31 Ocak 2007 Çarşamba
Ortak
Ortak nokta bulmuş olmanın sevinci içerisindeydim. O beni anlayacaktı, ben onu. Hemen kartımı çıkarttım, tanıdı beni. "Türkçe mi İngilizce mi" diye sordu önce. İngilizcem de ikinci anadilim gibidir ama ukalâlık etmeyeyim diye "Türkçe" dedim. Yani demedim, hafifçe bastım. Ne olduysa o anda oldu. Ekran değişti. Kartımı dışarı verdi. Uzun bir tırrrrrrrrrrrrrr sesinden sonra, korku dolu bakışlarım altında 20 YTL lerden oluşan kalın bir tomar geldi. Öylece bakakalmışım. Bu yabancı banka ATM leri sanırım tipinize bakıp, "Hımmm, bunun paraya ihtiyacı var." diyecek kadar ileri teknoloji ürünleri. İyi hoş da, hadi aklımı okuyup para çekeceğimi anladın, bari önce bana kaç lira istiyorsun diye bir sorsaydın.
30 Ocak 2007 Salı
.
Burnum akıyor. Boğazım acıyor. Ses tonum dayanılmaz boyutlarda :) Şimdi bağıracağım kulaklarınızı tıkayın.
GÜNAYDINNNNNN....
GÜNAYDINNNNNN....
29 Ocak 2007 Pazartesi
Axel Maxel
Avrupa Artistik Buz Pateni Şampiyonası'nın gösteriler bölümünü seyrettik dün gece. Zamanda yolculuk yaptım sanki. Renkli televizyonumuzu aldığımız ilk gün geldi aklıma. O gece yine patinaj vardı ve ilk defa renkli izleyeceğimiz için pek mutluydum. Gelgelelim elektrik kesilmişti.
Her sene büyük bir keyif olmuştur seyretmek bu yarışmaları. (Gerçi biz spor adına ne varsa seyretmişizdir hep) Oradaki yarışmacılar bize misafir olmuşlardır sanki. Bu sene kırmızı yanaklı kızla oğlan yoktu ya içim sızladı biraz örneğin. Miniciklerdi ilk karşılaştığımızda. Her sene alışmıştık onları görmeye.


Gösteriler genel olarak pek de istediğim gibi kıpır kıpır geçmedi. Canlı, cıvıl cıvıl birşeyler istiyor insan gösterilerde. Aklıma eski yıllardan Katarina Witt geldi. Hem çok güzeldi hem de gösterileri eğlenceli geçerdi.
Düşündüm ki bir çok klasik müzik parçasını da onları seyrederken öğrendim. Beethoven'ın Ayışığı sonatı örneğin. Jayne Torvill & Christopher Dean'in muhteşem danslarından sonra Ravel'in Bolerosu aklımdan hiç çıkmadı.
Eskiden buz dansı danstı gerçekten. Seyretmesi çok keyif verirdi. Şimdi akrobasiye döndü, ne yazık ki artık estetik azaldı akrobatik hareketler yapmaktan. Bunun yanısıra tek erkekler, tek bayanlar çok daha keyifli, göz hitap eden bir hal aldı.
Hem son yıllarda insan kendi bayrağını görünce pek memnun oluyor :) Bu sene Tuğba Karademir'in başarısı ise çok hoşuma gitti. (Ne yaptı diye merak eden ismine tıklayıversin) Her sene kendisini geliştiriyor.
İşte böyle sevgili okurlarım. Bu çok önemli konularda üstün bilgi dağarcığımdan size biraz bulaştırmak istedim.
Güzel, ışıl ışıl bir haftaya açılsın günümüz.
Her sene büyük bir keyif olmuştur seyretmek bu yarışmaları. (Gerçi biz spor adına ne varsa seyretmişizdir hep) Oradaki yarışmacılar bize misafir olmuşlardır sanki. Bu sene kırmızı yanaklı kızla oğlan yoktu ya içim sızladı biraz örneğin. Miniciklerdi ilk karşılaştığımızda. Her sene alışmıştık onları görmeye.
Gösteriler genel olarak pek de istediğim gibi kıpır kıpır geçmedi. Canlı, cıvıl cıvıl birşeyler istiyor insan gösterilerde. Aklıma eski yıllardan Katarina Witt geldi. Hem çok güzeldi hem de gösterileri eğlenceli geçerdi.

Düşündüm ki bir çok klasik müzik parçasını da onları seyrederken öğrendim. Beethoven'ın Ayışığı sonatı örneğin. Jayne Torvill & Christopher Dean'in muhteşem danslarından sonra Ravel'in Bolerosu aklımdan hiç çıkmadı.
Eskiden buz dansı danstı gerçekten. Seyretmesi çok keyif verirdi. Şimdi akrobasiye döndü, ne yazık ki artık estetik azaldı akrobatik hareketler yapmaktan. Bunun yanısıra tek erkekler, tek bayanlar çok daha keyifli, göz hitap eden bir hal aldı.
Hem son yıllarda insan kendi bayrağını görünce pek memnun oluyor :) Bu sene Tuğba Karademir'in başarısı ise çok hoşuma gitti. (Ne yaptı diye merak eden ismine tıklayıversin) Her sene kendisini geliştiriyor.
İşte böyle sevgili okurlarım. Bu çok önemli konularda üstün bilgi dağarcığımdan size biraz bulaştırmak istedim.
Güzel, ışıl ışıl bir haftaya açılsın günümüz.
26 Ocak 2007 Cuma
Akıllı Bıdık

Canımın içi, yüzün hep böyle gülsün, hayat hep güzellikler getirsin sana. Annen olmak çok gurur veriyor.
Yorgun
Sadece çok yorgunum. O kadar yorgunum ki... Göremiyorsun. Sallanan sandalyeye otursam, sallanıp dursam, bir ileri bir geri. Hayat hep böyle değil mi? Bir ileri bir geri. Takılmış bir plâk gibi kalakaldık. Gitgide daha çok çiziliyoruz. Yaşamak böyle olmamalıydı belki. Belki de sadece bundan ibaret...
Sadece susmak istiyorum. Bu konuşmaklar hiçbir yere varmıyor. Gözlerimden umutsuz bir hüzün taşıyor.Boşluk sanıyorsun. Zormuş bir toplama işleminde etkisiz eleman olmak. Ne kadar çırpınsan da bir şey anlatamamak.
Sadece çok yorgunum. Çevrem sürekli değişiyor. Bir şeker pembesi, bir kömür karası. Başım dönüyor... Şöyle uzansam bir köşeye, kapatsam gözlerimi, öylece kalakalsam .
25 Ocak 2007 Perşembe
Amaaannn...
Yazacak birşey bulamadım. Arada bak şunu yazarım dediğim şeyler oluyor ama nedense buraya gelince hepsi uçup gidiyor aklımdan. Ben en iyisi mutfağa gidip yemeğimle ilgileneyim.
24 Ocak 2007 Çarşamba
Ebe
Aslı ebelemiş beni :)Hakkımda bilinmeyen 5 şey. Hakkımda hâlâ bilinmeyen şeyler var mı bi düşüneyim önce.
1/Yazmayı öğrendiğimden beri günlük tutarım. İlkokul birinci sınıfta öğretmenimizin verdiği bir yaz tatili ödevi olarak başlamıştım buna. Bütün yaz tatili boyunca "Bugün sokağa çıktım oynadım, çok mutluyum" , "Bugün evdeydim, canım sıkıldı, çok mutsuzum" şeklinde gelişen bu ilk günlüğümün ardından yazdıklarım çok da değişmedi aslında. Hani filmlerde falan olur, bir günlükleri vardır insanların, yazılar, yapıştırılanlar. Şöyle eline alınca dolu dolu gelir. Hep özenmişimdir ama hiç beceremedim. Benimkiler genelde havada asılıdır. O gün birşey olmuş, orasını anlarsın ama ne olmuş o belirsiz. Arada hepsini yakmayı planlamakla birlikte yine de kıyamıyorum onlara.
2/Şimdi de basılıyor mu bilmiyorum ama eskiden Beyaz Dizi serisi vardı. 15 günde bir perşembeleri 3 kitap halinde çıkardı. İşte onlara bayılırım ben. Düşününce içim sıcacık olur. Çoğu deli saçması gibi olup sonuna kadar okunmasa da hâlâ sevdiklerimi saklarım. Bir kenara kıvrılıp okumayı düşünmek bile gülümsetiyor beni.
3/Uğuldayan rüzgâr, şimşekler, bardaktan boşalırcasına yağan yağmur... Bu sesler sıcacık evimin içindeyken huzur verir bana. Şu anda ben buraya yazarken rüzgâr uğulduyor dışarıda, birazdan çayımı alıp pencerenin önüne yerleşeceğim. Dışarıyı seyredip, kısa bir keyif kaçamağı yapacağım.
4/Dans etmeyi çok severim. Yerimde duramam hoşuma giden bir müzik çaldığında. Toplantılarda kolamı koklayıp içinde alkol olup olmadığına bakmaya çalışanlara alıştım artık. Alkol almama gerek yok ki :)
5/Walkman olmadan dışarı çıkmam. Çevremdeki insanların aralarında geçen manasız konuşmalara gıcık kaptığımdan kimseyi duymamaya çalışırım. Okulda arkadaşlarım kulaklıklarla kulaklarımın evrimleşip birleşeceği anı bekliyorlardı. Neyse ki minicik mp3 çalarlar çıktı şimdi. İlk zamanlarda kulağıma takmış olduğum devasa radyoyu görseniz inanmazdınız . Anteni bile vardı :)
Sanırım 5 maddeyi tamamlayabildim :)
Hımm,Aylin,Zehra ve Angel ben de sizleri ebeleyeyim.
1/Yazmayı öğrendiğimden beri günlük tutarım. İlkokul birinci sınıfta öğretmenimizin verdiği bir yaz tatili ödevi olarak başlamıştım buna. Bütün yaz tatili boyunca "Bugün sokağa çıktım oynadım, çok mutluyum" , "Bugün evdeydim, canım sıkıldı, çok mutsuzum" şeklinde gelişen bu ilk günlüğümün ardından yazdıklarım çok da değişmedi aslında. Hani filmlerde falan olur, bir günlükleri vardır insanların, yazılar, yapıştırılanlar. Şöyle eline alınca dolu dolu gelir. Hep özenmişimdir ama hiç beceremedim. Benimkiler genelde havada asılıdır. O gün birşey olmuş, orasını anlarsın ama ne olmuş o belirsiz. Arada hepsini yakmayı planlamakla birlikte yine de kıyamıyorum onlara.
2/Şimdi de basılıyor mu bilmiyorum ama eskiden Beyaz Dizi serisi vardı. 15 günde bir perşembeleri 3 kitap halinde çıkardı. İşte onlara bayılırım ben. Düşününce içim sıcacık olur. Çoğu deli saçması gibi olup sonuna kadar okunmasa da hâlâ sevdiklerimi saklarım. Bir kenara kıvrılıp okumayı düşünmek bile gülümsetiyor beni.
3/Uğuldayan rüzgâr, şimşekler, bardaktan boşalırcasına yağan yağmur... Bu sesler sıcacık evimin içindeyken huzur verir bana. Şu anda ben buraya yazarken rüzgâr uğulduyor dışarıda, birazdan çayımı alıp pencerenin önüne yerleşeceğim. Dışarıyı seyredip, kısa bir keyif kaçamağı yapacağım.
4/Dans etmeyi çok severim. Yerimde duramam hoşuma giden bir müzik çaldığında. Toplantılarda kolamı koklayıp içinde alkol olup olmadığına bakmaya çalışanlara alıştım artık. Alkol almama gerek yok ki :)
5/Walkman olmadan dışarı çıkmam. Çevremdeki insanların aralarında geçen manasız konuşmalara gıcık kaptığımdan kimseyi duymamaya çalışırım. Okulda arkadaşlarım kulaklıklarla kulaklarımın evrimleşip birleşeceği anı bekliyorlardı. Neyse ki minicik mp3 çalarlar çıktı şimdi. İlk zamanlarda kulağıma takmış olduğum devasa radyoyu görseniz inanmazdınız . Anteni bile vardı :)
Sanırım 5 maddeyi tamamlayabildim :)
Hımm,Aylin,Zehra ve Angel ben de sizleri ebeleyeyim.
23 Ocak 2007 Salı
Hayat Bu
Olması gerekenlerin, olması gerektiği gibi olması gerekmiyor...
22 Ocak 2007 Pazartesi
...

Şimdi bu bankta oturup yüzüme düşen damlaların eşliğinde denizi seyretmek isterdim.
| Aerosmith - Sing F... |
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)