6 Ocak 2006 Cuma

Aklina kirmizi bir cekic geldi, degil mi?

Eger verdigin cevap bu degilse, sen anormal sayilmasa da farkli
bir
akla
sahip olan %2 insandan birisin.


Insanlarin %98’i bu alistirmayi yapinca kirmizi bir cekic diye
yanitliyor.

Dilek

Tatil geliyor. Geldi bile sayılır. Haydi oyun oynayalım...

Herkes kendisinden sonra gelen için güzel bir dilekte bulunsun. Ama sağlık, mutluluk gibi genel şeyler istemiyorum. . Yaratıcılığımızı kullanalım biraz.

Ah, kimse numara yapmasın, gelen alsın dileğini, bunu beğenmedim sonra geleyim yok. Bir kere okuduysan, ne yaparsan yap o senin olur zaten.

Şimdiiii, ne dilesem acaba...

Hımmm..

"Hani kendine sorduğun o çok zor sorular var ya, onların cevaplarını bulmanı diliyorum..."

5 Ocak 2006 Perşembe

Aslında

Yaşadıklarından değil kendine yaşatmadıklarından suçluluk duymalısın...

Gerçekten

Görüyor musun?

Duyuyor musun?

Yaşıyor musun?

..........

Arayış


Belki de düşünmemek gerekiyor bu kadar çok. Kendimi bulmaya çalışırken, kaybediyorum.

Yine Ebelendim




Metehan'ın küçüklüğünde ideal anne profili çiziyordum.

-Oğlum hadi şuraya gidelim.
- Elimi tutar mısın? Bak düşebilirsin dikkat et.

Gibi cümlelerimi sakince söylüyor, söylediğimi anlayan akıllı bıdıkla yaşıyordum. Meselâ bahçeye çıkardık, Metehan asla uzaklaşmaz, uzaklaşan komşu çocuğunu haber verir, yanımda oynardı. Ben de güler yüzlü sakin anne olarak otururdum sandalyemde.

Ve Bilgehan geldi.


- Bilgehaaaannnnn buraya gel!!!..
- O böcek yenmez.. Çıkart dedim!!!....
- Oğlum nereye gidiyorsun, bak araba çıkacak şimdi oradan, gel bu tarafaaa!!!...
- Hayır o bisiklete binemiyorsun henüz, senin iki katın. Bak , ben ne diyorum!!!...
(Sözler işe yaramadığı için sonunda yaka paça kucağa alarak duruma müdahale ediliyor tabi)

Bir anda sakin, huzurlu, ideal anne görüntüm ciyak ciyak bir kadına dönüştü. Allah'ım ben çok güzel çocuk büyütmüyormuşum meğer çocuk kendi kendine öyle büyüyormuş.

Şimdi durum pek farklı değil. İşin kötüsü ağabeyi de ona uydu artık. Benim de boğazım her daim ağrıyor.

- BİLGEHAN ABİNİ RAHAT BIRAK VURULMAZ ÖYLE!!!

-METAHAN KOŞTURMAYIM MAĞAZANIN İÇİNDE ÇARPACAKSINIZ BİR YERLERE ŞİMDİ!!!

-METEHAN YEMEĞİNİ YEE...

-BİLGEHAN BURAYA GEL AL ŞUNU DA AĞZINA.... HADİ ÇİĞNE AMA...

- KARDEŞİNİN ÜZERİNE OTURMAAAA...

- ABİNİ ISIRMA SAKIN...

Sıralamakla bitmez.

Metehan'la ne dolap kapağı kilitledim ne tuvalet. Bilgehan klozette çok banyo yaptı. Bir keresinde Can elindeki ekmeği oraya bandırırken yakalamış. Bir seferinde de evde en az 20 kişi misafir var, çocuklar tuvalet kapısını açık unutmuşlar. Sifonu da çekememişler daha da beteri. Bir saniye Bilgehan'ı gözden kaybettim. ... Evet, aynen öyle... Herkesi kendi haline bırakıp çocuk yıkayarak geçirdim gecenin kalanını ..

Hım, salondaki orta sehpaya çiş yapmasını anlatmış mıydım?

-Oğlum sen ne yapıyorsun?
-Çişimi yapıyorummm.
-Oğlum oraya çiş yapılır mı?
-Ben buraya yapıcam...

Bilgehan'la ters köşeye yattım.

Ama durun bir tane de Metehan hikâyesi anlatayım.

Gece, hava kararmış, elimde torba taşıdığım için elini tutamıyorum Metehan'ın. O da iki yaşında ve karanlıktan ürküyor. Oyalayıp dikkatini dağıtmak için konuşuyorum.

-Oğlum, bak ne güzel yıldızlar öyle değil mi?
-Evet anne.. Bak bu büyük ayı, bu küçük ayı. Hımm, şu daa kutup yıldızı.
-?!???

İşte böyle. Aslıcım konu biraz saptı... Bu sefer de böyle olsun bakalım.

Kural

İstediğin kadar akıllı ol, oyunun kurallarını bilmedikten sonra kazanamazsın.

Biliyor musun?

Çok yaklaşmıştım bir keresinde...

4 Ocak 2006 Çarşamba

Anne Olmak

Aslı tarafından ebelenmişim yine... Çocuklardan önceki hayatımı hatırlamak o kadar uzak ki. Bir de çocuğuna göre de değişiyor. Metehan'da ev düzenimde hiçbir değişiklik olmamıştı ama Bilgehan'da bayağı dağıtıldık.

Efendim, yanda gördüğünüz fotoğraf benim son özgür saatlerime ait. Karnımdaki de yastık falan değil 9,5 ay boyunca doğmayan Metehan bebeğin ta kendisi.

O herşeyden habersiz son saatlerden sonra:

-Sakin ve sabırlı olmayı öğrendim.

-Suçluluk duymayı öğrendim.

- İki çocuğu giydirip hazırlayıp en pratik şekilde yarım saat içinde hazırlanmayı öğrendim.

- Yanımda bağıran çocuklar varken duymazdan gelmeyi öğrendim.

- Her yeni bir şey öğrenmeye çalıştıklarında işlerine karışmamak için kendimi tutmayı öğrendim.


- Uzun ve dolanbaçlı sonu bir yere varmayan lâfları bile dinlemeyi öğrendim.

- Aynı şeyi sinirlenmeden 20 kere anlatmayı öğrendim.


- Annemin bana olan sevgisini yanında benim ona karşı olan kocaman sevgimin bile nasıl yetersiz kaldığını öğrendim.


- Hayatta hiç önem vermediğimiz bir çok şeyi nasıl uğraşarak kazandığımızı öğrendim. ( elimizi ağzımıza götürmekten, adım atmaya kadar)

-Bir çocuğun sihirli öpücüğünün her derde deva olduğunu öğrendim.

- Ağzımdan çıkacak her sözü, yapacağım her hareketi bir kere daha düşünmeyi öğrendim.

- Ve o kadar gürültü, patırtı, koşuştumacalı günlerin arasında onların uyuduğu ya da sessizce oyalandığı 15 - 20 dakikalarda 15-20 dakikanın ne kadar uzun olabildiğini öğrendim.

- Kendim için değil ama onlar için hayatta kalmam gerektiğini öğrendim.

- Kaçamaklarda keyif yapmayı öğrendim.

- Karasevda neymiş onu öğrendim.


Daha kim bilir neler öğreneceğim. En güzel, masum, tatlı öğretmenlerim benim.