6 Aralık 2013 Cuma

Bizim Masanın Halleri

Aslında bu fotoğrafta üç çay, bir salep,dört kek, baharatlı mısır, leblebi falan olması gerekiyordu ama benim arkamı dönmemle bu hale gelmiş:-)


Kartlarımız hazır. Yarın da arkalarını yazdıktan sonra pazartesi günü postalanacaklar..


Şimdi gelelim işin diğer boyutuna. Sevgili erkeklerimin hepsi kendi köşesine çekildi bile, bu masa da benim ellerimden öpüyor tabi!


5 Aralık 2013 Perşembe

Bizim Handan'ın Ayakkabı Sorunsalı

Bende bunu giyecek bilek nerdeee...


Çok topuklu

Çok düz
Çok sivri
Çok küt



Çok süslü



Çok,  eee, şey

Topuklular bana çok uzak, düzlerin çoğu babaanne modeli, babetler ayağı gereksizce uzun gösteriyor, ince tabanlılar çok rahatsız.

İki yıldır siyah ayakkabı almaya çalışıyorum , yok, bulamıyorum. İstediğim güzel ve rahat bir şey. Hani bulup da pahalı gelse bile bir şekilde edineceğim ama beğenemiyorum.... 

İnanılmaz ama gerçek anacım.

Masa Başı

Dün Tchibo'ya gittim, aklımı çelen bir sürü güzel şey arasından yalnızca hediye kesekâğıtları, şablonlar ve renkli kartonlardan almayı başardım:-)  Cuma akşamı yılbaşı kartlarımızı hazırlayacağız çocuklarla. Kek de pişireyim.  Ailece masa başında birşeyler yapmamızı seviyorum.


Çocuklar küçükken hep onlarla ilgileniliyor zaten de büyüdüklerinde gitgide herkes kendi dünyasına çekiliyor. Böyle küçük ayarlamalar onun için hoşuma gidiyor.

Çok birşeye de gerek yok aslında. Çayı demleyip, sevdikleri kuruyemişi yanına koyup herkes masa başına çağrılabilir, elektronik şeyler kapalı kalsın yeter. Kutu oyunu oyna istersen, ister isim şehir, ister haritada ülke bulma oyunu, ister sessiz sinema... Bir çay içimi zaman bile yeter bazen...

4 Aralık 2013 Çarşamba

Tasarımın Güzelliği


Oyun olarak pek sevmesem de bu bakuganların tasarımından etkilenmemek elde değil.

Bir kürenin içine ne çok şey sığdırıyorlar...


Eski Diziler :-)


Şu sıralar Star Trek yayımlanıyor, arada gülümsemek için izliyorum. Geçende bir yaratık vardı yürüyen bir halı gibiydi:-)  Ama en eğlendiğim kısmı düğmeler. Dokunmatik ekranlar gibi şeyler kimsenin aklının ucuna bile gelmediğinden gemilerinde her taraf tuşlarla dolu.


Bir ara Columbo'yu izleyeyim demiştim. Ha ha ha. Şimdi adamın sigara izmaritinden neredeyse akşam yemeğinde ne yedigini bulan polisiyelerin ardından ruj lekesine bakıp katil kadınmış diyebilince ben gülmeyeyim de kim gülsün:-)


Hımmm, bu diziyi her daim keyifle izliyorum sanırım. Keşke birileri tekrar yayımlasa ...


Peki bu aileyi hatırlayan var mı?

Hafta 1

Bir hafta oldu rejime başlayalı, kilo verdim mi bilmiyorum , başlangıç kilomdan haberim yok zira, bu sabah tartılıp duvara yazdım, haftaya anlayacağız ne olup bitiyor. 

Yediklerimi çok da azalttığım söylenemez. Tek fark aklıma geldikçe su içmem. Böbrekler çalışırken en çok kalori harcayan organlarmış. Valla onları bilmem ama ben tuvalete taşınırken bayağı kalori harcıyor olmalıyım:-)

3 Aralık 2013 Salı

Kışa Özel Şeyler


Kış gelince balkonu buzdolabı olarak kullanma keyfi var. Hiç elim değecek halim yoksa pazar arabasını olduğu gibi balkonda bırakabiliyorum meselâ.

Veya meyvelerimi balkon masasına koyuyorum, her an elimin altında oluyor:-)

Bir de su keyfi var. Yeni gelen damacanadaki suyun soğukluğu tam kıvamında oluyor. Taze su geldi deyince dökülüyor bizimkiler hemen:-)

Derin nefes alma keyfi var kışın ayrıca. Sıkıldığınızda camı açıp buz gibi havayı içinize çekip açılırsınız.

Elleriniz üşüdüğünde sıcak içecek keyfi var.

Eh bir de kar keyfi var tabi.Fazla söze gerek yok..

Sizin var mı aklınıza gelen başka keyifleri?


2 Aralık 2013 Pazartesi

Uzun Bir Aradan Sonra Tekrar Sinemalarda- Pardon- Ocakta :-)


Ispanak anacım ıspanak. Kış sezonu boyunca haftada bir uğraşıp, ayıklayıp, yıkayıp pişirdiğim ve her defasında "Yine mi ıspanak!"  sevgi sözcükleriyle ödüllendirildigim biricik yemeğim.

Soğanı sarımsakla sarartıp, normal ıspanak yemeğinin içine bir de haşlanmış yeşil mercimek, nane ekleyip limon da sıkarsanız bu yemek çıkıyor ortaya. Tavsiye ederim efendim... " Iyk yine mi bu" garantili :-)

Dur ben nane atmayı unutmuşum, gidip onu ekleyeyim.

Defter Arası Küçük Notlar

Doğum günümde Bilgiç bana "Sen kullanmayı seversin ya anne" diyerek post-it hediye etmişti. Acaba ben bunla ne yapmayı seviyordum diye düşünürken bir anda aklıma geldi. Bizimkiler küçükken defterlerinin arasın minik notlar yazıyordum. Oğluşum onları hatırlamış olmalı:-)

Eee, o zaman iş başına diyerek küçük notlarıma başladım yeniden:-)






Yeni bir kelimenin anlamından şarkı sözlerine, şiirden fıkraya çeşit çeşit şeyler yazıyorum. Bazen birlikte gülüyoruz okuldan döndüklerinde, bazen ne anlama geldiklerini konuşuyoruz...

Sanırım anne olmayı çok seviyorum ben:-)

1 Aralık 2013 Pazar

Bizim Handan'ın Pek Zeki Halleri:-)

Ya, bu Doctor Who'yu sezon başından izleyince bayağı anlaşılır ve keyifli oluyormuş. Ben arada rastladığım bölümleri izlediğimden bir şey anlamıyormuşum.

Bu hissi bir kere daha yaşamıştım. Yıllar yıllar önce Tükeniş kitabını okuyup da bir şey anlayamdığımdan Satre okumak için erken demiştim kendi kendime. Meğer o kitap bir üçlemenin sonuncusuymuş. Ha ha ha.. Anlamam zekamda bir sorun olduğu anlamına gelmiyormuş yani. Ama üçüncü kitabı okuduğumun farkına varmamın o kadar gecikmesi yine de rahatsızlık verici bir durum tabii :D

Bir de neden bu televizyonlara tamamen kapatma düğmesi koymuyorlar diye söylediğim televizyonun düğmesini 3 yıl sonra keşfetmem var ki tek tesellim evde başkasının benden önce bulmamasıdır...  Neyse kapatalım bu konuyu :D