5 Mayıs 2023 Cuma
Mauritius İkinci - Yok Yok - Üçüncü Gün
3 Mayıs 2023 Çarşamba
Mauritius Yolcusu Kalmasın
Eh, gece sabaha kadar uçunca , oradaki ilk günümüz uyumakla geçti.
İkinci gün bize katılan beş kişiyle adayı gezmeye çıktık. Malum tatil ve uzun kalış olunca herkes anasını, bacısını, çoluğunu çocuğunu almış gelmiş. Uçan ekip, pas (yolcu olarak ) gelip cumartesi dönüş yapacak ekip, cumartesi gelip pazartesi bizimle pas dönecek ekip falan da deyince , otel bize çalışıyordu :)
Otel de sahilde , nefis tropikal deniz kıyısı oteli değildi tabe, havaalanının yanında , kendi halinde bi oteldi. Neyse ki sahile servisi vardı.
Neyse nerde kalmıştım, ikinci gün, yardımcı kaptan, purserimiz ( en kıdemli hostes pardon kabin görevlisi ), annesi, kabin görevlilerimizden biri, kız kardeşi , büyük araç kiralayıp yola koyulduk.
Aklımızda gezecek çok yer vardı ama tek bir yerde günü kapattık. Adanın doğusundan güneyine gittik. Yollar bol virajlıydı, içimiz dışımıza çıktı ama sonunda o sırada son olduğunu bilmediğimiz ilk durağımıza vardık : La Vallée Des Couleurs Nature Park
İçinde şelaleler, dev kaplumbapalar, geyikler, Nepal Köprüsü, zipline, şelaleler olan bir yerdi .
Par turuna katıldık önce hep birlikte. Ardından beşimiz zipline ve Nepal köprüsüne gittik.
Hahaha, sanırım üzerindeki tabakayı çapalıyorlardı. Zira üstteki tabaka soluyormuş. 23 renk görülmüyor tabi de adadaki volkanın aktif olduğu zamanlardan bol mineralli toprağı olduğundan demirdi, çinkoydu hepsinin rengini söylüyorlar.
İşte teeee o karşıya yürüdük .
16 Nisan 2023 Pazar
Film Festivali 3,4,5,6 . Filmler İzleyecek Değişik Film Arayanlara Fikir Versin
Ekâbirliğim tutmuş, filmleri anlatmamışım.
Ama önce dün yaşadığımı anlatayım.
Dün sabah 11.00 de Beyoğlu Atlas'daki bir filme biletim vardı. Benimle gelecek kimse bulamayınca sabah üşendim gitmeye. Zaten oruç oruç zor oluyor falan demekteydim. Neyse ki hâlâ içimde bir deli beni dürtüp yollara düşürüyor. Hadi kalk diye zorladım kendimi. Hava da mis gibi.
Filmi seçmemin tek sebebi yönetmeniydi. God Exists, Her Name is Petrunya . İzlediğim en güzel kadın filmlerindendi. (bknz) Onun ismini görünce gideyim demiştim. Ve bilin bakalım ne oldu. Filmin sonunda yönetmenle söyleşi varmış.
Tüm saçım başım bakımsızlığım ve ben mutluluğuma sarınıp fotoğraf çektirmişim :)
Film çıkışı kulağıma müziğimi takıp Dimash'ın Scream 'i eşliğinde Beşiktaş'a kadar yürürken on sekiz yaşındaki Handan olmuştum. Tek başıma sinemaya gitmeyeli öyle çok olmuş ki. Oysa en sevdiğim şeydi tek başıma gitmek. Elimden alınmış bu özgürlüğüm bir şekilde, ben de karşısına geçip duramamışım. Olur öyle, kadınların ellerinden alınır bir sürü özgürlükleri, sanki onlar bırakmış gibi hissettirilerek üstelik. Neyse bu başka bir yazı konusu olsun.
Gelelim filmlere.
Pazartesi günü
INGEBORG BACHMANN - ÇÖLÜN KALBİNE YOLCULUK filmine gittik.
(Bknz) İneborg Bachmann'ın kim olduğunu bilmiyordum filmi seçerken, çölün kalbi kısmı etkilemişti beni. Avusturyalı ünlü bir yazarmış. Onun hayatından bir kesiti anlatan film kadın erkek ilişkileri üzerine düşündürüyordu. Erkek boyunduruğuna girmeyi kabul etmeyen kadın olmanın zorluklarını , sevgilisiyle kopuşlarını, bunun onun üzerindeki etkilerini izlerken insan şöyle bir iç çekiyor.
12 Nisan 2023 Çarşamba
S*ktir Et Diyeti
Yep, şu anda okuduğum kitabın ismi bu :)
Yeme bozukluğumu düzeltebilmek adına kitap baktım geçen haftalarda. Mesele kilo alma, verme falan değil şu aralar benim için sürekli kendimi kontrol altına almaya çalışmaktan yoruldum. Bu yaşımda artık istiyorum ki derdim gücüm ne yedim ne yemedim olmasın. Yememeye çalışarak rejim yapmak istemiyorum, sürekli yemek yemek istemeyi burakmak istiyorum.
Hayatımda hiç diyetisyene gitmedim. Rejim kitabı falan alıp uygulamaya çalışmadım. Doğumdan sonra dukan diyeti denediydim. Bir haftalık deli gibi açlık sonrası bir kilo mu iki kilo mu ne verdiydim. Bir de şu aralıklı oruç mantıklı gelmişti. Zira ramazanda hep kilo vermişimdir . Ya da deli gibi yediğim halde almamışımdır.
Ama çok sıkıldım. Rejim yapmaya çalışmak, yememeye çalışmak, deli gibi elime ne geçirsem yutmak, midem tıkabasa olduğu halde doymamak, bitmeyen bir açlık.
Bazen kendimi salıp boş ver moduna geçtiğimi düşünüyorum ve anında üst üste kilolar geliyor. Ama aslında kendimi saldığım da yok. O yediklerimin hepsi için pişmanlık ve suçluluk halindeyim .
Yani mesele dış görünüşte değil mesele ruhsal durumumun bozulmasında.
İki kitap aldım . Biri Tek Şişman Beyniniz, diğeri de bu.
İlkini henüz okumadım.
Bunun da yarısındayım.
Aslen kitap üç yüz sayfa falan ama dönüp dolaşıp aynı on sayfayı söylemekte. Ve fakat bunu çok rahatsız edici bulmadım zira okuyan kişinin kafasına kafasına vurmak gibi bir özelliği var. Bir yerden sonra beyne etki eder belki :D
Şu anda çok kiloluyum yine. Ama inat ettim deneyeceğim bunu. En son ne zaman suçluluk hissetmeden yedim bilmiyorum. Sanırım bir tek ramazanda yapıyorum bazen.
Tek korkum kiloyla artan ağrılarım. Ama onların da gerilimden olduğunu farz edelim şimdilik.
Ben Handan. Oburum. Ve yiyeceğim yiyebildiğim kadar. 82 kiloya yaklaşmışım. Bakalım kaça kadar gidecek. Bir yerde bu deli gibi yeme isteği bitecek de normale dönecek mi .. Göreceğiz. Haber veririm size :)
8 Nisan 2023 Cumartesi
Burada
Bugün ikinci filmi izlemeye arkadaşım Ayşe ile gittim. Yürüyerek gittik, yürüyerek döndük, sohbet ettik, plânlar yaptık. Mahalle arkadaşımla hâlâ aynı mahallede yaşıyor olmak ne kadar harika.
Günün harika olmayan kısmı ise sinema salonunda yaşananlardı. Hiç bu kadar gıpraşan bi festival seyircisi görmemiştim.
Bizim biletimiz en arka sırada makinistin hemen önündeydi. Klasik olarak film saatinde boş yerler kapıdan satıldı. İnsanlar içeri girmeye başladı. Ama eskiden bu son dakika biletleri satıldığında henüz film başlamamış oluyordu, bugün filmin ilk on dakikası içeri girip karanlıkta yer arayanlarla geçti . Bu arada yeni gelenlerden dördü bizim önümüze oturdular. Oturdular da bir tanesi yerinde duramıyor. Sanırım sıkı obsesif kompülsif rahatsızlığı vardı , hani turet sendromundan bi tık iyi . Yanındaki kadın söylene söylene kalktı gitti. Biz bütün film onun yerinde duramamasıyla kaldık. Hayır en arkadayız. Film de kare çekilmiş, ekranın üçte birinde zaten. Ses desen holivud filmlerindeki gibi bangır bangır olmadığından her ses duyuluyor. Filmden kopmamak için ciddi uğraştık.
Son yirmi dakikada ise makinisti dövecektim. Adam çantasından naylon çıkarttı, haşır huşur, bi saat açtı, döndüm baktım napıyor diye, ay sandviç yiyor. Adam filmin bitmesine yirmi dakika kalmış, dayanamadın mı o kadar. Bilahare kapıyı açık bırakıp gitti zaten.
Hayır bugünkü film de sakin, huzurlu, hani içine bir dalsam içimi yumuşatacak, sıradan bir hayatı anlatan bir filmdi. Sakinleşemeden çıktım :)
Filmin ismi Burada. İnşaatta çalışan bir işçinin tatil için ülkesine dönmeden önce son günlerini anlatıyor. Buzdolabındaki sebzeleri bitirmek için çorba yapıp arkadaşlarına dağıtıyor. O arada şehirdeki yosunları inceleyen biyologla tanışıp onunla vakit geçiriyor. Sakinlik, doğa, yağmur, ikisinin arasındaki sessizlik huzurluydu. Yeni tanışan iki kişinin konuşmadan sakince gün geçirmelerine bayıldım. Hani hemen bütün taşları dökeriz car car konuşarak. Bunlar öyle değildi. Çok harika bir film miydi , hayır. Ama huzurlu bir mola gibi geldi (ya da gelecekti :) bana.
Filmin açıklaması şurada.
Günün fotosu da burada dursun.
7 Nisan 2023 Cuma
Dört Yıldan Sonra İlk Festival Filmi
5 Nisan 2023 Çarşamba
Şarkı Falcı Geldi Hanııımmm :)
Sadece balkon kapısını açıp şu güzelliklere ulaşmak en büyük zenginliğim. Kimileri kentsel dönüşüme girer belki ev, çok değerlenir diyor da tüylerim diken diken oluyor. Eski evin hali geliyor aklıma hemen. Aman aman, istemem. Bana gelecek daha fazla para bu evin verdiği mutluluğu vermedikten sonra.. Şehrin ortasındaki vaha umarım böyle kalır.
Neyse ben şarkı falı yapıyordum bir anda konu nerelere geldi. Hadi tıklayıp alın bakalım kendinize bir şarkı :)
4 Nisan 2023 Salı
Lazanya
Ne yiyeceğimi bilememe sonucu markette gördüğüm bilimum değişik şeylere sarmaktayım.
Geçen gün pirinç makarnası denemiştim. Makarnanın bi esprisi yok aslında çok kısa sürede haşlanıyor. İçine de bir sürü sebzeyi kavurup koymuştum.
Dün de lazanya yapayım dedim. Hiç yapmamıştım daha önce.
Pastavillanın lazanyasını aldım. Önceden haşlamak, ıslatmak falan gerekmiyormuş. Sonra evde kara kara onu dizeceğim kap arandım. Bi dikdörtgen borcamım var ama 8x17 cm olan lazanyanın bi tanesi sığıyor içine. Yanlarda da bir sürü boşluk.
Neyse, şasıma Bilgehan anneannesine gitmişti yemek yemeye. Anneme var mı sende kare borcam diye sordum. Anacım, bendeki kafaya bak. Annem ha babam kocaman bir borcamla yemek gönderir. Aklımın ucuna bile gelmiyor. Valla 20x30 lukmuş o kabı. Benim lazanya içine cuk oturdu.
O arada neyse ki oğlan gelmeden süt olmadığını da hatırladım da gelirken aldı.
Ben de sallana silkine kavuracağım kıymaya katacaklarımı çıkarttım.
Yarım kilo kıymayı şu fotoğrafta gördüklerinizle kavurdum. Ben önden kıymayı kavurup soğanı sonradan katarım genelde. Böylece daha ekstra yağ koymamış oluyorum kendimce. He , fotoğrafta olmayan bir de domates sosu koydum. Salça diyordu tarif koymadım onu.
Sonra gidip biraz yatayım da kalkınca kalanını yaparım dedim .
Tam yatacağım, anaaa, e benim pilatesim vardı ya diye zıpladım. Bir saat sonra başlayacak . O zaman gidip beşamel sosu da hazırlayayım dedim.
Üç kaşık tereyağ ile yarım su bardağı unu biraz kavurduktan sonra 600ml sütü yavaş yavaş topaklamadan karıştırdım. Höööö. Karıştıramadım tabi. Nasıl yapıyonuz yavrum siz o işi , ben sütü katıyorum hooop topak. Blanderdan geçirmeden beşamel sos yapabildiğim olmadı. Neyse ben accık fazla pişirmişim, olması gerekenden yoğun olduğunu lazanyaya sürerken anladım. Çok pişmesine gerek yok. Zaten fırında pişecek.
Bu da bitince. Borcamın altını yağlayıp domates sosu döktüm. Sonra lazanya kıyma beşamel sos lazanya kıyma beşamel sos diye sos bitene kadar sıraladım. En üstte sos oluyo. Onun da üstüne kaşar rendesi.
O arada baktım spor yapacak halim yok gidip yattım. Yarım saat sonra zımba gibi kalkınca spora da yetiştim. Dedim kızlar bana unutturmayın yirmi dakkaya fırına sürmem lâzım yemeği.
190 derecede yarım saat ağzı folyolu, on beş dakika kadar da folyosuz pişirdim. Üzeri kızarınca kapattım .
Güzel olmuştu ama o kadar malzemeyi ayakkabıya koyup fırına sürsem o da güzel olurdu ihtimal.
Paketin kalanını bitireyim diye bir kere daha yaparım sanırsam .
Sonrasında kıymalı makarna yapar yerim anacım :D
Daha düzgün tarif istersen ben şuraya bakıp yaptım :)
Afiyet olsun.
3 Nisan 2023 Pazartesi
Nobody Knows I'm Here
Bu aralar sürekli mavi şarkılar dinliyorum. Ruhumda bir yerlere dokunuyorlar. Canım yazı yazmak istiyor. Sanki ucundan çeksem geliverecek gibi ama olmuyor. Ucunu bulamıyorum.
Dün tam bir tembellikle geçti. Öğleden sonra zorla kalkıp ortalıklarda duran toprak torbasını saksılara boşaltarak kaldırayım bari dedim. Önce niye almışım bunu, çok da gereksizmiş diye başladım sonra bir paket daha mı alsam, yetmedi moduna nasıl geçtim bilmiyorum.
Zavallı bütün yaprakları sararan ıtırın saksısını kaldırımca susuzluktan değil sudan sarardığını fark ettim. Olur öyle. Bolluk içinde yüzersin, yine de yüzün sararır düşer. İhtiyacın olandan fazlası yaramaz bünyeye. Dengeyi iyi oturtmak gerekir.
Geçen gün kardeşim senin için ne yapayım abla dedi. Bilmem, canım hiçbir şey istemiyor dedim. Demek ki her şeyin varmış dedi. Düşündüm. Valla haklı.
Bilgehan'ın okul ödemesi geçen senenin üç katına çıkmış. Oğlan %70 burslu olmasa napardık bilmem. Neyse. Kredi kartı limiti yeter mi diye sordum Can'a. O yurt dışında kalırken otelleri ödediği için yüksekmiş limiti. Ay dedim , kartını ver bana, ben kullaniim biraz da. Al dedi. Tabi biliyor kendimi çatlatsam da limiti bitiremeyeceğimi . Satın alma özürlüyüm ben.
Pazar arabası bakayım kendime dedim. Pazar arabası çantası gördüm. E , benim araba sağlam diyerek çantayı almaya karar verdim .
Beş yıldır ütü masası alacağım. Mevcut ütü masam ütü yaparken kilidi çözülüp bir anda yere inebiliyor. Ama ben hâlâ beceremedim.
Amma konudan konuya atladım ha.
Saksılarım düzenlendi.
Pazardan iki tane enginar almıştım. Hiç uğraşasım gelmedi. Biraz zeytinyağı ve limon sıkıp pişireyim dedim. Can'ın aldığı acılı sosa ilişti gözüm. Ekşili bişey. Onu da ekledim. Üzerine de geçen günden kalan doğranmış kereviz yapraklarım vardı, onları koydum. Acılı ekşili çok hoş olmuş. Sahurda yedim.
Beyaz lahanayı da fırına attım. Dilimleyip , üzerine bilimum baharat karıştırdığım zeytinyağını sürüp öyle fırında pişiriyorum. Lezzetli ve sağlıklı bişey oluyor.
Bugün aklımı toparlayabilirsem Bilgehan'la integral çalışayım diyorum. Dur şurada kendime bi şartlama yapiim. Uyandığında zehir gibi olacaksın, beynin zımba gibi çalışacak ve oğlunla ders çalışmaktan zevk alacaksın. Matematik bu, alırım da . Matematiği seviyorum. Derli , toplu, düzenli. Her şey yerine oturuyor ve bir bakıyorsun işin içinden çıkılmaz zannettiğin şeyler çözümsüz değilmiş .
Bak valla mutlu oldum matematiği düşününce :)
Saat 5.45. Oğlan okula gitmemeye karar verdiği için gidip yatacağım şimdi. Sabahın bu huzurlu sessizliğinin biraz daha tadını çıkartıyorum sadece.
Bizi sarıp sarmalayan bütün güzelliklerin farkına varıp bizim de onları sarıp sarmaladığımız harika bir hafta olsun.
Öptüm sizi.
2 Nisan 2023 Pazar
Sabahın Körü Yazılarına Devam
Her gün bize komşu sitenin önünden geçerken bahçesindeki papatyalara bakıp iç çekmekteydim. Koca mahallede sadece onun bahçesinde var. Geçen gün kapısının önünden geçerken bir baktım açık. Dedim Handan hayat sana daha ne kadarını sunsun, kapıyı açmış, geçecek olan sensin :) Karman çorman bahçe yolunu bulup papatyalarıma ulaştım. Penceresinin önünde papatya topladığımı gören var mıydı bilmiyorum ama ben yapraklarını koklarken öyle mutluydum ki gören varsa bile ses çıkartmamıştır.
Dün hava harikaydı. Küçükken böyle havada balkon çıkardım. Biraz daha büyüdüğümde bahçede oynamaya giderdim. Sonrasında arkadaşlarımla buluşurdum. Şimdi.. Çamaşır yıkıyorum.. Sonra da hiç değişmemişsin Handan diyorum kendime . Nasıl değişmemişim, içim geçmiş ;D
Neyse koltuk örtülerini yıkadım. O sırada kıyı köşe salonu toparladım. Üçlü koltuğun arkasında duvara gitmesin diye koyduğumuz üst üste iki tahta parçası vardı. Can'a onları birbirlerine vidalattım. Yapıştırmıştık, açılmışlar. Sonra yine orada kablolar geçiyordu yerden. Kablo kanalını duvara yapıştırıp onun içinden geçirdik . Bir iki iş daha aradan çıkmış oldu.
Salon vitrininin içini temizliyorum bir gün önce de . İki rafı kaldı. Bayrama kadar sıkıntıdan bayram temizliği yapıp duracağım sanırım.
Akşam yemek yapasım yoktu. Hamburger sipariş ettim. Tam iftarda, ezanla geldi :)
İşte böyle. Saat de 5.39 oldu. Haftasonu olduğundan gidip yatabilirim artık. Hepinize keyifli pazarlar.






































.jpeg)


















