Çıtır çerez gibi okuduğum Gölgelerin Efendisi'nden sonra Cherub serisinden okumadıklarıma başladım. Ajan olan küçük çocuklarla ilgili bir kitap bu. Sanırım şimdilik dokuz kitabı çevrildi türkçeye. Bu serinin bir güzel tarafı da dünyada yaşanana bir çok şeyle ilgili fikir verip çocukları bilgilendirmesi bence. Okuduğum kitapta kaçırılıp çalışmaya zorlanan kızlar vardı örneğin.
Çocuklarla aynı kitapları okuyunca , kitap hakkında sohbet ederken birçok şeyi konuşabiliyorsunuz. Durup dururken söylenen sözler ve nasihatlardan daha etkili oluyor. Aynı zamanda kitapta okuyup da hiç düşünmedikleri şeyleri düşünmelerini sağlıyorsunuz.
Hem de eğlenceli azizim :D Bu iki seriyi de tavsiye ediyorum.
Şimdi ben gidip yeni bir tanesine başlayayım...
21 Şubat 2013 Perşembe
20 Şubat 2013 Çarşamba
Birincisi Düştü Bile :-)
Düştü de nereye gitti kardeşim? Ne zaman havaya düşse buz gibi bir gün oluyor, hayır bak o kadar bekliyoruz ayıp olmasın diye bir iki derece fark etse bari :-)
Not:"Cemre, İlkbahar başlangıcında yedişer gün arayla önce havada sonra su ve toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık artışı. Arapça olan sözcük kor durumunda ateş anlamına gelir" demiş vikipedi , bunu da belirtelim arada hiç olmazsa bilgilendirici bir yazı olsun.
Not:"Cemre, İlkbahar başlangıcında yedişer gün arayla önce havada sonra su ve toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık artışı. Arapça olan sözcük kor durumunda ateş anlamına gelir" demiş vikipedi , bunu da belirtelim arada hiç olmazsa bilgilendirici bir yazı olsun.
Kendime Not
Rejim yaparken diyet bisküviler cazip gelmiyorsa anla ki yeterince aç değilsin kendini kandırıyorsun. Sonra " Vay niye kilo vermedim?" , " Neee kilo mu aldım!" deme...
19 Şubat 2013 Salı
Gölgelerin Gücü Adına :)
Sonra bunu aldım. Hayat hikâyesi biraz, biraz hüzün..
Sonra bununla devam ettim, sıkıştırılmış düşünce bombaları gibiydi. Yavaş yavaş ilerledi. Ara sıra alınıp karıştırılmak için el altında durmalı.
Derken sıra buna geldi. Hayatın içinden hüzünlü, durağan öyküler, arada dili argoya gidiyor ki sevmiyorum öylesini.
Ama bu kadar üstüste gelince içime sıkıntı bastı... Hayat bu kadar da bunaltıcı değil yahu.
Metehan'ın en sevdiğim serisinin dokuzuncu kitabını okumamıştım henüz, onu aldım elime, oh be, at üstünde gidip okla kötü adamları haklamak varmış :-D (Bknz )
18 Şubat 2013 Pazartesi
Anadolu Kartalları
Seyrettiniz mi bu filmi?
Ben dün akşama kadar seyretmemiştim. Bir yanım izlemek istiyordu istemesine de diğer yanım kaçıyordu izlemekten. Ne bileyim, hoşuma gitmeyeceğinden çekinmek mi denir, gerçeğe uzak olacağını düşünmek mi, öyle karışık duygular içindeydim. Ama korktuğum başıma gelmedi.
Hem filmi seyrettim, hem zamanda yolculuk yaptım.
Son sınıf öğrencisi Can geldi gözümün önüne. Sağlık muayeneleri, sinizüt ameliyatı. Bir senenin sonunda İzmir'e yolcu ettiğim, aklı İstanbul'da kalmasın diye ayrıldığım. Ama yine de her fırsatta birbirimizden haber almalarımız. Ders çalışmaları, kırmızı alma korkuları, yalnıza gitme heyecanlar... Islatılmaları... Brövelerini takmaları...
Sonra Konya... Oradan mezuniyet ve nereye gideceğim heyecanı...
F5i ile mutlu bir adam :D
Yıllar sonra evlenip Çiğli'ye gitmemiz. Bütün yaşananların bu defa öğretmen kısmına geçmemiz.Can'ın en büyük korkusunun uçakta istifra eden öğrenci olması :D Ha ha ha onca tehlikeli işin arasında en korktuğu gerçekten de buydu:D Mezun olanlarla mutluluğumuz, elenenlere üzüntümüz.
Bir de kaybettiklerimiz var ki gencecik, pırıl pırıl...
Dün oraları gördüğümde kokusu geldi burnuma ağaçların, taze kesilmiş çimenin... Burnunda tütmek deyimi buradan mı çıkmış ki?
Yeşil tulumu bile özlemişim. (Tabi her gün gömlek ütülerken bu özlem daha da artıyor :)
Yalnız ben öyle sevgilisi uçacak diye üzülenini görmedim anacım :) O yukardaymış da ben aşağıdaymışım da, pöh. Tono atmak nedir bilirim ben, tembel sekizi, virile girmeyi :) Sabah yürüyüş yaparken Yalova'ya gitmekte olan T41 leri sesinden tanırım daha görmeden. Kumandaları alıp uçmadım bir, aman canım, onu da yapan bir adam yeter bir eve :D
Çiğli'deki jübilemizden bir iki fotoğrafla noktalıyorum bu yazıyı, zira bitirememekteyim deminden beri :D
Ben dün akşama kadar seyretmemiştim. Bir yanım izlemek istiyordu istemesine de diğer yanım kaçıyordu izlemekten. Ne bileyim, hoşuma gitmeyeceğinden çekinmek mi denir, gerçeğe uzak olacağını düşünmek mi, öyle karışık duygular içindeydim. Ama korktuğum başıma gelmedi.
Hem filmi seyrettim, hem zamanda yolculuk yaptım.
Son sınıf öğrencisi Can geldi gözümün önüne. Sağlık muayeneleri, sinizüt ameliyatı. Bir senenin sonunda İzmir'e yolcu ettiğim, aklı İstanbul'da kalmasın diye ayrıldığım. Ama yine de her fırsatta birbirimizden haber almalarımız. Ders çalışmaları, kırmızı alma korkuları, yalnıza gitme heyecanlar... Islatılmaları... Brövelerini takmaları...
Sonra Konya... Oradan mezuniyet ve nereye gideceğim heyecanı...
F5i ile mutlu bir adam :D
Yıllar sonra evlenip Çiğli'ye gitmemiz. Bütün yaşananların bu defa öğretmen kısmına geçmemiz.Can'ın en büyük korkusunun uçakta istifra eden öğrenci olması :D Ha ha ha onca tehlikeli işin arasında en korktuğu gerçekten de buydu:D Mezun olanlarla mutluluğumuz, elenenlere üzüntümüz.
Bir de kaybettiklerimiz var ki gencecik, pırıl pırıl...
Dün oraları gördüğümde kokusu geldi burnuma ağaçların, taze kesilmiş çimenin... Burnunda tütmek deyimi buradan mı çıkmış ki?
Yeşil tulumu bile özlemişim. (Tabi her gün gömlek ütülerken bu özlem daha da artıyor :)
Yalnız ben öyle sevgilisi uçacak diye üzülenini görmedim anacım :) O yukardaymış da ben aşağıdaymışım da, pöh. Tono atmak nedir bilirim ben, tembel sekizi, virile girmeyi :) Sabah yürüyüş yaparken Yalova'ya gitmekte olan T41 leri sesinden tanırım daha görmeden. Kumandaları alıp uçmadım bir, aman canım, onu da yapan bir adam yeter bir eve :D
Çiğli'deki jübilemizden bir iki fotoğrafla noktalıyorum bu yazıyı, zira bitirememekteyim deminden beri :D
17 Şubat 2013 Pazar
Engin Varol (17 Şubat 1949)
ben ressam engin varol. öncelikle seçtiğiniz bu tablo için sizi kutlarım. hangi kritarle hareket ettiniz bilemiyorum ama iyi bir göze sahipsiniz. bu tablom pera palas oteli agatha CHRİSTİE nin 1926 lı yıllarda kaldığı 411 nolu odada kalarak yaptığım 102 tablolarımdandır, ne yazık ki ülkemizdeki kolleksiyonerler. sanatla uğraşanlar ve de galeriler resim nediri sorgulayamamışlardır. tek kriter imza kime aittir. yani kazanç, zaten sanat geçmişi incelendiğinde de herşey ortadadır. sanatcı para için resim yapmaz, yapamaz. yaparsa 0 ressamdır, tabloyu duvara asmak sadece başlangıçtır. asıl olan GİZ dir, gerçek sanat eserlerinde olduğu gibi,
Bugün doğanlar köşesinde iki yıl önce yayımladığım bu resme Engin Varol'un yaptığı yorumu aktarıyorum olduğu gibi :) Kendisine teşekkür ediyorum. Sanat dolu nice yıllara...
Bu Sabah
Kapalı , soğuk ve puslu bir gün var İstanbul'da. Ama yine de renkli birşeyler bulurum belki diyerek sabah bakkala giderken aldım makinamı yanıma :)
Önce balkonda ilk deneme :)
Bu sarı papatyalar her gördüğümde içimi açıyor.
Afacan kuşlar :)
Bahar dalları açmaya başlamış bile.
Annem bana pencereden el sallıyor :D
Yine afacan kuşlar. Filbahrinin dallarının arasını pek seviyorlar. Bu arada o da yaprak vermeye başlamış.
Martılardan biri bir dal parçası mı kapmış ? (Dikkatli bak bakalım:)
Nedense plastik rengârenk toplar hep mutlu eder beni.
Yürüyüş parkımdan bir görünüş.
İşte filizlenmiş başka yapraklar.
Arada bir kırmızılık mı çarptı gözüme?
Oooo bu ağaç bayağı yapraklanmış (Çam ağacından bahsetmiyorum tabi:)
Bu merdiven hep çok hoşuma gitmiştir.
Kapının önündeki saksıda duran lahanamsı yapraklara mana verememiştim ama geçen gün açtılar. Gerçi ben çekemeden büyük çiçeği kopartmışlar, arada minicik birşey kalmış.
Kışın renkli süsü.
Hımm ne güzel bir balkon bu :) (Çok objektifimdir:)
Bizim apartmanın ilk gittiğimde beni cezbeden yeşilliği :)
Bu sabah benim gördüklerim bunlar. Siz de bakın bakalım neler bulacaksınız :D
Herkese günaydın.
Güneşiniz olsun gönlünüzde....
Önce balkonda ilk deneme :)
Bu sarı papatyalar her gördüğümde içimi açıyor.
Afacan kuşlar :)
Bahar dalları açmaya başlamış bile.
Annem bana pencereden el sallıyor :D
Yine afacan kuşlar. Filbahrinin dallarının arasını pek seviyorlar. Bu arada o da yaprak vermeye başlamış.
Martılardan biri bir dal parçası mı kapmış ? (Dikkatli bak bakalım:)
Nedense plastik rengârenk toplar hep mutlu eder beni.
Yürüyüş parkımdan bir görünüş.
İşte filizlenmiş başka yapraklar.
Arada bir kırmızılık mı çarptı gözüme?
Oooo bu ağaç bayağı yapraklanmış (Çam ağacından bahsetmiyorum tabi:)
Bu merdiven hep çok hoşuma gitmiştir.
Kapının önündeki saksıda duran lahanamsı yapraklara mana verememiştim ama geçen gün açtılar. Gerçi ben çekemeden büyük çiçeği kopartmışlar, arada minicik birşey kalmış.
Kışın renkli süsü.
Hımm ne güzel bir balkon bu :) (Çok objektifimdir:)
Bizim apartmanın ilk gittiğimde beni cezbeden yeşilliği :)
Bu sabah benim gördüklerim bunlar. Siz de bakın bakalım neler bulacaksınız :D
Herkese günaydın.
Güneşiniz olsun gönlünüzde....
16 Şubat 2013 Cumartesi
Havaydı Suydu Derken
Dün sıkılıp durmuşum.Kızdım kendime.
Bu sabah abuk subuk düşüncelere dalmak yok diye kendime öğüt vererek uyandım. Ne zaman tembellik modunda olsam peşinden bunalım modu geliyor.
Hava kapalı olsa da senin havan yerinde olsun diyerek kalktım, kalkar kalkmaz ayağımı yatağa çarpmamı bile göz ardı ettim.
Oğluşlara (Ay oğluşluk halleri mi kaldı koca danaların, alışkanlık işte:) patates kızartmalı sandviç yaptım okulları için. Metos sonra çıkacaktı, gitarını sırtına takan Bilgiç'le yola koyulduk.
Onu bıraktıktan sonra minübüste müzik dinleyip aheste aheste yürüdüm eve. Anneme uğrayıp gazetesini verdim. Geçti geçti dedim, grip olmuş. Markete girdim alışveriş yaptım. Eve döner dönmez çayın altını açtım.
Şimdi gidip çayımı alacağım. Belki balkonda belki cam kenarında sessizliğin tadını çıkartacağım.
Peşinden evimle ilgileneceğim, uf puf diye değil keyifle yapacağım bunu. Evimi seviyorum. Sağda solda oğlanların bıraktıklarına sinirlenmeden gülümseyerek toplayacağım. Ne kadar daha benimle olacaklar ki?
Internetten Pentagram şarkılarını indireceğim bir ara, cümbür cemaat konserine gitmeden dinlemek için.
Yeni yapboza başlayacağım.
Aldığım karamsar hikâyeli kitaplara ara verip çocukların maceradan maceraya koşan heyecanlı kitaplarına dalacaģım biraz.
Bu benim hayatım.
Sıkılmaktan sıkıldım, biraz keyif yapayım :)
Ooo siz hâlâ uyuyor musunuz yoksa?
Günaydın :-D
Tatlı bir haftasonuna açılsın sabahımız...
Bu sabah abuk subuk düşüncelere dalmak yok diye kendime öğüt vererek uyandım. Ne zaman tembellik modunda olsam peşinden bunalım modu geliyor.
Hava kapalı olsa da senin havan yerinde olsun diyerek kalktım, kalkar kalkmaz ayağımı yatağa çarpmamı bile göz ardı ettim.
Oğluşlara (Ay oğluşluk halleri mi kaldı koca danaların, alışkanlık işte:) patates kızartmalı sandviç yaptım okulları için. Metos sonra çıkacaktı, gitarını sırtına takan Bilgiç'le yola koyulduk.
Onu bıraktıktan sonra minübüste müzik dinleyip aheste aheste yürüdüm eve. Anneme uğrayıp gazetesini verdim. Geçti geçti dedim, grip olmuş. Markete girdim alışveriş yaptım. Eve döner dönmez çayın altını açtım.
Şimdi gidip çayımı alacağım. Belki balkonda belki cam kenarında sessizliğin tadını çıkartacağım.
Peşinden evimle ilgileneceğim, uf puf diye değil keyifle yapacağım bunu. Evimi seviyorum. Sağda solda oğlanların bıraktıklarına sinirlenmeden gülümseyerek toplayacağım. Ne kadar daha benimle olacaklar ki?
Internetten Pentagram şarkılarını indireceğim bir ara, cümbür cemaat konserine gitmeden dinlemek için.
Yeni yapboza başlayacağım.
Aldığım karamsar hikâyeli kitaplara ara verip çocukların maceradan maceraya koşan heyecanlı kitaplarına dalacaģım biraz.
Bu benim hayatım.
Sıkılmaktan sıkıldım, biraz keyif yapayım :)
Ooo siz hâlâ uyuyor musunuz yoksa?
Günaydın :-D
Tatlı bir haftasonuna açılsın sabahımız...
15 Şubat 2013 Cuma
Keşke 30 Olsam :)
Ha ha ha filmin ismini yazarken bir an gerçekten de böyle bir dilek dileyebileceğimi fark ettim :D
Biraz önce ütü yaparken izledim yeniden.
Ütü yapma filmlerim vardır benim. Daha önceden de izlediklerimi ve hoşuma gidenleri özellikle seçerim ki kanal değiştirmek zorunda kalmadan , ütü yapmayı bırakıp filme dalmadan işime bakabileyim :D
Filmi izlerken unuttuğum ne çok şey olduğunu düşündüm. Balık hafızasındangillerden olduğumdan zaten meyilliyim unutmaya.. Çoğunlukla işime de yarar bu unutmalar. Ama bazı şeyleri unutmasak, bazı heyecanları hep duysak keşke.
Önce şarkılar sonra filmler, üzerime gelmeyin kardeşim :D
I'm Free
Nostalji serim devam ediyor:-D
Herkese günaydın.
Unutmayın bugün " Yaşasın Cuma " :)
Özgür olduğumuzu unutmadığımız, harika bir güne açılsın sabahımız....
Herkese günaydın.
Unutmayın bugün " Yaşasın Cuma " :)
Özgür olduğumuzu unutmadığımız, harika bir güne açılsın sabahımız....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








