30 Nisan 2018 Pazartesi

Nostaljik Pazartesi

Bu haftaki nostaljimizde beş sene öncesine gidip Billund'un patikalarında kaybolalım istedim. Haydi gelin :)


1 Ağustos 2013 Perşembe

Skulpturpark

Legoland çıkışında otele dönerken yolumuzun üzerindeki bu heykelli parka giriyoruz.
 


Uçsuz bucaksız bir yeşilliğin ortasında kendi hallerinde duran heykeller tezat oluşturuyorlar, tuhaf bir biçimde de güzel kaynaşıyorlar aynı zamanda :)






 







Çocukların tepesine çıktıklarını gördüğümde durun ne yapıyorsunuz desem de, heykellerin ismine baktığımda fark ediyorum ki oğlanlar anlamışlar olayın özünü :)


Üç oyun heykeli :)


Hımmm bu divan ismi size de pek tanıdık gelmedi mi ?


Gayet de tanıdık gözüküyor :)




Ertesi sabah kasabanın merkezine gidelim diyorum , pek uzakta değil zaten. Yine giriyoruz heykelli parka, ama çok sıcak olduğundan ana yoldan değil aradaki bir patikaya dalıyoruz.


İnsanın ruhu dinleniyor bu manzarada :)


Yeşilliklerin arasında, acaba doğru yoldan mı gidiyoruz soru işaretleri eşliğinde parkın diğer ucuna varıyoruz.


Uzaktan bakarken bu heykellere , çok tanıdık geliyorlar bana.

Ve hemen bağırıyorum:  "Aaaa, Küçük Prens değil mi bunlar?"


Evet ta kendisi ...


Tilkisi


Lambacısı


Bütün zarafetiyle kendisi.


Benim küçük prenslerimle birlikte poz veriyorlar :) Benimkiler prens mi maymun mu orasından tam emin değilim gerçi :)


En son heykel "Benim dünyama hoşgeldiniz " diyor.


Ben de iyi ki gelmişiz diye geçiriyorum içimden :)

Minicik kasabanın merkezinde bir iki saat geçiriyoruz. Hediyelik eşya dükkanındaki kız da ertesi gün Alanya'ya gidiyormuş, biz sıcaklardan kaçtık siz ona koşuyorsunuz diyorum, gülüyor.

Uçağımızın kalkmasına az kaldı. Otobüse binip otelden eşyalarımızı aldığımız gibi havaalanının yolunu tutuyoruz.

Sadece dört gün bile ne çok şey alabiliyor içine değil mi?

Her sabah yepyeni bir keşif yapacakmışçasına uyanmamız lâzım belki de tatili beklemeden.

Kim bilir belki burnumuzun dibindeki birçok şeyi fark edemiyoruzdur bıkkınlık perdesinin ardından..


Yolda giderken Metehan'a işte topluiğne ucu kadar bir yer kaplıyor bütün hayatımız, ne büyük görüyoruz diyorum.

 
İki gün önce üzerinden geçtiğimiz köprüyü seyrediyorum biraz.
 

Bulutların üzerinde olmanın keyfini çıkartıyorum.


Giderken yolda aldığım kitabımı bitirmiştim, onu koltuğumun önündeki gözde bırakıyorum, belki kitap arayan birisinin eline geçer diyerek. Yanımdaki diğer kitabı alıyorum elime. Yıllar önce okuduğum Yüreğinin Götürdüğü Yere Git, aynı kitabı bambaşka ben olarak yeniden okuyorum...


İşte İstanbul'a geldik bile.


Çocuklarıma "En büyük zenginliklerden birisi de nedir biliyor musunuz ?" diyorum.

"Harika bir tatilden dönerken evimize kavuşacağımız için mutlu olmaktır..."

12 yorum:

  1. Sevgili handan hangi ülke? Ayı olduğuna göre İspanya mı? ama burnumuzun dibi dediğinize göre yakın bir yer.Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Danimarka burası Zehra. Oğlanlar legocu olunca gittikleri ilk yabancı ülke legonun memleketi olmuştu :D

      Sil
  2. Pazartesi sabahı içim açıldı. Gezmek ne güzel şey!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten de çok güzel şey Sibel. Fotoğraf çekmek de çok güzel bir şey, insana o günleri yeniden yaşatıyor :)

      Sil
  3. Gezmek en büyük zenginlik

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsana çok şeyler katıyor Sev.

      Sil
  4. Ne güzel fotoğraflar.Acaba fotoğrafa basınca müzik çıkar mı diye bekledim ama çıkmadı...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hahaha, bunca fotoğrafa bir kaç gün sürerdi şarkı eklemem Yurdagül. Ama yaparım yakında bir şarkı falı :)

      Sil
  5. Susanna Tamaro ile yolculuk pek keyifli sanki:)

    YanıtlaSil
  6. Ne güzel yerler. Eve dönüs gercekten keyifli oluyor. Tatil ne kadar güzel olursa olsun özlüyorum evimi 😊

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hep gezelim ama dönecek huzurlu evimiz de hep olsun Derya :)

      Sil