18 Haziran 2021 Cuma
Lay Lom Lay Lom
17 Haziran 2021 Perşembe
Metos'un Finalleri, Bilgiç'in Üniversite Sınavı, Can Yine Uçaktan Temaslı, Ben de Ot Gibi Duruyorum İşte
Sabah yataktan çöp gibi kalktım yine. Dün de böyleydim. Uykulu, kılımı kıpırdatasım yok. Sanırım hormonlarım değişiyor artık. Eh yaş elli, menopoza girmeyen bi ben kaldım. Bütün gençliğimde üç ayda bir falan regl olup idareli kullandığım için olmalı 😂
Neyse konu sapmasın. Baktım çöp gibiyim. Saat de altı buçuk. Biraz kendimle ilgileneyim dedim. Saçlarım yedi aydan sonra toplanacak kıvama gelmiş. Biraz far sürdüm. (Spor yaparken beni zombiye çevirir ama olsuuun) Ruj. Küpe, yüzük. Biraz parfüm. İyi geldi.
Hâlâ çöp gibiyim ama aynaya bakınca kendimi kandırıyorum :D
Neyse bu sabah Bilgiç benimle gevezelikteyken okula gitmeden odasını bayağı topladık birbirimiz gırtlaklamadan.( Zamanlama önemli) En azından bu içimdeki temizlikçi ruhuma iyi gelir.
Spora bir saat kalmış. Gidip biraz daha iş yapayım ben. Hayat bana güzel :P
Sebastiyaaaan, kör olmayası, yine iş var diye kaçtın di mi...
9 Haziran 2021 Çarşamba
Nerde Bu Blog Camiası Bakiim ? Yoklama Yapıyorum, Sağdan Say..
Kafeler açılınca buralar sessizleşti mi bana mı öyle geldi? Havalar güzel, herkes sokakta sanırım :)
Ben pazar günü ilk defa HES kodu aldım kendime. Bizim ailede bir ben kalmıştım almayan. Can zaten zorunluydu. Bilgiç internetten üniversite sınavı başvurusu yaparken gerekti. (Ne alâkaysa?, sınavda istesene sen onu) Metos pasaport yenilemek için aldı. Annem düştüğünde hastaneye giderken çıkartıldı. Ben hiçbir yere gitmediğimden ihtiyacım olmamıştı. Taa ki aşıya gidene kadar.
Tevellüt ortaya çıkacak emme bana da aşı sırası gelmiş. Gidip oldum. Pilot olan Cancım hâlâ olamadı. Adamcağıza benimle aynı zamanda ancak çıktı. Ama 48 saat uçmaması gerekiyor aşıdan sonra. Sağolsunlar, aşı vurulsun diye nöbet günlerini bile boşa çevirmedikleri için uygun bir boşluk bekliyor olabilmek için. Öyle de harika bir sistem.
Neyse sinirimi zıplatmayayım şimdi.
Biontech oldum, kolumu iyi ağrıttı. Zaten spor yaparken her yerim ağrıdığından idare ettim. Dururken ağrımıyordu da kolumu yukarı falan kaldırırken zorluyordu. Geçti dün. 6 hafta sonra olcekmişiz devamını. Artık o zamana kadar aşı nolur bilmem. Bu aşılar bir işe yarıyor mu onu da pek düşünmüyorum ama ola ki oğlanın peşinden Japonya'ya gitmek isterim de gerekli olur felan diye vuruldum.
İşte bizde durumlar böyle.
Yan blokta oturan, Can'ın balkondan balkona sohbet ettiği bir pilot vardı, o vefat etmiş. Dünden beri içimde bir sızı var. En son gördüğümüzde keyfi yerindeydi. Hasta olduğunu bile bilmiyorduk. Ne uzak kalıyoruz insanlara şehir hayatında. En son ne zaman görmüştük diye düşünüyorum, ocak mıydı şubat mıydı. Günler koştururcasına geçiyor, biz burnumuzun dibinde yaşananlara yetişemeden dünyayı keşfe çıkmaya çalışıyoruz. Hayat pıt diye bitiveriyor o arada.
Şu an çocuklar odalarında, Can uçuşta, kahvaltımı yaptım çayımı içiyoruz, balkon kapısından hafif bir esinti ve karga sesleri geliyor, az sonra kalkıp evi süpürmem gerek. Öylesi bir an. Hayat, bu öylesi anların toplamı. Dikkatimizi çekmeyen, sıradan deyip geçtiğimiz. Ama başımıza bir iş gelse ah ne güzeldi deyip özleyeceğimiz anlar. Içindeyken yaşamaya çalışıyorum artık. Hayat. Yapmak istediğim pek çok şeyi yapamamışım, bir o kadar da yapmışımdır ama onlar hiç akla gelmez. İstediklerimi yapsam yenisine özenirim. Hiçbir şeye özenmezsem o daha da kötü sanki. Dolayısıyla elli yaşımda hep bir şeylerin eksik olacağı fikrine alışıyorum yavaş yavaş.
İç iç bitiremezsin
Tasta mey yarım kalır
Çok sevdiğin bu fasıl
Tambur ney yarım kalır
Hayat zamana küskün
Bir gün şen bir gün üzgün
Ömür de biter bir gün
Ve her şey yarım kalır..
Babamın bu şarkısının sözleri her şeyi çok güzel özetliyor.
Dağıttım iyice. Dün çektiğim yağmurda çiçekler fotoğraflarımla şarkı falı yapıp yoklama almaya gelmiştim oysa.
Şimdi gelen saymaya başlasın 1, 2 diye.
Şarkınızı da almadan dönmeyin.
Sayı yüksek bir rakama ulaşmadan yeni yazı yazmaya niyetim yok :D O zamana kadar kendinize iyi bakınız. Öptüm.
8 Haziran 2021 Salı
Kitap Salı (Tabii ki Geçen Haftaki Kitabım Bitmedi )
Geçen hafta Buket Uzuner'in Gümüş Yaz'ına başladım demiştim. Daha üçte birini okumuşum ancak. Söyleşi falan olunca çabuk okunmuyor.
Bir de bu hafta kitap instagramıma (her kitap bir macera) vakit ayırınca okumaktan çok ona video çek, fotoğraf ayarla, okuma yap derken zaman geçiyor. Taii bu arada elime aldığım kitaplara tekrar bakmak da cabası :)
Meselâ Şimdiki Çocuklar Harika
Küçükken annemlerin kütüphanesinden alıp kıkır kıkır okuduğum kitabı şimdi de acı acı gülümseyerek okuyorum. Bütün analar babalar öğretmenler okuyup kendilerine bir çeki düzen vermeli.
Meselâ Ba :
Yol uzun, güzergâh zorlu ; ne demeliyim?
Zarif kardeşim benim
Seni aldım yanıma, ikizimi almış yürüyor gibiyim.
Sana yıldız, sana güneş mi demeliyim,
Günümde hayret gecemde hayret istedim
Yer yer senin gibiyim ben yer yer kendim.
İnsan olan yerlerim çok ağrıyor,
Olsun, yine de sen kapanma, bu sıra benim,
Yerine bırak ben incineyim.
Birhan Keskin
Meselâ Sıdıka :
Elimden bırakamıyorum :)
💃-Bu havada gerilla eğitimi almamış bi insanın Merter'e gitmesi son derece anlamsız bişey anne...
-Ne varmış kız havada? Alt tarafı bi yağmur yağıyo.. Duyan da dışarıda hortum çıktı sanıcak...
-Adı geçen yağmur İstanbul'a yağıyor anne! Kazmapolit metropolümüz şimdiye kadar çoktan sel ve afakan baskınına uğramıştır.
...
Benim buradan Merter'e gidebilmem için, suda da manevra kabiliyetine sahip anfibik komando bölüğünün bana yol açması lâzım.
.....
Hayır, döv dövmesine de, bu çok anlamsız bişey.. Eşkiyanın tabiatına aykırı.. Dayak arsızı olucam ama. Ah! Ben dışarı çıkmak isteyince mi, yoksa istemeyince mi dövülücem, ya da kek kabarmamış diye mi dayak yiyorum, bunu bilmek en doğal hakkım!
💃-Çok yakışıklı olmasın, gözü dışarıda olur. Şimdiki gençlerin hepsi manyak, televizyon felan kışkırıyorlar.. Sen kendine göre bişey iste.. Siyah gözlü filan olsun, kara kıvır saçlı, bıyıklı, hafif kel ve göbekli de olabilir. Evine bağlı olur o tipler. Bira içip maç seyreder, iki de çocuk doğurup atarsın önüne sen sağ ben selamet.
-Hazret de şaşıracak şimdi bu ile.. Kısmeti kim istiyor karıştıracak. Adı geçen kısmet benimdir efendim, annem kafayı yedi, mümkünse onu kaale almayın, amin..
-Sen yedin esas kafayı.. O çocuk itin teki..
-Hangi? Kim?
-Ela gözlü olan. Gamzesi var hani... Serseri o..
-Kız yok ki ööle birisi anne, nerden biliyosun serseri olcaanı..
-Ana sözü dinle, o kadar .. Düdükler o çocuk seni, yüzünden belli, sahtekâr o, koca olmaz ondan.
-Lütfen siz annemi dinlemeyin, amin..
-Yürü kız, yok sana kısmet felan, kaltak! Töbeler.
İşte bu haftalık da böyle. Atilla Atalay'ın kitabını okurken, yaz akşamları, mahallenin parkında oturmuş, ellerinde Fırt Erayinman okuyan Zeyfi, Hanfi, Ayşestiyan ve Oyastiyan geldi aklıma. Ah ah. Evet, ben bir Erayinmandım :)
Bu haftalık kitap salına alabildiklerim bunlar, haftaya ne olacak bakalım :)
Hepinize keyifli okumalar.
5 Haziran 2021 Cumartesi
Küçük Bir Dron Çekimi
4 Haziran 2021 Cuma
Bu Hikâyeyi Daha Önce de Anlatmıştım Ama Olsun
Kendimi bildim bileli tenis maçları izleyen biri olarak oraları canlı görmek hayalimdi. Aslında gerçeği söylemek gerekirse hayalim bile değildi, öyle uzaktı ki gitmeyi düşünmemiştim bile.
Derken pasaportumu kırk yaşımda aldıktan sonra, aaaa ben Roland Garros'a gidebilirim uyanışını yaşadım.
Bir gün gideceğim modu ile de bir kaç sene geçtikten sonra. Bir gün yolda yürürken bacağımda bir lif attı, iki ay üzerine basamadım. Ve ikinci bir uyanış yaşadım. Sonsuza kadar vaktim olmayabilir, yapmak istediklerimi ertelememeliyim.
Bir sonraki sene gitmeyi kafama koydum. Ve fakat son dakikaya kadar hiçbir şey belli değildi. Can'ın sınavları vardı, benim çılgın yoğun olduğum dönemdi. Gitmeden bir gün önce hadi o zaman dedik. Bilet alma yöntemini çözene kadar akla karayı seçtim. Can mucizevi bir şekilde bileti gecenin bir yarısı buldu. Sabah erkenden sırt çantamızı alıp yola çıktık. Uçak biletini havaalanında hallettik. Kalacağımız yeri de bilet bulunca ayarladık. Hem de kortlara yürüyüş mesafesinde çok tatlı bir yer, indirimde denk düştü.
Yani hayalleri kovalamaya karar verince yollar açılıyormuş.
Şimdi televizyonda maçları izlerken gülümsüyorum. Ben oradaydım 😊
2 Haziran 2021 Çarşamba
Yazın İlk Günü Özlem Giderdik
Aklımdaki en eski hatıralardan biri de ona aittir. Bahçeye inmiş pencereden konuşuyor annemle.
Ama asıl hep gülüştüğümüz anı o değil. Benim "Yalancı Teyzem" dir kendisi :D Birileriyle konuşurken beni duymuş. " Benim iki teyzem bir de yalancı teyzem var " diye anlatıyormuşum. Hahah. O sırada teyzenin annemin kardeşi olduğunu öğrenmiştim sanırım, ama Resmiye Teyze'yi de seviyorum. Onu çıkartamamışım aradan :D
O evde iki sene oturduktan sonra aynı sokağın sonuna taşındığımızdan ayrılmadık birbirimizden. Eşi Recep Amca araba tamircisiydi. Bizim sokaktaki üç arabadan birisi onundu. (Diğeri deminki apartmanda bir üstümüzde oturan araba boyası yapan Şahin Amca'nındı. (Nur içinde yatsın). Diğeri de taksisi olan Nahit Amca'nın.) Her zaman güler yüzlü (Resmiye Teyze ile pinaki oynarken hariç :D) Sabahın beşinde annem rüyasında beni görüp de yataktan fırlayınca kalkıp Cevizli'de kaldığım anneanneme beni getirecek kadar güzel bir insan. Çocuklar küçükken lodostan pazar günü dönemeyip de pazartesi sabahı erkenden deniz otobüsüne gittiğimizde de bizi götüren oydu. "Ah Handan, bir Recep Amcam vardı dersin" demişti bana.
O kadar çok anı var ki. Yılbaşı gecelerini hep birlikte geçirirdik. Babam vefat ettikten sonra bile annemle birlikteylerdi o gece. Son zamanlarda Recep Amca araba kullanamayınca yapamaz olduk ne yazık ki.
Onlar köydeki evlerine yerleştiler. Artık aynı mahallede değiliz. Ama arada gidip hem köy havası alıp, hem kiraz keyfi yapıp özlem gideriyoruz.
Dün de öyle yaptık. Uzun zamandır görmemiştik birbirimizi çok iyi geldi.
Bu Hafta Kitaplardan Gittim
Ama bunu da göstermesem olmazdı.
Sevgili Şule ( Hayata Dair Her Şey) bu sene her ay bloğuna yorum yazanlar arasından bir kişiye çekilişle üç kitap hediye ediyor. Geçen ay da ben kazanmışım. Kapanma bitince kitaplarımı yollamış, dün elime geçti.
Tekrar teşekkürler Şule :)
Bol kitaplı çok okumalı günlerimiz olsun
1 Haziran 2021 Salı
Kitap Salı
Okuma şenliğini Sahilde Kafka ile bitiririm demiştim ama iki kitap daha okumayı başardım :)
İlk kitap Adalet Ağaoğlu'dan Üç Beş Kişi. Daha önce Yaz Sonu kitabını okumuştum ve çok sevmiştim. Bana biraz Virginia Woolf'u andıran bir tarzı var. Cümlelerin peşinden koştururken biraz kopunca geri dönmesi zor oluyor. Zira ilk elime aldım. Bıraktığımda otuzuncu sayfadaydım, bir kaç gün sonra o otuz sayfayı tekrar okumam gerekti. Bırakmadan okudum gerisini :)
Kitabın içinde insanlar, zaman, mekân biribiri ile iç içe geçmiş. On yıllık bir zaman dilimi, kendi cümlesiyle " Gece. Haziran. Ama günlerin en uzunuyla gecelerin en kısasına zaman var daha " diye tanımlanan bir akşam üzeri kitabın kahramanlarının hayatlarına bakarken anlatılıyor. Yedi bölüm, yedi kahraman (daha çok aslında da). Onların düşünceleri, hayalleri, akıllarından geçenleri, geçmişle anda gidip gelen halleri bizi bir girdapa çekiyor. Git gide herkesin hikâyesini öğreniyoruz. Bu sırada insanların psikolojisi harika değerlendirilmiş, insanı hayran bırakıyor. Ama sadece psikoloji ile de almıyor. Seksen öncesi dönemde geçen konu, o dönemi de öyle güzel anlatmış ki. Ekonomik değerlendirmeler, partiler, sokağa çıkma yasakları, o zamanki terör, karmaşa konunun içerisine öyle güzel yedirilmiş ki hayran olmamak elde değil.
Bu sakin kafa ve aheste aheste ama elden bırakmadan okunması gereken kitabı yürekten tavsiye ediyorum.
"Çünkü onun düşleri var daha. Yani, herhalde vardır. Hiç harcamadı ki, hep biriktirdi."
"Hani bütün harfleri boşluğa saçarsın. Hepsi güçlü esintiyle her bir yana uçuşurlar, uçuştukça ilkin hiçbir anlama gelmeyen heceler, sözcük kümeleri, giderek daha ahenkli ve anlamlı bir tümce oluşturlar. Uyumlanırlar. İlk bakışta bize öylesi yabancı bir tümcedir ki, anlamsız sanırız. İpi ancak göğüslemişizdir. Hızın hızı bizi hâlâ sürüklemektedir. Bu sürükleniş içinde, ipi göğüslediğimizin bile ayrımında olamayız, derken yavaş yavaş duruluruz, soluğumuz düzene girer, her şeyi tek tek seçmeye başlarız, görürüz, anlarız. O tümce biziz. Bizim koşumuz. Sinirimiz, kanımız, geçmişimiz, bugünümüz,geleceğimiz, esen yel, yakan güneş, toprak, taş, asfalt, egzoz ve iğdelerin kokusu, buz, kar, ilkyaz çiçekleri ; tutkumuz, özlemimiz, sevişmemiz, sevişmemelerimiz, özsuyumuz, terimiz ; ipi göğüsleme umudumuz, göğüsleyememe korkumuz ; kazanma isteğimiz, kazanmaya karşı durma eğilimimiz... O kadar karmaşık, o kadar da anlaşılabilir bir tümce."
"İnsan koşarken hiçbir şey görmezmiş. Görebilmesi için durması gerekirmiş."
" Ölümden başka bir şey düşünemez, ondan başka bir şey düşleyemez olmuş bunlar... Hep uzaktan.. hayatın içine girmeksizin... "
"Burada o kadar çok ayna var ki, gövdemi bir türlü bulamıyorum anne!"
"Ülkemizde sanayimizi kuracak kaynaklar var. Tek şey yok. Günlük çıkarları o kaynakları harekete geçirmekle ters düşmeyecek adam."
"Yeni gecelerimizin yeni bir dili var. Kalmak. Gecikmek. Yetişememek. Gecelemek. Iskalamak. Yakarmak. Saat durmuş da.. araba bozulmuş da, otobüs gecikmiş de.. Böyle, yepyeni, koşmakla kovalamak, kalmakla gitmek arası bir dil. Korku filmi."
"Demek kolay ölünmüyordu? Hangi yolla olursa olsun, en azından yaşar gibi yapılıyordu."
" Kötülüğün sebebini bulmaya çalışarak tırnak kemirmeleri, kahkahadan kırışmama yok açıyor kardeşlerim. İyiliğin sebebini aradıkları yok, öyleyse niye tersini merak ediyorlar ki? "
"Tanrı ne ister? Tanrı iyilik mi ister yoksa iyi olma seçeneğini mi? Kötülüğü seçen bir insan, kendisine iyilik dayatılmış bir insandan bazı açılardan daha üstün olabilir mi? "
" 'Seçme şansı' diye gürledi kalın boğuk br ses. Kodes papazından geldiğini dikizledim. 'Aslında seçme şansı yok, değil mi? Kendisini öyle iğrenç bir şekilde küçük düşürmesine yol açan şey, kendi çıkarlarını düşünmesi, fiziksel açıdan korkması. Hiç samimi olmadığı barizdi. Evet, artık kabahat işlemiyor. Ama ahlâki seçim yapabilecek bir varlık olmaktan çıktı.' "
İşte bu haftalık da bu kadar. Şimdi Buket Uzuner'in Gümüş Yaz'ına başladım. Bakalım bitecek mi haftaya kadar.
Yaz Okuma Şenliği 2021
Sevgili Nilgün yaz okuma şenliğinin kategorilerini yayımlamış. Gidip kitap bulayım şimdi bunlara uygun. Buldukça listemi tamamlayacağım.
Kategoriler:
1.Kategori (10 puan): İsminde YAZ mevsimini çağrıştıran bir kelime geçen veya olayların Yaz mevsiminde geçtiği bir kitap.
Gümüş Yaz / Buket Uzuner / Everest Yayınları / 393 sf
2.Kategori (10 puan): Konusu yada Adı Gökbilimi ile ilgili olan bir kitap.
3.Kategori (10 puan): Ölmeden Önce Okumanız Gereken Binbir kitap listesinden bir kitap.
4.Kategori (10 puan): Adında kendi Burcu'nuzun geçtiği bir kitap.
5.Kategori (10 puan): Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK veya 30 Ağustos Zafer Bayramı ile ilgili bir kitap.
6.Kategori (her kitap 10 puan, ekstra 20 puan): Thomas Mann yada George Orwell yada Ernest Hemingway ' den toplamda iki kitap.
Ümit Çiçeği / George Orwell / Boğaziçi Yayınları / 132 sf
Klimanjaro'nun Karları / Ernest Hemingway / Varlık Yayınları / 103 sf
Ana / Maksim Gorki / BordoSiyah / 362 sf
Taşrada Düğün Hazırlıkları / Kafka / Altı Kırkbeş Yayınları / 84
8.Kategori (her kitap 10 puan, ekstra 20 puan): İsimlerinde Aynı yada Eş anlamlı bir kelime olan iki kitap.
Kitapçı Dükkanı /Esmehan Aykol / Merkez Kitaplar / 216 sf
Kitapları Kurtaran Kedi / Sosuke Naksukawa / 207 sf / Turkuvaz Kitap
9.Kategori (her kitap 10 puan, ekstra 20 puan): Kapağındaki baskın rengin Pembe/Sarı/Yeşil olan toplamda iki kitap.
Uyuyan Adam / Georges Perec / Metis Yayınları /103 sf
Dur Bir Mola Ver / Tom Robbins / Ayrıntı Yayınları / 384 sf
10.Kategori (her kitap 10 puan, ekstra 40 puan): Şimdiye kadar HİÇ kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. [Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı]
Bukalemunlar Kitabı / José Eduardo Agualusa / Pegasus Yayınları / 238 sf
Kaza Kurşunu / Sandra Brown / Altın Kitaplar / 478 sf
Köpekler İçin Gece Müziği / Faruk Duman / Can Yayınları / 129 sf
Bâtıni Mevlana / Kevser Yeşiltaş ve Nilüfer Dinç/ Sınırötesi Yayınları /151 sf
11.Kategori (her kitap 10 puan, ekstra 40 puan): Kendinizin belirleyeceği bir temaya uygun dört kitap.








































