Sabah dört buçukta kalkıp Can'a kahvaltı hazırladım, sonra yine cumburlop yatağa döndüm.
Dokuz buçuğa doğru yeniden uyandım. Bu aralar öyle çok rüya görüyorum ki, inanılır gibi değil.
Sessizlikte çayı ısıtıp bayat bir simiti ekmek kızartma makinasında kızartarak kahvaltımı yaptım. Çayımı alıp balkona geçtim biraz.
Dün squat yaptığım için Sürahi Hanım gibi yürümekteyim bugün. Her yanım ağrıyor.
Sosyal medyada pek uzun oyalandıktan sonra instagrama koyacağım yeni kitabın videosunu çekip ilk sayfasını okuyup bir de yazdım. @herkitapbirmacera benim terapi hesabım. Onunla uğraşmak ruhuma iyi geliyor.
Bloğumun yorumlarına cevap yazdım sonra. Ne zamandır biraz aksatıyorum o işi.
Annemle konuştuk. Market siparişi verdim. Haftada en az iki kere veriyorum sanırım sipariş. En çok da içecekler yer tutuyor.
Öğlen oldu bu arada. Kalan bayat simiti doğrayıp üzerine yumurta kırarak oğlanlara kedi yemeği yaptım. (Babamın beybabası [dedesi] bunu pişirttirip mahalledeki kedileri beslettiği için adı öyle kaldı bizim sülalede)
Dün akşamdan kalan mısır patlatma tenceresi (ağır cam kapaklı yayvan seramik tencerede patlatmayı akıl ettiğimden beri temizliği çok kolay oluyor, çelik tencerede patlatırken tencereye yapışan yağları sürte sürte geçiremezdim), pilav tenceresi, yok sos yaptığım tava falan yıkanmayı bekliyordu. Bulaşık makinasını boşalttım önce. Sonra bulaşıkları yıkayıp tezgâhı boşalttım zira market alışverişi gelince hâlâ yıkıyorum ben :/
Balkondaki çamaşırları topladım. Biraz yapbozun başında oturdum. Siparişim geldi. Tekrar kös kös mutfağa yöneldim tabi. Verdiğim paraya baktım, gelen eşyaya baktım. Allah sizi inandırsın bit kadar peynir, on yumurta, üç paket süt. Yemeklik tek şey bunlardı. Kâğıt havlu, ice tea, kola, gazoz, soda. Başka da bişey yok.
Çayımı alıp balkona geçtim. İnstagram hesabında 499 olmuştu takipçi, dur bakiim 500 kim olacak derken baktım 475 e inmiş. Oturup bir saat temizlik yaptım. Beni takip edip de sonra silen bütün numaracıları sildim listemden. Herkesin bir takıntısı var, benimki de bu. Çook sevdiğim bir sürü bloğu gelip bir yorum yazmadı diye takibi bırakmışlığım vardır. Bir yerden sonra olayı terbiyesizlik olarak algılamaktayım.
Saat üç olmuş o arada. Aslen oğlanların odasında dün başladığım temizliği sürdüreceğim güya. Yemek vakti yaklaştı. Yeniden mutfağaaaa. Aaaaaaaaa.
Geceden buzluktan çıkarttığım tavuk sote ile pilav koydum ocağa.
Şu anda onlar pişiyor. O arada ben şeyler atıştırdım. Şimdi kitaptan alıntıları yazacağım. Bir de spor yapsaydım iyiydi ama bilmiyorum. Oğlanların raflarınu boşaltırken kol çalışmış olurum belki. Şu kol çalışma işini her gün yapmam gerek aslında, sallanan kollardan nefret etmekteyim. Bu yaz yıllardan sonra ilk defa kolsuz giymeye başladım, geçen senelerdeki kadar kötü durmuyor ama yine de sarkık.
Evet, ocağın altını kapattım. Bugün de yemek işini hallettim çok şükür. Yarına Allah kerim.
Saat 16.00 oldu. Şu anda Bilgehan ile notaları konuşurken notaların isimlerinin nereden geldiğini araştırdım biraz. Çok ilginçmiş :)
Bilgiç yine nefes almadan konuşma moduna geçti. Bu çocuğu evde tutmak tam bir işkence. Sürekli birilerine bir şey anlatması gerek. Şimdi de Bülbülü Öldürmek konuşuyoruz :D Şu anda George Floyd'dan Amerika başkan adayına kaydık. Amerika ekonomisini irdelemekteyiz. Derken içeri Metehan girip aldığım şekerin karpuz tadının olmadığından yakındı. Ve Bilgiç o arada Take On Me 'nin müziğine nasıl geçti bilmiyorum.
Evet, 16.30. Beynimi alt üst eden yarım saatlik sohbetten sonra gidip şu alıntılara bakayım artık.
Hâlâ okuduğuna inanamıyorum :D
Valla bravo :)