Bu hafta kitap bitiremedim.
Hâlâ Diriliş'i okuyorum.
O arada bir kitaba daha başladım. Geçen hafta bir günlük açık olan bir kitap linki elime geçti, orada yirmi kadar kitap indirdim. Onlardan birisine bakıyorum. Doğrusu benim için çok farklı bir okuma oluyor, ne zamandır böyle bir kitap okumamışım.
Bilim kurgu filmlerindeki ışınlamaların, zamanda yolculukların, ışın kılıçlarının falan gerçekten yapılıp yapılamayacağı, yapılırsa ne kadar süreceği falan bilimsel olarak anlatılıyor.
Basit ve anlaşılabilir tutulmuş. Bir sürü bilmediğim şey öğrendim demeyi isterdim ama unutuyorum hemen ben o yüzden diyemeyeceğim:) Fakat okumak, üzerinde düşünmek ve şaşırmak iyi geldi bana.
5 Mayıs 2020 Salı
4 Mayıs 2020 Pazartesi
Film Meydan Okuması 4
4. En sevdiğiniz korku filmi hangisi?
Şimdi gidip baktım en iyi korku filmlerinden izlediğim var mı diye. Zira pek korku filmi seyrettiğimi sanmam. Bir tane buldum orada.
Alien
1,2,3 ve Diriliş sevdiğim filmler. Sonradan gelen ikisi içimi daralttıydı.
Şimdi gidip baktım en iyi korku filmlerinden izlediğim var mı diye. Zira pek korku filmi seyrettiğimi sanmam. Bir tane buldum orada.
Alien
1,2,3 ve Diriliş sevdiğim filmler. Sonradan gelen ikisi içimi daralttıydı.
Nostaljik Pazartesi
Bu haftaki nostaljide Toulous gezisinden bir yazı bulayım dedim, onun yerine Toulous gezisinden bahseden bir nostalji yazısı buldum. Nostaljinin nostaljisi :) Gezi ile ilgili yazıları etiketlerden bulabilirsiniz, biz onun hikâyesine bakalım.
Eski fotoğrafların temizliğine devam ederken Toulous klasörüne geldim.
2011 Eylül... Kırk bir yaşıma bir ay kala hayatımda ilk defa yurt dışına çıktım :) Kırk yılda bir deyimini kelimenin tam anlamıyla gerçekleştirdim anlayacağınız.
Tuhaf bir zamandı aslında. Can sekiz ay evde bekledikten sonra yeni iş bulmuştu kendisine. Eğitim sürecinde olduğundan maaşı da çok azdı o sırada , sadece ev kirası diyeyim anlaşılır. Bankadan kredi çekmiştik. Ben sürekli tutumlu moddaydım.
Derken eve ikinci tablet alındığında şalterim atmış. İş için alınmıştı ama iki ay önce diğeri de aynı şey için alınmıştı netekim.
Neyse, beş altı haftalık eğitimi Toulous'daydı .. Ağustosta gidecekti. Temmuz ayında hayatımda hiç yapmadığım bir şeyi yapıp internetten kendime uçak bileti aldım.
Lise sonda hani kariyer için kişilik testleri yaparlar ya, benimkisinde kaptan, orman korucusu falan çıkmıştım. Sonradan dönüp baktığımda ne kadar isabetliymiş. Oysa kırk yaşımdaydım, o testte sakın yapma denilen meslekleri seçmiş, kendi istediklerimi hep erteleyerek daha uygun zamanları bekliyordum.
Ama erteleyen bendim hep. Kimsenin suçu değildi bu benden başka..

İşte o gün bir anda harekete geçip uçak biletlerini aldığımda içimde pişmanlıkla karışık bir hayret belirdi.
Can, ben eğitimde olacağım seninle ilgilenemem ki dedi. Sanki benim ilgiye ihtiyacım varmış gibi. Önemli değil ben ve fotoğraf makinam oyalanırız dedim.
Evliliğimizin ilk tatili dışında hiç baş başa tatil yapmamıştık. Çocuklarımsız bir yere gitmeyi hiç bir zaman istememişimdir. Ama biliyor musunuz arada gerekiyormuş.
Her ne kadar doğa tarihi müzesi , park falan gördüğümde keşke oğluşlarım da olsaydı desem de, harika on gün geçirdim. Otel benden ekstra para da istemedi, iyi mi :)
Ben kendi insiyatifimde olmayan işler hakkında mızıldanmam, Allah'a havale ederim. O sırada da istediğimiz kendiliğinden oldu, bütün sınavlar ve dersler bize göre denk düştü , düşündüğümüzden çok daha fazla birlikte zaman geçirdik .
Kendimle baş başa kalmayı özlemişim, parklarda sokaklarda koşturmadan yürüyüp fotoğraf çekmek, müzik dinleyip sakince izlemek harika geldi.
Fransızlara je ne sais pas français (Fransızca bilmiyorum) deyip ardından karşımdakilerin daha da şevkle konuşmalarını görmek gülümsetti. Bir dükkânda aldığım hediyeyi paket ettirmek isterken hatırladığım cadeau (Hediye) kelimesi mutlu etti.
İşte dün akşam fotoğraflara bakarken bütün bunları hatırladım.
Orası hayalimdeki bir yer değildi, aklımın ucunda bile yoktu her halde ama hayallerimin tatillerinden birisini yaptım. Hayat biz biraz kıpırdanınca aralıyor kapılarını, kalkıp açanlar kazanıyor.
Önümüzdekileri toplamazsak yakınmaya hakkımız yok sanırım ..
Herkes içeride şarap tadımı yaparken bağa dalmış mutlu Handan fotoğrafımla yazıma son veriyorum.
İyi ki gitmişim...
14 Şubat 2017 Salı
Dün Akşam Toulous'un Sokaklarında Dolaştım Yeniden
2011 Eylül... Kırk bir yaşıma bir ay kala hayatımda ilk defa yurt dışına çıktım :) Kırk yılda bir deyimini kelimenin tam anlamıyla gerçekleştirdim anlayacağınız.
Tuhaf bir zamandı aslında. Can sekiz ay evde bekledikten sonra yeni iş bulmuştu kendisine. Eğitim sürecinde olduğundan maaşı da çok azdı o sırada , sadece ev kirası diyeyim anlaşılır. Bankadan kredi çekmiştik. Ben sürekli tutumlu moddaydım.
Derken eve ikinci tablet alındığında şalterim atmış. İş için alınmıştı ama iki ay önce diğeri de aynı şey için alınmıştı netekim.
Neyse, beş altı haftalık eğitimi Toulous'daydı .. Ağustosta gidecekti. Temmuz ayında hayatımda hiç yapmadığım bir şeyi yapıp internetten kendime uçak bileti aldım.
Lise sonda hani kariyer için kişilik testleri yaparlar ya, benimkisinde kaptan, orman korucusu falan çıkmıştım. Sonradan dönüp baktığımda ne kadar isabetliymiş. Oysa kırk yaşımdaydım, o testte sakın yapma denilen meslekleri seçmiş, kendi istediklerimi hep erteleyerek daha uygun zamanları bekliyordum.
Ama erteleyen bendim hep. Kimsenin suçu değildi bu benden başka..

İşte o gün bir anda harekete geçip uçak biletlerini aldığımda içimde pişmanlıkla karışık bir hayret belirdi.
Can, ben eğitimde olacağım seninle ilgilenemem ki dedi. Sanki benim ilgiye ihtiyacım varmış gibi. Önemli değil ben ve fotoğraf makinam oyalanırız dedim.
Evliliğimizin ilk tatili dışında hiç baş başa tatil yapmamıştık. Çocuklarımsız bir yere gitmeyi hiç bir zaman istememişimdir. Ama biliyor musunuz arada gerekiyormuş.
Her ne kadar doğa tarihi müzesi , park falan gördüğümde keşke oğluşlarım da olsaydı desem de, harika on gün geçirdim. Otel benden ekstra para da istemedi, iyi mi :)
Ben kendi insiyatifimde olmayan işler hakkında mızıldanmam, Allah'a havale ederim. O sırada da istediğimiz kendiliğinden oldu, bütün sınavlar ve dersler bize göre denk düştü , düşündüğümüzden çok daha fazla birlikte zaman geçirdik .
Kendimle baş başa kalmayı özlemişim, parklarda sokaklarda koşturmadan yürüyüp fotoğraf çekmek, müzik dinleyip sakince izlemek harika geldi.
Fransızlara je ne sais pas français (Fransızca bilmiyorum) deyip ardından karşımdakilerin daha da şevkle konuşmalarını görmek gülümsetti. Bir dükkânda aldığım hediyeyi paket ettirmek isterken hatırladığım cadeau (Hediye) kelimesi mutlu etti.
İşte dün akşam fotoğraflara bakarken bütün bunları hatırladım.
Orası hayalimdeki bir yer değildi, aklımın ucunda bile yoktu her halde ama hayallerimin tatillerinden birisini yaptım. Hayat biz biraz kıpırdanınca aralıyor kapılarını, kalkıp açanlar kazanıyor.
Önümüzdekileri toplamazsak yakınmaya hakkımız yok sanırım ..
Herkes içeride şarap tadımı yaparken bağa dalmış mutlu Handan fotoğrafımla yazıma son veriyorum.
İyi ki gitmişim...
3 Mayıs 2020 Pazar
Oh Mis Gibi Oldu
Bugün yemek pişirmeyip kalanlarla idare etmeye karar verince yatak odası,banyo ve çocuk odasını toparladım biraz. Çocuk odasının sadece yerlerini süpürüp silip bir de çalışma masasının üzerini düzenlemeyi başardım tabi. Dolaplara girsem bir ayda çıkamam. Zaten eşek kadar ranzayı çekip arkasını süpürmek yeterince yordu.
Şimdi biraz tembellik yapabilirim artık.
Ha, dünkü reçeller biraz daha kaynatınca reçel kıvamı aldı. Gerçi gördüğüm en ekşi reçel oldular ama kokusu yeter :)
Şimdi biraz tembellik yapabilirim artık.
Ha, dünkü reçeller biraz daha kaynatınca reçel kıvamı aldı. Gerçi gördüğüm en ekşi reçel oldular ama kokusu yeter :)
Film Meydan Okuması 3
3. En sevdiğiniz aksiyon/macera filmi oyuncusu?
Hımmm...
Tom Cruise'un Jack Reacher'ini seviyorum. Mission Impossible de güzel tabi.
Keanu Reeves 'in John Wick'i var. Neo'da da pek havalı.
Bruce Willis, Die Hard serisi ile başlar ve diğerleri gelir.
Arnold Schwarzenegger'in Terminatör'ü çok karizmatik.
Biraz daha düşünsem kimler kimler çıkar.
Ama bir numaram, sadece ve sadece aksiyon filmlerinin adamı, hâlâ bu yaşına rağmen canavar gibi. .
They drew first blood...
Hımmm...
Tom Cruise'un Jack Reacher'ini seviyorum. Mission Impossible de güzel tabi.
Keanu Reeves 'in John Wick'i var. Neo'da da pek havalı.
Bruce Willis, Die Hard serisi ile başlar ve diğerleri gelir.
Arnold Schwarzenegger'in Terminatör'ü çok karizmatik.
Biraz daha düşünsem kimler kimler çıkar.
Ama bir numaram, sadece ve sadece aksiyon filmlerinin adamı, hâlâ bu yaşına rağmen canavar gibi. .
They drew first blood...
Adriaaannnn :)
2 Mayıs 2020 Cumartesi
Açık Büfe Mübarek
Bak şimdi sabah mutfağa girdiğimde amacım güllaç yapmaktı. O ara gözüm limonlara ilişti, limon reçeli deneyecektim, hadi deneyeyim dedim. (Beceremedim, o kadar uğraşa bişeye benzemedi :/)
Akşama Can balık istiyordu. Buzlukta bir parça balık var, ne zamandır dilinde. Zaten kışın balık yazın karpuz takıntısı var.
Balığın en büyük derdi şu ki oğlanlar yemiyorlar. Hele Metos, çok ısrar edersem ilaç gibi yutuyor.
Dolayısıyla onlara de yine dolapta kalmış iki parça eti çıkartayım o zaman dedim. Izgarada cız cız.
Kendime geçen günden kalan börek içi vardı, yumurta kırayım dedim.
Her gün bir tencere pilav ya da makarna zaten pişiriyorum. İnanın bıktım pilavdan da makarnadan da. Bir de bulguru pek sevmiyorlar, ikisi arasında dön dolaş. Neyse pilav pişirdim.
Çorba. Mercimek çorbası, brokoli, bir de tavuk suyuna şehriye. Bu üçü dönüp duruyor. Eh Metos da oruçluydu bugün, sevdiklerinden olsun bari, mercimek pişirdim. (İçine patates, kabak, havuç, biber, kurusoğan da atıyorum, aslında sebze çorbası gibi oluyor)
O arada kurufasülye de pişirmek niye aklıma geldi bilmiyorum.
Havuç salatası.
Derken, günü mutfakta geçirmişim neredeyse .
Eee yarın ne pişireceğim şimdi ben. Hımm şu kurufasülyeyi yeriz herhalde. Ay pilav da bitmese bari de bir gün dinlensem.
Akşama Can balık istiyordu. Buzlukta bir parça balık var, ne zamandır dilinde. Zaten kışın balık yazın karpuz takıntısı var.
Balığın en büyük derdi şu ki oğlanlar yemiyorlar. Hele Metos, çok ısrar edersem ilaç gibi yutuyor.
Dolayısıyla onlara de yine dolapta kalmış iki parça eti çıkartayım o zaman dedim. Izgarada cız cız.
Kendime geçen günden kalan börek içi vardı, yumurta kırayım dedim.
Her gün bir tencere pilav ya da makarna zaten pişiriyorum. İnanın bıktım pilavdan da makarnadan da. Bir de bulguru pek sevmiyorlar, ikisi arasında dön dolaş. Neyse pilav pişirdim.
Çorba. Mercimek çorbası, brokoli, bir de tavuk suyuna şehriye. Bu üçü dönüp duruyor. Eh Metos da oruçluydu bugün, sevdiklerinden olsun bari, mercimek pişirdim. (İçine patates, kabak, havuç, biber, kurusoğan da atıyorum, aslında sebze çorbası gibi oluyor)
O arada kurufasülye de pişirmek niye aklıma geldi bilmiyorum.
Havuç salatası.
Derken, günü mutfakta geçirmişim neredeyse .
Eee yarın ne pişireceğim şimdi ben. Hımm şu kurufasülyeyi yeriz herhalde. Ay pilav da bitmese bari de bir gün dinlensem.
Film Meydan Okuması 2
2. En son izlediğiniz film hangisi?
En son dün gece bale izledik. Neyse internetten konusunu okudum da öyle anladık neler olduğunu :D
Film olarak evelsi gün Metehan'a sevdiğimiz filmleri izletme kontenjanından Terminal'i izledik. Oğlan gerilim, aksiyon ve korku filmlerinde dramlar kadar gerilmiyor yeminle. Anasının oğlu :D Tom Hanks'in bu filmini izlemeyen varsa tavsiye ederim.
Ondan önceki gün Pokemon izledik. Bizimkilerin anime dünyasına adım attığı filmlerden Pokemon. Pek mutlulardı :)
Hımmm, hem en son, hem gerçek film, hem de ilk defa gördüğüm film olarak Extraction diyebilirim. Bol vurdulu kırdılı aksiyon filmi olsa da hüzünlüydü hafiften. Sevdim.
En son dün gece bale izledik. Neyse internetten konusunu okudum da öyle anladık neler olduğunu :D
Film olarak evelsi gün Metehan'a sevdiğimiz filmleri izletme kontenjanından Terminal'i izledik. Oğlan gerilim, aksiyon ve korku filmlerinde dramlar kadar gerilmiyor yeminle. Anasının oğlu :D Tom Hanks'in bu filmini izlemeyen varsa tavsiye ederim.
Ondan önceki gün Pokemon izledik. Bizimkilerin anime dünyasına adım attığı filmlerden Pokemon. Pek mutlulardı :)
Hımmm, hem en son, hem gerçek film, hem de ilk defa gördüğüm film olarak Extraction diyebilirim. Bol vurdulu kırdılı aksiyon filmi olsa da hüzünlüydü hafiften. Sevdim.
Baleyi Pijamayla mı Seyretseydik :)
The Royal Ballet'in Bir Kış Masalı oyunu vardı bugün. Metos Sheakspeare sever haydi izleyelim dedik.
Giyinip süslenip hazırlandım.
Metos'a takım elbiseni giymenin tam zamanı değil mi dedim. Anası kadar çatlak kılıklı oğluşum da haklısın diyerek giyindi :)
Biraz kıpraşıp efor harcamadan hatıralara
eklenecek güzel anlar nasıl yaratılabilir ki?
Pijamalarımızla izlesek asla aynı şey olmayacaktı.
1 Mayıs 2020 Cuma
Gül
Gül dudaklar açılsın gül
Gül inciler saçılsın gül
Dertler kederler boşalsın
Gül neş’e dolsun her gönül
Gül hayatın tadı gülmek
Herkesin muradı gülmek
Gül güzelim gül bir tanem
Mutluluğun adı gülmek
Gül bu günün kadrini bil
Gül gözlerden yaşları sil
Çöle dönmüş yüreklere
Bir içten gülüşle serpil
Fethi Karamahmudoğlu
Şarkısını dinlemek için fotoğrafa tıklayabilirsiniz.
Film Meydan Okuması 1
1. En az sevdiğiniz film hangisi?
Hımm, sevmediğim bir sürü film vardır. Çok alt mesajlı filmlerin mesajlarını anlamam meselâ. Bir de iç karartıcıysa öğk. Bol küfürlü, abuk subuk komedi filmlerini sevmem. O kadar gülen birisi olduğum halde o filmlerde hiç gülemem.
Darren Aronofsky filmleri mesela içimi sıkıyor. Siyah Kuğu'yu zorla iki postada bitirmiştim. Pi büyük bir hayal kırıklığımdı. Bir kaç tane daha böyle entel kesimin bayıldığı ama bana hiç uymayan yönetmen var.
Ama tabi bu filmlere kötü diyemem, bana uymuyor, daraltıyor sadece.
Son zamanlarda ben bunu niye seyrettim ki şimdi filmim : Kral İçin Hologram. Tom Hanks yaktı beni. Acaba o abuk, manasız filmi niye çevirdiydi.
Hımm, sevmediğim bir sürü film vardır. Çok alt mesajlı filmlerin mesajlarını anlamam meselâ. Bir de iç karartıcıysa öğk. Bol küfürlü, abuk subuk komedi filmlerini sevmem. O kadar gülen birisi olduğum halde o filmlerde hiç gülemem.
Darren Aronofsky filmleri mesela içimi sıkıyor. Siyah Kuğu'yu zorla iki postada bitirmiştim. Pi büyük bir hayal kırıklığımdı. Bir kaç tane daha böyle entel kesimin bayıldığı ama bana hiç uymayan yönetmen var.
Ama tabi bu filmlere kötü diyemem, bana uymuyor, daraltıyor sadece.
Son zamanlarda ben bunu niye seyrettim ki şimdi filmim : Kral İçin Hologram. Tom Hanks yaktı beni. Acaba o abuk, manasız filmi niye çevirdiydi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









