2. Şu sıralar evde en sevdiğin köşen neresi? Orayı özel kılan nedir?
Evde bir kaç tane favori köşem var. Genelde ayaklarımı uzatıp yayıldığım köşeler bunlar :)
Ön balkonumdaki bu köşe. Çayımı kapıp çıktığım, manzara ile temiz havanın keyfini çıkarttığım köşem.
Rüzgârlı koltuk köşem. Bu koltuk iki balkon kapısı arasında olduğundan yazın en favori köşe, sürekli eser, en sıcak günlerde bile battaniye ile oturursun. Kışın da en favori köşem. Kitaplarım, okuma ışığımla kıvrılıp okuduğum köşe. Karşısında televizyon var, film izlediğim köşe. Yanımdaki koltukta Can var, sohbet ettiğim köşe.
Bu köşe karantina köşesi. Genelde arka balkona çamaşır asmak için çıkarım ama bir türlü ısınmayan havalarda diğer balkon çok soğuk olduğundan son günlerde bu tarafa kendimi atar oldum. Güneş de bu tarafta olduğundan d vitamini kürü köşesi :)
Masa başı köşesi. Yine son zamanlarda bol bol yapboz yaptığım köşe. Masamızı zaten hep çok sevmişimdir. (Bakınız bu yazım)
Sanırım yine de birincilik koltukta. Şu anda bile ona yayılmış çayımı içip yazı yazıyorum :)
Bugünlük bu kadar. Bir fotoğrafa tıklayıp şarkını dinleyebilirsin.
Güzel bir gün olsun :)
16 Nisan 2020 Perşembe
15 Nisan 2020 Çarşamba
Meydan Okuma 1
Sevgili Ezgi yeni bir meydan okuma başlatmış, bugünden ay sonuna kadar her gün için bir konu belirlemiş, onunla ilgili yazacağız. Katılmak isteyenler şuradan bakabilirler.
Merhaba, ben Handan. Ev hanımıyım, hahaha, hizmetçisi, ahçısı, ütücüsü, temizlikçisi, alış verişçisi, uyandırma alarmı, yatağa gönderme zebanisi, kaybolan eşya bulucusu, çözülemeyen problem çözücüsü, dert dinleyicisi de diyebiliriz.
Karantinadan önce de böyleydim yine böyleyim. Sadece daha fazla yemek pişirip daha az çamaşır yıkamaktayım.
Bi de gezenti bi hatunumdur, ama neyse ki aynı zamanda evcimenim de. Evimi çok sevdiğimden henüz sıkılmadım. Biraz ön balkon biraz arka balkon keyfi ile manzara alanımı genişletebiliyorum, kuşlara bakıyorum - ki biri balkonumda yavruladı şu aralar -, ağaçları seyrediyorum, balkonumda çıkan çiçekleri seviyorum, kitap okuyorum, puzzle yapıyorum, film izliyorum. Henüz Can'la birbirimize dalmadık. Zaten ben erken kalkıyorum o geç yatıyor, yüzümüzü eskitmiyoruz fazla. Oğlanları yemeklerde görüyoruz zaten :D
Tek derdim bir aydır hafif ateşli nane molla dolanmam ortalıklarda. Virüs kapmış olabilirim diye düşünüyorum ama emin de değilim. Dolayısıyla hem başkalarına bulaşmasın diye hem de kendime bulaşmasın diye uğraşırken çift taraflı yıpranmaktayım. Neyse tek yıprantım bu olsun.
İşte benden bu kadar. Aslında ilk günün yazısını yazmam diyordum ama belki yeni birisinin yolu düşer diye yazdım.
Yeni gelmeyenler için tekrar oldu ama neyse. Hadi siz de fotoğrafınızı seçip şarkınızı alın :)
Not: Hakkımda daha doğru düzgün bilgi edinmek için bakınız bu yazım :)
1 . Belki aramıza yeni katılanlar vardır ya da olacaktır. Önce birbirimizi tanıyalım.
Karantina döneminden önce neredeydin nasıl bir yaşam şeklin vardı, şimdi neredesin ne yapıyorsun, günlerini nasıl geçiriyorsun, neler değişti hayatında bu süreçte?
Merhaba, ben Handan. Ev hanımıyım, hahaha, hizmetçisi, ahçısı, ütücüsü, temizlikçisi, alış verişçisi, uyandırma alarmı, yatağa gönderme zebanisi, kaybolan eşya bulucusu, çözülemeyen problem çözücüsü, dert dinleyicisi de diyebiliriz.
Karantinadan önce de böyleydim yine böyleyim. Sadece daha fazla yemek pişirip daha az çamaşır yıkamaktayım.
Bi de gezenti bi hatunumdur, ama neyse ki aynı zamanda evcimenim de. Evimi çok sevdiğimden henüz sıkılmadım. Biraz ön balkon biraz arka balkon keyfi ile manzara alanımı genişletebiliyorum, kuşlara bakıyorum - ki biri balkonumda yavruladı şu aralar -, ağaçları seyrediyorum, balkonumda çıkan çiçekleri seviyorum, kitap okuyorum, puzzle yapıyorum, film izliyorum. Henüz Can'la birbirimize dalmadık. Zaten ben erken kalkıyorum o geç yatıyor, yüzümüzü eskitmiyoruz fazla. Oğlanları yemeklerde görüyoruz zaten :D
Tek derdim bir aydır hafif ateşli nane molla dolanmam ortalıklarda. Virüs kapmış olabilirim diye düşünüyorum ama emin de değilim. Dolayısıyla hem başkalarına bulaşmasın diye hem de kendime bulaşmasın diye uğraşırken çift taraflı yıpranmaktayım. Neyse tek yıprantım bu olsun.
İşte benden bu kadar. Aslında ilk günün yazısını yazmam diyordum ama belki yeni birisinin yolu düşer diye yazdım.
Yeni gelmeyenler için tekrar oldu ama neyse. Hadi siz de fotoğrafınızı seçip şarkınızı alın :)
Not: Hakkımda daha doğru düzgün bilgi edinmek için bakınız bu yazım :)
14 Nisan 2020 Salı
Selfide Farklı Açılar Denemekteyim
Bugün herşeyi bıraktım dağınık kalsın. Spor da yapmadım.
Üzerimi değiştirdim, küpe taktım (delikler kapanacakmış neredeyse), parfüm sürdüm.
Sabah kocaman pidenin yarısına yağ reçel sürdüm, yarısını peynirle lüpledim.
Kitabım pek keyifli. Elimden bırakmadan bitireceğim sanırım.
Başım ağrıyor, onu görmezden gelmeye çalışıyorum.
Göbeğim mi pırtlamış ne :D
Yumurta ve sütüm yokken bile azmedip vegan kek yapıp yersem olacağı bu tabi.
İnce gözükmesine bakmayın, çok güzel kabardı, harika oldu.
Tarifi şuradan aldım. Kakao yerine keçiboynuzu unu koyup şeker miktarını da biraz azalttım.
Hâlâ migros siparişim gelmedi. Haftasonu sokağa çıkma yasağı vurdu eve siparişleri.
Hımmm. Bugün ne pişirsem acaba.
Kitap Salı
Bu hafta ancak bir kitap okudum. Hatta dün gece saat ikiye kadar okudum bitirmek için. Hahaha, yok yok, elime alıp yatağa gittim, bir baktım bitmiş.
Sokaktaki karakterler öyle gerçekçi ki, okurken sanki o sokağı biliyormuşum gibi hissettim. Gayet severek okudum.
" Hayat güzeldir ve zevklidir, ama kötü bir ruhun karamsarlığı en iştah açıcı lezzeti bile kirletir."
" Bildiğin gibi, herhangi birimizin hayatta olması bir mucizedir. İnsanın tek saniye bile hayatta kalması Allah'ın mucizelerindendir. İnsanların hayatı peşpeşe gelen mucizelerden oluşur. "
Bu haftalık bu kadarcık. İçimdeki yapboz canavarı daha fazla okumama izin vermiyor bugünlerde :D
Sokaktaki karakterler öyle gerçekçi ki, okurken sanki o sokağı biliyormuşum gibi hissettim. Gayet severek okudum.
" Hayat güzeldir ve zevklidir, ama kötü bir ruhun karamsarlığı en iştah açıcı lezzeti bile kirletir."
" Bildiğin gibi, herhangi birimizin hayatta olması bir mucizedir. İnsanın tek saniye bile hayatta kalması Allah'ın mucizelerindendir. İnsanların hayatı peşpeşe gelen mucizelerden oluşur. "
Bu haftalık bu kadarcık. İçimdeki yapboz canavarı daha fazla okumama izin vermiyor bugünlerde :D
13 Nisan 2020 Pazartesi
Nostaljik Pazartesi
Sizi çok güzel bir yere götürüyorum.
Eminim yurt dışına gitmek deyince ilk aklınıza gelen yer Kopenhag değildir ama bizim çocuklarla gittiğimiz ilk yer orasıydı. Üstelik öyle de eğlendik ki, bilim merkezi, ilk lunaparkı, tekne turu, şatoları, bahçeleri, koskocaman lego mağazası.
Neyse şimdi daha sakin bir köşeye bakalım.
Eminim yurt dışına gitmek deyince ilk aklınıza gelen yer Kopenhag değildir ama bizim çocuklarla gittiğimiz ilk yer orasıydı. Üstelik öyle de eğlendik ki, bilim merkezi, ilk lunaparkı, tekne turu, şatoları, bahçeleri, koskocaman lego mağazası.
Neyse şimdi daha sakin bir köşeye bakalım.
23 Temmuz 2013 Salı
Kastellet
Yolun sonundaki Churchill Park'a giriyoruz en sonunda.
Eski binalara bayılıyorum ama bu ağaçlar yok mu bu ağaçlar. Hele bir de su kıyısındaysa, bırakın beri oralarda...
Hemen çimenlere atıyorum tabi kendimi. Sessizlik, rüzgâr, ağaçlar, bulutlar....
Tamam tamam kalkıyorum çimenlerden...
Burası da St Alban Kilisesi'ymiş. Bir milyon fotoğrafını çektim uzaktan ama oraya kadar yürüyecek halimiz kalmamıştı artık. (Bknz)
Bu manzaraya bakılmaz mı saatlerce?
Evet sonunda Kastellet'e ulaşıyoruz. (Bknz) Kapının önünde bu hüzünlü asker karşılıyor bizi. Burası bir askeri kale.
İki kapısı var, etrafı kanallarla çevirili...

İçerdeki binalar bize Yalova'da oturduğumuz lojmanı hatırlatıyor , gülüyoruz.
Derken arkasındaki bu alana çıkıyoruz.
Nasıl güzelliktir bu eski yel değirmenleri..
Oradan kalkıp Küçük Deniz Kızı Heykeli'ne, St Alban Kilisesi'ne bakamadıysak suç hep bu manzarada :)
Biraz mola vermek isteyenler buraya...
Eski binalara bayılıyorum ama bu ağaçlar yok mu bu ağaçlar. Hele bir de su kıyısındaysa, bırakın beri oralarda...
Hemen çimenlere atıyorum tabi kendimi. Sessizlik, rüzgâr, ağaçlar, bulutlar....
Tamam tamam kalkıyorum çimenlerden...
Burası da St Alban Kilisesi'ymiş. Bir milyon fotoğrafını çektim uzaktan ama oraya kadar yürüyecek halimiz kalmamıştı artık. (Bknz)
Bu manzaraya bakılmaz mı saatlerce?
Evet sonunda Kastellet'e ulaşıyoruz. (Bknz) Kapının önünde bu hüzünlü asker karşılıyor bizi. Burası bir askeri kale.
İki kapısı var, etrafı kanallarla çevirili...
İçerdeki binalar bize Yalova'da oturduğumuz lojmanı hatırlatıyor , gülüyoruz.
Derken arkasındaki bu alana çıkıyoruz.
Nasıl güzelliktir bu eski yel değirmenleri..
Oradan kalkıp Küçük Deniz Kızı Heykeli'ne, St Alban Kilisesi'ne bakamadıysak suç hep bu manzarada :)
Biraz mola vermek isteyenler buraya...
12 Nisan 2020 Pazar
Ortaya Karışık
Bugün de doyduk çok şükür.
Ramazanda böyle olurum bir de, ilk iki hafta mutfakta coştuktan sonra son haftalar canım hiçbir şey çekmez, öyle bakıp dururum ne yapsam diye.
Pazara gitme ümidim sokağa çıkma yasağı ile güme gidince, üzerine bu akşam gelecek market siparişim de salı akşamına kalınca temizliği yapacak kıvama geldi buzdolabı. (Bak hiç buna bağlayacağımı düşünmemiştin di mi :D)
Sebzelikteki kalanlar mercimek çorbasının içine girdi. Bir kaç elma portakal, limon. Üç de havucum var şu an .
Oldum olası severim evde son kalanlarla birşeyler uydurmayı.
Meselâ yumurta yok, süt yok, şimdi vegan kek yapmiim de ne zaman yapiim :D
Bu seferki yapboz beni bayağı oyalayacak sanırım. Sarı, pembe ve yeşil dışında bişey yok, hem de 1500 parça. Dün akşam sadece çerçevesini iki saatte bitirdim sanırım.
Bu arada akşam puzzle yaparken bi içim daraldı. Allah Allah, gayet keyifli bir uğraş içindeyim, niye daraldım derken anladım. Fonda Can Prison Break izliyor ve ben aşırı doz gerili müziğine maruz kalmaktan az sonra balkon kapısından içeri maskeli silahlı adamlar girecek moduna geçmişim. (Yukarıdaki videocuğun sesini açarsanız anlayacaksınız dediğimi, telefon iyi çekmemiş ama :)
Şu an durumum şu.
Huzur kulaklıkta arkadaşlar :D
Her zaman dolu olan takvimime baktım bu ay hiçbir şey yazmamışım, puzzle #1, #2, #3 diye onları kaydettim. Yakında sucu geldi, migros kargosu filan diye notlar düşersem ileride aile tarihimizde bilgilendirici olacaktır diye düşünüyorum.
Evet yine yavrumuz oldu. Kumrular hiç aralıksız yumurtluyorlar. Geçen seferki yumurtayı kaptırdıklarında yuvalarını bozmuştuk ama inatçı şeyler yine geldiler. On beş gün kovaladıktan sonra pes ettik. Eh bu yavrunun büyümesi bir ayı geçer . Sonrasında giderler umarım.
Yılın ilk leylağını topladım.. Gidip gelip kokluyorum. İyi ki yeşillik içinde bir sitedeyiz de baharı kaçırmadık evde dururken :)
Bizde durumlar böyle.
Hepinize iyi pazarlar.
Ramazanda böyle olurum bir de, ilk iki hafta mutfakta coştuktan sonra son haftalar canım hiçbir şey çekmez, öyle bakıp dururum ne yapsam diye.
Pazara gitme ümidim sokağa çıkma yasağı ile güme gidince, üzerine bu akşam gelecek market siparişim de salı akşamına kalınca temizliği yapacak kıvama geldi buzdolabı. (Bak hiç buna bağlayacağımı düşünmemiştin di mi :D)
Sebzelikteki kalanlar mercimek çorbasının içine girdi. Bir kaç elma portakal, limon. Üç de havucum var şu an .
Oldum olası severim evde son kalanlarla birşeyler uydurmayı.
Meselâ yumurta yok, süt yok, şimdi vegan kek yapmiim de ne zaman yapiim :D
Bu seferki yapboz beni bayağı oyalayacak sanırım. Sarı, pembe ve yeşil dışında bişey yok, hem de 1500 parça. Dün akşam sadece çerçevesini iki saatte bitirdim sanırım.
Bu arada akşam puzzle yaparken bi içim daraldı. Allah Allah, gayet keyifli bir uğraş içindeyim, niye daraldım derken anladım. Fonda Can Prison Break izliyor ve ben aşırı doz gerili müziğine maruz kalmaktan az sonra balkon kapısından içeri maskeli silahlı adamlar girecek moduna geçmişim. (Yukarıdaki videocuğun sesini açarsanız anlayacaksınız dediğimi, telefon iyi çekmemiş ama :)
Şu an durumum şu.
Huzur kulaklıkta arkadaşlar :D
Her zaman dolu olan takvimime baktım bu ay hiçbir şey yazmamışım, puzzle #1, #2, #3 diye onları kaydettim. Yakında sucu geldi, migros kargosu filan diye notlar düşersem ileride aile tarihimizde bilgilendirici olacaktır diye düşünüyorum.
Evet yine yavrumuz oldu. Kumrular hiç aralıksız yumurtluyorlar. Geçen seferki yumurtayı kaptırdıklarında yuvalarını bozmuştuk ama inatçı şeyler yine geldiler. On beş gün kovaladıktan sonra pes ettik. Eh bu yavrunun büyümesi bir ayı geçer . Sonrasında giderler umarım.
Yılın ilk leylağını topladım.. Gidip gelip kokluyorum. İyi ki yeşillik içinde bir sitedeyiz de baharı kaçırmadık evde dururken :)
Bizde durumlar böyle.
Hepinize iyi pazarlar.
Ergenlik Hallerime Dönüş :D
Akşam Kürşad'la sohbet ederken "Tıpkı eski günlerimizdeki gibi abla" dedi. "Yine bu mahalledeyiz, gidebildiğimiz en uzak yer kırtasiyeydi, şimdi de ona benzedi" :)
O sırada farkına vardım.
Dikkat ederseniz ben bu süreçte evdeyiz, aman da bi yerleri özledim krizine girmedim . Benim gibi gezenti birisi tam bir aydır evden çıkmıyor. Anneme uğrayıp ihtiyaçlarını götürdüğüm zamanlardaki yirmi dakikalık süreyi saymazsak hemen hiç çıkmadım.
Nasıl oluyo bu iş?
Ben ortaokuldan lise sona bütün yaz tatillerini odasından çıkmadan geçirmiş bir kızım anacım. Elimde hikâye yazdığım defterim, yanıbaşımda teybim, radyom,annemlerin harika kütüphanesi, aldığım Onyedi ve Hey dergilerim.
Eh, takdir edersiniz ki bu bir ay daha benim sınırlarımı aşamaz. Hemi de internetim ve sinema sistemim de varken, ooooo :D
O sırada farkına vardım.
Dikkat ederseniz ben bu süreçte evdeyiz, aman da bi yerleri özledim krizine girmedim . Benim gibi gezenti birisi tam bir aydır evden çıkmıyor. Anneme uğrayıp ihtiyaçlarını götürdüğüm zamanlardaki yirmi dakikalık süreyi saymazsak hemen hiç çıkmadım.
Nasıl oluyo bu iş?
Ben ortaokuldan lise sona bütün yaz tatillerini odasından çıkmadan geçirmiş bir kızım anacım. Elimde hikâye yazdığım defterim, yanıbaşımda teybim, radyom,annemlerin harika kütüphanesi, aldığım Onyedi ve Hey dergilerim.
Eh, takdir edersiniz ki bu bir ay daha benim sınırlarımı aşamaz. Hemi de internetim ve sinema sistemim de varken, ooooo :D
9 Nisan 2020 Perşembe
Bizim Can'ın Emeklilik Halleri (Cıks Emekli Olmasın Hiç)
Can'la emeklilik provası yapıyoruz bugünlerde
İlk 15 gün : Genel olarak sabaha kadar abuk diziler izleyip akşama kadar sağda solda uyukladı.
16. Gün : İlk defa evi süpürürken elimden süpürgeyi alıp ben yapayım dedi. Gözlerim yaşardı. Ve fakat ısrarla gözlük takmadığı için hiçbir şeyi görmediğinden. Koca ev on dakikada bitti. Saç kıl hepsi kalmış . Görmedikten sonra önemi yokmuş :}
20. Gün :Salataya sos hazırlar mısın dedim, yağda yüzen marulları yiyemedim.
Balığın paketini musluğa boşaltır mısın, elim kirlenmesin dedim, bütün pis suyunı yere döktü. E döktün de bakıp duracağına bez alıp silsene dedim. Sildiği balıklı bezi temizlerin arasına atmış. Tabi bez nerede gibi sorulardan bahsetmiyorum.
Sonra da araba kullanamayan kadınlar trafiğe çıkmasın der. Babababa.. İnsanlar da değil kadınlar. Yetenekleri yokmuş. Eee, erkekleri de eve sokmayalım bu bağlamda dedim ben de, bi işe yaradığınız yok. (Genellemelerden hoşlanmam ama hakkediyor. Üstelik üç tembel hayvanla birlikte yaşıyorum, gelmeyin üstüme)
22. Gün : Patates kızartması isteyince gel de patatesleri soy o zaman dedim. Şansına da bozuk bir patates çıkmış. Üstten bir katman almış her türlü karalıklar, çürükler duruyor. Pişince gidermiş. ( Hayır yemekle ilgili ahkâm kesebilmesine de hayranım :D)
Dört patatesten bir buçuğunu soyup doğramayı başardı.
Evi süpürdü. Halının üzeri düzgün süpürülsün diye sehpayı kenara almıştım. O sehpa altında tozlarla kenarda duruyor. Hayır yerine alsa görecek, o da olmadı cam sehpa, altı zaten görünüyor :)
Bir adet cam sildi. Ben de ne nankörüm yav, adam cam bile silmiş.
Bir ay daha durursa yaprak bile sarar valla. Hahaha :D
Haaa bir ayın sonunda üç erkek tabaklarınızı kaldırın demeden tabakları bulaşık makinasına koymaya %70 oranında başladılar. Çatal, bardak, kaşıklarda da bu orana yaklaşırsak tamamdır.
Henüz ortaya çıkan sandalyeleri yerine koymayı akıl edemiyorlar.
Tabakları dışında sofrada birşey varsa onu hiç görmüyorlar.
Güya oğlanları doğduklarından beri sorumluluk verip kendi işlerini kendilerine yaptırarak büyüttüydüm ben . Eğitim bi işe yaramadı, babalarının genleri baskın çıktı :D
Eee, sizde durumlar nasıl?
İlk 15 gün : Genel olarak sabaha kadar abuk diziler izleyip akşama kadar sağda solda uyukladı.
16. Gün : İlk defa evi süpürürken elimden süpürgeyi alıp ben yapayım dedi. Gözlerim yaşardı. Ve fakat ısrarla gözlük takmadığı için hiçbir şeyi görmediğinden. Koca ev on dakikada bitti. Saç kıl hepsi kalmış . Görmedikten sonra önemi yokmuş :}
20. Gün :Salataya sos hazırlar mısın dedim, yağda yüzen marulları yiyemedim.
Balığın paketini musluğa boşaltır mısın, elim kirlenmesin dedim, bütün pis suyunı yere döktü. E döktün de bakıp duracağına bez alıp silsene dedim. Sildiği balıklı bezi temizlerin arasına atmış. Tabi bez nerede gibi sorulardan bahsetmiyorum.
Sonra da araba kullanamayan kadınlar trafiğe çıkmasın der. Babababa.. İnsanlar da değil kadınlar. Yetenekleri yokmuş. Eee, erkekleri de eve sokmayalım bu bağlamda dedim ben de, bi işe yaradığınız yok. (Genellemelerden hoşlanmam ama hakkediyor. Üstelik üç tembel hayvanla birlikte yaşıyorum, gelmeyin üstüme)
22. Gün : Patates kızartması isteyince gel de patatesleri soy o zaman dedim. Şansına da bozuk bir patates çıkmış. Üstten bir katman almış her türlü karalıklar, çürükler duruyor. Pişince gidermiş. ( Hayır yemekle ilgili ahkâm kesebilmesine de hayranım :D)
Dört patatesten bir buçuğunu soyup doğramayı başardı.
Evi süpürdü. Halının üzeri düzgün süpürülsün diye sehpayı kenara almıştım. O sehpa altında tozlarla kenarda duruyor. Hayır yerine alsa görecek, o da olmadı cam sehpa, altı zaten görünüyor :)
Bir adet cam sildi. Ben de ne nankörüm yav, adam cam bile silmiş.
Bir ay daha durursa yaprak bile sarar valla. Hahaha :D
Haaa bir ayın sonunda üç erkek tabaklarınızı kaldırın demeden tabakları bulaşık makinasına koymaya %70 oranında başladılar. Çatal, bardak, kaşıklarda da bu orana yaklaşırsak tamamdır.
Henüz ortaya çıkan sandalyeleri yerine koymayı akıl edemiyorlar.
Tabakları dışında sofrada birşey varsa onu hiç görmüyorlar.
Güya oğlanları doğduklarından beri sorumluluk verip kendi işlerini kendilerine yaptırarak büyüttüydüm ben . Eğitim bi işe yaramadı, babalarının genleri baskın çıktı :D
Eee, sizde durumlar nasıl?
7 Nisan 2020 Salı
Kitap Salı
Bakalım bu hafta salımızda neler var.
Ömer Seyfettin hikâyelerini ortaokul lise çağlarında okumuşumdur herhalde bol bol. Seri halde vardı bizde. Bu yaşımda tekrar okumak iyi oldu. İnsan yaş aldıkça yeniden okumalı kitapları.
" Ey genç muharrir! Gel, sen kahraman ol! Nefsini düşünme. Boş gururu, menfaatperverliği bırak. Milletini uyandır."
36 yaşında akciğer kanseri olan bir beyin cerrahının hayatının son günlerinde yazdığı kitabı. Öyle bir insan ki hem edebiyat hem tıp okumuş. Sonra beyin cerrahı olmayı seçmiş uzmanlığında. Bir yandan nörolojik çalışmalara katılmış. Eşi de doktor. Çılgın çalışma tempolarında bir anda hastalıkla yüzyüze geliyorlar.
Konusuna rağmen hiç duygu sömürüsü yapmamış, bundan özellikle kaçınmış. Hatta salya sümük ağlarım diyordum ama son sahnesi dışında ağlamadan bitirdim kitabı.
Hayatın bir varmış bir yokmuşluğunu insanın yüzüne çarpan böyle kitaplar insanın kendisine çeki düzen vermesi için iyi oluyor.
Ölüm varsa hayatın anlamı ne diye soranlar,
Her nefesle günden güne havaya karışanlar!
Meçhuldür sizden sonrakiler, unutuldu hep öncekiler.
Ruhlar baki olsa da, zamana yenik,düşer fani bedenler.
Ey okur! Öyleyse, zamanın hakkını ver, hâlâ vaktin varken,
Niye ölümü kovalarsın, henüz hayattayken!
Baron Brooke Fulke Greville
" Kusursuzluğa ne kadar yaklaşırsanız yaklaşın asla ulaşamazsınız, ama yaklaşmak için hiç durmadan çabalayacağınız sonsuz bir hedefe pekâla inanabilirsiniz"
"Öğrenmenin azı tejlikeli bir iştir. İlham pınarından içeceksen ya kana kana iç ya da taına bile bakma hiç" (Alexander Pope)
"Aslında sorun bilimsel değildi. Ölümün kendisi zaten rahatsız edici bir gerçekti , ama ne yazık ki yaşamanın başka bir yolu da yoktu."
Bu kitabıma yeni başladım. (Tamam hâlâ yapboz çok vaktimi alıyor :) Bir sokağın sakinlerinin hikâyesi. Anlatımını sevdim, daha çok başındayım. Haftaya biter herhalde.
Bu haftalık da bu kadarrrr :)
Ömer Seyfettin hikâyelerini ortaokul lise çağlarında okumuşumdur herhalde bol bol. Seri halde vardı bizde. Bu yaşımda tekrar okumak iyi oldu. İnsan yaş aldıkça yeniden okumalı kitapları.
" Ey genç muharrir! Gel, sen kahraman ol! Nefsini düşünme. Boş gururu, menfaatperverliği bırak. Milletini uyandır."
36 yaşında akciğer kanseri olan bir beyin cerrahının hayatının son günlerinde yazdığı kitabı. Öyle bir insan ki hem edebiyat hem tıp okumuş. Sonra beyin cerrahı olmayı seçmiş uzmanlığında. Bir yandan nörolojik çalışmalara katılmış. Eşi de doktor. Çılgın çalışma tempolarında bir anda hastalıkla yüzyüze geliyorlar.
Konusuna rağmen hiç duygu sömürüsü yapmamış, bundan özellikle kaçınmış. Hatta salya sümük ağlarım diyordum ama son sahnesi dışında ağlamadan bitirdim kitabı.
Hayatın bir varmış bir yokmuşluğunu insanın yüzüne çarpan böyle kitaplar insanın kendisine çeki düzen vermesi için iyi oluyor.
Ölüm varsa hayatın anlamı ne diye soranlar,
Her nefesle günden güne havaya karışanlar!
Meçhuldür sizden sonrakiler, unutuldu hep öncekiler.
Ruhlar baki olsa da, zamana yenik,düşer fani bedenler.
Ey okur! Öyleyse, zamanın hakkını ver, hâlâ vaktin varken,
Niye ölümü kovalarsın, henüz hayattayken!
Baron Brooke Fulke Greville
" Kusursuzluğa ne kadar yaklaşırsanız yaklaşın asla ulaşamazsınız, ama yaklaşmak için hiç durmadan çabalayacağınız sonsuz bir hedefe pekâla inanabilirsiniz"
"Öğrenmenin azı tejlikeli bir iştir. İlham pınarından içeceksen ya kana kana iç ya da taına bile bakma hiç" (Alexander Pope)
"Aslında sorun bilimsel değildi. Ölümün kendisi zaten rahatsız edici bir gerçekti , ama ne yazık ki yaşamanın başka bir yolu da yoktu."
Bu kitabıma yeni başladım. (Tamam hâlâ yapboz çok vaktimi alıyor :) Bir sokağın sakinlerinin hikâyesi. Anlatımını sevdim, daha çok başındayım. Haftaya biter herhalde.
Bu haftalık da bu kadarrrr :)
Güneş Yüzünü Gösterdiii :)
Günaydın millet :)
Hava buz gibi ve fırtınalı olmaya devam ediyor ama en azından güneş açtı bu sabah.
Tabii ki her aklı başında ev kadını gibi hemen makinaya çamaşır attım.
Evde durma meselesi bir bu işe yaradı, bir haftadır ilk defa çamaşır yıkıyorum :) Kimse hiç dışarı çıkmayınca evde serdik iyice :)
Bir haftadır spor yapmıyorum. Nane molla halim geçsin dedim ama geçmiyor. Ateşim 37,5, burnum tıkalı, genzim dolu. Ateşim artmıyor ama düşmüyor da. Kendimi hel sersem sepet hissediyorum. Yarın spora başlamaya karar verdim. Ne bu be. Bari hastalanacaksam tam hastalanırım.
İkinci yapbozu da bitirdim. Bozup tekrar kutuya koydum. Anneme vereceğim. O yapmıştı zaten ama bi daha yapar artık ::
Hemen yenisini açtım. Bundan başka dört tane daha var yapılacak :) Bir ara masa uzaklığını gözlüklü de gözlüksüz de göremediğimden yapboz yapmayı bırakmıştım. Tabi sürekli misafirim olduğundan masam da boş kalmıyordu yapboz için. Annemden gelenler birikmiş. Bugünler için biriktirmişim :) Ruh sağlığımı yapbozlara borçluyum :)
Seyredecek film bulamıyorum. Dizi de. Entrikalı, abuk dizilerden bıktım. Geçen akşam film ararken Kör Nokta'yı gördüm. Bir daha izledim. Bayılıyorum bu filme. Çok iyi geldi.
Dün akşam da Rüzgârı Dizginleyen Çocuk 'u izledik. Ne zamandır aklımdaydı. Ne yaşamlar var dünya üzerinde. Bilgi ne önemli şey. Rüzgâr orada, su kuyuları orada, motoru malzemesi orada ama kimsenin aklına kullanmak gelmiyor. Parasızlık, eğitimsizlik, açlık, bir kısır döngü içinde her şey.
Geçen gün yaptığım acı tatlı soslu tavuk çok güzel oldu. Eksik malzemelere vardı ama sosunu istediğimiz gibi yapmayı başardım. Yalnız bir dahaki sefere tavuğu nişastaya bulayıp yapmak yerine yumurta ve una bulayıp kızartacağım.
Sosu için:
1 yk soya sosu
3 yk mirin (bunu koymadım, yerine biraz daha su ekledim)
2 yk elma sirkesi
1 yk acı biber ezmesi ( acı biber salçası + acısso+ pul biber koydum)
3 yk bal
2 tk susam yağı (zeytinyağının suyu mu çıkmış :)
1 yk esmer şeker
1 tk sarımsak ezmesi
1 tk taze zencefil rendesi
Karabiber
Yemeğin tarifi şurada. Tavsiye ederim :)
Eveet, bugünlük böyle. Gidip Metehan'ın çiyzketkinin üzerindeki sosunu hazırlayayım. Bugün etli dolma yapacağım. Yapbozun başından ayrılabilirsem :)
Hava buz gibi ve fırtınalı olmaya devam ediyor ama en azından güneş açtı bu sabah.
Tabii ki her aklı başında ev kadını gibi hemen makinaya çamaşır attım.
Evde durma meselesi bir bu işe yaradı, bir haftadır ilk defa çamaşır yıkıyorum :) Kimse hiç dışarı çıkmayınca evde serdik iyice :)
Bir haftadır spor yapmıyorum. Nane molla halim geçsin dedim ama geçmiyor. Ateşim 37,5, burnum tıkalı, genzim dolu. Ateşim artmıyor ama düşmüyor da. Kendimi hel sersem sepet hissediyorum. Yarın spora başlamaya karar verdim. Ne bu be. Bari hastalanacaksam tam hastalanırım.
İkinci yapbozu da bitirdim. Bozup tekrar kutuya koydum. Anneme vereceğim. O yapmıştı zaten ama bi daha yapar artık ::
Hemen yenisini açtım. Bundan başka dört tane daha var yapılacak :) Bir ara masa uzaklığını gözlüklü de gözlüksüz de göremediğimden yapboz yapmayı bırakmıştım. Tabi sürekli misafirim olduğundan masam da boş kalmıyordu yapboz için. Annemden gelenler birikmiş. Bugünler için biriktirmişim :) Ruh sağlığımı yapbozlara borçluyum :)
Seyredecek film bulamıyorum. Dizi de. Entrikalı, abuk dizilerden bıktım. Geçen akşam film ararken Kör Nokta'yı gördüm. Bir daha izledim. Bayılıyorum bu filme. Çok iyi geldi.
Dün akşam da Rüzgârı Dizginleyen Çocuk 'u izledik. Ne zamandır aklımdaydı. Ne yaşamlar var dünya üzerinde. Bilgi ne önemli şey. Rüzgâr orada, su kuyuları orada, motoru malzemesi orada ama kimsenin aklına kullanmak gelmiyor. Parasızlık, eğitimsizlik, açlık, bir kısır döngü içinde her şey.
Geçen gün yaptığım acı tatlı soslu tavuk çok güzel oldu. Eksik malzemelere vardı ama sosunu istediğimiz gibi yapmayı başardım. Yalnız bir dahaki sefere tavuğu nişastaya bulayıp yapmak yerine yumurta ve una bulayıp kızartacağım.
Sosu için:
1 yk soya sosu
3 yk mirin (bunu koymadım, yerine biraz daha su ekledim)
2 yk elma sirkesi
1 yk acı biber ezmesi ( acı biber salçası + acısso+ pul biber koydum)
3 yk bal
2 tk susam yağı (zeytinyağının suyu mu çıkmış :)
1 yk esmer şeker
1 tk sarımsak ezmesi
1 tk taze zencefil rendesi
Karabiber
Yemeğin tarifi şurada. Tavsiye ederim :)
Eveet, bugünlük böyle. Gidip Metehan'ın çiyzketkinin üzerindeki sosunu hazırlayayım. Bugün etli dolma yapacağım. Yapbozun başından ayrılabilirsem :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




















