Annelik Üzerine 2 : Sınırlar, Kurallar, Hayır Demek Üzerine

Pazartesi, Eylül 20, 2021

Çocuklar katı kuralları, belirginlikleri severler. Karmaşa onları rahatsız eder. Her ne kadar istekleri doğrultusunda başınızda bıdı bıdı yapsalar da neyin ne olduğunu çok iyi bilirler. Dolayısıyla kararsız, her isteğe boyun eğen bir anne babanın karmaşası onları aslında mutlu etmez,  hırçınlaştırır. 

Metehan'la her günkü sabah maceramızı yapıyorduk. İki yaşındaydı. Lojmanın kantinine gidip ekmek, poğaça alırdık. Dönüşte yolun kenarındaki su kanallarının içinde macera yapar, eğer yağmur yağmışsa içine taş atar, karınca yuvalarına poğaça ufalayıp dönerdik. Bir sabah bana dönüp "Koşabilir miyim anne?"  diye sordu. (O sıralar ne sıra dışı bir çocuğum olduğunun farkındaydım ama bundan dolayı kendime fazla pay çıkartıyordum, derken Bilgehan doğdu :))  "Koş oğlum" dedim. Üç adım atmamıştı ki geri dönüp " Ama sen geçen gün bana yerler ıslakken koşulmaz demiştin ,  şimdi neden izin veriyorsun?  " demez mi?  Haydaaaa. Düşün Handan düşün Handan, ne demiştin neden demiştin?  Neyse ki aklıma geldi. "O sırada yerler kaygan olan bir zemindeydik ,  oysa burası asfalt ve yerler kaymıyor, burada koşabilirsin"  diye açıkladım. Mantıklı buldu. 

İki yaşında. Her şeyin farkındalar. Ağzımızdan çıkan her sözcüğe çok dikkat etmemiz gerekiyor,  çok. Mantık silsilesi bozulunca onlar da dağılıyorlar.

Sabah kalktıklarında bir rutinleri olmalı, yemek rutinleri olmalı, akşam yatma rutinleri olmalı (bu konuya sonra yine değineceğim),  ve bu rutinler çok önemli bir şey olmadığı sürece bozulmamalı. Bozulduğu zamanlarda neden olduğu, bir kerelik olduğu açıklanmalı.

Günde bir dondurma yeme kuralı, sabah kahvaltı bitmeden masadan kalkmama kuralı, yemekten sonra abuc cubur yeme kuralı. Ne bileyim aslında binlerce kuralımız oluyor böyle ama bu kurallar bazen o kadar esnetiliyor ki ipin ucu kaçıyor. 

Bizimkiler yemeklerini bitirmediklerinde sofradan kalkabilirlerdi, bu sorun değildi. Ama kalkar kalkmaz atıştıracak birşeyler istediklerinde cevabım belliydi. "Eğer yemeğini bitiremeyecek kadar doymuşsan tuzlu çubuk nasıl yiyeceksin, yok doymadıysan yemek neden bitmedi?" 

Oyuncak toplama kuralımız vardı meselâ. Bir kutu toplanıp yerine konulmadan diğeri çıkamazdı. Eğer o kutu toplanmadıysa,  ben kaldırırdım, ben kaldırdığımda bir hafta ona ulaşamazlardı. Her defasında bir sorun çıkartırdı Bilgehan ama toplardı sonunda. Zira toplamazsa olacak olanlar kesin, şakası yok annenin.

Çevremde bir çok arkadaşımda görürdüm, birlikte otururken çocuk bir şey istediğinde laflarını bölmemek, keyiflerini bozmamak için "Hayır olmaz"  derlerdi. 

Çocuğa "Hayır demek"  en önemli konudur bana göre. Ki bu konudaki istikrarımın meyvelerini topladım diyebilirim. Zira sınırlarını ileri derecede zorlayıp asla pes etmeyen bir küçük oğlum var ki ergenliğinde kendisini aşabilirdi belki de biz bu kadar katı olmasak.

Birlikte otururken kalkmak zor geldiğinden hayır demeyi anlayabilir çocuk aslında, tek sorun ona neden hayır dediğimizi açıklarsak. Anlayıp da pes eder demiyorum ama en azından yere kilim serilmesi gibi kimseye zararı olmayan, normalde hep yaptığı bir şeye neden hayır dendiğinin belirsizliği kalkar ortadan. Ama açıklamasız bir hayırın ardından gelen ısrarlarla kalkılıp o kilim seriliyorsa çocuk mesajını almış olur : Yeterince ağlar ve ısrar edersem her dediğim olur... 

Çocuğunuza hayır demeden önce şunu düşünün :

Bu, gerçekten yapmasına asla izin vermeyeceğim bir şey mi? Elli defa daha aynı soruyu soruğunda elli defa hayır diyebilecek miyim yoksa sonunda dediğini yapacak mıyım?

Sonunda dediğini yapacaksanız, hiç o kıymetli "Hayır'ınızı harcamayın.  Baştan evet deyin gitsin. Aksi halde uzun ağlama krizleri, kendini yere atmalar, susmayan bıdı bıdılarla geçecek bir çocukluk ardından kendinizi çaresiz hissedeceğiniz bir ergenlik önünüzde. 

Peki Handan, hayır desek ve arkasında dursak da ısrarı devam ediyor. 

Eder.

Kimi insanın huyu öyledir.

Meselâ benim kocam. En sevdiğim huylarından birisi tuttuğunu koparmasıdır. Bu da hayırları umursamaması demek. O en sevdiğim huy aynı zamanda en sevmediğim huydur, bana karşı olduğunda :D

Dolayısıyla onun karbon kopyası oğlum da hayırlara karşı inanılmaz dirençliydi.

Bir gün bir doğumgünü partisinde, çocuğa gelen hediyeyi açmak istediği için bütün akşam ısrar etmişti. En son, bütün konuklar susmuş bizi dinliyorlardı. Bizimkisi merdivenin başından bana sesleniyor "Bi cevap bekliyorum anne!"  ben de "cevap veriyorum zaten oğlum, hayır diyorum"  diye yanıtlıyordum. 

Veya bir akşam dondurma diye tutturmuştu. Bütün akşamımız şöyle geçmişti :

-Dondurma yok, olsa da yiyemezdin bir tane hakkın var günde, ama istersen sana tuzlu çubuk vereyim

- Tamam

Yarım saat sonra

-Şimdi de sıra dondurmadaaa

-Oğlum dondurma yok, olsa da vermezdim. Sakız alır mısın? 

-Tamam

Yarım saat sonra

-Şimdi de sıra dondurmadaaa

O akşam bir şey vermediğimde yerine de bir şey teklif etmemeyi öğrendim :D boşuna bi ton abur cubur yedi. Hâlâ aile içinde birbirimize "Şimdi de sıra dondurmadaaa" diye takılırız.

Çok zordu. Ömür törpüsüydü . Ve çoğu şeye ilk sorduğunda direk evet dememe sebep oldu. Ama ergenlikteki sinir krizleri ve tutturmaları daha da zordu. Ve eğer ben hayır deme konusunda bu kadar uzmanlaşmış olmasam iyice işin içinden çıkılmaz bir hal alacaktı. Kesinlikle hayır dediklerimizden dönmeyerek çok uğraştık,  bazen karşılıklı alış verişlerle orta yola ulaştık,  sonunda artık sınırlarımızı bilen bir oğlumuz var. (Yine de ara ara zorlar o başka :)

Uzun ve karmaşık bir yazı oldu bu.  Ben psikolog değilim, uzman değilim, pedogog değilim. Ahkâm kesiyormuşum gibi olmasın arkadaşlar. Sadece birbirinin tam zıddı iki çocuğu tam zamanlı büyütmüş bir anneyim. Çocuklarımın ikisi de çok zeki, zekâlarının tipi bile farklı :D 

Sadece Metehan 'la kalmış olsaydım şimdi size mikemmel anneliğimden bahsediyor olabilirdim. Çok şükür Bilgehan da geldi hayatıma da anladım anyayı konyayı. Karizmatik anneliğim yerle bir oldu, sınırlarımı çok aştım.

Yaşadıklarımdan,  kendi deneyimlerimden gördüklerimi sizlerle paylaşmak istedim. Buna cesaret ediyor olabilmemin tek sebebi de benimle vakit geçirmeyi seven iki ergen çocuğumun bir şeyleri doğru yapmışım sanırım hissini vermesi. Gerçi bu his pek kısa sürüp anında uçup gidebiliyor ama yine de her iki oğlum da benimle paylaşırlar her şeylerini. 

Onlara seneler önce benden öğrendiğiniz en önemli şey ne diye sormuştum. Blogda bir yerlerde yazmıştım hatta. İkisine de birbirlerinden habersiz ayrı ayrı sormuştum.  Cevap beni şaşkınlığa düşürmüştü. Çocuklarım bende "sevmeyi"  öğrendiklerini söylemişlerdi.

Her zaman disiplinli bir anne oldum, kurallarımız belliydi,  kendi ayakları üzerinde durmalarını istedim hep, yüksek desibelden bağırmışlığım çoktur, arada mıncırmış da olabilirim. Her dediklerini asla yapmadım, aynı odada hiç yatmadım, emziremedim. Ve çocuklarım benden sevgiyi öğrendiklerini söylediler. Demek ki hayır demek, sınır çizmek, arkadaş değil de anne olmak sevgimizi hissetmelerine engel değil. Arkadaşa ihtiyaçları yok zaten çocuklarımızın, arkadaşları olacak bir sürü, onların anne ve babaya , koşulsuz sevecek, bunu sık sık gösterecek, hep yanlarında olacak anne babaya ihtiyaçları var. 

Benzer yazılarım

14 Yorum yap

  1. O kadar elzem noktalara o kadar güzel parmak basmışsın ki Handan! ❤️

    Hayır demek çok önemli ve yapılması gereken bir şey. Ama sebepsiz inatlaşmaya gerek yok çocuklar söz konusu olduğunda. Mantıklı bir sebep varsa açıklayıp "hayır" ın sonsuza dek arkasında sapasağlam durmak gerekiyor. Senin de dediğin gibi defalarca kez sorduğunda ve ağlayıp zırladığında hâlâ hayır diyemeyecek olan en baştan hiç hayır dememeli. Eşime anlatmakta en çok zorlandığım şey bu. Bir şeye durduk yere hayır diyor, başlıyorlar baba-kız inatlaşmaya. En sonunda Evrim, Arya'dan sıkılıp "of iyi git ne istiyorsan yap" ya da "git al ne istiyorsan" diyor. O noktada deliriyorum. Ya en başından kabul et o zaman. Kazanamayacağın savaşa girmenin anlamı yok ki! Eğer kabul edilmeyecek bir şeyse zaten sonuna dek dayanıp her koşulda hayır demen lazım ama işte gel de anlat adama!

    Çocuklar konusunda kesinlikle istikrar ve düzen çok önemli. Neyin nasıl olacağı belli olunca ve mantıklı şekilde açıklanınca çok direnç göstermiyorlar. Ama kendi keyfimize göre kuralları esnetince o kuralın işlerliği kalmıyor. Mesela normalde istediğinde telefon/tablet vermeyip kendi işimize geldiğinde hadi git biraz telefonla/tabletle oyna deyince işler sarpa sarıyor.

    İstikrarlı olmak ve bazı istisnai durumlar olursa da o an mantıklı bir şekilde açıklamak gerçekten işe yarıyor. Ebeveynlik ciddi sabır işi. Bıkmadan usanmadan açıklama yapmak ve her daim sözümüzün arkasında olmak gerek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Senin yorumunu okurken aklıma geldi. Eşlerin birbiriyle istikrarı da çok önemli. Metehan daha iki yaşlarındayken benden istediği bir şeye hayır cevabı verdiğimde babasına gidip sormuş. Can "Bunu annene sordun mu, onun evet diyeceğini sanmıyorum" diye cevap verdiğiden bir daha aynı şeyi yapmaya yeltenmedi. İncecik dengeler bunlar, her çocuk farklı bir muamele istiyor ama emin olduğum tek şey varsa eğer ısrarlara karşı pes edeceksek en baştan "evet" demek bütün çocuklar için aynı önemi taşıyor.

      Sil
  2. Son cümle o kadar önemli ki... "Arkadaş gibi olmak" deyimi altında kolaya kaçıyor çoğu ebeveyn aslında...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yakınlık ve sevgi dolu bir ilişkinin temeli çocukla çocuk olmaktan değil çocuğa anne baba olmaktan geçtiğini bilmek çok önemli.

      Sil
  3. Handan seni seviyoruuuuum!
    Öyle iyi geliyor ki bu yazdıkların, yazma tarzın öyle yumuşak ama öyle kesin ki, aynen anneliğin gibi insana hem güven veriyor hem destekliyor hem de tatlı tatlı öğretiyor! İyi ki varsın!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Ceren, valla çok mu ahkâm kesiyorum diye düşünmüyor değilim ama :D

      Sil
  4. Ne güzel anlatmışsınız hepsine katılıyorum. Umarım bende hayır larımın arkasında durmayı başarırım ve sevgi dolu olurum (:

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah, öyle olacağına eminim Küçük Dünya :)

      Sil
  5. Günaydın Handan ne güzel anlatmışsın aslında bazı şeyler için pedagog olmaya da gerek yok. Yazdıkların çok doğru ama şimdi geriye sardığımda bazı yanlışlıklar yaptığımızı düşünüyoruz esimle. Hepsini yazamıyorum buraya ama keşke dediğim şeyler var ne yazıkki geriye dönülmüyor. Hülya

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Pişman olmak ve yaptıklarımı sorgulamak, çocuklardan sonra hayatıma giren kelimeler sanırım Hülya, hepimiz yanlış yapıyoruz, insanız sonuçta, bir şeye dikkat ederken başka bir şey gözümüzden kaçıp gidebiliyor. Sonuçta dolu dolu sevgimizi gösterip yanlarından her daim olduğumuzu hissettirdiğimiz sürece gerisi önemli değil bence :)

      Sil
  6. Arkadaş değil anne - baba olma konusunu ben de yeri geldikçe dile getiririm. Çocukların arkadaşa değil anneye ihtiyacı var. Şu yaşımda benim için dahi öyle. Annem annem olmalı. (Ama o tersini daha çok ister:))
    Çocuklara neden öyle davranmaları ya da davranmamaları konusunda gerçeği açıklamak önemli. Sohbet etmek de önemli. Çoğu anne - baba konuşmaya üşeniyor ve ben inanamıyorum.
    Çocuklarınla birlikte nice mutluluklar dilerim Handan.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çocuklarımızın nice güzelliklerini mutlulukla yaşayalım Sezer.

      Sil
  7. İki yaşında "Koşabilir miyim anne?" demesi müthiş. Maşallah. Ben benim kıza hâlâ kelime öğretmeye çalışıyorum :-)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Metehan çokerken konuşmuştu, Bilgehan da ekşınmenlik yapıyordu, pek konuşmakla arası yoktu, şimdi ikisi de hiç susmuyorlar :D

      Sil