Zekâ

Pazar, Ekim 17, 2021

Okuyacağım kitabı ben mi çağırıyorum acaba? 

Bugün elime alıp hevesle başladığım ilk kitaptan sıkıldım. 

E- kitap olarak elime aldığım ikincisi de korsan bir kitapmış herhalde öyle küçüktü ki yazıları göremeyip bıraktım.

Onu okuyamayınca Z harfi ile başlayan başka kitap aradım Osho'nun Zekâ diye bir kitabına başladım ve daha ilk sayfasından geçen hafta aklımdan geçenlere ışınladı beni.

Geçen hafta ateş başında çay keyfi yaparken sıcaklayıp da geri çıktığımda şu ateşin içinde yanmak nasıl acı verici bir şey dye geçirdim aklımdan. Cehennem denilen yerde çekilen acılar inanılmaz olmalı.

On dakika sonra karnıma çayı döküp acıdan nasibimi aldım bi güzel :P

Sonra kafam bununla meşgul olmaya başladı. 

O arada Rahel Tanrı'yla Hesaplaşıyor kitabına başladım. Ve Rahel kendisine inanmadıkları için insanları cezalanıracakken Tanrı'ya şunları söyledi.

Hayır, Tanrım bu olmamalı, eğer merhametin sonsuz değilse,  Sen de sonsuz olamazsın - o zaman - Sen -de-Tanrı- değilsin. 

Ne kadar doğru geldi bu sözler bana.

Ben sıradan bir insanım, bütün dileğim hayatımı insanca yaşamak. Aklımın bir sınırı var, yeteneklerimin bir sınırı var, hayatımın bir sınırı var. Ben çocuklarım ne yaparlarsa yapsınlar hâlâ içimde merhamet hissediyorsam ve cezayla dayakla insanların yola gelmeyeceğini biliyorsam beni yaratan yüce varlığın bunu benden iyi bildiğini düşünüyorum. 

Dolayısıyla "Esirgeyen ve bağışlayan Allah'a"  inanıyorum. 

Sonra dünyadaki halimize baktım. Bedenimize. Bedenimiz bile çok büyük acılarda kapanmak üzere tasarlanmış. Acın büyük olunca devreler kapanıyor bayılıyorsun. Sarmalanıp korunuyorsun.

Beni yaratan neden beni cehennem ateşlerinde yakmak istesin?( Her ne kadar gitmesi gereken bir çok insan olduğunu düşünüp,  oh olsun moduna girsem de)  Tıpkı cennetin hurmalarla ballı ırmaklar gibi sığ bir yer olmayacağını düşündüğüm gibi cehennemin bambaşka bir şey olacağını düşünüyorum. Beni yenileyecek, bana öğretecek, beni kötü benliğimden sıyırıp iyileştirecek bir şey olmalı. Yüz sene yansam öğreneceğim şey bunlar olmaz bence. 

Neyse çok polemiğe girmek istemiyorum. Sadece şimdi açtığım kitabın ilk sayfalarında da şu cümleleri okuyunca,  bir haftada iki kitap, bunları ben mi çağırıyorum kendime dedim :)


"Korku pas gibidir : O tüm zekâyı yok eder. Şayet birisinin zekâsını yok etmek istersen,  ihtiyaç duyulan ilk şey korku yaratmaktır : Cehennemi yarat ve insanların ondan kokmasını sağla. İnsanlar cehennemden korkar hale geldiğinde gidip din adamlarının önünde eğileceklerdir."


Şimdi gidip özgür günümün son saatlerini keyfimce değerlendireyim.

Geçen denememe göre bir nebze daha iyiydim ama sabah metroya binip oyuncak tabanca almaya gitmek isteyen oğlum ergen halimden çıkmama sebep oldu.

Şimdi de yanımda bu biçimsiz saatte uyuyan Can'a ya git yatağında yat ya da kalk dememek için kendimi zor tutmaktayım. Sabahın beşinde kalkacak, nasıl uyuyacak nasıl kalkacak. İşte bu salak düşünme halleri beni mahvediyor. Bana nee.. Nasıl yatarsa nasıl kalkarsa kalksın.

Gidip bir çay alayım, çiyzkekykimin son kısmını da götüreyim.

İyi geceler.

Benzer yazılarım

2 Yorum yap

  1. Protestan hıristiyan olan eşim de cehenneme inanmıyor ama cennete inanıyor :)) Müslüman cennetine dair de umudu olduğunu seziyorum :))))
    Şaka bir yana; ben de bu kadar ödül ceza mantığıyla çalışan bir sisteme değil, "ondan geldik ona döneceğiz" sistemine inanıyorum. Herkesin aklı var, okusun düşünsün kendi karar versin elbette..
    Çay yanığından çok korkarım. Geçmiş olsun..

    YanıtlaSil
  2. The Good Place dizisini izledin mi Handan? Eğer izlemediysen mutlaka bir şans ver. Yazıkların direkt aklıma onu getirdi. Benim hayalimdeki cennet tam olarak o dizide yansıtılan gibi.

    YanıtlaSil