17 Ağustos 2024 Cumartesi

Zor Bir Haftaydı

Yaşlılık, apansız ölüm, doğum, yangın...


Sadece çamaşır bulaşık düşündüğüm sıkıcı bir günün özlemi içindeyim.

13 Ağustos 2024 Salı

Bazı Yazılar Hiç Yazılmasa Sebastiyan.

Anneler çocuklarını kaybetmese. 

Anneler çocuklarını kaybettiğinde onlara ne diyebilirsin ki ? Ağzından teselli olacak ne çıkabilir? 

Kocaman kocaman otobüsler birlikte bıcır bıcır yolculuk eden abla kardeşin arabasını hurdaya çevirirse,  o ablaya ne diyebilirsin Sebastiyan? O anneye ne diyebilirsin ? Hangi kızına üzülsün,diğerini nasıl teselli etsin , kensini nasıl ayakta tutsun.

Bana yaşattığın her şey için teşekkür ederim diye yolculayan anneye sarılmak dışında ne yapabilirsin Sebastiyan. Anneanneye, teyzeye sarılmak dışında elinden ne gelir ?

Sustuğun yer olur o yer ...

11 Ağustos 2024 Pazar

Dans Etmek

İnstagrama yazdığım yazı burada da dursun :


Yarım saat dans ettim. Hareketlerinin ne olduğunu çözmeye çalışırken sadece kolumu nereden uzatacağım bacağımı nereden çekeceğim diye düşündüğüm içim bütün olumsuzluklar silindi aklımdan, sonra o kolu bacağı o şekilde hareket ettirmeye çalışırken motor becerilerim paslanmaktan kurtuldu, müzik içimi aydınlattı, ezberlemek hafızamı çalıştırdı, üzerine kan ter içinde kaldım,kalbim, ciğerim tembelliği bıraktı, kaloriler gitti. Daha ne olsun.

Dışarıdan nasıl gözüktüğüm önemli değilönemli olan neler kazandığım. Ve bunu göstermeye de söylemeye de devam edeceğim zira utanıp yapmayan birileri varsa onlara örnek olsun. Ruhumuza bedenimize iyi gelen şeylerden başkaları ne der diye vazgeçmeyelim .Yüreğimizdeki şeyi yaparken ışıldıyoruz. En çok da karanlıkların her yeri sarmaya çalıştığı bu günlerde o ışığa ihtiyacımız var.




10 Ağustos 2024 Cumartesi

Birbirini Anlamaya Çalışmak Haklı Olmaya Çalışmaktan Daha Önemli Değil mi ?

 


Dün sabah annemle mahallemizdeki en sevdiğimiz kafede kahvaltı yaparken arka masamıza bir çift oturdu. Kadın adamın onunla sohbet etmediğinden, mutfakta yanına gelmediğinden şikâyetçiydi adam da niye mutfağa geliyorum, sen oradan çıksan, öyle değil böyle değil, itiraz itiraz halinde.

Ne zaman kendimizi savunmak yerine karşımızdakini dinleyip anlamaya çalışmaya başlayacağız ? Haklı olduğunu bile düşünsen karşı taraf böyle hissetmiyorsa sorun var demektir. 

Adama dönüp bıttırı bıttırı yapma da karşında hâlâ sana birşeyler anlatmaya çalışan bir eşin varken oturup dinle, sonra çok geç olacak demek istedim. Bir kadın susarsa seni artık umursamıyor demektir .

7 Ağustos 2024 Çarşamba

Arakçılar

Ne zamandır aklımdaydı, nihayet dün izlemeyi başardım.


Her ne kadar çalışsalar da bütün ihtiyaçlarını marketlerden çalarak karşılayan bir ailenin babası , buz gibi havada evinin kapısının önünde duran bir kız çocuğu görünce onu alıp eve getiriyor. Küçük kızın her yeri yara izi içinde, aç ve bakımsız. Doyurduktan sonra evine bırakmaya gidiyorlar ama kapıda içeriden gelen kavga seslerini duyunca bırakamayıp evlerine geri götürüyorlar. 

Bir büyükanne, çok iyi anlaştığı genç kız torunu, inşaatta çalışan baba, okula gitmeyip babasıyla marketlere birşeyler aşırmaya giden kitapları seven oğlan, çamaşır tesisinde çalışan anne, tek katlı tek odalı küçük bir ev. Yavaş tempolu, ince işlenmiş, geeçekten çok güzel bir filmdi. Tam yüreğe işleyen türden. Eğer benim gibi hâlâ izlemeyen varsa kaçırmasın.

Apple TV den izledim ben. Bugünlerde sevdiğim bütün filmleri oradan satın almaya başaldım zira fiyatlar öyle uygun ki , bir ara farkına varıp uzun süredir arttırmadıklarını anlamadan aldığım kadarını kenarını koyayım dedim :)

Not: Şimdi fragmanı izledim de altyazısını bir yerlerinden uydurmuşlar sanırım. Türkçe diye onu seçmiştim. Kız annesinden değil büyük annesinden bahsediyordu. Ve yanılmıyorsam yemeklerinden bahsediyordu.



5 Ağustos 2024 Pazartesi

Şarkı Falı











 Fotoğraflara her telden şarkı sakladım, sevdiğiniz birine tıklayıp alabilirsiniz :)

Sizin de Aklınıza Şu Soru Geliyor mu ?

Acaba biz yasaklarla oyalanırken o arada ne işler karıştırılıyor ? 

Neyse biz işimize bakalım.

Mini tatil dönüşünün ertesinde kuzenim anneme geldi, onlarla hasret giderdik.


Müzoş nefis lorlu kurabiye yapmıştı, iki gün aralıksız onu yedim diyebilirim.


Cuma günü temizlik, çamaşır, eşya yerleştirme ile geçti.

Akşamına mahalleden arkadaşımı çağırdım birlikte çay keyfi yaptık.

Cumartesi de misafirim vardı. Bücürük ve Ben bloğunun sahibesi Müjde, İstanbul'da kardeşinde bugünlerde. Gitmeden Kadıköy'de buluşmuştuk, cumartesi günü de bize geldi. Begonvilli Ev kitabını yazmıştı, begonvilli balkonda oturduk. Tam giderken fotoğraf çekmediğimiz aklıma geldi. Ayakkabısını çıkartıp içeri girdi yine :D


Dün annemi çağırdım , bir gün önceki mamalar ve Müjde'nin getirdiği pastayı tek başıma yemeyeyim dedim. O gittikten sonra biraz dans çalıştım, biraz Korece çalıştım geri kalan zamanda tembellik yaptım.


Ah, bir de film izledim. İsmini hatırlamıyorum şimdi, kendisine Dior elbisesi almak için para biriktirip Paris'e giden bir temizlikçinin öyküsüydü. Pek matah değildi ama izleniyordu. Ütü filmi diyelim :D

Bugün dans çalışmaya devam ediyorum. Seri yapılması gereken kol hareketleri var, canıma okuyor. Yirmi saniyelik dans için yirmi saat çalışıyor insan. Umarım kameraya çekerken denk düşürürüm de kısa zamanda biter çekimi, zira tek bir seferden sonra nefes nefese kalıp yığılıyorum. Bir de şık görüneyim diye giyinince hiç çekilmiyor o hareketler. Valla çocuklar nasıl yapıyorlar onca kıyafet içinde bilmem, yazık yaaa.

Ben dansıma döneyim en iyisi. Bakalım ne zaman becerip de o hareketleri yetiştirebileceğim :)

4 Ağustos 2024 Pazar

Budapeşte 3 (Son)

Gerçekten de fotoğraf yüklemek çok sıkıcı olmuş, tek tek yüklemek zorunda kaldım. 


Üçüncü gün artık dışarıda kahvaltı yapmaya karar verdik. Bir yer beğendik ama giderken de etrafımıza bakalım dedik. Otele çok yakın bir yerde yine ağaç altında tatlı bir kafe görünce orada oturmaya karar verdik. Burası da bir otelmiş. 

Poşe yumurta ve peynir tabağı aldık. 



Bugün için tek plânımız Parlamento Binası 'nı gezmekti. 1500 TL bilet fiyatını gözden çıkarttık, başka bir yer gezmediğimizden. Oraya yürüdük,kuyruğa girdik ama meğer bileti önden almak gerekiyormuş. Bitmiş biletler. İçeri turla girildiği için kişi sınırlaması varmış. 

Napalım diyerek sokaklara geri döndük.

Yolda Aziz Stefan Bazilikası'nı görünce onu gezmeye karar verdik. Bilet satan adama seyir terasına asansörle çıkılıp çıkılmadığını itina ile sorduktan sonra evet cevabını alınca oraya da gitmeye karar verdik.
 

Bazilikanın içi etkileyiciydi. 






Aşağıyı gezdikten sonra asansöre bindik. Üç kat sonra asansör bitti, merdivene yöneldik. Düşünüyoruz ki kısa bir merdiven. Çık çık çık çık çık :D Bitmedi bir türlü. Allahım nasıl asansörmüş bu, yaşlı kemiklerimiz falan diye söylenirken, aşağıdan birileri bize "Az kaldı , dayanın " diye seslendiler. Hahaha. Valla Budapeşte 'de Macar'dan çok Türk görmüş olabiliriz :D Biz söylenmeye devam edince asansöre binseydiniz keşke dediler. Meğer bi asansör daha varmış !Hayır asansör yazısını da gördüm aslında ama niyeyse indiğimiz asansörden bahsediyor diye algılamışım. 



Ve mutlu son :D


Gelelim bu fotoğrafa. Yukarıda dolanırken bu ekiple karşılaşıp durduk. Hatta bir ara Kadıköy dediler gibi geldi, dönüp baktık bişey anlamadık. 

İnişte bu sefer asansörü bulduğumuzda onlar da iniyorlardı. Dört kişilik asansöre yanlış anlama sonucu hepimiz doluştuk. Neyse çok önemsemedim, zaten öyle incecikler ki :D Yanımdaki kadın bana nereli olduğumuzu sordu. Ben de söyleyince Türkçe konuşmaya başladılar. Gözlüklü olan 15 yıl Kadıköy'de oturmuş. Diğerleri de İstanbul'da yaşamışlar bir müddet. Yani Türk olmayan birilerine rastladık ama Türkçe konuşmaya devam ettik :D Tabii ki bu ânı saklamam gerekiyordu. 


Sokaklarda gezinmeli, oturmalı, sakin , sere serpe günün ardından akşam rezervasyon yaptırdığımız restorana geldik.


En aaık suratlı garsonumuz buradaydı ama hava kararırken herkesin masasında mum yakıp bizimkinde neden yapmadıklarını şakacı bir şekilde sorduğumda açıldı biraz.



Ve son akşam sokaklarda dolaşıp kanal kıyısında oturup sohbet ederek bitti.



Ertesi sabah geç çıkma iznini de koparınca sakince kahvaltımızı yapıp hazırlanıp yola koyulduk.


Havaalanına iyi ki erken varmışım, tam bir saat sürdü pasaport kontrolünden geçmek. E o kadar Türk geri de dönüyor haliyle. Yani aklınızda olsun, giderseniz erkenden pasaport kuyruğuna girin. Ben vakit var nasılsa diye oyalanıyordum gitmeden. Yanımdaki adam öksürüp hapşırıp durmasa  oturduğum yerden kalkıp gitmezdim daha oraya. 


İşte böyle bir geziydi. 

Hayalimde sakince yürüyüp, kafelerde oturup keyif yapmak vardı. Hiç müze falan gezesim yoktu. (Tabi önceki geldiğimde gezmiştim bir iki müze) Tam hayalimdeki tatil oldu. Bu benim kızkıza çıktığım üçüncü tatil. İlki bir gecelik Şile'ydi. İkincisi iki gecelik Mudanya. Hahaha. Bundan sonra dört gecelik İspanya falan yapayım bari :D

1 Ağustos 2024 Perşembe

Üç Günlük Kaçamak


Metahan Alaçatı'ya gidip bir ay çalışacaktı. Can'ın dört gün boşu vardı. Ben ne zamandır İzmir'deki kadın doğum doktoruma gitmek istiyordum. Kürşad eşini özlemişti. Bilgehan'ın bişeyi yoktu bak ama o da nasılsa ben gelmek istemiyorum demedi , böylece ekip döküldü yola.


Tabii ki fotoğraflar karışık, saçma fotoğraf yükleme şeyine hâlâ kızmaktayım. Neyse.

Can'la Alaçatı sokaklarında gezdik biraz. Allah biliyor ya kılımı kıpırdatasım yoktu ama Aynur "Aa siz dolaşmadınız mı oralarda, çok güzel diyerek " bizi itiştirdi, oteldeki ATV yi merak eden Can da onu kullanmak için kalktı yerinden. Tabi ona kalsa oraya kadar gidip araçtan inmeden geri dönecektik ama yemezler dedim, gidiyorsam gezeceğimdir.

On sene İzmir'de yaşayıp da hiç gitmemiş olamayız herhalde ama hiç hatırlamadık ikimiz de. 


Annesinin seveceği bir kokteyl hazırlayan Metos pozu. Otelin barını işleten çocuk staj bulup gidince Metehan'a teklif ettiler. Kokteyl falan meraklıdır zaten de kahveyle hiç işi olmaz, hahaha, baristalık nasıl yapacak bakalım :D

Biliyorsunuz (ya da şimdi öğreniyorsunuz:D) Antmare Otel'i Aynur'un ablası ve eniştesi işletiyorlar. Mutfakta diğer ablası ve Hatice Teyze var. Hilkat Teyze'yi de gözlerim aradı. 


Bizimkini mekânında çektim. İzmir civarındakiler akşam yediden sonra uğrayıp oğlumun barında oturabilirler :D


Birileri de keyifte. O köşeye kendisi için elektrik çekilmiş, bizimkisi yiyip içip yatıp kalkıyor orada :D 


Sabah balkondan manzaram :)


Şu beganvilleri hep çok sevmişimdir :)



Kahvaltı keyfi. 


Üniversiteden arkadaşım Birsen'le eşi Ahmet de cumartesi İzmir'deki evlerine gitmişlerdi Metehan'ın ilk akşamında yanımıza geldiler :)




Bu da yirmi beş yıldır hiç değişmeyen doktorum :) İnsan hiç mi yaşlanmaz .



İki gece üç gün, öyle iyi geldi ki .