ( şu mandalalardan boyuyor) ve yapboz aldık. Yemek yedik. Tatlı ve çay keyfi yapıp döndük.

Dönüşte benden ayrıldıktan sonra evin kapısında takılıp düşmüş. Neyse ki komşumuz görüp kaldırmış onu. Çok şükür ucuz atlatmış. Omzuma buz koydum diyordu. Üç saat sonra aradığımda kolun nasıl diyorum, ne oldu ki koluma diyor. E iyi bari acımıyor demek dedim. Nazar değmiş anneme. Doktorda sıra beklerken yanımızda duran kadından şüpheleniyorum :D

İşte böyle bir gündü. Öğlen eve geldiğimden beri de öööle oturuyorum. Mutfağı toparlasam iyi olacaktı ama boş veeer demiş. Biraz dans çalıştım. Boynuma sürdüğüm kremin etkisi geçti sanırım yine ağrıyor her yerim. Neyse başımın dönmesi hafifledi gibi. 

Ay okuyup üfleyeyim bari kendimi :D


Günün tek fotoğrafı da bu. Krem rengi etek ve blüzle başlayan kıyafet sonra yeşil gömleğe oradan kırmızı tişörte oradan etek şutlanarak çiftlik kızı moduna nasıl geçti ben de bilmiyorum ama böyle kendimi güzel hissettiğime göre bunu giymem gerekiyormuş :)

Daldan dala bir yazının daha sonuna geldik. Bir bardak daha çay içip erkenden yatmayı plânlıyorum bakalım. İyi geceler hepinize. Lütfen bi iyi geceler deyip de Metehan'a bloğu okuyan tek kişinin o olmadığını gösterebilir miyiz :D

21 Ağustos 2024 Çarşamba

54 Yaşından Felekten Bir Gün / Gece Çalmak Deyimini Anladım İyi mi ?


Dün arkadaşlarımızla buluştuk. Can'ın devre arkadaşı ve eşi. Evlendiğim günden beri arkadaşız. Hatırlayanınız olur mu bilmem, dört teog anası olarak dolanıyorduk bir ara. Selma ikinci çocuk isteye isteye dolanırken hepimize bulaştırdıydı. Dört arkadaş peş peşe hamile kaldıydık. Komik günlerdi.


 Önce karadeniz restoranında kahvaltı yaptık. 


Yeşillikler içinde harikaydı .


Ama oraya rüzgâr çok gelmeyince kahvaltı sonrası daha ferah bir yer ararken Cam Müzesi 'ne düşürdük yolumuzu.


Cam ve Billuriye Müzesi'ne daha önce de gitmiştim ben. Bahçesi harika olduğundan onlar gezer ben otururum dedim ama dayanamayıp tekrar gezdim.


Küçük bir müze. Ben de küçük müzelere bayılıyorum.




Selma bana oradan kolye alıp hediye etti.






Müze gezisi, çay kahve keyfi, bol fotoğraf çekirmek sonra bu sefer kendimizi Anadolu Kavağı 'na atmaya karar verdik.


Giderken yolda Yuşa Tepesine çıktık. Önünden çok geçmiştik ama hiç çıkmamıştım. Tam ikindi ezanına denk düştü. Dua ettik, oradaki duayı dinledik, manzarayı izledik. Çamlıca Tepesi 'nden sonraki en yüksek tepesiymiş İstanbul'un. Türbenin kapısında ekmekten meyvaya, yazmadan incil boncuğa bir sürü şey satan yerler vardı. Ekmek aldık oradan.




Yolumuza devam edip Anadolu Kavağı'na geldik.


Gün batımı izledik, sessizliğin tadını çıkarttık, yemeğimizi yedik.



Akşam kapıdan içeri girerken bunca şeyin arasında böylesi bir gün yaşamak hayattan bir güne el koyabilmek, her şeye inat bir günü yaşamayı başarmak gibi diye aklımdan geçirirken bir an ampul yandı bende. Aaaaa. Felekten gün çalmak tam da bu demek.

19 Ağustos 2024 Pazartesi

Videoda Handan'ı Bul


 Yeni haftaya boynum tutuk, kulağımın biri tıkalı, gözümün biri yapışık gibi değilmiş gibi girelim. Bulun bakalım beni :D