3 Mayıs 2014 Cumartesi

Kendime Not

Yapamamlarımı nasıl yaparıma çevirmezsen hayatın bir şey yapmadan geçip gidecek haberin olsun...

Gülümseyin:-)


Sabahın ilk saatleri:-) Balkonuma sabah güneşi vurmaya başlamış, çiçeklerim pek hoş gözüküyordu, ben de bir milyonuncu fotoğraflarını çektim. Benim çiçekler Heidi Klum'dan daha çok poz veriyorlar:-)

Hepinize günaydın, ışıl ışıl bir güne açılsın sabahınız:-)

Not:  3993. post olmuş bu:-)

2 Mayıs 2014 Cuma

Nihayet Üç Deliyi İzleyebildim :-)

Metos ile Bilgiç yaz kampımda izlemişlerdi, o zamandan beri ben de istiyordum izlemek. Bir çok blogda da rastladıkça merakım artıyordu.

Bol kahkaha attim, bol göz yaşı döktüm. ( Siz de döktünüz di mi, ben dondurma reklâmında bile ağlayabildiğim için işin bu kısmından emin olamıyorum pek:-)

Hiç anlamadan üç saate yakın zaman geçti. Bence her anne baba, öğretmen ve öğrenci, ay ne diyorum ben, herkes seyretsin işte anacım.


3 Idiots - Makine nedir ? paylaşan: TeknoCepni

Ta Daaam

Can beni anneme götürdü:-)  Böylece beş dakika uzaklıktaki anneme bir ay sonra ilk defa gidebildim:-)

Bilgiç'i okula götürdüğüm güne göre daha iyi hisediyorum kendimi.

Bir de yürüyüşe çıkıp ter atmaya başlasam çok mutlu olacağım, depresyona girdim resmen:-) ( He canım bu benim depresif halım, aşağılamayalım depresyonumu, beni sıkıyor işte:-)

Bugün Yaşasın Cuma :)


1 paylaşan: metebilge1

Biraz içimiz açılsın dedim.

Şarkıyla zamanda yolculuk yapmak serbesttir :)

Video çabuk yüklensin diye düşük kaliteli, fazla büyütmeden izleyin anacım.

Sonra izlerim deme, beş dakika ayır kendine, iyi gelecek bak :)

Bizimkilerin İleride Geri Tepebilecek Halleri

Çocuklarım sürekli bir gezme halindeler. Analarıyla babaları küçükken çok gezmemiş tipler olarak her fırsatta kendilerini yollara atmaya bayılıyorlar ne de olsa.

Şöyle bir düşünüyorum da.İlerde arkadaşlarıyla bir yerlere gitme planı yaparlarken, "Iııh, oraya gittim, olmaz, orayı da gördüm, orası mı beş kere falan gezdim" diyerek milleti gıcık ederler mi acaba?

Minare Gölgesi


Cehennem


1 Mayıs 2014 Perşembe

Larry Kaçış Planıyla Dünyanın Sonunda Aradığı Kral Olacak mı :-)

Bu hafta film seyrettim bayağı, nasıl oldu ben de bilmiyorum:-) Sürekli sinemaya gittiğimiz okul yıllarının ardından zar zor film beğenip seyredene dönüştüm ya, inanılır gibi değil.Sinema paketine üye olmamıza rağmen o kadar ender ki seyredecek film bulduğum.

Neyse, bakalım neler izlemişim:-)

Larry Crowne, oyuncular sebebiyle izleyelim dediğim filmlerden biriydi. Vasattı ama bir şey düşünmeden vakit geçirmek için güzel. (Bknz)


Bir başka film  Kaçış Planı. Silvester ve Arnold ağabeyleri özlemişim:-) Pek izleme niyetlisi değildim ama Can seyrederken baktım ben de dalmışım:-) Güzel bir macera filmiydi:-) ( Bknz)



İlk ve Son Aşkım var sırada. Niye de ismini böyle çevirmişlerse. Komedi diyor ama pek komedi de değil, ne bileyim. Seyrettim yine de sonuna kadar. Beyazperdedeki eleştirilere katılıyorum, ama yapacak başka işim yok diyorsanız:-) (Bknz)


Son olarak da Zoraki Kral ki daha önce hakkında yazmış mıydım hatırlamıyorum şimdi. Zira ikinci defa yine büyük bir keyifle seyrettim. Daha başka söze gerek var mı bilmem:-) ( Bknz)


İşte bu da böyle bir yazıydı netekim, ben şimdi gidip film festivali katoloğuma bakıp iç geçireyim biraz:-)

Mayıs

Ah Mayıs, güzel Mayıs... Hayatının baharında kaybettiklerimiz var, baharlar hüzünlü.. Bayramımız buruk. Karışık her şey.

Şimdi kırlarda piknik yapmaya gidiyor olurduk biz küçükken. Ne o kırlar kaldı Mayıs, ne piknikler. Çocuklarımızı bahçeye bile yollayamaz olduk. Ve fidanlarımız bambaşka rüzgârlara boyun eğmemek için kırıldılar. Yüreğimiz buruk.

Ah Mayıs, şimdi papatyalardan taç yapmamız gerekirdi başımıza. Mendil kapmaca oynarken sımsıkı tutmamız gerekirdi ellerimizi. Islansak ıslansak bahar yağmurlarıyla ıslanmalıydık. Ve sadece toz kaçtığından yaşarmalıydı gözlerimiz.

Ah Mayıs, güzel Mayıs. Ne baharımız kaldı, ne gençliğimiz, ne sporumuz kaldı ne özgürlük ve anayasamız... Sen ne harikaydın ben küçükken. Baştan sona şölen gibi geçerdin. Biz seni nasıl coşkuyla kutlardık.

Şimdi yüreğimiz burkuk, kalbimiz kırık, önümüz belirsiz, ardımız hüzün...

Ama yine de sen baharsın ya,kupkuru dallar çiçekleniyor , taşların arasından papatyalar çıkıyor ya yine de. Bir minik kuş neşeyle şakıyor ve çocuk kahkahası geliyor ya. Bir umut yeşeriyor yüreğimizde.

Hoş geldin...