16 Mart 2015 Pazartesi

5

Saate bakıp öğlen olmaya yaklaştığını görünce geçmişten çıkıp yemek hazırlamaya girişti... Elektrikli fırına pişirme poşetinde tavuk ve bir sürü sebzeyi sürerken şu kuzineyi kullanmayı öğrensem ne güzel olacak diye geçirdi aklından .. Şimdilik ısınma ve çay kahve dışında kullanmayı becerememişti . Bu konuyla ilgili biraz araştırma yapmalıyım diye düşündü ...

Hemen ardından başını sallayarak buraya fazla bağlanmaya başlıyorsun diye kızdı. Geçen gün de pencerenin kenarına kütüphane yapma hayalini kurarken bulmuştu kendisini. Ne tuhaftı, burada evinden daha çok evinde hissediyordu. Sanki birisi onu alıp hayalindeki bu yere koymuştu mucizevi olarak. Hoş pek de kimse alıp koymamıştı, kendisi kulaklarını herkese tıkayıp aramıştı adamı.

- Alo
- Merhaba, geçen gün her gün gelecek bir yardımcı aradığınızı duymuştum, her gün gelip gidemem ama isterseniz yatılı kalıp evi çekip çevirebilirim.

Bir sessizlik olmuştu telefonun karşı tarafında.

-Kiminle görüşüyorum? Telefon şakası falan mı bu?
-Hayır hayır, ben, yani.

Bir anda bütün enerjisi çekilmiş, sesi titremeye başlamıştı...Müthiş fikrim ve cesaretim de bu kadarmış diye aklından geçirdi.

-Neyse... Kusura bakmayın rahatsız ettim. İyi
- Ciddiyseniz buraya gelin görüşelim.
- Efendim? Evet, ciddiyim tabi...

İki saat sonra yıllardır gitmediği evin bahçesinde karşılıklı oturuyorlardı. Eski bakımlı havasından uzak, terk edilmiş gibi duruyordu bahçe. Neyse ki uğurböcekleri oradaydı hâlâ, onları görmek yatıştırdı gümbürtüsünün dışarıdan bile duyulacağından endişelendiği kalbini...

- Burayı biliyor gibisiniz..
- Ah, evet. Buralarda geçirirdik çocukken arkadaşlarımla.

Bir gülümseme geçti yüzünden , çocukluğunun en mutlu zamanları evden uzaklaşıp buralarda dolaştığı anlardı gerçekten de.

- Ev de bahçe de bakımsız. İlk taşınırken özenip yapmıştım birşeyler ama, herkesin de bildiği üzere eşim gittiği için..
- Ben elimden geleni yaparım.
- Sorun olmayacak mı?
- Yok canım küçücük yer, toparlanır elbet.
- Hayır, burada kalmanız demek istemiştim..

Durakladı biraz, sonra ona kısaca hikâyesini anlattı. Yıllardır hiç bahsetmemişti kimseye. Aslında ilk defa anlatıyorum diye fark etti büyük bir şaşkınlıkla. Gözlerinin dolmasını engellemek için bakışlarını yukarı çevirdi bir müddet. Ağaçlar, kuşlar... Kendi hüznünün aksine doğa nasıl neşeliydi, kendi umutsuzluğuna inat o kadar da yaşam dolu ve yenilenen...

- Yani benim için pek bir şey değişmeyecek.. Sizin için de sakıncası yoksa başlayabilirim hemen.
- Çok fazla para veremem yalnız, memur maaşını bilirsiniz..Ama evde pek olmuyorum zaten istediğiniz gibi düzenleyip, yiyip içebilirsiniz. Sulu yemek özledim çok bir de ütüyle başım dertte.
Konunun değiştirmesine çok sevinerek hemen cevap verdi.
- Hiç önemli değil, hepsi benim uzmanlık alanım.. Ne zaman başlamamı istersiniz.
- Ne zaman gelebilirseniz.

Sonraki konuşmalar sisli bir perdenin ardında gibiydi. Sorular sorulmuş cevaplar verilmişti ama heyecanından hiçbirisini hatırlamıyordu.




2 yorum: