13 Ağustos 2022 Cumartesi

Tam Benim Gibi Düşünen Birisini Buldum, Çok da Komik


 Türkçe altyazısı yok ne yazık ki . 

Tam benim kafadan. İstediğin kadar güzel yerleştirmiş ol ,kullanırken pratik değilse hiç işe yaramaz diyor .

En güzel nerede olur diye değil evi kullanırken herkes elindekini nereye atıyorsa oraya koy ıvır zıvır kutusunu, tabağını diyor örneğin .

Raflar instragram hesaplarında pek şıkır şıkır duruyor ama yaşarken karman çorman olma kapasitesi çok yüksek, kapaklı dolaplar kullan diyor . Karman çormanlığın yanında tozlanıp durması da berbat bence.

Dolap içlerine koyacağın kutulara bir ton para dökmene gerek yok, ayakkabı kutuları da işe yarar diyor.

Zor ulaşılan yerlere sık kullandığınız birşeyleri yerleştirirseniz, bilin ki geri koymayıp onu masa üzerinde bırakacaksınız diyor. 

Videoyu ben çeksem bu kadar olurdu. Olmazdı tabi ben sıkılıyorum video çekmeye, bu çok güzel olmuş.

Kendime kadife askılıklar alıp çeşit çeşit askılarımdan kurtulacağım ben de bir ara. 

Vlogları da eğlenceli bu kadının, sevdim .

11 Ağustos 2022 Perşembe

Düşünceli Perşembe /Dilek

Şimdi ben şu kiracılar evden çıksın da artık ben gideyim istiyorum değil mi ? Dün vapurla Beykoz' a giderken köprü altlarında dilek tuttum her zamanki gibi. Ve fakat ben öyle kolay kolay dilek dileyemem. 

Meselâ çocuklarıma hamileyken bir şey derim bir şeyi unuturum korkusundan her şeyleri güzel olsun diye dilemiştim . İkici çocukta meselâ, bir kere bile kız olsun dilemedim. Bırak dilemeyi, doktorum ikinci çocuk istediğinde gel kız olmasını sağlayalım dediğinde bile olaya sıcak bakmadım. Kız olmasından daha önemli şeyler vardı benim gözümde , kız diye uğraşırken asıl o önemli şeyler kaçar gibi geldi. ( Sonuçta anamı ağlatan bi Bilgehan doğurdum gerçi, hahaha :D Seni seviyorum oğluşum , sabrımın ve anneliğimin sınırlarının ne kadar büyük olduğunu öğretiyorsun bana :)

Meselâ Hıdırellez olur, ben kâğıda mutlu yüzler çizerim. Benim mutlu ve huzurlu olmayacağım hiçbir dileğin önemi yok ki .

Genç kızken de böyleydim ben. Herkesin bir hedefi vardı benimkisi mutluluk. Hoş mutluluk oturduğun yerden eline geçmiyor, ürettiğin, huzurla yaşadığın, sağlıkla işlerini yaptığın anların sonundaki anlık durum mutluluk. Ama işte ben o âna ulaşabilecek şeyleri istedim.

Korkum şu, ben bir şeyi dilerim, o olur ama o sırada benim için değerli başka bir şeyleri kaybederim. 

Ben de dilek yerine ikinci köprüde oturup gözümün önünde canlandırdım. O evin salonunda bütün sevdiklerimle yemekler, sohbetler, balkonda başbaşa çaylar, içeride delikanlılar, arkadaşları, mutfakta yemek buharları, mis kokular, kapıdan güler yüzle gelenler, bir köşede spor malzemeleri, bir köşede kitaba gömülmüş Handan, küçük keyifli bir ev, pırıl pırıl, tüm tartışmalarımız sonunda tam istediğimiz gibi yapılmış, her gün balkondan çay manzarası, perdeler uçuşuyor, kuş sesleri geliyor.. Huzurluyuz, mutluyuz, sağlıklıyız, hep birlikteyiz , çok şükür..

10 Ağustos 2022 Çarşamba

Çalışkan Çarşamba Kokona

Dün bir arkadaşımla Sakıp Sabancı Müzesi' ne gittim. Hemen öğrendiklerimi size söyleyeyim sıcağı sıcağına .

Dur önce müzenin salı günleri bedava olduğunu, Eminönü' den kalkıp Sarıyer ' giden boğaz hattının Emirgân durağında inince yürüyerek on dakikada gidildiğini ve harika bir manzarası olduğunu söyleyeyim.

Osman Hamdi Bey'in eserlerinin olduğu ilk bölümde gördüm kelimemi : Kokona. Bir portrenin ismiydi. Süslü kokona deyiminden dolayı kokona benim için süslü püslü birşey demek gibiydi. Meğer kokona, müslümanların müslüman olmayan kadınlara verdikleri isimmiş. Yunanca' da hanımefendi, yaşlı kadın anlamına gelen kokonadan gelmiş büyük ihtimal.


O zaman kelimemizi öğrendiğimize göre dünden fotoğraflarla devam edelim. İskele arkamızda. Rüzgâr püfür püfür. Yazın bu sıcaklarda yapılacak harika bir aktivite vapur + müze. ( Ki bugün de birazdan başka vapur başka müzeye gidiyorum :)


Müzenin bahçesi. İçerisi çok büyük değil ama botanik bahçesi gibi bitkilerin isimleri ve açıklamaları var.



Müzenin kapısının yanında kafesi var. Fiyatlar uygun, yiyecekler de içecekler de güzeldi. 


İçeride çok fotoğraf çekmedim. 


Köşk kısmı, hat sanatı kısmı, Osman Hamdi Bey kısmı ve Abdülmecid Efendi kısmı vardı.





Abdülmecid Efendi ' de kim ne padişahı kim kimin oğlu kafamız karıştı, hahaha.

Meğer kafamızı karıştıran Sultan Abdülmecid erkenden verem olup vefat edince kardeşi Abdülaziz padişah olmuş. O tahttan indirilince Sultan Abdülmecid'in oğulları sırayla tahta geçmişler ki kimse kimseyi boğazlamadığından olsa gerek dört oğlu padişah olmuş Abdülmecid' in. Abdülmecid Efendi ise Abdülaziz 'in oğluymuş. Vahdettin ' den sonra veliahtmış ve en son halife olarak seçilmiş.

Bu da çalışkan çarşambaya ek olsun.

Şimdi ben giyinmeye gidiyorum ki yine çok kilo aldığımdan uzun sürüyor içine sığdığım bişeyler bulmam. 

Çüüüz.

9 Ağustos 2022 Salı

Kitap Salı

Geçen haftadan beri kitabım aynı yerinde durduğundan kitap salında biriken bir şey yok ama Şairin Romanı ' ndan sevdiğim alıntıları yazabilirim diye düşündüm. Belki daha önce okuduğumda da aynı alıntıları yazmışımdır bilemiyorum ama nasılsa güzel cümleleri tekrar tekrar okumanın bir zararı olmaz.


🔖Bütün babalar bunu ister " diyor Moottah. " Oğullarının bir hayatı olduğunu, onların kendi arzuları, kendi istekleri olduğunu unuturlar.
" Bunda ne kötülük var?" diye soruyor Tarkusyu. " Demirciler ocaklarını bırakacakları oğullar yetiştirmezler mi ? "
"Ama bazen oğullarına değil, çıraklarına bırakırlar ocaklarını. Ateşi kimin diri tutacağına bağlı değil midir bu ?"

🔖Bildiklerimiz, yaşadıklarımız, öğrendiklerimiz, duygularımız, sızılarımız bir başkasına ne kadar anlatılabilir ki ?

🔖Uzun yola çıkanların yaşadıkları çeşitli zorluklara karşın eninde sonunda karşılarına masal anları çıkacağını söylerdi...
İşte bu, o masal anlarından biri olmalıydı. Bu büyülü ânın tadını çıkarmalı , kendilerini bu masal içinde kaybolmaya bırakmalıydılar.

🔖Göz önünde olduklarına bakmayın, tabiat ve emek en büyük sırdır. Nazik bir kalp, cömert bir ruh yaşarken kullanılan bolca sihir demektir

🔖Karaya çıkan hikâyeler ölürdü. Balıklar gibi ölürlerdi. Suyun hikâyeleri suda yaşardı ; kendileri çıksa ruhları karaya çıkmazdı bu hikâyelerin. Orada kalırlardı. Denizin ortasında.

🔖Bir süre sonra insan hayal kırıklıklarını hayatın gerçeği sanmaya başlar. Oysa hayatın gerçeği diye bir şey yoktur. Anlar vardır yalnızca. Hiçbir sürekliliği olmayan anlar .

🔖Biz her ne kadar öyle sansak da yaşam günün birinde birilerinin çıkıp tek tek çözeceği sırların bir toplamı değildi. Bütün sırları çözüldüğünde anlaşılıp kapağı kapatılacak okunmuş bir kitap değildi yaşam ; yarım kalmış bilmeceleri, hiçbir zaman açıklığa kavuşmamış muammaları, çözülmeyen sırları ve olanca karmaşasıyla da yaşamdı.

🔖Görünüşüne bakılırsa geçen yıllar bedenini hayli yıpratmıştı, ama yaşlılıktan çok mutsuzluktan, ömrü boyunca yakasına yapışmış doyumsuzluk illetinden çökmüşe benziyordu.

8 Ağustos 2022 Pazartesi

Nostaljik Pazartesi

Bi tarihte oturup kendime fantastik bir alış veriş listesi hazırlayıp sonunda da soru sormuşum. O tarihte bile olmamış, bakiim şimdi bilen çıkacak mı :)

Alış Veriş Listesi :)

HAZIRAN 16, 2016

Doktor Who'nun tornavidasını, Hermione'ın çantasını istiyorum. (Her kadına lâzım bence :)




Zaman zaman Thor'un baltası da işe yarayabilir :)


Batmobil de benim olsun.


R2D2'nun ne dediğini anlayabilmek için 3PO da lâzım.


Bunların yanında süper güç olarak kendime ne alırdım, bilin bakalım :) ( Görünmezlik, uçmak falan gibi bir güç)

4 Ağustos 2022 Perşembe

Düşünceli Perşembe ( Bu da Yeni Başlık Olsun )

Kendi kendime dedim ki Handan bırak dağınık kalsın, ağustos sıcak boğucu bir ay, sadece tatil havasında keyifli oluyor. Sen de tatilde olduğunu düşün. Gerilme. 


İyi de , yapamıyorum. 


Kendini rahat bırakmayı öğrenebilir mi bir insan ?

3 Ağustos 2022 Çarşamba

Çalışkan Çarşamba ( Tembellikten Ne Zamandır Yazmadığım :)

Aslında bu konu ne zamandır yazılacak bekliyor. Ya çarşambayı kaçırıyorum ya tembellik ediyorum:)

Metehan geçen dönem Osmanlıca dersi alırken kelimelerin kökenlerini anlamlarını ilginç bulup benimle de paylaştı. Ben de buraya yazayım dedim. Geçen dönem Yunanca, Japonca, Rusça felan da aldı oğlum ama en zoru Osmanlıcaymış , öyle dedi.

İşte size hoşumuza giden kelimelerden bir demet.

Duhter-i rez = asmanın kızı = şarap
Duhter-i ineb = üzümün kızı = şarap
Ser (baş) + mest (mest olmak) = ser mest = ser hoş = sarhoş
Veliaht = veli (sahip) + aht (söz) = söz sahibi
Serhat = ser (baş) + hadd (sınır) = sınır başı
Beter = bed (kötü) + ter (karşılaştırma eki) = daha kötü
Bihter = bih (iyi) + ter =daha iyi
Güzergâh = güzer (gitmek) + gah (yer adı eki) = gidilen yer
Tezgâh = dest (el) + gah = el yeri (elin durduğu yer)
Bostan = bu (koku) + istan (yer adı eki) = koku yeri (kokunun olduğu yer)
Şamdan = şem (mum) + dan (alet eki) = mumluk
Çaydanlık = çay + dan (Farsça alet eki) + lık (Türkçe alet eki) = çaylıklık
Bahçe = bağ + çe (küçültme eki = küçük bağ
Kemançe = keman + çe = küçük keman
Ayçe = ay + çe = küçük ay (parçası)
 Berg-ü bar (yaprakla meyve) = genç-ü mar (yılan ve hazine)= Etle tırnak (olmak), birbirinden ayrılmamak
Tarumar = Tar (karanlık) + u (atıf terkibi) + mar (yılan)=Karmakarışık, dağınık
Keşmekeş = keş (çekmek) + me (ikileme eki) + keş = (oraya buraya) çekilip durulan
Zerdali = zerd (sarı) + ali (erik) = sarı erik
Şemşir = şem (kuyruk) + şir (aslan) = aslanın kuyruğu = kılıç
Dilara = Dil (gönül) + ara (süslemek) = gönül süsleyen
Dilber = Dil + ber (götürmek) = gönül götüren (çalan)
Canavar = Can + aver (götürmek) = can götüren
Nadide = na (olumsuz eki) + did (görmek, geçmiş zaman) + e (edilgen eki) = görülmemiş (olan)
Kazazede = kaza + zed (vurmak, geçmiş zaman) + e = kaza tarafından vurulmuş (olan)
Beste = best (bağlamak, geçmiş zaman) + e = bağlanmış olan
Şehzade = şeh (padişah) + zad (doğmak, geçmiş zaman) + e = padişahtan doğmuş (olan)
Canbaz = can + baz (oynamak) = canıyla oynayan
Çilekeş = çile + keş (çekmek) = çile çeken
Hunhar = hun (kan) + har (yemek) = kan yiyen (içen)

2 Ağustos 2022 Salı

Uzun Bir Aradan Sonra Kitap Salı

Bu hafta kendime kitap alınca ne zamandır düşen okuma hızım biraz yükseldi. Evde ne kadar okunacak kitap olsa da taze kan iyi geliyor sanırım :)


Gece Yarısı Kütüphanesi  konusunu falan bilmeden daha ilk gördüğüm an okumak istiyorum dediğim bir kitaptı. Elime almamla bitirmem bir oldu . 

Hep söylerim, geriye dönüp de o zaman yaptıklarımızı şimdiki aklımız ve hatırladıklarımızla eleştirmek çok saçma diye. Ne seçtiysek seçilmesi gerekiyordu. Bugün dönüp de ahkâm kesmenin âlemi yok.

Kitap da sonuna doğru biraz uzatmış olsa da ( yani bütün hayatlardan sayfalarca bahsettiği bölümde eeee bitse de gitsek moduna girdim azıcık , hani aksiyon filmlerinde de bazen kaçmaca kovalamaca bitmez bi türlü e hadi artık dersiniz ya.. ) bu konuda insanı düşündürüp iyi hissettiriyor.


🕛Nora yalnızlığın temelinde anlamsızlık yatan bir evrende insan olarak var olmanın ayrılmaz bir parçası olduğunu bilecek kadar varoluşçu felsefeye hakimdi .

🕛Bence senin sorunun hayattan korkman.

🕛Tek bir şeyi farklı yapmak çoğu zaman her şeyi farklı yapmak demektir .

🕛Bir yerde uzun süre kaldığınızda, dünyanın ne kadar büyük ve uçsuz bucaksız olduğunu unutuyordunuz. O enlem ve boylamların uzunluğunu algılayamıyordunuz . Kendi içimizdeki uçsuz bucaksızlığı da algılayamadığımız gibi , diye düşündü Nora. Ama o uçsuz bucaksızlığı hissettiğiniz , bir şey onu ortaya çıkarttığı anda umut beliriyor ve isteseniz de , istemeseniz de kayalara yapışan likenlerin inatçılığıyla size yapışıyordu.


Dış Güzellik Yasaklansın Ruh Güzelliğine Geçelim, instagramda takip etmeyi çok sevdiğim Yasemin Sakallıoğlu' nun kitabı. Ben komik kısa yazılardan oluştuğunu düşünmüştüm, bir gün içinde geçen kısa bir romanmış. 

Şimdi yorumlarına baktım, kahramanın dilinden anlatıldığı için kendi hayat hikâyesi zannedenler olmuş. 

Ben severek okudum. Kısacık, okurken düşündüren bir kadın romanıydı.



💅Canım benim, ben kendimi bekliyorum ama onun da geleceği yok.

💅Hani bir söz vardır ya, " Hiçbir şey yoktu, her şey çok gidiyordu, birden ayrıldık ".
İşte ben bu söze hiç inanmıyorum. Bana göre ayrılık sallanan diş gibi insanın ağzında. Cesaretini toplayıp o koltuğa otursan tek hamlede çekilecek . Ama insanın alıştığı hiçbir şeyin boşluğunu göze almaya niyeti yok. Aynı evde yaşayıp aynı yerde uyuyan , fakat çoktan ayrılmış insanlarla dolu çevrem.

💅Gerçekten bu kadar mutlu olsaydık bunu kendimize ispatlamaya çalışır mıydık ? Kıyas kabul eder miydik meselâ. Çok şükür biz birbirimize hiç böyle davranmıyoruz gibi cümlelerle o anları kurtarmaya çalışır mıydık ?

💅Benim arkadaşlarım dertlerimi sıramı savsam da kendi dertlerini anlatsa diye dinliyor .


Konusu ilgimi çekmişti ama ergen kitabı gibiymiş. Başladım da devamını ne zaman getiririm bilemedim. Gençlik kitaplarını severim aslında fakat sürekli bir kızla bir erkeğin birbirine yazdığı kısa notları okurken sıkıldım,kurgusu çekmedi beni. Bilmiyorum bitirir miyim. 




Bu da şu anda elimde olan kitap: Yaşamın Kıyısından Hatıralar. Çok akıcı başladı. Yarın bitiririm diye düşünüyorum. 



 🌐Tanrı bizi kesin yargılardan korusun, sabit fikirlerden korusun. Onlar ki en tehlikeli düşünceler, zihnimize ekili ısırgan otları... Ne başka çiçeklere yer bırakır ne de onların büyümesine müsade eder .


🌐Mutluluk kaçıp giden bülbül gibi. Ötüşünü yakaladın mı şanslısın. 

Evet, bu hafta salımızda toplanan kitaplar ve cümleler bunlar. Umarım okumaya devam ederim :)

1 Ağustos 2022 Pazartesi

Blog Tarihimde Bugün

17 sene önce bi keyif fotoğrafı paylaşmışım. Tıkla.

16 sene önce blogda yazmayı bıraktığım bir döneme denk düşüyor .

15 sene önce bugün Aynur, Kürşad ve annem gelmişler İzmir ' e , pek mutluymuşum. Yazmamışım onlarla birlikteyken.

14 yıl önce bugün "yaşasın cuma"ymış. Tıkla.

13 yıl önce tatildeymişiz. Hahah, yaz ayları pek blog modundan değilmişim sanırım :)

12 yıl önce atletizmde kazanan kızlarımızın senesiymiş, sonra dopingli çıkmamışlar mıydı onlar? Hımmm. 

11 sene önce yine kısacık  bir şey var :
10 yıl önce bugün, küçük bir Yalova kaçamağı yapmışız.. Tıkla.

9 yıl önce bugün çocuklarla ilk yurtdışı tatilimizden dönmüşüz . Bol fotoğrafla son günü anlatmışım . Danimarka yolcuları tıklasın.

8 sene önce bugün .. Neyse biraz durgunluk geçmiş bu yıllarda. Londra'da Doğa Tarihi Müzesi yolcuları tıklasın :)

7 sene önce bugün 1988 yılına kaçamak yapmışım . Tıkla.

6 sene önce bugün, tatilden dönmüş ihtimal çamaşıra ütüye vermişim kendimi. Ama iki gün sonraki yazıma bakmak bana çok iyi geldi , o yüzden siz de bakın:) Tıkla.

5 yıl önce bugün Tokyo' dan döneli çok olmuş ama anlatacaklarım bitmemiş. Tokyo yolcuları tıklasın.

Tatil anıları devam ediyormuş. 4 yıl önce bugün de Skansen Müzesi' ndeyiz. E hadi tıkla .

3 yıl önce bugün bir fotoğrafla hatıralara dalmışım. Tıkla.

2 yıl önce bugün bayrammış. Metehan' la Stanger Things izlemişiz. Hadi yaaa, o kadar geçmiş mi ? Koronalı ilk yaz olduğundan gezi mezi yok.

Geçen sene bu zamanlarda yangınlarla içimiz yanıyormuş, pek bir şey söyleyesim, yazasım gelmemiş.

İşte böyle bir günmüş 1 Ağustos. 

Bugün de testembel geçirmeyi başardığım, annemin balkonunda kardeşimin ısmarladığı hamburgerleri yediğimiz, Bilgehan'ın eksik dersleri için yaz okuluna başladığı, Metehan'ın Girit' te arkadaşıyla dolaşırken bol bol fotoğraf yolladığı , az önce Can' uçuşa yolcu ettiğim, evde serin bir köşe arayıp kitap keyfi yapmaya çalıştığım bir gün olarak geçti.

Yeni bir ay, yeni bir hafta. Sağlıkla, huzurla, bolluk bereketle, cıvıl cıvıl, ağzımızda kocaman bir gülüşle geçsin. 


Ağustos'ta İlk Sabah

 Kapıyı büyük bir dikkatle açtı. Ağır apartman kapısının anahtar deliği öyle kenardaydı ki eğer anahtarı çevirip de ittirirse parmağı arada yarılıyordu, o yüzden anahtarı çevirip ayağıyla bir milim itip anahtarı geri çekmesi lâzımdı. Bu arada yüz kiloluk kapı geri kapanmadan bu işlemi yapabilirse apartmandaydı. Asansöre ulaşmak için bir kat çıkması gerekiyordu. Asansöre binmedi ama. Bacakları öyle tutulmuştu ki cumartesi günü yaptığı spordan. Her bir hücresi haykırıyordu. Çivi çiviyi söksün diyerek ağır ağır ilerledi. Kapı numaralarına baktı bir yandan da. 4 , merdivenlerden çık 8 , ilerle 7 ilerle 6 bir üst kat ilk daire 10 , 9 , 8.. Asansörden çıkan birisi kapının karşısında dokuz numarayı görünce otomatikman sağa dönüyorken kapıdan seslenmesi gerekiyordu hep, bu tarafa diye.

İki daire arasındaki iki basamaklık yükseltide sandaletinin bağını çözdü. Kapıyı açtı, içeri girip elindeki çantasını astı portmantonun kapısına. Anahtarının çantasının ön gözüne koydu. Ayakkabılarını alıp yerine yerleştirdi. Kapıyı kapattı. Güneş gözlüğünü diğeriyle değiştirip çantasına koydu. Sularını buzdolabına kaldırdı. Telefonunu masanın üzerine bıraktı. Çantayı astı. Ellerini yıkamaya gitti. 

Dış kapıdan içeri girmek bile bu kadar zor olmamalıydı diye düşündü.

Ama sadece bulunduğu ânı yaşayıp bi milyon işin hepsini düşünüp yine poğaçaya dönen suratına bakmamaya karar vermişti . Yaşadığına odaklandı. 

Neyse ki hafif bir rüzgâr esiyordu. Bu sıcaklar hiç ona göre değildi. Yaz insanı olmamıştı hiç. Kıpırdamak , uyumak, iş yapmak yaz işleri olmamalıydı. İnsan yazın sadece yatmalı ve bol bol meyve yemeliydi. O kadar.

İşte böyle başladı Ağustos ayı .

Yok, sabah erkenden kalkıp , bir saat spor yapıp üzerine bir saat yürüyüşle başlamıştı da böyle bitmişti günün sabahı.

Şimdi biri onu bu koltuktan kaldırabilirse kahvaltı hazırlayacaktı.